durduk yere bazı kelimeleri sayıklarım. bugün sürekli, 'neden, neden, neden?' derken buldum kendimi, neyi sorduğumu bile bilmiyorum. bilinçaltı sisteminin çok karmaşık olduğuna inanıyorum. bir şeyin cevabını merak ediyorum ama soruyu bilmiyorum. daha da kötüsü olabilirdi, yanlış soruyu sorabilirdim. bir keresinde şey yazmıştım, 'yanlış sorular doğru cevapları öldürür.'
bugün aşık değilim, aşk gibi değil, ama birinden çok hoşlandığımı fark ettim. bu his bende şöyle zamanlarda ortaya çıkar, kedim ilk eve geldiğinde ona karşı mesafeliydim, hastaydı ve ameliyat oldu, onu sonsuzluk kadar sevdiğimi fark ettim. biri kendisine dair, bir acı yaşıyor. onun yanında olmak istediğimi fark ediyorum, böylece bunun hoşlantı olduğunu anlıyorum. benim sevgim bakım vermekle yan yana duruyor.
lisede, yaklaşık olarak yirmi yıl önce arkadaşım bana 'sevgin de nefretin de adam öldürür senin.' demişti. arkadaşıma artık kimse ölmüyor, demek isterdim. ben artık iyi bakma telaşındayım. artık kimseyi kalbinden bıçaklamıyorum.
doktorum, içimde var olan ve bir yere koyamadığım sevgiyi bölüştürmem gerektiğini düşünüyor. onu seviyorum, marcus aurelius'u seviyorum, hafif güneş alan balkonumu seviyorum, kitaplığımı seviyorum, pijama takımımı seviyorum, yeni doğan bebeği seviyorum,.. hayır kırk tane daha sayacağım ve sonunda şunu söyleyeceğim, sevgim hiç azalmıyor, o kap hiç boşalmıyor da.
ben eskiden böyle biri değilim'le ben şimdi böyle biriyim'in karşılaşması, böylece rüyalarıma girdi. geçmişten birileri suratıma kapılar çarptı. ben bir şeylerin peşinden gittikçe o şeylerle arama kapılar girdi. böylece şu sözü tekrar anımsadım, kolayca geçmişe dönebilirsin, ama artık orada kimse yok.
yaşananların, yaşadıklarımın, maruz kaldıklarımın kabuslarıma girmesi ilaçlarla başladı ve ilaçları bırakınca bitecek. ben yine sersem uykulardan uyanacağım. iyi tamam, şu çiçeği de seveyim diyeceğim, sevgim tükenmeyecek. birine iyi bakma hissinden kurtulmak istiyor da değilim, sanki beni ben yapan şeylerden biri de bu.
telaşımdan, heyecanımdan, yüksekliğimden kurtulmak istiyor da değilim, sadece bunları rahatça emanet edebileceğim bir dolabım yok.
taşıyorum, taşarak yaşıyorum.
kendi hayatımı her gün yeniden anlamlandırıyorum.
bu aralar durmayı ve yavaşlamayı öğrenmek istiyorum.
böylece niyetimi buraya koyuyorum.