kafamın içinde hiçbir ses yok

pixel skylines

JBB: An Artblog!

titsay
ojovivo

shark vs the universe
Claire Keane

No title available
we're not kids anymore.
Xuebing Du
NASA
noise dept.
No title available
cherry valley forever
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
🪼
Monterey Bay Aquarium
No title available

#extradirty
Jules of Nature

祝日 / Permanent Vacation
seen from Thailand
seen from Germany

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Finland

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Germany
seen from Australia

seen from Czechia
seen from Türkiye

seen from United States

seen from Singapore
@ayanbeyanaptal
kafamın içinde hiçbir ses yok
anlam ararken, anlamsızlığa doğru deli gibi koşuyorum
artık buluşmalı tüm aşıklar henüz sağken
jane eyre, cary joji fukunaga, 2011
şu hayatta hakkını verebildiğim tek şey beklemektir
leila, seni hep hatırlayacağım
verdiğim nefesler irrasyonelleşti artık ölümden bahsetmek istemiyorum sevgilim ne bileyim psikolojik terimlerden içsel huzurdan politikadan ve anneliğinden askıda duran lacivert gömleğimden ve seksenlerin darağaçlarından bebeğim
babam sigortan olsun dedi dinlemedim bir şair tanıdım yirmi yaşlarında esmer matematiğe en uzak meslek diyordu saçlarını örmek ve şiir yazmak için sonra kiralık ev bakmaktan vazgeçip akıbeti belirsiz dualara yerleştim zaten
tek paket tütün aldım haftada ve yırtmadan katlamaya özen gösterdim çarşafları bir mavilik kaybedip aramadım parayla pek bi ehemmiyetim kalmadı selim abi var çay ocağında askerden yeni geldi şerefine iki çay bir oralet içtik bugün yetti siz bilmezsiniz babamın yazıhanesinde meşhurdu oralet içtin mi ruhunda iz bırakırdı onun da sırtı kamburlaştı şimdi artık çocukluğuma da eskisi kadar inanmıyorum ama annem hala patates kızartınca her şeyin yoluna gireceğine inanıyor ben annemden sonra mutluluğumu da ekmekle yemeye başladım alışkanlık
ilk otobüsüme erken binmiştim kaybolma lüksüm yoktu beşyüzbindi öğrenci ve paso’n nerde diye bağırırdı şöförlerin gözleri yani bilmem kaç yaşlarında çarpım tablosunun ezberinden kaldığım gün kaç kişinin buğusuna saklandığını belli etmeyen titrek camlarda hiçbir şey düşünmemeyi öğrettiği için üç dakikalığına ya da her şeyi anlamayı sunduğu için ömür boyu daha çok sevdim beni yüzüne tükürülecek bir parayla mahalleme servis eden adamı öğretmen denen kutsal varlıktan iyi oldu tabiatım on kasımlarda zorla üzülmeye alışmamıştı zaten
ama dillendirmedim bu mevzuyu o aralar lâik bir devlettik babamın siyah sakallarını silgiyle sildiler o zamanlar ordan biliyorum sıkı tembihlenmiştim hep ilk teneffüslerde yerdim ekmek arası yalnızlığımı isteyip pişman olmanın adını büyümek koydum sonra allah biliyor ya cebimiz para gördü ama biz ekmeği hiç azaltmadık
şimdi ne zaman titrek bir camla rastgelsem hohlayıp çocukuğumu yazarım yani babam genellikle sabah namazlarında daha naif bir insan olur annem hep yoluna gireceğine inanır her şeyin ben bir şair tanırım yirmi yaşlarında esmer çözülmeyecek tek denklem der saçlarını örmek ve şiir yazmak için, eminim!
sevgi neydi ?
sonra dedim, bu dünyaya zaten gülmek için gelmemiştik ki.
ve birgün şiir adam, şiir gibi bir kadına aşık olur. bana düşen ise koca bir hüzün.
ben ne kadar anlatsam, sanki söylemekten kaçındığım bir şeyler varmış gibi olacak.
yağdın yağacak. .