Arkadaşlar Maceo Plex konserine 2 tane bilet var elimde. Aldığım fiyatın altında satmak niyetindeyim. Gitmek isteyen olursa tek ya da çift olarak verebilirim.
Monterey Bay Aquarium
we're not kids anymore.
Show & Tell
i don't do bad sauce passes

#extradirty

祝日 / Permanent Vacation
ojovivo
No title available
Claire Keane
Game of Thrones Daily

Origami Around
he wasn't even looking at me and he found me

ellievsbear
h
Mike Driver
hello vonnie
AnasAbdin
Xuebing Du

Kaledo Art
Lint Roller? I Barely Know Her

seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Belgium

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from New Zealand

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Sweden
seen from Malaysia

seen from Israel
seen from Canada

seen from Canada
@aysinirimbozuldu
Arkadaşlar Maceo Plex konserine 2 tane bilet var elimde. Aldığım fiyatın altında satmak niyetindeyim. Gitmek isteyen olursa tek ya da çift olarak verebilirim.
Yarın kontrol pet ct raporumu alacağım. Çok korkuyorum.
Bir şekilde içimden atmam lazımdı.
Sabaha kadar bu konuyla ilgili kötü kötü rüyalar gördüm. Hiç de içimden atamamışım korkuyu 🙄
Fakat sonuç pırıl pırıl tertemiz çıktı. İçimdeki coşkuyu tarif edemiyorum. 🥳🤞🏻
Çok değil geçen sene arkadaş grubumuzla toplanır kahkaha atmaktan yanaklarımıza ağrılar girerek sabaha kadar birlikte kaliteli zaman geçirirdik.
Şimdilerde kırk yılın başı toplanıp, ekonomi, kadın cinayetleri, dolandırıcılıklar, deprem ve zedeleri, ülke siyaseti, Amerika seçimi olası etkileri ve tabi bolca virüs ve sosyolojik etkileri gibi sikik sokuk konulardan kendi canımızı bolcana sıkıp Cumartesi gecesi 11’de “geç oldu artık” deyip dağılıyoruz.
Ha bi de artık onların evlenmesi, tektaşlar, evlilik teklifleri gibi konular da var.
Napıyonuz lan kaynatasızlar? Hala düşüyor mu burdan? ahshjdjdjkxkfks
Kendime doğru bir yolculuktayım. Çok yol kat ettim. Önümde daha uzunu var. Sonsuzluk gibi geliyor. Belki de sonsuzluktur. Zorlu yokuşları, hızlı inişleri, bazen tatlı bazen sıkıcı düzlükleri var. Ama ben hepsine gönüllüyüm. Zamansızlığın içinden geçen ruhumla bu hayatta ben de varım. Yerimi kendim yaptım. Yatağım sırtımda.
İnsanın kendini koşulsuzca sevmeyi öğrenmesi ne büyük bir çaba gerektiriyor, ne kadar yorucu ve yıpratıcı?!
Neden topluma, çoğunluğa, bütüne uymak isteriz?
Neden insanız?
Günbatımları, gece yarısı kahkahaları, çiçek açmış portakal ağaçları arasında yürüyüşler, ay ışığında denize girmek, sevgiliyle film izlerken uyuya kalmak, uzun kumsal yürüyüşleri, çimenlerde uzanmak...
Kelimenin tam anlamı ile yıllardır, babamdan gelen, babamın bana olan sevgisini kabul etmeye çalışıyordum. Babamın 2019’da vefat ettiğini de belirtmek isterim. İlk kez bunun şifalandığını hissettim. Onun kalbinden çıkan; yaklaşık ananas büyüklüğünde beyaz ışık topunu benim ellerime verdi ve ben kalbime aldım. Ben de ona kendi göğsümden sarı/yavruağzı/kırmızı tonlarda bir ışık demeti verdim. O da kendi göğsüne aldı bunu. Ve resmen içimin gülümsediğini, aydınlandığını hissettim. Bu konuyla ilgili, özellikle sevgi kabul etme ile ilgili tüm blokajlarımın temizlendiğini hissettim. Muhteşem bir histi.
Meditasyonlarımda yine bayağı derinlere dalıyorum.
Acaba bugün hissettiğimi sizinle paylaşsam mı diye düşünüyorum şu an. Paylaşacağım galiba. Çünkü sizle bir bağım yok.
Karantinada normalden farklı yaptığınız bir şeyler var mı?
Misal ben sevmediğim için giymediğim, bu yüzden hiç eskitemediğim, yıllardır çekmecemde duran külotları giyiniyorum sürekli ki eskisinler de atayım.
Kendime nasıl daha iyi davranabilirim ki? Zamansızlığımın içinde daha çok vakit ayırdığım ilgi alanlarıma kayıtsız bir ilgisizlik içindeyken ve değil kendime hiç kimseye faydalı bir şey yapmıyorken, umutsuzca iletişim/etkileşim isteği içindeyken ve telefonumun bataryasını öldürecek kadar ekran bağımlısı olmuşken kendime daha ne kadar müsamaha gösterebilirim?
Evde olmakta bir sakınca görmüyorum ama iletişim olayının teknolojiyle sınırlandığı şu günlerde; ister saçma bir konuda, ister saatler süren derin mevzuularda konuşmalar veya sığ espriler yapabileceğim, kahkahalar eşliğinde ya da hıçkırıklar içinde sohbet kurabileceğim biri olabilirdi.
Var mı buralarda canlanma?
what's your type ?
someone who wants me as much as I want them
Başıma bi’ şey gelmeyecekse...
Sanırım ülke sınırlarında Atiye dizisini beğenmeyen tek kişi benim.
Google translete te yazılmış senaryo, iyi potansiyeli olduğunu bildiğim oyuncuların kötü yönetilmesi ile felakete dönüşmüş. Çıldırayazdım.
Hikaye eh işte.
Yan karakterlerin oyunculuğu başrollerden görece daha iyi (bknz. Atiye’nin ailesi ve Ozan).
Görüntü yönetmeni, kamera açıları ve renkler (özellikle renkler) çok iyi.
İkinci sezonu tabii ki izlerim ama bu beğendiğim anlamına gelmez.
Ya bi caps/meme vardı.
Bi adam su kaydırağı gibi bişide tek başına.
Altında “when no one came to group evet but you go anyway because you determined and independent” benzeri bir şey yazıyordu. Bulamıyorum. Yakınlarınızdaysa lütfen lütfen lütfen...
İnsanlara en öğretemediğimiz şey kendini sevmek. Sürekli gördüğümüz aynı tip insanlar bunu çok güzel anlatıyor. Kadınlarda aşırı zayıflık, çökük yanaklar, şişirilmiş dudaklar ve çıkık elmacıklar... Erkeklerde biceps, adonis, sakal vs. Herkes daha çok birbirine benzeyince daha mutlu oluyor. Ve benzemediğinde kendini sevmiyor.
Kendini sevmek için şart koşuyor. Kendini şartlı seven insanlardan başkalarını koşulsuz sevmesini beklememiz ise imkansızı beklemek oluyor.