'gün geçtikçe sahtelişiyormuşum gibi hissediyorum. -miş gibi yapmaktan gerçek benliğimi kaybediyorum sanki. her şey yolundaymış, eksik yok, her şey tamammış gibi yapmaktan, eksikliğimi bile bilmiyorum sanki artık. ya da mutsuzluğun dibini bulmuşken gülümseyerekten, ne zaman gerçekten mutlu olduğumu bile bilmez hale dönüşmüşüm. kaç aydır gözümden yaş akmıyor, binlerce ağrıya, sızıya rağmen -mış ve -mişlerim yüzünden tek bir damla akıtamıyorum. bayram günü bu sözleri yazacak kadar benliğimi hissedemiyorum işte. ben kimim. beni benden nasıl çaldılar. ben olmak, sevilmeyeceğime o kadar inandırmış ki beni, şu yaşımda hâlâ benliğimden korkuyorum. düşünsene. nefesim kesilmişken, kahkaha attım ben. canımı yakan cümleleri işitirken, gülümseyip evet ya diyerek gülmelerine eşlik ettim ben. sahiden, sahteleşmiş olabilir miyim. bulunmak istemediğim ortamlarda bulunmaya devam ederekten, yapmak istemediğim her şeyi onlar istiyor diye yapmaktan. zevk aldığım herşeyin artık beni içten içe çürütmesi neye işaret mesela. gerçekliğimin artık yok oluşuna mı işaret bu. ben, ben olmaktan çıktım mı. yoksa ben, ben olmaya çabaladığım için mi bunca fark edişlerim çoğaldı. tanımadığım insanların sözlerinin dahi bende günlerce yer edişi neden mesela. kırılır, üzülür dediklerimin beni paramparça edişlerine rağmen yüzlerine tebessümüm neden. bu -mişlerim niye çoğaldı. neden ben, benliğimi kendim dahi kabul edemedim. neden, benliğim sevilmedi, görülmedi, duyulmadı da ben, beni bulmak için, ruhumdan oldum. ben beni, ruhumu, hevesimi, gerçeğimi, -mişsiz yaşantımı bulmak için daha ne kadar yol gitmeliyim bilmiyorum. ama biliyorum. bu yol, beni serüvenin sonunda toprağa gömecek.