Faiz haram" diyen ülkelerde faiz rekor kırıyor. Ateist denilen ülkelerde faiz daha düşük.
Demek ki ekonomiyi inanç beyanları değil; hukuk, üretim ve güven yönetiyor.
Game of Thrones Daily

oozey mess

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe

titsay

Andulka

JBB: An Artblog!
trying on a metaphor

Janaina Medeiros
d e v o n
Claire Keane
KIROKAZE
Sade Olutola
we're not kids anymore.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
todays bird

No title available
AnasAbdin
Mike Driver
seen from United States
seen from Ukraine

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from Ukraine
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Canada
seen from Japan
seen from United States

seen from Türkiye
@baybaykus
Faiz haram" diyen ülkelerde faiz rekor kırıyor. Ateist denilen ülkelerde faiz daha düşük.
Demek ki ekonomiyi inanç beyanları değil; hukuk, üretim ve güven yönetiyor.
* Rte rövanş almanın ete kemiğe bürünmüş halidir. Reyisciler özdeşleşme histerisine gark olmuş vaziyetteler. Saray’da oturuyor, karisi 40 bin euroluk çanta takıyor demek beyhude. Kendi o sarayda oturmuş kadar, karısı o çantayı takmış kadar oluyor.
* Ekonominin kötüye gitmesi, eğitimin kevgire çevrilmesi, adalet duygusunun yok olması zerre umurlarında değil. O patates 20 lira olsa “dış güçlere inat reyisin yanındayız patates yiyen vatan hainidir” diyebilecek insanlar bunlar.
* Ekonomik kriz kendilerine getirir de demiyorum artık. Ancak Büyük Bunalım ölçeğinde bir sey yaşanırsa belki. Ama o durumda bile o hastalıklı sevgiden vazgeçmeyecek insanlar olacaktır.
* Bu güçlü lider tutkusunun beslendiği bir kaynak da Atatürk kompleksi. Bizim de bir Atatürkümüz, Atamiz olsun isteğiyle kendi süper kahramanlarını yaratmak. Bu imaji heba etmemek için memleketin satılmasına bile aldırmazlar. Öyle feci bir kompleks.
* Hep belirtirim ben bu zihniyetteki insanlarin içinde doğdum, büyüdüm. Bir akrabamız tuvalete giderken Anitkabir’deki çiçekleri sulamaya gidiyorum diyerek giderdi. Herkes geh geh gülerdi. Günlük hayattaki diyaloglara sızmış öyle bir nefret, öyle bir eziklik hali.
Şimdi düşünün devir onlarin devri. Fırsat ellerinde artık,reyisleri direksiyona geçmiş.Öyle bir ekonomik kriz oldu diye giderler mi? Bu manevi tatmin ağızları açlıktan koksa da uzun süre daha motive edecek onları.Onun için umutsuzsun diyenlere cevabım gerçekçiyim. Gerçek bu çünkü.
kesinlikle bir beka sorunudur...
***
Eğer bir ülkede beka sorunu varsa, o soruna nasıl ve kimlerin yönetiminde sürüklendiği biliniyorsa, yine de sorunun çözümü için aynı adresler 'kurtarıcı' olarak gösterilebiliyorsa, bu durum tartışılmaz bir beka sorunudur...
***
Her türlü hırsızın, namussuzun, arsızın, tokatçının bayrağı fon yaparak kendini savunması ve hiçbirine o bayrağın hesabının sorulmaması bir beka sorunudur...
***
Ekonomik sıkıntıların bunalıma dönüştüğü, işsizliğin, özellikle de üniversiteli işsizliğin patladığı bir düzende, alay edilir gibi, tamamen sübjektif kriterle yapılan mülakatlar, düşmanlık, kin ve öfke biriktiren bir beka sorunudur...
***
Bir yandan beka edebiyatı yapmak ama diğer yandan büyük işleri yine milletin neresine ne koyacağını iyi bilen bildik müteahhitler arasında paylaştırmaya devam etmek, halk zorluk içindeyken nimetleri hep aynı çevreye paylaştırmak, diğer yandan lüksten ve şatafattan vaz geçmemek bir beka sorundur...
***
Millî varlıklarımız tükenirken, geçtik buğdayı, nohudu, mısırı, artık saman ithal edecek duruma düşülmüşken, kimi milliyetçilerin bekayı algılama zorluğu bir beka sorunudur...
***
Dindarlığın itibar kaybetmesi, din ile ahlâk arasındaki doğrudan ilişkinin yok olması, muhafazakârlığın akıldan mahrum bir itaate dönüşmesi bir beka sorunudur...
***
Suyun, havanın, gazın, asfaltın, kaldırımların konuşulması gereken yerel seçimleri beka sorunuyla ilişkilendirmek ve bunun gerçekten böyle olabileceğine önce kendisini, sonra da milyonlarca taraftarını inandırabilmek dehşetli bir beka sorunudur...
***
Kimi tarikat ve cemaatlerin bir koalisyon ortağı gibi davranabilmeleri, kamuda güç ve yayılma mücadelesi vermeleri, iştahları açıldıkça daha çok istemeleri ve bunlara göz yumulması yakın tarihte olduğu gibi, bugün de, yarın da bir beka sorunudur...
***
Esas beka sorununu görmemek, zekâ sorunu değilse, ancak göz sorunudur...
Servet Avcı 2019
BU İŞTE BİR TERSLİK YOK MU?
02 Haziran 2026 00:01
Bu işte bir terslik yok mu? 23 yıllık çürümüş bir iktidar, ana muhalefet partisini ve onun Cumhurbaşkanı adayını veya muhtemel adaylarını, yargı yoluyla devre dışı yani seçim dışı bırakmaya çalışıyor. İktidar, belediye başkanlarına operasyon üzerine operasyon düzenliyor, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet gibi suçlamalarla ana muhalefeti toplum nezdinde yok etmeye çabalıyor.
Bu arada 23 yıldır iktidar tarafından yapılan yolsuzluklar, bunun sonucunda yurt dışındaki bankalara kaçırılan 100 milyarlarca dolarlık mili servet gündeme bile getirilmiyor. Oysa bu para yurt içinde kalsaydı, ne cari açık ne enflasyon olurdu! Yurt dışına kaçırılan paralar, çoğunlukla devlet halelerinden alınan yüksek oranlı komisyonlardan oluşuyor. Öyle ki komisyon alınmayan ihale yok gibi... Bunu dünyada bilmeyen yok ve zaman zaman gemilerle taşınan kayıt dışı bu paralara ABD tarafından el konuluyor!
***
AKP iktidarında (2003-2025 dönemi) toplanan toplam vergi gelirleri 4.5 trilyon dolar seviyesindedir. Bu rakamın ne kadarının yurt dışına kaçırıldığını, devlet ihalelerindeki komisyon oranlarından hesaplamak mümkündür. Komisyon oranları bazı ihalelerde yüzde 50’yi aşmaktadır!
İhaleler yandaş şirketlere verilmekte, böylece “alan razı veren razı” durumu devam etmektedir. Sadece beş şirkete verilen ihalelerin toplamı 20 yılda 418 milyar dolardır!
Köprü ve otoyol projelerinde şirketlere verilen araç geçiş garantisi, sözleşmelerde taahhüt edilen günlük veya yıllık araç sayısının altında kalınması durumunda Hazine tarafından aradaki gelir farkının firmalara ödenmesi sistemidir.
Dövize endeksli ve enflasyon artışlarına göre güncellenen bu ödemeler düzenli olarak bütçeden karşılanmaktadır. Şehir hastanelerine de hasta garantisi verilmiş olup, bunun için şehir içindeki hastaneler kapatılmakta, garanti hasta sayısına yine de ulaşılamazsa aradaki fark bütçeden ödenmektedir. Bütün bunlar, devletin yani halkın soyulması değil midir?
***
Bugün CHP yönetimini yargı yoluyla teslim ettikleri Kemal Kılıçdaroğlu bile hakkında tedbir kararı uygulanan Özgür Özel yönetimini FETÖ’cülükle suçluyor. Oysa doğrudan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki evine polis operasyonu planlanınca bozulan AKP-FETÖ ittifakı sırasında Türk ordusuna ve Türk aydınlarına kurulan kumpasın hesabı o günlerin CHP’si yani Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından sorulmalıydı; sorulmadı! Hesap sorması gereken parti, şimdi hesap vermeye zorlanıyor.
Fetullah Gülen, devlet içindeki kadrolaşmayı yani ne istediyse verilmesini yeterli görmemiş, devlet ihalelerinden pay istemiştir. Bu payı alamayınca da iktidar sahiplerinin "irin dolu havuzlarından" bahsetmiştir. “İrin dolu havuz”dan kastı, kamu ihalelerinden alınan komisyonların toplandığı havuz sistemiydi... FETÖ-AKP ilişkisi böyle bozulmuştur!
***
Dış ilişkilerde ise tamamen ABD güdümlü politikalar uygulandı. AKP iktidarı, Libya’da, Suriye’de ABD’nin Truva atı gibi davrandı ve Trump’ın deyimiyle, Suriye toprakları “2000 yıl sonra”, ABD/İsrail kontrolünde bir terör örgütüne teslim edildi.
Terör örgütü PKK, Suriye yönetimine ortak edildi ve aynı model, Terörsüz Türkiye denilerek Türkiye’de uygulanmak isteniyor. İktidarın dış politikasının özeti, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’ne hizmet etmektir. Buna rağmen, iktidar değil, ana muhalefet ve ona destek olanlar, yabancılarla işbirliği yapmakla suçlanıyor ve bunun propagandası yapılıyor. Hatta alenen casusluk suçlamasına bile muhatap ediliyorlar!
***
Elbette kim yolsuzluğa bulaşmışsa hesap sorulmalıdır ama iktidar partisi sütten çıkmış ak kaşık mıdır? Kendi bakanlığına kendi şirketinden mal satan bakana bile hesap sorulmadı! Rıza Sarraf olayında, polis tarafından rüşvet aldığı belgelenen dört bakan yargılanmadı. Ele geçirilen paralar, bir müddet sonra faiziyle ve bavullarla iade edildi. FETÖ ile işbirliği yaptığı iddiasıyla istifaya zorlanan İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediye başkanları ile ilgili tek bir soruşturma kaydı yok ama ailesiyle tehdit edilen gizli tanıkların ifadeleriyle CHP’li belediye başkanları tutuklandı. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu da onlardan hesap soracakmış ama masum olanları kurtaracakmış...
***
Genel olarak iktidarın yaptığı işi anlatan bir atasözü var: Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır!
Açıklaması, “Haksız veya suçlu olan bir kişinin, kendini savunmak ve haklı çıkarmak amacıyla bağırıp çağırarak veya saldırgan bir tutum sergileyip zarar verdiği kişiyi suçlu duruma düşürmesini ifade eden bir atasözüdür.” diye yapılıyor.
Arslan Bulut
(Yeniçağ Gazetesi)
Bugün 6 beldede yapılan ara seçimlerde 4 beldeyi AKP, 1 beldeyi MHP, 1 beldeyi de CHP kazanmış.
Yani AKP ve MHP kazanmayıp da kim kazanacaktı; kazananın başına bela olan "kazanmayı" kim ister ki; "ya hapise gireceksin ya da da AKP'ye transfer olacaksın" tehditi altındaki bir seçimin sonucu belliyken seçmen akıllı davranır, iktidara oy verir.
Beldeler her türlü şekilde büyüme ve gelişme arzusundadırlar ve şuna inanırlar; bu arzulanan hedefe ancak ve ancak iktidarın yanında mevzilenirsen bozuk yolların yapılır, su ve elektrik ihtiyacı varsa giderilir, telefonlar çekmiyorsa antenler dikilir, brokratlara daha kolay ulaşılır ve nihayeyinde devletin eli her türlü şekilde beldelerine daha kolay uzanır.
Sonuç itibariyle muhalif seçmen seçeceği başkanın ya hapise gireceğini ya da AKP'ye transfer olacağını biliyorsa niçin seçim onu ilgilendirsin ki.
Tek adam rejiminde sonuçlar hep aynı çıkar, kazanan aynı kişidir; Rusya'da Putin, Kuzey Kore'de Kim Jong-Un...Abuzittanya'da ise Somoza.
Mehmet Soral
Fenerbahçe'nin yeni başkanı Aziz Yıldırım oldu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan:
“Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira aldığı, iktidarın da 50 bin dolarlık alım gücü olduğuna inandığı başka bir ülkeyi dünyada bulabilmek, hakikaten kolay değil.”
KAOS BAŞLIYOR
Ampul belediye başkanlarına şunu söylüyor.
Ya bize katıl ya da seni tutuklatırım.
Ampul’ün stratejisi bu.
Ya bizdensin ya da bertaraf olursun.
++
Ampul, bu zamana kadar yapamaz dediğimiz her şeyi yaptı.
Bundan sonra daha da sertleşecek.
Elinde başka koz kalmadı.
Asker, polis, mahkemeleri kullanacak.
++
Malum hesap vermek istemiyor.
25 sene de işledikleri çok suç var.
Gerçek mahkemelerde yargılanırsa
En az yüz sene yatar.
Koltukta kalırsam kimse benden hesap soramaz,
Diye düşünüyor.
Tek çaresi koltukta kalmak.
Onun için her şeyi yapacak.
Roma’yı bile yakar.
++
Bütün hazırlığı Anayasa’yı mecliste değiştirmek.
Onun için 400 milletvekili gerekli.
Eğer bu sayı bulunmaz ise,
Ampul referandumu geçiremez.
Ampul, MHP, Dem toplamı yetmiyor.
Onun için CHP’ye ihtiyaç var.
En az 30 milletvekili.
Anayasa görüşmeleri seçimlerin ip ucu olacak.
++
Sayfada dün bir anket yaptım.
Yeni parti diyenler % 49
CHP içinde kalınsın % 28
Kararsız % 23
Turan Akıncı
O halde sor: Müslüman ülkelerin çoğu dünyadaki en fakir ülkelerdir. Neden? Batı tarafından sömürülmektedir. Neden? Çoğu otoriter liderler tarafından yönetilmektedir. Neden? Bu ülkelerde yolsuzluk ve rüşvet yaygındır. Neden?.. Sorgula, sorgularsan yolun Atatürk’e ve O’nun Cumhuriyeti’ne çıkar…
Naim Babüroğlu
Şimdi olay şöyle olmuş,
Bankadan 100 milyon dolar kredi çekip ödemiyor sonra AVM'sini bankaya karşılık olarak veriyor.
Sonra aynı AVM'yi 48 milyon dolara bankadan geri alıyor
Şak diye 52 milyon dolar cepte...
Şiir gibi hikaye....
Hadi arının şimdi kimi inandıracaksınız...
#GündemSefaletUnutma