sahi, utanmayı unutunca mı geçecek bütün mutsuzluklar?
ben sesini ilk duyduğumda seni sevmeye karar vermiştim..
sen başın ilk sıkıştığında, beni sevmekten vazgeçtin..
sahi, ben sana denk mi geldim?
geçerken uğradığın benzin istasyonu gibi.
bokuna kadar zıt anlamlı,
sahi sen, benim nasıl ben gibi olduğumu en iyi bilen iken
niye işim var deyip, yol vermedin bana?
yalnızlıktan it gibi korktuğumu biliyordun!
yalnızlıktan it gibi korktuğumu tanıştığımızın ikinci günü söylemiştim sana!
“beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. tedirgin etme beni. bu sefer geride bir şey bırakmadım. tasımı tarağımı topladım geldim. neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. beni uyandır.”
kelimesi kelimesine ezber ettiğim bu oğuz atay satırlarını okumuştım sana..
beni yalnız bırakma demiştim!