Müstahak
Son derece açık, içimi döktüğüm samimi fikir ve hissiyatlarımın yer aldığı bir yazıyla uzun zaman sonra yine cümlelere karışıyorum.
Yola bağımsız bir müzisyenin var olabileceğini kendime ve isteyenlere ispatlamak amacıyla çıktığım için kaybetmeye hazır başladım. Ama umduğumdan çok daha fazlası geldi devam ettikçe. İnatçıyım, hırslıyım, bazen sakin kalsam belki beni sevebilecek insanlara fikren saldırıyorum ve dolayısıyla sevilmeyebiliyorum. Ama şunu bilmenizi çok isterim, bu ülkede müzisyen olarak var olma çabamın yegane sebebi "sektör"ü, kabul edilebilir seviyede bir niteliğe kendimce ittirmekti başından beri. Etik anlayışı sağlam, herkesin hakkını daha adil paylaştığı bir müzik endüstrisi hayal ederek. Lakin bunun için çok küçük olduğumu, anlaşılmadığımı ve küçük kalacağımı(zı) farkediyorum. Bir çeşit pes ediş gibi görebilirsiniz. Aktörler değişse de yaklaşımlar değişmiyor. Saygıdeğer olmak, doğru yere konumlandırılmak için nezaketle saygı mesafesinden değil, höt zötle poz keserek ilerlemek gerekiyor. Ben bu ülkede sokakta da buna karşıyım, yaptığım işte de. Zayıf olduğumdan değil, kendime olan saygımın gücüne ve yaşam enerjisine inandığımdan. Sektördeki leş kargalarının seviyesine inmeden, onurlu var olmak için. Bir yerlerde sahne almak için vizyonu magandadan hallice adamlara yaranmak gibi bir derdim yok. Bu yüzden hep doğru, dürüst, düzgün insanlar oldu etrafımda. Hep en saygın kurumlarla, kişilerle çalıştım. Şahsi beklentimin çok ötesinde başarılar elde ettim. Ve içinde karanlık bir korku, hınç barındıran herkes uzak kaldı veya uzaklaştı benden, işlerine gelmediğimden.
Bu gece IF Beşiktaş'ta verdiğim harika geçen bir konserin ardından binbir volta sonrası sabaha karşı yazıyorum bunları. IF Beşiktaş bendeki pozitif kırılmaların yeri oldu hep, bana ve ekibime hiçbir zaman kusur etmediler, haksızlık etmediler. Bu yazının IF zinciriyle alakası yok. Velakin bu konsere son kez sahneye çıkıyormuşum gibi bir hisle çıktım. Sahnede o çılgınlıkla takıldım. Bu yazıyı yazma sebebim de bu hissiyatı yaratan şeyler aslında yani acaba bu son konserim miydi?
Şu anda sektörde nerdeyse herkes benden daha rockstar. Ben rockstar gibi yaşamıyorum hayatı ama bana rockstarlık taslama haddi olmayan insanların öyle olmasından çok sıkıldım. Sizinle aynı ortamda nefes almak istemiyorum. Zira nefes aldırmıyorsunuz zaten. İş bilmezliklerden, işini sevmeyen işgalcilerden de yıldım. 2018 yılının sonunda yine albüm çıkaran ve bariz bir şekilde gerçek istatistiklere dayandırsanız en çok ilgi/talep gören alternatif müzik sanatçılarından biriyim. Ama bundan çoook daha fazla ilgi/talep gören bir şey var ki o da benim "entertainer" dediğim insanlar, yani eğlendiriciler. Konserlerde müzik dinlemeye pek yer yok, öyle veya böyle etkileyici bir "eğlenme"ye yer var. Parayı buradan kazanıyor sektör. Sektör dediğim müzik sektörü değil gösteri sektörü yani "showbusiness". Biraz daha ileri gideyim, sırf bu yüzden ortalık soytarı doldu. Yeni nesil müzisyenlerin büyük çoğunluğu, bizim müzisyen arkadaşlarla aramızda "abazalık" veya "mastürbasyon" olarak tabir ettiğimiz, müziğin özünde ihtiyacı olmayan abartılı tekniklere ve şovculuğa yöneliyorlar. Yaratıcı derinlik büyük sıçışta. Anlıyorum ki örnek alınacak veya çoğalacak kadar görünür olamadım/olamadık sanırım. Farkında olarak veya olmayarak eğlendirmeye bakıyor herkes. Kötü haber: "Bu tutuyor abi"cilik, vizyonsuz ve kalıcı olamayacak insan bakışıdır. Tam yeni bir dalga geliyor galiba, ismini ne koysak 3. yeni mi, yeni nesil müzisyenler mi falan gazlarımızdan sonra şunu farkediyorum: dönüp dolaşıp ortaya çıkan şey modernize edilmiş pavyon seviyesi. Çıkamıyoruz 40 yıllık bataklıktan, çöpümüzü ihraçtan. Hepiniz de şakşaklıyorsunuz. "Siz" diye hitap ettiğim şey, bu yazıyı okuma ihtimali olan istisnalar dışında genellenebilir olan herkes. Ülkedeki dinleyici kültürü böyle bir noktada tıkanıyor.
Festivallerde müzik kariyeri başarısızlıktan ve çakmalıktan ibaret olan, objektif bakıldığında açıkça hiç ilgi göremeyen isimler, dolaylı ya da doğrudan gerçekleşen kankalık, eş-dost kontenjanından mutlaka varlar (yeni isimleri, taze bir kariyer inşa etmeye çabalayanları tenzih ederim). Bunu görünce farkediyorum ki size tek bir nota bile üretmiyorum ben, damarlarıma kadar hissediyorum bunu. Siz eşiniz dostunuzla kırıştırın aranızda sektör denen yalanı. Yarattığınız çöplükte boğulacaksınız ama göremiyorsunuz. Bugüne kadar öngörülerimde çok yanılmak isterdim ama ne dediysem oluyor. Ekonomik krizin derinleşmesiyle ilk patlayacak olanlar sizlersiniz. Günü kurtardıkça, yarına batıyorsunuz. Ucuzcu organizatörlere ya da şirketlere asla verilmemesi gereken hakları imzaladıkları şeyi okumadan veren müzisyenlere, sadece söze güvenip kazıklanacak olanlara, konserden festivalden alacağı 3 kuruşa razı olup değerimizi düşüren gruplara da yazıklar olsun. Anlıyorum rekabet, var olma çabası falan ama yok olmak için bu kadar çabaya gerek yok aslında. Baştan var olmasaydınız daha temiz çözülürdü.
Özellikle geçtiğimiz üç yılda bu konularda epey yoruldum, sıkıldım, fiziksel olarak bile rahatsızlandım hatta. Beraber çalışmaktan memnun olduğum mekanlar, kurumlar, organizatörler de oldu. Sebat ettim, genel geçer standartlara uymayı da denedim. Bana olmuyor. Ben artık yine sadece bildiğimi yapacağım. Bundan sonra taleplerimizi adilane yerine getirmeyen, hakettiğim mertebeden iletişim kurmayan hiçbir kurum veya kişiyle çalışmayacağımı bu vesileyle duyuruyorum. Trajikomik ama bundan birkaç sene önce her satırımın haklı çıktığı bir yazım vardı. Onda da diyordum ki, "sırf bu yazdıklarım yüzünden konser sayılarım çok azalabilir veya bitebilir". Yine aynısı.
Beni senelerdir ülkenin dört yanına çağıran dinleyicilerime neden gelemediğime dair bir açıklama borçluydum. Açıklamam, yukarıda yazdıklarımın satır aralarındadır.
Kopyalayanın değil, üretenin kıymet olduğu ve gelir artırma odaklı değil, kültür oluşturma odaklı uğraşanların bol olduğu bir müzik dünyası dilemeyi bırakıyorum. Bu ülkenin oluru bu. Müstahak.


















