Three Goblin Art
almost home
Peter Solarz
Not today Justin
🪼
Noah Kahan

Kaledo Art

izzy's playlists!
cherry valley forever

oozey mess

#extradirty
I'd rather be in outer space 🛸
macklin celebrini has autism
𓃗
tumblr dot com
occasionally subtle
RMH
Cosimo Galluzzi
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sade Olutola
seen from Jordan

seen from Russia

seen from United States

seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Dominican Republic
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from T1

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United Kingdom
@benyohum
Kısa Kısa..
Sabah ben uyurken kapı zilimizi biri kökledi.Ve yataktan kalkıp hem delikten baktım,hem pencereden baktım ''Kim o?'' diye zar zor yeni uyanmış sesiyle bağırdım.Yanlışlıkla çalan biriymiş.İNŞALLAH ÖLÜR!
Kışın taşınan insanlara hep üzülmüşümdür.Soğukta yeni bi eve adapte olmak sanırım yabancı bi memlekete gidip hiç dil bilmemekle aynıdır.çofena..
Şu yarışmada rezil olan twitter fenomenini tanımıyordum ben ya.
Eurovision bu sene iptal oldu diye dertlenen arkadaşlarım da oldu.Ama hala ''ATİYE GİTSİN ABİ YEAA!'' diyen kafaya erişemedi kimse.Yazık
Kışlık çoraplarımı yazın kaybediyorum.
Güneşli ama soğuk bi hava yerine güneşsiz ama sıcak bi havayı yeğlerim ben.Ve bugün de öyleydi.Verigut
Kapıyı kapatalım.
Çanaaak çömleeek patladıı derdik eskiden.Anlamını hala bilmiyorum.
Analog fotoğraf makineleri çok masraflı ya.Digital makineler de çok pahalı bence.
Facebooktan da yine insanlar sildim.
Kedilerin aniden masadakileri devirip kaçma huylarını da bi zahmet siksinler.
21 aralık baydı.
Yılbaşında ne yapalım? sorusu da
Ben yılbaşında MAHMUT TUNCER SHOW izleyip mandalin yemek istiyorum sadece.
Şimdilik böyle.
Öptüm
Bir Genç Kızın Ağzına Sıçayım
Senelerdir ablam sayesinde bitirmek zorunda kaldığım İpek Ongun serisini unutamıyorum.Bu kadın zamane Elif Şafak'ı gibi bişeydi sanırım.Böyle genç kızları SERRAAAAA adlı şizofren bi kızla hipnotize etmişti.
Bence bugün turizmle ilgilenen her 86-87-88 doğumlu kızlar bu kadın sayesinde böyle abuk sabuk kararlar aldılar.Zaten o dönem kızların 2 tane seçeneği varmış ya Çocuk Gelişim okuyacaklar ya da Serra'ya özenip Turizm bölümüne kapağı atacaklar.
Gelgelim kitapların konusuna:Abi ben hayatımda bu kadar para harcayan bir kız görmedim.Bütün seriyi dikkatlice okusak bir istatistik çıkarsak heralde Serra bi ev parası bitirmiştir.Hatun gezilere gidiyo,yok devamlı hediyeler alıyo,gece dışarı çıkıyo,gündüz sinemaya gidiyo,ordan çıkıyo 5 tane kitap satın alıyo...Devamlı sevgili değiştiriyo bi de kaltak Serra ama biri de çıkıp ''AGA SEN NE KAŞARELLA OLDUN YEEAAA BAŞIMIZA'' demiyo.Çünkü çok duygusal,çok böyle ağlak,içsel yaşıyo herşeyini bikbikbik habire böyle bayık bayık anneanne cümleleri.Amaaan yaa bak anlatırken ben sıkıldım İpek Ongun yazarken hiç sıkılmamış.Bi de böyle kendini genç zannetmeler falan..Offf var ya nasıl sinirlendim şu an..Valla ya gidip azını burnunu kırazaim şimdi onun BÖÖÖEEEĞH!.Elim ayağım titredi valla ya.Neyse ne işte siz siz olun okumayın BY!
Elveda Tütünella
Severken ayrılmak işte buymuş...Hayatta aşk acısı,yok sevgili özlenmesi falan filan hepsi hikaye dostlar.Asıl boşluk bu,asıl çaresizlik bu...Gözbebeklerimizin büyümesi,aniden düşülen duygusal boşluklar.ACI,ZORLUK,KEDER,SIKINTI,GAM,ÜZÜNTÜ,YIKINTI,FOŞURTU!
Sigarayla 5 senedir öpüşmeli,yiyişmeli sıkı fıkı bir hukukumuz var.Yani kısacası biz artık onunla et ile tırnak gibiyik.Her sabah okula birlikte yürür,her yemekten sonra onunla buluşur,geceleri kahveli sevişmelere gark olurduk.
6 gün önce ayrıldık.Ani terketme kararı aldım ırıspıyı.Neden aldım?Nasıl aldım? Ne şekilde aldım? İnan ben de bilmiyorum.Bırakmadan önceki son sigaramı hatırlıyorum böyle keyifle içmiştim,bi arkadaşa tavlada 4-1 koymuştum bi de ohhh,bunun üstüne hemen tellendirivermiştim...
Son sigaramı da içtikten tam 1 gün sonra sinirlerim yavaş yavaş yamulmaya başladı vesselam.Aslında ilk 2 gün çok kolay,yani sonuçta istediğin zaman yakabilirsin ''Yapamadım yiiiiaaaa'' diyip belki deneme yamulma yaşarsın.Kendine çabuk yenilirsin.Ama şöyle 4 gün oldu mu onu yapamıyorsun.Hiç değilse 4 gün çektiğin işkence boşa gitmesin diye devam ediyosun.Basıyosun gaza...Ama gün geçtikçe bedenin sigaradan uzaklaşırken beynin onun özlemiyle yanıp tutuşuyor.Millet önünde çatır çutur her marka sigarayı yaktıkça kendini tırın altına atmak istiyosun.Kendi kendine ''Acaba sigara içemediği için sinirden ölen var mıdır?'' diye soruyorsun..
Geceleri enseden başlayıp tam iki kaşın ortasında biten garip bi ağrı uyumaya çalışmak...Ayrıca uykuya dalmakta zorlanmam,dalamayınca kalkıp yemek yemem,yemek yedikten sonra sigara içemediğim için aniden mutsuzlaşıp o saatte pudingler,cipsler,kolalar içmem obeziteye davetiye çıkardığımın göstergesi.Gerçi bu gidişle davetiyemi bile yerim ben!
SONUÇ:Sigaraya hiç başlamamışları çok kıskanıyorum.Hee böyle bok varmış gibi zırt pırt yakıp durduğunuz sigaralarınız da tek tek götünüze girsin :(Ayrıca saat itibariyle 7.güne girdim.Neyse ben gideyim de ayılı jelibonların kafasını sinirle koparayım.ÇAVVV!
Bazen İşte Böyle Oluyor...
''Yağ satarım bal satarım ustam ölmüş ben satarım'' şarkısı kadar trajikomik hatta dramatikliği soğan kokan bir dünya burası...Usta ölüyor ama elinde mendille milletin çevresinde koşup ''bir kaşık ayran,yarın sabah bayram'' sevimsizliğini uyguluyorsun dostum.Sorunlarını başkasının üstüne yıkmak,bir kişiyi seçip onu ''ebe'' yaptıktan sonra hayatın verdiği rahatlığı kimse yaşayamaz.Sanırım bugünlerde ben ebemi arıyorum.Aslında sırtındaki lafları,küfleri gidip bir vapurda bırakmak,hayali ihracatın ilk girişimini vücudunda hissetmek,vurup kaçmak,çakıp geçmek,gösterip elletmemek diyorum bu duruma...
Çirkinin şansına özenme sorunsalı arttıkça güzel olduğunu zanneden megolaman bir ibiş oldum ey hayat.İstiklal Marşı'nda duygulanan,marşı okurken bayraktan gözünü ayırmayan o insan gitti resmen.Saftım,saftın,saftık kısacası.Milli duygularım son kullanma tarihini geçmiş.İnsani yargılarım bencilleşmiş.İçim kabarmış.Üç vakte kadar bana kısmet çıkacak..bla bla bla....Güvendiğim tek hayvan hamamböceği oldu.Apartmandan her çıktığımda ters yatış pozisyonuna kanmadığımı anlıyor sevgili hamamzade ve kalkıyor,yürüyor cesurca.Onu öldüremem.Benim kokumu aldığı halde taklitten vazgeçmiş,güvenmiş bana.Kafa tutmuş çirkin kahverengi bir beden o sadece...Posta kutularına bırakılan broşürleri eve çıkarıp saatlerce inceliyorum.Bazen başkası adına bırakılan dergileri bir günlüğüne çalıp beğenirsem bir ömürlük sahipleniyorum.
Televizyada hayat çok güzel.Sekiz odalı konaklı,villalı,hizmetçili,bahçivanlı,tonton aşçılı,dadılı,analı,babalı diziler bize resmen rehber oluyor.Mesela artık bir villam olduğunda salona beyaz koltuk takımı alacağımı biliyorum.Silahım olursa odamdaki şifreli dolaba koyacağım kesin.Sahi bütün zenginlerde şifreli dolap olsa gerek ya tablonun arkasında yada dolabın içinin kıyı bucak dibisinde.Alışveriş için çıktığımda alacak bir iğne bulamamam,normal zamanda üç kuruşum yokken aniden ucuza gördüğüm kazaklar gibi gamsız olmalıyım.Overlok makinesi artık ayağıma gelmeli ve susmalıyım!
Sezercik Nen Var Kuzum?
Seni,senden çok kimse düşünmüyo bundan emin olmalısın.Bugün ölsen arkanda iki sümük akıtacak üç beş insanın var onlar da seneler geçtikçe,evin oturma grubu,elektrik faturası,dıdıydı bıdıydı derken unuturlar seni mezarda ‘’Sezercik Aslan Parçası’’ gibi kalırsın.Hani o filmde lunaparkta şeker satar Sezercik bozuntusu,şekerleri satın alan çocuğa dönüp ‘’Tadı güzel mi?’’ der.Çocukta utanmadan verir o an küsküyü ‘’Immm baldan bile tatlı’’ diye cevap verir.Hah işte tam öyle hissettiğim günler yaşıyorum diyebilirim.Tadını bile bilmediğim şekerleri herkes karşımda löp löp mideye yuvarlarken,tezgah bana ait olduğu halde Erol Taş baskısıyla bir tane bile alamıyorum ya resul….Peki kim bu Erol Taş? Benim hayatımda yeri nedir?
Erol Taş bugünlerde karşıma devamlı çıkan bir engel,bir duvar,bir polis şeridi diyebiliriz.Sadece iki adım uzağımda olan fırsatlara ben bir adım atarken Erol Taş giriveriyor devreye..Şanssızlıktan yakınmıyorum.Bir iş olmuyorsa ‘’amaaan başka bişeye bakarık yiiaaa’’ kafasına erişmiş biriyim.Ama bu kadarı fazla anasını satayım.Benim şu hayatımı Yaprak Dökümü’nde oynayan Ali Rıza Bey yaşasaydı 59.Bölümde kahrından ölür,sezon finali yapamadan çük gibi bırakırdı seyirciyi afedersiniz!!Aldığım her kararı destekleyen aile bireyleri tamamen fikirlerinde 360 dereceyle dönüp,üstümden bir ‘’dikme’’ indirdiler,sağolsunlar… ’’Paralel evrende benim ikizim acaba ne yapıyor?’’ diye düşünmekten kendimi alamıyorum.Kesin çok mutlu şuan piç,uyurken kahkahalar atıyo hatta göt deliği :(
Aşık olamıyorum mesela.Hadi bırakın aşık olmayı….Herkes kadar belediye otobüslerinde benimde bakıştığım,benimde ‘’acaba benden hoşlaştı mı la?’’ diye düşlediğim oldu.Kamusal alanda kesişmelerim bile bitti bence.Gerçi son zamanlarda bindiğim bütün otobüsler birer ‘’huzur evi’’ servisi gibi (bu konu için ayrı bi yazı yazarım belki) Herneyse düşlediğimiz hayatları yaşayamamaya başladığımız gün,hayattan soğumaya başlıyoruz belki.Ayrıca kelek atan veya atmaya çalışan 1-2 ‘’arkadaş’’ görmeye başladığımızda suçu yine kendimizde arıyoruz.Hepimiz elbet ölücez.Bugün Marilyn Monroe bile ‘’koca götlü’’ diye anılıyorsa,sizin için arkanızdan süpersonik cümleler kesinlikle kurulmayacaktır..Hadi tekrar toprak olana kadar susalım…
Sibel Can Diyeti!!
Sigarayı terkedicem.
Alkolle bazen telefonda konuşup,cilveleşicem.
Kayıt zamanı ''Sivas'ta 3 düğün basmışta 4'üncüyü arıyomuş''tipli katil vesikalık resimlerime bir yenisini ekliycem.
Telefon alıcam.
Bilgisayarı bakıma sokucam.
Saçlarımı Adam Levin gibi kestirdiğime lanet okuyup,zılgıt çekicem (yarrak gibi oldu)
Teoman'ın müziği bırakmasını şerefine lokma döktürücem.
''S'' beden giyecek bişeyler bulupta beğenip aldığım bir mağazada 3 çifte telli 2 kasap havası atıcam.
''Ehliyet başka bahara kaldı iki gözüm'' adlı eseri söyleyip annemi üzük üzük üzücem.
İnterneti zamanında yatırıcam.
Zamanında yatırmadığım için netim gittiğinde de ''girmiyorum yeeaaa sıkılıyorum felan'' demiycem.
''Felan'' lafını kullananları toplayıp Kibariye'nin konserine göndericem(hemide en önden izlemek şartıyla)
Spor yapıcam.
Öyle hayvanlar gibi yapamasamda günde 10 tane mekik çekicem.''Çekmeyeni Bornova Sokağında S..... Mi?'' adlı kitabıma imza günü düzenliycem.
Eski arkadaşlarımla buluşucam.
Yeni ve eski arkadaşlarımı aynı ortamda toplayıp şebek şebek ara bulmaya çalışmıycam.(çok salakça bişey o ya)
Dil kursuna gidicem.
''Dil dile değmeden dil öğrenilmez'' esprisini yapan ilk 100 kişiyi Allahü Teala'ya havale edicem ve bu işten karlı çıkıcam.
Dişçiye gidip azar yiyicem.
Zaten koduğum dişçileri çektirmeye gitsem kanal tedavisi,beyazlatmaya gitsem boğaz köprüsü sikkosu taşısı vb.. diyecek ben bunalıma giricem.
Sökükleri dikicem,dikikleri sökücem.
Küs olduklarımla barışıcam,barışık oldumlarımla küsücem.
.......
........
Vallaha bak yapıcam ben hepsini çiçeyim :(
Komşu Komşunun Şeyine Muhtaç
Keşke bende Garnier reklamındaki Arzum Onan kadar mutlu olabilsem diyorum keşke...Saçını kahve tonunun zerre pipimizde olmadığı gerçeğini değiştirmese de hatun ne kadar mutlu ve ışıl ışıl..
Bundan 6 sene evvel böyle mutlu,cicili bicili,şirinler köyü misali bir aile otururdu karşı apartmanda.O kadar mutlular,o kadar iyimserlerdi ki eve yıldırım düşse ''Hanım getir içerden etleri mangal yapalım çocuklara kahkahkeh''derecesinde diyaloglara hazırdı kulaklarımız.Sabah 2 kız evden çıkıyo,okullarına güzel güzel gidiyolar.Anneleri her sabah balkondan el sallıyo''Kapşonunu tak bebişim''gibi talimatlarla beni piç pozisyonuna sokuyolar böyle.Annem ben giderken ''Hay senin okuluna daa sana daa'' ezgileri eşliğinde arkamdan kapıyı kapatır ben merdivenlerde bağladığım bağcıklarımla dertleşip burun çekerdim pis pis.Yaz dönemine yakın birgün annem ve bu ailenin en pıtırcık,en neşe karaböcüğü tanışıp arkadaş olmaya karar vermişler.Ben o dönemler bir serdar ortaçgil olduğum için,kardeşlerden küçük olana her sabah zaten süzük süzük süzdüğümden bu duruma seviniyorum haliyle:)
Komşuluk gitgide pekişmeye başlıyo.Karpuz tabağı boş yollanmayıp 2-3 köfte konarak kibarlıkların,görgü kurallarının şahı yazılıyo bizim evde.''Aaa kıyamam bak dün gönderdiğim bakla tabağına bebe yağı koyup göndermiş garibim''gibi sapıklaşmaya varan ''boş tabak gitmez'' anayasası annemin mutantlaşmasına yol açıyo...Aradan geçen aylar ve günlerden sonra annem her geldiğinde daha değişik hikayeler anlatarak ''HASSİKTİR!'' kotamızı doldurmaya başlıyo efeniiimm...
Meğer adam kadını çatur çutur aldatıyomuş aslında kadın çok dertliymiş.Kızlar babalarından nefret edermiş.Ayrıca benim sevdalandığım minik girl annesiyle''salak,mal vb..''şekilde konuşurmuş.(Hayır kınadığımdan değil minik ceylan dışardan hiç öyle gözükmüyordu)Kadının borcu varmış,adamda para bokmuş ama ödemiyomuş falandı fistandı..Yani daha bir sürü bok bok dertler.Sonuç olarak şunu söylemek gerekirse biz daha mutluymuşuz.Dışardan gördüğümüz mutluluklara özenip kendimizi mutsuz etmemeliymişiz.Gökten üç elma düşmüşş...Yok artık :(
Oha ne kadar öğretici bir yazı olduğunun farkındasınızdır umarım.Bugün o kadını gördüm ve bunu yazmak istedim....
Pipilerin Gücü Adına
Masallar anlatılıp,yatağa yatırılırdı soğuk kış günleri.Derin uykular ve tatlı rüyaların sonunda kıçımda bir nem bir su silsilesi....
Küçükken hayatta zevk aldığım yegane şeylerden biri de ''annemle uyumak''tı.Annemle uyuduğum her uyku daha güvenliydi.İlkokul 3'e kadar yatağı hela (bkz:tuvalet,lavabo,kıç donması) bellemiş biri olarak,büyük veya küçük ayırt etmeksizin yatağa her gece belirli saatlerde sürpriz şeyler bırakabilirdim.Evet uyandığımda pişman olup ''aman yiieeeaaaa'' desemde içten içten kendime gülerdim.Bir gece uyumadan önce annem beni tuvalete yollamıştı.O sersemlikle ben çöp kutusunun kapağını açıp klozet misali çöpe ihracata başlamışım meğersem.Bunu gören ev sakinlerinin 10 sene boyunca bununla dalga geçip, önemli gün ve gecelerde eşe dosta afişe etmeleri de cabası olmuştu efeniim:(:(
Herneyse yıl oldu 2000!!Kardeşim milenyuma girdik,dünya çağ atladı işte ne bileyim Mahsun ile Özcan küstü falan.....Ben hala yatağa işemeye devam ediyorum.Geceleri yatmadan''allam işşallah(bknz:inşallah lafını çocuklar nasıl söyleyemiyor ) çişimi, kakamı yapmam allaııım allaııım lütfen allahım pleasee allaıımm köpeğin olayım laaaaaaağn'' gibisinden manik ataklar geçiyorum uyumadan.Ama gece bir kalkıyorum dualarımı kabul etmeyen Yüce Adalet ayrıca annemi de uyandırmış(bknz:allah uyandırdı)En sonunda pipime tıpa almaya ya da ne bileyim işte sonda(bknz:yaşlılara takılan torbalan falan var ya hani geçen sene Saniye diye bi kadın taktırmıştı hani) taktırmaya karar vermiştim o akılla.Ah o dönem giydiğim donların dili olsa da konuşsalar...Herneyse 4. sınıfa başladığımda bu sorundan kurtulmuştum.Yatağım neredeyse suya hasret kalmış bir çöl gibiydi.Tanrı beni duymuştu ya da ben büyümüştüm...
Ben Bir Ölüp Geliyorum...
Mezuniyetiydi,okuluydu,zırtıydı,pırtıytı....sitiresli ve poroblemli bir haftanın ardından salı sabahı ‘’Huh!’’ çekerek başladım en afillisinden.Her ne kadar sabaha karşı uyuyup 4 saatçik sonra kalksamda kendimi iyi hissediyordum azizim.Hani gece kulüplerinde çalışan günde 5 paket sigarayla karnını doyuran travesti sesli şakşakçı Alev bile evinde uykulara doyum doyum doyuyordur o sıra.
Akşam üstü biraz nefes almak,biraz çiçek koklamak ve babaanneme biraz dağ çileği toplamak için yola çıktım.(evet ormanda yaşıyoruz biz...ata binip okula gidiyorum hatta hergün)Arkadaşımla dolaşırken diğer arkadaşımızı da evinden alalım dedik.(e hazır at var altımızda)O apartmandan yukarı çıkarken bende apartmanın aynasından kendime bakıyorum falan.Aman gözlerimin altı hortlaşmış, yok ne bileyim işte ‘’kollarım niye böyle duruyor’’ gibi değişik anatomik saptamalarla ‘’kendimde kaç kusur bulurum?’’adlı formatta iğrenç show tv yarışmalarına on basıyorum o sırada.
Evet tam o sırada nefes alamamaya başladım.Göz bebeklerim büyüdü,ayaklarım kilitlendi,terlemeye başladım,kalp atışlarım hızlandı bunun gibi daha bir dolu ölüğün körü olmaya başladı işte.Küçük beynimle ‘’ben biraz şuraya doğru yürüyeyim,iyi gelir’’ planı yaptım.Ve ŞURAYA doğru yürürken birde ne göreyim Allahım!!! Ben BURAYA doğru gidiyorum o da olmadı ORAYA doğru kaymaya başlamışım hatta.Yani efendim başım dönüyor.Ve zik zak çizerek ilerliyorum yolda.Bu kadar zik zak bana ters diyip durmaya çalışsamda nafile.İki arabaya tutunup durmaya çalışıyorum,ve PATT!! O sırada aklıma ailem,arkadaşlarım,bakkalımız,köpeğim,komşularımız,avoncu teyze,Nurullah Ataç,Seda Sayan vb..bi dünya insan film şeridi gibi geçip gidiyor.(bknz:*vallaha hayatım film şeridi gibi geçti gözümün önünden,biri bana gel dedi!! Gel,geeel,geeeeel anneeeem....... dedi)Düştükten sonra içimden ‘’Yok lan diyorum böyle ölmemeliydim yazık bana’’.Çıkan gazete haberlerini görür gibi oluyorum ‘’Genç Z.B ölüme Zik Zak gitti.’’Facebookta en son yazdığı statü çok sıkıldım artık bu hayattandı’’ abaww ne acımasızzz ne pislik haberciler hııh pöfff!!!
İki gün evel aldığım lacivert ayakkabılarımı kime verirlerdi hiç bilmiyorum...Doğrusu kapıya koyarlarsa çok kırılırdım cennette içip içip üstlerine Nur yağdırırdım sabilerin.Ya arkadaşlarım napardı?Amaaan sırama çiçek falan da koyamazlardı.Okul bitti amk ne sırası öff ölüncek zaman değildi cidden.Ölünseydi kışın ortasında... okeydi biyerde.Annem hemen mezarıma gelip söylenmeye başlardı’’Hergün 2 paket fisssston bakslarııı içtin içtin kedi gibi gittin arabaların altında gınalı guzuuuuuuuuum yavrııııııııım ‘’diye feryat figan orotoryolar yapardı mezarın başında.Ve hiç çekilmezdi ben orotoryodan nefret ederdim.Herneyse ‘’Ömrümüz bu kadarmış bea napak’’ diyip Sevgili 4 Büyük Melek olandan kaçıncı olduğunu bilmediğim Azrail’i beklemeye başladım.Bekle Allah bekle gelmiyor adam.Yani adamdır diye bekliyorum.Kadınsa da problem değil canım.Irkçı değilim,faşist değilim sonuçta peffffffffff.
Arkadaşlar geldi sonra.Su aldık, yüzüme çarptık.Ben biraz sakinleşince Acil’e gittik.Tansiyonum düşmüş baya.Başka da bişey olmadı zaten.Bi tane ayran içtim ve kendime gelmeye başladım.Eve gittim yatağıma yumuldum.Bol bol dinlendim.Lacivert ayakkabılarıma baktım yataktan boş boş...Kimseye yar etmem onları nihahahahahaha
bunu yapmak için niye o kadar uğraştım bende anlamadım :/
Vatan haini postu
Kime göre doğru,neye göre doğru?Her tespitin altına görümceye gider gibi son hızla koşup imza atma çabamız ne bizim?Her boka ‘’aynen’’ sevimsizliği eşliğinde katılıp ‘’aynen olmayana’’ duyulan öfke ve rahibelik nereden vücudunuza giriveriyor e be toynaklar...
Sabahtan akşama kadar vücudunu satan bir kadın için konuşan mahalle sakinleri,vücudunu satmayanların doğruluğunu neye göre belirliyor?Bu bir kitabı okumadan filmini izleyip ‘’ filmi kitaptan daha güzel valla’’ yavşaklığından başka bir şey değil...
Bukalemun gibi her ortamın doğruluğuna ayak uydurmaya çalışsa bu insancık, kendisini nerede özgür hissedebilir, nerede barınabilir ki?
Birlik ve düzeni sağlamak için koyulan her kanunun diğerinin özgürlüğünü kısıtlamaya başladığı bugünlerde, sivil ahlak bekçileri karşıma çıkmasın tek dileğim bu sadece.Topuğundan tırnağına pislik akan birini ülkenin başına geçirmeniz yeterli oldu zaten...Ülkeden değil ama bu ülkenin insanlarından nefret ediyorum...
Aramızda Bir Casus Var.....!!!
Caddede yürüyorum.Hızlı hızlı vapura yetişmeye çalışıyorum.Hayatta en büyük hobim yetişememektir ya da kıl payı yetişip ‘’ölünün körünü’’ bulmaktır.Şansız biriyim.O yüzden hiçbir zaman loto oynamam,biliyorum ki 1 sayıyı bile tutturamayacağım kuponu 4’e bölüp çöpe gelin edicem.Bir keresinde kulağımın üstüne kuş sıçtı diye annem yoldan kazı-kazan aldırmıştı zorla.Ama her zamanki gibi kulağıma sıçıldığımla kalmıştım.Herneyse efendim.......
Vapura bindim, güzel bir cam kenarı seçip burnumu cama dayayarak ne denli antisosyal olduğum anlaşılsın da bana bulaşılmasın diye olabildiğince ergen triplerine bağladım.Arka koltuğuma oturan 3 kişinin yavaş yavaş sohbetlerine kulak misafiri olmaya başladım.Aslında bildiğin ‘’sıdıka’’ oldum lan o sırada.Bir çift vardı ve yanlarında çocuğun embesil arkadaşı oturuyodu sanırım.Tiplerini vapurdan indiğimde bile görmedim.Ama kız kesin cüceydi bence.
Kız başladı:’’Beğğğn şöyle kek yapoooruum,yok böyle sıçooorum’’falan gibisinden megalomanlıklara.Çocuk her cümleden sonra öpüyo kızı.’’Aman da aman aşkitom senin kekini yerim ben gırbaaan olurum sana ‘’gibisinden naralar atıyor.Yanlarında ki çocuk birden:’’Aaaa Esin bu senin arkadaşın mı?’’ dedi.(Sanırım kızın telefonuna baktı bir resim gördü yavrucak.)Esin başladı kızı anlatmaya’’Yok şöyle namıslıııı yok böyle hamarat’’falan diye...İşte kader ağlarını örmeye başladı o sırada.
Çocuk yalvarmaya başladı Esin’e ‘’bana ayarla bu kızı.’’ diye.Esin boş durur mu? Beş dakikalık zaman diliminde yaptı hemen bi plan yılların organizatörü Esin.Aradı bu kızcağızı...’’Nerdeseeeğğeeen bebeeeyiiim?’’ falan diye sormaya başladı.’’Beğn sana gelicem evdeyyseaaan’’ diye emrivakilerin kralını yaptı ayrıca...Telefonu kapadı,hepsinde bi coşku bi sevimlilik böyle aman aman...Sanki telefondaki kız evlenmeyi kabul etti amk.Hem Esinciğiiim kıza sana gelicem diyosun yanında 2 tane odun olduğunu söylemedin,yanlış hatırlamıyosam....O sırada o kıza ne kadar ulaşmak isterdim.Yazık garibim evinde pc başında oturmuş,Şıllık Esin’i bekliyo saf saf...Sonra bunlar vapur daha yanaşmadan koşa koşa aşağı indiler seslerini duydum ama göremedim bir türlü...
SONUÇ:Böyle kız olsun erkek olsun pzevenk triplerine girmeyin sinir oluyorum.Daha doğal bi buluşturma yöntemi seçin ya da ne biliyim amk karışmayın işte.Bu da benim kanayan bir yaramdır.Söyleyeceklerim bu kadar teşekkürler
YETER SİKERİM!
Uzun yazılar okunmuyor arkadaş,burada ki Pelinler,Aylinler,Alpler,Canerler geliyorlar Nutella,Artistik Nü fotoğraflar,romantikli postlarla kafayı yiyorlar...Tabi ki bunlar da olsun ona bişey demiyorum paylaşılsın,sevilsin,bakılsın,yalansın,emilsin....Ama şöyle oturup okuduğunda mest olabileceğin bir yazı da olsun...Sikerim Nutella’yı ne entel oldu lan bu Nutella alt tarafı ekmeğe sürüyoruz yiyoruz...Yok eve gelmiş bunalım halindeymiş pijamalarını giymiş,Nutella’sına sarılmış oturuyomuş(ne sofistik herif,ne sofistik karı dememiz bekleniyor sanırım) Bilmiyorum çok sinir yaptım nedense??Neyse yazılarını merakla beklediğim 1-2 kişi haricinde herkese lanet gelsin...Başta Nutella’nın Allah belasını sevişsin
bugün izledim,Uma Thurman ve John Travolta'nın dans sahnesi çok fantastikti cidden...'ben sinirlenince bir orospu cocugu mutlaka vurulmus olur' repligi de beni benden almistir.Şiddetle izlemenizi öneririm efendim!!
Havaların denge problemini en üst seviyede yaşadığı bugünlerde,artık bende depresyona gireyim bari dedim.Kaç gündür okul haricinde kafamı dışarı çıkarmamamdan öte,yediğim şeylerin alakasız ve gereksiz olduğunu gören annem depresyonda olabileceğim ihtimalini bir kenara bırakmış ve benim ishal olmamdan korkuyor.Oooyeees aile ilgisi bu...Ygs’nin iptal aşamasında olması,sınav günü keriz gibi heyecan yapmamıza rağmen,aslında başkalarına çoktan açılmış kapılardan haberimizin olmayışı,Survivor’ın başlaması ve her yerde Nihat Doğan esprileri,çabuk biten sigara paketleri,sevimsiz arkadaşlarla sürtüşmeler,anneyle dikleşmeler,gece olunca açılmayan Youtube videoları,yerine getirmemiz gerekenler,getirmediğimizde başımıza gelenler,para üstünü aldıktan sonra teşekkür ettiğimiz bakkalın cevap vermeye tenezzül etmemesi,son ses sirenle geçen ambulanslar,korna sesleri....Bütün bunlarla dolu stres dolu günleri pasiflorayla atlatmaya çalışıyorum...Aslında bu bir boka yaramıyo la....Tadıda pekmez gibi bunun dedim,herkes güldü...Jelibonla çok iyi gidiyor benden söylemesi...Neyse kıçımıza takmıyoruz hiçbir şeyi elbet düzelicez,atlatıcaz...Oha biz süperiz...
Niye kiiiiiiiiiii???
Ev kızı...Evet ev kızı...Peki ne yapar bu ev kızları?Görevleri nelerdir?Ev kızı sıfatını alabilmek için ne misyonlar yüklenmiştir?Ve ondan neler beklenmektedir?
Gözlemlediğim kadarıyla tespitlerimi paylaşmak istiyorum.Tahminimce ailesi örümcekgillerden gelme olan bu kız doğduğundan itibaren vajinası var diye suçlanmaktadır.İlköğretim zorunlu olduğu için 8 sene sürecek olan okul hayatına rağmen ev kızı ileride öğretmen olmayı hayal eder.Çok zorlarsa belki liseye gidebilir,ama evde anneye yardım etmeyi biraz olsun ihmal ederse....Tehditler savurulur,bu onun doğuştan görevidir,o doğmasaydı zigon sehpa takımının tozunu kim alacaktır,kim gelen teyzelere ikramlar yapıp ayrıca kardeşine bakacaktır...Ayıptır,yazıktır...Aile bir yerde haklıdır...Onun penisi yoktur.’’Sen penissizsin’’ diyemezler.Ev kızı ‘’penis’’ ne demek bilmemelidir.Onun yerine yazlık,kışlıkları ayırabilir,nevresimleri geçirebilir.Ev kızı olgun bir yaşa geldiği vakit karşı cinsi geç de olsa fark eder.’’Eneee bu erkek’’ der.O zamana kadar gördüğü tek erkek evde boğazını temizlercesine kıçından konuşan babası olduğu için,hepsini öyle zanneder.Arada 1-2 ünlüye aşık olur tabi.Ama onlara ulaşamayacağını düşündüğü için içine atar...Gider mutfağa bir ayran çalkalar,gelir.Erkeği fark ettikten sonra ev kızı sosyalleşmek ister.Yeterince sosyal bir platform yaratmayan ev sakinleri,ajan K-9 gibi ev kızını didik didik ederler.Ev kızı çareyi ‘’Aaaa dolapta çay kalmamış yok efendim sütyenim aşağa uçmuş’’ vb. bahanelerle süper sosyal ortamını kendi kurmak ister.Ev kızına verilen ultra dandik bir telefon ve Allah’ın bile bilmediği bir telefon numarası o dakikadan sonra süper bir kaynaşma cihazı ve evden yakın zamanda gideceğimin sevinciyle karışık pır pır bir durumdur.Gelgelelim ev kızı bu zamana kadar ‘’penis’’ ile ilgili bir bilgiye sahip olmadığı için hiç korkusu yoktur.Herkesi hadım zanneder sevgisi saftır vesselam.İzlediği dizilerde yatağa girdiklerini görmüştür,fakat yorganın altında devamlı kahkaha atan ve sadece yorganı oynatan oyunculara bir akıl erdirememiştir.Ev kızı bir süre sonra çay getirip götürmekten sıkılmaya başlar.Kendi evi olsun ister 15-20 çocuğu olsun ister.Artık kafayı yemiştir.Her an Nokia 2100 markalı telefonundan ‘’Beni kaçır yiğidim’’mesajını çakıp akşam pılısını ve pırtısını toplayıp gidebilir.Ev kızının yanıp tutuştuğunu düşünen ultra entelektüel anne durumu babaya açmaya karar verir.’’Bunu birine verek artık’’der.Ve aynı kültür patlamasını yaşayan baba duruma burnunu karıştırırken onay verir...Sinerji yaşanır,evde beyin fırtınası oluşur...Saliha’nın eltisinin görümcesi aranır hemen.Evdeki sığıra alıcı aranmaktadır...Pardon ev kızına demek istedim.Saliha’nın eltisinin görümcesi hafta sonu yanlarında nükleer atıklar getirir.Oğlan 1.20 boyundadır..Ama çok esaslı çocuktur.Saliha’nın eltisinin görümcesi referans olur...Ev kızı kahveleri yapar,çiçekleri vazoya koyar ne bileyim herkesi yıkar bir kere,birer parmak vazelin dayar makatlarına hatta öyle hamarattır her işlevini göstermeye çalışır.İki ailede anlaşır.Ev kızının babası o sırada kulağını karıştırdığı için son sözü duymaz ama çok da sikinde değildir açıkçası...Düğün olur,dernek olur,ev kızı artık bu sıfatı üstünden atmanın verdiği heyecanı yaşar..Arkadaşları Ayseller,Nurseller gıptayla seyrederler düğünü...Çok hoş karton bir pastayla ve sidikimsi limonata eşliğinde evlilik merasimi biter.Ve artık gelsin çamaşırlar gitsin bulaşıklar.....