trying on a metaphor

祝日 / Permanent Vacation
taylor price
noise dept.

oozey mess

if i look back, i am lost

⁂

JBB: An Artblog!

Product Placement

ellievsbear
No title available
Peter Solarz
Mike Driver
One Nice Bug Per Day

Love Begins

titsay

Origami Around
Xuebing Du
Cosimo Galluzzi

Kaledo Art
seen from Brazil
seen from Brazil

seen from Brazil
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Brazil

seen from United States

seen from South Korea

seen from Malaysia
seen from Russia

seen from Malaysia
@bernieby
Hayal kirikligi yasamak istemiyorum artik, lutfen!!
O kırmızı şey aldı beni çocukluğum en kırılgan köşelerine attı
bıraktı,gitti.
Yarin gitcem konuscam! Insanlari ben mi tasiyacagim aga ¿
çok fazla umursamanın her zaman başa bela olduğunu bile bile neden aynı boku yiyoruz?
Canim sen buna DOSTLUK demissin ama seninki isinin dusmesi ! Vakit gecirmece falan ...
Değer mi Değmez mi?
sen de bugünlerde bir şey için, biri için “Değer mi?” diye düşünüyorsan... Değmez... Söyleyeyim, değmez. O emeklere değmez. Kendini üzdüğüne değmez. Uykunun kaçmasına, midenin kasılmasına, ağlayarak uyanmana, kafaya bu kadar takıp bu kadar düşünmene. Hiçbir şey değmez buna. Değer. İşte buraya yazıyorum, değer. Eğer kendini kaybedip bir şeye o kadar emek veriyorsun demek ki içinde bir şey buna değeceğine inanmış. İnsan içine inanmalı. Kendini bu kadar üzüyorsan, uykun kaçıp miden sıkışıyorsa demek ki bir karar bile verecek durumda değilsin. Demek ki karar verilmiş, değeceğine karar vermiş ki için, bunun önüne kimse geçemez. Kendi önüne geçemiyorsan demek ki değer. Değmez... Ömür dediğin ne, bir göz kırpması. Gözün açılıyor bir an, bir an sonra kapanıyor, o kısacık an ömür. Bunu kendine iyi yaşatmak, coşkuyla yaşatmak mecrubiyetindesin. Hastalıklı bir şeydir yaşadığın muhakkak eğer ağlayarak uyandırıyorsa. Boşver, bırak peşini. Bunca emeğe rağmen olmuyorsa olacağı yok demek. Bunca yıl sonra senin de en hakiki bulduğun cümle “Olacağı varsa olur” deiğil mi nihayetinde! Değer yahu! Bir daha düşündüm de. Kendimizi en çok bulduğumuz an kendimizi en çok kaybettiğimiz o an değil mi: Yemek yemeyi unuttuğunda en çok yaşamıyor musun ya da gündoğumunda uyanıksan. Zaten yemek ne ki, uyku ne? İçinde atlar koşmayan insanların meşgalesi! Hem bir şey seni bu kadar sarmalamışsa kendinden öte bir manası olmalı. Bir soru olmalı orada, senin hesaplamadığın ve cevabına delice ihtiyacın olan. Yok yahu! Değemez, vallahi değmez! İç huzurun yoksa muhakkak yanlış bir şey yapıyorsun. Hayat seni yakandan paçandan çekiştiriyorsa, bu kadar çok soru sorduruyorsa mutlaka sana uygun olmayan bir şey var orada, onda. Suyun kendi hızında akmıyorsa, takılıyorsa, içindeki hayvanlar başka türlü konuşmaya başladıysa ya da hepsi susup sen ne yapacaksın diye bakıyorsa... Kendine ihanet mi ediyorsun acaba? Daha önceden de biliyorsun bunu: İnsan sadece kendine ettiği ihanetin bedelini ödeyemez. Asla. Değer mi yoksa? Kendini hiç zorlanmadan yaşadığın yerlerin, insanların, işlerin dışında bir uzayda denemezsen nereden bileceksin sınırını? Bir tek vasat sevmez mi sadece bildiği, rahat ettiği yerlerde pineklemeyi? Evet öyle. Vasat en berbat varoluş türü değil mi hem? Öyle. E o zaman? Hayatın belalı olmayan türüne demiyor muyuz “Boşa geçmiş zaman!” diye. Tam olarak öyle. E o zaman? Değiyor desene şuna! Yok yok değmez, bırakıp gitmek en iyisi. Şimdiden sonra iç düzeni bozmak ne işe yarar ki? Hem sonu da epey karanlık bu işin. Muhtemelen daha çok üzüleceksin, bunu da düşünmeli. Asıl o zaman diyeceksin “Boşa geçmiş zaman!” diye. Bunları da hesap etmeli. Hesap mı dedin! Hesap mı?! Sen mi! Güldürme beni. Ne zaman hesap ettin ki! Etsen de hesabın işaret ettiğini ne zaman yaptın. Esas bunu hesap etmeli. Ah! Güldürme beni. Böyle işte... Merak ediyorum bugünlerde. Nasıl hesaplayacağız hayatı? Değip değmediğini yani, var mı hayatın böyle bir ölçüsü? Ya da acaba hep en sonunda “Değdi” demek zorunda mıyız? Öbür türlüsünde kahırdan öleceğimiz için yani. Öbür türlüsüne “Bir hayat yaşadım” diyemeyeceğimiz için. Değdi diyecek bir şey bulmak zorundayız nihayetinde. Küçük de olsa bir şey, değdi demenin kifayetsiz kanıtı. Bir gülüş. Küçük bir teşekkür. Minnacık bir mürüvet. Kısa bir vuslat. Ama işte hep küçük küçük. Tartını kendin ayarlayacaksın yani. Ağır çeksin diye kendin de bir şey ekleyeceksin o mürüvet, vuslat ve heyecan kutusuna. Yoksa... Değmez diye diye yaşanmıyor işte. O sebeple. Değsin diye
ECE TEMELKURAN
İns cnm ya!
Dost uzerine.. Bazisina dostlugu arkadasligi ogretirsin, O gider baskasina gosterir sendenogrendiklerini..
Ne desem inanırsın??
Dilek tutmadan kaydı bütün yıldızlar...
Haydi Gel icelim
Bir Gün Anlarsın...
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Ben güzel gözlü kadınları severim..
ben güzel gözlü kadınları severim
birde küçük ayaklıları,uzun boyunluları
hem nasıl severim,öyle severim işte
terler avuçları,kesilir solukları
ben mahsun kadınları severim
yavru ceylanca kadınları,ürkekçe
hem nasıl severim,öyle severim işte
bilemezsiniz ne güzeldir öpüştükçe
ben akıllı kadınları severim
düşünen az konuşan,o çok bilen
heryerde her zaman nazı çekilen
hem nasıl severim,öyle severim işte
içimde büyük , sonsuz ateşler yanmalı
ve ölümümde o kadın yüzünden olmalı
Okuyorumm..