Tanıştığımız gibi kalan insanlar istiyorum artık.
Not today Justin

Origami Around

Jar Jar Binks Fan Club
todays bird
No title available
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
No title available

Kiana Khansmith
h
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Game of Thrones Daily
Noah Kahan
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Color Me Curious
🪼

izzy's playlists!
Sade Olutola
tumblr dot com
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from South Korea
seen from United States
seen from Dominican Republic

seen from China
seen from India
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Cameroon
seen from Argentina

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Australia

seen from United States
@birazdahasarilsaydik
Tanıştığımız gibi kalan insanlar istiyorum artık.
Veda etmenin değil de, veda etme şeklinin daha yıkıcı olduğunu; bu evde gölgemin bile benden daha çok yaşadığını gördüğümde anladım.
O kadar çok ağlamıştım ki, artık hissizleşmeyi öğrenmiştim. Saatlerce duvar izlerdim, yağan yağmuru izliyordum bazen de. Belki bu yorgunluktur, çünkü ben artık ağlayacak gücü bulamıyordum. Şunu öğrenmiştim o zamanlarda güçlü insanlar ağlarmış. Çünkü ağlamak ben vazgeçmedim demekmiş, bak ağlıyorum ama kalkacağım demekmiş. Yıktınız ama toparlanacağım demekmiş. Oysa ben pes etmiştim. Hem de bu öyle bir pes edişti ki kendi hayatımdan çıkıp gitmeye hazırlanıyordum. O günlerden nasıl kalktım bilmiyorum. Nasıl yaşamaya karar verdim bilmiyorum. Ama o kadar çok bağırmıştım ki beni duysunlar diye, biri de yardım eli uzatsın diye ama olmadı. Hatta ben sesim kısılana kadar bağırdım ama biri de çıkıp senin neyin var demedi ya ben o zaman anladım nasıl yalnız olduğumu. Ben çok korkuyorum işte kimse görmüyor ama çok korkuyorum. O günlere döneceğim diye öyle bir korkuyorum ki bu korku bazen bana nefes aldırmayı unutturuyor. Hani diyorlar ya daha 16 yaşındasın ne derdin var diye benim öyle bir dertlerim vardı ki hepsi başıma yıkıldı ben altında kaldım. Ben öyle bir enkazın altında kaldım ki yara almayan tek bir yerim kalmadı. En fazla da ne yakıyor insanın canını biliyor musunuz? Bu enkazı en yakınlarının yapması. Sanki bir ev yaptılar tek tek tuğlalarını kendileri taşıdılar. Ve öyle büyüdü ki o bina hiç beklemediğim anda üzerime yıktılar. Ama şunu unuttular ki ben altında kaldım. O enkazın içinde hissediyorum hala kendimi. Sanki enkazın altında bağırıyorum sesim kısılasıya kadar ama duymuyorlar. Ya da duymazlıktan geliyor. Zaten onlar inşa etmediler mi bu enkazı ben kimden yardım bekliyorum ki.
Bir köşede durup insan yüzlerine baktım. Bunca sene sonra tanıyabilecek miydim acaba? gözlerimi kapadım, karşımdaydı. Sevgi budur, gözlerini kapadığında oradadır ve bir milyon sene sonra bir milyon insan arasında da görsen, ha işte o dersin.
"Efsaneye göre Tanrı bir ruhu iki bedene verdi, günün birinde birbilerini tamamlamaları için.."
tüm güzellikler toplanıp bir araya gelince sen çıkmışsın ortaya. benim güzellik anlayışım senden ibaret..
Herkesin bir hüznü onu perişan eden acısı var elbet. başkalarının derdiyle uğraşmaktan kendi acısını unutan.. ağlamaya başladığında o zaman yaran açılır ve kanar..sen hiç beraber olmamışsındır..yanında ki beraber olup kıymetini bilmiyendir..hayat bazılarına şanslı davranırken..bana neden..
sen öpünce herşey geçermiş.
Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. Alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. Bir mezar taşında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz.
bir kaç seneye değişecek düzen, sabır taşım çatlamak üzere'
neden mi rap anlatayım sana, dönmek yok bu yoldan asla hiçbir şekilde..
bir kaç seneye değişecek düzen, sabır taşım çatlamak üzere'
Recordar kelimesi ispanyolcada “anımsamak” demekmiş. kelimenin Latince kökü re-cordis ise kalbi delip geçmek manasında kullanılıyor. Etimoloji diyor ki; “hatıralar, kalbi deler.”
sanırım hayatım boyunca hiç bir zaman tam anlamıyla sevilmeyeceğim.
"Neden yapıyorsun bunu" dedi öfkeli gözlerle yüzüme bakarak. "Çalışman gerek"...dersler dersler dersler..peki onlara odaklanmam için desteğe ihtiyacım yok muydu benim? Vardı, hem de fazlasıyla vardı. "Şu dört duvar arasında sizden görmediğim sevgiyi, sahte de olsa bir yabancı tarafından hissettmek bile iyi geliyor" dedim acı içinde gülümseyerek. Sustu, konuşmadı. Ne kızdı, ne de bir tepki verdi. Öylece sustu. Beklemiyor olsa gerek böyle bir şey. Bende beklemezdim. Ama hep beklemediğimiz şeyler olur işte.
Arkama bakarak önümü göremiyordum, önüme baktığımda hiçbir şey göremiyordum, kendi içime baktığımda sonsuzluğu gördüm, tutundum, o gündür sınadım, zorladım, cehennemi de gördüm cenneti de, insanoğlu her şeyden bir parça, en büyük parçaları kendinle yüzleştiğinde görürsün, bazı parçalar gereksizdir çıkarman gerekir, aynı sonuca ulaşamıyorsan, hepsi bu.
ne olurdu bir kere beni de sevseydin anne..
Freud harika özetlemiş; “Birisi bir yere bakıyorsa, orda ilgisini çeken bir şey vardır fakat birisi bir yere ısrarla bakmıyorsa, orda muhakkak ilgisini çeken bir şey vardır.” Bu hayatın her alanında böyle. Bir yere ısrarla bakmayanın, bakmadığı yerde ilgisini çeken bir şey vardır.