Kitaptan genel hatlarıyla okumayanlar için bahsedecek olursam. 205 sayfalık, Tudem yayınlarınca basılmış ve John Boyne tarafından yazılmış bir çocuk kitabı. Gayet sürükleyici. Bruno adında küçük bir çocuk baş kahraman. Şimdi içeriğine geçelim. Eğer kitabı okuyacaksanız bu kısmı daha sonraya erteleyin derim. Çünkü kitabın içeriği hakkında hiçbir bilgim yokken okudum ve böylesi inanın daha heyecanlı oluyor. Bir kere her şeyi kontrol etmeyin ve kendinizi kitaba bırakın.
Kitabı benim gibi araştırmayıp direk okuyanlar için şaşırtıcı bir durum var ortada. İlk adını duyduğumda meraklı, çizgili pijamalı bir çocuğun, toz pembe hikayesinden bahsediliyor diye düşünmüştüm. Düşündüklerim kısmen doğruydu. Örneğin çocuğumuz araştırmayı seven, her çocuk gibi masum, hatta hayatın zor yanlarıyla tanışmadığı için saf denilebilecek, ailesinin konumu itibariyle büyük bir evde hizmetçilerle bir hayatı olan dokuz yaşında bir çocuktu. Fakat kitapta bu düşüncemin tam tersi asıl çizgili pijamanın sahibi Shumel adında sırf Yahudi olduğu için cezalandırılan, ailesini kaybetmiş, hayatın acımasızlığıyla küçük yaşta tanışmış, henüz çocuk olduğu için yine de az bir şeyler kapabilmiş, bu yüzden -Bruno kadar olmasa da- her çocuk gibi saf bir çocuk daha vardı. Bu iki zıt ortamdaki karakterler çok yakın iki dost oldular. İşte bu noktada kitap çocuklara olduğu kadar yetişkinlere de bir mesaj gizlemişti. Çocuk yüreği ne olursa olsun saf ve temizdir. İnsan insandır. Çocuk çocuktur. O yetişkinlerin aksine din, dil, ırk ayrımı yapmaz. Ayrıca Bruno'nun kendisinin kadar başkalarının yaşantılarını da dikkat aldığı ve bazı sorunları çekerken tek başına olmadığını başka insanlarında bu zorluklardan muzdarip olabileceğini anladığı anlar vardı. Kendi kendisini bu kadar iyi tedavi edebilmesine , empati yeteneğine hayranlık duydum. Düşündüklerimin doğru olmayan tarafı ise 'Toz pembe hikayesinden bahsediliyor diye' düşündüğüm kısmıydı. Ancak öyle bir hikaye çıkmadı. Cidden bir üzücü ve insanı dağıtan bir sonla bitti. Küçük 9 yaşındaki Bruno'muz babasının komutanı olduğu kampa arkadaşı Shumel yardımıyla Shumel'in babasının nerede olduğunu araştırmak için gizlice giriyor ve çok sevdiği arkadaşının son gününe ortak oluyor. Yani arkadaşının almanlar tarafından öldürülmek için götürüldüğünü bilmeden, kendiside yahudilerin arasında ölümüne gidiyor. Yahudi kampları hiçbir suçları yokken sırf Yahudi oldukları için işkence edilen, öldürülen insanlar ve çocuklar... Nazi kamplarındaki içleri acıtan durumlar... Kitapta bir çocuğun saf dünyasından hissettirilmeye çalışılıyor. Son olarak kitabın filmi olduğundan bahsetmem gerekir. Henüz filmine bakmadım. Kitap okumayı sevmiyor hasbelkader bu yazıya denk gelmiş ve merak etmişseniz izleyebilirsiniz.