Kalbim yamalarla dolu ve ben sardığım her yeri yeniden çözmek zorunda kalıyorum.
Today's Document
Sweet Seals For You, Always
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
One Nice Bug Per Day

Product Placement

No title available

if i look back, i am lost
noise dept.

Jar Jar Binks Fan Club
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Doug Jones
cherry valley forever
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
official daine visual archive
Cosimo Galluzzi

No title available
sheepfilms
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
🩵 avery cochrane 🩵

roma★
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Uzbekistan

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from Switzerland
seen from United States
seen from Iraq

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Iraq
seen from United Kingdom

seen from Italy

seen from Algeria

seen from United States
@biricdokuntusu
Kalbim yamalarla dolu ve ben sardığım her yeri yeniden çözmek zorunda kalıyorum.
Anlaşılmayanın bu kaşar ihtiyaç olupta karşılaşmamasının bu kadar felaket olduğunu bilmezdim.
İnsanların beklentilerine maruz kalmak diye birşey var. Sizi görmek istedikleri gibi görmek istiyorlar. Benim beklentim bu şekilde sen neden böyle davranmıyorsun ve kötüsün eleştirisi nasıl boğucu.
Girdabın içinde yok olmak mı yoksa o girdaba hiç yaklaşmamak. Neden orta yolu seçemediğimi bilmiyorum.
Eski bir dostum dedi ki gözlerin ne güzel gülerdi, ne oldu böyle? Ne olduğunu beş yıldır anlatmaya dilim varmıyor. Sürekli kendi olmaktan çıkarılan, ailesinden kopamayıp kendi yeni ailesini aile saymayan, kök ailesi uğruna kendisini feda ettiği gibi ailesini feda eden, yok sayan ve değersizleştiren bir insanla yaşamanın bedeli olduğunu nasıl anlatayım.
Sılam neresi ki benim annemin evi bile gurbet gelmekte.
“Hayat istediğimiz gibi gitmez bazen” klişeleriyle cümleye başlamak hoşuma gitmiyor. Kocası tarafından şiddete uğramış, hakaretlere maruz bırakılmış bir kadın boşanma kararını nasıl alabilir? Ya da şöyle soralım en basitinden. Boşanma kararını insanlar nasıl alabiliyor. Mesela tamam artık tak dedi mi diyorlar, ince ince düşünüp bitti mi diyorlar ya da öz saygıları kaybolunca mı yahut sevgi yitirilince mi? Hangisi sevgili insanlar? Bugünlere böyle ulaşacağınızı bilseydiniz seçer miydiniz bu yolları bilmem ama ben katiyen seçmezdim. Çünkü öncesinde asla böyle bir hayatım yoktu. Hayatını dolu dolu yaşayan, ileri seviyede yaşantısı olan kendi halinde, en en önemlisi de gülen gözleri olan biriydim. İnsan benliğini kaybeder mi? Kendisinin ne olduğunu, neyi sevdiğini nasıl bir karakter olduğunu unutur mu? Unutur sevgili arkadaşlar. Hayat sizi öyle bir yere yavaş yavaş sürükler ki acaba eskisi mi bendim şimdi mi ki bendim diye şaşırır kalırsınız.
“ Sakın ola bir domuzla güreşmeğe kalkışma. Domuz kısmıyla çamurlara gark olmadan güreşemezsin. Kirlenmeden domuzu mağlup edemezsin. Bil ki, sana mağlup olmak domuzu kederlendirmeyecektir. Bilakis, senin kirlenmiş olman onun hoşuna gidecek ve güreşirken kendisinin biraz daha kirlenmesi domuzun memnuniyetini kat be kat artıracaktır."
“Yol uzun, yolcu bitkin
derdim ilaçsızdır ey.."
Değişiyoruz ama
İyi midir kötü mü bilemem
Dönüşüyoruz ama
Hayra ya da şerre yoramam
Gelişiyoruz ama
Fırtınalara boyun eğerek
Gülüşüyoruz ama
İçimizden acı çekerek
Her şey değişti
Biz de değişiyoruz
En doğrusu bu değil mi
Yok olmaktansa”
Ah be Candan Erçetin beni okumuş. Dönüştüm değiştim kırıldım öldürüldüm yok oldum.
Sırtımdaki o bıçağı ellerimle çıkardım nereye koyacağımı bilemedim.
“Bir ayak sesi, bir fısıltı bile yok şimdilerde,
Nerede karşılaşmıştık seninle,
Hiç bilmiyorum bile,
Hatıralar eskir.
Aramak acayipleşir.
Bulamamak yiter.
Hani hep beklemek insanın eğilimi içinde,
Hep bir ses kulaklarında,
Artık beklemek tuhaflaşır.”
Artık insanlar tarafından üzülmek istemediğim bir köşe bulmak istiyorum. Tam dört aydır evimiz yok. Orada burada insanlarla bir arada da yaşamaktan da yaşadığımız deprem travmasını atlamamaktan da yoruldum. Kararnamenin bir türlü açıklanmaması ve takvimimizin olmaması daha vahim durum ne yazık ki. Artık insanların hiçbirinin bizi anlamadığına ve herkesin kendi yaşantısına devam ettiğine kani oldum. Geçer mi bu günlerde?
Birazcık bakın birazcık başkalarından daha değerli olduğumu hissetseydim her şey bambaşka olurdu. Bugüne kadar sadece izleyiciydim bundan sonra oyuncu.
Hiçbir yere sığamıyorum ne bir kalbe ne da bir eve.
Çılgınca sevmekten başka yolum yok. Seviyorum kokunu, ellerini, yüzünü, gözlerini. Sev beni. Merhamet et bana. Gözlerin bana gülsün. VE
“ellerini yüzümde gezdir, sil alnımdan yorgunluğu,
gözlerimin altından, yaşamak korkusunu al,
avuçlarından çıkmış bir heykel olsun başım.”
İnsan bayramda bile nasıl bu kadar yalnız hissedebilir. Hani o ünlü söz ne diyordu: kalabalıklar içinde bile yalnız hissetmek.