NAHBS-2016
Şubat sonu, biraz da Atyrau (Kazakistan) daki “kirli - çamurlu” kışın soğuğundan kaçmak, biraz nefes alabilmek için, kısa süreli bir tatil imkanım oldu. Hem görmediğim bir şehir görmek, hem de sürekli üzerinde düşündüğüm custom bisiklet ile ilgili bilgi edinmek için Sacramento daki NAHBS 2016`ya katildim.
Adından da anlaşılacağı üzere, fuar, kisiye özel kadro tasarlayan, inşa eden ve bu amaç için malzeme tedarik eden firmaların ürünlerini sergiledikleri 3 günlük bir fuar. fikir vermesi açısından ornek vermek gerekirse firmalar: Campagnolo, Sram, shimano gibi buyuk “component” şirketleri, Enve - calfee - reynolds-columbus gibi kadro insa materyal malzeme şirketleri, çeşitli headset-gobek vesaire üreten Paul, Chris King, White industries gibi butik parca şirketleri ve tabi ki Kent Eriksen, Steve Potts, English, Bilenky gibi kişiye özel kadro tasarlayan, üreten firmalar.
Türünün ilk örneklerinden, Greg Lemond`un Tour de France koştuğu bir karbon bisiklet.
Göze Çarpablar - İlk İntiba
Yoldan çıkanlar ve illaki offroad diyenler için Fat bike ve Road plus olarak adlandırılan allroad bisikletler şu aralar çok popüler, çoğu firma bu tip bisikletler yapıyor, ama bir yandan da pazarlama ürünü ve reklam olduğunu itiraf ediyorlar. Benim fikrim, yeni bir bisiklet kategorisi yaratarak insanlarda “ihtiyaç” hissi uyandırmak. İşin özünde bu bisikletler 90’lardaki non-suspension dağ bisikleti konsepti ve relaxed road geometrisinin birleşmesinden oluşuyor. Aslında konsept güzel, drop bar, no suspension, light mountain bike gibi birşey, ama yeni değil. Bunun yanında çok sayıda tandem bisiklet de standları süslüyor. Özellikle 2 kişilik tur için çok uygun olan bu bisikletler her tipte geliyor, ister fat bike, ister road, ister mountain, çoğunun genel özelliği S&S coupler opsiyonu, tur yapanlar bu özelliğin bisikleti uçakta taşımakta ne kadar yararlı olacağını hemen tahmin edebilirler.
Bilenky standında kırmızı bir tandem, SS coupler, eccentric bottom bracket.
Bir diğer genel gözlem, Custom framebuilder`lar SRAM eTAP`i gerçekten benimsemişler. Neredeyse her standda bir örnek görmek mümkün. Kablo derdi olmaması, internal routing gibi uğraştırmaması ve temiz görünüşü ile çok başarılı olacağa benzer.
Hipsterler heryerdeler, uzun sakal, renkli pantolon (kısa paçalar) vesaire - herkes birbiriyle instagram adreslerini paylaşıyor, ufak çaplı “dün kaç km yaptın” gibi sohbetlere giriyoruz, saat 12:01 olduğunda herkesin elinde birer bira, gerçekten iyi sosyalleşiyor, kaynaşıyoruz.
Calfee standinda bir bambu porteaur
NAHBS, Bisiklet materyelleri açısından çok zengin bir fuar, çelik, paslanmaz çelik, titanyum, karbon, bambu, ahşap kadroları her yerde görmek mümkün, neredeyse her bir materyal için kadro yapım kursları düzenleniyor. Calfee standında güzel bir aparat seti gözüme çarptı, kadro yapımını plastik bir maket yapma s,recine dönüştüren bu donanım, bir adet sablon kağıt, çeşitli sabitleyicilerden oluşuyor. Tek yapmanız gereken kendi bambunuzu alıp kesip biçmeniz ve yapıştırmanız.
Fuarda sadece ticari amaçlı kadro üreten firmaların haricinde kendi binmek için ürettiği, bazen deneysel, bazen garip tasarımlara da rastlamak mümkün. Bunların arasında bir mühendisin titanyum karbon kadrosu gercekten ilginç idi. Olayı ilginç yapan, bu şahsın herşeyi kendi tasarladıktan sonra 3 boyutlu çizimlerini yapıp, prototip üretim ardından Boeing`e gidip 3 boyutlu printer ile titanyum luglar üretmesi (Boeing de contact person bir triatletmis, ona bir kadro sözü var.) ve sonrasında kadroyu hayata geçirmesi. Gerçekten de bu tek parça luglar 3D printer olmasa nasıl üretilir pek aklım almıyor.
Tüm fuar gerçekten çok ilgi çekici, ufak detayları yakalayabilmek bu konuda gerçekten çok bilgili insanların harcı, benim gibi olaya sadece “ilgili” insanlar için iki alternatif var. 1- Hali hazırda gecen dialoglara kulak kabartmak 2- Gurur yapmayıp aklına geleni sormak Ben ikisini de yaptım. İşte duyduklarım;
Titanium vs Steel vs Stainless Steel Öncelikle malzeme olarak titanium hem daha sağlam, hem daha hafif bir element, bunun dışında elastisitesi çelik gibi doğrusal değil, bu da ufak titreşimlerde malzemenin çok esnek olması, daha fazla deformasyon durumunda ise sertleşmesi anlamına geliyor, Titanyuma o kendine özgü “yağ gibi akan” sürüş karakterini kazandıran özelliği de bu veriyor.
Shamrock cycles standında bir cyclocross bisiklet lug detayı
Çelik ise doğrusal bir grafikle esniyor, deforme miktarına dayalı bir sertleşme yok, bu da malzemenin çoğu titreşimleri filtrelemesi, sürücüye yansıtmaması ama titanyum ile karşılaştırınca “daha canlı” bir sürüş hissi olduğu anlamına geliyor.
Neredeyse kimse biri diğerinden daha iyi diyemiyor. Evet Titanyum kağıt uzerinde üstün bir malzeme, ama kısıtlı boru boyutları, ince et kalınlığından dolayı rigidity açısından daha büyük çaplı boru kullanımı gerektirmesi ve konik boruya izin vermemesi (butted) kadro yapım işlemini kısıtlıyor. Ayrıca daha zor işlenmesinin yanında kaynak yapılırken oksijen (hava) ile temas etmemesi gerekiyor. Bu da çoğu titanyum üretticisinin kaynak da ustalaşmasının yanında kendi aparatlarını da üretmesi anlamına geliyor.
Çelik, diğer taraftan, çok çeşitli boyutta tedarik edilebiliyor, Columbus ve Reynolds’un bu malzemeye her geçen gün daha fazla yatırım yapıp, geliştirmesi, bu malzemeye gönül verenleri daha çok mutlu ediyor. Bisiklet geometrisi (ve kisiye özel tubing seçmek) bilimden çok bir sanat olduğu için, çelik`e aşina olanlar eski tecrubelerini yeni malzemelerle birleştirerek zamana uygun sanat eseri kadrolar üretebiliyorlar.
Kent Eriksen standında Best Tig Frame ödülünün sahibi bir full suspension MTB kadrosu
Bu arada kaynak ile ilgili kısa bilgi: titanium sadece tig weld yapılabiliyor, çelik ise tig weld, brazed ya da luglı olarak üretilebiliyor. Neredeyse herkes kaynak kalitesinin malzemeden daha önemli olduğu konusunda hemfikir. Bu konuda da kadroların gerçek ustalar tarafından yapılmasının önemli olduğunu vurgulayıp az sayıda kadro üreten firmalarla çalışılmasının tercih edilmesi gerektiğini öneriyorlar.
Ustalar, biyografileri ve kreasyonları:
Kent Eriksen - Kent Eriksen Cycles Özellikle titanyum ile çalışıyorlar ve genel kanıya göre steve potts ile beraber en iyi titanyum ustası - (2013-14-15 ve 16 NAHBS de en iyi tig-kaynak ödülünü kazanmış). Firefly ve Baum gibi diğer popüler markalardan ayrı olarak titanyum kadronun boyanmasına karşı çıkıyor - boyanın kaynak detaylarını gizlediği kanısında. Moots`u kurduktan sonra şirketin çok büyümesi ile müşteriden uzaklaştığını ve yüz yüze zamanı özlediğini farkedip hisselerini satarak kişisel üretime başlıyor. Her müşteri ile özel olarak ilgileniyor, vücut ölçüleri ve kilosu dışında bisikleti daha çok hangi amaçla kullanacağı konusunda bilgi topluyor ve boru çapları ve geometriyi bu verileri kullanarak dizayn ediyor. Örnek vermek gerekirse, uzun yol yapacaklar için konfor ön planda, ince seatstay, rahat bir geometri ve 28’lik lastik takabilme opsiyonu öneriyor. Yarış için ise enerji transferi ve aerodinami ağır basıyor, kalın 1inch seatstay ve yarış geometrisi…
Tim O’Donnel - Shamrock cycles Sadece çelik çalışıyor, çeliğin canlı karakteristiğini seviyor. Titanyum`u fazla süngerimsi buluyor ve boru seçeneklerinin kısıtlı olduğundan bahsediyor. Columbus, Reynolds ve KVA tubing ile çalışıyor. Bu 3 marka arasında en düzgün boruların Reynolds`dan geldigini (ara detay: Düzgünlük tanımı düz yüzeye konduğunda ışık sızmaması) belirtiyor ama KVA amerikada olduğu için standarda uymayan boru geldiginde geri gönderme kolaylığından oturu KVA tercih ediyor. Paslanmaz çeliği özellikle sevdiğini, çalışmasının zor olmasına ve biraz kırılgan bir malzeme olmasina rağmen sağlam ve hafif olduğundan bahsediyor. Diğer çelik üreticileri arasında kimi seçerdin diye sorduğumda DiNucci ya da Cherubim olabilir diye cevap veriyor.
Doriano De Rosa - Bixxis De Rosa kardeşlerden Doriano De Rosa`nin soyadını taşıyan aile şirketi ile yollarını ayırmasından sonra kızı Martina ile kurduğu şirket. Ayrılığın nedenini De Rosa`nın Colnago ve Pinarello`nun izledigi yolu izlemesi ve büyüyerek üretimi italya dışına kaydırması. Bixxis de tüm bisikletler Doriano tarafından üretiliyor. Şu anda Tig kaynaklı, klasik geometrili tek bir model üretiyor (De Rosa Corum ile tek fark X seklindeki seat stayler). Çok yakında Titanium da üretmeye başlayacağından bahsediyor, ve hatta ilk üretimlerin bir de resmini gösteriyor. Bixxis klasik geometriden vazgeçmiyor, Boru çaplarını da müşteriye göre seçmiyor, tek tip boru ile çalışıyor (columbus spirit) bunun yanında yenilikçi elektronik groupsetleri de yakında sunacaklarından bahsedip SRAM eTap`i su anda Fransız bir müşterisinin test ettiginden bahsediyor.
Shin-ichi Konno - Cherubim 2016 da NAHBS’ye katılmamasına rağmen 2015 de Tokyo’da ziyaret ettigimiz Cherubim’den bahsetmeden geçmek istemedim. Keirin yarışlarına kadro üretmesiyle ünlü Japon üretici sadece çelik çalışıyor. Tamamen müşteriye özel bisikletler (geometriden boru marka ve çaplarına kadar) inanılmaz bir detay ile üretiliyor. Belki de bu yüzden teslim süresi 6 ayı bulabiliyor. NAHBS deki ustalar Cherubim`in koleksiyonlarını ilginc ve acayip buluyor. Genel olarak Amerika (ve Avrupa) daha sert, fazla esnemeyen bisiklet üretme çabasında iken, Japon üreticiler (özellikle de Cherubim) kadroyu özellikle esnek tasarlayarak binici ve bisikletin harmoni içinde çalışması geleneğini savunuyor.
Tüm ustaları ya da komponent üreticilerini burada yazmak imkansız, zaten işin içine girdikten sonra herşeyin ne kadar kişisel ve tercih meselesi olduğunu farkedip, “en iyi bisiklet” gibi birşey olmadığını hemen görüyorsunuz.
San Francisco Bu kadar yol geldikten sonra San Francisco`ya uğramadan dönmek olmazdı, ben de bir kaç gün burada geçirdim, Blogda sadece bir paragraf ile yetineceğim o da sadece bisiklet ile ilgili izlenimler olucak; Öncelikle San Fracisco inişli çıkışlı bir şehir olduğunu biliyorduk ama eğimler düşündüğümden çok daha dik. %30 eğimlere sahip olduğunu tahmin ettigim yokuşlar oldu, buna rağmen şehir tipik Amerikan şehirlerine oranla daha kompakt ve çok sayıda bisikletli şehirde ulaşımlarını bu şekilde sağlıyor. Şehrin biraz da “hippi” tarzı bisikletin özümsenmesinde önemli bir rol oynamış, iletişim şirketi çalışanları, parklarda toplantı yapan şirket yöneticileri, bilgisayar grafik öğrencileri, neredeyse herkes bisiklet ile ulaşımını sağlıyor. Bisiklet kullanmayanlar ise sadece turistler sanki! (kiralamadılarsa tabi!)
Bir haftalık bir aradan sonra (ve bir delilik yapıp bisiklet almadan) geri dönüyorum ve hemen para biriktirmeye başlıyorum.











