Bayanlar özelden cevap verebilirsiniz..... Sizinki hangisine benziyor
@hataysekshikayelerisblog
Bayanlar özelden cevap verebilirsiniz..... Sizinki hangisine benziyor
Kankalığa Farklı Arzular Karışırsa! (4) (Burak 27 Y., Antalya)
Ertesi gün saat 11:00 gibi uyanabilmiştim ve okula gitmedim o gün. Kasıklarım yine fena halde ağrıyordu. Ecem ile sevişmek ve sikişmek mükemmeldi, ama uzun bir süre ereksiyonda kaldıktan sonra sikişince de böyle ağrılar çekmek dayanılmaz oluyordu. O gün öğlene kadar yatağımdan çıkmadım. Telefonumu kurcalarken, dün evini kullandığım arkadaşım Mert'ten bir mesaj olduğunu gördüm. Mesajda bir de külot fotoğrafı vardı. "Kanka bu ne lan? İşiniz bitince ortalığı toparlasaydınız bari!" yazmış. Ecem'in dün gece kaybolan külotuydu bu. "Özür kanka, biz bulamamıştık. Fazla vaktimiz yok diye de çok aramadık. Problem olmadı umarım?" diye yazdım. "Yok kanka, iyi ki bizimkiler evde değildi, onlara denk gelseydi sıkıntı olurdu yani!" yazdı.
Külot konusu kapanınca da muhabbet yavaş yavaş dün gece neler yaşandığına kaydı. Durumu az biraz anlattım ve "Oğlum kız çok azgın, böyle birisini bulduğum için gerçekten şanslıyım!" dedim. Mert de, "Belli kanka, külotu da nefismiş hatunun, kokusuna bayıldım, mis gibi amcık kokuyor!" dedi. "İbnelik yapma lan! Bugün bir ara gelip alayım da götüreyim kıza!" dedim. O gün akşam üstüne kadar evdeydim. Akşam Mert'in evine gittim. Ben yukarıya çıkmadım ailesi eve döndüğü için. Arabadan mesaj attım, Mert aşağıya geldi ve arabaya bindi.
Sahil taraflarına gittik ve iki bira alıp içmeye başladık. Mert külotu çıkartıp verdi. Fakat külot hafif nemliydi, sanki yıkanmış da tam kurumamış gibiydi. "Ne yaptın lan buna?" dediğimde Mert sessiz kaldı. Aslında ne yaptığını anlamıştım. "Ulan kızın külotuna boşaldın değil mi? İt herif!" deyince de itiraf etti. Külota 31 çekmiş, sonra da yıkayıp getirmişti.
Biraz daha konuştuktan sonra geri dönüş yoluna geldiğimizde, Mert, "Kanka ya, şu kızı ayarlasana bana da!" dedi. "Ne diyorsun oğlum sen? Kendi siktiğim hatunu sana mı ayarlayacağım?" dedim. "Ne var oğlum, sevgili misiniz sanki? Zaten siktiğin hatunun kendi sevgilisi var. Benden mi kıskanıyorsun? Sizin aranızda bir şey mi var ki? Seviyor musun hatunu?" dedi. "Ya hayır oğlum da, ne alaka yani, başka kız mı yok? Benim siktiğim hatunu ne yapacaksın?" dedim. "Kanka ne bileyim, hatunun külotu acaip azdırdı beni. Zaten okulda gördüğümde de beğeniyordum fiziğini. Bizim okulda onun gibi hatun çok yok biliyorsun kanka. Bu haftasonu ev müsait, ayarlayıver de Cumartesi sikeyim işte!" dedi.
Ne diyeceğimi bilmiyordum. Biraz düşünüp, "Hadi ben teklif ettim diyelim, hatun kabul etmez ki hiç tanımadığı biriyle sikişmeyi... Benimle bile ne kadar zor oldu, ki biz yıllardır tanışıyoruz!" dedim. Mert o an aklıma gelmeyen bir şeyi söyleyerek, "Kanka tek başına gelmesine gerek yok ki, istiyorsan sen de yanımızda olursun!" dedi. Mert öyle deyince, "Yani grup mu diyorsun?" dedim. Bir an o düşünce belirmişti aklımda. Ben, Ecem ve Mert... Sikim kalkmıştı. Heyecanlı bir tecrübe olacaktı. Mert'i evine bıraktıktan sonra kendi evime dönene kadar bunu düşündüm hep. Zaten Ecem'e aşık değildim, sevgili de olmayacaktık, ki öyle ya da böyle bir sevgilisi vardı. Ben de grup seks yapma tecrübesi kazanacaktım. Ama önemli olan Ecem'i buna nasıl ikna edecektim? Bu düşünceler içinde eve vardım. Gece geç saatlere kadar kafamda çeşitli planlar yaptım.
Ertesi gün, öğle arasında Yiğit'ten vakit bulduğumuz bir esnada Ecem'e mesaj atarak, "Okulun arkasındayım, gelir misin?" dedim. Ecem, sevişeceğiz sanarak, "Olmaz ya, okulda yapamam!" dedi. "Merak etme, bir şey konuşacağım seninle!" dedim. Birkaç dakika mesaj gelmedi, sonra da Ecem'in yanıma doğru geldiğini gördüm. Ağaçların altında, çok fazla kişinin görmediği bir yerde bulunan bir banka çöktük. Çok vaktimiz yoktu, çünkü Ecem 10 dakika ortadan kaybolsa Yiğit hemen onu arıyordu. Biraz lafı dolandırdıktan sonra, "Bak Ecem, bu teklifi kabul edip etmemek tamamen sana bağlı... Şey... Eğer sen de kabul edersen, kesinlikle güvendiğim birisi var ve..." deyip yutkundum o an, birkaç saniye konuşamadım. Sonra cesaretimi toplayıp, "Eğer sen de istersen... O arkadaşım bizimle grup yapmak istiyor!" dedim.
Ecem yüzüme boş boş bakıp, "Grup mu? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?" dedi. Ben hemen kendimi korumak için, "Yani ben senin sevgilin değilim, biliyorsun... O yüzden sana karışmak ve senin yerine cevap vermek gibi bir yetkim yok. Arkadaşım bana teklif etti, ben de sana ilettim. Güvendiğim ve tanıdığım birisi, ağzı sıkıdır. Sen de istersen, Cumartesi yapabiliriz!" dedim. Ecem birkaç saniye duraksadıktan sonra, "Kimmiş bu? Fotoğrafı var mı?" dedi. Sosyal medya hesaplarından birisini açarak gösterdim. Ecem, "Tanıyorum sanki..." diyerek Mert'in fotoğraflarına baktı. Sonra da teklifimle ilgili bir şey söylemeden, "Neyse, ben gideyim, şimdi Yiğit başıma ekşimesin!" diyerek uzaklaştı.
Ecem'i kaybetmekten ve onu kırmaktan korkuyordum, ama bir yandan da onun sınırlarını görmek istiyordum. Kabul edip etmeyeceğini merakla bekleyerek birkaç gün daha geçirmiştim. O haftanın Cuma günüydü ve tatile girecektik. Öğleden sonra dersteyken Ecem mesaj attı ve "Tamam, kabul ediyorum!" dedi. Mesajı okuduktan sonra kafamı kaldırarak Ecem'in oturduğu sıraya baktım. Bana bakarak gülümsüyordu. Ben de gülümsedim ve hemen Mert'e mesaj atarak, "Tamamdır kanka, oldu senin iş!" dedim. Mert de 5 dakika kadar sonra dönerek, "Kanka adamsın be!" yazdı. Ders bitene kadar Mert'le planı yapmıştık. Heyecanlanmıştım. Mert'le yazışmamızın ekran görüntüsünü de alıp Ecem'e attım ve "Güzel hazırlan bak, sana iki kişi gireceğiz bu sefer!" yazdım. Gülücük emojisi attı sadece.
Cumartesi günü sabahtan Ecem'e mesaj attım, "Saat kaçta alayım seni?" diye. Ama Ecem, "Sen yalnız git, akşam saat 7 gibi ben taksiyle geleceğim, bana adresi at!" yazdı. Hem meraklanmış, hem de heyecanlanmıştım. Ecem'e Mert'in adresini attıktan sonra da evden çıktım. Mert'in evine gittim. Önce büyük bir markete giderek alışveriş yaptık, ardından da hazırlıklara başladık. Alkol, çerez, çikolata, atıştırmalıklar, şekerlemeler ve acıkırsak diye hemen pişirip yiyeceğimiz yemekler de dahil bir sürü şey, hatta götten sikerken işimizi kolaylaştırmak için Bebe Yağı bile almıştık. Tek eksiğimiz Ecem'di ve o da saat 19:00 gibi, "Geldim, apartmanın önündeyim!" diye mesaj attı.
Ecem'in apartman kapısından girip bizim olduğumuz kata çıkması sanki 1 saat sürmüş gibiydi. Üzerinde uzunca bir palto vardı. İçeriye girdikten sonra ikimize de selam vererek salona geçti. Biz de salona girdikten sonra, "Paltonu alayım canım!" dedim. Ama beni durdurarak, "Demek o gün beni getirdiğin ev, Mert'in eviydi?" dedi. Gülümsedim ve "Evet, zaten senin kaybolan külotunu da o buldu!" dedim. Gülümseyerek üstündeki paltonun önünü açtı. İkimiz de şok olmuştuk. Dışarıda dikkat çekmemek ve kendi evinden rahat çıkabilmek için böylesine bir palto giymişti. Altında, dizlerinin üstünde biten bir fileli çoraba bağlı olan jartiyer takımı ve sımsıkı bir siyah mini etek vardı. Üstünde de, memelerinin neredeyse tamamını açıkta bırakan derin dekolteli bir askılı pembe bluz vardı. Görünüşe göre sütyen takmamıştı, meme uçları bluzdan belli oluyordu.
İkimiz de yutkunmuştuk. Ecem ise sinsi sinsi gülümsüyordu. Yanında getirdiği minik mavi çantadan parfüm çıkarttı ve birkaç kez sıktı. Epey tahrik edici kokusu olan bir parfümdü. İki tane 18 yaşında ergenin aklını başından almıştı resmen. Ecem de bizimle aynı yaşta olmasına rağmen, sanki bizden çok çok daha olgun ve seks konusunda tecrübeli bir kadınmış gibi görünüyordu gözümüze o an. Biz öyle bakmaya devam edince, "Ee beyler, paltomu alan yok mu?" dedi. Mert ile resmen birbirimizi yiyecektik paltoyu almak için, biz böyle rekabet içerisindeyken de Ecem kıs kıs gülüyordu. İki tane erkeğin arasındaki tek kadın olmak onun da hoşuna gitmişti.
Ardından tekli koltuğa giderek bacak bacak üstüne atıp oturdu. Biz de ona bir kadeh viski doldurup verdik. Önce biraz havadan sudan muhabbet ettik, ama ikimizin de sikleri dimdik olmuştu. Bir an önce sevişmeye ve sikişmeye başlamak istiyorduk. Ecem ayağını bana doğru uzatarak dizime sürttü ve "Ayaklarım çok ağrıyor, biraz masaj yapar mısın?" dedi. Hemen önünde diz çöktüm ve onun bembeyaz ayaklarını elime alarak okşamaya başladım. Sonra bu dokunmalarıma öpücükler eklemeye başladım. Ecem'in bembeyaz ayağını öpüyor, ara sıra da ayak parmaklarını ağzıma alarak emiyordum. Mert ise oturduğu yerden bizi izliyordu.
Belli ki Ecem'in aklında bugün ikimizi de yönetmek ve kullanmak vardı. "Mert, sen de bana bir kadeh daha viski verir misin?" der demez Mert yerinden fırlayarak viski kadehini kaptığı gibi doldurup Ecem'in yanına geldi. Elleri titriyordu resmen Mert'in. Ecem kadehi alırken Mert'in elini okşayarak, "Teşekkürler canım!" dedi ve gülücük attı. Ecem viskisini bitirdikten sonra ayağa kalktı ve "Umarım bu sefer de koltuğun üstünde yapmayacağız?" dedi. Mert hemen, "Yatak odasını hazırlamıştık... geçebiliriz!" dedi.
Mert hemen önden giderek yatak odasının ışığını açtı, biz de Ecem ile arkasından gittik. Odaya girince Ecem aramıza geçti, arkasını Mert'e dönerek önce benim gömleğimi açtı. Sonra da dönüp aynı şekilde aramızda durarak Mert'in tişörtünü çıkarttı. İkimizin de vücutlarına aralıklarla öpücükler konduruyordu. Sikim resmen taş gibi olmuştu. Ecem bu öpücükleri birkaç dakika kadar sürdürdükten sonra önümüzde diz çöktü. Ben sağındaydım, Mert de solundaydı. Pantolonlarımızın kemerlerini ve düğmelerini açtıktan sonra, boxerlarımızla bıraktı bizi. Önce boxerların üstünden okşadı, sanki içindeki siki hissetmek ve öngörmek için avuçluyordu. Benimkini biliyordu zaten, ama Mert'in siki onun için ilk olacaktı. Önce benim boxerımı indirdi, çıkarttı ve kıçıma bir şaplak atıp güldü. Sonra da Mert'in boxerını indirdi. Açıkçası o ana kadar biraz gergindim (Mert'in siki benimkinden çok daha büyük çıkarsa ve Ecem'in tüm ilgisi ona kayarsa) diye, ama aşağı yukarı benimki boyutlarda ve benimkinden biraz ince bir siki vardı.
İkimizin de sikini eline aldı ve okşamaya başladı. Artık o andan sonra da ikimizin de odağı tamamen Ecem'e dönmüştü. İkimizin arasında bir rekabet olacağı belliydi, içgüdüsel olarak ikimiz de kendimizi ispatlamak isteyecektik Ecem'e karşı ve bu da Ecem için harika bir gece anlamına gelecekti. Ecem ikimizin de sikini okşadıktan sonra önce Mert'inkini emmeye başladı. Ağzından çıkan 'Glup, glup!' sesleri ile birlikte muhtemelen Mert'e en güzel sakso deneyimlerinden birisini yaşatıyordu.
Ecem birkaç dakika sonra Mert'i bıraktı ve benim sikimi emmeye başladı. Tamam, iki erkek arasında gizli bir üstünlük gösterme yarışı olacağından Ecem için mükemmel bir gece olacaktı, ama bir yandan da Ecem'in işi epey zor olacaktı, çünkü iki erkeği idare etmek için çok efor sarf etmesi gerekecekti. Ecem benim sikimi emmeye başlayınca, ben de aynı zevk fırtınası içine girmiştim. Sikimin üstünde onun güzel dudakları kayıyordu ve arada yumuşacık dudaklarını bastırıyordu. Ben keyifle inlerken, ara sıra saçlarını topluyordum. Bu arada da Ecem, Mert'in sikini okşamaya, ona 31 çektirmeye devam ediyordu.
Bu sakso işi 10 dakika kadar devam etti. Sonra Ecem ayağa kalkarak bluzunun askılarını omuzlarından indirdi. Bluz halen üstündeydi, ama göğüslerinin altına kadar inmişti. Bir göğsüne ben, bir göğsüne de Mert olacak şekilde yapışmıştık. Ecem'in keyif iniltileri kulaklarımızı dolduruyordu. İkimizi de kafalarımızdan göğüslerine bastırıyordu. Bu halde yavaş yavaş yatağa geçtik ve Ecem'i yatağa sırtüstü yatırdık. Memeleri saniyeler içinde sırılsıklam ve uçları dimdik hale gelmişti. Ecem, "Hadi, soyun beni artık!" dediği anda ise ikimiz de aç köpekler gibi üstüne saldırmış, sanki bu emri bekliyormuş gibi saniyeler içinde Ecem'i çıplak bırakmıştık. Sadece onun isteği üzerine jartiyerini çıkartmamış, ama ipek külotu çıkartıp almıştık.
Ecem, "Şimdi bir şey deneyeceğiz..." deyip yataktan indi, bizi de çağırdı yanına. İkimizi karşılıklı olarak halının üstüne diz çöktürdü ve aramıza geçti. Bacaklarını hafif ayırarak, "Hadi bakayım, yalayın, bir pørnø filmde görmüştüm, çok merak ediyorum!" dedi. Ben önündeydim, ben Ecem'in amını yalarken Mert de arkasından götünü dillemeye başladı. Ecem'in iki deliğini de aynı anda yalıyorduk. Ben önünde olduğum için benim saçlarımı sıkıyor, çekiştiriyordu, ama uyguladığı kuvvetten ve attığı zevk çığlıklarından, epey hoşuna gittiğini anlıyordum...
Biraz bu şekilde bize amını ve götünü yalattıktan sonra, "Hadi bakalım, yatağa!" diye aramızdan çıkmaya çalıştı. Ama onun bileğinden tutarak, "Dur bakalım... Madem öyle aramıza girmeyi seviyorsun..." dedikten sonra Ecem'i bacaklarından tutarak kucağıma aldım. Gülümsedi ve saçlarımı okşayarak boynumu emmeye başladı. Sikimi tutup, amının dudakları arasına yerleştirdim ve iki elimle götünün yanaklarını okşayıp, ayırmaya başladım. Mert de arkadan yaklaşarak Ecem'in göt deliğine Bebe Yağı sürüp sikini yasladı. Ben amına girdikten sonra Mert de götüne bastırmaya başladı. Mert bastırdıkça da Ecem bana doğru yapışıyor ve dimdik meme uçları benim göğsüme değiyordu. O anda pek idrak edemiyordum, ama ilk üçlü seks deneyimimi gerçekleştiriyordum.
Ecem şimdi kafasını omzuma dayamış, boynuma kollarını dolamış halde inleyerek ikimizin de sikinin içinde git gel yapmasının keyfini yaşıyordu. Ben amından pompalarken, Mert de götünü sikmeye devam ediyordu. Ecem keyif aldıkça biz daha da sertleşiyorduk. Sürekli bizim vücutlarımızın çarpmasından dolayı Ecem'in sadece kalçaları ve kasıkları değil, sırtı ve ön kısmı da kıp kırmızı olmuştu. Kızı kucağımıza almıştık ve neredeyse 20 dakikadır indirmiyorduk. Artık yavaş yavaş boşalacağımızı anlamıştık, ikimizin de böğürtüleri ve inlemeleri daha da farklılaşmış ve yoğunlaşmıştı.
Ecem'e, "Gelmek üzereyim, içinden çıkmam lazım, indireyim seni!" dedim. Ama Ecem, "Bugünün keyfini bozmaya niyetim yok, hap aldım!" dedi. Gülümseyerek dudaklarına yapıştım. Onunla yapmak istediğim şeylerden birisi de içine boşalmaktı, ama benim ona söylememe gerek kalmadan o bana böyle bir fırsatı sunmuştu bile. Bunu duyunca daha da hırslanmıştım ve alttan kendimi bastırıp, kökledikçe Ecem'in memeleri neredeyse çeneme değecek kadar zıplıyordu. Mert de bu durumdan nasibini almış, altta kalmamak için kızın götüne daha sert köklüyordu. Ecem resmen hayatının en zevkli anlarından birisini yaşıyordu. Bir süre sonra o da kasılmaya başladı, sanırım orgazm oluyordu. Gözleri kaymış, dudağı hafifçe büzülmüş ve nefes alışverişleri çok değişmişti. Ben de artık rahatlayacağımı hissediyordum.
Nasıl oldu bilmiyorum ama, Mert'in boşalması ile benim boşalmam resmen peş peşe denk gelmişti. İkimiz de boşalıp, birkaç kez daha kökledikten sonra Ecem'in içinde beklemeye başlamıştık. O kadar sessizdik ki, sadece hızlı hızlı nefes alışlarımız ve Ecem'in amından, götünden yere damlayan döllerin çıkarttığı sesler duyuluyordu. Kucağımızdan indirdiğimizde Ecem yere yıkılacak gibiydi, resmen bacakları tutmuyordu kızın. Ecem'i yatağın üzerine bıraktık ve biraz dinlenmek için biz de yatağın kenarlarına oturduk.
Mert içecek bir şeyler getirdi, içerken sessizce oturup dinleniyorduk. Ecem'in güzel vücudunu izliyordum o arada. Yüzüstü uzanmıştı yatağa, dolgun ve bembeyaz kalçaları kıpkırmızı olmuş, arasından da döller sızmaya başlamıştı. Jartiyerle de mükemmel bir görüntü oluşturuyordu. Sikimin yeniden kalkması bu görüntüden sonra çok da zor olmamıştı zaten. Birkaç dakika daha dinlendikten sonra Ecem'in üzerine uzandım. Boynunu, omzunu ve sırtını öperken bir yandan da dimdik olmuş sikimi götüne bastırmaya başladım. Mert yağlayıp siktiği ve içine boşaldığı için epeyce kaygandı, o yüzden rahatça girdim. Ben Ecem'i götünden sikerken Mert de geldi ve sikini Ecem'in ağzına verdi. Mert ağzında, ben götünde git gel yapmaya başladıkça, Ecem de üstündeki yorgunluğu ve bacak arasındaki acıyı hafiften unutmaya başlayıp bize uyum sağladı...
O gece geç vakte kadar dinlene dinlene sikişmiş ve pørnø filmlerde nadir gördüğümüz pozisyonları bile deneme şansımız olmuştu. Ertesi günün sabahında hepimiz artık kendimizi farklı hissediyorduk, sanki daha da olgunlaşmıştık!
(Burak)
Kankalığa Farklı Arzular Karışırsa! (3) (Burak 27 Y., Antalya)
Bilirsiniz, lisedeyken güvenerek ve rahatça seks yapacağın bir kız bulmak resmen ölümdür. Bulsanız bile, genelde öyle izbe yerlerde, kaçak bir halde ve kısa şeyler yaparak bu tecrübeyi yaşarsınız. Ancak benim elimde Ecem gibi bir kızın olması benim için büyük bir lütuftu. Ailelerimiz tanıştığı için Ecem'in bana gelip gitmesi, ya da benim onlara gitmem hiç sorun olmuyordu. Ayrıca birbirimizi de uzun süredir tanıdığımız için güven konusunda bir problem yaşamıyorduk. Hatta Yiğit ile sevgili olması durumuyla birlikte işin içine 'yasak ilişki' girmesi bizi bir parça azdırıyordu, her ne kadar Yiğit ile olan ilişkisine çok ciddi bakmasa da. Aramızdaki kankalık yerini resmen bir sikiş arkadaşlığına bırakmıştı. Her anı sevişmeye vakit yaratmak için kullanmaya çalışıyorduk. Ancak bundan önceki 3 sene boyunca bir sürü boş vaktimiz varken, şu an ikimiz de birbirimizi arzulamamıza rağmen hiç vakit bulamıyorduk.
Kasım ayı ortalarına geldiğimizde artık üniversite sınavlarını da düşünmeye başlamıştık. Ecem ile birlikte aynı dershaneye gidiyorduk ve orada resmi okul üniforması giymek zorunda olmadığımız için daha farklı bir yakınlık yaşama ihtimalimiz oluyordu. Dershane; Cumartesi ve Pazar günleri sabahtan akşama kadar, Salı ve Perşembe günleri ise akşam 18:00'den 22:00'ye kadar vardı. Bu dershane işi iyi olmuştu, çünkü Salı ve Perşembe akşamlarında dershaneye götürüp getirme işlerini arabayla ben yapıyordum. Ailesi de bunu böyle istediği için Yiğit bir şey diyemiyordu, çünkü Ecem'in ailesi beni tanıyor ve bana güveniyordu. Artık bu Salı ve Perşembe günkü ufak kaçamaklarımız bizim için harika vakitler olmaya başlamıştı.
Yine bir Salı günü okuldaydık. Ecem, Yiğit'in yanına geçtiği için artık orada oturuyordu. Ama ara sıra mesajlaşıyor ve gizliden gizliye bazı yürek hoplatıcı şeyler yapıyorduk. Ben, Ecem'in 3 sıra arka çaprazında bir yere oturmuştum. Ders de epey sıkıcı ve kimsenin ilgisini çekmeyen bir ders olduğu için daha rahattım. Ders başladıktan sonra Yiğit tahtaya soru çözmek için kalkınca, Ecem'in arkadan fotoğrafını çektim ve Ecem'e attım. Ecem kafasını hafifçe geriye çevirip gülümsedi. Ben arka sırada olduğumdan rahattım. Okul ceketini kucağıma koymuş, sikimi fermuardan çıkartmış, 31 çekiyordum. Ecem 31 çektiğimi anlayınca hafifçe eteğini sıyırdı. Bembeyaz bacaklarının epey bir kısmı ortaya çıkmıştı. Telefonumu ceketin altına sokup, sikimin fotoğrafını çekip gönderdiğimde, o da telefonunu eteğinin altına doğru sokarak bacaklarının iç kısmının fotoğrafını çekip attı bana.
Bu fotoğraflaşmalar bile beni aşırı derecede heyecanlandırıyordu. Ecem'e, "Bu akşam seni sikmek istiyorum artık. Yolda gidip gelirken yaptığımız ufak öpüşmeler falan yetmiyor!" yazdım. "Benim de canım çok istiyor, ama ne yapabiliriz ki?" yazdı. Ben de, "Bugün dershaneden sonra 1 saat etüde kalacağını söylesene annenlere. Hem benimlesin zaten, merak etmezler!" yazdım. "Bilmem ki, inanırlar mı?" yazınca, "Niye inanmasınlar? Zaten bizden köpek gibi ders çalışmamızı isteyenler onlar değil mi? Mutlu bile olurlar!" dedim. Gülücük attı ve daha sonra da Yiğit'e yakalanmamak için telefonu kapattı. O gün resmen okul bitmek bilmemişti ve tüm gün kazık gibi bir sikle dolaşmak zorunda kalmıştım.
Okuldan sonra direkt dershaneye geçtiğimiz için Salı ve Perşembe günleri okula arabayla geliyordum. Çıkışta, arabayı park ettiğim yere gittim ve Ecem'in gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Bir süre sonra okulun çıkışında Yiğit ile birlikte göründüler. Ecem yanıma gelmeden önce yanaktan öptü Yiğit'i ve "Görüşürüz." diyerek arabaya geldi. Yiğit'in bakışlarındaki o kini, nefreti, kıskançlığı rahat rahat görebiliyordum, ama arada Ecem'in ailesi olduğu için çok da bir şey diyemiyordu.
Ecem yanıma oturduktan sonra arabayı çalıştırdım ve okuldan çıktık. İkimiz de ateşle barut gibiydik, ama kendimizi tutuyorduk. Okuldan uzaklaşıp arabayı dershanenin yanındaki katlı otoparkın en üst katında tenha bir yere çektim ve Ecem'in o güzel dudaklarına yapıştım. Ecem bir yandan kazık gibi sikimi okşarken, diğer yandan da dudaklarımı aynı ateşli istekle öpmeye devam ediyor, bana karşılık veriyordu. Saate baktığımda dershanenin başlamasına yarım saat kadar bir vaktimiz olduğunu gördüm ve "Hadi, başla bir an önce, dayanmıyorum!" diyerek koltuğa yaslanddım. Ecem, "Peki ben ne olacağım?" deyince afallamıştım. "Ne demek ne olacaksın?" dedim. "Ben de azgınım, rahatlatmayacak mısın beni? Son seferinde ben seni rahatlatmıştım!" dediğinde, "Sen sadece yalamamla tatmin olabilir misin ki?" dedim. O ana kadarki seks bilgimle kadınların sadece sikilerek rahatlatılabileceğini, oral seksten bizim kadar keyif alıp rahatlayamayacaklarını sanıyordum.
Ecem, "Deli misin? Çok keyif alıyorum ben amımın yalanmasından!" dedi. Benim için de farklı bir bilgi olmuştu ve resmen ufkum açılmıştı. "İyi, geç arkaya!" dedim. Ecem arkaya geçti. Üstünde lise eteğinin olmasının da avantajları vardı. Ben de iyice yer açabilmek için öndeki iki koltuğu da iyice öne çektim ve arkaya binip yerde diz çöktüm. Ecem'in bembeyaz bacakları ve içindeki kırmızı külotu gözümün önündeydi. Eteğini beline doğru topladıktan sonra külotunu sıyırıp çıkarttım. Amı gerçekten sulanmış ve kızarmıştı. Eğildim ve bacaklarının arasına kafamı sokup yavaş yavaş amını yalamaya ve emmeye başladım. Harika gözüküyordu ve mükemmel bir keyif veriyordu. O an, bir kadının sana zevk vermesinden çok bir kadına zevk vermenin de ne kadar hoş bir olay olduğunu anlamıştım. Bir kadının senin yaptığın şeylerden keyif alması, inlemesi, bu şeylerden hoşlanması ciddi anlamda erkeklik gururumu kabartıyordu.
Ecem'in amını yalarken ara sıra dilimi de içine sokuyor ve onu iyice delirtiyordum. Saçlarımı yolacak gibi çekiyor ve amına bastırıyor, öte yandan da delicesine inliyor ve ellerini nereye koyacağını bilemezmiş gibi arabanın orasına burasına vuruyordu. Elimi yavaşça gömleğinin üstüne attım, üst düğmelerini açtım ve sütyeninin içine sokarak memelerin okşamaya başladım. Uçları dimdik olmuştu. Ecem çok fazla dayanamadı ve bir 10 dakika içinde kasılarak kendini sırtüstü bıraktı. Arka koltukta nefes nefese yatıyordu ve anın tadını çıkartıyordu. Sıvıları tamamen ağzıma akmıştı. Farklı bir histi ve sikim taş gibi olmuştu. "Bunun da indirilmesi lazım!" dedim, ama Ecem hemen toparlanıp, "Onun icabına da dershaneden sonra bakarız. Birazcık da sen böyle bekle!" diyerek toparlanarak arabadan indi. Dershaneye gittik. Tüm gün dimdik haldeydim ve şimdi de sikim iyice kazık gibi olmuştu, ama Ecem yine beni boşaltmamıştı. Sikim patlayacak gibiydi ama el mecbur bekleyecektim.
O gün dershane resmen geçmek bilmemişti benim için ve Ecem de bile isteye frikikler veriyor, tam önümde domalarak kalçalarını gösteriyor ya da eğilerek memelerinin üstlerini gösteriyor, beni iyice delirtiyordu. Dershanenin bitmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Dersler bittikten sonra ise beni azdırmanın bedelini çok fena ödetecektim. Epeydir sevişmiyordum ve resmen patlayacak gibiydim. Dersler bitince sınıfın dağılmasını özellikle bekledim ki kalkık önüm belli olmasın. Sınıftakiler çıktıktan sonra artık yalnız kalmıştık. Ecem'in arkasından yanaştım ve eteğinin üstünden götünü avuçlayarak, "Şimdi cezanı çekmeye hazır mısın bakalım?" diye fısıldadım. Güldü ve "Hazırım, göster hünerlerini!" dedi. Götünü biraz daha avuçlayıp bıraktım ve birlikte dershaneden çıkarak arabaya bindik.
Ailem evde olduğu için bizim eve götürmek pek rahat olmazdı; o yüzden, akşam bu işi yapacağımız belli olduğunda, müsait olan arkadaşlarımdan bir tanesini arayıp evini ayarlamıştım. Arkadaş anahtarı paspasın altına bırakmış ve çoktan toz olmuştu biz eve gittiğimizde. Eve girince Ecem etrafa bakarak, "Kimin evi ki burası?" diye meraklı meraklı etrafı dolaşıyordu. Gidip arkasından sarıldım ve kalçalarına sikimi bastırarak, "Kimin eviyse kimin evi, sen boş versene!" diyerek boynunu öpmeye başladım. O da kıkırdayarak, "Hızlı olacağız bugün ha?" dedi. "Bir saat vaktimiz var, unuttun mu? Etüde kaldık!" deyince bana dönerek, "İyi madem!" deyip dudaklarıma yapıştı. Öpüşerek salonun içinde oradan oraya gidiyor, salınıyorduk. İkimiz de ne yaptığımızdan pek emin değildik ve ben de o anın azgınlığıyla sikmekten başka bir şey düşünemiyordum.
Biraz öpüştükten sonra Ecem önümde diz çöktü ve pantolonumla birlikte boxerımı da indirerek ayak bileklerimden çıkarttı. Sikim kızarmıştı iyice ve kafası kocaman olmuştu. "Imm, bayağı azmışsın sen!" diyerek önce ufak bir dil darbesi attı, sonra da yumuşacık dudaklarının arasına alarak o harika sakso yeteneğini göstermeye başladı. Ecem'i kafasından tutarak sikime bastırıyor, bir yandan da iniltiler çıkartıyordum. Alışmıştı iyice ve sikimin tamamını ağzına rahatça alıyordu. Ecem'in ağzına biraz daha verdikten sonra bugün ondan istediğim şeyi almaya niyetliydim. Eğer bugün olursa, onunla anal seks yapacaktım ve Ecem'in o tatlı götünün tadına bakmış olacaktım.
Ecem de bugün yaşadığımız kaçamaktan ve beni azdırmak için yaptığı şeylerden dolayı azmıştı. Onun da sakso çekerkenki tutkusu katlanmıştı, kendini kaybediyordu resmen emerken ve hatta bazen köküne kadar alıp kendi isteğiyle 10-15 saniye kadar ağzında tuttuktan sonra sikimi boğazından çıkartıyordu. Ecem'i ayağa kaldırdım, önce üstünü soydum ve ardından da eteğiyle külotunu çıkarttım. Aceleyle çıkarttığım giysilerini fırlatıyordum etrafa. Birkaç saniye içerisinde yine onun muazzam, bembeyaz vücudunu önümde çırılçıplak halde bulmuştum. "Her seferinde senin şu vücuduna biraz daha aşık oluyorum!" dedim. Güldü ve "Hmm, demek öyle?" diyerek yüz üstü şekilde kendini salondaki koltuklardan birisine bıraktı. Ben de yavaşça üzerine uzandım.
"Amımı yalamayacak mısın?" diye sordu, ama o da epey azgındı, öylesine sormuş olduğu az çok belliydi. "Sen o hakkını bugün çoktan doldurdun!" diyerek sikimin başını tükürükleyip direkt amına soktum. Ecem kasıldı ve kesik bir, "Ahh!" çektikten sonra durdu. Ben üstündeydim ve onun mis gibi kokusunu içime çekip, yumuşacık tenini hissetmenin keyfini alıyordum. Daha sonra belimi kaldırarak amında git gel yapmaya başladım, aynı zamanda da boynunu öpüyordum. Ecem'in fısıltı gibi olan iniltileri beni benden alıyordu. 18 yaşında bir ergenin pozisyon bilgisi ve sevişme tecrübesi ne kadar olursa, o ölçüde kendimce bir şeyler biliyor ve bu işi iyi yapıyor sanarak sikmeye devam ediyordum Ecem'i. O da altımda kıvranıyor, zevk iniltileriyle inliyordu.
Çok genç ve toy olduğumuz için bazı şeylerden epey korkuyorduk. Ancak yine de ondan istediğim iki şey vardı: İçine boşalmak ve anal seks yapmak. Yine de bunu nasıl söyleyeceğimi ve nasıl konuyu açacağımı bilmiyordum. O yüzden de bu isteklerimi hep ileri bir tarihe öteleyerek o anın tadını çıkartıyordum. Daha önce de dediğim gibi, o yaşlarda sevişecek kız bulmak ve özellikle de bunu düzenli yapacağın birini bulmak çok çok zordu. Bu sebepten, Ecem'i kaybedecek ve ürkütecek bir şey yapmayı istemiyordum. Bu yüzden onu iyice zevklendirip, reddedemeyeceği bir pozisyona çekmek istiyordum.
İyice sertleşip, bir yandan memelerini sıkarken diğer yandan da amına hızla pompalamaya başladıkça da Ecem'in iniltileri daha fazla artmaya başlamıştı. Ecem'in tazecik amının içinden 15 dakika kadar sonra çıktım ve sikimi yavaşça arka deliğine sürterek, "Buradan da istiyorum!" dedim. Ecem, omzunun üstünden baktı, ama hiçbir şey demedi. Zevkten gözüm dönmüştü ve dayanamıyordum. Kabul veya ret ile alakalı bir şey söylemeyince de yavaşça bastırmaya başladım sikimi. Ecem'in götünü ilk kez sikecektim ve görünüşe göre epey dardı. Bastırdıkça sanki beni dışarıya itiyor, içine almak istemiyordu, ama ben yine o anın keyfiyle durmadan yükleniyordum.
İlk başta gelen ufak iniltiler yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı ve kafasını soktuğumda da keskin bir, "Ahhhh!" sesini duymuştum. Ecem'in de canı epey yanmış olmalıydı. Göt deliğini ıslatmak veya yalamak pek aklıma gelmemişti, ama Ecem'in saksosundan ve amının sularından dolayı zaten sikim sırılsıklamdı. Kafasını götüne soktuğumda keyiften resmen üstüne düşecek ve kalacaktım o halde. Gücümü biraz toparladıktan sonra bastırmaya devam ettim. Resmen amından siktiğim süre kadar bir süreyi de Ecem'in daracık götüne girmek için harcamıştım, fakat sonunda değmişti. O daracık göt deliğinden o kadar zevk alıyordum ki, sadece 3-5 dakika kadar git gel yapmam yeterli oldu. Ecem'in çığlıkları ve acı bağırışları arasına benim böğürtülerim karışırken Ecem'in götünün içine boşaldım. İlk defa Ecem'in deliklerinden birisine boşalıyordum, ki bu da aldığım hazzı daha arttırmıştı...
Ecem'in üstünden kalkıp saate baktığımda, arkadaşımla anlaştığım süreyi 15 dakika geçtiğimizi gördüm. Yıkanmak için vakit yoktu. Alelacele Ecem'in etrafa saçılmış giysilerini topladım ve giyinmesine yardım ettim. Ecem, "Külotum nerede?" dedi. Etrafa bakındım, bulamayınca da, "Ya zaten arkadaşımın evi, sorun olmaz. Sonra arasak olmaz mı?" dedim. Tüm günün yorgunluğunun üstüne bir saati geçen bir sikişme beni iyice berbat etmişti. Bir an önce eve gitmek ve duş alıp dinlenmek istiyordum. Ecem'i evine bırakıp ben de kendi evime geçtim...
(Burak)
Kankalığa Farklı Arzular Karışırsa! (2) (Burak 27 Y., Antalya)
Ecem'i o hafta sonu birdaha görememiştim. Pazartesi günü de okulda bana karşı biraz soğuktu. Sınıfta aynı sıradada yan yana oturuyorduk, ama benimle iki üç cümleden fazla konuşmuyordu. Her ne kadar onu konuşturmaya çalışsam da, tenefüslerde birlikte vakit geçirmeye çalışsam da nafileydi. Okul çıkışında da hemen evine gidiyordu. Sanki benden korkup kaçıyor gibiydi. Bu durum böyle iki hafta kadar devam etti. Bu da beni çok üzüyordu. Ancak en büyük yıkıntıyı birkaç gün sonra aldığım bir haberle yaşadım. Ecem, bizim sınıftan Yiğit diye bir çocukla sevgili olmuştu. Tabii sevgili olunca da onun sırasına gitmiş oturmuş, benimle olan tek bağını da koparmıştı.
Ecem'e aşık değildim, onları birlikte görünce bir kıskançlık hissetmiyordum, ama tek üzüldüğüm şey Ecem'in bana verdiği o mükemmel cinsel hazzı kaybetmekti. Onu orospu olarak gördüğümü mü düşünüyordu, ya da tek seferlik bir şey yaşadığımızı mı düşünüyordu bilmiyordum, ama onunla uzun süre seks arkadaşı olarak kalmak istiyordum. Duygusal olarak bir şey hissetmesem de, cinsel olarak resmen tapıyordum ona...
18 yaşıma girer girmez sürücü belgemi aldım. Babam da arabayı ilçe içinde kullanmama izin veriyordu. Bir gün, okul çıkışında arabayı alarak Ecem'in geçiş güzergahına gittim. Otobüsten inmişti ve evine doğru gidiyordu. Yanında durdum ve "Atla hadi!" dedim. İlk başta istemedi, ama ben, "Lütfen hadi, herkes bize bakıyor. Seninle konuşmak istiyorum, atla şu arabaya!" dediğimde kabul etti. Sahil taraflarında sessiz sakin bir yere çektim arabayı. Sonbahar sonu olduğu için hava erkenden kararmaya başlamıştı.
Ecem, "Evet seni dinliyorum, ne konuşacaksın?" dedi. "Neler oluyor Ecem? Niye bana böyle davranıyorsun? O Yiğit denen çocuk nereden çıktı şimdi? Hem de biz bir şeyler yaşadıktan sonra?" dedim. İlk başta cevap vermedi, ama daha sonra, "Bak Burak, seninle biz çok iyi iki arkadaşız, kankayız. O gün niye böyle bir şey yaptık bilmiyorum, ama ben seninle kankalıktan öteye gitmek istemiyorum. Seninle öyle şeyleri yaşamamalıydık!" dedi. "Niye böyle düşünüyorsun ki? Hem seks yapıp, hem de kanka olamaz mıyız? Bak ben sana karşı duygusal anlamda bir şey hissetmiyorum, sana aşık falan da değilim. Sen aramıza mesafe koymak istiyorsun, ama buna gerek yok. Ben seninle hem kanka olup, hem de seks yapmak istiyorum. Ben senin duygusal ilişkilerine engel olmak istemiyorum ki!" dedim.
Ecem şaşırarak yüzüme baktı ve "Ama ben... Yiğit'e ne diyeceğim peki?" dedi. "Aşık olduğun için mi Yiğit'le sevgili oldun?" dediğimde, "Hayır, epeydir yazıyordu bana ama ben yüz vermiyordum pek. Seninle aramızda bu şeyler olunca da belki seni uzak tutar diye kabul ettim..." dedi. "O zaman ona bir şey söylemene gerek yok! Hem belki bu şekilde seninle yapacağımız seks daha heyecanlı ve zevkli olabilir!" dediğimde gülümsedi hafifçe. Eğilip, dudaklarından öptüm. Yiğit'le aralarında ne kadar ciddi bir ilişki olmasa da, yine de Ecem'in sevgilisi varken böyle şeyler yapmak ikimize de keyif veriyordu, anlamıştım.
Biraz öpüştükten sonra, Ecem, "Hadi beni evime bırak artık!" dedi. Tabii öpüşürken sikim kalkmıştı, "Bunu indirmeden mi gideceksin?" diye elini tutup sikimin üzerine koydum. Hınzırca güldü ve "Çok fenasın sen!" diyerek pantolonumun kemerini açarak, sikimi çıkarttı. Dimdik olmuş sikime doğru eğildi, kafasını ağzına aldı ve beni tahrik eden sesler çıkartarak emmeye başladı. Ecem'e, hem de sevgilisi varken, sakso çektirmek mükemmel bir zevk veriyordu. O güzel saçlarından tutarak yavaş yavaş sikime bastırıyordum ve her seferinde de resmen bulutların üstüne çıkıyordum. Çok fazla bir vakit geçmeden Ecem beni mükemmel saksosuyla boşalttı. Bu sefer ağzına boşalttığım döllerimi ise gözlerimin içine bakarak yuttu. Cidden bu kız harikaydı, kaybetmemeliydim. Ecem, "İşimi yaptığıma göre artık beni evime bırakır mısın?" dedi. Rahatlamanın verdiği mutlulukla toparlandım ve Ecem'i evine bıraktım...
Ergenlikte, hormonlar tavandayken güvenebildiğin ve rahatça cinsellik yaşayabildiğin bir kız bulmak harikaydı. Artık okulda Ecem'i Yiğit'in yanında gördüğümde sırıtarak ona bakıyordum. Ecem ile Yiğit'in arasında bir cinsel yakınlaşma yoktu, bunu konuşuyorduk. Bir gece Ecem'le mesajlaşıyordum. Ona, "Kanka, senin sexy vücudunu özledim!" diye yazdım. Ecem de bir emoji atarak, "Hıımmm, demek öyle!" yazıp, ardından da tanga giydiği bir fotoğrafını atarak sikimi yine dimdik yapmıştı. Ben de banyoya geçip, kalkık sikiminin resmini çekip ona atarak, "Artık görüşsek mi kanka? Dayanamıyorum, ne zamandır aramızda bir şey olmuyor!" yazdım. Ecem, "Ben de yanıyorum kanka, ama nasıl olacak? Yiğit'leyim tüm gün!" yazdı. Ben de, "Bir gün okulu asamaz mısın? Bizimkiler gidiyor yine, bizde buluşuruz?" dedim. Ecem, "Bekle biraz!" yazıp, yarım saat kadar kaybolduktan sonra, "Yarın saat 10:00'da bizde ol!" yazarak sütyenli göğüslerinin bir fotoğrafını attı. Bu sefer Ecem'i kendi evlerinde sikecektim. Bunun hayali bile mükemmeldi. Büyük bir heyecanla yatağıma yattım ve sabahı zor ettim.
Sabah yine hiçbir rutinimi bozmadan aynı saatte kalktım, kahvaltımı yaptım, giyindim ve okula gidiyormuş gibi çıkarak durağa geçtim. Okula bazen arabayla, bazen de otobüsle gidiyordum, ama arabayı babam da kullandığı için nadiren alabiliyordum. Otobüse binip Ecem'lerin evinin yolunu tuttum. Sokağa girmeden önce köşe başında mesaj atarak, "Geleyim mi? Müsait mi ev?" yazdım. Birkaç saniye sonra, "Gel gel!" yazınca apartmanlarına giriş yaptım. Yukarıya çıktığımda çoktan kapıyı açmıştı. İçeriye girdim. Ecem muazzam gözüküyordu. Okula gidecekmiş gibi altına lise eteğini giymiş ama olabildiğince yukarıya çekmişti. Resmen poposunun alt kısmı gözüküyordu. Üstünde de okul gömleği vardı, ama içinde sütyen yoktu ve gömleğin üstten 3-4 düğmesi açıktı. Göğüslerinin çatalını bırak, direkt olarak üst kısımları rahat rahat görünüyordu.
Elimi yavaşça vücuduna atmak istedim, ama Ecem, "Iı ııı, yavaş ol canım!" diyerek beni içeriye götürdü. Sanırım aklında bir plan vardı. Bana, "Madem okulu astık, 6-7 saat kadar bir vaktimiz var. Elimizi çabuk tutmamıza gerek var mı?" diyerek kıvırta kıvırta mutfağa gidip elinde iki birayla geldi. "Dün gece aldım bunları ama bizimkiler görmesin diye evden çıktıklarından sonra dolaba koyabildim. Çok soğuk olmayabilir!" diyerek birisini bana uzattı. Ardından da dizime oturdu. Onun yumuşacık götünü dizimde hissederken bir elimle birayı tutuyor, diğer elimi de kalçasında dolaştırıyordum. Ecem epey sexy gözüküyordu gözüme, ama dahası, bu kızın daha 17 yaşında bu kadar şeyi nasıl bildiği sorusu aklımdan çıkmıyordu.
Bir süre sonra biralarımız bitince ayağa kalktı. Önümde hafifçe dans eder gibi hareketler yapmaya başladı, ama danstan ziyade vücudunu bana sergiliyordu. Bir süre ayakta dans ettikten sonra gelip kucağıma oturdu ve kalçalarını sallayarak kucak dansı yapmaya başladı. Zevkten kuduruyordum resmen. Canlı şovlarını izlediğim çoğu kadından daha güzel yapıyordu bu işi, veya o anın canlılığından, azgınlığından dolayı bana öyle geliyordu. Ecem kalçalarını yavaş yavaş sikime yapıştırmaya, vurmaya başladı. Sanki sikimi içine almış da da kucağımda hopluyormuş gibi hareketler yapıyordu. Ben de kalçalarını okşuyor, ara sıra poposuna sert tokatlar atıyordum. Her tokat attığımda kafasını omzunun üstünden yarım döndürüp bana sexy bir gülüş atıyordu.
Daha sonra beni yavaşça elimden tutarak kaldırdı ve odasına götürdü. Beni yatağına ittikten sonra da kucağıma oturdu ve boynumu emmeye başladı. Resmen bana hükmetmeye başlamıştı ve ben de bundan aşırı derecede haz duyuyordum. Ecem bir yandan boynumu emerken, "Beni bugün sert sikeceksin, değil mi?" dedi. "Merak etme, paramparça edeceğim amını!" dedim. Gerçekten de kendimi tutacak halim kalmamıştı. Ecem yavaşça gömleğimi açtı ve vücudunu öpmeye başladı. Bir eli de pantolonumun üstünden sikimi okşuyordu. Vücudumu öperken kemerimi de açtı ve pantolonumu sıyırıp çıkardı. Önce biraz boxerın üstünden dilini sikimde gezdirdi. Ardından da boxerımı çıkarttı ve fırlattı kenara. Sikimin başından zevk suları akıyordu artık.
Gülümseyerek elini sikime attı ve biraz okşamaya başladıktan sonra aniden sikimi köküne kadar ağzına aldı. Öyle bir emiyordu ki, o kadar azgın ve haşindi ki, tamamını yiyecek gibi emiyordu. Taşaklarıma kadar dudaklarının değdiğini hissedebiliyordum. Emmeye devam ederken arada sikimi ağzından çıkartıyor ve taşaklarımı emiyordu. Zaten böyle güzel bir muameleye çok fazla dayanamayacaktım. O kadar şiddetli boşaldım ki, Ecem bile şaşırmıştı. Eli, yüzü, memeleri hep döl olmuştu. Gülümseyerek boşalmamın bitmesini bekledi ve ardından kağıt havlu getirerek sikimi, kasıklarımı, göbeğimi, kendi üstünü temizledi.
Sikim inmişti, ama Ecem onu ağzına alarak saniyeler içinde yine kazık gibi yapmıştı. Ecem sikimi kaldırdıktan sonra, "Dur ya..." diyerek emmeyi bıraktı. Aklına bir şey gelmişti. Yavaşça bana doğru yanaştı ve bir bacağını diğer tarafıma atarak yüzüme oturdu. Bir yandan Ecem'in mis gibi kokan ıslanmış amını emiyordum, diğer yandan da sikimin emilmesinin keyfini yaşıyordum. Ecem resmen sırılsıklam etmişti sikimi. Sonra da yine hiçbir şey demeden kalçaları bana dönük şekilde kucağıma oturdu ve sikimi tek hamlede amına aldı. Bir yandan inliyor, çığlıklar atıyor; diğer yandan da sikimi keyifle alıyordu içine. Her hoplamasında çıkan seslerden tahrik oluyordum ve tokatlamaktan o bembeyaz götünü kızartmıştım. Arada kalçalarını yoğuruyor, ayırıyor ve güzel göt deliğine bakıyordum. Ecem üstümde azgınca zıplarken, onun o güzel göt deliğini de sikmek aklımın bir köşesinden geçiyordu...
10 dakika sonra Ecem'i domalttım ve sert sevdiğini bildiğim için götüne tokatlar atarak yine amına girdim. Bir yandan saçından asılıyor, öte yandan da var gücümle amını sikiyordum. Pompaladıkça Ecem'in memeleri sallanıyordu. "Nasıl, beğendin mi orospu? Yeterince sert mi?" diyordum. O da o sırada boşta kalan elimi alıp parmaklarımı emiyor, adeta sakso çekiyordu. Ecem parmağımı yeterince ıslatınca elimi ağzından çektim ve tepkisini görmek için ıslattığı parmağımı yavaşça göt deliğine bastırdım. Ecem bir şey dememiş, hatta azıcık azgınlaşmıştı. Anladım ki anal da rahat yapacaktı benimle. Biraz daha pompaladıktan sonra ikinci postayı da atacağımı anladım ve içinden çıkarak o kızarttığım bembeyaz götünün üstüne boşaldım...
O gün 6 saat boyunca dinlene dinlene sevişip sikiştik. Ailesinin eve dönüş saatine yarım saat kala, "Hadi git artık!" diyerek beni evinden postaladı. Ben ise daha da istiyordum, ama mecalim kalmamıştı resmen. Otobüs durağına yürürken bile kasıklarımın ve bacaklarımın ağrısından duramıyordum. Öte yanda ise kankamla saatlerce sikişmenin verdiği zevk, rahatlık ve huzur vardı...
(Burak)
Kankalığa Farklı Arzular Karışırsa! (1) (Burak 27 Y., Antalya)
Merhabalar. İsmim Burak, 27 yaşındayım ve Antalya'da yaşıyorum. Ecem ile tanıştığımızda ikimiz de liseye yeni başlamıştık. Tabii o dönemler aramızda bir ilişki yoktu ve sadece iki kanka gibi takılıyor, öğlen yemek aralarını birlikte geçiriyorduk. Zamanla aramızdaki kankalık samimiyeti de artmıştı ve artık derslerde bir arada oturur, birlikte daha çok vakit geçirir olmuştuk. Öyle ki, etraftakiler, "Siz sevgili misiniz?" diye sormaya bile başlamışlardı. Ancak ikimizin arasında kankalık dışında pek bir şey yoktu...
Lise son sınıfa geçtiğimiz senenin yazında Ecem epey güzelleşmiş ve değişmişti. 17 yaşındaydı, 1.70 boylarında, bembeyaz tenli, siyah saçlarının bir kısmını hafif mavi bir renge boyamış, göğüsleri iyice büyümüş ve belirginleşmiş, dolgun ve yuvarlak bir poposu olan bir kıza dönüşmüştü. Tabii Ecem artık cinsel olarak da ilgimi çekiyordu. Neredeyse 3 senedir kanka olarak takıldığımız için de ona pek açılamıyordum, ama resmen içim gidiyordu. Okula gelip giderken giydiği kıyafetler, makyajsız duru güzelliği, hoş yüzü ve harika vücudu ile beni günden güne etkiliyordu. Bir ara artık her ne olursa olsun Ecem'e açılmayı kafama koymuştum. Ergenlik dönemleriydi tabii, kanım deli akıyordu ve tek istediğim onunla sevişmekti. Aşık değildim, hormonal bir şeydi ve git gide kendimdeki duyguları fark ediyordum.
Bir gün Ecem'e, "Bu hafta sonu gelip bizde kalsana. Hem annem de epeydir seni görmüyor." dedim. Ecem'i çok iyi tanırlardı ve eve getirdiğimde de bir şey demezlerdi. Bu bizim için bir rutindi ve Ecem de bunu bildiği için, "Tamam ya, iyi olur." dedi. Cuma akşamı böylece sözleştik ve ayrıldık. Ancak ona söylemediğim bir durum vardı, ailem o hafta sonu evde olmayacaktı...
Cumartesi sabah erkenden kalkmıştım ve hemen duşumu alıp, evi iyice düzenleyip, harika bir kahvaltı hazırlayarak Ecem'i beklemeye başladım. Saat 10:00 gibi de Ecem geldi. İçeriye girince, "Hani, annenler yok mu?" dedi. Ben de, "Ya söylemeyi unuttum, nişan varmış o yüzden bu hafta sonunu akrabalarımızda geçirecekler..." dedim. Sonra da işi şakaya vurarak, "Ne o? Korkar mısın benimle evde yalnız kalmaktan?" dedim. Güldü ve "Hayır be, sadece görseydim iyi olurdu diye dedim!" diyerek üstünü değiştirmek için benim odama gitti, yanında evde giyeceği rahat kıyafetlerini de getirmişti.
Ben de 17 yaşında bir erkektim ve okulun en çekici kızlarından birisi olan bu kızın şu an benim odamda üstünü değiştirdiğini düşündükçe kendime hakim olamıyordum. O an aklıma, gidip anahtar deşiğinden gözetleme fikri geldi, ama yine de kendimi tutarak beklemeye başladım. Ecem birkaç dakika sonra (sanki beni daha da kudurtmak için özellikle seçmiş gibi) epey dar parlak bir siyah tayt ve hafif dekolteli bir bluzla geldi. Donup kalmıştım onu görünce.
Geçip yerine oturduktan sonra kahvaltısını yapmaya başladı. Ben ise sikim belli olmasın diye boşalan çayımı dahi dolduramıyordum. Ecem bir ara ayağa kalktığında, benim çayımı da doldurmasını istedim ve o mutfak tezgahına dönük şekilde çayları doldururken o güzel götünü uzun uzun seyrettim. Bir anlık cesaretle, ayağa kalkmışken hafifçe sarıldım arkasından ellerimi beline dolayarak ve yanağını öperek, "Çok seviyorum seni, iyi ki varsın canım kankam!" dedim. Gülümsedi, ama bu davranışımı tuhaf bulduğu da belliydi. Hemen kollarımın arasından sıyrılarak, "Sağ ol canım, ben de seni çok seviyorum!" deyip masaya geçti. Ben de direkt yerime oturdum çünkü önümü görmesini istemiyordum.
Kahvaltıdan sonra bulaşıkları makineye koyarken sürekli eğilip kalkıyordu ve eğildikçe içindeki külotun izi bile belli oluyordu. Tabii ben kendimi tutamayacak noktaya geldiğimde, Ecem'in arkasından geçme bahanesiyle birkaç kez kalçasına sürtünüp geçtim. Ecem artık bana tuhaf tuhaf bakıyordu. Ben bir yandan (Oğlum her şeyi berbat edeceksin, az hakim ol kendine!) diyordum, ama bir yandan da o güzel götü gördüğüm her an adeta kendimi kaybediyordum.
Mutfağı toparlamayı bitirdikten sonra benim odama geçtik ve film izlemek için laptopu alarak yatağa uzandık. Kalkık sikim belli olmasın diye, "Ya ben biraz üşüyorum, yorganın altına girelim mi?" dedim. Ecem de teklifimi reddetmedi ve birlikte yorganın altına girdik. Bir film bulduk ve seyretmeye başladık. Ecem ile yan yana olmak, onun kokusunu içine çekmek mükemmeldi. Filmin bir yerinde elimi hafifçe omzuna attım ve "Gel istiyorsan, uzan şöyle!" dedim. Ecem hafifçe kafasını kurtararak, "Yok, iyiyim ben böyle teşekkürler!" diyerek çekildi. Bir türlü yanaşamıyordum ve bu beni daha da kudurtuyordu. Yanımda harika bir kız yatıyordu, ama ben ona dokunamıyordum.
Bir süre geçtikten sonra biraz daha yanaşmak istedim ve hafifçe ben omzuna doğru uzandım. İlk başta tepki vermedi, ama kasıldığı belli oluyordu. Benim üzerimde bir tuhaflık olduğunu artık tamamen anlamıştı ve bugün bir hamle yapmazsam muhtemelen bir daha asla gelmeyecekti bana. Özellikle de yalnızken. Yavaş yavaş elimi de artık vücuduna koymaya başlamıştım. Bir şey demiyordu halen ve bu durum beni iyice azdırıyordu. Ecem'in yumuşacık göbeğinin üstünde duruyordu elim ve onun fit karnını hafif hafif okşuyordum. Elimi yavaş yavaş bacaklarına doğru kaydırdığımda ise, "Burak ne yapıyorsun?" dedi. Kafamı kaldırdım ve "Ne yapıyorum? Film izliyorum..." dedim anlamazdan gelerek. "Onu demiyorum, o elin ne arıyor orada?" diyerek biraz sitem etti. Artık dönüşüm yoktu ve "Ne var bunda? Seni çok beğeniyor olamaz mıyım?" dedim.
Ecem şok olmuş halde yüzüme baktı ve "Ne diyorsun sen Burak? Sen benim kankamsın..." dedi. Ben de, "Tamam kankayız... Ama hoşuma gidiyorsun kızım, anlasana şunu!" dedim. Ecem'in kafası iyice karışmıştı. Kalktı ve mutfağa gitti, bir sigara yakıp düşünmeye başladı. Ben de yanına gidip oturdum. Bir şey söylemeden sadece boş boş bakıyordu. Elini tuttum ve "Bu kötü bir şey değil. Biz tanıştığımızda neredeyse çocukluktan yeni çıkmıştık. Şimdi ise 18 yaşına girecek iki kişiyiz. Düşüncelerimiz ve duygularımız değişemez mi?" dedim. Ecem, "Bilmiyorum!" dedi, başka da bir şey söylemedi.
Geçtim onun yanına, ellerimi yavaşça onun ellerine koydum. Yüzünü bana dönünce de eğilip dudaklarını öptüm. O öpücük benim için dünyanın en tatlı şeyiydi. Artık istediğime kavuşmanın verdiği heyecan vardı üstümde. Elimi yavaşça bacaklarına atıp bir yandan taytın üstünden bacaklarını okşarken, diğer yandan da dudaklarını emiyordum. Ecem karşılık vermiyor, ama itiraz da etmiyordu. Daha da rahat olmak için elinden tutup kaldırdım ve tekrar odama götürdüm onu. Üstünde biraz korku ve bir parça da kararsızlık vardı. Bunu hissediyordum, o yüzden olası bir vazgeçiş durumundan önce bir şeyler yapmak istiyordum.
Üstündeki bluzu çıkarttığımda pembe düz bir sütyen çıktı karşıma. Kopçasını açmamla birlikte de Ecem'in süt beyazı göğüsleri karşımdaydı. Tazecik, diri ve dimdik memelerine hayran hayran baktıktan sonra elime alıp okşamaya başladım. Bundan Ecem'in zevk aldığı belliydi, ama bir yandan da halen içinde olduğumuz durumu kavrayamıyormuş gibi bir hal vardı yüzünde. Bir süre sonra kafamı eğip, göğüslerini emmeye başladım. Dipdiri uçları, ağzımda biraz büyümüştü ve farklı da bir tadı vardı. Yumuşacık memelerini okşayıp, somururken, bir yandan da onun keyifle inlemesine bakıyordum. Kafasını hafifçe geriye atmış, kesik iniltiler çıkartarak dikiliyordu önümde. Memelerini emmeyi kesmeden onu yavaşça yatağa yatırdım ve bu şekilde göğüslerini yalamaya devam ettim. Çok bir bilgim yoktu, cinsel anlamda yaşanmışlıklarım da çok fazla değildi, ama yine de filmlerden gördüğüm ve bildiğim kadarıyla en iyisini yapmaya çalışıyordum.
Ecem'in göğüslerini emerken, kendi üstümdekileri de yavaş yavaş çıkarmaya başladım. Altımdaki eşofmanı da çıkartınca, boxerımın içinde kabarık bir biçimde duran sikim belli olmuştu. Ecem sessizliğini koruyarak sikime dikkatlice bakıyordu. Ona, "Hadi, çıkarsana boxerımı..." diyerek aramızdaki sessizliği bozdum. Ecem sanki bir robotmuş gibi komutu alır almaz ellerini boxerıma götürdü ve çıkarttı. Sikim de hemen fırladı, ok gibi duruyordu karşısında. Ecem'in bembeyaz pamuk gibi elini tutup sikimin üzerine bıraktım ve "Okşanasa..." dedim. Eli sikimin üstünde gezerken ben de keyifle inliyordum. Hayalimdeki kızı artık yatağa atmış ve birlikte olmaya çok yaklaşmıştım...
Biraz okşadıktan sonra hiç ummadığım bir şey yaptı. Ecem hafifçe eğilerek sikimi ağzına almış, sakso çekiyordu. Ben de araya mavi tonları atılmış siyah saçlarının arasına ellerimi dolayarak yavaş yavaş bastırmaya başladım. Ecem öyle çok amatör durmuyor, hatta fena sayılmayacak derecede yapıyordu bu işi. Düz bir saksoydu elbette. Ağzını, dudaklarını ve dilini kullanmayı çok iyi bilmiyor, sadece ağzına alıp yalamaya devam ediyordu, ama bunun bana verdiği his bile mükemmeldi. Yumuşacık dolgun dudakları sikime değdikçe ben keyiften kuduruyordum. Ecem birkaç dakika sonra sikimi emmeye devam ederken elini de taşaklarıma attı. Taş gibi olmuş taşaklarımı yoğurmaya başlayınca da ben daha fazla dayanamadım. Sikimi ağzından bile çekme fırsatı bulamadan döllerimi ağzının içine boşalttım...
Ecem bunu pek problem etmişe benzemiyordu. Hiç paniklemedi ya da şaşırmadı. Boşalmamın bitmesini bekledi ve ardından da kalkıp tuvalete gidip temizlenerek geri geldi. Ben biraz şaşırmış, biraz da utanmıştım. Erken boşaldığım için onun gözünde rezil olduğumu düşünüyordum, ama o kadar azgındım ki Ecem'in yarı çıplak vücudunu görür görmez sikim tekrar sertleşmeye başlamıştı. Ecem'in keyfi kaçmasın ve burada bırakıp gitmesin diye, odaya gelir gelmez belinden sarılarak dizime oturttum. Elimi taytının içine sokup, sırılsıklam olmuş amını okşarken, bir yandan da dudaklarını öpüyordum...
Ecem'i iyice hazırladığımdan emin olduğumda dizimden kaldırdım ve önce taytını, sonra da külotunu çıkartıp kenara attım. Ecem'in düzgün, dolgun, çıkık ve bembeyaz götü artık önümdeydi. Götünü biraz okşadıktan sonra Ecem'i yatağa sırtüstü yatırdım. Ecem bacaklarını iyice araladı. Çizgi halindeki daracık amını biraz izledikten sonra eğilip emmeye başladım. Dudaklarımı amcığından çekemiyordum adeta. Çok tecrübem yoktu, yine bildiğim kadarını yapmaya çalışıyordum, ama ara sıra belini oynatmasından ve çarşafın üstünde kıvranmasından doğru şeyler yaptığımı anlıyordum...
Ecem'in amını iyice sulandırdıktan sonra artık sikme vaktim gelmişti. Bacaklarının arasına girip, sikimi amına dayadıktan sonra hafif hafif bastırmaya başladım. O daracık am, benim sikimin kalınlığı kadar açılıp beni içine almaya başladıkça resmen tüm vücuduma iğneler batıyormuş gibi hissettim. Her yerim titriyordu ve muazzam bir zevk alıyordum. Ecem, çığlık atıyormuş gibi ağzını açmıştı ama hiç sesi çıkmıyordu. Bir elini de boynuma sarmıştı ve o halde, gözleri kapalı bir şeklide bekliyordu. İçine girdim, yavaş yavaş ilerleyerek tamamını soktuktan sonra beklemeye başladım. Biraz durduktan ve anın tadını çıkardıktan sonra da git gellerime başladım. Ecem'in iniltisi ve mırıltıları da giriş çıkışıma göre değişiyordu...
Ancak amından herhangi bir kan gelmemişti. Herhalde bakireliğini daha önce kaybetmiş diye düşündüm ve çok da üzerinde durmadan sikmeye devam ettim. Ne de olsa ben bu kızla sevgili mi olacağım diye düşünüyordum. O gün aramızda çok uzun, tutkulu bir seks olmadı. Daha ziyade iki ergenin birlikte oluşundaki çekicilik ve korku vardı diyebilirim. Daha önce ağzına boşaldığım için ikinci postam biraz daha uzun sürmüştü. Boşalana kadar dur durak bilmeden git gel yaptıktan sonra amından çıktım ve göbeğine boşaldım. Hayatımın en güzel boşalmalarından birisiydi ve hatta o güne kadarki en iyisiydi diyebilirim. Ecem'in yanına yığıldım ve resmen kendimi kaybetmiş gibi 10-15 dakika kadar yattım.
Kendimize geldiğimizde Ecem gitmek istediğini söyledi. Ben de ısrar edemedim. Giyindi, hiçbir şey demeden gitti...
(Burak)
Hikaye atsana yaa
Atayım
İki Saatçik Sık Dişini! (Handan 36 Y., İstanbul)
Merhaba. Ben 36 yaşında bir ev hanımıyım. Kocamla 17 yıldır evliyiz. Görücü usulü ile evlenmiştik. Kocamdan başka hiç bir erkekle ilişkim olmamıştı. Kocam dolmuş şoförü ve kendine ait minibüsü var. Son 2 yıldır kocam olacak domuz kumar illetine dadanmıştı. Eve geç saatlerde gelir, iş yoğunluğundan bahsederdi, fakat buna rağmen kıt kanaat geçinirdik, evimiz de kiraydı. Üstelik minibüse de ipotek konulmuştu. Geçim derdi yüzünden kocamla cinsel hayatımız da bitmiş, 2-3 ayda bir ben zorlarsam sikişiyorduk, onda da yarım yamalak ve tatminsiz bir sikiş oluyordu.
Kocamda son zamanlarda iyice bir durgunluk vardı. Birgün ağzındaki baklayı çıkardı ve "Karıcığım, kumardan Osman diye bir arkadaşa yüklüce borçlandım, minibüse sırf bundan dolayı ipotek koydurdu... Borcu da ödeyemiyorum..." dedi. "Eee?" dedim. "Karıcığım zor durumdayız, bana yardımcı ol. Bu arkadaşım, borcuna ve ipoteğin kaldırılmasına karşılık seninle iki saat geçirmek istiyor!" demesin mi? Beynimden vurulmuşa döndüm, "Neee?" diye bağırdım ve "Aşağılık adam, bana bunu da mı yapacaktın, pezevenk herif, beni mi teklif ettin?" diye kızdım. Kocam ise halen, "Karıcığım, bakkala borç, manava borç, kirayı bile ödeyemiyoruz... Minübüs de elimizden giderse tamamen biteriz... Lütfen yardımcı ol, başka çaremiz yok... Yuvamızı düşün... Çocuklarımızı düşün... Kumara da tövbe ettim!" diye ağlamaya başladı.
"Allah belanı versin, pislik adam!" dedim. Kocam halen aynı şeyleri tekrarlayıp, "Lütfen kabul et! Lütfen, sadece bir kez olacak..." diye yalvarıyordu. Gerçekten de zor durumdaydık, yiyecek lokmaya muhtaçtık, üstelik birikmiş kira borcumuzu bu ay ödeyemezsek evden de atılacaktık. Çaresizce, "Peki tamam!" dedim. Kocam, "Sağol karıcığım... Yarın öğlen saat 1'de Osman'la geleceğiz... Zaten çocuklar da okulda olacak..." dedi. O gece kocama olan öfkemden gözüme uyku girmedi...
Ertesi gün öğlen kocam arkadaşıyla eve geldi. Osman dediği adam 1.70 boyunda, esmer, 40 yaşlarında biriydi. Beni görünce gülümseyip selam verdi, ben utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Ben mahcup mahcup dikilirken, deyyus kocam Osman'ı yatak odamıza götürdü. Az sonra da yanıma gelip, "Hadi karıcığım odaya gir... İki saatçik sık dişini!" demez mi? Sinirden ağlayacak durumdaydım ve ayaklarım gitmek istemiyordu. Kocam, "Hadi karıcığım!" deyip beni hafifçe itekleyip yatak odamızın kapısının önüne götürdü ve "Hadi, sen odaya gir ben evden çıkacağım!" dedi. İyice godoş olmuştu kocam, beni zorla adamın koynuna sokuyordu. İçimden, böyle kocanın gözü kör olsun diyordum, yuvam dağılmasın diye elin adamıyla sikişecektim.
Odaya utana sıkıla girdim ki, istemsizce, "Hiiiiii!" demişim. Osman çırılçıplak yatağa uzanmıştı, siki taşağı meydandaydı. Bana gülümseyerek, "Utanma güzelim, gel iki saatliğine karı koca olacağız!" dedi. Kocamdan başka ilk defa karşımda çıplak erkek görüyordum. Osman, "Soyun hadi güzelim!" deyince arkamı dönüp üstümdekileri çıkarmaya başladım, Osman'a bakmıyordum bile. Külot ve sutyenimle kalınca dönüp yatağa baktığımda gözlerim faltaşı gibi açıldı. Ben elbisemi çıkarırken adamın siki kalkmıştı bile. Sikini sıvazlayarak, "Sutyeni de çıkar güzelim!" dedi. Çaresizce çıkardım. Memelerimi görünce, "Üfff, ne güzel memelerin var, tam yalamalık!" dedi. Ben utancımdan yerin dibine girmişken, "Şimdi de külodunu çıkar güzelim!" dedi.
Külodumu da indirip çıkardığımda Osman yataktan kalkıp bana sarıldı. Adamın kollarında hem utançtan, hem sinirden tir tir titriyordum, bayılacak gibi olmuştum. Osman, "Çekinme güzelim. İki saatliğine beni kocan gibi hayal et!" dedi. Adamın koca sikini amımın üstünde hissetmiştim, ellerini de arkama atmış götümü avuçlamıştı. Ayakta beni öpmeye başladı, dudaklarımdan öpüyordu. Ben tabii karşılık vermiyordum. "Ama böyle yapma güzelim, sen de karşılık ver! Sen zevk almazsan ben zevk almam, ben zevk almazsam da kocanın borcunu silmem!" dedi. Artık dönüşü olmayan bir yola girmiştim, olan olmuştu artık. Mecburen karşılık verdim ve öpüşmeye başladık. Dudaklarımız birbirine kenetlenmiş, dillerimiz içerde çılgınlar gibi sevişiyordu. İçime bir ürperti girmişti, ilk kez kocam haricinde bir adamla ayakta çırılçıplak sevişiyordum...
Osman beni nazikçe yatağa yatırdı, memelerimi öpmeye başladı, dudaklarıyla meme uçlarımı sündürüyor, öpüp, yalayıp, emiyordu. İçim bir hoş olmuştu, meme uçlarım sertleşmişti. Elini amcığıma atıp okşamaya başladığında, aldığım zevkten utanarak, "Yapma lütfen!" diyebildim. Osman iyice iştahlanmıştı, elimi tutup sikine götürdü ve "Okşa güzelim küçük Osmanı!" dedi. Siki hem sert hem de sıcacıktı, okşamaya başladım. İrice bir siki vardı, mor damarları vardı. İyice heyecanlanmıştım, isteksiz başlamıştım, ama içim sıcacıktı şimdi. O ise memelerimi hafif hafif ısırıyor, beni kudurtuyordu. Amımı hafif hafif parmaklıyor, "Ohhh güzelim, amın ıslanmış, şelale gibisin!" diyordu. Adam işi biliyordu, klitorismle oynamaya başladığında, yine istemsizce, "Yapma!" demişim.
Memelerimden sonra göbeğimi ve göbek deliğimi yaladı hafif hafif. Sonra bacaklarımı açıp amcığımın karşısına geçti ve "Ohşşş, ne güzel amcığın var!" dedi. O an adama istemsizce gülümsediğimin farkına vardım, iltifat etmesi hoşuma gitmişti. Klitorisime ve amımın dudaklarına öpücükler konduruyordu. Kocamla çoktan beri sikişmediğimizden dolayı iyice azmıştım. Amımı yalamaya başladığında ben de saçlarından tutup yüzünü amıma bastırdım. Osman iyice şevke gelip amcığımı resmen yemeye başladı, ben ise zevkten ölecektim. Arada dilini içime sokunca bir hoş oluyordum, "Yapma lütfen!" diye isterik isterik inliyordum. İki eliyle de götümün yanaklarını kavrayıp sıkıyordu. Ben sonunda, "Öldürdün beni Osman!" diyerek orgazmın doruklarında seller sular gibi aktım. Osman beni resmen diliyle sikip orgazm etmişti...
Osman doğrulup, "Hadi güzelim, sikimi biraz yala!" dedi. Şaşkınlığımı suratımdan okumuştu sanki. "Ne o, kocanınkini ağzına almıyor musun?" dedi. "Hayır, kocamla yaptığımızda klasik yaparız..." dedim. Sikini ağzıma getirdi ve "Dudaklarını arala!" dedi. Dudaklarımı araladığımda sikinin başını ağzıma soktu ve "Em!" dedi. Sikinin başı sıcacıktı, tadı da elma şekeri gibiydi. Ben emerken Osman zevkten inliyordu. Ona zevk vermek beni heyecanlandırmıştı, sikini iştahla emiyordum. Ağzımdan çıkardığımda, "Devam et!" dedi. Sağ eliyle kafamı tutuyordu, "Dilini de kullan!" dedi. Dilimi sikinin başında dezdiriyor, tam sikinin deliğini dilliyordum. Osman ise, "Ohhhhşşşş!" diye çıldırıyordu.
Kocam gibi odun değildi, seks oyunlarını çok iyi biliyordu hınzır adam. "Senin gibi şehvetli bir kadın istese daha fazlasını alır ağzına!" dedi. Sikini alabildiğim yerine kadar ağzıma aldım. "Aferin güzelim, sen bu iş için yaratılmışsın, çok güzel yapıyorsun! Taşaklarımı da okşa!" dedi. Siki ağzımdayken taşaklarını okşuyordum, Osman da zevkle inliyordu, isterik bir erkekti. "Şimdi de götümü parmakla!" dediğinde şaşırmıştım. "Hadi güzelim, parmakla!" dediğinde işaret parmağımla göt deliğine parmak atmaya başladım. Osman böğürür gibi inliyordu...
Sonunda, "Yeter güzelim, patlayacağım, gel şöyle!" deyip bacaklarımı ayırdı ve "Şu güzelim amcığına bir gireyim!" dedi. Eliyle sikini tutup amcığıma pat pat vurmaya başladı. "Yapma Osman, bir hoş oluyorum!" dedim. Sonra sikini amımın dudakları arasına sürtmeye başladı. İyice sulanmıştım, artık dayanamıyordum, Osman'ı kendime çekip, "Hadi erkeğim sokkk!" dedim usulca. Osman, "Ohşşş yavrum!" deyip amıma sikinin yarısını sokunca ince bir çığlık attım, biraz zevkle karışık canım yanmıştı. "Erkeğim yavaş, amıma kaç aydır birşey girmiyor!" dedim. Bunu duyan Osman iyice çıldırmıştı, sikini çıkardı, yeniden sokup biraz daha yüklendi. "Lütfen yavaş!" diyerek Osman'a sıkıca sarıldım. Osman birden yüklenip hepsini soktuğunda resmen ciyakladım. Amımın dibine kadar girmişti...
Sikmeye başladı. Sikerken dibine kadar köklüyordu. Benim inlemekten nefesim kesilmiş, içim bir hoş olmuştu, tüm vücudum yanıyor gibi kendimi sıcacık hissediyordum. Sanırım gerçek seks buydu. İlk defa sikişmenin tadını doyasıya çıkarıyordum. "Ohhh, erkeğim, durma, sikk beni!" diye haykırıyordum. Osman da çıldırmıştı, halinden memnun şekilde amıma dipliyordu. Böyle yaklaşık 15-20 dakika sikti beni. Yeniden orgazm olmuştum, "Yeterrr, dur nolursun, bitirdin beni!" deyip kendime çekerek dudaklarına yumuldum. Osman sikini amımdan çıkaracağında, "Çıkma, hep böyle içimde kal!" dedim.
Osman, "Bir de köpekleme sikeyim senin şu güzel amını!" dediğinde ne demek istediğini anlamamıştım. Osman doğruldu. Benimse üzerimde orgazm sarhoşluğu vardı. Beni de doğrulttu, dudaklarımdan öptü ve "Hadi!" dedi. "Nasıl olacak?" dedim zevk sarhoşu bir şekilde. "Gel göstereyim!" dedi. Beni güzelce dört ayak üstü yapıp belimi eğdi. Götüm havaya dikilmişti. Arkama geçip, "Yavrum ne güzel götün var!" deyip okşayıp, arada şap şap vuruyor, öpücüklere boğuyordu götümün yanaklarını. Sonra sikini amcığıma dayadı, tekrar sokup sikmeye başladı. Belimden tutmuş, sert şekilde sikiyordu beni. Sikerken 'Şap, şap, şap!' sesler çıkarken bense inim inim inliyor, çığlıklar atıyordum, ikimiz de zevkin doruklarındaydık. Sonra ellerini belimden çekip memelerimi kavradı ve daha sert sokmaya başladı. 5 dakika sonra ise, "Ohhhhşşş, geliyorum güzelim!" diye inledi.
"İçime boşalma!" dediğimde, "Birşey olmaz!" deyip memelerimi biraz daha sıkıp amımda gidip gelmeye devam etti. İkimiz de çığlık çığlığa inliyorduk. Amcığım adeta yanıyordu, orgazmın doruklarında kendimden geçmiştim. Osman böğürerek döllerini içime akıttıktan sonra çekilip yatağa attı kendini. "Ihh, ıhh!" diye nefes alıyordu, yorulmuştu. Amımdan döller akıyordu, peçeteyle sildim. İçime boşalmıştı ama ben mutluluktan uçuyordum.
Biraz dinlendikten sonra Osman dudaklarımdan öpüp, "Çok ateşli bir kadınsın!" dedi. Gerçi ben de kendime şaşmıştım, ilk başta utana sıkıla ve istemeye istemeye başlayan bu sikiş, evlilik hayatımda asla ulaşamadığım bir doruk noktasına ulaşmıştı. Ben de Osmanın dudaklarından öpüp, "Çok güzel sikiyorsun erkeğim, beni uçurdun!" dedim. Kalktık, beraber banyoya gittik. Osman işerken, ben amımdaki dölleri temizledim, banyoda aynı karı koca gibiydik.
Birlikte duş aldıktan sonra sarmaş dolaş ve çıplak olarak odaya geri döndük. Osman yatağa sırtüstü uzandı, siki şimdi sönmüş, pörsümüştü. Daha vaktimiz vardı, "Erkeğim gitmeden önce bir daha yapalım mı?" dedim. "Biraz dinleneyim, yordun beni azgın karı!" deyip götüme bir şaplak attı. Ben de yanına uzandım, öpüşmeye başladık. Memelerimi okşuyor, götümü elliyordu. Ben de sikini elliyordum, fakat hareketlenme yoktu. "Hadi erkeğim, kaldır şunu!" dedim. "Sen kaldır!" deyip beni ters olarak üzerine çekti. O benim amcığımı yalıyor, ben de sikini okşuyor, öpüyor, ağzıma alıyordum. Siki biraz şişiyor gibiydi, ama ilk kıvamında değildi. Osman, "Götümü parmakla yavrum!" dedi. İşaret parmağımı götüne soktuğumda Osman inlemeye başladı. O da benim göt deliğimi parmaklamaya başlamıştı. Ben, "Yapma Osman!" dedikçe Osman tahrik oluyor, parmağının tamamını götüme sokuyordu. Bunca yıllık evliliğimde kocamla bunların hiçbirini yaşamamıştım...
Siki yine dikilmeye başladı. Sikini ağzıma alıp, taşaklarını da okşayınca siki iyice sertleşti. Bana, "Sikimin üstüne bin!" dedi. Ata biner gibi çıktım üstüne, sikini kavrayıp amıma sürtmeye başladım, sonra amımın deliğine denk getirip üstüne oturdum. Belimden iki eliyle tutup beni zıplatmaya başladı. Ben zıpladıkça sikinin tamamı içime giriyordu. Ben durunca alttan götünü hareket ettirip beni zıplatıyordu. Her zıplamamda memelerim hop hop oynuyor, Osman da onları sıkıyordu. Daha önce hiç tatmadığım bir zevk içinde sikişiyorduk. Ben zevkten çığlık attıkça, Osman alttan daha bir gaddarca köklüyordu...
Sonra beni sırt üstü yatırıp bacaklarımı omzuna aldı, sikini amcığıma birden kökledi ve sikmeye devam etti. Ben yine orgazm olup, "Osman bitirdin beni yine!" deyince, "Buna bacak omuzda derler yavrum, bu da güzel sikiştir!" deyip kökledikçe kökledi. Amımdan resmen sular akıyor, şlap şlap diye sesler çıkıyordu. Osman üstümde abandıkça ben altında zevkten çığlık çığlığa bağırıyordum. Böyle de 15-20 dakika sikiştik. Vücudumdaki bütün kemiklerin sızladığını hissediyordum, ama aldığım zevk çok daha fazlaydı. Sonra tekrar beni kucağına alıp zıplatmaya başladı. Ellerimiz birbirine kenetlenmişti. Ben yeniden orgazm olmak üzereydim...
Sonunda Osman, "Geliyorum, geliyorum!" deyip birden amımın içine döllerini boca etti. Ama boşalırken öyle bir haykırmıştı ki, siki kırıldı sandım. İkimiz de aynı anda boşalmış, soluk soluğa kalmış, ama sikişin de tadını çıkarmıştık. Yatağa yığıldık kaldık. Amcığımdan yine onun dölleri akıyordu. Osman'a sarılıp öpücüklere boğdum. Gavat kocam sayesinde hayatımda ilk defa gerçek sikişin tadını almıştım. Çok mutluydum, hatta kocamın kumar borcunu bile umursamıyordum artık.
Osman saatine bakıp, "Ben gitsem iyi olacak, gavat kocanla iki saatliğine anlaşmıştık. Ama tadın damağımda kaldı, karım bile senin kadar istekli değil, dişi kısrağım benim!" dediğinde şaşırmıştım. "Ay sen evli miydin, kim bilir karını nasıl sikiyorsundur!" dedim. Osman, "Siksem ne olacak, senin verdiğin zevki asla veremez!" deyince, ben de, "Bundan sonra her zaman beklerim Osman'ım!" dedim. Telefon numaralarımızı aldık. Osman giyinip çıktı evden, ben de odayı havalandırdım, her tarafı döl ve am suyu olmuş çarşafı değiştirdim. Sonra da duş alıp giyindim...
Mutuluktan uçuyordum resmen, ama kocam eve gelince hemen öfkeli yüz ifademe büründüm. Kocam bana sarılıp, "Karıcığım sana minnettarım, yuvamızı kurtardın, minibüsün ipoteğini kaldırttın. O hayvan Osman canını yakmadı ya senin?" dedi. Ben de kızgınmışım gibi bir ifadeyle, "Defol pis herif, senin yüzünden resmen orospu oldum, olmaz olsun senin gibi koca!" dedim. Ama amcığım halen Osman'ın sikini istiyordu...
Sonraki günlerde Osman'la telefonlaşıp, kocamın işte olduğu zamanlarda haftada 2-3 kez buluşup sikiştik. Azgın erkeğimle yeni pozisyonlar denedik. Beni her defasında zevkin doruklarına çıkarmaya devam ediyor Osman'ım :)
(Handan)
Düz Duvara Tırmanacak Haldeydim! (Hande 30 Y., İstanbul)
Merhaba ben Hande. Anadolu'nun küçük bir köyünde yetişmiş, aşırı muhafazakar ve baskıcı bir ailenin kızıyım. Ailemin bu tutumundan dolayı üniversiteyi İstanbul'da okumak ve tek yaşamak hayalim vardı. Ki bu hayali de gerçekleştirdim. Ailemin bütün burun kıvırmalarına rağmen İstanbul'da iyi bir üniversiteyi kazanıp okumaya gittim. Ailem beni takip edebilmek için yurda yerleştirse de, onlardan gizli eve çıktım ve istediğim rahat özgür hayata kavuştum. Tabi bunu yapabilmemde ailemin maddi olarak çok iyi durumda olması da bir etkendi. Para sıkıntısı da olmayınca günümü gün ederek okudum. Okulu bitirdikten sonra da burada bir şirkette işe başladım ve 6 yıldır da çalışıyorum. İstanbul'a ilk geldiğimden beri kısa olsun uzun olsun pek çok ilişkim oldu. Son 1-2 yıldır ise ilişkiden ziyade tek gecelik seks yaşayacağım erkeklerle takılmayı tercih ediyorum.
Bu arada boyum 1,70 ve kilom 45. Düzenli spor yapmadan dolayı zayıf ama atletik bir fiziğim var. Biçimli ve güzel bir popom, çok büyük olmayan memelerim var. Esmerim. Anlatmak istediğim hikayem aslında pandemiden dolayı evden çalışmaya geçmemle başladı. Ailem beni uzun zamandır görmediği için ve pandemiden dolayı İstanbul'un kalabalığında virüse yakalanmamdan endişe duydukları için yanlarına dönmemi istediler. Ben de ısrarlarına dayanamayıp, elbise dolabımdaki en uzun kıyafetleri de alarak ailemin yanına gittim...
Köyde günler sıkıcı geçiyordu. Aylarca kırsal hayatın içinde kalmaktan, bahçede yaşlı teyzelerle altın gününden çok sıkılmıştım. Bir de bunların üstüne, orada kaldığım süre boyunca erkek sinek bile görmedim desem yeridir. Köyde kaldığım bu süre, bekaretimi verdiğimden beridir seks yapmadan geçirdiğim en uzun zaman aralığıdır. Hani derler ya, resmen düz duvara tırmanacak durumdaydım. Aklımda seksten başka bir şey yoktu, amımdan ve götümden sikilmenin hayalini kuruyordum. Hatta İstanbul'a tekrar döndüğümde kendimi siktireceğim erkeklerin listesini bile yapmıştım...
İş yerim normal çalışmaya başlama kararı alınca ben de bunu bahane edip hemen İstanbul'a dönme hazırlığına başladım. Bize yakın havaalanı olmadığı için komşu şehirdeki havaalanından kalkacak uçaktan biletimi aldım. Ama babamın işlerinin yoğunluğundan dolayı beni havaalanına bırakacak kimse yoktu. Babam da köydeki tek taksi şoförü olan Hasan'la anlaşıp parasını önceden ödedi. Yolculuk günü, yolda bunalmamak için mini yazlık elbisemi giydim. Ben yola çıkarken babam işte olduğu için rahattım, ama annem elbisenin boyuna laf etmesin diye de belime bir hırka bağlamıştım. Anlaştığımız saatte Hasan taksiyle gelip beni aldı. Köyden çıktıktan sonra da hırkamı belimden çıkardım. Hasan'la tek tük sohbet ederek gidiyorduk. Hasan'ı köyde yaşadığım zamanlardan tanıyorum. Benden 4-5 yaş büyüktür. O zamanlar serserilikten başka birşey yapmazdı. Ama evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra durulduğunu duymuştum. Hatta bir kere de karısını görmüştüm bu sene.
Yolda giderken Hasan'ın ara ara dikiz aynasından bacaklarımı süzdüğü dikkatimi çekmişti. Ara ara da eli önüne gidiyordu, güya bana çaktırmadan sikiyle oynuyordu. Bunları gördükten sonra, aylardır elime erkek eli değmediğinden olsa gerek, ben de Hasan'ı alıcı gözüyle süzdüm. Esmer, kıllı, ama yapılı bir tipi vardı. Boyu 1,85'den fazladır. O anda aklımdan geçen tek şey Hasan'a kendimi siktirmekti. Acaba olur mu, nasıl olur diye düşünürken, yolun ilerisinde ağaçların arasında bir çeşme gördüm. Hasan'a, bunaldığımı, çeşmede mola vermesini söyledim.
Hasan çeşmenin önünde durdu. Taksiden inip çeşmede elimi yüzümü yıkadım, bu sırada da Hasan da arabadan inmiş, arabaya yaslanmış, sigara içiyordu. Ben su içmek için çeşmeye özellikle domalır gibi eğildikçe mini eteğimin arkasından baldırlarım, hatta neredeyse külodum bile açığa çıkıyordu. Su içtikten sonra biraz da boynuma ve göğsüme doğru da su serptim. Sonra dönüp arabadan sigaramı aldım, bir sigara yaktım ve Hasan'ın yanına gittim. O da sırıtarak beni izliyordu. "İyi misin, araba mı tuttu yoksa?" dedi. Ben de, "Yok, sadece ateş bastı!" dedim. Hasan, "Yaa deseydin klima açardım, yola çıkalım da açayım!" dedi. Ben de bir anda gözümü karartıp, "Yok yaa, benim bu ateş basması klimayla geçecek gibi değil!" dedim. Hasan şaşırıp bir şey diyemedi.
Ben devam edip, "Benim ateşimi ancak bir erkek söndürebilir!" dedim. Kısa bir sessizlikten sonra Hasan, "Sen benim başımı belaya sokacaksın!" dedi. Ben de arabanın kaputuna doğru yaslanıp, "Ne var canım, karının da böyle dönemleri olmuyor mu, yoksa sen hiç fırsat vermiyor musun ateş basmasına?" dedim. Benim için İstanbul'daki erkekleri ayartmak çok kolaydı, ama hayatımda ilk defa bu şekilde birini ayartmaya çalışıyordum. Hasan, "Yav ben evliyim, karım var benim!" dedi. Ben de, "Hasan bana alıcı gözle bir bak, karını bana mı tercih ediyorsun yani?" deyince Hasan elindeki sigarayı atıp, "Valla benden günah gitti, sen kaşındın!" diyerek dudaklarıma yapıştı. Sanki öpmüyor, dudaklarımı yiyor gibiydi. Ama ağzı leş gibi tütün kokuyordu. Dayanamayıp elimle kafasını boynuma doğru yönlendirdim.
Belimden kavrayıp boynumu öperken bir anda durdu ve "Çok ortalık yerdeyiz, burda olmaz. Dur arabayı çeşmenin arkasına çekeyim!" deyip arabaya koştu. O arabayı çekince ben de gidip yine arabaya yaslandım. Hasan aceleyle arabadan inip yanıma geldi. İlk başta naz yapmıştı, ama şimdi heyecandan eli ayağı durmuyordu. Yine dudaklarıma yapışıp beni kaputun üstüne yatırdı. Yüzümü öpüyor, ordan boynuma geçiyordu. Bir yandan da eliyle elbisemin eteğini yukarı sıyırmış, baldırımı ve götümü okşuyordu. Daha sonra elbisemin askılarını iki yana kaydırıp omuzlarımı ve gerdanımı öpmeye başladı. Bir yandan da elbisemin göğüs kısmını çekiştirip memelerime ulaşmaya çalışıyordu.
Hasan'ın altında küçücük kalmıştım, biri uzaktan görse Hasan'ın arabayı siktiğini düşünebilirdi. Bu sırada Hasan'ın elbisemi yırtmasından korktuğumdan hafifçe doğrulup elbisenin fermuarını açtım. Hasan elbisemin üstünü belime kadar sıyırırken ben de sütyenimi çıkardım. Memelerimi görünce bir an duraksadı, ama sonra hemen yumulup, meme uçlarımı ısırıp öpmeye, yalamaya başladı. Arada mememin tamamını ağzına sokup emiyordu. Bir yandan da güneşten iyice ısınan arabanın kaputu çıplak kalan sırtımı yakıyordu. Daha sonra göbeğimi öpüp baldırlarıma geçti. Sanki vücudumda dilinin değmediği yer kalmasın istiyor gibiydi. Baldırlarımı öpüyor, okşuyor hatta yüksek sesle kokluyordu. Bu sırada ben de zevke geliyor, ıslanıyordum.
En nihayetinde külotumu özenle çıkarıp başucuma koydu. Kendisi de pantolonunu ve donunu bacağına kadar sıyırıp bacağımın arasında yerini aldı. Ben belimde toplanan elbisem haricinde çırılçıplaktım, ama o halen gömleğiyle duruyordu ve pantolonunu bile tam çıkarmamıştı. Bakmaya çalışsam da sikini göremeden amıma girmeye başladı. Sikinin kalın olduğu belliydi. Yavaş yavaş girip küçük hareketlerle sikmeye başladı. Sikini sonuna kadar soktuğunda amım hafif hafif sızlıyordu, belli ki kalın olduğu kadar uzundu da. Tam tempoyu yakalamış ve ben orgazm olacaktım ki, Hasan bir anda boşalmaya başladı. Ama ne boşalma. En az 2 dakika titredi.
Boşalması bitince içimden çıkıp, 1-2 adım geri çekilip bana baktı. Sevişmeye başladığımızdan beri hiç konuşmamıştı. "Kusura bakma biraz erken oldu. Her zaman böyle güzel karı sikmiyoruz!" dedi. Ben de gülerek doğrulup, "Dur yavrum yaa, daha yeni başladık! Şu elbiseyi çıkarayım, sen de nolur çıkar üstünü, böyle giyinik sevişmeyi hiç sevmiyorum!" dedim. Elbisemi çıkarıp arabanın üstüne, sütyenim ve külotumun yanına koydum. Hasan da tamamen soyundu. Sonunda az önce içime giren siki de gördüm. Yarı inik haldeydi, ama etrafı full kıl kaplıydı ve kılları çok uzamıştı.
Hasan'a, "Hadi yaslan arabaya, keyfine bak!" deyip, saçımı toplayarak önüne eğildim. Sikini önce elime sonra da ağzıma aldım. Saniyeler içinde ağzımda büyüyüp demir gibi oldu. Kılları iki de bir ağzıma geliyordu, ama bozuntuya vermeden yalamaya ve emmeye devam ediyordum. Arada sikini ağzımdan çıkarıp sıvazlıyordum ve o sırada da kıllı taşaklarını emiyordum. Az önceki azgın boğa sakinleşmiş, inlemek dışında bir şey yapmıyordu. Boşalmaya yaklaştığını düşününce durdum ve "Hadi az önce kaldığımız yerden devam!" deyip yine kaputun üstüne uzandım. Hasan da bacak arama yanaşıp sikini amıma yavaşça soktu.
Ama bu sefer farklı tempoda gidiyordu. Sikinin neredeyse sadece başı içerde kalana kadar çıkarıp bir anda bütün gücüyle sonuna kadar bastırıyordu. Her bastırdığında en az 10 cm uzağa fırlıyordum. Sonra omzumdan veya belimden geri kendine doğru çekiyor ve bir daha yapıyordu. İlk başlarda her bastırışında nefesim kesiliyordu, sonra yavaş yavaş amım sızlamaya başladı. En sonunda da inleye inleye orgazm olmaya başladım. Hasan da benim inlemelerimden gaza gelip temposunu da arttırdı. Öyle sert sikiyordu ki, inlemeye bile nefesim yetmiyordu. En sonunda o da böğürerek boşaldı. Bense bu sefer sanki dayak yemiş gibi bitkin düşmüştüm.
Hasan'a, "Hadi içerde sigara icelim!" deyip arabaya geçtim. O da yanımdaki şoför koltuğuna oturdu. Bir yandan sigaralarımızı içerken Hasan da yavaş yavaş mememi öpüyor, ucunu yalıyordu. Ben de yağlı saçlarını okşuyordum. Herhalde şimdiye kadar sikiştiğim en bakımsız erkek de Hasan'dı. Ama bu hali de yol kenarında bir çeşme başındaki sikişmemize ayrı bir hava katıyordu. Hasan'a, "Sen sevişirken niye hiç konuşmuyorsun?" dedim. O da, "Bilmem, konuşmam, işime bakarım!" dedi. "Ben konuşmayı severim, ama sen öyle susunca bir şey de diyesim gelmedi!" dedim. Biraz sessizlik oldu, sadece Hasan'ın öperken çıkardığı sesler vardı. Hasan'a, "Peki nasıldı?" dedim. Hasan da, "Hayatımda böyle süper sikiş yaşamadım ben!" dedi. "Karından iyiydim yani?" deyince, "Kızım sen deli misin, benim karı senin onda birin olsa razıyım ben be!" deyip memelerimi öpmeye devam etti.
Sonra kafasını kaldırıp, "Hee, ama bir ara sikerken belini kıracam diye korktum. Benim karıya bir bastım mı memeleri götü ayrı zıplar, ama kendisi yerinden oynamaz. Sana basıyorum, sonra ta arabanın öbür ucundan topluyorum!" deyip güldü. Ben de sırıtıp sigarama devam ettim. Bu sefer de Hasan, "Peki ben nasıldım, İstanbul'da böyle sikebiliyorlar mı?" dedi böbürlenerek. Ben de, "Ee, gördün, ilk sefer çabuk geldin, ama ikinci postada telafi ettin. Sikin de büyük yani!" dedim. Sonra da, "Ya sen de doyamadın memelerime, hadi kalkalım!" dedim. Hasan kalkarken, "Cidden elbisenin üstünden büyük gözüküyordu, biraz küçükmüş seninkiler!" dedi. Ben de sutyenimi alıp içindeki silikonlu dolguyu gösterdim ve "Tabi senin karının buna ihtiyacı yok, bir tanesi kafam kadar!" dedim gülerek.
Baktım ki Hasan üstünü giymeye başladı. "Aaa, işimiz bitti mi ki giyiniyorsuuunnn?" dedim. Hasan da, "Bir posta daha mı istiyorsun sen?" diye yanıma gelirken ben de arabaya domalıp, "Evet, ama bu sefer arkadan!" dedim. Hasan, "Götten mi?" dedi. "Evet, götten istiyorum!" deyince, "Ohaa bee!" diye bağırıp anında götüme yanaştı. Biraz sikini götümün yanakları arasında gezdirip yavaşça götüme sokmaya başladı. Kesik kesik çığlıklar atıyordum. Sonuna kadar soktuktan sonra bir süre bekledi. Sonra da ileri geri yapmaya başladı. Ben çığlık attıkça Hasan hızlanıyordu. Artık üçüncü posta olduğundan boşalmak da bilmiyordu. Bu sırada ben klitorisimi okşayarak ikinci kez orgazm olmuştum bile. En sonunda ben dayanamayıp, "Yeter, ya boşal, ya çık içimden!" deyince Hasan sikini çıkardı. Ben de hemen önüne eğilip sakso çekmeye başladım. Bir süre sonra boşalacağında sikini ağzımdan çıkarıp memelerime doğru tuttum. Çok ve yoğun kıvamlı boşalmıştı yine.
Kağıt mendille memelerimi temizledikten sonra üstümüzü giyip yola devam ettik. Ama şimdiden uçak kalkalı 1 saat olmuştu. Artık ön koltukta oturuyordum. Hasan'ın bir eli bacağımda, yol boyunca birbirimize seks anılarımızı anlatarak havaalanına gittik. Hasan ısrarla telefon numaramı istedi. Ben, "Bu olay ortaya çıkarsa babam seni yaşatmaz, boşuna riske girmeyelim!" dedimse de, Hasan, "Zaten köye senede bir kere geliyorsun, onda da takılırız 2 saat nolacak, karım telefonumu kurcalamaz!" diye ısrar etti. Telefonumu erkek adıyla kaydetmesi ve ben mesaj atmadan yazmaması karşılığında verdim. Bir sonraki uçağa bilet aldım. Uçak saatine kadar birlikte oturduk.
Hasan, "Baban taksi parası vermişti, adamın kızını siktim bir de üstüne parasını aldım!" deyince ikimiz de kahkaha attık. Uçağın kalkış saati gelince de vedalaşıp gittim :)
(Hande)
45'imden Sonra Orospuya Dönüştüm! (Gizem 45 Y., İzmir)
45 yaşımda bu hale geleceğimi biri söylese asla inanmazdım, ama oldu. İsmim Gizem. Kocam ile anlaşmazlığa düşerek boşandığımda 44 yaşındaydım, ama yaşlı değildim, çok sıkı taş gibi bir vücudum vardı. Boşandıktan sonra bir boşluğa düşmüştüm, evli olan 24 yaşında bir kızım vardı, bana yakın oturuyorlar ve ara sıra uğrayıp yalnız bırakmamaya çalışıyorlardı. Zaman geçirmek için bir dans kursuna kaydolmuştum. Dansın etkileri vücudumu iyiden iyiye sıkılaştırmıştı, göğüslerim bile daha da dik ve canlı olmuşlardı. Genç erkeklerin bile dikkatini ve bakışlarını çektiğimi farketmiştim. Bu beni garip şekilde daha cazibeli hissettiriyor, kıyafetlerimi seçerken bile daha cüretkar olanları seviyordum, hatta gençken giymediğim jartier takımları bile alıyordum...
Sosyal medyayı da daha sık kullanmaya başlamıştım. Ve bir gece tanımadığım birinden bir mesaj aldım. Mesajda, benden çok hoşlandığını, benimle ciddi bir ilişki istediğini yazıyordu. Fotoğraf yoktu, takip, takipçi yoktu, anladım ki bana yazmak için açılmış bir hesaptı. Cevap vermedim, ama aklım da o mesajda kalmıştı. Derken iki gün sonra yine yazdı ve "Lütfen cevap ver, niyetim çok ciddi!" diye ekledi. İçim gıdıklanıyordu resmen, dayanamadım ve yazdım. Sonra sohbet ilerledi ve onu merak ettiğimi söyledim, kamera açmaya karar verdik. Kamerayı açtığımda şok olmuştum, çünkü karşımda dans kursunda tanıştığım adam vardı.
İsmi Cenk idi, mesleği müteahitlik idi, tek sorun benden 15 yaş küçük olmasıydı. Yakışıkşı bir adamdı, ama çok güven vermiyordu, yine de bulduğu her fırsatta ilgimi çekmeyi başarıyor, bazen konuyu cinselliğe dokunduruyordu. Anlıyordum aslında beni yatağa sürüklemeye çalıştığını. Cinselliğe ben de açtım, seks yapmayalı çok uzun zaman olmuştu ve buna izin vermeye başladım. Muhabbetimiz ilerledikçe resmen birbirimize pørnø film önerir hale gelmiştik. Ama onun bana attığı pørnølar genelde grup seks oluyordu. Öyle ki, bir kadını bazen iki erkek, bazen de 5-6 erkek birden sikiyordu. Derken muhabbetimiz sanal sekse dönüştü. Amımı nasıl yalayacağını ballandıra ballandıra anlatışını dinlerken amımın felaket sulandığını hissediyordum. Bana, "Seninle niyetim çok ciddi. Ama söz veriyorum, sana orgazm üstüne orgazm yaşatacağım, seni yarağa doyuracağım! Yarın akşam buluşalım mı?" diye bir teklifte bulundu. Ben de kabul ettim...
Ertesi günü zor ettim. İlk buluşmada onu etkilemek istediğime inanamıyordum, ama içimde bu duygu vardı. Akşam 8'de beni evden alacaktı. Çok güzel bir makyaj yaptım, siyah bir mini etek, altına bordo renk dantelli jartier çoraplar, yüksek topuklu bordo renk ayakkabılarımı giydim. Üstüme bordo saten gömlek ve içine yine bordo renk dantelli önden açılan sutyen taktım. Tek eksik külot kalmıştı, giymemeye karar verdim, amıma daha çabuk ulaşmasını istiyordum...
Nihayet saat geldi, telefonum çaldı, gelmişti. Heyecandan ölüyordum, hemen indim ve arabasına bindim. Bir süre bakıp, "Muhteşemsin!" diyerek dudağımdan öptü. "Burada olmaz, biri görmeden hemen gidelim!" dedim. Yola çıktık. "Nereye gidiyoruz?" dediğimde, "Sürpriz olsun!" dedi. Gölbaşı civarında bir villanın önünde durduk, indik. Evin kapısını açtı ve beni elimden tutarak içeri aldı ve kapıyı kapattı. Bir kat yukarı çıktığımızda, göle bakan büyük bir pencere önünde iki koltuk, bir masa ve şarap ile kadehler vardı. Beni koltuğa oturttu, kadehlere şarap doldurup birini bana verdi, kadehleri tokuşturup yudumladık...
Odanın ışığı kapalıydı, fakat az ilerdeki oteldeki düğünün ışıkları odayı çok az da olsa aydınlatıyordu. "Çok güzelsin!" dedi. Ben de ona, "Sen de çok yakışıklısın!" diye cevap verdim ve "Ama aramızda çok yaş farkı var!" diye ekledim. Gülümsedi ve "Peki bu seni rahatsız ediyor mu?" dedi. "Hayır, öyle olsa burada olmazdım!" dedim. Ayağa kalkıp yanıma geldi, önümde eğilip bacaklarımı öpmeye başladı, elleriyle ayak bileklerimi tutuyor ve okşuyor aynı zamanda bacaklarımı iki yana doğru yavaş yavaş ayırıyordu. Bacaklarım birbirinden uzaklaştıkça eteğim yukarı sıyrılıyor, dudakları baldırımdan amıma doğru ilerliyordu...
Dudakları ve dili amıma ulaştı. Öyle güzel yalıyor ve dilini içimde gezdiriyordu ki, başımı geriye atıp tadını çıkarmaya başladım, ellerimle saçlarını tutup başını amıma bastırıyordum. Beni orgazm edene kadar yaladı, dilledi, emdi amımı. Başı bacaklarımın arasında, elleri gömleğimin düğmelerini açmakla meşguldü. Son düğmeyi de açınca, kendi ellerimle sutyenimi önden çözdüm, ellerini göğüslerime doğru çekip okşamasını söyledim. Eteğimin fermuarını indirdikten sonra amımdan ağzını çekip ayağa kalktı. Beni de ayağa kaldırdığında eteğim yere düştü, gömleğimi ve açık olan sutyenimi üzerimden çıkartıp yere bıraktı. Sıra bendeydi, ben de onun gömleğini çıkarttım, fermuarını açıp boxeri ile birlikte pantolonunu indirip ayağından çıkarttım. Biraz kafamı kaldırıp, çoktan sertleşmiş yarağıyla karşı karşıya geldim.
Ağzımı iyice açıp, bacaklarını iki yanından tutup kendime doğru çekerek yarağını ağzıma aldım. Tamamını alamıyordum. Saçlarımdan tutup yarağını ağzıma sokup çıkartmaya başladı. Çok derine giriyordu, neredeyse tamamını boğazıma alabilir olmuştum ve buna inanamıyordum. Tıpkı bana attığı pørnølardaki kadınlar gibiydim, salyalarım akmaya baslamıştı. Yaklaşık 10 dakika kadar gırtlağımı ve ağzımı siktikten sonra beni tutup ayağa kaldırdı. Kollarımı boynuna doladım, beni bir hamlede kucağına aldı. Yarağını, suları akan amımın girişine denk getirip beni birden üzerine bıraktı. Vücut ağırlığım ile bir anda ve sertçe köküne kadar almıştım. Sonra seri şekilde beni kucağında zıplata zıplata sikmeye başladı. Zevkten saçlarımı savuruyor, dudaklarımı ısırıyordum. Pencerenin önünde perdeler açık vaziyette sikiliyordum. İkinci orgazmıma yaklaşmıştım, "Daha hızlı!" diye fısıldadım kulağına. Hayvan gibi sikmeye başladı. Odanın duvarlarında benim orgazm olurken inleme ve çığlıklarım yankılanıyordu...
Orgazm olduğumu farkedince durdu. Ben halen kucağında ve yarağı hareketsiz amımdayken orgazmın artçı dalgalarını yaşarken, "Sana sürprizim var!" dedi. Tam o anda arkamda bir başka yarrak daha hissettim ve irkildim. "Ne oluyor, hayır bunu istemiyorum!" desem de, "Bugün senin seks hayatında bir dönüm noktası olacak ve bunu o kadar çok seveceksin ki, yeniden yeniden isteyeceksin!" deyip dudaklarıma yapıştı. Kurtulamıyordum, diğer adam da yarrağını amıma sokmaya başlamıştı. Hayatımda ilk defa amımda iki yarak birden vardı. Acı ve zevk müthişti, direnmeyi bırakmaktan başka çarem yoktu. Müthiş sikiş başlamıştı. Zevk çığlıklarımı duyunca, "Çok seveceğini biliyordum aşkım!" deyip tekrar dudaklarıma yapıştı. İkisinin kucağında, amımda iki yarakla dakikalarca siktiler. Ben tabii orgazm üstüne orgazm oluyordum...
Tam iki erkeğe alıştım derken, bir el elimi tutup bir yarrağı zorla tutturdu. Ben daha, "Ne oluyor?" diyemeden, diğer bir el de diğer elimi tutup başka bir yarrağı tutturdu. İki avucumda iki yarak vardı, karanlıkta yüzlerini seçemediğim erkekler etrafımı çevirmişti. Cenk'e, "Sen bana ne yaptın böyle, niye bu tuzağa düşürdün beni?" dediğimde, "Bu tuzak değildi, sana aşık oldum, sen artık benim kadınım ve seni siktireceğim tüm erkekler için ise orospunun tekisin!" dedi. Şok olmuştum, ama bu sözleri beni acayip şekilde azdırmıştı. Ayrıca bu ortamdan kurtuluş yoktu, odadaki erkekler beni bu gece defalarca sikecekti. Artık ok yaydan çıkmıştı, bir onun, bir diğerinin kucağındaydım, ikişer ikişer sikiyorlardı beni amımdan...
Derken arkamdaki erkek göt deliğime tükürük sürerek parmaklamaya başladı. Acısa da göt deliğim alışmış, üç parmağı alır hale gelmişti. Amımdaki iki yarraktan biri çıktı, arkamdan beni siken ve götümü parmaklarıyla genişleten erkek yarağının kafasını göt deliğime bastırıp başını soktu. Önümde kollarımın boynunda olduğu sikicim beni zıplatırken o hareketle diğer erkeğin yarağı götümü yara yara içime girivermişti. Anal seksi de tatmıştım artık, amım götüm resmen genişlemiş, göğüslerimin uçları zevkten ve emilmekten taş gibi olmuştu. Dakikalarca ayakta siken iki erkek aralarında anlaşıp aynı anda içime boşaldılar. Biri amıma, diğeri götüme...
Sonra beni diğer ikisinin kucağına verip ben sikilirken izleyip dinlenmeye çekildiler. İki erkeğin biri yere yatıp beni üzerine ters oturttu. Yarağını tek seferde götüme alıverdim ve sikicimin uzerine yatıp bacaklarımı açarak havaya kaldırıp diğer sikicimin omuzlarına koydum. Bordo topuklularım halen ayağımdaydı, pørnø yıldızı gibiydim. Diğeri de amıma yarağını kökledi ve senkronize şekilde beni sikmeye başladılar. Zevkten deliye dönmüştüm, "Sikin beni, daha hızlı, sert sikin orospunuzu!" diye bağırıyordum. O sırada Cenk gelip ağzıma yerleştirdi yarağını. Üç yarak bütün deliklerimi doldurmuştu. Doymak bilmez erkeklerle o anki halimi eski kocam görse ne derdi diye düşünüyordum...
O gece 4 erkeğin orospusu olmuştum ve bundan müthiş zevk almıştım. Gece boyunca aklıma bile gelmeyen pozisyonlarda sikmişlerdi beni. Sabaha karşı her biri tarafından en az dörder defa sikilmiş vaziyette yatağa bıraktılar beni. Her yanım döl içinde uyumuş kalmışım. Birkaç saat sonra uyandığımda karşımdaki koltukta beni izlerken buldum Cenk'i. Bana, "Çok iyiydin aşkım! Bir sonraki grubumuz önümüzdeki hafta sonu!" dedi. "Hayır, olmaz!" dediğimde, "Benimle evlen, karım olarak seni erkeklere siktirmek istiyorum, bu benim zevkim ve sana aşık oldum, seninle yaşayalım bunu!" dedi. "Ben 45 yaşındayım, benden ne bekliyorsun?" dediğimde, "Seni genç tutmak benden, sikişmek senden!" dedi gülerek.
Evet, 45 yaşımdan sonra bir orospuya dönüşmüştüm. Ama kendimden genç erkekler tarafından doya doya sikilmekten de çok zevk almıştım. Bu zevkin devam etmesini istiyorsam Cenk'in teklifini kabul etmek zorundaydım. Kabul ettim de. Ve iki ay sonra evlendik. Düğüne kadarki geçen iki ay içersinde her hafta sonu beni farklı farklı erkeklerle beraber sikti. Düğünümüz, beni ilk siktiği ve siktirdiği günkü villanın karşısında düğün olan mekanda oldu. Beni düğüne kadarki süreçte siken tüm erkekleri de düğüne çağırmıştı. Çok utanç verici, ama bir o kadar zevk veren bir duyguydu. Hatta bazılarıyla düğünümde dans bile ettim...
Kader mi, yoksa benim saflığım mı bilmiyorum, ama artık beni doya doya siken ve siktiren bir kocanın karısıyım. Beni seviyor, ben de onu seviyorum :)
(Gizem)
Enişteme Manzaralı Verdim! (Songül 38 Y., Ankara)
Herkese merhaba. Ben Ankara'dan Songül. 38 yaşında ve 1,65 boyundayım. Esmer tenli, dolgun göğüslü, büyük popolu, evli bir bayanım. Benim hikayem eniştemle geçiyor, yani ablamın kocasıyla. Eniştem 52 yaşında, esmer, bakımlı ve yakışıklı bir adamdır. 6 yıldır konuşmuyoruz, evine gidip gelmiyoruz, sadece ablam bize gelir gider. Suç bendeydi, bir akşam onlara yemeğe davetliydik, saçma sapan bir televizyon programı yüzünden çıkan tartışmada eniştemi rencide etmiştim. Sonradan nekadar barışmak istediysem de, ablamdan duyduğuma göre kesinlikle kabul etmiyormuş...
Bir gece rüyamda eniştemi gördüm. Rüyamda eniştem beni öyle bir sikiyordu ki, uykumda inlemelerimi kocam duymuş, beni uyandırdı, "Ne oldu?" diye. Ben terler içindeydim. "Korktum galiba..." deyince kocam arkasını dönüp uyudu. Elimi külotuma götürdüm, sırılsıklamdı. Kalkıp külotumu değiştim. Tekrar yatağa girip kocama arkadan sarıldım ve sikini okşamaya başladım. Kocam, "Rahat dur da uyuyayım!" diyerek tersledi. Oysa ben sikilmek istiyordum, dönsün beni altına alıp (rüyamdaki gibi) bağırta bağırta siksin istiyordum. Kocam hevesimi kursağımda bırakınca ben de moralim bozuk bir şekilde arkamı dönüp yattım, uyudum.
Sabah banyo yaptım, ama eniştem aklımdan çıkmıyordu. Günler böyle geçiyordu, kocamla sikişirken bile eniştemle sikişiyormuş gibiydim. Tabii bunda ablamın anlattıklarının etkisi çok büyüktü. Eniştem çok azgınmış, ablamı her gece sikmek istiyormuş. Sikişmeye başladıklarında da iki-üç posta sikmeden bırakmıyormuş. Üstelik sadece amdan sikmeyle de yetinmeyip, illa götten de sikiyormuş...
Ablam iki aylığına memlekete yaz tatiline gitmişti. Bu fırsatı değerlendirmem gerekiyordu, ama nasıl olacaktı bilmiyordum. Gece gündüz düşünüyordum. Ablamın söylediğine göre eniştem kendisine hobi olsun diye, içinde bağ evi olan, büyük bir bahçe satın almış. Sürekli orada oluyormuş, yetiştirdiği çiçeklerle uğraşıyormuş. Sonunda kararımı verdim, eniştem genelde bahçede olduğundan bahçeye gidecektim ve kendimi siktirecektim. Akşam kocama, "Yarın arkadaşımın günü var, ona gideceğim, biraz geç gelebilirim, işlerine de yardım edeceğim..." dedim. Kocam da, "İyi, tamam!" dedi.
Ertesi gün kocam işe gidince banyoya girdim, ağda ile vücudumun her yerini kaymak gibi yaptım. Tanga külot, dantelli süyten giydim. Altıma siyah taytımı, üstüne de beyaz gömlek giydim. Arabamla kuaföre gidip saçlarıma fön çektirip yola çıktım. Eniştemin bahçesi bize fazla uzak değildi, daha önce ablam yerini tarif etmişti. Bahçelerin olduğu yere yaklaşmıştım, fakat orda bir sürü bahçe vardı. Arabayla bahçelerin önünden birkaç kez geçtim, ama bulamıyordum. Marketin önünde durdum, bir şişe rakı, sigara ve yiyecek birşeyler aldım. Tekrar yolu bulmaya çalıştım, fakat bulamadım. Sonunda eniştemi aradım, "Enişte ben senin bahçeyi görmeye gelmiştim ama kayboldum, gelip beni alır mısın?" dedim. Eniştem biraz mırın kırın ettikten sonra, "Konum at!" dedi. Attım. Kendime aynadan baktım, gömleğimin bir düğmesini daha açtım, memelerimin yarısı görünüyordu...
Az sonra eniştemin arabasını gördüm. Yanıma durdu, camı açıp, "Beni takip et!" dedi emrivaki bir edayla. Peş peşe bahçeye geldik. Arabadan indi. Üzerinde kısa şortla tişört vardı. Kolları hafif kararmıştı, belli ki güneşin altında bahçeyle uğraşıyordu. Ben de arabamdan indim, arkasından bahçeye girdim. Bağ evinin kapısı açıktı, elimdeki poşetleri içeriye koyup dışarı çıktım. Bahçede uğraşan eniştemin yanına gidip, "Enişte halen bana kırgın mısın, hoş geldin bile demedin?" dedim. O da, "Hoş geldin, kusura bakma bir an daldım!" dedi. "Soruma cevap vermedin, kırgın mısın?" dedim. "Evet, seni sildim!" dedi. "Enişte yaaa, tamam ben hatalıyım, özür dilerim!" dedim. Ses çıkarmadı, bahçeyle uğraşmaya devam etti.
"Enişte, marketten yemeklik malzeme aldım, yiyecek birşeyler hazırlayım mı?" dedim. "Yok, istemem!" dedi. İçimden (İnatcı keçi!) dedim. Yine de eve girip birşeyler hazırlayıp çardağa taşıdım. Gömleğimin bir düğmesini daha açtım, yanına gidip, "Enişte hadi gel, birlikte yiyelim!" dedim. İsteksiz de olsa geldi. Karşılıklı oturduk, birşeyler atıştırdık. Bu arada saat 16:00 olmuş, hava da biraz serinlemişti. Ben kalkıp rakıyla bardakları getirdim ve "Hadi doldur da birer kadeh içelim!" dedim. "Nereden çıktı şimdi rakı içmek?" dedi. "Yaa sen doldur!" dedim. Doldurdu, birer kadeh içtik...
Havadan sudan konuşuyorduk, ama eniştem kaçamak da olsa memelerime bakıyordu. Bir ara masadan çatal düştü, ben eğilip çatalı alırken masanın altından eniştemin önüne baktım. Bacaklarını ayırmıştı, sikinin kalktığı belli oluyordu. Çatalı alıp tekrar doğruldum. Aklım sikinde kalmıştı. Elimi taytımın önüne götürdüm, masa altında çaktırmadan taytımın üzerinden hafif hafif amımı okşuyordum. Amım iyice sulanmış, klitorisim resmen zonkluyordu. Islaklığın külodumu geçip taytımın önüne ilerlediğini parmak uçlarımda hissedebiliyordum...
Bardağım boşalınca bu sefer kendim doldurup, bir dikişte içtim. Sigaram çantamdaydı, çantam da içerde. Sigaramı getirmek için ayağa kalktım. Başım hafif dönüyordu, masadan tutunup biraz bekledim. Eniştemin gözü o sırada taytımın önündeydi. Bu taytımı özellikle giymiştim, bu tayt amımın etli dudaklarını olduğu gibi belli ediyordu. İçerden sigaramı alıp gelince, bu sefer eniştem WC'ye gitmek için ayağa kalktı. Tabii ben de gözümü onun önündeki kabarık sikinden alamıyordum. Aslında ikimiz de sikişmek için can atıyorduk, bundan emindim. Hadi beni sik desem hemen yatırıp sikeceğinden de emindim. Ama kendimi biraz ağırdan satacaktım.
Eniştem geldi, birer duble daha doldurdu. Ben de sigara ikram edip yaktım. Kalktım, elimde rakı bardağı, sigara içerek bahçede biraz dolaştım. Bardağımdaki rakıyı içip geldim, çardağın önünden bardağı yukarı uzatırken eniştemin gözleri sutyenimi ve gömleğimi delecekmiş gibi sivrilmiş meme uçlarımdaydı. Memelerimi biraz daha sergilemek için hafif eğilip çardağın önündeki gülleri kokladım ve "Çok zevklisin enişte, çok güzel bir bahçe yapmışsın, aynı posterlerdeki manzara gibi olmuş!" diye iltifat ettim. Eniştem de, "Asıl arka tarafın manzarası daha güzel, içerdeki kanepenin üstündeki pencereyi aç bak bakalım dışarıya!" dedi.
İçeriye girdim, pencereyi açtım. Eniştemin çardaktan beni görebildiğini bildiğimden, kanepeye dizlerimi koyup domalmış halde dışarıyı seyrediyordum. Aynı zamanda da amımın ve götümün her detayını belli eden taytımla enişteme tahrik edici bir manzara sunuyordum. Eniştem içeri ne zaman girdi farkında değildim, arkadan sarılıp götüme dayanınca irkildim. Sonunda istediğime kavuşuyordum. Ama yalandan, "Ne yapıyorsun enişte?" diyerek doğrulmaya çalıştım. Eniştem doğrulmamam için sırtımdan bastırıp, "Sus Songül, beni kudurttun!" diyerek iki elini ön tarafa atıp memelerimi avuçladı. Memelerimi sıkarken çok hoşuma gitse de, ben kurtulmaya çalışıyormuş gibi yapıyordum. Derken bir elini mememden çekip taytımın önünden içeriye, külotumun içine soktu. Amımı okşayıp, sıkıp bırakıyordu. Ben halen yalandan itiraz ediyordum.
Eniştem, "Songül boşuna itiraz etme, zaten kaç gündür amsızım, öyle yada böyle sikeceğim seni bugün, onun için sen de tadını çıkar!" deyip parmağını amıma soktu. Amımı parmaklarken bir eliyle de kafamı çevirip dudaklarıma yapıştı. Ben yine yalandan önce karşılık vermedim. Ama eniştem öpmeye devam ediyordu. Sonunda ben de yavaş yavaş gevşedim, dudaklarımı aralayarak karşılık vermeye başladım. Eniştem dilini ağzıma sokup ağzımın içinde dolaştırıyordu. Dilini emmeye başladım. Sonra ben dilimi onun ağzına soktum. Dilimi öyle çekiştirerek emiyordu ki, dizlerim titremeye başladı...
Boynum ağrımıştı, doğrulup dönmek istedim. "Öyle dur!" diyerek önce gömleğimi, sonra da sütyenimi çıkardı. Ellerimi pencerenin kenarından tutturdu. Ensemi yalayıp emerek, sırtımdan aşağıya doğru iniyordu. Öpüp yalayarak belime geldiğinde taytımı aşağı indirdi. Arkama eğilip götümün yanaklarını öpüp ısırdı. Sonra külotumun üstünden amımı ve götümün deliğini yalamaya başladı. Elimi arkaya uzatıp külotumu aşağı indirdim. Eniştem de bana yardım ederek taytımı ve külotumu çıkardı. Tamamen çıplak kalmıştım. Göt yanaklarımı ayırıp dilini götümün deliğinin etrafında dolaştırıp dilini deliğime sokmaya çalışıyordu. Ben de olabildiğince belimi çukurlaştırıp götümü ağzına bastırıyordum...
Parmağını amıma sokup ileri geri yapınca amımdan sularım akıyordu. Parmağını çıkardı, amımı dillemeye ve emeye başladı. Dilini içime sokup diliyle sikiyordu amımı. Dayanacak gücüm kalmadı, ağzına sularımı akıtarak orgazm oldum. Ağzını amıma vantuz gibi dayamış, amımdan akan sıvıları emip yalıyor, ağzını amımdan çekmiyordu. Dizlerim tutmaz olmuş, "Yeter artık, sok sikini içime!" diye inliyordum.
Doğruldu. Çabucak soyundu. Sikini eline alıp, kafasını tükürükledi, sıvazlayıp arkama geçti. Siki elinde, amıma götüme sürtüyordu. Bense bacaklarımı iyice ayırıp, "Hadi gir içime ne olur, offf!" diye inliyordum. Sikinin kafasını amımın girişine dayayıp itelemeye başladı. Am dudaklarım gerilmiş, siki amıma girmeye zorlanıyordu. Geri çekip tekrar sikini tükürükledi, tekrar amıma dayadı. Bastırınca kafasını sokmuştu. İleri geri yaparak her seferinde daha ileriye sokuyordu. Bu esnada meme uçlarımı sıkıp okşuyordu. Sonunda göbeği dayandı götüme, nihayet köküne kadar sokmuştu sikini amıma.
İçimde biraz bekledikten sonra artık ileri geri yaparak sikmeye başladı amımı. Baş parmağını da götümün deliğine bastırıyordu. Ben tekrar orgazm oluyordum. Sikini çıkarmadan beni kucaklayıp yatağa götürdü ve yatağın kenarına koydu. Kendisi ayaktayken beni sikiyordu. 10-15 dakika sonra ben artık, "Boşal artık ne olur!" demeye başladım. Hızlandı. İki eliyle sıkıca tuttuğu belime tırnakları batıyordu. Daha sertleşmeye başladı. Sonra kasıldı ve içime boşalmaya başladı. Amım ılık dölleriyle dolmuştu. Üzerime yığılınca ben de öylece yatağa uzandım. Üstümden kamyon geçmiş gibi hissediyordum kendimi.
Biraz soluklandıktan sonra yukarı kayıp yatağa uzandık. Enişteme, "Hoşuna gitti mi?" dedim. "Evet, çok güzeldi! Senin?" dedi. "Evet, harikaydı!" dedim. Birbirimize sarıldık öpüştük. Beni üstüne aldı ve götümün yanaklarını okşamaya başladı. Galiba bir kez daha sikmek istiyordu. "Biraz dinlenelim mi?" dedim. "Olur!" dedi. Biraz uzandıktan sonra kalktı, şortunu giyip bahçeden rakı ve sigaramızı getirdi. Birer duble içtik, sigaralarımızı yaktık, tekrar şortunu çıkarıp yanıma uzandı. Ben de göğsüne kafamı koydum.
Sigara bitince elimi sikine götürdüm. Sikini tutunca hayret ettim, tam inmemişti ve avcuma sığmıyordu. Yüzüne baktığımda, "Ne oldu?" dedi. "Enişte bu ne böyle, kocaman, bunu bana nasıl soktun, nasıl aldım bunu?" dedim. "Aldın canım, hemde köküne kadar aldın!" deyince gülüştük. Bana, "Aşağı in de tadı nasılmış bak bakalım!" dedi. Aşağı kaydım. Taşaklarını tek tek ağzıma alıp emiyordum. Sikinin kafasında dilimi gezdirdim, kafasını ağzıma alıp emmeye başladım. Sikinin ne kadarını ağzıma alabilirim diye denedim, ama anca yarıya kadar alabildim, başka alamıyordum. Beni üstüne alınca 69 olduk. Eniştem amımı emip göt deliğimi yalarken, ben de sikini daha bir keyifle emiyordum...
Daha fazla dayanamadım. Doğrulup, sırtım ona dönük pozisyonda sikini kavrayıp amıma sürtmeye başladım. Sonra sikini amımın deliğine yerleştirip üstüne oturdum. Kalkıp oturuyordum, eniştem de belimden tutup bana destek oluyordu. Sonra amımdan çıkarmadan döndüm, göğsüne ellerimi koydum. Oturup kalkıyordum, eniştem de memelerimi okşayıp sıkıyordu. Biraz öne eğilince memelerimi emmeye başladı. Hızımın yavaşladığını gören eniştem beni altına aldı. Bacaklarımı omuzuna alıp sertçe sikiyordu. Kafamı kaldırıp sikin amıma girişini seyrettikçe dahada hoşuma gidiyordu...
Dudaklarımı emip, kulağıma, "Amın çok güzel Songül, fakat seni götünden de sikmek istiyorum!" dedi. "Ama enişte götüme nasıl alacağım, girmez!" dediğimde, "Alırsın aşkım, sen bana bırak, gör bak nasıl alacaksın!" deyip üzerimden kalktı. Gidip mutfaktan bir çay bardağı zeytinyağı getirdi. Beni yatağın kenarına çekti, bacaklarımı karnıma doğru katlayıp kollarımı alttan geçirdi. Amım götüm kabak çiçeği gibi açılmıştı. Parmağını yağlayıp götüme sokmaya başladı. Sonra ikinci parmağını da sokunca göt deliğim biraz genişlemişti. Sikini de yağlayıp, sikinin başını götüme dayadı. "Ne olur yavaş sok!" dedim. O da, "Sen kendini sıkma, bak nasıl alacaksın!" diyerek sikinin kafasını götüme soktu. Okadar çok acımamıştı. İleri geri yaparak ilerliyordu ve fazla canım yanmıyordu...
Taşakları amıma çarpınca hepsini aldığımı anladım. Eniştem, "Orospum benim, götünü siktiğim baldızım!" diyerek, beni bağırta bağırta götümü sikiyordu. Ben de artık kendimi iyice bıraktım ve ona uydum. "Sik orospu baldızının götünü, eniştem benim, ooohhh, götümü sikmen hoşuna gidiyor mu, tadı güzel mi?" deyip daha da tahrik ediyordum onu. Eniştem, "Çok güzel, harika!" diyerek köklüyordu götüme. Bir süre öyle siktikten sonra beni domalttı. Kafamı yatağa bastırıp götümün üzerine çıkıp kökleyerek sikti. Daha sonra o alta yattı, ben üstüne çıktım. Önce amıma soktum sikini, biraz amımı siktirdim, sonra götüme soktum. Harika sikiyordu, götümden sikerken amımdan sular akıyordu...
En son yine amımı sikerken boşalacağını söyledi. Ben de, "Ağzıma boşal, dölünü yutmak istiyorum!" deyince, hemen amımdan çıkarıp ağzıma verdi. Birkaç defa ağzımda ileri geri yapınca kasılıp ağzıma boşalmaya başladı. Döllerinin birazı ağzımdan taştı, kalanının hepsini yalayıp yuttum.
Biraz soluklandıktan sonra giyinip dışarı çıkıp sigara içtik. Benim gitme vaktim gelmişti. Masayı beraber topladık, bulaşıkları yıkadım. Bahçeden çıkarken, "Gel bak sana ne göstereceğim!" diyerek büyük bir ağacın yanına götürdü. Ağacın altında dudaklarımı öptü ve "Gitmeden önce şurada domalsana!" dedi. Ben de kıramadım, taytımla külodumu dizime indirip ağaçtan tutundum. Ağacın altında bir kez daha götümden sikti. Ayrılmak istemiyorduk, ama mecburduk. Öpüşüp ayrıldık...
İki ay boyunca nerdeyse her gün bahçeye gidip kendimi enişteme siktirdim. Ablam gelince de eniştemle resmi olarak barıştık. Şimdi enişteme kendimi daha rahat siktirip sike doyuyorum :)
(Songül)
Hikâye göster
Hangi tür istersin
Götçü Hoca! (Ecemsu 30 Y., Hannover / Almanya)
Merhaba, bu hikayem Gymnasium (Lise) dönemimde geçiyor. 16 yaşımı bitirmiş, 17 yaşıma girmiştim. Derslerle pek fazla aram olmasada, işte iyi kötü sınavları geçiyordum. Bir dersim hariç hepsi iyi idi, kötü olan matematik dersiydi. Ne yapsam kafama girmiyor, matematik derslerinde ve sınavlarında bir türlü başarılı olamıyordum. Babamın ve annemin çok kızacağını bildiğim için eve bu durumu söylememiştim. Evdekiler bana sınıfı geçtim gözüyle bakıyorlardı. O ara matematik dersimize giren Türk bir hoca vardı, İsmail adında. Her ne kadar 'Cool' bir hoca olsada derslerde onu anlayamıyordum. İsmail hoca tahminen 40 yaşında falan vardı. Evli olmasına karşın atletik vücuda sahip biriydi. Bütün kız öğrenciler onu çok beğeniyorlardı. Bizim sınıfa yaklaşık 6 aydır ders veriyordu.
Eğitim yılının bitmesine yaklaşık 1.5 ay kalmıştı. Benim halen matematik dersim kötü bir durumdaydı ve düzelme imkanı da yoktu, zaten birşey anlayamıyordum. Kızlar yine ders arasında İsmail hoca hakkında övgüyle konuşuyorlardı. Sınıf arkadaşım Kübra beni kenara çekip, "Kızım gidip İsmail hocayla konuşsana! Çok Cool bir adam! Bak benim son sınavım kötü geçtiğinde ben gittim konuştum, bana yardımcı oldu! Durumunu anlatırsan sana yardımcı olacağına eminim!" dedi.
Aklıma yatmıştı. Bütün cesaretimi toplayıp odasına gittim. İsmail hoca odada yalnızdı, masasının arkasındaki koltukta oturuyordu. Cool bir adam olduğu zaten belliydi. Beni görünce hemen ayağa kalkıp, "Hoş geldin Ecemsu!" diyerek oturmamı teklif etti. "Sağolun hocam böyle iyi." deyip ayakta kaldım. "Buyur, ne istiyorsun?" dediğinde ona diğer derslerimin durumunu anlattım. Kalan matematik derslerimin çok fazla kötü olduğunu, 1.5 ay icinde düzelmesinin çok zor olduğunu, matematikle aramın olmadığını falan anlatmaya başladım. Beni ilgiyle dinliyordu...
Konuşmam bitince, İsmail hoca, "İyi güzel de, ben ne yapabilirim?" dedi. Ben de cilveli bir şekilde, "Hocam siz isterseniz halledebilirsiniz!" dedim. Bana yardımcı olması için dil dökmeye, yalvarmaya, yalakalık yapmaya ve onu övmeye başladım. "Lütfen bana yardımcı olun, ailem benim bu durumumu bilmiyor... Hatta para isterseniz, yaz tatilinde bir işe girer çalışırım, size para veririm..." dedim. Gülümsedi ve "Para rüşvete girer, asla para kabul etmem! Derslerimde çok kötü olduğun halde seni yine de bu zamana kadar idare ettim! Kusura bakma, yapabileceğim bir şey yok!" dedi.
Ben biraz daha yalakalaşarak, "Eğer parayla olmazsa nasıl olacak? Bana bir yol gösterin hocam!" dedim. İsmail hoca ise ısrarla bana yardımcı olamayacağını, derslere çalışmam gerektiğini filan atlatıyordu ki, (nasıl oldu ben de bilemiyorum, kendime halen şaşıyorum) "Ne isterseniz yaparım hocam! Kübra'ya da yardımcı olmuşunuz!" dedim. Hoca az düşündü ve "Peki, kapıyı kilitle yanıma gel!" dedi. O anda sanki bütün sinirlerim boşaldı. Niyetini hemen anladım. Ama yapacak birşeyim yoktu. Kapıyı kilitleyip yanına gittim...
"Ecemsu, güzel kızsın, belki senin bu sorunu aramızda halledebiliriz!" diyerek yanaklarımı, saçlarımı okşadı. Kendimi bir an geri çekmek istedim, ama yapamadım, çaresizdim, üstelik bu fikir de benden çıkmıştı. Sesim kesilmiş, olacaklara kendimi bırakmıştım. Hocanın karşısında kurbanlık koyun gibiydim, tepki veremiyordum. Beni kucağında oturttu. Sağ eliyle belimi kavradı, çok güçlü olduğu belliydi. Elleri vücudumda gezinirken yanağımdan öpmeye başladı. Boynuma geçti. Öptükçe öpüyordu. Sanki beni esir almıştı, ben ne bir tepki verebiliyordum, nede bir karşılık...
Dudaklarıma öpücükler kondurmaya başladığında ben de inanılmaz şekilde tahrik olmaya başlamıştım. Daha önce bir sevgilim (çıktığım biri) vardı, onunla birçok kez öpüşmüştük, tabiiki fazla ileri gitmeden. Şimdi benden yaşlı, tecrübeli ve evli öğretmenim dudaklarımı kemirircesine öpüyordu. Ben de artık ona karşılık veriyordum. Gömleğimin düğmelerini yavaşça açtı ve göğüslerimi okşamaya başladı. O yıllarda vücüt hatlarım iyi olmasına rağmen göğüslerim küçüktü. Hoca sütyenimden çıkardığı göğüslerimi öpüp yalamaya ve emmeye başlamıştı. Bir yandan da elini eteğimin altına sokmuş, külodumun üstünden amımı okşuyordu. Ben gözlerimi kapamış, sadece ona ayak uydurmaya çalışıyordum...
Eliyle benim elimi alarak pantolonunun önüne, sikinin üstüne götürdü. Şimdi ben de onun sikini pantolonun üstünden okşuyordum. Hocanın siki adeta deliye dönmüştü ve pantolondan bile çok rahat fark ediliyordu. Bu durum beni hem korkutmuş, hem de çok tahrik etmişti. Hoca elini külodumdan içeri salmaya çalıştığında hemen engel oldum, ona bakire olduğumu ve bu durumun böyle kalmasını istediğimi söyledim. Sert tepki vereceğini düşündüğüm halde gülümsedi ve "Merak etme, sen nasıl istersen öyle olacak! Korkma, kızlığına dokunmayacağım! Bir erkeği memnun etmenin başka yolları da var, mesela beni ağzınla boşaltabilirsin!" dedi. İstemeyerek de olsa kabullendim, başka çarem yoktu, bilmiyorum belki ben de istedim. Ama matematik dersimi halletmem lazımdı.
İsmail hoca gömleğimi, sütyenimi ve eteğimi çıkardı. Karşısında şimdi bir külotla kalmıştım. O da pantolonunu indirdi. Boxerini de indirince çok korktum, ilk defa canlı olarak birinin sikini görüyordum. Çıktığım çocuğun sikini bile görmemiştim. Hocanın siki abartısız bileğim kadar kalın ve yaklaşık 19-20 cm uzunluğunda vardı. Bu arada vücudumun neresi denk gelirse öpmeye, yalamaya devam ediyordu. Birden omuzlarımdan bastırıp bacaklarının arasına çöktürdü beni. Sikini öptürdü bana. Sikini ağzıma almamı istiyordu. Çaresizce ağzıma aldım ve yalamaya başladım. Bunu ilk defa yaptığımdan ve sikinin kafası çok kalın olduğundan hepsini alamıyordum. Dudak kenarlarımın sanki yırtıldığını hissediyordum...
Birden sikini sert bir şekilde boğazıma kadar sokutu. Nefes almakta zorlanıyordum, bir ara gözlerimden yaş bile geldi. Birkaç kez ağzımda git-gel yapıp, "Evet bebeğim devam et!" diyordu. Elimden geldiğince yalıyordum sikini. Arada bir sikini tekrar köklüyordu gırtlağıma. İki eliyle başıma bastırdığında kusacak gibi oluyordum. Bu halimi gördükçe, "Harikasın bebeğim!" diyor, tekrar ağzımı sikmeye devam ediyordu. Aniden hızlanmıştı. Ben ne olduğunu anlamadan birden ağzıma boşaldı. Döllerini yutmamı istedi, ama yapmadım, boğulacak gibi oldum ve ağzımdaki dölleri yere tükürdüm.
Yerleri batırdığım için bana kızacak diye korktum ve "Bir bez varsa verin de temizleyim!" dedim. Ama hoca gülümseyerek, "Sorun değil bebeğim, ben sonra temizlerim! Sen üstüne başına çeki düzen ver!" dedi. Hoca boxerini ve pantolonunu çekerken, ben de giyinip, saçımı başımı düzenledim. "Ee hocam, matematikten geçerli not verecek misiniz?" diye sorduğumda, "Halledeceğim, ama sen de ne zaman çağırırsam geleceksin, tamam mı?" dedi. Sevinçle, "Tamam hocam!" deyip çıktım odasından. İlerleyen günlerde 3 defa daha gittim odasına. Her seferinde hemen hemen aynı şeyleri yaşadık. Her seferinde dudaklarımı ve memelerimi öpüp, beni seviyor, sonra da ağzımı sikip boşalıyordu...
Bir Cuma günü derste olduğum zaman mesaj attı, haftasonunda karısının evde olmayacağını, Cumartesi günü evine gelmemi itiyordu. Adresini de yazmıştı. "Tamam hocam!" diye cevap yazdım. Ne olacağını biliyordum, yine benimle biraz oynayacak ve sonunda da ağzımı sikecekti...
Bu düşüncelerle Cumartesi günü evine gittim. Beni içeri alınca evin kapısını kilitledi. Biraz tedirgin olsamda, içimden (Ağzımla boşaltır, giderim) diyordum. Hemen ayak üstü bana sarılarak beni öpmeye başladı. Belimi öyle bir sıkıyordu ki, nefes alamayacak gibi oldum. Beni kucakladığı gibi salona götürüp oradaki koltuğa yatırdı. Üstümdeki elbiseleri çıkarırken bu sefer daha sert davranıyordu. Ağzımı sikmenin yetmediğini, götümden de sikmek istediğini söylediğinde korkmuştum. Külodumu çıkarmak istediğinde ağlayarak yalvarmaya başladım. "Lütfen hocam, istemiyorum, ağzımla istediğiniz kadar boşaltayım!" diyordum. Ama dinlemiyor, "Çok güzelsin, seni çok seviyorum, artık benim olacaksın, sadece benim!" diyordu.
Külotumu yırtarcasına çıkarıp, amımı götümü ellemeye başladı. Ben halen yalvarırken, beni susturmak için sikini çıkarıp ağzıma soktu ve sert bir şekilde ağzımda gidip gelmeye başladı. Bir eliyle de kafamdan bastırdığı için hareket edemiyordum. Siki sertleşmiş ağzıma sığmaz olmuştu, yine nefes almakta zorlanıyordum...
Sonra birden beni dönderip, koltuğun kenarında domalmamı sağladı. Ben yine ağlayarak yalvarırken, götümün yanaklarını ayırıp göt deliğimi yalamaya başladı. Her nekadar korksam da, götümü yalaması hoşuma gitmişti, müthiş heyecan ve zevk veriyordu. Ben domalmış halde birşey yapamıyor, korku ve heyacanla olacakları bekliyordum. Sonra göt deliğime biraz tükürük bıraktı, sikini de az tükürükleyerek arkama yanaştı. Sikini göt deliğime dayayıp, ani bir hareketle sert bir şekilde soktu. İnanılmaz bir çığlık attım, ama hemen eliyle ağzımı kapadı. Acıdan bayılmışım...
Kendime geldiğimde hocam halen arkamda, kalın sikiyle, sert ve hızlı bir şekilde götümü sikiyordu. Ağlayarak, "Hocam çıkarın, dayanamıyorum, götüm yırtılacak!" diye yalvarınca, saçlarımı asılarak, "Bir şey olmaz, Kübra dayanabiliyorsa sen de dayanırsın!" deyip götümü sikmeye devam etti. Sanki ata binmiş gibiydi, bir yandan elinde doladığı saçlarımı asılıyordu. Kaçacak bir yerim, yapacak bir şeyim yoktu. Elimden sadece ağlamak geliyordu. "Sabret bebeğim az kaldı!" diyerek şimdi daha sert sikiyordu götümü. Bense artık acıdan o kadar halsizleşmiştim ki, hiçbir şey hissetmiyordum...
Hocam birden götüme kökleyip kaldı. Hırlar gibi sesler çıkararak boşalıyordu. Döllerinin götümün içine fışkırdığını hissedebiiyordum. O kadar çok boşalmıştı ki, götümden sızan döller bacaklarıma akıyordu. Beni kaldırdı ve yere diz çoktürdü, sikini ağzıma almamı istedi. Ben yapmak istemeyince tokat attı, zorla sikini ağzıma soktu. Karşısında, dizlerimin üstünde bekliyordum. O çok beğendiğim, 'Cool' dediğim hoca artık gözüme öyle görünmüyordu. Ona bakınca vahşi bir hayvan görüyordum.
Sikini bana temizlettikten sonra koltuğa oturdu. Ben de zar zor ayağa kalkıp, lavaboya gittim, ağzımı yüzümü temizledim. Ağlamaktan gözlerim kıpkırmızı olmuştu. Salona döndüğümde yanında oturttu beni, "Özür dilerim bebeğim, okadar güzel ve dar bir götün var ki, kendime hakim olamadım! Söz, yarın daha nazik olurum!" dedi. Ben hoca amacına ulaştı, götümü sikti, hevesini aldı, benle işi bitti sanıyordum. Şaşkınlıkla, "Yarın da mı geliyorum?" diye sordum. "Evet bebeğim, karım yarın da evde yok!" dedi. Biraz kendime gelince hocanın evinden çıktım ve doğruca kendi evimize gittim. Ama götümün acısıyla nasıl yürüdüğümü bir de bana sorun. Eve varınca ilk işim banyoya girmek oldu. Bir saate yakın duşun altında kaldım ve ağladım.
Pazar günü anneme yine, "Arkadaşlarda sınava hazırlanacağız..." yalanını uydurup hocanın evine gittim. Zile bastığımda kapıyı çırılçıplak bir şekilde bizim sınıftaki Kübra açınca hayatımın şokunu yaşadım. O Pazar günü İsmail hoca akşama kadar hem beni, hem Kübra'yı götten sikti. Başta Kübra'ya içimden kızmıştım, ama birlikte İsmail hocanın yarağını yedikten sonra Kübra ile sıkı kanka ve sırdaş olduk. Artık hoca nezaman beni veya Kübra'yı çağırsa, Kübra ile birlikte gidiyor, hocayı ağızlarımızla ve götlerimizle boşaltıyorduk...
Sene sonunda gerçekten söz verdiği gibi matematik dersimi geçmiştim :)
[Ecemsu]
İtiraflarım! (4)
İtiraflarım! (4) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Dayandığım masadan destek alarak yavaşça doğruldum. Ayaklandığım vakit götümde şiddetli bir sızı hissettim. Sanki götüme biber sürülmüş gibi yanıyordu. Ben ahlayıp ıhlarken Tahir yarağını sıvazlamakla meşguldü, bir yandan da pis pis gülüyordu. "Hadi içeri gidelim!" diyerek bileğimi tuttuğunda, "Yeter artık Tahir, bitmedi mi, git artık, halim kalmadı, kimseye söylemem bunları, aramızda kalır, söz veriyorum ama ne olur git artık!" dedim titreyen dudaklarımla.
Ancak Tahir benden farklı düşünüyordu. "Neyi yeter lan, neyi yeter, onu karımı benden uzaklaştırırken düşünecektin, senin yüzünden gitti karım, bunun bedeli olacak elbette!" dedi öfkeyle, dişlerini sıkıyordu bunları söylerken. "Ben yapmadım, inan ben bir şey yapmadım, hiçbir şey demedim karına, niye inanmıyorsun, benimle ilgisi yok!" derken sözümü kesip, "İlgisi var ya da yok, bu saatten sonra fark etmez, bundan sonra benim kölemsin artık. Ben ne dersem yapacaksın ne zaman istersem sikecem seni!" dedi ve bir şey dememe fırsat vermeden zorla yatak odasına götürdü.
Saat ilerlemişti ama oğlumla kızımın ve diğerlerinin gelmesine daha çok vardı. Derneğin pikniği oturduğumuz semte çok uzak bir yerdeydi. Tahir de bunu biliyordu. Dün akşam yemekte oğlum Burak Tahir'e isterse pikniğe gelebileceğini söylemişti çünkü. Ama Tahir evde kalıp çalışması gerektiğini, bitirmesi gereken bir proje olduğunu söylemişti. Benim pikniğe gitmediğimi nereden biliyordu Tahir? Muhtemelen sabah kapının arkasında durup delikten bakmış, benim evde kaldığımı görmüştü. Benimle ilgili planlarını çoktan kafasında hazırlamış, uygulamak için fırsat kollamıştı. Ve bugün o fırsat altın tepside kendisine sunulmuştu.
3 defa sikmişti beni, 3 defa boşalmıştı ve bu durum dördüncüsünü geciktiriyordu. Gerdek gecesinde Emine'yi neredeyse sabahın ilk ışıklarına kadar defalarca sikmişti, yatağımda durup dinlemiştim hepsini. Diğer gecelerde de uzun saatler boyu gücünü kaybetmeden sikmişti zavallı kızcağızı. Emine'den sonra sıra bana gelmişti, Tahir'in yeni hedefi bendim, daha doğrusu avı olmuştum.
Yatak odasına geçtiğimizde Tahir yüzüme bakıp, "Çok terlemişsin!" dedi, elini alnıma değdirdiğinde geri çekildim. Salonda amımı yalarken ve sikerken zevk almıştım ama şimdi böyle dokunmasından iğreniyordum. "Üstündekileri çıkart istersen!" dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Bu işin bir an önce bitmesini ve çekip gitmesini istiyordum ama üstümdekiler de beni alev alev yakmaya başlamıştı. Çok güzel, güneşli bir ilkbahar günüydü ama yine de kombiyi yakmıştım banyo yaptıktan sonra üşümemek için. Bu da evin sıcaklığını daha da artırmıştı.
Tahir onca zamandır çırılçıplak bir halde olmasına rağmen üşümemişti hiç, hatta en az benim kadar terlemişti. Geniş göğsündeki siyah uzun kılları ile siyah saçlarının dipleri terden ıslanmıştı. Kasıklarındaki kısa siyah kıllar da aynı şekildeydi. İster istemez içinde olduğum durumda bile onu gözlemek zorunda kalıyordum.
Cevap vermeyip üstümdekileri tek tek çıkarttım. Ancak çoraplarımla ayakkabılarımı çıkartmamı istemedi Tahir. "Bunlarla çok seksi oluyorsun!" dedi pis pis sırıtarak. Beyaz vücudumda kemerin izleri halen duruyordu ama sanki azalmış gibiydi. Uzun ve bol, kapalı kıyafetler giydiğim için bunları kızım göremezdi. Oğlumun görmesi zaten mümkün değildi, onun yanında değil açık giyinmek bir gün bile başımı açmamıştım.
Yatağa sırtüstü uzandım. Ayağımda ayakkabılar varken garip bir haldeydim. Dizlerimden büktüğüm bacaklarımı iki yana açtım. Tahir bacaklarımın arasına yerleşip üzerime uzandı. Yarağını amıma sokacağını beklerken o birden boynumu, yanaklarımı öpmeye başladı. Yarağını ise amımın üzerine koyup o şekilde git gel yapmaya başlamıştı. Sanki üzerimdeki Tahir değil de kocamdı. Yanaklarımı, boynumun etlerini öpüp duruyor, uzun saçlarımın arasından kulak memelerimi emiyordu.
Tepkisiz, hareketsiz bir şekilde duruyordum, ama Tahir'in amımın üzerindeki yarağının gitgelleri garip bir şekilde zevk veriyordu. Büyük elleriyle de memelerimi hoyratça sıkıp yoğuruyordu. Yanaklarımı, çenemi öperken gözlerimi kapattım. Gözlerine bakmak, onları görmek istemiyordum çünkü. Dudakları memelerime kaydığında hafif bir ürperti hissettim önce ama sonra keyif duymaya başladım. Etli, büyük meme uçlarımı deli gibi emiyor, ısırıp yalıyordu. Sanki kocam mezarından çıkıp gelmiş de memelerimi eski zamanlardaki gibi emiyor, yalıyordu. İri yarağının amımın üzerindeki hareketleri aldığım zevki çoğaltıyordu.
Benim sessiz halime inat Tahir coşkulu bir nehir gibi kükreyip sesler çıkartıyordu. Delirmiş gibi meme uçlarımı ısırıyordu ha bire, kemikten eti koparmaya çalışan aç bir köpek gibiydi. Ancak bu hali daha fazla sürmedi. Doğruldu ve kalın bir sopa gibi duran yarağına tükürdükten sonra sıvazladı, ardından da amıma yavaşça soktu. Amım sulanmış, kayganlaşmıştı salondaki yalamaları sayesinde. O yüzden yarağı kolayca dibine kadar girdi.
Ellerini önce dizlerime koydu ama sonra ayak bileklerimden tutup kaldırdı. Bir süre sonraysa ayaklarımı omuzlarına attı. Ayakkabılarımın sivri topukları Tahir'in başının yanından havaya dikilmiş iki küçük kuleyi andırıyordu şimdi. Ellerim serbestti, iki yana açıp yatağın çarşafını kavradım. Ses çıkartmamaya gayret ediyordum. Yarağının içimde gidiş gelişlerini hissediyordum iliklerime kadar. Zevk alıyordum ama belli etmek istemiyordum. Tahir ise omzuna attığı bacaklarımı okşuyor, güçlü şekilde amıma pompalamaya devam ediyordu.
Memelerim sağa sola ileri geri oynayıp dururken Tahir'le zaman zaman göz göze geliyordum. Başımı yana çevirsem de sonra kendiliğinden yine ona dönüyordu. Sabit gözlerle bakıyordu bana. Altımızdaki kocamın zamanından kalma yatak zangırdıyordu yine. Güçlü yarak darbeleri sadece vücudumu değil yatağı da titretiyordu.
Saniyeler birbirini kovaladığı halde Tahir'de en ufak bir boşalma belirtisi yoktu. Yatakta çok güçlü bir erkekti. Şişmiş ve sertleşmiş taşakları kasıklarıma çarpıp ses patlamaları yaratıyordu yine. Birbirini takip eden ahenkli 'Şlap şlap şlap!' seslerine karşın dudaklarımı sıkıyordum zevk iniltilerimin çıkmaması için. Omuzlarındaki bacaklarım ileri geri oynuyor, Tahir'in omuzlarına çarpıp duruyordu. Elleri bacaklarımın üzerinde yukarı aşağı gidip geliyor, zaman zaman kalçalarımı sıkıyordu. Ten rengi parlak çoraplarım dizlerimin altına geliyordu ve loş odada bacaklarımın parlamasına sebep oluyordu.
Derken amımdan çıktı, yorulduğunu sandım ama öyle değildi. "Rabia abla bacaklarını açsana şöyle!" dedi. Bunu sanki karısı Emine'ye söyler gibi söylemişti. Tuhaf bir durumdu, ne yapacağımı bilemedim önce ama sonra dediğini yaptım. Bacaklarımı iki yana dizlerimden bükerek açtım ve geriye attım. Topuklarım yine tavana bakıyordu ama bu kez Tahir'in omuzlarında değildi. Amım bu pozisyonda havaya kalkmış gibiydi.
Destek olması için belimin altına bir yastık koydu. Şınav çeker gibi bir duruma geldi. Ellerini başımın yanından yatağa koydu. Sopa gibi sallanan yarağını tutmasına gerek kalmadan ayrık duran amıma soktu. Bu pozisyonda yarağını daha yoğun bir şekilde hissettim. Üzerindeki damarların bile ayrımına varmıştım sanki. Yarağı taşaklarına kadar amımdaydı. İster istemez inler gibi bir ses dudaklarımdan çıktı ama Tahir bunun farkına varmadı. Sıcak nefesi yüzümü yakıyordu, gözleri hemen üstümdeydi.
Belini ve götünü kaldırıp indirerek sikmeye başladı. Amımın en derin noktalarına ulaşıyordu yarağının kafası. Etten duvarlarında damarlarını, kıvrımlarını hissediyordum. Nazik ve yavaş ilk birkaç seferin ardından tüm gücüyle yüklenmeye başladı. Belini hızla kaldırıp indirdikçe yarağı da aynı şekilde amıma girip çıkıyordu. Bir makinenin pistonu gibiydi yarağı. Havadaki bacaklarım sallanıp duruyor, Tahir'in göğsünün altında kalıp yassılaşan memelerim löpür löpür oynuyordu hiç durmadan. Ayak bileklerimden tuttum ve bacaklarımın sallanmasını önlemeye çalıştım.
Belimi koyduğum noktada yatak çökmüş gibiydi. Sanki Tahir'in her bir köklemesiyle yatağın içine gömülüyor gibiydim. Tahir amıma vurdukça vuruyor, bu da yaraksız geçen onca yılın sonunda kadınlık duygularımı tavan yaptırıyordu. Müthiş zevk alıyordum ama inlememek için de kendimi zor tutuyordum yine. Dudaklarımı deli gibi emiyor, ısırıyordum. Oysa Tahir benim gibi değildi. Aldığı zevki inleyerek, ohlayarak dışarı vuruyordu. Ancak bu pozisyon öncekiler gibi değildi, bir zaman sonra yorulduğunu hissettim. Hareketleri yavaşladı önce, sonra da kendini üzerime bıraktı. Yarağı halen amımdaydı, bacaklarım da havaya dikiliydi yine.
Bir süre o şekilde kaldı. Yüzünü uzun saçlarımın arasına gömmüştü. Nefes alıp verdikçe göğsüme baskı yapıyordu. Ayak bileklerindeki ellerimi çektim. Bacaklarımı kaldırdım havaya ve ayırdım. Büyük bir V şekline gelmişti bacaklarım. Tahir yüzü saçlarımda olduğu halde başını kaldırmadan alttan çalışmaya başladı bu sırada. Yarağı yeniden amıma girip çıkıyordu ve ben yine yoğun bir zevk duyuyordum.
Ellerimle çarşafı çekiştirirken Tahir başını kaldırdı ve birden dudaklarımı öptü. Bundan hoşlanmadım. Evet, beni sikerken zevk alıyordum ama öpmesinden hoşlanmamıştım. Kocam olmayan bir adamın altındaydım, yeterince günah işliyordum, bir de öpüşerek bunu çoğaltmak niyetinde değildim. Dudaklarımı sıkı sıkı kapattım, Tahir birkaç denemede daha bulundu ama sonra benden iş çıkmayacağını anlayınca vazgeçti. Onun yerine üzerimde biraz geriye kayar gibi yapıp memelerimi emmeye başladı.
Dişleriyle meme uçlarımı vahşi bir köpek gibi ısırıyordu. Zevkin yanında acı duyuyordum. Birkaç kez meme uçlarımın kopacağını sandığımda, "Ahhhh, ısırmaaa, ısırmaaa!" diye bağırdım. Feryadımdan sonra yalamaya ve bebek gibi emmeye başladı. Böylesi daha iyiydi. Elleri kalçalarıma kaymış, onları okşayıp sıkmakla meşguldü. Yarağını sokup çıkartmaya devam ediyordu yine. Belimin altındaki silikon yastık götümü havaya kaldırdığından Tahir için ideal pozisyondaydım. Uzun beyaz bacaklarım sallanıp duruyordu Tahir abandıkça. Bazen hızını alamayıp var gücüyle köklüyor, bazense ufak ufak oynatıyordu yarağını amımın içinde. İki yandaki ellerimle çarşafı ve yatağın üzerine serdiğim koruyucu kılıfı çekiştiriyordum sürekli.
Tahir bir süre daha devam etti ama sonra durdu. Boşaldı mı acaba diye sordum kendi kendime. Bu zevk dolu anların erkenden bitmesini istemiyordum ama bunu ona söyleyecek değildim elbette. Onun yerine Tahir gibi sessiz kaldım. Birkaç saniyelik hareketsizliğin ardından ne olduğunu anlayamadan kendimi havada buldum. Tahir sırtüstü uzanmıştı yatağa, bense üstündeydim. Beni belimden kavradığı gibi havaya kaldırıp çevirmiş, kendisi alta yatmış beni de üstüne çıkartmıştı. Bir güreşçi gibi beni çevirirken yarağı amımda kalmıştı. Havadaki bacaklarım bu kez yatağın üstündeydi. Ata biner gibi Tahir'in üstüne oturmuştum.
Küçükken babam köyde ata bindirirdi beni. Şimdi yine bir atın üzerindeydim. Ama bu gerçek bir at olmasa da at gibi güçlü bir erkekti ve demir gibi yarağı amımdaydı. Kocamla pek yapmadığımız bir pozisyondu bu. O yüzden nasıl olacağını pek bilmiyordum, acemiydim. Tahir bacaklarını iki yana açıp dizlerinden büktükten sonra ellerini sırtıma atıp beni kendine doğru eğdi. Hemen ardından da alttan amıma pompalamaya başladı. İlk anda şaşkınlığımdan olsa gerek, "Ayyy!" diye bir ses çıktı dudaklarımdan. Tahir kendine doğru iyice eğmişti beni, memelerim göğsüne geliyordu. Alttan amıma vurdukça sallanıp duruyorlardı.
Sikmeye devam ederken dolgun göt yanaklarımı sıkıca tutmuş hamur gibi sıkıp yoğururken yine şiddetli tokatlar atmaya başlamıştı. Amıma girip çıkan yarak ne kadar zevk veriyorsa bu tokatlar da aynı ölçüde canımı yakıyordu. Götümde patlayan tokatlardan hariç bu pozisyonda çıkan ses de daha çoktu. Yoğun ve tok sanki tokmakla davula vuruluyormuş gibi çıkan 'Şlap şlap şlap!' sesleri yatak odamın duvarlarını çınlatıyordu. Davul amımla götüm, tokmak ise Tahir'in yarağıydı. Tahir büyük bir güçle sikiyordu, gözleri sürekli gözlerimde ve üzerimdeydi.
Sonrasında, "Az kalk geriye doğru!" dedi ve beni omuzlarımdan tutarak hafifçe kaldırdı. Tam dik konumda değildim ama ister istemez dengemi sağlayabilmek için ellerimi Tahir'in omuzlarına attım. Düşmemek için atın eyerini tutuyordum sanki. Tahir alttan vurdukça yukarı doğru zıplıyordum. Memelerim de yukarı aşağı daire çizerek oynuyordu. Amım yağlanmış gibiydi, Tahir kolayca sokup çıkarıyordu yarağını. Sikişmemizin sesleri yatağın gıcırtılarını bastırıyordu. Buna Tahir'in iniltileri de karışıyordu ama ben aynı sessizliğimi koruyordum, gerçi bu sessizlik benim için çok zordu. Onun gibi zevkten kudurmuşçasına inlemek istiyordum çünkü.
Bu yoğun ve şiddetli sikişme de fazla uzun sürmedi. Daha doğrusu Tahir'in alttan vuruşları bitmiş ama yarağını amımda tutmaya devam ediyordu. Ellerini memelerime attı ve onları hoyratça sıkıp yoğurdu epey bir zaman. O hareketsiz süre boyunca ellerimi omuzlarından çektim. Benden kendisine katılmamı bekliyor gibiydi ama öyle bir niyetim yoktu.
"Tamam, kalk bakalım üstümden, yan tarafıma geç uzan!" dediğinde yavaşça kalktım. Yarağı demir gibi bir haldeydi, sanki daha da kalınlaşmıştı üstelik. Üzeri epey ıslanmıştı. Kasıklarım da bu ıslaklıktan nasibini almıştı. Sesimi çıkartmadan yanına uzandım sırtüstü, ama sol yanım üzerine uzanmamı söyleyince öyle yaptım. Benden sonra o da sol yanı üzerine uzandı, tam arkamda kalmıştı. Kalkık yarağını bir süre göt yarığıma sürttü. Hoşuma gitti bu hareketi ama sonucunun ne olacağını anlamıştım. Beni yine götümden sikecekti.
Onun bir şey demesini beklemeden sağ bacağımı kaldırdım, sağ elimle de dizimin arkasından tutup alttan destek oldum. Tahir bu hareketimi kaçırmadı, "Vay abla, sen de istiyorsun demek ki!" dedi pis pis sırıtarak. Cevap vermedim sözlerine. Gerçi evet, ben de istiyordum ama götümden değil amımdan sikmesi tercihimdi.
Biraz sonra yarağını yeniden götümde hissettim. İlk iki seferin ardından üçüncüsünde zorlanmadım. Tahir belini ve götünü adeta yılan gibi oynatarak yarağını götüme köklüyordu. Uzun yarağın içimde gidiş gelişlerini hissediyordum en hassas noktalarına kadar. Sağ eliyle bacağımı tutunca ben de elimi yatağa atıp destek almaya başladım. Var gücüyle pompalıyordu götüme. Onca zaman Emine'yi siken adam şimdi beni sikiyordu. En mahrem hayallerimin erkeği beni sikerken şimdi sessizce önüme, etrafıma bakıyordum. Yarağın götümde gidiş gelişleri artık canımı eskisi kadar acıtmaz olmuştu.
Sol elini altımdan sokup beni kendine çekti. Bu şekilde daha yakın bir temas sağlamıştı. Sıcak ve sert nefeslerini ensemde hissediyordum. Bir domuz gibi sesler çıkartıyor, bir şeylerin intikamını almaya çalışıyormuş gibi davranıyordu. Altımızdaki yatağın gıcırdamaları gittikçe artıyordu Tahir'in hızlanmalarıyla beraber. Kasıklarımda şiddetli ses patlamaları oluşuyor, odadan bütün eve yayılıyordu. Taşaklarının çarpmalarını hissediyordum. Tahir bu sırada, "Oğhhh, oğhhh!" diye diye götüme pompalıyordu.
Bir dakika kadar sonra götümde bir boşalma hissettim. Tahir götüme döllerini fışkırtmıştı. Bu dördüncü oluyordu. Yarağını çıkarınca yine osuruk sesi götümden geldi ama önceki kadar değildi. Ayağa kalkıp hızlı hareketlerle giyinirken ben yüzüstü uzandım, başımı ellerimin arasına aldım. Ağlamak istedim ama yapamadım. Yaşadığım şey tecavüzdü. Amımdan ve götümden tecavüze uğramıştım. 45 yaşında 4 çocuk 2 torun sahibi bir kadındım ve ırzıma geçilmişti. Kocasız ve yaraksız 5 yılın sonunda yeniden böyle duyguları tatmak hoşuma gitmişti ama bu şekilde olması kötüydü.
Tahir alacağını almıştı. Giyindiğini duyuyor ama bakmıyordum hiç. Sonunda odadan çıktığını, daire kapısının açılıp kapanmasını duydum. Birkaç dakika daha öylece kaldıktan sonra kalktım yavaşça. Beynim durmuştu sanki. Odaya baktım, yatağa baktım. Her şey dağılmış, her şey birbirine girmişti. Çocuklarımın gelmesine daha vardı ama erken davranmam gerekliydi. Banyoya geçtim, soyunup suyun altına girdim. Tüm günahlarımdan arınmak istiyormuşçasına sıcak suyun altında uzun zaman kaldım, birkaç defa sabunlanıp yıkandım. Vücudumdaki morlukların ve dayak izlerinin görünmemesine dikkat etmeliydim. Neyse ki yüzümde bir iz kalmamıştı. Kulağımın kenarında hafif bir morluk vardı ama onu da türbanımla kapatıyordum zaten.
Kurulandıktan sonra üstümü giyindim. En kapalı ve bol eteğimle gömleğimi giydim. Başımı büyük desenli bir türbanla sıkıca bağladım. Yeni ve temiz kıyafetlerdi, az önceki günahtan arta kalanlar değildi. Tahir'in yırtıp parçaladığı giysilerimi ve çamaşırlarımı siyah bir torbaya doldurdum, ağzını sıkıca bağladım. Yatak odasını ve salonu topladım, banyoyu temizledim. Bütün yatak yüzlerini ve çarşafını, düğününde giydiğim kıyafetlerimi makineye atıp yıkadım. Pencereleri açıp evi havalandırdım.
Akşamüstü siyah poşeti ilerdeki çöp konteynerine atıp eve döndüm. Derin derin birkaç nefes alıp verdim. Tahir resimlerimi çekip tehdit etmişti beni, ama o kadar ileri gidebileceğini düşünmüyordum. Akşam oğlum ve kızım eve geldiğinde onları bağrıma basıp öptüm, kokladım. Neyse ki hiçbir şey anlamadılar o gün yaşananlarla ilgili.
Gece olup da yatağıma uzandığımda yaşadıklarımı düşündüm. Tecavüze uğramıştım, ama Tahir beni sikerken zevk de almıştım. Acı ve zevki bir arada yaşamıştım. Ne kadar itiraf etmekte zorlansam da gerçek buydu. Kocamın kemiklerinin sızladığını düşündüm. O zaman ağlamaya başladım. Sessizce uzun uzun ağladım. Hayatıma hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam etmek niyetindeydim, ama edebilecek miydim?
[Rabia]
İtiraflarım! (3) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Dini bütün, geleneklerine bağlı bir kadındım. Hep yabancı erkeklerden ayrı durmuştum. Ama bunlar hayvan gibi tecavüze uğramama engel olmamıştı. Şimdi yatağımda sırt üstü uzanmış, Tahir'e bakıyordum. Bir zamanlar bu çocuk için farklı duygular beslediğim doğruydu. Tüm inançlarıma, yaşayışıma, adetlerime tersti bu. Ama yine de hiçbir zaman Tahir'e hislerimi belli etmemiştim. Kendi kendime hislerimi içimde yaşamış ve sonra da pişman olup bırakmıştım. Tahir'in benimle ilgili hislerine ben neden olmamıştım. Bu konuda bir suçum yoktu. Ama sonuç ortadaydı. Bu olayı kimseye anlatamazdım. Tahir'in bana tecavüz ettiğini söylesem kıyamet kopardı. O nedenle bu şekilde kapatıp unutmak istiyordum.
Bu düşünceler aklımdan geçerken Tahir pantolonunun cebinden cep telefonunu çıkardı. Ben ne olduğunu anlayamadan da resimlerimi çekmeye başladı. "Ne yapıyorsun, bitmedi mi işkencen, yeter artık!" dedimse de beni duymuyordu. Ellerim sikişmenin şiddetiyle çözülmüştü, ama hareket edip karşı koyacak gücüm kalmamıştı, hiçbir şey yapamıyordum. Sadece memelerimi ve amımı kapatabiliyordum o kadar.
Bu şekilde epey bir resmimi çekti. Sonra, "Bundan sonra ne zaman istersem seni sikecem, eğer olmaz dersen bu resimleri oğullarına, kayınlarına, kayınbabana veririm, internette yayınlarım!" dedi. Bu sözleri az önce sikilirken duyduğum acıdan daha büyüktü. Dünyam karardı. "Allah aşkına, alacağını aldın, daha ne istiyorsun, bırak beni!" diye yalvarıyordum. O ise karşımda pis pis sırıtıyordu. "Ne alması, daha yeni başladık!" dedi.
Ve asıl ıstırap o zaman başladı. Beni yatakta yüzüstü çevirdi. Çözülen ellerimi türbanımla yeniden bağladı. Götümün yanaklarını elleriyle iki yana iyice açtı. Göt deliğim açığa çıkmıştı, deliğime dilinin ucu ile dokunmaya başladı. Emine'den isteyip de alamadığını şimdi benden alma niyetindeydi. Karşı koyacak halim ve gücüm yoktu. Götümün deliği hafif kıllı, minik kahverengi bir çukur gibiydi. Kocamın sikmekten imtina ettiği götümün deliğinde dilini gezdiriyordu.
Sonra bir anda gözlerimden yaş gelmesine neden olacak kadar acı hissettim. Tahir yarağını götüme sokmuştu. Acı bir inleme çıktı ağzımdan. "Korkma abla, bu daha parmak, yarağı birazdan yiyeceksin!" dediğinde korkum aksine azalmayıp arttı. Bir parmağı bile beni mahvetmişti. Tahir parmağı ile götümde genişletme çalışması yapıyordu. Orta parmağını dibine kadar götüme sokuyor, götümde sağa sola çeviriyordu. Acıdan bayılacak gibiydim, artık hiçbir şey yapamıyordum.
Sonunda çektiğim acının farkına varıp, komodinin üzerinde duran akşamları ellerime sürdüğüm kremi aldığını gördüm. Tahir kremden bolca alıp parmağı ile götümün deliğine yedirmeye başladı. Parmağını krem yardımıyla daha kolay sokup çıkarıyordu. Bu kez daha az acı hissetmiştim. 5 dakika kadar bu böyle devam etti. Sonra üzerimde doğruldu ve götümün yanaklarını tekrar iyice açtı, bir eliyle götümü ayırırken diğeri ile yarağını götüme sokmaya çalışıyordu. Bense altında çırpınıyor ama bir şey yapamıyordum.
Yavaş yavaş sokmaya başlamıştı yarağını. Önce kafasının girdiğini anladım. Götüm yanıyordu acıdan. "Ağğhhh, ağğhhhh!" sesleri boğazımda düğümleniyordu. Tahir'in ise, "Amına koyduğumun kaltağı, böyle yarak yedin mi daha önce?" dediğini duydum. Doğru, yememiştim, böylesi benim için ilkti. Tahir bir müddet yarağını sokmaya çalıştı ve sonunda yarağı götümün içine girivermişti. Yarağını iyice götümün derinliklerine doğru bastırıyordu. Ben artık kendimi kaybetmiştim, acıdan ses çıkaramıyordum, sadece hırıltılar boğazımdan geliyordu. Tahir yarağını tamamen götüme sokmuştu.
45 yaşındaydım. Hayatımda gerçek anlamda ilk defa götümden sikiliyordum. Elleriyle yatağın başından destek alıp üzerimde gidip gelmeye başladı. Yarağı sanki bağırsaklarıma kadar giriyordu. Yarak götümden girmiş ve göbeğimden çıkacakmış gibiydi. Götümün içinde matkap gibi çalışıyordu. Tahir daha da zorlamaya başladı. "Hığhh, hığhh!" sesleri ardı ardına ağzından çıkıyordu. Karısının gitmesinin acısını beni hayvan gibi sikerek çıkarıyordu.
Bu şekilde herhalde 5 dakika ama hiç durmadan sikti. Sonunda yine, "Ağğğhhh, ohhhh!" sesleri eşliğinde inleyerek bu kez götüme döllerini boşalttı. Az önce amıma bir dere gibi boşalan adam yine bir dere gibi götümü dölleriyle doldurmuştu. Yarağını yavaş yavaş götümden çıkardı. Tamamen çıkarınca götümden şiddetli bir osuruk sesi çıktı. Götüme yarak girdikçe genişlemiş, genişledikçe hava da girmişti ve şimdi hava böyle dışarı çıkmıştı.
Tahir yarağını çıkardığında, "Vay amına koyayım, bu ne böyle?" dediğini duydum. Korkmuş gibi bir sesi vardı. Bense yüzüstü olduğum yerde yatıyordum. Ne olduğundan haberim yoktu. Sonunda hafifçe doğruldum ve bakınca yarağının üzerinin kanla kaplandığını gördüm. Neydi bu böyle? 45 yaşındaydım, kızlığımı kaybedeli yıllar olmuştu. Sonunda bunun götüme giren yarağın sebep verdiği kanama olduğunu anladığımda çığlık atmaya hazırlandım ki, Tahir ağzımı kapadı. Götümden kan gelmişti. Götümün kızlığı bozulmuştu.
Tahir peçete ile yarağını sildi. Sonra beni kaldırarak banyoya sürükledi ve duşun altına soktu. Ellerimi çözüp teknenin içinde domalmamı söyledi. Ben artık korku, utanç, acı, çaresizlik bu duygularla doluydum. Hiçbir şey söyleyemiyor, Tahir ne derse onu yapıyordum. Duş musluğundan tutarak domaldım, Tahir götümün deliği ortaya çıkacak şekilde göt yanaklarımı ayırdı. Duş başlığını götümün ağzına gelecek şekilde tuttu ve suyu açtı. Önce soğuk su geldi, ürperdim. Sonra peşinden sıcak su gelince biraz ferahlık hissettim.
Tahir başlıkla su tutuyor, şampuanla da götümü ve amımı yıkıyordu. Şampuan köpüklerinin arasında götümden akan kanı da görüyordum. Götümün deliğini iyice ayırarak tazyikli suyu içine püskürtüyordu. Biraz önce yediğim yarağın etkisiyle deliğim kolayca açılıyordu. Bu şekilde 2-3 dakika amımı ve götümü yıkadı. Evimin banyosunda, yabancı bir adamla çırılçıplak duşun altındaydım.
"Tamam, geçti kanaması!" dediğinde beni çıkardı duş teknesinden ve kendisi sıcak suyun altına girip yıkanmaya başladı. Aynadan kendimi görebiliyordum. Ne hale gelmiştim? Vücudumda kemerin izleri, memelerimin ucunda kızarıklıklar, kasıklarımda ve kalçalarımda sikişmenin şiddetinden oluşan kızarıklıklar, morluklar vardı.
Ama Tahir'in azgınlığı henüz geçmemişti. Saçlarım belime kadar inerdi. Düz ve açık kahverengi renkliydi. Uçlarından hafifçe beyazlamaya başlamıştı. Tahir uzun saçımı bir eline doladı ve beni yine teknenin içine çekti. Suyu kapadı. Ben yine duş musluğunu tutuyordum. Tahir arkama geçti, bacaklarımı ayırdı ve saçımı iyice çekerek yarağını bir hamlede amıma soktu. Artık haykıramıyordum bile. Bu sefer banyomda, duşun altında, domalmış bir halde Tahir tarafından sikiliyordum. Ağlıyordum ama gözlerimden yaşlar akmıyordu artık.
Memelerim domaldığım için sarkmıştı. Tahir'ın her bir yarak darbesi memelerimi salıncak gibi sallandırıyordu. Kalçalarımda ise Tahir'ın güçlü kasıklarının çıkardığı sesler banyonun içinde yankılanıyordu. Tahir saçımı koparacakmış gibi çekiyordu. Çektikçe saç diplerim yanıyor, sızlıyor, acıyordu. Başım yukarı kalkıyordu domalmış halde olsam da. Öncekinden daha sert şekilde sikiyordu. Hayvan gibi abanıyordu. Düşmemek için bir elimle musluktan tutunuyor diğer elimle de duvardan destek alıyordum.
Amımı önce dölleriyle doldurmuş ardından sıcak suyla yıkamıştı. O nedenle acı çekmiyordum biraz önceki gibi. Bu sefer ilkinden daha kısa sürede boşaldı. Artık amım Tahir'ın yarak darbeleri ile iyice genişlemişti. Yarağını amımdan çıkarınca ayakta tutan destekten yoksun kalmışım gibi dizlerimin üzerine çöktüm. Sessiz sessiz ağlıyordum. Hıçkıramıyordum. Tahir ise ben yanında değilmişim gibi suyu açıp yıkanmaya başladı. Bir süre öylece kaldıktan sonra kalktım ayağa. Üstümden akan sıcak suyun altında kaldım hareketsizce.
Tahir yıkanmasının ardından, "Haydi devam edelim!" diye pis pis sırıtarak konuşunca, "Allah aşkına, yapma, çocuklarım var benim, onların başı için bırak artık!" dedimse de fayda etmedi. Yalvarmalarım sonuç vermiyordu. Kendisi kurulandıktan sonra sanki gönlümü almaya çalışıyormuş gibi beni kuruladı. Sonra da elimden sıkıca tutarak yatak odasına götürdü.
Dolapları açtı. İçindeki elbiselerime bakmaya başladı. Eteklerimi, gömleklerimi, kazaklarımı tek tek bakıp kontrol ediyordu. Ne yaptığını anlayamadım. Başörtülerimi çıkarıp yatağın üstüne attı. "Ne yapıyorsun, ne arıyorsun?" diye sorunca, "Düğünde, benim düğünümde giydiklerini arıyorum, onları çıkart!" dedi bana bakarak. "Ne yapacaksın onları, ne işin var?" diye sorduğumdaysa, "Soru sorma da çıkart şunları hadi!" dedi öfkeyle.
Kısa bir süre o gün ne giydiğimi hatırlamaya çalıştım. Beyaz, uzun ve geniş pileli eteğimi giymiştim. Kırmızı uzun kollu parlak bir gömlek giymiş, üzerine de eteğimle aynı renk ceketimi giymiştim. Büyükçe, başımı ve omuzlarımı kapatan simli siyah bir şal takmıştım. Ayağımda ince uzun topuklu siyah bir ayakkabı ile ten rengi diz altı çorabım vardı.
Bütün bunları çıkarıp yatağın üzerine koyduğumda, "Hadi giy bunları!" dedi. Beni düğününde bu şekilde görmüştü ve bu elbiselerimi yeniden giymemi istiyordu. Çaresizce dediğini yaptım. Ayakkabıları da ayakkabılıktan bulup getirdi ve kendisi giydirdi. Şimdi karşısında düğününde nasılsam öyle duruyordum. "Seni bu elbiselerle görünce daha o gün sikmek istemiştim, kısmet bu güneymiş!" diye gülerek konuştu. Sonra beni salona götürdü.
Hafif aralık perdeleri iyice kapattı. Cep telefonunu getirip salondaki sehpanın üzerine masayı görecek şekilde koydu. Ben bu olanları sadece izliyordum. Sonra beni kolumdan tutup masanın önüne getirdi. Diz çökmemi istedi, omuzlarımdan tutup diz çöktürdü. Şimdi başımla yarağı aynı hizaya gelmişti. Bana, "Ağzını aç!" dedi, "Niye?" dedim. "Aç ulan!" deyip çenemi sıkıca tuttu. Ağzımı açtım.
Yarağını bir anda ağzıma soktu, ileri geri getirmeye başladı. Yarağı inik haldeydi, ama saniyeler ilerledikçe sertleşip büyümeye ve ağzımı doldurmaya başlamıştı. Boğulacak gibi oldum. Böğürüyordum, ama ağzımda kocaman bir yarak boğazıma kadar giriyordu. Sonra başımın yanlarından iki eliyle tutup yarağını iyice ağzımın içine sokmaya başladı. Bu sefer beni ağzımdan sikiyordu. Böyle bir şeyi daha önce hayal bile edemezdim. İğrenç bir şeydi. Ama şimdi ağzımın içinde matkap gibi çalışan bir yarak vardı. Tahir kendini kaybetmiş sesler çıkarıyordu. Onun çok zevk aldığı belliydi. Ama ben nefessiz kalmıştım. Yarağı boğazımı delip ensemden çıkacakmış gibiydi.
Sonunda ağzımdan yarağını çıkardı. Birkaç kez şiddetle öksürüp derin derin nefes alıp verdim. Ağzımdan akan tükürüğü elimle sildim. Gerçek bir şoka uğramıştım. Bu sefer beni ayağa kaldırdı ve masadan tutunup domalmamı söyledi. Çaresizce istediğini yaptım. Ellerimi açıp masanın üzerine karnımı koyarak domaldım. Arkama geçti ve eteğimi belime kadar sıyırdı. Külot giymediğimden amım ve götüm yine Tahir'in karşısındaydı.
Beni masaya iyice yasladı, götümün yanaklarını ayırdı elleriyle, ardından arkamda dizlerinin üzerine çöktü. Ne olacak diye beklerken birden amımda gezinen dilini hissettim. O an yaşadığım gerilim ve korkuya rağmen yoğun bir duygu her yanımı kapladı. Tahir uzun dilini amımda boydan boya gezdiriyordu. Kılsız amımın sütlü kahverengi etli dudaklarını emiyor, kasıklarımı dilliyor, aralarda göt deliğime de diliyle dokunuyordu. Parmaklarıyla araladığı amıma dilini sokuyordu. Kalın pembe dudakları götümün beyaz yanakları üzerinde geziniyor, onları öpüyor, yalıyordu durmadan.
Kocamın onca yıllık evliliğimizde hiç yapmadığı şeylerdi bunlar. Götümü sikmekten kaçınan bir adamdı, amımı bir kez olsun bile yalamamış, öpmemişti. Ama şimdi Tahir'in ağzıyla amım bir bütün olmuştu. Tüm vücudum titriyor, yanıyordu. Onca zaman hayallerimi, rüyalarımı süsleyen adam önce bana tecavüz etmiş, hayvan gibi ırzıma geçmiş, ama şimdi amımı ağzına almış şevkle yalıyor, emiyordu. O an ne yapacağımı bilemez hale gelmiştim. İtiraf etmekte zorlansam da bu yaptığından zevk alıyordum. Tecavüzcüm bu kez bana hayatımda tatmadığım duyguları tattırıyordu.
"Abla sende harika mal varmış, o kadar kadın siktim, hayatımda hiç görmedim böylesini!" dedi yaptığı işi yarıda bırakarak. Bu sözlerine nasıl karşılık vermem gerekiyordu? Bir karşılık vermeli miydim ayrıca? Hoşuma gitmişti sözleri, ama bunu ona söyleyemezdim. Yakışıklı, çekici bir erkekti, aramızda onca yaş farkı vardı, ama beni bu sözlerle tahrik edebiliyordu. Evet, Tahir beni tahrik etmişti, ama ben de onu tahrik etmiştim, yoksa bunları söylemezdi. Ancak yine de sessiz kaldım ve bir şey demedim. Bunun yerine alnımı masaya dayadım.
Tahir'in azgınlığının sonu yok gibiydi. Genç Emine'nin erkeği olmuştu onca zaman, ama şimdi arkamda durmuş benim amımı yalıyor, emiyordu. İştahlı emmelerinin sesleri geliyordu kulağıma. Yüzünü kasıklarıma gömmüş gibiydi, derin derin aldığı sıcak nefeslerini amımda, götümde, kasıklarımda hissediyordum. "Öfff, amın sıcacık, yanıyor resmen!" dedi bir zaman sonra. Hemen ardından da, "Yeter bu kadar!" diyerek kalktı ayağa.
Başımı yana çevirip arkaya bakmaya çalıştım, avucuna tükürüp yarağını sıvazladıktan sonra yavaşça amıma soktu. Az önce hoyratça ve gaddarca sikmişti, ama şimdi sanki sevdiği kadını sikiyormuş gibiydi. Yarağını kimi zaman sert, kimi zaman yumuşak, bazen hızlı, bazen yavaş şekilde amıma sokup çıkartıyordu. Yarağını nasıl kullanacağını iyi biliyordu Tahir.
Göt yanaklarımı sıkı sıkı tutmuştu, sanki elinden kaçacakmışım da engel olmaya çalışıyormuş gibiydi. Oysa kaçacak bir yerim yoktu. Kaderime razı olmuş gibi bir haldeydim. Tahir'i rüyalarıma, hayallerime sokmuş, günah işlemiştim. Şimdi o günahın bedelini sikilerek, tecavüze uğrayarak ödüyordum. Üstelik tam karşımdaki duvarda kocamın fotoğrafı varken...
Kocamın gençlik zamanlarında çektirdiği vesikalık fotoğrafını o öldükten sonra büyüttürüp duvara asmıştım. Siyah gür bıyıklı hali ile sert bakışları ona ürkütücü bir hal vermişti, ama ben onun bu halini seviyordum. Gözlerim fotoğraftaki gözleri ile kesişiyordu istemesem de. Başımı ne yana çevirsem kocam oradan beni seyrediyordu...
Tahir bir makine gibi hareket ediyordu. Yarağını amımın en derinlerine sokup çıkartıyor, içinde sağa sola oynatıyordu. Parmağının göt deliğimde gezindiğini hissettim bu sırada, amımı sikerken bir yandan da götümü yokluyordu. Birkaç defa yarağını çıkardı amımdan, etten kalın bir sopaya dönmüş yarağıyla göt yanaklarıma tokatlar attı, göt yarığımda gezdirdi boydan boya. Hemen ardından yeniden sokup git gel yapmaya başladı.
Sikişmenin sırrını çözmüştü Tahir, kadınını nasıl mutlu edeceğini biliyordu. Hiç konuşmuyor, ses bile çıkartmıyordum, ama Tahir kendi kendine anlayamadığım bir şeyler söyleyip fısıldıyordu. Soluk soluğa kalmış gibiydi, nefes alışverişlerini duyuyordum, ama buna rağmen yorulmak nedir bilmez bir halde amıma yarağını var gücüyle köklüyordu. Aralarda göt yanaklarıma tokatlar atmaya başladı. Götümde şiddetli ses patlamaları yaratan tokatları canımı yakıyordu, ama yine de ses çıkartmamaya gayret ediyordum.
Zaman ilerledikçe sanki amım sulanmış gibi Tahir'in amımdaki gidiş gelişleri kolaylaşmıştı. Hızını bir azaltıp bir çoğaltarak sikmeye devam ederken tokat seslerine amımın ve yarağının sesleri karışmaya başlamıştı. 'Şlap şlap şlap!' sesleri tokatların seslerini bastırıyordu. Sesler sanki Tahir'i daha da azdırıyor gibiydi, köklemeleri daha da hızlanıp sertleşmeye başladığında dayandığım eski büyük masa da gıcırdamaya başlamıştı. Giyinik haldeydim, ter içinde kalmıştım.
Derken Tahir yarağını amımdan çıkarttı ve vakit kaybetmeden götüme soktu. Yarağının kafasından köküne kadar girişini hissettim içimde. Ama bu sefer daha az acı duydum. İlk seferden açılan götüm bu kez daha rahat içine almıştı yarağını. Tahir bir ileri bir geri yarağını götümün derinliklerine sokup çıkartıyordu. Belimden sıkıca kavramıştı koca elleriyle. Yarağı köküne kadar girip çıkıyordu götüme, şişen ve sertleşen taşaklarının kasıklarıma çarpmasını duyuyordum çıkan seslerle. Sanki amımı sikiyormuşçasına 'Şlap şlap şlap!' sesleri gelmeye başlamıştı yine.
Ancak saniyeler geçtikçe götümden tüm vücuduma acı yayılmaya başladı. Götüm amım gibi sulanıp ıslanmıyordu, Tahir'in koca yarağı kuru göt deliğimin içinde gidip geldikçe zımpara gibi yakmaya başlamıştı. O ana dek ses etmeden durabilmiştim, ama şimdi acılı iniltiler çıkartmaya başlamıştım. "Ağhhh, ıyyyy, uhhhh, ımmm!" sesleri istemsizce ağzımdan çıkıyordu. Duyduğum acıyla beraber vücut ısım da yükselip terden sırılsıklam bir hale gelmiştim. Alnımdaki ter damlacıkları sikişmenin şiddetinden masanın üzerine yağmur damlaları gibi düşüyordu.
Ama benim çektiğim acı Tahir'in umurunda değildi. Az önce amımdan sikerken bana zevk vermişti, ama şimdi sadece acı veriyordu. O sadece tavuğunu siken bir horoz gibi işini görüyordu. Aldığı zevk ona yetmiyormuş gibi birkaç kez götüme tüm gücüyle abandı, o anlarda götüm yırtılacak gibi oldu, sanki taşaklarını bile sokmaya çalışıyor gibiydi. Şiddetli bir, "Ağğhhhh!" sesi büyük salonun duvarlarında yankılanırken, Tahir'in, "Ohhhh!" sesi benimkini bastırmıştı.
"Yavaaşşş, çıkartt, Allah aşkına çıkarttt, yapmaaa!" dedim birkaç kez yüksek sesle. Ikınmalarımın, inlemelerimin arasında zorlukla söylediğim bu sözler Tahir'i yola getirmiş olacak ki götümden çıktı. Yarağının çıkışıyla birlikte götümün içinde serin bir havanın dolaştığını hissettim. Göremiyordum ama minik göt deliğimin kocaman bir hale geldiğine emindim...
[Rabia]
http://66seks-hikayeleri.yeahh.com/itiraflarim-02.html
Allow Cookies Remove Scripts Remove Objects
HideProblem?
Kaymak Gibi Seks Hikayeleri!
İtiraflarım! (2)
İtiraflarım! (2) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Birkaç gün sonra akşamüstü Emine'nin evinde oturuyordum. Beraber çay içip sohbet ediyorduk. Kapı çalındı. Gelen Tahir'di. "Nasılsın Rabia Abla? İyi misin?" dedi. Ben de, "Sağ ol evladım, iyiyim, sen nasılsın?" dedim. "Çok heyecanlıyım, baba olacağım!" diye karşılık verdi. "Allah tamamına erdirsin!" dedim nazikçe. Çocuğu olacağı için çok sevinçliydi.
"Ben artık kalkayım!" dediğimde ikisi birden "Olmaz abla, otur beraber yemek yiyelim!" dediler. "Çocuklar bekler beni!" dediğimdeyse, Tahir, "Hepsi eşek kadar, biraz da kendine bak, onlar bakarlar başının çaresine, hem isteyen olursa buyursunlar, soframızda herkese yer var!" dedi. Bir şey diyemedim bu durumda. Emine ve Tahir masayı hazırlarken ben de yardım ettim. Ardından beraber masaya oturduk.
Bir ara Emine'ye tuzluğu uzatmasını söyledim ama kızcağız beni duymadı. Tahir hemen tuzluğu uzatıp, "Al abla!" dedi, uzatırken elim onun eline değdi, bir saniye kadar kaldı öyle, gözlerime bakıp gülümsedi. Benimse içim bir hoş olmuştu. Onu düşünerek kendimi tatmin ettiğim genç adam bana dokunmuştu. Hafifçe kızardığımı fark ettim, çok utanmıştım. Yemekten sonra Emine çay yaptı, çayımızı içtik. Çaydan sonra, "Ben artık kalkayım!" dediğimde, "Nasıl istersen!" diyerek beni kırmadılar...
Başka bir akşam kapım çalındı. Açtım, karşımda Tahir'i gördüm. Telaşla, "Abla Emine biraz rahatsızlandı, bir bakabilir misin?" dedi. "Tabii evladım!" deyip evlerine geçtim. Emine yatakta yatıyordu, biraz ateşi vardı, biraz da öksürüyordu. Hamile olduğu için ilaç vermek istemedim. Tahir'e dönüp evde ıhlamur olup olmadığını sordum. "Bilmiyorum abla, sen bak istersen!" dedi.
Mutfağa geçtim, eğilmiş dolapları karıştırırken Tahir de geldi. "Abla şurada bir şeyler olacaktı!" deyip çekmeceleri açtı. O sırada tam yanımdaydı, sıcak nefesini hissedebiliyordum. Elini bir anda elime attı. Ben hemen çektim. Çok utandı, bir şey demeden çıktı. Ben de çok utanmıştım. Yoksa bu çocuk da benden mi hoşlanıyordu? Aman Yarabbim, böyle bir şey nasıl olabilirdi? Benim onun hakkında düşündüklerim hep hayal olarak kalacak şeylerken, o benimle ilgili hisler besliyor ve bunu gerçeğe dönüştürüyordu bana dokunarak.
Ihlamuru kaynattım, Tahir'in yüzüne bile bakmadan Emine'ye içirmesini söyleyip evime geçtim. "Bu nasıl olabilir?" diye kendi kendime soruyordum. Emine gebeydi ve Tahir onunla sikişmiyordu. Yani aslında Emine sikişmek istiyor, ama Tahir istemiyordu. Galiba amsızlık Tahir'in başına vurmuştu. Beni görünce, "Abla, abla!" diyen adamın bana bir kadın olarak baktığını görüyordum. Tuzluğu uzatırken elimi tutması, bakışları, mutfaktaki dokunuşu... Demek ki bunların hepsi bu nedenleymiş diye düşündüm. Bu şekilde içim içimi yiyordu... Ama sonra belki de ben biraz büyütüyorum diye düşündüm, günahını almayayım çocuğun dedim...
Bir zaman sonra kaynanam ve eltilerimle beraber Emine'ye oturmaya gittik. Kızcağız üzgün görünüyordu. Neyin var desek de, "Yok bir şeyim!" deyip kestirip atıyordu. Yalnız gözünün kenarında hafif bir morluk olduğu belliydi. Türbanı ile kapatmak istese de tam kapatamıyordu. Yaptığı makyaj da morluğu kapatmaya yetmemişti. Meselenin ne olduğunu anlamıştık, Tahir Emine'yi dövmüştü. Hepimiz Tahir için, "Elleri kırılsın!" desek de bu onların iç meselesiydi sonuçta.
Lafı gediğine yine her zamanki densizliğiyle kaynanam koydu: "Kızım bu sonuçta senin kocandır. Siker de döver de. Bak bize, içimizde kocasından dayak yemeyen var mı? Benim oğullarım bu karılarını dövmüyor mu sanıyorsun? Dövüyor, ama o kadarı olur. Onlar sonuçta evimizin direğidir. Boş ver unut gitsin. Güldür, dikenine katlanacaksın. Sikerken iyi de döverken mi kötü? Şimdi sen gebesin, o da seni sikemiyor ya, bundandır kızgınlığı..."
Emine bu sözler karşısında çok utanmıştı. Ben de böyle laflardan hiç hoşlanmasam da kaynanam olduğu için bir şey diyemiyordum. Eltilerim ise bu sözlere gülerek karşılık verdiler. Gerçi eltiler olarak bazen böyle açık saçık konuşurduk aramızda. Çok üstünde durmadım o yüzden.
Yine bir akşamüstü Emine'ye uğrayayım dedim. Beni içeri buyur etti. Tahir'in gece mesaiye kaldığını ve yatak odasında uyuduğunu söyledi. "Ben rahatsız etmeyeyim!" desem de bırakmadı. İçeri geçtik, tatlı ikram etti. Tahir'le aralarının düzeldiğini söyledi. Çok sevinmiştim. Derken, "Tuvalete gitmem lazım, ben eve geçeyim!" dediğimde, "Abla Allah aşkına, bunun için eve mi geçeceksin, git burada!" diye karşılık verdi. "Sağ ol canım, ama büyük tuvaletim geldi!" dedim utanarak. Ama Emine, "Abla büyük küçük, ne fark eder, git burada, kendi evin gibi kullan, utanma!" diyerek gülünce, "İyi tamam!" deyip banyonun yolunu tuttum.
Banyo arka tarafta yatak odasının tam karşısında kalıyordu. Aralık olan kapıdan yatakta yatan Tahir'i gördüm. Sırtüstü yatmıştı. Üzerinde dizlerinin üstüne gelen gri bir şort ve atlet vardı. Şortunun üzerindeki kabarıklığı kolayca gördüm. Yatarken yarağı sertleşmişti. Rahmetli kocamın da çoğu zaman uykusunda yarağının sertleştiğini bildiğim için garipsemedim bunu, ama utancımdan kızardım.
Banyoya geçtim. Kapının kolu bozulduğu için kasaya çaktıkları küçük bir çivi ve çengelle kapanıyordu. Ben de o şekilde kapattım. Eteğimi kaldırıp külotumu indirdim, klozete oturdum. Öğlen yediğim nohuttan dolayı içimde biriken gaz birden yoğun bir sesle çıkınca utancımdan ne yapacağımı şaşırdım. İçimden (Keşke eve gitseydim!) dedim ama artık iş işten geçmişti. Hemen karşı odada yatan Tahir acaba bu sesi duymuş mudur diye düşünmeden edemedim.
Aklıma Tahir gelince şortunun altında kabaran erkekliği de geliverdi kendiliğinden. Onunla sikmişti Emine'yi onca zaman. Onunla gebe bırakmıştı. Bir taraftan tuvaletimi yapıp bir taraftan onu düşünüyordum. Aklım gidip geliyordu. Ne kadar ayıp ne kadar günah olduğunu bilsem de kendime, nefsime hakim olamıyordum.
Banyonun kapısı klozetin tam karşısında kalıyordu. Kapının üst kısmı buzlu camdı, arkasında bir hareket olduğunu sezdim, bir gölge geçer gibi oldu. Acaba Emine'mi geçmişti kapının önünden? Tuvaletimi yapmış kalkacakken kapının anahtar deliğinde bir hareket gördüm bu kez. Anahtar deliğinden yansıyan ışık kaybolduğunda aklım başımdan gidecek gibi oldu. Kapının arkasındakinin Tahir olduğunu anladım. Beni gözetliyor, daha doğrusu röntgenliyordu. Elim ayağım titremeye başladı. Yerimden kalkamıyordum. Belden aşağım çıplaktı.
Birkaç kez öksürdüğümde anahtar deliğindeki göz kayboldu, ışık yeniden yansımaya başladığında rahatladım. Hemen kalktım. Sifonu çekip ellerimi yıkadım. Üstümü başımı düzelttikten sonra çıktım banyodan. Yatak odasının kapısı yine aralıktı ama aralık daralmıştı. Bu da Tahir'in beni izlediğinin kanıtlarından biriydi. Serçe parmağım kadar olan aralıktan baktığımda Tahir'in gözleri kapalı halde elini şortunun içine sokmuş yarağını okşadığını görünce kıpkırmızı oldum. Emine'ye teşekkür edip evime geçtim. Çok utanmıştım. Artık Emine'ye gitmemeye karar verdim.
Ertesi akşam yan daireden bağırma çağırma sesleri geldi. Ama onların kendi işidir deyip karışmadık. Sabah erkenden Emine geldi. Ağlıyordu. Yüzünde yine şişlik ve morarma vardı. Israrlı sorularıma hıçkırarak ağladığından cevap veremiyordu. "Aranızda bir şey mi oldu? Anlat kızım, belki bir çaresini buluruz!" diyordum sürekli. Sonunda ağlamaları azalınca konuşmaya başladı. Konuştukça kızarıyordu. O anlattıkça benim de hayretten ağzım açık kalıyordu.
Emine, Tahir'in kendisiyle ilişkiye giremediği için çok sinirli ve kızgın biri olup çıktığını, her şeye çok çabuk öfkelendiğini söyledi. Sonra dün akşam Tahir'in, "Madem gebesin ve önden seninle olamıyorum, o zaman seni arkadan yapacam!" dediğini ve üzerine saldırdığını söyledi. "Arka ne kızım?" deyince Emine daha da kızarıp fısıltılı bir sesle, "Şey işte abla, anla yani, arkamdan, götümden!" dedi. Elimi ağzıma götürüp "Hiiii!" deyiverdim. "Vay alçak, namussuz herif; bunu da mı yaptı sana?" dediğimde, Emine, yapamadığını kendisinin karşılık verdiğini, bunun üzerine kendisine vurmaya başladığını, ama gebe olduğu için de fazla dövmeden bıraktığını söyledi.
Tahir o akşam dışarı çıkmış ve eve dönmemişti. Gösterdiğim tepkiye rağmen ben de rahmetli kocamla birkaç kez 'Götten' ilişkide bulunmuştum zamanında. Daha doğrusu denemelerimiz olmuştu. Hatta kocamı buna ikna eden ben olmuştum. Aybaşlarımda ve gebe olduğum dönemlerde isterse benimle 'Götten' ilişkiye girebileceğini söylemiştim. Ancak kocam dini bütün bir adam olduğu için birkaç seferin ardından vazgeçmiş ve daha sonra konusu bile açılmamıştı aramızda.
Taşınmış olan ortanca kayınımın karısı Pembe ile 'Götten' ilişkiye girdiğini de kaynanam söylemişti bana. Zaten ona da söyleyen Pembe idi. Pembe dört elti içinde en tutucu ve dindar olanımızdı, ama buna rağmen kocası ile 'Götten' ilişkiye giriyordu. Bunun için bir hocadan icazet aldıklarını, doğum kontrol yöntemi olarak bunu yaptıklarını söylemişti kaynanama. 5 çocuk annesi bir kadın olarak daha fazla hamile kalmamak için kocası ile 'Götten' ilişkiye giriyordu kendi rızasıyla.
Kızcağız evliliği ile ilgili benden yardım istiyordu, ama ben ne yapabilirdim? Hem Tahir'in benimle ilgili düşünceleri ortadaydı. Aileme bunu açsam kan dökülürdü. "Kızım, iyisi mi siz konuşup anlaşın aranızda, beni katmayın işinize!" dedim. Emine bozulmuştu sözlerime, ama yapacağım başka bir şey yoktu.
Kısa bir zaman sonra Emine kendi annesinde kalmak için İzmit'e gitti. Tahir evde yalnızdı. Kendi başına gidip geldiğini görüyordum kapı deliğinden baktığımda. Ona görünmek istemiyordum çünkü. Ancak bir Cumartesi akşamı oğlum Burak yanında Tahir ile geldi. "Anne, Emine yenge olmadığı için Tahir abim özlemiştir ev yemeğini, onun için yanımda getirdim!" dedi. Tahir Burak'ın yanında sessizce ayakta duruyordu. Bana bakmamaya çalışıyordu tabii ben de ona.
Misafir olduğu için, hele de oğlumun yanında bir şey diyemedim. Beraber akşam yemeği yedik. Biraz da baklava açmıştım. Burak bir tabağa baklava koydu, giderken Tahir'e, "Al abi, evde de yersin!" dedi. Tahir, "Çok teşekkür ederim, tabağınızı yarın getiririm!" dedi ve evine geçti.
Ertesi gün Pazar'dı. Bizim köyün derneğinin pikniği vardı. Binadakilerin hepsi o gün pikniğe gitmişti. Benimse sabah uyandığımda başım fena ağrıyordu. O nedenle çocuklarımın tüm ısrarlarına rağmen gidemedim. O gün koca binada tek başımaydım. Ama yan dairede Tahir'in de olduğunu unutmuştum. Saat 11:00 gibi kapım çalındı. Çekyatta uzanmıştım. "Kim o?" dedim. "Abla benim, Tahir!" deyince, (Allah Allah ne istiyor şimdi bu?) diye geçirdim içimden.
"Ne oldu Tahir?" diye sorunca, "Abla tabağı vereceğim!" dedi. "Tamam Tahir, ben sonra alırım, biraz hastayım, kusura bakma!" dedim. "Abla, çok kısa, bir sözüm var, hemen gideceğim!" dedi karşılığında. Meraklanmıştım, istemeyerek de olsa kapıyı açtım. Tahir elinde tabakla karşımdaydı. Ayıp olmasın diye içine birkaç parça meyve koymuştu. "İçeri geçebilir miyim?" dedi nazikçe, "Tabii!" dedim.
Biraz önce uzandığım çekyata oturdu. Gözlerimin içine bakarak, "Abla senden özür dilerim, Emine'yi kendi kızın gibi seversin. Ben ona biraz kötü davrandım!" deyince, "Yok oğlum, siz iyi olun, anlaşın yeter!" dedim. Bunları bana niye anlatıyordu ki? Şaşırmıştım. Tabak halen elindeydi. "Ha kusura bakma, unuttum onu!" deyip tabağı almak için elimi uzattım, o sırada aynen tuzluk olayındaki gibi elimi tuttu. Birkaç saniye boyunca da bırakmadı. "Tahir sen gitsen iyi olur!" dedim.
Sessiz kaldı önce, sonra da, "Özür dilerim!" diyerek ayağa kalktı, kapıya yöneldi. Mutfağa geçip tabağı tezgaha koymuştum ki arkamdan belime sarıldı. "Ne yapıyorsun? Bırak beni!" dedimse de bırakmadı. Sağ eliyle ağzımı kapatıp, sol eliyle de bileğime bastırmaya başladı, canım fena yanıyordu. O sırada, "Amına koyduğumun kaltağı, karım senin yüzünden annesine gitti. Hep sen akıl verdin, dolduruşa getirdin onu. Şimdi senin cezanı verecem!" diyordu durmadan.
Çok korkuyordum. Tahir'in kollarının arasında çırpınıyordum, ama hiçbir şey yapamıyor, sesimi çıkaramıyordum. Tahir beni mutfaktan sürükleyerek yatak odama getirdi. Binada kimse olmadığından yardım edecek kimsem de yoktu. Çaresizce kendi başıma kurtulmaya çalışıyordum. Tahir'in ağzımdaki elini ısırınca bir feryat kopardı, ama arkasından şiddetli bir tokat yüzümde patladı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Arkasından bir ikinci tokat daha attı. Yanağımdan çıkan ses odanın içinde çınlıyordu, kulağımın zarı patladı sandım. Bu iki tokadın ardından Tahir beni yatağa fırlattı.
Perdeler çekili olduğundan içerisi biraz karanlıktı. Yatağın üzerine sırt üstü düştüm. "Kurban olayım, ne istiyorsun? Ben bir şey demedim karına, ben bir şey yapmadım!" dediysem de o yine, "Şimdi sen görürsün!" diyordu. O sırada pantolonun kemerini çözdü ve çıkardı. Kemeri sağ eline sıkıca sardı ve ben ne olduğunu anlayamadan bana bununla vurmaya başladı. Böyle bir acıyı daha önce duymamıştım. Kocam beni kaynanamın dediği gibi bazen dövmüştü, ama böyle bir işkence yapmamıştı.
Deri kemer üzerime her seferinde daha büyük bir hınç ve şiddetle iniyordu. Bense ellerimi başıma koymuş, "Yapmaaa, yapmaaa!" diyebiliyordum sadece. Başımı koruyordum ama vücudum açıkta kalmıştı. Sırtıma, götüme, memelerime, bacaklarıma şiddetli darbeler iniyordu. Tahir ise aynı kocamın beni sikerken çıkardığına benzer şekilde bir domuz gibi homurduyordu. Bu dayak sonucu sesim gittikçe kısıldı. Gücüm kalmamıştı, Tahir ise vurdukça vuruyordu.
Sonunda o da yorgunluktan olacak ki durdu. Bense ellerim başımın üzerinde hüngür hüngür ağlıyordum. Kendi yatak odamda bir adam tarafından dövülüyordum ve yardım edenim yoktu, çaresizdim. Tahir elindeki kemeri yere fırlattı ve üzerindekileri çıkardı. Tamamen çıplak kalmıştı. O sıra ellerimi başımdan çekmiş ona bakıyordum. "Ne yapıyorsun, dur, ne oluyor?" dememe rağmen, Tahir önünde kabaran yarağı ile karşıma dikilmişti. Bir anda üzerime çullandı. Her halde 100 kilo civarı vardı, bense 70 kilo idim. Bir şey yapamıyordum.
Altımda kendi diktiğim uzun ve geniş krem eteğim vardı, üzerini pullarla süslemiştim. Üstüne ise mor renkli uzun kollu bluzumu giymiştim. Aslında bu bluz büyük kızımındı. Ama o gün benim üzerimdeydi. Bana biraz dar geliyordu. O nedenle vücudumu sıkıca sarmıştı. İri memelerim böylece daha da ortaya çıkmıştı. Hafif bir göbeğim vardı ve bunu da belli ediyordu. Başımda ise siyah, kenarları işlemeli türbanım vardı, kapı çalınca omuzlarımı ve memelerimi örtecek şekilde aceleyle bağlamıştım.
Başımdaki türbanımı çekip çıkardı önce. Belime inen uçlarından beyazlamış kahverengi saçlarım açığa çıkarken bir anda elini bluzuma attı ve iki eliyle cart diye yırttı. Bir hayvan gibi bluzu parçaladı ve kollarımdan çıkarıp attı. Şimdi sadece kırmızı renkli kenarları dantelli sutyenimle kalmıştım. Onu da bir hayvan gibi elleriyle koparınca memelerim kendilerini tutan set yıkılmış gibi sallandılar. Kocamın öpmeye, emmeye, yalamaya doyamadığı ve 4 çocuğumu emzirdiğim memelerim şimdi yabancı bir adamın önünde ortadaydı.
Bacaklarımla kurtulmaya çalışıyordum, ama Tahir bir heyula gibi üzerime çıkmıştı. Derken suratıma bir tokat daha vurdu. Gözlerimde şimşekler çaktı. Ben artık yarı baygın gibiydim. Olanlar karşısında çaresiz yatakta yatıyordum. Tahir türbanımla ellerimi arkadan sıkıca bağladı. Sonra etekliğimi vahşice göbek hizamdan tutup yırttı ve parçalayıp attı. Şimdi altımda kırmızı renkli, kenarları dantelli külotumla kalmıştım. Sutyen ve külotumu takım giyme gibi bir hastalığım vardı. Çıplak ve bir gün bile güneş görmemiş beyaz vücudumda kemer darbelerinin izlerini görebiliyordum.
Tahir kalçalarımı ve bacaklarımı elleriyle okşamaya başladı. "Vay orospu, sende benim Emine'den daha iyi mal varmış!" dedikten sonra dişlerini memelerime attı. Hayvan gibi ısırıp emmeye başladı. Kanatırcasına ısırıyordu, canım yanıyordu ama bir şey yapamıyordum. Memelerimin ön kısmı hafif kahverengi ve çay tabağı altı büyüklüğündeydi. Bu tabağın ortasında ise iki iri erik tanesi gibi meme uçlarım duruyordu ve şimdi Tahir bu erikleri dalından koparacakmışçasına ısırıyordu.
Dişlerini memelerimden çekip hafif tüylü göbeğime dilini koydu ve yalamaya başladı. Gıdıklanıyordum, çünkü böyle bir şey daha önce olmamıştı. Kocamın hiç böyle bir huyu yoktu. Duvardaki saat 11:30 idi ve çocuklarımın gelmesine daha çok vardı. Bu işkencenin bitmesi için yalvarıyordum, ama duyanım yoktu.
Tahir sonra dili ile külotumun üzerinden amımı yalamaya başladı. O sabah çocuklarım gittikten sonra duş almıştım belki baş ağrım geçer diye, ama faydası olmamıştı ve o arada etek tıraşımı da olmuştum. Zaten her hafta olurdum. Yani amımda tek bir kıl tanesi bile yoktu. Amım o sabah kaymak gibiydi ve bu kaymağı tatmak Tahir'e nasip olacaktı.
Daha sonra külotumu dişleriyle kenarlarından ısırmaya başladı. Kasıklarıma dilini sürüyor, yalıyordu; bu ise tarif edemeyeceğim şekilde beni tahrik ediyordu. Bunlar benim için yeni şeylerdi. Ellerini memelerimde ve göbeğimde gezdiriyor, kasıklarımı emiyor ve yalıyordu.
Bir anda büyük bir hınçla külotumu kopardı. Küçük külot bir kağıt mendil gibi Tahir'in ellerinin arasındaydı. Külotumu kokladı, şampuan ve hafif bir parfüm koktuğunu biliyordum, çünkü temiz kalmak için kasıklarıma da parfüm sıkardım. Tahir kendinden geçmiş bir haldeydi.
"Abla sende ne mal varmış be, niye sakladın onu benden?" dedi sırıtarak. "Yapma Tahir, sen de benim evladımsın, yapma, bırak tüm bunlar aramızda kalsın, kimseye söylemem, yeter artık bırak!" dedimse de, "Neyi yeter lan sürtük, senin yüzünden karım evden gitti, ben şimdi kimi sikecem o olmayınca, ha kimi, tabii ki seni!" dedi pis sırıtmalar eşliğinde.
Ağlamaya başladım. Tahir bu arada üzerimden kalktı, yarağının sertleşip kalktığını gördüm. Yarağı kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Kocam iri yarı bir adamdı, Tahir ondan uzun ve zayıf kalıyordu, ama buna rağmen yarağı daha büyüktü. Eline tükürüp yarağını sıvazladı. Sonra da belimin altına bir yastık koydu. Bacaklarımı iki eliyle yana doğru iyice açtı ve ayak bileklerimden tutarak kaldırdı. Şimdi uzun beyaz bacaklarım tavana doğru dikilmişti. Başımı iki yana, "Yapma, yapma!" diyerek sallıyordum, ama nafile.
Tahir kalkan yarağını iyice belirmiş tüysüz amıma bir anda soktu. "Ağğhhh!" diyebildim; çıkardı ve tekrar soktu, tekrar, "Ağğhhh!" diye bağırdım. Sonra yarağını amıma dibine kadar sokup çıkarmaya başladı. Her seferinde vahşi bir şekilde gülüyordu, bense acı çekiyordum. Bu salatalığa veya kabağa benzemiyordu. Böylesini yememiştim. Amımın içine biber sürülmüş gibiydi. Kupkuru amım Tahir'in yarağını almakta zorlanıyordu.
Tahir bir süre sonra daha hızlı ve sert sikmeye başladı. Her bir yarak darbesiyle memelerim bir aşağı, bir yukarı löpürdüyordu. Yatak kırılacakmış gibi sallanıyordu. Acıdan kıvranıyordum. Tahir ise benim acı haykırışlarımdan daha da keyif almış gibiydi. İyice köklemeye başladı. Taşaklarına kadar amıma sokuyordu yarağını. Yanıyordum resmen acıdan.
Tahir bu kez ayaklarımı tutmayı bıraktı. Bir bacağımı altına aldı, diğerini omzuna koydu. İki bacağımı koparacakmışçasına ayırıyordu. Amım tabak gibi ortadaydı. Yarağını amıma tekrar köklemeye başladı. Bu sefer yatak başından elleriyle destek alarak amıma daha çok yükleniyordu. Yatak acayip şekilde gıcırdıyor, zangırdıyordu. Binada biri olsa giriş kapısından bile duyabilirdi. Hayatımda hiç böyle sikilmemiştim. Bir hayvan gibi ırzıma geçiliyordu. Sadece acı acı kıvranıyor, dudaklarımı ısırıyordum. Tahir ise adeta intikam alır gibi daha fazla, daha fazla zorluyordu. Amım yırtılacak gibiydi.
Kasıklarım ter içinde kalmıştı. Tahir'in yarak darbeleri kasıklarımda şiddetli ses patlamaları yapıyordu. Odanın içi 'Şlap şlap şlap!' sesleri ile yankılanıyordu. Tahir'ın altında iki büklüm olmuş, can çekişiyordum resmen. Boşalmaya yaklaştıkça daha hızlı sokup çıkarıyordu yarağını. Ellerimi iki yana açmış yataktan sıkıca tutunmaktan başka çarem kalmamıştı. İri memelerimin sallanışlarını seyrediyordum.
Bir zaman sonra, "Ağğhhh, ağğğhhh, ohhh!" diye diye amıma boşaldı. Amımın içine sanki itfaiye hortumuyla su tutulmuş gibiydi. Bir dere gibi Tahir'in dölleri amımd
İtiraflarım! (1) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Merhaba, adım Rabia. 45 yaşında bir bayanım. Eşimi 5 yıl önce kaybettim. 2 oğlum ve 2 kızım var. Büyük oğlumla büyük kızım evlendiler ve benden ayrı oturuyorlar. Küçük oğlum ve kızımla beraber İstanbul'un tutucu semtlerinden birindeki aile apartmanımızda oturuyoruz. Binada bizden başka 2 kayınım ve kayınbabamla kayınvalidem oturuyor. Daha önce ortanca kayınım da oturuyordu ama işi nedeniyle Sakarya'ya taşınınca dairesi boş kalmıştı.
Ailemiz yapı itibarıyla mutaassıptır. Ailedeki kadın ve kızlarımızın hepsi kapalıdır. Başı açık hiçbir zaman dolaşmayız. Ben de daha küçük yaşlarından itibaren kızlarıma bunu aşıladım. Dul bir kadın olduğumdan bu kuralları kendim için daha katı olarak uyguluyorum. Her zaman ayak bileklerime kadar inen geniş etekler giyerim, başörtüm her zaman başımdadır. Ama öyle sokaklarda görünen başı kapalı, götü açıkların bağladığı gibi değildir. Her zaman omuzlarımı ve göğüslerimi kapatır şekilde örtünürüm. Köylü usulü basma etekler giymeyi sevmem, terziliğim olduğundan eteklerimi kendim dikerim. Sokağa çıkınca da mantomu ya da feracemi mutlaka giyerim.
Evliliklerimiz hep aile içinden oldu. Rahmetli kocam annemin amcasının oğluydu. Yani hep ailemizin içinde kaldık. Binamızda bizden başka biri oturmamıştı. Dışarıdan gelen birine ev vermemiştik. Ancak bu durum bir zaman sonra değişti ve bu değişiklik hayatımı da değiştirdi...
Ortanca kayınımın dairesi bizimkiyle yan yana idi. 6 ay kadar boş kaldıktan sonra kayınbabam buraya bir kiracı bulmaya karar verdi. Ama yine tanıdık birinin olmasını istiyordu. O zaman küçük kayınım onunla aynı işyerinde mühendis olarak çalışan ve evlenmek üzere olan, bizim yapımızda Tahir adında bir gencin kiralık ev baktığını söyledi. Kayınbabam bu gençle görüşünce evi kiralamaya karar verdi.
Evin temizliği, eşyaların ve çeyizin gelmesi aşamalarında zaman zaman Tahir ve nişanlısı Emine'yi görüyordum. Tahir 30 yaşında vardı. Emine ise 20-21 yaşında görünüyordu. Tahir eğitimli ve ağır başlı, görmüş geçirmiş, oturmasını kalkmasını bilen, saygılı birine benziyordu. Emine ise onun yanında daha çocuk ruhlu biriydi. Kızla kolayca anlaştık ve kaynaştık. Onu da kendi kızım gibi sevdim.
Sonra bir Pazar günü düğünleri oldu. Ben de küçük kızımla beraber düğüne gittim. Tahir damatlığının içinde çok yakışıklıydı. Emine'nin ise kapalı bir gelinliği vardı, o da çok güzel görünüyordu. İkisi de çok mutlu ve heyecanlıydı. Düğün bitmeden biz evimize döndük. Gelin alayı ise saat 21:00 gibi geldi. Kapı deliğinden baktım. Akrabaları falan da gelmişlerdi. Derken 22:00 gibi akrabaları gittiler. Yeni gelin ve damat evlerinde baş başa kalmışlardı. İçimden hınzırca (Artık ne yapacakları belli, Emine bu gece kadın olacak!) diye düşündüm.
Saat 23:00 gibi çocuklarıma uyuyacağımı söyledim, yatak odama geçtim ve soyunup yatağıma uzandım. Yatak odamın yan tarafındaki odanın Tahir ve Emine'nin yatak odaları olduğunu bilmiyordum. Duvarın öbür tarafından sesler geliyordu. Binamız eski ve duvarları inceydi. Yan dairede biri öksürse içerideki odadan geliyormuş gibi duyulurdu. Daha önce orada oturan kayınım o odayı çocuk odası olarak kullanıyordu. O zamanlar sadece çocukların sesleri gelirdi. Ama şimdi başka sesler geliyordu. Yatağın şiddetle sallanıp zangırdadığını duyabiliyordum.
Kulağımı duvara dayayınca içeride şiddetli bir sikişmenin yaşandığını anladım. Tahir zavallı Emine'yi fena halde sikiyordu. Emine'den çıkan, "Iğhh, ığhh!" ve "Ahh, yavaşşş, lütfennn, aşkımmm, yavaşşş, ayyy, ahhh!" seslerini rahatça duyabiliyordum. Böyle sesleri duymayalı yıllar olmuştu. İçimde bir kıpırtı hissettim. Ama yaptığımdan çok utandım. Hemen başımı duvardan çektim. Gençler, evlenen herkes ne yapıyorsa onu yapıyordu. Ben de evlendiğimde aynen şimdi Emine nasıl sikiliyorsa rahmetli kocam tarafından öyle sikilmiştim.
O gece sabaha kadar yatak gıcırtısının sesi kesilmedi. Farklı duygular ve düşünceler aklımda gidip geldi bu sesleri duyarken... Zaman ilerlerken yeni evli çiftimizin yatak odasından her akşam sesler gelmeye devam etti. Ben de sonunda nefsime yenildim ve her akşam başımı duvara dayamaya başladım. Hatta çıkan seslerden Tahir'in Emine'yi nasıl ve hangi pozisyonda siktiğini anlamaya çalışıyordum. İçeriden tok ve şiddetli 'Şlap şlap şlap!' sesleri gelince bundan Tahir'in Emine'yi domalttığını; yatak gıcırtıları fazla olunca da Emine'yi altına alarak siktiğini düşünüyordum.
Biz altlı üstlü sikişirdik çoğunlukla. Kocam üzerime çıkar, bir dakika kadar siker, döllerini amıma boşaltır ve sonra da horlayarak yatardı. Bunun dışında da beni eğer evde kimse yoksa domaltarak sikerdi. Ben uzun sayılabilecek ama hafif toplu bir kadın olduğumdan kocamın yarak darbeleri kalçalarımda şiddetli sesler çıkarırdı. Bunu da başkalarının hele ki çocuklarımızın duymasını istemezdik. Zaten sırayla çocuklarım doğunca kocamla sikiş hayatımız eskisi gibi olmamaya başlamıştı. Ben de kendimi çocuklarıma adamıştım.
Tahir ve Emine'nin bu şekilde sikişmelerini duydukça ve dinledikçe ben de yatağımın içinde elimle kendimi tatmin eder olmuştum. O güne kadar böyle şeyler yapmazdım, hem utanır hem de günah olduğunu düşünürdüm. Ama bu sesleri duydukça artık dayanamaz hale gelmiştim. Sonuçta ben de bir kadındım ve ihtiyaçlarım vardı. 5 yıldır duldum ve yarak yüzü görmemiştim. Hayatımı çocuklarıma adamış ve kendimi unutmuştum.
Bazı geceler 17 yaşındaki küçük kızımla beraber yatardım. Ama artık onu yatağıma almıyordum. Kızım, "Anne ben seninle yatmak istiyorum!" dediğinde, "Kocaman kızsın, artık benimle yatma devri geçti!" derdim. O ısrar ederdi ama ben reddederdim. Üzülürdü ama kendimi yatakta tatmin ederken yanımda kızımla yatamazdım sonuçta.
Elimle amımı okşuyordum, parmaklarımı sokup çıkardıkça vücudumda elektriklenme oluyordu. Memelerim iriydi ve uçlarını okşuyor, sıkıyordum. Bu yaşımda halen amımın sulandığını hissettikçe parmaklarımı daha şiddetle amıma sokup çıkarıyordum. Bu sırada sessizce çocuklarımın duyamayacağı şekilde iniltiler dökülüyordu dudaklarımdan. Ve boşalınca da bu sefer içim bir kötü oluyor, yaptığımdan utanıyor, günah işlediğimi ve rahmetli kocama ihanet ettiğimi düşünüyordum. Boğazım düğümleniyor ve yatakta sessizce ağlıyordum.
Sabah olup da çocuklarımı işe ve okula gönderdiğimde hemen banyoya koşup yıkanıyor, gusül abdesti alıyordum. Bir daha böyle bir şey yapmayacağıma dair kendi kendime yeminler, tövbeler ediyordum. Ama gece olup da yan daireden sikişme sesleri gelince sabah kendime verdiğim yeminleri, tövbeleri unutuyordum.
Kayınbabama Tahir'i evden çıkarmasını söylesem, "Neden?" diye soracaktı. Öyle ya, kirasını zamanında ödeyen, saygılı bir çocuktu. Neden çıkaracaktı ki? Bir tarafta ailem, çocuklarım, inançlarım, diğer tarafta kadınlığım, cinselliğim... Bu yaşımda kadın olduğumu hatırlamıştım. Bunu da yan dairemdeki genç çifte (aslında çok utanıyorum söylemeye ama Tahir'e) borçluydum. Kocama ihanet ettiğimi düşündürten sebep de buydu. Yoksa ben kimsenin altına yatmıyordum, ama kendimi tatmin ederken düşündüğüm hep Tahir oluyordu. Büyük oğlumdan sadece 5 yaş büyük biriydi. Bunları düşünebildiğime bile çok pişmandım...
Sonraki akşamlarda kendimi biraz avutabilmek için bir elimde kocamın resmi, diğeri amımda kendimi tatmin etmeye başladım. Evlilik resimlerimize bakıp amımı, memelerimi okşuyordum. "Aşkım keşke yanımda olsaydın, doyursaydın beni yarağınla, okşasaydın memelerimi!" diye diye kendi kendime sessizce konuşuyordum. Kendimi parmaklamadığım gecelerde bile uykumda ihtilam oluyor, yani rüyalanıp boşalıyordum. Öyle ki, önceden haftada bir veya iki gün banyo yaparken şimdi hemen her gün yıkanıyordum.
Günlerim bu şekilde geçiyordu. Ailecek bir binada yaşadığımızdan birbirimizin evine rahatça girip çıkabiliyorduk. Kaynanam, eltilerim, çocuklarımız sanki hepimiz aynı dairenin içinde oturuyorduk. Gündüzlerimiz hep beraber geçiyor, akşamları ise herkes evine çekiliyordu. Kalabalık bir binaydı bizimkisi. En büyük kayınımın 6, küçük kayınımın ise 4 çocuğu vardı. Taşınan ortanca kayınımla eltim ise 5 çocukta kalmışlardı. Mutaassıp olsa da cinselliğin oldukça yoğun ama sessiz ve kendi içinde yaşandığı bir binaydı.
Son senelerde kesilmiş olsa da üst katımda oturan kaynanamla kayınbabamın bile yatak gıcırtılarını senelerce duymuş, dinlemiştim. Ben evin en büyük gelini olduğumdan, kayınlarım ve eltilerim bana karşı saygılı davranıyorlardı. Eltilerime göre daha ciddi ve ağırbaşlı olduğum için kaynanam ve kayınbabam da bana onlara davrandıkları gibi davranmaz ve konuşmazlardı. Kaynanam da benim yanıma daha az uğrardı.
Emine de bizim gibi ev hanımı olduğundan gündüzleri hep evde olurdu. Sıklıkla birbirimize gidip gelirdik. Kızcağız beni ablasıymışım gibi sever, saygılı davranır ve hizmette kusur etmezdi. Ben de ona bakar, akşam kocasının altında, inleme seslerinin bu kızdan mı geldiğini kendi kendime sorardım. Orta boylu, zayıf ama oldukça güzel bir kızdı Emine. Kapalı olsa da kendini kocasına beğendirmek için makyaj yapan, kılını, tüyünü, kaşlarını aldıran biriydi. Kara, kalın kaşları kalemle çizilmiş gibiydi, gülerken inci gibi beyaz dişleri görünüyordu. Dudaklarında da her zaman az ya da çok ruj olurdu.
Tahir ise uzun boylu, yapılı ve yakışıklı bir gençti, esmer, erkek güzeli denilen cinstendi. Mühendisti ve küçük kayınımla aynı fabrikada iyi bir konumda çalışıyordu. Ailemizden onun gibi eğitimli biri çıkmadığından (itiraf etmekte zorlansam da) ona karşı platonik ilgim daha da çoğalıyordu.
Emine'ye baktıkça kendi gençliğim gelirdi aklıma. İlk evlendiğimizde rahmetli kocamla her akşam sikişirdik. Her gün gece olup da birbirimize kavuşacağımız zamanı beklerdik. O zamanın hiç bitmemesini isterdik. Ben de Emine gibi kendimi kocama beğendirmek için süslenir püslenirdim. Her akşam yorgun argın işten gelirdi, onu rahatlatmak için elimden geleni yapardım. Ancak bu mutlu zamanlarımız ve sikiş hayatımız peş peşe gebe kalınca sekteye uğradı. Bu sefer fırsat buldukça sikişmeye başladık.
Memelerim o zaman da iriydi ama şimdiki gibi uçları aşağı bakmazdı. Kocam memelerimi çok severdi. Onları sürekli eller, emer, öper ve yalardı. Meme uçlarım onun emmeleri ile şişer ve irileşirdi. Memelerimi, boynumu öpme, yalama işlemi bittikten sonra üzerime uzanır, ben de bacaklarımı havaya dikerdim ve kocam bu şekilde beni sikmeye başlardı. Her bir yarak darbesiyle iri memelerim ileri geri sallanır, "Ağhhh, ağhhh, ohhh, ımmmh, ohhh!" sesleri istemsizce ağzımdan çıkardı. "Daha hızlı, daha hızlı, ohhh, devam et, kökle, kökle!" şeklindeki sözlerim kocamı daha da hırslandırır ve beni daha sert sikerdi. Kocam beni böyle sikerken bir domuz gibi homurdanırdı. Zaten bir domuz gibi güçlü ve kuvvetliydi. Ama her zaman tek atımlık barutu olurdu. Kısa bir süre sonra inleyerek boşalırdı. Ve sonra birbirimize sarılıp uyurduk.
Kocamı çok seviyordum. Aynı zamanda yakın akrabam olduğundan küçük yaştan itibaren onu tanımıştım. Benden 10 yaş büyüktü ve kayınbabam babama, "Doğacak ilk kızını oğluma alacam!" dediğinde benim de kaderim çizilmiş oluyordu. Henüz 17 yaşında idim evlendiğimde. İlk 3 düşükten sonra büyük oğlumu 20 yaşında doğurdum. Sonraki zamanlarda 3 düşük daha yaptım. Yani aslında 10 kez gebe kalmıştım. Dördünde çocuklarım olmuştu...
Genç çiftimizin yatak odasından sesler daha az sıklıkla gelmeye başladı bir zaman sonra. Artık her akşam sikişmedikleri belliydi. Derken bir süre sonra Emine'nin hamile olduğunu öğrendim. Bu sikişmelerin sonucunda gebe kalmıştı. Bundan sonra Emine'nin doğum yapmasına kadar yan daireden ses gelmeyecek demekti bu. Sesler kesilmişti, Tahir'in Emine'ye dokunmadığı belliydi. Bu durumda artık o da benim gibi kendi kendini tatmin etmeye başlamıştı. Kaderimiz bu konuda ortaktı. Ben kendimi parmaklarken o 31 çekiyordu. Ama doğumdan sonra o yine Emine'yi sikmeye başlayacaktı, benimse yiyecek bir yarağım yoktu.
Kızımla beraber yatmaya başladım yeniden. Ama artık bazı şeyler değişmişti. Küçük kızım yatarken başını memelerime koysa benim içimde bir şeyler kıpırdanmaya başlıyordu. Kendimden iğrenir hale gelmiştim. Evde yalnız kaldıkça kendimi tatmin ediyordum. Odama geçiyor, eteğimi belime sıyırıp külotumu çıkarıyor, gömleğimin düğmelerini açıyor, amımı parmaklıyor, memelerimi okşayıp sıkıyordum. Yastığıma onu rahmetli kocammış gibi sıkıca sarılıyordum. Bacaklarımı havaya dikip sanki kocamla yine eski zamanlardaki gibi sikişiyormuşuz gibi yatağın üzerinde kendi kendime ileri geri sallanıyordum. Dörtayak üstüne domalıp amımın dudaklarını sıkıyor, kendimi parmaklıyor, inliyor, sayıklıyordum. Bazen de işi ilerletip pazardan aldığım salatalık, kabak veya patlıcan gibi sebzeleri güzelce yıkayıp amıma sokuyordum. Gerçek bir yarakmış gibi amımda ileri geri sokup çıkarıyor, yatakta kendimi doyuruyordum.
Ama gerçek bir koca ve gerçek bir yarak olmadıkça tüm bunlar saçmaydı. Bir keresinde böyle bir tatmin anında kapım çalındı. Kaynanam ve büyük eltim kapının ziline ardı ardına basıyorlardı. Bana oturmaya ve çay içmeye gelmişlerdi. Kaynanamın kapıda söylendiğini duyuyordum. Oysa o sırada ben yatak odamda çırılçıplak, yatağa uzanmış, elimde koca bir salatalığı amıma sokuyordum. Kapıyı açmam imkansızdı. Korkuya kapıldım. Yataktan fırladım, giyindim. Ben giyinene kadar onlar gitmişti.
Kaynanam o gün bir sürü laf saydı, "Kusura bakma anne içim geçmiş, yatmışım!" diye yalan söylemek zorunda kaldım. Ama akşam kızım yerde, yatağımın kenarında salatalık bulduğunu söyleyince kıpkırmızı oldum. O telaş ve korkuyla salatalığı atmayı unutmuştum. "Bir ara canım çekmişti yemek için, komodinin üzerine koymuştum ama yere düşmüş demek ki!" diye bir yalan uydurdum. İnanıp inanmadığını bilmiyorum ama ben çok utanmıştım. Bu yaşta, 4 çocuklu bir kadının amına salatalık sokarak kendini becermesini nasıl açıklayabilirdim?
Emine biraz uçarı ve hoppa bir kızdı, bunda gençliğinin de payı vardı elbette. Bir keresinde gittiği kadın doğum doktorunun kendisine çiftlerin hamilelik süresince de cinsel ilişkiye girmelerinde bir problem olmadığını, aksine bunun çok iyi bir şey olduğunu anlattığını söyledi. Doktorun ayrıca kocası ile nasıl ve hangi pozisyonda ilişkiye gireceğini söylediğini de çekinmeden söyledi bana. Böyle konuşunca utandım ama bir şey demedim.
"Ben üstte olursam, ya da ayakta durup eğildiğim zaman bir şey olmazmış, ama sen gel bunu Tahir'e anlat, çok korkuyor bebeğe bir şey olur diye. Söylüyorum ama inanmıyor. Artık elini bile sürmüyor bana!" dedi. Sonra da birkaç defa denediklerini (hatta salonda ayakta yaptıklarını) ama her seferinde Tahir'in çekingen davrandığını anlattı. Kocasının başka kadınlara gidebileceğinden endişe ettiğini söyledi.
"Erkek milleti gebe kadından korkar kızım, ondandır sana yaklaşmaması. Ama Tahir Bey oğlum öyle gidip de gebe karısını boynuzlayacak cinsten bir adam değildir. Sen gönlünü ferah tut!" diyerek nasihat verdim. Ayrıca, "Özelinizle ilgili her şeyi de ulu orta anlatma kimseye!" dedim. Emine koluma vurup, "Rabia abla ben seni yabancı biri gibi görmüyorum ki, ondan anlatıyorum!" dese de "Olsun kızım, annen bile olsa kocanla ilgili böyle şeyleri kimseye söyleme!" diye ilave ettim.
Ancak o gece Emine'nin söylediklerini düşündüm. Onları salonda hayal ettim yanımda kızım yattığı halde. Tahir onu domaltmış ve arkasına geçmiş sikiyordu. Emine'nin karnı biraz büyümüştü, vücudu aldığı kilolarla şişmiş, memeleri de büyümüştü. Tahir amına kökledikçe kalçaları titriyordu. Emine'nin şişen ama gençliğinden kaynaklı sert ve taş gibi olan memeleri sağa sola oynuyordu durmadan. Sağ elimi yorganın altına sokup amımı geceliğimin üstünden okşamaya başladım. Kızım derin bir uykudaydı.
Hayalimde Tahir Emine'ye kökledikçe kalçaları kasılıp sertleşiyordu. Güçlü kollarıyla belinden kavramıştı onu. Kenetlenmiş haldeydiler, o nedenle yarağını görmüyordum. Çıplak ve güçlü vücudu tam karşımdaydı, onlar sikişirken ben onları izliyordum. Parmaklarımın hareketleri hızlanmış, dudaklarımı emiyordum. Aldığım zevkle gözlerim açık halde başımı çeviriyordum hafif hafif. Tıpkı kocamla çocuklarımızın duymaması için sessizce sikiştiğimiz gecelerdeki gibiydim. Yatağın gıcırtısına engel olmak için yerde sikişirdik kocamla. Kalın bir yorgan ya da battaniyeyi yere serer ve üzerinde yapardık.
Tarifsiz bir zevk dalgası tüm vücudumu sararken kasıldım, kasıklarımı sıkıyordum. Sağ elimin parmakları mengeneye sıkışmış gibiydi. Dizlerimden büktüğüm bacaklarımı kendime çekmek istiyor ama kızım uyanır diye korktuğum için yapamıyordum. Kendime geldiğimde geceliğimdeki ıslaklığı fark ettim. Amım yaşadığım yoğun zevkin etkisiyle epeyce sulanmış, külotumu ve geceliğimi ıslatmıştı...
O gece uyuyamadım. Sabah çocuklarım gittikten sonra kalktım yataktan. Tıpkı bir erkeğin külotuna boşalması gibiydi durumum. Amımın bu kadar ıslanmış olmasına şaşırdım. Hemen banyoya koşup yıkandım. Çıkınca tövbe ettim, ama işe yaramayacağını biliyordum...
[Rabia]
Birazda sizin itiraflar gelsin artık
Phantogram Three
YOU ARE THE REASON
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

bliss lane

Love Begins
Game of Thrones Daily
Show & Tell

Jimmy Eat World
The Bright Sessions
🪼

Jar Jar Binks Fan Club
Fai_Ryy
No title available
occasionally subtle
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
KIROKAZE
Glass Animals
h
Cosmic Funnies

shark vs the universe

seen from Poland
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Canada
seen from Poland
seen from Venezuela
seen from Mexico
seen from Venezuela
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Poland
seen from Türkiye
seen from Kuwait
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from Argentina
seen from Poland
seen from Malaysia

seen from Netherlands