
izzy's playlists!
𓃗
hello vonnie
Doug Jones
h
No title available

Origami Around
noise dept.
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines

bliss lane

No title available

PR's Tumblrdome
Cosimo Galluzzi
Color Me Curious
No title available
$LAYYYTER
taylor price

shark vs the universe
Monterey Bay Aquarium
seen from Pakistan
seen from South Africa

seen from United States
seen from Canada
seen from Brazil

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Australia
seen from Japan
seen from Indonesia

seen from United States

seen from Singapore
seen from Ukraine
seen from France
seen from Brazil
seen from Poland
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Türkiye
@borntobakirkoy
3-9 yaş çocuklardan Tanrı'ya mektup yazmaları istenmiş. İşte çocukların dünyasından Tanrı'larına yazılan mektuplar.
Ellen, 3 yaşında: Sevgili Tanrı, bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bir daha öyle yapmasın.
Norman, 4 yaşında: Sevgili Tanrı, zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Sylvia, 5 yaşında: Sevgili Tanrım, oğlanlar kızlardan daha mı üstün? Bilmiyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Nan, 5 yaşında: Tanrıcım, üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Eric, 5 yaşında: Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi sayıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric. (Not: Noel Babanın olmadığını biliyorum.)
Jane, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, insanların ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Larry, 6 yaşında: Tanrım, İncil'de neden hiç karının adı geçmiyor? Yoksa İncil'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz.
Michelle, 6 yaşında: Sevgili Tanrım, eğer Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Harriet Ann, 6 yaşında: Sevgili Tanrı, sahiden var mısın ? Bazıları buna inanmıyor; eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Jodie, 6.5 yaşında: Sevgili Tanrı, sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
J.B. , 7 yaşında: Sevgili Tanrım, ne diye bu kadar insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın ?
Audre, 8 yaşında: Tanrım, insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Mark, 8 yaşında: Sevgili Tanrı, eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
ince çizgi
ışık hayattır; ışık sinema, ışık karanlığın dilsiz alfabesi, evrimin temel direği, kulluk etme ile zirveye tırmanmanın savaşı, Tartarus ile Olimpos'un arası kadar ince çizgiler bütünü ve çoğunlukla her şeyin tek bütünüdür 26.04.15
kambur
hangi noktadan vursam dünyayı şaşar kırılır mermim yuvasında baruttan bir toz bulutu dolar
avuçlarıma şimdi neresinden baksam bardağın kırık tarafı keser düşlerimi hangi adımda kırsam omuzlarımı yaslanır göğe doğru bir martı ve yasalar çıkarır güvercin yuvasında meltem kırılganca gelir dolar
göğsüme nefesimi alır dolaştırır sokaklarında dışarıda tamburun yanık sesi bu kamburluk eski yitirilmişlerin eseri hangi noktadan vursam dünyayı hep daha az gelir cephanem baruttan bir toz bulutu gözleri miğfer bir kadındı beni ilk dakikadan nakavt eden hangi noktadan dönsem sırtımı dünyana dünyam senin etrafında pervane döner tersine buhranım belki durdurmak mümkün olsaydı ışık saçan adımlarla gidişini 08.05.15
terli bahar
zaten ne bahar havası açtı ufkumuzu ne de yasemin kokan sokaklarda koşturan terli çocuklar iyi olacak bir daha boşver evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz evin derli toplu kafan huzurlu kalsın
ne Fenerbahçeden güldü yüzümüz ne de olacağına inandığım hatta inanmayı eyleme dökerek uyguladığım yaptığım uğraştığım hayallerimden biri diğer birkaçını elinin tersiyle itti daha ona elimi uzatma şansı tanımadan
hesap makinesi
çektim göndere özgürlük bayrağını dalgalanıyorum gözlerinde dur bir saniye bak ışık sönüyor ekvatordan öteye gece uzundur sevmesini bilmeyene anne bırak beni bırakta yok oluşumun tadına varayım ki var olduğumun hesabını yapsın hesap makinesindeki tuşlar
yaşamak çarpım tablosundaki kısaslardan ibretlik dersler sunar insan 1 başınadır ve birle çarpılan her sonuç karşındakini verir insana
ne güzel gözlerin var yeşilden ve kumru yavruları taşır yüreğim sen sustukça kırarım boynunu kırılgan düşlerimin
sen sustukça yeşerir koynumdaki yıldızlar verir filizini telaşla topraksız cehennemlerde yağmur özlemiyle
hayatım boyunca çalışmak zorunda mıyım hep çoban köpekliğini kabul görür mü kaderim
ne nikotin ne alkol erişemez hiç biriniz yaşadığım kafaya
çektim göndere özgürlük bayrağını dalgalanıyorum yeşil bir vaha özlemiyle
sorgulama beni gözlerinde hissettiğim her duygu doğaçlama çalışılmış bir ömrü yaşamayı kabul etmeyecek kadar devrimcidir sevmelerim ki darılanım çoktur affetmeyenim çok kaybettikelerimin sonu gelmez sonlarımı iyi yazamayacak kadar acizdir kaderim 06.05.15
yiv
kendimi çok ucuzca öldürmekten korkuyorum kardeş bencilce seven kadınlar gibi yağmur yağar avucuma mezar taşları mermerden kubbe diksem üstüme diken üstünde yaşama olgumu dahi açıklayamaz hiç biri yosma gözyaşları dökmekten utanıyorum sonumun onlar gibi süregelmesinden kaçıyorum ama sokaklar hep onun onların gözleri kırık okum yiv yapa yapa gidişim hep yakınına düşer bakışlarım ama onlara uzak kalır mazlum haykırışlarım üç günlük dünyada bir ömür toprağını sevecek karanfiller çokca ceplerimde dostum kardeş yarısı olan sen sorarsın hemen sen pes etmeyi bilmiyor musun? ama bakışlarındaki savunma hangi komutanı tahrik etmez ki derinden 03.05.15
intihara meyillidir gecelerim...
adım tenin
tenin ilerliyor karanlıkta ışığı kısık masumluğunun kendimi yazdığım tüm şiirlerler gibi yalnız hissediyorum ve durdurulması imkansız tenin otogar unutulmuş valizim bilerek unutuldum içimde eski çamaşırlar deterjan tadında geliyor yeni yangınlar ateşin sıcaklığı yalnız su olan mı anlar köze tutunmayı tenin ilerliyor karanlıkta garda türkü söylüyor vardiyası uzayan seyyar satıcılar ışığı kısık şehirler yanıp sönüyor uzakta not alırsın köşeye uzak köyleri rastgele yabancılaştım teninin sesine öyle kabaca ki cinayetim içimde resimlerini yaktım kısır bir döngüye girdi tenin avuç içi sataşmalarında kesildi adalet tenin ilerliyor karanlıkta yazdığım tüm şiirler kadar masumsun ama ağır vebal altında adını hala anan şehrim 07.02.15
fay hattım
başka bir imalatta kaldı sesim ben senin şehirlerinde kimsesizim hunharca cinayetler işlenir, sevdim diyerekten kainatın kaba etlerinden kan alınır ve damar yolu tıkanır şehrin trafik akışkanlığını kaybeder yapışıp kalırız asfaltın günahlarına tren yolları uzar pazarlar uzar ceblerimdeki çukurlar gözlerimdeki çukurlar fakir yoksul sevmelerim gibi artar şiddetinde şehirleri vuran acımasız bin yıldır kırılmayı bekleyen fay hattının sabırsızlığında çatlar sesim nasılsın diye sormaya kalkıştığımda sana nasıl bir makamı var sesinin intizar intihar ve soluk borumda heyalansı hezeyanlar 22,02.15
zafer için erken uyanmalı
zaferin olsun erken kalkışlarım uykulu gözlerimde köpürür uğultulu rüzgarlar ve taşar nefretim hafriyat fazlalığında gözlerinin en kuytu yerlerine boşaltırım nefretimi sen görmezsin baktığın yeri muson yağmurları taşar gözbebeklerimden bedenime ve taşar nehirler köprüleri yıkar atarım kopar birbirinden medeniyetler tüccar gibi sevme beni; en karlı işin olarak görme sen ucuzundan tart beni fakir varoş mahallelere zaferin olsun erken kalkışlarım gözlerimde yaşım kadar zaman sanki hiç gözlerim karşında tutulmamış gibi kimi kandıyoruz dersin batasıca düzen içinde kandırılan aldatılan çocuk günlerimizi avutan sokak aralarında zaman soğuk su kıvamında terleyen hayallerimize zaferin olsun erken kalkışlarım erkeksi ve kadınsı tuzlu bir coğrafyaya değsin yüzün toprağa küssün sesin kırmızı alkalinsin kanımda gezinen zaferin olsun bağışladım seni 22.02.15
fukara
Ulan para üstü gibi kaldık sevdiklerimizin elinde istemeye de çekindik fukara sanmasınlar diye yüreğimizi otostopçu kaldık bilmediğimiz şehirlerde meğer ne çok kadın sevmişim 08.02.15
ilmik
karşımda ilmikten güneş boğazıma geçirdim gülüşünü sen susarken gece kırılıyordu eklemlerinden ve baytar arıyordum sokak sokak derdime çare için
kulluk yapımda var gözlerinde tanrı varken
karşımda ilmikten güneş bileklerimde pranga sesin boynum ağır bana tek başıma dik durmam için 08.02.15