tersine uçarak ol
böl bin bir parçayı bölünmezinin ardına katarak zamanı,
jet uçaklarının bıraktığı güneşli tupturuncu izler gibi asılıp havada
gitgide belirsizleşirken sınırların
bir zerrenin içinde olduğun gibi ol
pilot kabininde sen
bulutların içinden geçerken
bütün olasılıklar olası ve gözünün önünde bütün bağlantılar tüm nedenler ve oluşlar
çıkışı beklerken yine salllanıyorsun hava boşluğunda
bütün yaşadığın sadece bir an ve an orada kalınamaz mecbur gidiliyor
patlayan su baloncuklarından daha yoğun ama onun kadar ince ve yuvarlak ve yansıtarak
mikro evrenlerin üzerlerinden sıçraya sıçraya
küçük olasılık parçacıklarının içinden birine sen denk geldin ve var oldun ve tüm zamanı yapan bu
seçtikçe oyunu belirginleşiyor zaman gözümün önünde
seni yapan her atom, her düşünce, pisagorun gözünde sadece rakamlarla ifade edilebilen bir bilmeceyse bile,
roller, oyuncular, mekanlar ne kadar iyi tasarlanmış şaşarken sen,
evren 0 ve 1 rakamının üzerinde genişliyor, oluyor bitiyor
soydukça kabuklarını daha belirgin şekiller çıkıyor içinden
ve herşeyi bu kadar anlamlı kılan da bu farklılıklar ve hiçbir sabitin olmayışı
ah sen ve ben tropik meyveler gibiyiz
suyuyla dopdolu ve ağızda eriyen damaktan tad olup taşan cinsler gibiyiz
filmi önceden görmedin ama çok film seyrettin ve artık biliyorsun
kokusunu alıyorsun
karavanına çekilip dinlendiğinde görebiliyorsun
nereye gidiyor bu
gerçekten zorlamışsan öteki tarafa geçiş yollarını
öyle sisler bulutlar sarar ki etrafını, dümdüz git
burgaz ada’dan dönüş yolundaki kayıkçılar kadar metin ol
ne su ne hava
her yer tek renk beyaz bir sis perdesi ve
hangi film oynuyor diye ancak içine girdiğinde bulursun
kaçıcak hiç bir yerin kalmadığında anla ve dümdüz git
semazenlerinin eteklerinden döne döne kayacak ol,
aşkın bin parçasına bölünerek ol
ateş toprak hava ya da su
topla uzun ayinli geceleri kanatlarından
ne varsa eterde ve boşlukta vura çarpa, düşe kalka, yana yakıla
duvarlardan ya da merdivenlerden düşerken, ve
ancak bir sineğin güzelliğinde olabildiğinde bile fosforlu ışıklar saç ve
göğüs kafesinin içinden tüm vucuduna yayılan o keskin ve iç gıdıklacı hissi tatmadan gelme!
gülüşleriyle ve düşleriyle olanlara elini ver ve
yerçekiminden bile sıyrıldığını hissettiğin o yerde kal
ve uzarken uzayın derinliklerinde
olmanın dinginliğinde, severek ol
bugun buysa bugün bu
dünya sana ya da sen dünyaya
kat kat ve dalga dalga saran bulutlara yaslandığın anda işte bu
çalış çalış, kaz o içinin en gizli yerlerinde fışkırmaya ve dalgalanmaya hazırlanan o en vahşi tohumu
içinden şelaler dolusu nektarlar aksın
en güzel melekler tadına baksın
her daim dönüp dolaş ,dillerden dillere, dilberlerin yumuşak ağızlarından şurubun aksın