Elbet bir gün bizimde çiçeklerimiz açar.
Noah Kahan

@theartofmadeline
Misplaced Lens Cap
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Discoholic 🪩

No title available
Claire Keane
tumblr dot com

Kaledo Art
official daine visual archive

Love Begins
todays bird
Sweet Seals For You, Always

⁂
hello vonnie

titsay
🩵 avery cochrane 🩵

if i look back, i am lost
I'd rather be in outer space 🛸
EXPECTATIONS
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Norway

seen from India

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Germany
seen from Singapore

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United Arab Emirates
@cekipgitmeler
Elbet bir gün bizimde çiçeklerimiz açar.
Beni merak etsene belki iyi değilimdir
Bir bahçemiz vardı şimdi sadece çöl.
" Şimdi sana sigaram dan yüz bularak soruyorum, nasılsın? "
Bırakıp gitsen bile ben peşindeyim hala bitecek bir gün belki içimdeki bu dava ama buna daha var.
Eskiyi özlüyor insan, geçmişi, geçmişteki insanları, yaşanan güzel anıları. İnsanların hayatına girdiği o ilk ânı özlüyor insan, sonrasında neler yapabileceğini bilemeden hayatına aldığı o anları. Eskiyi bu yüzden sevmiyor muyuz zaten? Ne yaparsa yapsın aklı hep geçmişte bir yerlerde kalıyor insanın; bir anıya, bir fotoğrafa, birkaç cümle söze, çalan bir müziğe takılıyor aklı . Dalıyor uzaklara, hiç olmayacak yerlere ve belki de hiç ait olmadığı yerlere. Ne diyordu eskiler; “Kalp neredeyse insan oraya muteberdir” diye. Yani bizler hep ait olmadığımız yerlerdeyiz. Ya sonra? Keşkeler başlıyor ‘iyi ki’ler dururken, cümleler yarım kalıyor. İç muhasebesi yapmak isterken yüreği sızlıyor, kalıyor orda kıpırdayamıyor. Belki de o an en iyi ilaç, en iyi teselli gözden düsen birkaç damla yaş….. “Aslında insanın canını en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır” diyor Dostoyevski ve ekliyor Nazım Hikmet “Eskimek ne güzel eksilmedikçe.” Oysa hayatımıza giren insanlar değil miydi bizi eksilten, yaşanması mümkünken yaşayamadigimiz mutlulukları bize yasatan? Düşmek değildir insanları üzen, elinden tutar gibi yapıp itenlerdir aslında insani hayata küstüren. Gece karanlığının sonsuz düşünceleri değildir. İnsanı uykusuz bırakan; kalbine girer gibi yapıp, senin kapını senin yüzüne çarpanlardır insanı hayata karşı bir sıfır başlatan . Demem o ki, bağ kurduğu her şeyle sınanıyor insan. Öyle yada böyle.
Bir umuda yürüyenler ulu orta öldüler.
'' Herkesin yorulduğu bir yer vardır, ben bittiğim yerdeyim.''
'' Nehirlerle oynamayı bıraktığında, okyanus senden vazgeçmiş olacak. ''
Bu üflediğim duman, sana haber veriyo mu? Bu gece de boşluğuma geldin.
Günaydın sol yanım uykulu gözlerinden öpüyorum.
Yıllar sonra seni bir sokakta, başka birinin yanında gördüğümde hatırlamayacak kadar unutmuş olamayı dilerim.
''Kadın güzel, güzel anılar gibi güzel.''
'' Geçmişe nefret, geleceğe özlem. ''
'' Yalnız o son kırdığın en güzel hevesimdi. ''
'' Oysa kahve içmişliğimiz de vardı. Bu ne hatır gönül bilmezlik. ''
'' Açıkçası; Seni çok özledim ama içimde neleri kırdığını bilseydin sen bile bir daha, seninle konuşmak istemezdin. ''