27 Aralık Atatürk'ün Ankara'ya gelişi kutlu olsun
Color Me Curious
tumblr dot com
almost home
Misplaced Lens Cap
Interview Vampire Daily
No title available
Xuebing Du
𓃗

izzy's playlists!
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Lint Roller? I Barely Know Her
Not today Justin
noise dept.

Product Placement
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
untitled
One Nice Bug Per Day
ojovivo

No title available

No title available
seen from Malaysia

seen from Nepal
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Brazil
seen from Palestinian Territories
seen from United States
seen from India

seen from United States
seen from United States

seen from Iraq

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Ireland
seen from Chile

seen from Brazil
@cepaavm-blog
27 Aralık Atatürk'ün Ankara'ya gelişi kutlu olsun
Başrollerini Cem Yılmaz,Yılmaz Erdoğan ve Russel Crowe’un paylaştıkları The Water Diviner- Son Umut filmine Cepa Cinemaximum’da 2 kişilik bilet kazanmak için Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarımıza bekleriz...
Cepa Cinemaximum'da haftanın filmleri : Başrollerinde Behzat Ç. karakterinden çok sevdiğimiz Erdal Beşikçioğlu'nun yanı sıra Sezin Akbaşoğulları, Ege Aydan ve Derya Alabora gibi güçlü oyuncuların oynadığı Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku. Romantik komedi filmleriyle ün kazanmış Hugh Grant ve Marisa Tomei'den yeni bir romatik komedi : Çapkın Profesör
7-17 Aralık Mevlevi Haftası kutlu olsun
Cepa'daki Noel Baba labirentinde çocuklar hem yarışıyor, hem eğleniyor, hem dans ediyor... Yılbaşı Cepa'da güzel :)
Engellerin kaldırıldığı bir dünya dileğiyle...
Bu hafta sonu çocuklar Cepa'da hem eğlendiler hem öğrendiler. Maceracı Kaşifler etkinliğinde çocuk misafirlerimiz deniz, kutup, orman ve uzay hakkında bilgiler edinirken, tırmanma duvarına tırmandılar, kendi yıldızlarını uzaya yapıştırdılar, tablet üzerinde oyunlar oynadılar. Yeni etkinlikler yakında Cepa'da...
Maceracı Kaşifler dün Cepa'da çok eğlendi! Cepa, 5-11 yaş arası çocukları bu Cumartesi & Pazar süper bir eğlenceye davet ediyor. Eğlenerek öğrenmenin keyfi için bu hafta sonu tüm çocuklar Cepa’ya...
Çocuklar için yepyeni bir deneyim! 28-29-30 Kasım tarihlerinde, 12:00-18:00 saatleri arasında Maceracı Kaşifler Cepa'da! Rezervasyon yaptırmayı unutmayınız!
Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun!
Cepa Kiğılı'da 20-23 Kasım tarihleri arasında yeni sezon ürünlerinde %60 net indirime ek olarak 250 TL ve üzeri alışverişlerde %20 indirim çeki kampanyası devam etmektedir...
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 20 Kasım 1989'da Çocuk Haklarına dair sözleşme imzaladı. Dünya, çocukların mutluluğu için ayağa kalkalı tam 25 yıl oldu. Siz de sadece mutlulukları için ayağa kalkın!
Meleklerle Yaşamak adlı kitabıyla pek çok kişiyi iç dünyasında yepyeni bir yolculuğa çıkaran Beki İkala Erikli söyleşi ve imza günü için Cepa'daydı...
Modanın dahi çocuğu Alexander Wang’in H&M’e özel son koleksiyonu, dünya ile aynı anda Ankara’da sadece Cepa AVM’de! 6 Kasım sabahı, modada sıradışı tasarımları tercih edenler, dünyaca ünlü tasarımcı Alexander Wang ürünlerine, sabahın erken saatlerinde özel bileklikler alarak demokratik bir alışveriş ortamında, özel fiyatlarla sahip olabilecekler. #cepa #cepaavm#fashion #hm #hmturkiye #alexanderwang #moda #tasarim
Favori #ALEXANDERWANGxHM parçalarınıza sahip olmak için ilk sıraya giren siz olun! 6 Kasım'da satışta
1 Kasım - 15 Ocak arasında Cepa'da şansın GÜÇLÜ! 200 TL alışverişe çekiliş hakkı!
Merhabalar Kitap Kurtları,
İkinci yazımda kendi romanımdan bahsetmek istiyorum. İkinci yazımda ikinci romanım yani MUHACİR’den J
Çocukluğum şimdiki çocuklar gibi silikon vadisinden uzak, sade ve sakin geçti. Birçok akranım gibi bende doğanın içinde; hayvanlarla, yaşıtlarımla ve sokak oyunlarıyla büyüdüm.
Ailem kocamandı. Çekirdek ailemin yanı sıra Dedemle, Anneannemle ve zayıf elinin çıkık damarlarını tutup, sündürmeye bayıldığım Babaannemle iç içe geçti okul öncesi hayatım. Sevgi ve gerçekliklerle bezeliydi minik dünyam anlayacağınız. Büyüklerimin titreyen sesle anlattıklarını hayal gücümle örtüştürerek uykuya daldım çoğu gece ve öğlen uykularına. Dinlediğim çoğu masalda küçük burnumun kızardığını ve gözlerimden yaşların süzüldüğünü dün gibi anımsarım. Anlatıcılarım çok içten anlatırlardı çünkü. Çocukların duymasında her hangi bir beis hissetmedikleri yaşanmışlıkları anlatmalarına rağmen “Yaaa! Gerçekten miiiii?” soru kiplerimle sözlerini keser sonra da kaldıkları yerden devam etmeleri için ısrar ettikten sonra uslu kız çocuğu kimliğime bürünürdüm.
Her çocuk gibi ben de büyüdüm ve okula başladım. Tarih derslerinde duyduğum bazı bilgilerin hiçte yabancısı değildim. Öğretmenimin anlattıklarını ben yıllarca duymuştum ve benim bildiklerimin birçoğunu, öğretmenimizin bize anlatmadığını daha doğrusu anlatamadığının da farkındaydım. Savaşın ne denli kötü olduğunu, insanları sevdiklerinden, doğup büyüdükleri memleketlerinden kısacası hayatlarından nasıl koparıldığını, yıllar geçse de gözyaşlarının kurumadığını bile biliyordum.
Uykuya geçmek için bana anlatılan yaşanmışlıkların çok sebebi vardı. Kopup geldikleri toprakların rengini, gökyüzünün kokusunu, duasız bıraktıkları mezarda yatanlarını, bahçesinde bıraktıkları elma ağaçlarını, bir zamanlar sevdalandığı sonra da düşman ilan edilen sevdiceğini, evlerinin arkasında besledikleri takla güvercinlerini ve umut dolu hayallerini unutmak ve unutturmak istemiyorlardı. Onlarla birlikte bu yaşanmışlıkların toprak olup gitmemesi gerekiyordu. Bende istemedim unutulmalarını. Büyük bir haksızlık olacaktı anlatılanlara çünkü.
Böylece 2013’de piyasaya çıkan romanımda 93 Harbi olarak tarihte yerini alan Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Ahıska’dan Osmanlı topraklarına göçmek zorunda kalanların (Muhacirlerin) başından geçenleri kaleme aldım. Tarih kitaplarında o dönemi anlatan düz bir metni okuyup geçmek kolayken; yaşananları hissederek dinleyip, sonra da kaleme almak oldukça güç oldu benim için. Çünkü itibarını ve topraklarını hızla kaybeden Şanlı Osmanlı İmparatorluğu’nun yanı sıra, farklı dinlere mensup toplumların çatışmasını,salgın hastalıkları, kopuşları ve tüm bu kargaşalardan faydalanmak isteyen acımasız çeteleri kısacası dönemin “bu kadarı da olamaz”dedirttiği hayat şartlarına başka bir açıdan bakıp yansıtmaya çalıştım.
Şark’tan ve Garp’tan yurtlarından koparak Anadolu’ya göç etmek zorunda kalanlarla ilgili yanlış bilgiler ekleyip onlara saygısızlık etmemek için elimden geldiğince özenli davrandım. Romanı yazarken birçok kaynaktan yararlanmak istedim ancak özellikle Şark’tan göç edenlerle ilgili fazla kaynağa ulaşamadım ve yine bana anlatılanlara ve mecburen hafızama güvenerek kelamları birbiri ardına dizdim. Aslında ben kaleme değil kalem bana hükmetmiş ve okutmak istediklerini yazdırmıştı.
Sade bir dilin hâkim olduğu romanımda; Rus bir kadın ile Ahıskalı bir Osmanlı askerin çocuklarının hikâyesi yer almakta. Aşk ve sevgi bezeli ailenin ve Guşav ile Akel kardeşlerin hayatta kalmak için mücadelelerini, hırslarını, güçlü ve zayıf yanları anlatılmakta. Ayrıca birçok ironik olaylarla karşılaşmak mümkün. Bir zamanlar aynı mahallede yaşayan insanların birden bire düşman kesilmelerini ve hayatta kalmak için yaşanan trajik olaylarla nasıl baş etmeye çalıştıklarını okuyacaksınız. Ermeni olaylarının ilk defa baş göstermeye başladığı dönemin anlatıldığı romanda, yer yer aşk kokusunu da içinize çekeceksiniz. Hangi dönemde ve şartta olursak olalım insani özelliklerden asla vazgeçemediğimizi bir kere daha hatırlamış olacaksınız.
Hz Adem’e nefes üflenmeden önce bahşedilen sevgiyi, hırsı, intikamı, vicdanı, şifayı, utancı, arı ve bir çok özellikleri bu iki kardeşte görebileceksiniz. Kısacası insanı insan yapan ya da insanı insanlıktan çıkaran AŞK’ı okuyacaksınız.
Kendinize ait okunacak güzel cümlelerinizin olması dileğimle…
Mehtap ŞAFAK