“Hayat, geçerken birbirine uğramış insanların birbirlerinin kapısına bıraktıklarıyla çoğalır.”
styofa doing anything
No title available

shark vs the universe

blake kathryn
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available

No title available

Janaina Medeiros
almost home

No title available
Claire Keane
sheepfilms
DEAR READER
Lint Roller? I Barely Know Her

⁂

roma★
KIROKAZE
Jules of Nature
Keni

PR's Tumblrdome
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from France
seen from Malaysia
seen from Belgium
seen from Laos
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from United States

seen from Czechia
@chaotictattoo
“Hayat, geçerken birbirine uğramış insanların birbirlerinin kapısına bıraktıklarıyla çoğalır.”
bizim yolumuz aynı değil. ileride de kesişmiyor.
“o zamanlar bir şeyleri reddetmeye ihtiyacım vardı ve sen tam bunun üstüne geldin,” dedi. “o kadar iyiydin ki o zaman. annem sanki bu yüzden yedi ay daha yaşadı. ne demek istediğimi sahiden anlıyor musun?” anlıyordum. iki karışlık mesafede, birbirimizi göremeden uzanmıştık. kaç kişi olduğumuzu bilemeden uzanmıştık o karanlıkta, yanımızdaki ölülerle beraber uzanmıştık. karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: yaşayanlar bir sigara yakar.
peyami safa ince bir çizgiye dikkat çeker, birisinden nefret ediyorsanız ve bir gün onu yenemeyeceğinizi anladığınız zaman onu sevmeye başlarsınız. başka bir deyişle stockholm sendromu, yani sizi birazdan öldürecek katille birkaç gün geçirirseniz ona aşık olursunuz.
“belki yeterince sarılırsak (ama gerçekten sarılırsak) kaburgalarımız iç içe geçer ve bir daha birbirimizin içinden çıkamayız.”
bir kere bir cümleyle karşılaşmıştım çok hoşuma gitmişti. baya zaman geçti. şimdi yine karşılaştım. sanki her şeyi onu anlamak için yaşayıp geri dönmüşüm gibi hissettirdi,
“yangın, yanmamış evlerde konuşulmaz.”
keşke seni hala anlamıyor olsaydım.
Ermenistan'da sonbahar.
(աշուն)
‘’thomas bernhard, bitik adam'da şöyle der, “bir insana, hiç kimseyle olmadığımız gibi bağlı olmak için, yan yana olmamız gerekmez.” bu bağa inanıyorum.’’
“ayşenur’un ablası ilgisizlikten öldü. 36 yaşında. bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz. piknikte çekilmiş bir fotoğrafı kaldı, kalmasa daha iyiymiş, yapıştırılmış gibi duruyor, sanki yok.
…bir insan pencereyi açıp sokağa atlayabilir ama hiç kimse pencereyi açıp “bana acıyın” diye bağıramaz. ayşenur’un ablası dördüncü kattan atladı, hastanede öldü, bir hafta sonra. onu hatırladıkça görünmez adam filmi geliyor aklıma. görünmez bir kadın görünmez bir duvara çarptı ve kimse bunu görmedi.”
Canım Didem;
“ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak
uçuşuyordum
uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım”
Asıl en kötüsü: bilerek, bilmeyerek hapishaneyi insanın kendi içinde taşıması…
“Az evvel ‘Bu kadar vaka bu kadar zamana nasıl sığdı?’ diye hayret ediyordum. Şimdi de ‘Bu kadar zaman içinde ben nasıl bu kadar değiştim?’ diye düşünüyorum. Evet ben şimdi büsbütün başka bir insanım. Bir köşede kendimi unutturmaktan, başımı dinlemekten başka bir şey istemiyorum.”
Acımak, Reşat Nuri Güntekin
Hayat biter Umay, önemli olan yaşarken neyin bittiği.
Kazım Koyuncu
çiçek solarken kendi sapına eğilir.
“birbirimizi yaralarından tanıdık”
didem madak “annemin bir şiir defteri vardı. yaprakları gitgide sarardı. hep sararan bir şey olarak kalmışsın aklımda.” diyerek her şeyi yeterince açıklamış bence.
yorgun uyanıyorsun elif, yorgun uyanma nolursun. başını yastığa koyduğunda yüreğini ısıtan sevinç, uyandığında dudaklarını kıvıran huzur olurum ben sana, yorgun uyanma nolursun