credit: bramastaredy
tumblr dot com
Claire Keane
Show & Tell

Product Placement
Cosmic Funnies

blake kathryn
Game of Thrones Daily
Phantogram Three
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Noah Kahan
Mike Driver
ojovivo
noise dept.

No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
The Bright Sessions

Love Begins
NASA
KIROKAZE

if i look back, i am lost

seen from United States
seen from Argentina
seen from Brazil

seen from Benin

seen from Sweden

seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Syria
seen from Uruguay

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Uzbekistan
seen from United States
seen from Kenya

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@chersindirella
credit: bramastaredy
ilk sigaran ve kahvene hangi şarkının eşlik edeceğini bilmediğin sabahların muğlaklığıyla yarım yamalak hatırlayabildiğin rüyanın hissiyatı arasında kuvvetli bir bağ var aslında. bütün şarkılar, bütün insanlar, bütün gürültüler sussa bile yine de sessizliğe varamadığın o yolla gözlerinizin bi köşede denk gelemeyişinin çaresizliği de aynı. bildiğin yolların patikaya dönüşmesi ve kaybolmak arasındaki ilişkiyi kendi ellerinle tek tek işleyip yarattığında geriye birkaç adım verip gördüğünden korkman farklı değil aslında. bütün parçaları topladığında hep bir sen ediyor ama sırası yansımanı değiştiriyor. kahveden aldığın ilk yudumun tatsızlığı, artık hatıra dediğin anların geçmiş zamanını kabul etmenin ağırlığı ve kendi yansımandan korkmanın toplamı kadarsın, nasıl başlarsan hep bir farklısın.
‘’Kimsenin görmediği yerlerden bak bana. Kimsenin anlamadığı yerden anla. Beni duy. Sessiz çığlıklarımı, mağrur kacışlarımı anla. Bir bir törpüle ruhuma batan köşelerimi, sivri uçlarımı. Sokağımdan geç, bak nasıl kirli duvarlarım. İlmek ilmek nakışladığım bu nefreti söküp al bakışlarımdan. Kirlenmiş gökyüzüme bir güvercin sal balkonundan. Karanlık gecelerimi al benden. Öyle çok karanlığım ki anlatamam. Bakışlarındaki gündüzleri getir bana. Beni anla. Yangınlarıma rüzgar oluyorlar, söyle olmasınlar. Söndürmelerini beklemiyorum, ama söyle onlara, ateşimi körüklemesinler daha fazla. Beni alıkoy göğüs kafesinde. Beni anla. Yolculuklar çekiyor içim. Uzun yolculuklarımın varışı ol. Ölümlerden yorulmuş ülkemin barışı. Ruhumun her bir karışı. Gözlerimin karası. İçimin iyileşmiş yarası. Fukara kalbimin nafakası. Ölü doğmuş çocuklarının anası. Ol. Yalnızca olsan da, ol. Yalnızca var ol. Yeter.
Puslu bakıyorum dünyaya. Gel, dağıt sislerimi, görüş mesafemi uzat. Beni anla. Ben bu yaşamak denen oyunun sonunu getirmek için gerekli donanıma sahip değilim, beni eğit. İçimdeki çocuğun saçları ağardı, bizi kurtar bu erken yaşlanmak sancısından. Beni kendine tabii tut, yalnızca senden sorumlu olayım. Kirpiklerimdeki ceset parçalarını temizle gülümseyişinle. Gülümse. Bana rağmen gülümse, dünyaya rağmen gülümse, çirkinligime rağmen gülümse. Yani, beni anla diyorum işte. Yorgunum, anla, mecalim yok başka türlüsünü anlatmaya. Düştüğüm kuyuları toprakla doldur. Bırak üzerimde çiçekler yetişsin. Zira, duvarlarına tırnak izlerimle adını kazdığım kuyuların hepsi, kasvetiyle bir mezar sayılır.
İsteksizliğimi, yorgunluğumu, çekingenliğimi mazur gör. Şimdiye kadar belki üç kez ölmem gerekiyordu. Ölemiyorum. Beni anla. Beni diğerlerinden ayır. Onlardan iyi olduğum için değil, yalnızca bunu istediğin için. Ayır beni onlardan. Gidelim. Nereye, ne zaman, ne kadar, nasıl gittiğimizi bilmeden gidelim. Gitmek eyleminin kendisi olalım hatta. Felaketlerimi, içimdeki gömülmeyi bekleyen cesetleri gözlerimde saklıyorum. Kaçmaktan başka çarem yok. Beni anla. Yorgunum birine kendimi anlatmaya. Birini tanımaya. Yorgunum. Yaşamaya ve hatta ölmeye yorgunum. Dedim ya şimdiye dek belki üç kez ölmüş olmam gerekirdi. Bana acı bir kahve pişir, hatrını sen belirle. Kırk dersen kırk. Yani diyorum ki, kolum kanadım kırık. Beni anla. İçim dağınık, sularım bulanık. Her şey, her yer karanlık.
Eşiğimden geç böyle bir sabah. Yaralarıma dokun. Ama sorma. Sorma bana nasıl hala hayattasın diye. Sorma işte. Sen bana soru sormadan da beni anlarsın. Bırak eteklerine sığınayım, ağlayayım. Beni anla. İyi bir adam değilim. Kötü bir adam da sayılmam ama. Arada bir kuşlara yem verir, sokak köpeklerine gülümserim. Bana insanlara da gülümsemeyi öğret. İnanacağım yalanlar söyle. Yalan da olsa mutlu olayım. Bedenimle değil, ruhumla geldim sana. Beni anla. Eskimiş sevinçlerime dokun. Umutlarımı yeniden sula. Yeşereyim, gölgemde uyu. Dallarıma salıncak kursun içindeki çocuklar. Çaresizce sarıldığım bu dertlerimle arama gir. Boz aramızı bütün kötülüklerle. Bölüşelim her şeyi. Her şeyi bölüşelim. Kendimizi aramızda pay edelim. Sen bana bulan, ben sana. Arınmayı aklımızdan geçirmeyelim. Beyazlarını benimle kirlet. Simsiyahım. Karış bana, mavilerin laciverde çalsın. Şikayet etme. Şikayet etme, beni anla. Yorgunum. Solgun çiçeklerimin baharı ol. Korkularımın nihayeti, intihara meyilli gecelerimin sabahı, boğulduğum suların kıyısı… Başka nasıl anlatayım bilmiyorum. Üşüyen ellerimi ısıt. Maruz kaldığım yakınlıklar beni ya üşütüyor ya da yakıyor. Hasretim ılık bir dokunuşa. Beni duy. Yan yana uyuyalım demiyorum sana. Ama yanımda yürü. Akordu bozuk müzik aletleri gibiyim. Gel, tellerime dokun. Anlamlı bir ses çıkarayım artık.
Sana şiir yazmak kolay. İzin ver, şiire seni anlatayım.
Beni duy. Beni bul. Ve ne olur beni anla artık.’’
Bektaş Şenel-Galata’da İki Yabancı
(Bütün D&R bayiilerinde…)
İnsan gerçekten sadece karşısındakinin içinden gelmeyen şeyleri yenemiyormuş.
uzaklardanbiyerden sarilsakgececek ateisteinanmayantanri atarliromantik burravo sonsuzgecemahkumu
Bu sevdaydı bitirdin.
Bi kitap ile 2 insana hayran oldum.
“bende bir resmin var yüzüme bakmıyor.”
Burada güzel bir hikaye uyuyor. Şehrin o sıkıcı havasından bunalıp “Bir deniz havası alalım” diye çıkılmış yolda, güzel bir çiçekçiye rastlanılıyor. Diğer çiçekçiler gibi çiçeği elinize tutuşturup para istemiyor aksine çiçeği tutuşturup “ Ne güzel gülüyorsunuz mutluluğunuz hiç bozulmasın” Ne kadar güzelsiniz bu güzelliğinizi hiç kaybetmeyin diyor. O kadar insan arasından bizi seçiyor ve ziyadesiyle sözleriyle mutlu ediyor. Çiçeğin parasını vermek için çanta kurcalarken “Para istemediğini söylüyor”, öyle olmaz o zaman çiçekleri alın lütfen desek bile çiçekleride almadan bizi güler yüzüyle uğurluyor. Güzel çiçekçi, güzel insan. Senin hatırana bu kareler, senin yüreğinin güzelliğine.