gerçek olan ne? ben değilim, siz değilsiniz.
gerçeklik ne?
DEAR READER
Show & Tell
Misplaced Lens Cap

Love Begins
almost home
Today's Document
No title available
we're not kids anymore.
styofa doing anything
AnasAbdin
he wasn't even looking at me and he found me
Monterey Bay Aquarium
NASA
dirt enthusiast

Andulka
Peter Solarz

izzy's playlists!

Kiana Khansmith
Keni
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

seen from United States
seen from Morocco
seen from Colombia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Norway
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States

seen from Malaysia
gerçek olan ne? ben değilim, siz değilsiniz.
gerçeklik ne?
yalnızlığını sevebilseydi, sessizliğini de dinleyebilirdi. güneşe uzanan ellerin dansıyla gölgesiz saatlerin birbirini besleyen bir bağı var. karadan uzaklaşmaya çalışan balığın, kaybettiği yönünde topladığı ipuçlarıyla hayatta kalma çabasına dair izleri gibi. bazı duvarları yıkıp kapı yapıyorlar, geçitin işlevsizliği belli olunca da tekrar tuğlaları dizip inşaa etmek için. tuğlanın sırasından sıvasına kadar kendini duvarda belli eden o bariz izler gibi ipuçları. ipuçlarını topladığında bağların pek de güvenilir olmadığının yansımasını her şeyde biraz biraz görmeye başlıyorsun. gördükçe sessizleşiyor, hikayeye karışıyor ve eriyorsun.
mezarlığın karşısında otobüs beklemek ne kadar da normaldi burada. Dakikalarca sırf bi şeylere yetişmek için beklediğimiz bu bankta hayatında bi şeyleri yapamamanın pişmanlığıyla yatan insanları artık onlar için çok geç olan bi vakitte izliyoruz. bi şeyleri sıradanlaştırmak ve artık algının seçemeyeceği duruma getirmek çok kolaydı bu zamanlarda. birileri için vazgeçilemeyen insanlarla dolu bu alan şehrin ortasında koşuşturmanın kıyısında öylece hareketsiz duruyor. Zaman algısının yazan tarihlerden öteye geçemediği duvarda insanlar akışta ve zamanda kaybolmuş kafasını gökyüzüne kaldıramayacak kadar yoğundu. Aslında herkes bakabilirdi gökyüzünde yüzen ahtapotlara, bulutlarda dinlenen kadınlara. tabii görebilecek kadar özgür olsaydı kafaları. kolay değildi gözlerini kapatıp görebilmek, başaranlar da pek mutlu değildi zaten. bir duvardan daha incesi ayırıyordu görebilenlerle artık onlar için çok geç olan insanları. bir duvardan daha incesi, yaşamaktan daha fazlası.
yaşamak budur
Dantenin İlahi Komedyasına bir de Maru Ceballos’un gözünden bakın. Tamamiyle soyutlama ve semboller üzerinden anlatılmış.
Hayranlık duymamak elde değil.
harika
ilk sigaran ve kahvene hangi şarkının eşlik edeceğini bilmediğin sabahların muğlaklığıyla yarım yamalak hatırlayabildiğin rüyanın hissiyatı arasında kuvvetli bir bağ var aslında. bütün şarkılar, bütün insanlar, bütün gürültüler sussa bile yine de sessizliğe varamadığın o yolla gözlerinizin bi köşede denk gelemeyişinin çaresizliği de aynı. bildiğin yolların patikaya dönüşmesi ve kaybolmak arasındaki ilişkiyi kendi ellerinle tek tek işleyip yarattığında geriye birkaç adım verip gördüğünden korkman farklı değil aslında. bütün parçaları topladığında hep bir sen ediyor ama sırası yansımanı değiştiriyor. kahveden aldığın ilk yudumun tatsızlığı, artık hatıra dediğin anların geçmiş zamanını kabul etmenin ağırlığı ve kendi yansımandan korkmanın toplamı kadarsın, nasıl başlarsan hep bir farklısın.
kesinlikle kendime iyi gelmiyorum ama başkalarına iyi gelebilmek güzel hissetiren tek şey
din savaşlarından da, insanların kafasına göre sınırlar çizip bu ülke senin bu ülke benim demesinden, sonra kavga etmelerinden, yetinmeyip insanları öldürmelerinden çok sıkıldım. ne kadar çirkinler ya bi baksanıza. gözle görülmeyen salak saçma şeyler için gerçek olan tek şey canlıya zarar vermekten hiç çekinmiyorlar. bi şizofrenden farkları yok. yahu cidden üzülüyorum.
azıcık sarhoşken dünyanın en bal insanı ben oluyorum
sevgiler,
>>
Hamile atların hepsi fabrika çiftliğinde üretimi hızlandırmak için kan alma makinelerine bağlanıyor. Sadece hamile olanların kanı değerli olduğu için atların düzenli olarak üst üste hamile kalmasına neden olunuyor ve kürtaja maruz bırakılıyorlar. Ve o kadar çok kan alınıyor ki ya ölüyorlar ya da vücutları şoka giriyor ve anemik oluyorlar.
Yukarıya link bıraktım. Bu dehşet verici olay için Avaaz bi imza kampanyası başlatmış. Belki siz de imzalarsınız.
Sevgiler,
insan “endişeden” yaratılmıştır
Euripides
evin kapısını annem açtı, içim taze çiçek kokularıyla doldu. daha güzel ne olabilir?
Yaren çöz daaa
çözerim
yaren sen güzel misin
hayır.
Ağlamıyorum ama gözyaşlarım akıyor. Sanırım içim taşıyor. Neden bilmiyorum.