yalnızlığın gecesinde yıldızlar içimde yanıyor, dalgalarım yıldızlara ulaşıyor. ruhum gözlerime yansıyan evrende süzülüyor.

bliss lane
d e v o n
Cosmic Funnies

Jar Jar Binks Fan Club
KIROKAZE

No title available
cherry valley forever

izzy's playlists!
Doug Jones
ojovivo
todays bird
Interview Vampire Daily

No title available

blake kathryn
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
YOU ARE THE REASON

❣ Chile in a Photography ❣
Color Me Curious

#extradirty

PR's Tumblrdome

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Serbia
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Colombia

seen from Ecuador
seen from Russia

seen from United States
seen from United States

seen from South Korea

seen from United States

seen from Kenya

seen from United Kingdom
seen from Bulgaria

seen from Russia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
@chipichipiraparapa
yalnızlığın gecesinde yıldızlar içimde yanıyor, dalgalarım yıldızlara ulaşıyor. ruhum gözlerime yansıyan evrende süzülüyor.
hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışırken öylesine çürüdüm ki.
hâlâ güzel günlerin geleceğine inanan var mı ya
Çünkü rüzgar, kökünden sökeceği ağaca önce tatlı tatlı esermiş.
Hem aşırı olgun hem de aşırı çocuksu biriyim, kişiye göre
omuzlarım, seni bir kucak yanılsamasında yakalayan ve parmak uçlarıyla atardamarlarını kavrayan, hayattan daha fazla dünyana tutunmana yardım edecek kadar güçlüydü. bana tutunmayı bilseydin, içinde çığlık atan her şeyi susturana kadar sana sarılırdım. ve eğer bu seni tekrar filizlendirecek olsaydı, seni söylenmemiş kelimelerin denizinde batacağımı bilsem de, yine de tutardım.
kalbimi ağrıtıyorsun. yalvarırım git. artık bit.
ıssız bölgede filizlendirdiğin kır çiçeklerinin arasında varoluşumun portresi için poz verdiğimde, şakaklarımın kıvrılmasına zar zor razı oldum. yüzümde sert doktrinin içerdiği bir güzellik arzusunun denizindeyim. ağzım göze çarpıyor, ama kulaklarım görünüyor. tanrı korkusu bir zincir gibi yüzümü çevreliyor. karanlık gözlerinde bir bahçe görmeseydim üzücü bir portre olurdu diye uzaklara dalarken, her şey birer birer dağılıyor. ben yardım isteyemiyorum. ağlayıp içimi dökemiyorum. iyiymişim gibi davranıyorum. disforik ruh hâlim beni ele geçiriyor. göğsümü açmak ve tüm çöküşleri göstermek istiyorum. damarlarımın çizgilerini işaretleyen kusurları göğe uzanıyor. yıldızların gökyüzüne ait olduğu kadar ben de kaosa aitim. boğazımda alkol, sol elimde çakmağımla bitiş çizgimdeyim. yük omuzlarıma değil, omurgama binmeye başladı. kemiklerim artık dünyanın bana yüklediği ağırlığı taşıyamaz hâle geldi. kelimelerin yokluğunda sessizlikle oynuyorum. aklımı karıştıran her varoluşsal krizle ölmek istemiyorum. bazen birkaç günlüğüne kendimden çıkmak, enkazın ötesinde bir şeyler görmeyi düşlüyorum. kaotik gecelerin ortasında yapayalnızlığın sahnesi olmaktan yorulduğumun farkındayım. derimi yüzmek, bu işe yaramaz bedenden kurtulmak istiyorum. belki sürekli bir uçuruma düşme hissini atlatabilirim. kendimi biliyorum. bi’ çöküşün eşiğindeyim. iliklerime kadar işlediğin çiçeklere ve şiirlere kapılsam da, seni kendime çekip birlikte uçurumdan düşmek istemiyorum. beni kurtarmak zorunda değilsin. çünkü ben kimsenin denizinde çığlık atan kazazede değilim. bazı insanlar için zaten bir kasırga gibiydim. kırılgan gövdemin okyanusunda, şeytanlar derimin altında sakince yürüyor. ben duygusal felaketlerin hesaplanamaz bir hatasıyım. sessizliğime dalmaya çalışıyorum, ama kafamdaki sesler umutsuzca boşluk diye bağırıyor. gecenin karanlığı, ruhumun karanlığına karışıyor. bedenimin bilinmezliğine batmış bir varoluş yaşıyorum. gerçeklik beni içerisine çekiyor. düşüncelerimde, cehennemin senfonisiyle dans ediyorum. ruhum, bedenime hapsolmuş bir kuş gibiydi. bulunduğu hapishaneye alıştı.
eye contact, then that little smile