Uzun süredir kendimi amaçsızca uçan balon gibi yitik hissediyordum. Sonra bu adam geldi, beni aşağıya çekti ve ipi bileğine bağladı.
taylor price
sheepfilms
$LAYYYTER

roma★
almost home
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

❣ Chile in a Photography ❣

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

@theartofmadeline
wallacepolsom
No title available
Jules of Nature
Claire Keane
Cosmic Funnies
No title available

pixel skylines

ellievsbear
🪼
official daine visual archive

seen from United States

seen from Canada

seen from Singapore

seen from Türkiye

seen from Belgium

seen from Italy

seen from Egypt

seen from United States

seen from Singapore
seen from Germany
seen from Australia

seen from South Korea

seen from United States

seen from United States
seen from Philippines
seen from United States

seen from Russia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Netherlands
@crystalminds-blog1
Uzun süredir kendimi amaçsızca uçan balon gibi yitik hissediyordum. Sonra bu adam geldi, beni aşağıya çekti ve ipi bileğine bağladı.
hani bazı şarkılar vardır ya heh, işte o şarkılardan bu da
Sadece bir defa seninle konuşmak zorundaydım, ondan sonra yine dilsiz olarak karanlığıma geri döneceğim, yanında hep dilsiz kaldığım gibi. Ama sen ben yaşadığım sürece bu çığlığı duymayacaksın. Ancak öldüğüm taktirde bu benden kalan sana ulaşacak, benden, yani seni herkesten çok sevmiş ama senin tarafından hiç tanınmamış olandan, hep seni beklemiş ama senin tarafından hiç çağrılmamış olandan kalan bir miras.
Elini göğsünün üzerine koydu. Sanki, dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor. Sonra bu kadarla kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor, ne yapsam dolmuyor.
Eski şairler, geçmiş mutluluk ve sevinçlerin keder içinde hatırlanmasından acı bir şey yoktur derler; ne doğrudur. Çok tuhaftır, fakat insanın üzülme yeteneğinin bir sınırı vardır. Belki de büyük kederler, bir taraftan insanı acıtırken, bir taraftan da duygularını uyuşturuyordu. Ateş bile insanı bir sınıra dek yakar, o sınırı aşan ateş -şu beyaz ateş dedikleri- artık insanı yakmaz. İnsanın üzülme yeteneğinin sınırı aşıldı mıydı, ne eklenirse eklensin artık koymuyordu, vız geliyordu. Cevat Şakir Kabaağaçlı-Mavi Sürgün
Say, would you let me cry, on your shoulder?
ve ben kendimi o uzaklardaki uçurumdan aşağıya ittirdim dedim kurtar beni saatlerce havada asılı bekledim
Dudaklarım parçalandı, ah bu şarkıları bir duysaydın. Yazmaktan yorulmadım ama bir satır da haberin olsaydı.
Dudaklarını kulağıma yaklaştırarak, "Seninleyken tanıyamıyorum kendimi," dedi ve biraz daha yaklaştı. "Asla yapmam dediğim şeyleri yaptırıyorsun bana." Biraz daha. "En korkunç kabusum musun sen benim?" Çok az daha. "Yoksa en güzel rüyam mı?"
-Bana kırılmasından korktuğun cam bir bebek gibi davranmana gerek yok. Kır beni, parçalara ayır. Kaldırabilirim. -Ya kırılmaktan korkan bensem? -Kırıl. Parçaları birlikte toplarız.
Uçkurunuz doymak nedir bilmediğinde, asıl olayın gönüllerinizi doyurmak olduğunu kavrayacaksınız fakat ruhunuz çoktan çürümeye başlamış olacak. henüz ruhu çürümeyenlere*
Olsun diye zorladığın bir şeylerin, kırık bir parçasının elinde kalışıyla avunuyorsun ama kanayan parmaklarının farkında bile değilsin.
and I'll smile and I'll learn to pretend
yani bence öyle olmalıyım
Kaşıya kaşıya kanattığın sivri sinek ısırığının üzerine kolonya dökmek gibi, şey gibi biraz uyuşmuş ayağınla yürümeye çalışmak gibi. Bile bile işte, büyük ahmaklık. Ha konumuz seni sevmek bu arada, söylemiş miydim?
gündüzleri gayet iyiyim aslında, akşamları sorun oluyor biraz, birini sana benzettiğimde ya da bazı şarkılar çaldığında