Üvey Kızım
Hafta içi bir gece vakti İzmir'den acı bir haber aldık, karımın bir yakını vefat etmişti. Vefat eden kişiyi iyi tanımıyordum, iki yıllık evliydik sonuçta… Aslında pek yakın bir akraba da değildi, ama o yine de gitmek istiyordu. Eşim hep birlikte gitmemizi istedi. Ben, yeni eşim ve eşimin onyedi yaşındaki kızı Eda…
“Maalesef canım, işimden izin almam mümkün değil…” dedim. Eda da
“Benim de okulum var anne… Sınavım var, okuldan sonra tenis kursum var. Kesinlikle gelemem ben de…” deyince,
“İstersen sen git canım, ayıp olmasın. Biz Eda ile idare ederiz bir kaç gün…” dedim.
Eşim kısa sürede hazırlandı, onu terminale götürüp İzmir otobüsüne bindirdim. Binbir tembihle el sallayarak uzaklaştı otobüs… Ben de güzel ve fingirdek üvey kızımın beni beklediği evimize döndüm, içimde bir sevinç… Eve döndüğümde Eda geceliğini giymiş, salonda televizyon izliyordu. Annesi varken evde akşamları giydiği pijaması değildi üstündeki, o yatarken giydiğini çok seyrek gördüğüm minicik, seksi, fırfırlı geceliğini giymişti.
Banyoya gidip duş aldım. Duştan sonra üzerime bir şort giyip salona geçtim, Eda'nın yanına oturdum. Geceliği sıyrılmış, ayva tüylü kalçalarına kadar açılmıştı. Biliyordum, mahsus yapıyordu bunu, beni delirtmek için, tahrik etmek için yapıyordu.
“Sıhhatler olsun!” diyerek beni yanaklarımdan öptü. “Mis gibi kokmuşsun.”
“Sen de çiçek gibi kokuyorsun canım…” dedim kokusunu içime çekerek… “Tazecik, güzel bir çiçek gibisin.” Kikirdedi bunu duyunca… Hoşuna gidiyordu böyle şeyler söylemem…
Eda 17 yaşında tatlı bir kızdı. Eşimin tek çocuğu olduğu için, eşim gibi ben de Eda'yı şımartır, bir dediğini iki etmezdim. Eda ile şakalaşırken ve oyunlar oynarken, her tarafını eller, onun pürüzsüz bacaklarını, belli belirsiz göğüslerini çaktırmadan okşardım.
Eşimin İzmir'e gitmesiyle, birkaç günlüğüne de olsa, Eda ile evde yalnız kalacaktık. Bunun, bu masum görüntüsünün altında yatan çok seksi, muhteşem lolita tadındaki kızla ilgili kurduğum erotik hayallerim için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyordum. Salondan kalkıp bilgisayarın bulunduğu odaya geçtim. Bilgisayarı açıp, hoparlörün sesini kapatıp, açık bir film izlemeye başladım. Şortumun içinde yarağım çoktan kalkmış, kazık gibi olmuştu. Daha sonra filmi pause'ye basarak ekranın altına attım. İnternetten erotik ve hafif pørnøgrafik resimlerin olduğu sitelere girdim ve onları da ekranın altına attım.
Bilgisayar koltuğunu sonuna kadar arkasına yaslayıp, şortumun içinde yarağımı da ayarlayıp, içeriye seslendim,
“Eda, gelsene internette biraz sörf yapalım, sana yeni ayakkabı falan bakarız!“
Eda TV'yi kapatıp geldiğinde koltukta yanıma oturttum. Birlikte birkaç ayakkabı sitesi gezdikten sonra, dudaklarını büzerek,
“Çok dar ama bu koltuk, rahat değilim ben…” dedi. O anda köfte dudaklarını ısıra ısıra öpmek geldi içimden, yapamadım,
“İdare et canım, kucağıma oturtacak halim yok ya…” dedim gülerek… O da güldü, şımarık bir hareketle kıçını kaldırıp bir anda kucağıma oturuverdi,
“Niye oturmayacakmışım?” dedi. “Sanki yabancı mıyız biz?”
Neredeyse nefesim kesilir gibi oldu kızın taş gibi kalçalarını kucağımda hissedince… Ben yanında oturmaya, sıcak tenini hissetmeye razıyken sikimin üstünde dolgun kalçalarının baskısı bitirmişti beni…
Ben arkama yaslanmış onu izliyordum, onun kalçaları ise benim yarağıma yaslanmış, yarağımla adeta dans ediyordu. Eda bir süre sonra,
“Aaa, bunlar da ne? Bir sürü spam sayfa açılmış!” diyerek, ekranın altına attığım erotik sayfalardan birini açtı. Pür dikkat ekrandaki açık saçık resimleri inceliyordu. Neye baktığını çok iyi bildiğim halde,
“Dur bakayım, neymiş onlar?” diyerek, resimlere birlikte bakmaya başladık.
Ekranın altına attığım sayfaları özellikle seçmiştim. Resimler, tangalı ve sütyenli genç kızların hafif erotik pozlarından başlıyor, ilerleyen sayfalarda tamamen çıplak pozlarla devam ediyor, daha sonraki sayfalarda ise resimler kademeli olarak resmen sikişli sokuşlu Hardcøre Pørnøya dönüşüyordu.
İlk sayfaya bakarken, aynı zamanda da resimlerdeki yarı çıplak kızların vücutları hakkında yorum yapıyorduk. Eda'nın kendi göğüsleri çok küçük olduğundan, özellikle resimlerdeki kızların göğüsleri hakkındaki düşüncelerimi öğrenmeye çalışıyordu. Ben de özellikle küçük göğüslü kızları beğendiğimi söylüyordum. Sıra sikişli sokuşlu pørnø resimlere geldiğinde, Eda kalçalarını kalp gibi atan yarağıma daha çok bastırmaya başladı. Yarağımı şortumun içinden çıkarmaya karar verdim.
“Hoparlörün sesini açar mısın?” dedim.
Eda hoparlörün düğmesini açmak için kucağımdan kalkıp öne doğru eğildiğinde yarağımı şorttan çıkarıp, geri otururken yarağımın üzerine oturmasını sağladım. Şimdi yarağımla Eda'nın amı arasında sadece geceliğinin altındaki külotu vardı. Külotuna rağmen amının kavurucu sıcaklığını yarağımda hissedebiliyordum.
Eda yarağımın üzerinde hafif hafif ileri geri sürtünerek, pørnø sayfaların birini kapatıyor diğerini açıyordu. Ben de bu arada bir elimi geceliğinin altına, göbeğine sokarak, hafif hafif göbeğini okşuyordum. “Bunlara baktığımızı anneme söylemeyeceksin, değil mi?” dediğinde, göbeğini okşayan elimi yukarı, sütyensiz göğsüne götürüp, hafifçe okşayarak,
“Merak etme, her şey aramızda sır olarak kalacak! Hem sen artık büyüdün, yetişkin genç kız oldun, bazı şeyleri keşfedip yaşamak senin en doğal hakkın!” dedim.
Eda'nın nefes alışverişi sıklaşmış ve her nefes alıp verdiğinde sertleşmiş göğüs ucu avucuma değiyordu. Artık filmi açma zamanı gelmişti, öne doğru eğilerek filmi tıklayıp tam ekran yaptım ve start'a bastım. Filmden gelen (Ahh, Uhh!) sesleri eşliğinde seyretmeye başladık.
Filmi ileri geri alma bahanesiyle, kucağımdaki Eda'nın külotlu amına sürtünüp duruyordum. Eda filmi izledikçe külotunu zorlayan sertliğin nedenini anlamıştı ve hiç bozuntuya vermeden kendisi de yarağıma sürtünüyordu. Arkama iyice yaslandım ve Eda'yı yarağımın üstünde tutarak sürtünmesine yardımcı oldum.
Çok geçmeden külotunun ıslandığını hissettim, Eda orgazm olmuştu. Ben de neredeyse boşalmak üzereydim ve kendimi zor tutuyordum. Boşalırsam Eda'yı ürkütebilirim diye düşünüp tuttum kendimi.
Neyse ki film çabuk bitti. Hemen Eda'yı kucağımdan kaldırdım ve yarağımı şortumun içine sokup bilgisayarı kapattım. Banyoya zor yetiştim ve yarağımı şortumdan çıkarır çıkarmaz müthiş bir patlamayla boşaldım. Döllerim lavabonun üstündeki aynaya kadar fışkırmıştı. Boşalmam bitince tuvalet kağıdıyla aynayı ve lavaboyu silerek fışkırmış dölleri temizledim. Sonra duşa girip yarağımı yıkadım. Kurulanıp şortumu tekrar giydim ve banyodan çıktım. Eda bu arada salona geçmiş, televizyonu açmış, üçlü koltuğa uzanmış, gözleri kapalı yatıyordu. Biraz önce yaşananlardan utanmış olsa gerek, uyuyor numarası yapıyordu. Uyumadığını biliyordum, fakat onun bu oyununa katılmaya karar verdim. Televizyonu kapattım ve yanına giderek,
“Eda, uyuyor musun?” diye seslendim. Eda cevap vermeden arkasını döndü ve uyuma numarasına devam etti. Saçlarını okşayarak,
“Eda, burada uyunmaz, kalk yatağına yat!” dedim. Eda gözlerini açmadan sağa sola biraz kıpırdadı, ama yatmaya devam etti.
“Kalk canım, seni yatağına götüreyim!” diyerek kucağıma aldığımda, gözleri kapalı bir şekilde,
“Annem yok, bu gece senin yanında yatayım, ne olur!” diye mırıldandı.
“Tamam canım!” deyip, bizim yatak odasına götürdüm, yatağa yatırdım. Gece lambasını yaktım, şortumu da çıkarıp ben de yatağa uzandım. Eda arkasını bana dönmüş uyuma numarasına devam ediyordu.
“Eda canım, hava sıcak, bunalırsın!” diyerek geceliğini çıkardım. Şimdi sadece külotu kalmıştı ve külotunun arkası iyice götünün yanakları arasına girmişti. Bir süre o halini seyrettikten sonra, kulağına eğilip,
“Külotunu da çıkarayım mı canım?” diye sordum. Eda sadece,
“Hı hı!” diye mırıldanınca, külotunu yavaşça çıkardım. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Tam arkasına 66 pozisyonunda yanaşıp, yarağımı bacak arasına doğru yerleştirip ona sarıldım… Uyumak bir yana, Eda'nın kalbi hızla çarpıyordu. Yarağım amının dudakları arasında dolaşırken nefes alışverişleri hızlanıyordu. Amının suyu yarağıma bulaşmaya başlamıştı.
Arkasından çekilip, Eda'yı sırt üstü yatırdım. O halen uyur numarasına devam ediyordu. Elimi küçücük göğüslerine götürüp biraz okşadıktan sonra, göbeğine, oradan da amına geldim. Parmaklarım amının dudaklarında gezindikçe, Eda soğukta kalmış kuş gibi titremeye başladı.
Sonra bacaklarını aralayıp, o körpecik amını doyasıya öpüp yaladım. Klitorisini emmeye başladığımda, Eda kasıklarını yükseltip amını ağzıma bastırıyordu. Birden elektriğe çarpılmış gibi titreyerek orgazm oldu. Ben yalamaya devam ediyordum. Eda orgazm olduktan sonra amını yalamama fazla dayanamadı ve bacaklarını kapadı. Yataktan kalkıp, komodinin üzerinde duran kağıt havludan bir iki tane alıp, önce yarağımın ucundaki zevk suyunu sildim, sonra elime birkaç tane kağıt havlu alarak Eda'nın başucuna dikildim.
Eda'nın halen gözleri kapalıydı. Yarağımı dudaklarına sürdüm, ağzına almasını istiyordum. Hafifçe araladığı iki dudağının arasına yarağımın başını sokup, hafif hafif gidip gelmeye başladım.
Her gidip gelişimde birazcık daha soktum ağzına. Yarağımın sadece kafası ağzındaydı, öylece hızlanıp zevkin doruğuna çıktım. Boşalmama yakın yarağımı ağzından çıkarıp, elimdeki kağıt havluya boşaldım. Sonra banyoya gidip yarağımı yıkadım. Yatağa geldiğimde, Eda yüzüstü dönmüştü, aklı sıra uyuyor numarasına devam ediyordu. Ensesinden başlayarak, omuzlarını, sırtını, belini öptüm yaladım, kalçalarına geldim. Süt gibi götünün yanaklarını ayırıp, minnacık göt deliğini dilledim.
Dilimi götüne soktuğumda, Eda zevkten çığlık atmamak için yastığı ısırıyordu. Eda'nın öpülmedik, koklanmadık, yalanmadık yerini bırakmadım. En son ben sırtüstü yatıp, Eda'yı üzerime aldım. İki elimle kalçalarından tutarak, amıyla yarağıma sürtünmesine yardımcı oldum. Eda bir kez daha orgazm olurken halen uyur numarasına devam ediyordu, ancak bir süre sonra üzerimde gerçekten uyudu. Sabah erkenden kalkıp, Eda'nın külotunu ve geceliğini giydirdim ve üzerine battaniye örttüm. Benim işe gitmem gerekiyordu, Eda'nın da okulu vardı. Ben hazırlandıktan sonra onun kahvaltısını hazırlayıp uyandırdım. Zor da olsa kalktı. Ona iyi dersler dileyip evden çıktım, işe gittim. İş yerimde sürekli gece olanları düşünüp, akşamı iple çekiyordum. İşten çıkıp eve geldiğimde, Eda da benden yarım saat sonra tenis kursundan dönmüştü. Tenis kursundan geldiğinde hep duş alırdı. Tenis çantasını bırakıp banyoya duş almaya girdi. Bu fırsat kaçıramazdım. Bir iki dakika sonra banyonun kapısını tıklatıp açtım ve
“Sırtını sabunlamamı ister misin canım?” diye sordum. Eda arkası bana dönük, duşun altındaydı. Sadece kafasını çevirip, “Hı hı!” diye onaylayınca banyoya girdim.
Hemen soyundum ve ben de Eda’nın yanına, duşun altına geçtim. Sırtını sabunlama bahanesiyle, şampuanla omuzlarından başlayarak sırtını, belini, kalçalarını, baldırlarını topuklarına kadar masaj yaparak sabunladım. Topuklarına geldiğimde yere oturdum. Arka tarafını sabunlamam bitince, önünü döndürdüm ve bacaklarını hafif araladım. Ayak parmak uçlarından başlayarak bacaklarını, amını, göbeğini, göğüslerini yine masaj yaparak sabunladım.
Ayağa kalkmıştım, fakat yarağım da ayaklanmıştı. Ben Eda'nın sabunlu vücüdunu ılık suyla durularken, o gözlerini yarağıma dikmişti.
Eda'yı duruladıktan sonra arkamı dönüp ben duş almaya başladım. Eda ise bir elinde şampuan şişesi ile kolumdan çekerek,
“İstersen ben de senin sırtını sabunlayayım?” dedi. Zaten beklediğim de buydu, onun için,
“Çok iyi olur canım!” dedim. Benim ona yaptığım gibi, sırtımı sabunlayıp topuklarıma geldiğinde, ona önümü döndüm ve bacaklarımı hafif araladım. Yarağım dimdik ayaktaydı.
Ayaklarımdan sabunlamaya başlayıp, bacaklarımdan yukarı çıkarak yarağıma geldiğinde, Eda'nın yüzü kasıklarımın hizasında ve dudakları yarağıma birkaç santim mesafedeydi. Başının arkasından küçük bir dokunuşla dudaklarını yarağıma yapıştırıp devam etmesini söyledim.
“Dünkü filmi hatırlıyor musun? Kızlar erkeklerin sikini nasıl yalıyordu… Hadi sen de bana aynısını yap canım…”
Yarağımın başını biraz öptü yaladı, taşaklarımı okşadı, ama bu benim için yeterli değildi.
Ayağa kaldırdım. Elinden şampuanı alıp, önce yarağımı sıvayıp, sonra elime bolca şampuan döktüm ve amını şampuanladım. Bacaklarını açıp, ayaktayken Eda'yı kucağıma aldım.
Eda kollarını boynuma, bacaklarını da belime dolamıştı. Ben de kalçalarından tutuyor ve götünün yanaklarını yoğuruyordum. Bu pozisyonda yarağım amının küçücük dudakları arasına yerleşmişti. Amına girmek için yanıp tutuşuyordum. Eda'nın kulak memelerini biraz yalayıp emdikten sonra, kulağına,
“İçine girmemi ister misin?” diye fısıldadım. Eda kollarını boynuma daha sıkı dolayarak,
“Hı hı!” diye mırıldandı. Kucağımdaki Eda'yı, birkaç kez ileri geri yaptırarak, yarağımın kafasını amının deliğine denk getirip, ritmik hareketlerle yarağımın üstüne bırakmaya başladım… Yarağımın kafası amına girince, Eda kendini sıkıp kasmaya başladı.
“Sıkma kendini, serbest bırak!” dedim. Kendini serbest bırakınca; Eda'yı yarağımın üstüne bıraktım. Aynı zamanda yarağımın daha derine girebilmesi için hamle yaptım, iyice bastırdım. Eda'nın çığlığı banyoyu inletirken, yarağım tamamen amının içinde kaybolmuştu.
O kadar sıcaktı ki, adeta yarağımı bir yanardağın içine sokmuştum. Kucağımda hoplatırken, Eda ağlamaya ve
“Çıkar, çok acıyor!” demeye başlamıştı. Bir elimle ağzını kapatıp,
“Tamam, birazdan çıkaracağım, ama ağzını açtığımda bağırma!” dedim ve alttan amına birkaç kez daha kökledim. Eda'nın körpecik amını saatlerce sikmek isterdim, fakat çok geçmeden boşalmak üzere olduğumu hissettim. Eda'yı koltuk altlarından tutarak yarağımdan kaldırmaya çalıştım, ama yarağım oraya çakılmış gibiydi ve zevkten ölüyordum, neredeyse patlamak üzereydim.
Hızlı bir şekilde kaldırıp içinden çıkmamla birlikte, Eda'nın amından kan, yarağımdan da döl boşaldı!










