Evde Kal
Evde Kal canım. Emin ol, evde yapılacak çok eğlenceli ve zevkli şeyler var… ♥
#EvdeKal #stayathomechallenge #EvdeKalmakDahaZevkli

blake kathryn
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
h
hello vonnie

ellievsbear
One Nice Bug Per Day
Alisa U Zemlji Chuda
ojovivo
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Janaina Medeiros
dirt enthusiast

Product Placement

Discoholic 🪩

oozey mess

@theartofmadeline
tumblr dot com
Monterey Bay Aquarium

JVL
Today's Document

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Algeria
seen from Germany

seen from United States
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
@mutsuzhikayeleri
Evde Kal
Evde Kal canım. Emin ol, evde yapılacak çok eğlenceli ve zevkli şeyler var… ♥
#EvdeKal #stayathomechallenge #EvdeKalmakDahaZevkli
Yastık sarmayla yalnızlıklar biter mi? Soğuk geceler, soğuk yataklar ısınır mı? Er koynunda yatmayınca karanlık gecelerde ışık olur mu? Kokusunu almayınca sabahlar olur mu? Yalnızlık zor, hasret zor, çok zor…
Arkadaşımın Karısı
Merhabalar. Adım Nahit, 32 yaşındayım. Yıllarca bir fabrikanın müdürlüğünü yaptıktan sonra, 7 yıldır tecil ettirdiğim askerliğimi yapmak için müracatta bulundum. Fabrikada tüm personel tarafından sevilen, sayılan, aynı zamanda çok otoriter biriydim.
Fabrikanın yemekhaneden sorumlu aşçısı, Erkan isminde genç biriydi ve iki ay önce 17 yaşında bir kızla evlenmişti. Düğününe beni de davet etmiş, ben şehir dışında olduğum için düğünlerine gidememiş ve evlendiği kızı görememiştim, fakat çok da merak ediyordum. Bu arada Erkan benden çok korkar, aynı zamanda çok da saygı gösterir, her zaman günlük menü dışında bana özel yemekler yapar, bazen de,
“Müdürüm bir gün seninle kafaları çekelim, mezeler benden!” derdi. Ama bir türlü işlerimizin yoğunluğu nedeniyle fırsat bulamamıştık. Neyse günüm geldi işimden ayrıldım ve askere gittim.
Askerden geldikten sonra oturduğum apartmanın altında boş olan bir dükkanı kiraladım ve inşaat malzemeleri üzerine bir işyeri açtım. Aradan 6 ay kadar geçmişti, bir gün fabrikaya eski patronumu ziyaret için gittim. Fabrikada benim dönemimden çalışan hiç kimse kalmamış, bütün personel yenilenmiş, patron işleri baya bir küçültmüştü. Çalışanlara yemekhane sorumlusu Erkanı sordum, onun da işten ayrıldığını ve yemeklerin tabildottan geldiğini söylediler.
On gün kadar sonra bir gün sabah dükkanın önüne bir sandalye atıp güneşlenirken, motorlu birisi önümden geçti ve Erkan'a çok benziyordu. Ama güneş gözlüğü taktığı için tam emin olamadım.
Aynı kişi akşam üzeri tam ters istikamete doğru geçince, ben sabahları ve akşamları yola bakmaya başladım ve her gün geçiyordu. Birkaç gün sonra akşam geçerken ben bunu durdurdum, evet Erkan'dı. Beni görünce baya bir şaşırdı,
“Oooo müdürüm!” deyip elime sarıldı. Dükkana davet ettim. Hoş beşten sonra,
“Birkaç gündür görüyorum ama emin olamadım, her gün bu caddeden nereye gidiyorsun?” diye sordum.
Yeni taşınmışlar, evi caddenin sonundaki varoş mahallesinde imiş ve başka bir fabrikada aşçı olarak çalışıyormuş… Baya bir hasret giderdikten sonra, motoruna bindi, giderken de,
“Müdürüm, ailecek de görüşelim, buralarda hiç çevremiz yok, herkes kendi halinde, bari sizinle gidip gelelim, hanımın ve çocuğun çok canı sıkılıyor!” dedi. Okeyleştik ve
“İstediğiniz zaman buyurun gelin!” dedim. Akşam durumdan eşime de bahsettim. Bu arada ben 8 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir çocuğum var. Erkan'ın da hemen bir çocuğu olmuş ve bir buçuk yaşına girmiş. Eşim,
“Olabilir, eğer hanımı kafa dengi birisi ise, benim de canım sıkılıyor aslında, benim içinde iyi olur.” dedi.
Erkan birkaç gün sonra dükkanın önünden motorla geçtiğinde bu sefer arkasında başörtülü, pardesülü kapalı bir bir bayan ve kucağında bir çocuk vardı.
Ofisimde olduğum için onlar beni görmedi, ama ben çok şaşırmıştım, karısının kapalı biri olabileceğini hiç düşünmemiştim ve ilk defa görüyordum, fakat çok hızlı geçtikleri için doğru dürüst görememiştim.
Cumartesi akşam üzeri Erkan dükkana uğradı ve
“Müdürüm, müsaitseniz Pazar günü size gelmek istiyoruz?” dedi. Karıma telefon açıp müsait olup olmadığımızı sorduğumda, karım da,
“Müsaitiz müsaitiz, buyursunlar gelsinler, hatta biraz erken gelsinler kahvaltıyı da birlikte yapalım!” dedi.
Pazar günleri işyerini açmıyordum. Sabah erkenden kalkıp unlu mamul fırınına giderek simit, poğaça ve börek aldım ve beklemeye başladık. Saat on gibi geldiler, kapıda karşıladık. İçeri geçtiler,
“Hoşgeldin!” diyerek eşine elimi uzattım ve tokalaştık. Ama ne tokalaşma! Elleri ateş gibi yanıyordu! Samimi bir şekilde,
“Ben Hayriye!” dedi.
“Ben de Nahit!” dedim ve ekledim, “Bu arada siz hasta olacaksınız galiba, ateşiniz var!” dedim. Hayriye hafif gülümseyerek,
“Yok, benim doğal halim bu!” dedi. Erkan da,
“Müdürüm ben kışın soba kullanmıyorum, Hayriye'nin teni çok sıcaktır!” dedi, gülüştük.
Hayriye minyon tipli, hafif çukur gözlü, beyaz tenli, yüzü ve vücut yapısı süper güzel bir kadındı. Ona bakmaktan kendimi alamıyor, fakat göz göze gelmeye de korkuyordum.
Kahvaltı masasına geçtik. Hayriye çocuğu uyutmak için yan odaya geçti. Bu arada biz masaya oturunca, ona benim karşımdaki sandalye kaldı. Beş on dakika sonra geldi ve karşıma oturdu. Derin bir kahvaltı sohbeti, yaz olduğu için balkon kapısı açık, güzel bir ortam, kakara kikiri iki saat kadar masada kaldık.
Hayriye kapalı olmasına rağmen çok hoş sohbet, biraz utangaç ama konuşkan birisiydi. Kahvaltıdan sonra biz balkonda koyu sohbete dalmışken, hanımlar bulaşık falan derken öğlen oldu. Hanımlar yanımıza gelerek pikniğe gitme teklifinde bulundular.
Hazırlıklar yapıldı pikniğe gittik. Vaktimiz çok güzel ve eğlenceli geçiyor, bu arada samimiyetimiz artıyordu. Piknikte çay içerken Hayriye bana,
“Nahit abi, Erkan üç yıldır seni öyle anlatıyordu ki, merakımdan çatlamıştım!” dedi. Erkan da lafa girdi,
“Ee o benim biricik müdürüm, bana çok babalık yaptı, ondan gördüğüm iyiliği babamdan görmedim ben, gerçi fabrikada yardım etmediği tek işçi yoktu, o fabrikadaki bütün işçilerin babasıydı!” dedi. Hayriye de,
“Abi ne zaman bir durum olsa Erkan, şimdi Nahit müdürüm olacaktı ben bu hale düşmezdim diyor, seni anlata anlata bitiremiyor!” dedi.
Bu arada eşim bir bana, bir Hayriye'ye bakıyor, bir şeyler çözmeye çalışıyordu. Ben ise kötü duygulara girmemek için kendimi zorluyor, fakat Hayriye'den de gözümü alamıyordum. Yirmi yaşında, süper güzel bir hatun karşımda ve göz göze gelmemek için resmen kendimle savaşıyorum.
Akşam üzeri piknikten döndük, akşam yemeği falan derken saat 22:30 oldu. Herkes pikniğin de etkisiyle baya yorulmuştu. Bunlar,
“Artık kalkalım…” dediler. Sabah gelirken minibüsle geldikleri için yine minibüsle gitmeleri gerekiyordu ben,
“Olmaz, minibüsle göndermem, sizi ben bırakırım!” dedim.
“Ya zahmet etme.” falan dediler. Ben de,
“Hem evi de öğrenmiş olurum.” deyince itiraz etmediler. Eşime, “İstersen sen de gel.” dedim. Eşim,
“Ben yorgunum, sen bırak gel.” dedi.
Neyse ben bunları evlerine bıraktım. Arabadan inerlerken çocuk Erkanın kucağında idi. Vedalaşırken yine tokalaştık, ama Hayriye'nin elleri yine ateş topu gibi yanıyor ve içimi fena yapıyordu. Elimi bırakmadan,
“Nahit abi her şey için çok teşekkürler, çok güzel bir gündü, en kısa zamanda biz de sizi bekliyoruz!” dedi. Bu arada gözlerimin içine bakıyordu, durduğum yerde yarağım kazık gibi olmuş, yüzüm kızarmıştı.
“Abi sen bana diyorsun ama sen hasta olacaksın, yüzün kıpkırmızı ve terliyorsun!” dedi. Ben de güneş çarpmış olabileceğini söyledim. Vedalaştık ve ben eve döndüm.
Eşim geceliğini giymiş yatmış, yatakta beni bekliyordu. Soyundum ve yatağa girdim. Biraz sohbet ettik, onları nasıl bulduğunu sordum. Çok beğendiğini, iyi insanlar olduğunu ve görüşebileceğimizi söyledikten sonra bana manalı manalı bakarak,
“Umarım bu düşüncelerim yüzünden beni pişman etmezsin!” dedi. Eşim çok kıskanç bir yapıya sahiptir.
“Ne demek istiyorsun?” dedim.
“Kız çok güzel ve sana da çok hayran kaldı!” dedi.
“Ne alaka? Kocası anlatmış, o da merak etmiş, ne var bunda?” dedim.
“Daha çok toy, sen yine de dikkat et!” dedi.
“Abartıyorsun! Duymadın mı, bana Abi diyor, ayrıca kapalı birisi!” dedim.
“Orası öyle, ama ne bileyim, o kadar güzel ki kıskanmamak elde değil!” dedi.
“Sen ondan güzelsin karıcığım!” diyerek dudaklarından öptüm ve amını avuçladım ve okşamaya başladım. Sonra karımın külodunu çıkardım, amını yalayıp, az önceki elin sıcaklığının ve konuşmalarında etkisinde kalarak kazık gibi olmuş yarağımı karımın amına geçirdim. Karım,
“Offfffff, işte bu huyuna bayılıyorum senin, ne zaman aklımdan geçse yarağını amımda buluyorum!” diyor ve dudaklarını ısırıyordu…
Ben ise Hayriyeyi siktiğimi hayal ediyor, karıma köklüyordum. Karım zevke gelmiş çılgınlar gibi inliyor,
“Ben bu yarağı kimseyle paylaşamam! Bu yarak bana ait! Sakın o karıyı sikeyim deme!” diyor, kendi kuşkularını dillendiriyordu.
“Karıcığım merak etme, Hayriye karşımda soyunup bacaklarını ayırsa bile dönüp bakmam!” diyerek karımın amına pompalıyordum. Karım,
“Ben seni bilmez miyim? On senedir yediğim bu yarağı tanımaz mıyım? Öyle bir fırsatı kaçırır mısın sen, bulduğun ilk fırsatta koyarsın kızın amına!” diyor, beni daha da azdırıyordu. Yirmi dakikadır karımı sikiyordum ve artık son noktaya yaklaşmıştım, hızla pompalıyor,
“Merak etme aşkım, siksem bile bana senin kadar zevk veremez!” diyerek karımı rahatlatmaya çalışıyordum. Karım ise ikinci defa boşalıyor olmanın zevkiyle,
“Sik kocacığım sik, bu yarağa helal olsun, bu yarak ne Hayriye'ler hak ediyor! Offfff çıldırıyorum, pompala kocacığım, kökle amıma!” derken, korunmadığı için, yarağımı son bir hamleyle karımın amından çektim ve göbeğine boşaldım.
Nefes nefese kalmış bir vaziyette üzerinde bir kaç dakika hareketsiz kaldım, sonra yanına uzandım. Karım dudağıma bir öpücük kondurarak,
“Az önce söylediklerimi sakın ciddiye alıp da kıza bir şey yapayım deme haa! Sana belli olmaz, izin verdiğimi falan düşünürsün!” diyerek gülümsedi.
Aradan bir kaç gün geçmişti ama Hayriye bir türlü aklımdan çıkmıyor, resmen bütün gün düşüncemi işgal ediyordu. Ellerinin sıcaklığı aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, elleri böyleyse acaba amı nasıldır bunun diye düşünmeden edemiyor, bir yandan da arkadaşımın karısı hakkında böyle düşünceler taşıdığım için kendime kızıyor, müthiş bir suçluluk duygusu yaşıyordum. Tam bir ikilem içindeydim.
Bir akşam vakti tam dükkanı kapatmayı düşünüyordum ki, Hayriye caddenin karşı kaldırımından kucağında çocuk ile yavaş yavaş yürüyerek evlerinin ters istikametine doğru gidiyor ve sık sık arkasına dönüp bakıyordu. Hemen koşarak yanına gittim ve arkasından,
“Hayriye?” dedim. Galiba sesimi tanıyamadığı için birden irkildi, beni görünce de biraz rahatladı. “Bu saatte böyle yaya nereye gidiyorsun? Hayır mı?” dedim.
“Abi sorma ya, Erkan gece vardiyasında çalışıyor, işe gitti, ben de annemlere gidiyorum. Minibüsü beklemeyeyim, yavaş yavaş yürüyeyim dedim, ama hep dolu geçiyorlar, almadılar, buraya kadar geldim.” dedi.
“Yorulmuşsun, gel biraz dinlen, böyle olur mu, o kadar yol kucağında çocukla yürünür mü, gel hadi!” diyerek çocuğu kucağından alarak, biraz da emrivaki bir tavırla işyerime götürdüm…
Hayriye yorulmuş, kan ter içinde kalmıştı. Soğuk bir kola ikram ettim.
“Abi ben almasaydım, geç oluyor, şimdi minibüsler nöbete düşerse çok geç kalırım!” dedi.
“Merak etme, seni bu saate minibüsle gödermem, ben bırakırım, rahat ol, al şunu iç, serinle biraz!”
“Nahit abi zahmet etme, ben minibüsle giderim!” dedi. Ben kaşlarımı çatarak,
“Seni bu saatte böyle göndermem, sonra Erkan duyarsa bana kırılmaz mı?” dedim. Hayriye de çaresiz,
“Peki abi!” dedi ve kolayı aldı.
Çocuk uyuyordu, koltuğa yatırmıştım. Sohbete başladık, tam karşımda oturuyor ve havadan sudan konuşuyorduk. Ben ise yine gözümü dikmiş öyle derinlere dalmıştım.
Bir kaç defa göz göze geldik. Ben hep gözümü kaçırıyordum ve sonuncuda kaçıramadım, bir an sessizlik oldu, bir on saniye göz göze bakıştık. Bu defa o gözünü kaçırdı, ben hemen toparlanmaya çalıştım, ama bu arada masa altında benim yarak yine kazık gibi olmuştu.
“Abi ne zaman kapatıyorsun?”
“Beş on dakikaya kadar kapatırım, gideriz!”
Bu arada yukarıyı evi aradım ve bir işim olduğunu, bir yere kadar gidip geleceğimi ve merak etmemelerini söyledim.
Masanın altından yarağımı düzelttim, eğer anlarsa rezil olacağımı düşündüm ve sakinleşmek için birkaç dakika dikkatimi dağıttım, masadaki evrakları dosyaları falan toparladım. Sakinleşince de,
“Hadi kalkalım!” deyip çocuğu kucakladım ve arabaya kadar ben götürdüm. Arabaya varınca çocuğu almasını, kapıları açacağımı söyledim.
Çocuğu alırken ben biraz çekingen davrandım, ama o çok rahattı ve yanaştı, çocuğu sıkı tutabilmek için sarılarak alırken, benim kolumun birisi çocukla onun arasında kaldı ve pardesünün üzerinden taş gibi göğüslerini ilk defa hissederken neredeyse kalp krizi geçirecektim. Kapıları açtım, arkaya binmek istedi.
“Aşk olsun, bu da ne demek oluyor? Hakaret sayarım bunu!” deyince,
“Ay abi özür dilerim, böyle düşüneceğini bilemedim!” dedi ve ön tarafa geçti.
Neyse yola çıktık, bu arada hava iyice kararmıştı. Ben acele etmiyor, yolu uzattıkça uzatmaya çalışıyorum. Gideceğimiz yer normal trafikte yarım saatlik yoldu, ama akşam trafiği de işin içine girince baya bir uzadı.
Trafik durunca, ben kucağındaki çocuğun yanağını okşamak bahanesiyle ona yanaşıyor, zaman zaman kazara olmuş gibi göğüslerine elimi sürtüyordum… Çaktırmadan kalkmış yarağımı düzelttim ve konu açılsın diye,
“Demek Erkan benden çok bahsetti ha, öyle mi?” diye sordum.
“Sorma Nahit abi, seni yere göğe sığdıramıyor, ben de merakımdan çatlıyordum.”
“Eee merakın geçti mi? Nasıl, merak ettiğin kadar varmışım bari?” dediğimde, bir iki saniye sustu ve
“Evet, çok iyi bir insansınız!” dedi.
“Teşekkür ederim, siz de iyisiniz, Erkan'ı severim, çok saygılı çok efendi bir çocuk. Onunla evli olduğun için çok şanslısın! Eminim iyi bir kocadır!” diye zarf attım. Hayriye yine bir iki saniye sustuktan sonra,
“Eh işte, öyledir…” dedi.
“Ne demek şimdi bu? Nasıl eh işte? Evliliğinizde sorun mu yaşıyorsunuz?” diye sordum.
“Abi evlilik olur da sorun olmaz mı?”
“Hayırdır, büyük bir sorun mu? Bak üzüldüm şimdi, oysa ben sizi çok mutlu görmüştüm.”
“Yok, tabi ki mutluyuz, ama bizim de kendimize göre sorunlarımız var tabi, biraz özel sorunlar Nahit abi.”
“Bana güvenebilirsin, eğer paylaşmak istersen seni dinlerim ve elimden geldiğince de çözümü konusunda yardımcı olurum, ayrıca bende sır olarak kalır, bu konuda bana güvenebilirsin!”
“Nahit abi sana güvenmesem bu kadarını da söylemezdim zaten, ama güvensem de daha fazlasını anlatmam doğru olmaz.”
“Peki sen bilirsin!” deyip, torpidodan bir kartvizitimi çıkardım ve uzattım, “Eğer çok daralır da konuşmaya ihtiyaç duyarsan çağrı bırak, ben seni ararım!” dedim. Kartı aldı,
“Tamam abi, ararım!” dedi. Bu arada yüzü değişmiş, hüzün, utanma, çekinme ve korku karışımı tuhaf bir ifade almış, gözlerini karşıya dikmiş anlamsızca yola bakıyordu. Bir kart daha çıkardım ve bir kalemle birlikte uzattım,
“Buna da sizin numarayı yaz, bende de sizin numaranız bulunsun.” dedim. Numarasını yazdı ve uzattı. Baktım ev numarasını yazmış sadece, “Cep numaranı da yazsaydın.” dedim.
“Ben cep telefonu kullanmıyorum, hep evde olduğum için ihtiyacım olmuyor.” dedi.
“Peki tamam!” dedim.
Bu arada gideceğimiz yere varmıştık. Hayriye'ye arabadan inmeden ona,
“Sen kötü görünüyorsun, büyük bir sorununuz var galiba?” diye sordum.
“Yok bir şey abi, sonra anlatırım!”
“Tamam o zaman, yarın mutlaka telefonunu bekliyorum, anlatacaksın bana!”
“Tamam! Erkan öğleden sonra saat 2:30 gibi evden çıkıyor, o zaman ararım.”
“Tamam o zaman saat 2:30 dan sonra telefonunu bekliyorum, mutlaka ara bak! Bu arada sen geri nasıl döneceksin, saatte epeyce oldu?”
“Ben bu gece burada kalacağım abi, kardeşimin düğün hazırlıkları var, yarın alışverişe çıkacağız, alışverişten sonra oradan direkt minibüsle dönerim eve. Abi çok teşekkür ederim, sana zahmet oldu bu geç saatte.”
“Ne zahmeti canım, ne olacak ki, ne zaman arabalık bir durum olursa, gece gündüz fark etmez, aramazsan gücenirim!” dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım. Çocuğun başını dizine koydu ve tokalaştık. Eli elimde,
“Yok bu sıcaklık normal bir şey değil!” diyerek gülümsedim.
“Abi benim elim hep böyledir, pek tokalaşmam ama kimle tokalaşsam çocukluğumdan beri hep bunu söylüyorlar, demek ki sıcak kanlı birisiyim!” diyerek o da gülümsedi ve arabadan indi.
Hemen geri döndüm, ama içim içime sığmıyordu, eve nasıl vardım bilmiyorum. Gözümün önünden gitmiyordu, ertesi gün öğlene kadar bana bir yıl kadar uzun geldi. Saat 14:30 gibi çıktım dışarıya ve Erkanın geçmesini bekliyorum, ama geçmedi.
Saat 15:30 oldu, ne Erkan geçti ne Hayriye'den telefon geldi, kafayı yiyordum. Masama geçip koltuğuma oturup gözlerimi saate diktim, kulağım telefonda. Saat 16:15 oldu halen telefon yok.
Ne olursa olsun ben arayacaktım, eğer Erkan açarsa (Hafta sonu müsaitseniz, ya siz gelin, ya da biz gelelim) deyip bir şekilde olayı kapatacaktım. Kaldırdım telefonu, çevirdim numarayı, daha ilk çalışının ilk saniyesinde telefon açıldı…
“Alo.” dedim. Hayriyeden titrek ve kısık bir sesle cevap geldi,
“Alo?” dedi.
“Ben Nahit, Erkan evde mi?” diye sordum.
“Yok Nahit abi, saat ikibuçukta gitti o…” dedi.
“Buradan geçmedi, kapıda bekledim ama göremedim?”
“Abi motorla gitmedi, servisle gitti, normalde servis alıyor onu, ara sıra motorla gidiyor.”
“Anladım. Hani arayacaktın, neden aramadın?”
“Aramadım işte…”
“Neden? Hani konuşacaktık?” Kısa bir sessizlik oldu,
“Boşver Nahit abi, konuşmayalım!”
“Hmmm. Pardon, sanırım aramakla ben yanlış yaptım. Ben konuşacağımızı, bana sıkıntılarını anlatacağını düşünmüştüm.” Yine kısa bir sessizlikten sonra,
“Abi hangi sıfatla dinleyeceksin benim sorunlarımı, yani sana neden anlatayım, seninle neden konuşayım bunları?”
“Dost olduğumuzu düşünüyordum ben…”
“Tamam abi dostuz, ama aile dostuyuz, sorunlarımızla seni meşgul etmek istemem.”
“Sen bilirsin, ama akşam da dediğim gibi, eğer anlatmak, boşalmak istersen dinlerim ve anlattıklarını da bir sır olarak saklarım (burada boşalmak kelimesini özellikle kullanmıştım), her şeyi içine atmak sağlığına zarar verebilir, insanda bazen dışa vurma ihtiyacı doğar.”
“Ya elbette konuşmaya ihtiyacım var, elbette birilerine anlatsam rahatlarım, ama bu neden siz olasınız? İşte benim kafamı karıştıran bu, yoksa birileriyle sıkıntımı paylaşmayı ben de isterim.”
“Sen bilirsin, kime güveniyorsan onunla paylaşırsın, güvendiğin birisi varsa ona anlat, ama içinde tutma. Akşam bir ara çok kötü oldun, o halin aklımda kaldı, üzüldüğüm için aradım, onun için anlatmanı istedim, bana güvenebileceğini düşündüm.”
“Güveniyorum…”
“Güveniyorsan anlatırsın.”
“Şimdi değil, ama belki daha sonra anlatırım.”
“Peki ne zaman istersen anlatabilirsin, bilesin ki ben dinlemeye hazırım!”
“Tamam abi bunu bilmek içimi rahatlattı.”
“Seni tutmayayım, eğer işin varsa kapatabiliriz.”
“Yoo işim yok, çocuk uyuyor zaten.”
“İyi, benim de canım sıkılıyordu, sakıncası yoksa öylesine sohbet edelim.”
“Sakıncası yok…”
“Alışverişi yaptınız mı?”
“Evet yaptık, çok güzel şeyler aldık.”
“Senin güzel şeylere ihtiyacın yok ki.”
“Bana değil, kardeşime aldık… (Biraz sessizlik oldu) Hem benim neden güzel şeylere ihtiyacım olmasın ki?” diye sordu. Sustum, terledim ve titremeye başladım. Titrek bir sesle,
“Sen zaten çok güzelsin, ekstra güzel bir şeye ihtiyacın yok!” dedim. Yine kısa bir sessizlikten sonra,
“Ciddi ben güzel miyim?” diye sordu.
“Hem de çok!”
“İltifatın için teşekkür ederim, bunu duymak çok güzel!” Hayriyenin bu sözleri bana cesaret vermişti, artık balık oltaya geliyordu,
“İltifat değil, gerçekten çok güzelsin, hatta hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın!”
“Yok artık, o kadar da abartmayın lütfen!”
“Abartmıyorum!”
“Nerem güzel ki?”
“Yüzünden başka nereni gördüm ki?” deyince gülüştük…
“Beni güzel bulmana sevindim Nahit abi!”
“Sorununuz bu mu yoksa, Erkan seni güzel bulmuyor mu?”
“Yok, o da güzel olduğumu söyler ara sıra.”
“Hmmm, tutturamadım!”
“Abi sonunda konuşturacaksın beni, bizim sorunumuz sağlık sorunu!”
“Nasıl yani, sağlık derken? Yoksa hasta mısın? Demiştim sana bu sıcaklık normal değil diye.”
“Yok abi, sorun Erkan'da, bende değil!”
“Öyle mi? Peki nesi var? Hemen tedavi ettirelim, ağır bir hastalığı falan mı var? Doktora gittiniz mi?”
“Hayır gitmedik! Zaten sorun da bu! Doktora gitmemesi!”
“Nasıl yani? Niye gitmiyor ki?”
“Gitmiyor işte!”
“Ben götürürüm onu, sen hastalığını söyle bana!”
“Gitmez abi! Utanıyor!”
“Yahu sağlığın utanması mı olur, bu nasıl bir zihniyet, doktora gidilmez mi, nesi var bunun? Verem mi? Kanser mi?”
“Yok abi, öyle bir şey değil, erkekliği ile ilgili…” dedi. İşte tuzağıma düşmüştü. Biraz sessizlik oldu.
“Hmmm, sanırım anlıyorum, ama sağlık sağlıktır, ben öyle düşünürüm, eğer tedavisi olan bir rahatsızlıksa gitmeli doktora!”
“Abi özür dilerim, ama bir şey soracağım, tamam ben sana güveniyorum, ama aynı zamanda da senden utanıyorum, biraz açık konuşsam ayıp olur mu?”
“Ne ayıbı yaa! Sen ne saçmalıyorsun, ayıp falan olmaz, istediğin gibi konuş! Anlat şimdi, nedir sorun?”
“Abi Erkan'ın erken boşalma sorunu var!”
“Öyle mi? Hmmm, anladıımm, peki ne kadar erken?”
“Çok erken! Dakika bile sürmeden! Bir defasında içine bile giremeden üç kere boşaldı, dördüncüde de içine girer girmez boşaldı ve o gün de çocuk kaldı. Aslında gerdeği de o gün yapmış olduk, yani düğünden iki ay sonra! Ara sıra söylüyorum doktora gidelim diye, doktora gideceğimize beni öldür diyor.”
“Hmmm, durum baya kötüymüş Hayriye… Senin adına ne kadar üzüldüğümü bilemezsin!”
“Nahit abi bana bunları anlattırıyorsun da, peki yengemle sizin sevişmeniz ne kadar sürüyor? Ne sıklıkta yapıyorsunuz?” diye sorduğunda bir üst Levele geçtiğimizin göstergesiydi bu soru. Zafer kazanma yolunda ilerliyordum. Konuşmanın bundan sonrasını iyi yönlendirebilirsem, Hayriye'yi kesin sikebilecektim.
“Yengenle hemen hemen hergün sevişiriz ve 20-25 dakikadan tut da bir saati geçer bazen!” dedim. Hayriye'nin şaşkınlığını telefondan bile hissedebiliyordum,
“Yok yaa? O kadar sürüyor mu abi? O kadar süre yengemle ne yapıyorsunuz?” diye sordu.
“Vaktimiz kısıtlıysa hemen yengene girerim ve 20-25 dakika yaparım yengeni… Fakat vaktimiz bol olduğunda, yarım saate yakın birbirimize Oral yaparız, 69 yaparız, Rus işi, Fransız işi yaparız, Amerikan işi yaparız, değişik fantaziler yaparız, Dirty Talking yaparız, birbirimizi birer ikişer kez orgazm ettikten sonra finali Doggy veya Jokeyle yaparız!” dedim. Bilerek bu kelimeleri seçmiştim!
“Oral? 69? Dörti Tolkink? Jokey? Dogi? Rus işi…? Abi anlatacaksan Türkçe anlat da anlayayım!”
“Oooo, pardon canım! Haklısın! Örneklerle anlatsam daha iyi olur aslında, fakat biraz açık saçık olur, sakıncası var mı?”
“Yoo, sakıncası yok, istediğin gibi anlat abi!”
“Bak şimdi, sevişmeden önce, yani sikişmeden önce, ön sevişme denilen bir şey var, 69 bunlara en güzel örnek. 69’u sana şöyle açıklayım: Mesela ben yatakta sırtüstü yatıyorum, sen de benim üzerime ters yatıyorsun, ben seninkini yalarken, sen de benimkini yalıyorsun.”
“Yalamak mı? Baya dilinle?”
“Evet, ikimiz de dilimizle yalıyoruz, sen ağzına sokuyorsun… Bunları yaparken de Dirty Talking yapıyoruz. Argo, müstehcen konuşmalar yani…”
“Ne gibi?” Öğrencim çok meraklıydı ve ben de dibine kadar gittim olayın…
“Mesela, Yarrağımı iyi yala Orosopu! Taşaklarımı em amına koduğumun Kaltağı! Birazdan senin bu daracık amcığını sikip parçalayacam! Domaltıp, osurta osurta sikecem seni Fahişe! Yarak hastası azgın Orospu seni! diyorum. Sen de, Sik parçala amcığımı koca yaraklı sikicim, erkeğim, kökle amıma, geçir yarrağını! falan diyorsun!”
Hayriye belli ki bu kadar da açık beklemiyordu, sesi kesilmiş, telefonda hızlı hızlı nefes alışını duyabiliyordum. Muhtemelen eli amına gitmişti. Gerçi benim de elim sikimdeydi. Birkaç saniye suskunluktan sonra Hayriye heyecanla ve titrek bir sesle,
“Eee, sonra…?” diye sorunca, bir üst Levele daha geçmiş olduk ve anlatmaya devam ettim. Artık resmen telefonda sekse dökmüştüm işi,
“Bak mesela, amın kıllı mı?” diye sordum. Hayriye burnundan soluyarak, heyecanla,
“Yok değil, devam et lütfen!” dedi.
“Ohhh, yani amın kaymak gibi, kaymak gibi amlara bayılırım! Amının dudaklarını ağzıma alıp sündürüyorum, emiyorum, amcığına dilini sokuyorum, götünün deliğini parmaklıyorum! Sen de yarağımı hızlı hızlı emiyor, aynı zamanda amını yüzüme bastıra bastıra sürtüyorsun.” Telefonda nefes alıp vermelerini duyabiliyordum.
“İkimiz de birbirimizin ağzına boşalıyoruz, ben senin amının sularını yalarken, sen de benim döllerimi yalayıp yutuyorsun!” deyince, Hayriye köpek gibi soluyarak, telefonda inlemeye başladı. Çok geçmeden,
“Ağıhhhh Ihhhhh…” diye bir inleme çıktı ve hiç bir şey söylemeden telefonu kapatıverdi. Kesin orgazm olmuştu ve utancından kapatmıştı telefonu. Bu arada ben de küloduma boşalmıştım!
Ertesi gün yine aynı vakitte aradım. Hemen açtı yine telefonu,
“Alo benim, Nahit! Dün hata ettim galiba, özür dilemek ve vedalaşmak için arıyorum, söz bir daha aramayacam! Kendine iyi bak, bye!” dedim. Hayriye hemen,
“Dur kapatma!” dedi.
“Efendim canım?”
“Eğer dünkü bir hataysa, bu sadece senin hatan değil, bunu ben de istedim! Bana kızma, dün çok tuhaf oldum, ondan kapattım telefonu! İlk defa kendimi gerçek bir kadın gibi hissettim, ne olur konuş benimle. Beni bir daha aramazsan, ot gibi yaşamaya mahkum olurum, hayatımda hiç heyecan kalmaz!” Hayriye tam istediğim kıvama gelmişti, biraz daha üstüne gitmeye karar verdim ve
“Bak canım, bu yaptığımızın yanlış olduğunu ve de sonunun nereye varacağını sen de biliyorsun, en iyisi burada bitirelim bu işi!” dedim. Hayriye ağlamaklı bir ses tonuyla,
“Bunu bana yapma! Eğer yalvarmamı istiyorsan yalvarırım! Ne yapmamı istersen yaparım, nasıl olmamı istiyorsan öyle olurum! Altına yatmaya bile hazırım! Orospun olurum! Kaltağın olurum! Yarağını yalarım, döllerini yutarım! Erkeğim benim, sikicim benim! Domalt sik beni! Geçir yarağını amıma! Götümü sik, parçala!” deyince, dünkü kaldığımız yerden telefon seksine devam ettik…
Yaklaşık bir hafta boyunca her gün telefonda seks yaptıktan sonra, arkadaşımın o kapalı ve utangaç karısı Hayriye, artık tam bir orospu gibi olmuştu ve artık gerçekten sikilmek istiyordu. Ben de dayanamıyordum artık ve ne zamandır yüzünü görmemiştim,
“Yarın sabah işyerime uğrasana aşkım, seni çok özledim!” dedim.
“Kocam evde, çıkamam!” dedi.
“Karımdan yemek tarifi almaya gideceğini söylersin, beş dakika görsem yeter!”
“Tamam bakarız!”
Hayriye ertesi sabah saat 08:45 gibi işyerime geldiğinde içim içime sığmıyor, çıldırıyorum. Hemen kapıyı kilitledim, panjurları indirdim ve yanına geçtim.
Aman tanrım o ne güzellik! Hafif bir makyaj yapmış, başında desenli saten bir başörtüsü vardı. Pardesüsünü çıkardığında, üzerinde beyaz sıfır yaka bir badi, altında topuklarına kadar inen, tüm hatlarını belli eden, kırmızı dar bir etek.
Direk yanına yaklaştım, ellerimi uzattım, ellerimden tuttu. Koltukta oturuyordu, kendime doğru çekerek kaldırdım ve direk dudaklarına yapıştım… Önce tutuk ve çekingen davranıyordu ama hemen bana katıldı. Çılgınlar gibi öpüşmeye başladık.
“Aşkım gel arka odaya geçelim!” dedim, elinden tuttum, arkadaki küçük odada çekyat vardı, hemen oraya girdik.
“Dur yapma, yakalanırsak rezil oluruz!”
“Aşkım ben o riski alacak kadar istiyorum seni! Ya sen?” dediğimde, eteğini kaldırdı külodunu sıyırdı, çekyata yattı ve
“Ben de kocamı ve çocuğumu evde bırakıp sabahın köründe karından yemek tarifi almak gibi sudan bahaneyle buraya gelecek kadar istiyorum! Hadi sik beni!” dedi.
Hemen amına yumuldum, bir iki dil darbesi atmak için, fakat sanki hiç am yok, orada incecik bir çizgi varmış gibi duruyordu amcığı. Hayatımda siktiğim karının haddi hesabı yoktur, ama böylesini hiç görmemiştim, üç dört santim uzunluğunda ince bir çizgi!
“Aşkım bu ne böyle?”
“Ne var, ne oldu?”
“Aşkım bence Erkan'da sorun yok, bu amcığa giremeden boşalmak hastalık değil, kimse dayanamaz buna!” Hayriye saçlarımdan tutup beni kendine doğru çekti,
“Çok konuşma şimdi karın falan gelir, hadi aç şu amcığımı!” dedi. Benim yarak zaten akşamdan beri kazık vaziyette, o amcığı da görünce damarlar patlayacak hale geldi. Hemen kafasını bolca tükürükledim ve Hayriye'nin amına aşağı yukarı sürtmeye başladım. Yarağımın kafasını amının dudaklarında hissedince, Hayriye'nin gözleri kaydı,
“Aşkım, ilk erkeğim sen olacaksın, çok özledim bu anı, hadi sevgilim, geçir artık bana!”
“Aşkım sen doğum yapmadın mı? Bu amcık sanki hiç açılmamış gibi!”
“Sezeryanla doğurdum! Zaten Erkan içine girdi bir defa bile git gel yapmadan patladı, amımın gördüğü yarak bu kadar! Şimdi sen patlat, hadi göster marifetini, Zifaf yaptır bana, acıt canımı!” diyerek habire üstüne çekiyordu.
“Hazırmısın aşkım?” dedim.
“Hazırım erkeğim! Hem de nasıl hazırım! Anladın mı şimdi elimdeki ateşin sebebini?”
Yüklendim! Sanki yarağımla çarşaf yırtıyorum, o kadar dar amcık! Zar zor yarısına kadar soktum, Hayriye kolunu ısırıyor, gözleri sım sıkı kapalı, sanki nefes almıyordu. Biraz bekledim, kollarını açtım, parmaklarımı parmaklarına geçirdim,
“Gözlerini aç sevgilim!” dedim, açtı. Gözgözeyiz, nefeslerimiz birbirine karışıyor,
“Hadi kökle erkeğim!” diye inliyor. Bir daha yüklendim ve artık dibindeydim.
Gözleri gözlerimde, dişlerini sıkıyor ve öyle bir bakışı vardı ki, gözlerinden birer damla yaş başörtüsüne doğru süzüldü. Sikimi yavaşça geri çektim, tekrar yüklendim. Bir daha, bir daha derken titremeye başladı.
O tapılası güzellik altımdaydı ve ben onu sikiyordum, hem de göz göze, inanamıyordum. Saatlerce öyle kalabilirdim, fakat acele etmeliydim, vaktimiz çok dardı, başladım pompalamaya ve gözlerinin içine bakarak,
“Aşkımsın! Sevgilimsin! Kadınımsın! Orospumsun! Fahişemsin!” diyordum… Hayriye de,
“Erkeğimsin! Sikicimsin! Vurucumsun! Hadi sik beni! Hadi kökle! Vur dibime! Ohhhh yedir yarrağını bana, hadi sik Erkan'ın karısını, hadi vur koçum, vur erkeğim, çatır çatır sik, doyur amımı! Ohhhh, ilk erkeğimsin! Kökle orospuna! Kökle fahişene! Hadi hadi sik beni! Sik arkadaşının karısını! Senin orospunum hadi!” diyordu. Bir süre pompaladım ve Hayriye sara hastası gibi titreyerek orgazm oldu ve
“Ben bittim, hadi sen de boşal erkeğim!” dedi.
“Korunuyor musun?” dedim.
“Hayır, fakat patla amıma, fışkırt, dibimi dölle erkeğim!” deyince ben de öyle bir patladım ki, on yıldır böyle boşalmamıştım.
Bir kaç dakika içinden çıkmadan üzerinde yattım dudak dudağa… Sonra hemen kalktık toparlandık. Panjurları ve kapıyı açtım hem caddeye bakıyoruz hem konuşuyoruz.
“Harikaydın aşkım, bana kadınlığımı tattırdın!” dedi.
“Sen de öyle aşkım, o nasıl amcık öyle, neredeyse hiç olmayacakmış, resmen yarağımı acıttın!”
“Bendeki amcık amcık da, siken yarak olmayınca amcık ne yapsın? Aşkım ben gideyim artık, kimseyi şüphelendirmeyelim!”
“Tamam aşkım, yalnız bu sikişi ben saymıyorum! Bu akşam geleceğim, seni evinde doya doya sikeceğim, olur mu canım?”
“Aşkım çok korkuyorum gören olur diye!”
“Yok ben kimseye görünmeden gelirim aşkım. Saat tam 20:30 da sendeyim, tamam mı Hayriye?”
“Tamam Nahit!” dedi, gitti.
Heyecanla akşamı beklemeye başladım. Akşam saat 20:30 da evinin önünden geçerken sokak kapısının açık olduğunu gördüm ve hemen içeri daldım. Kapıdan içeri girer girmez kapı arkamdan kapandı.
Baktım kapıya sırtını dayamış, öyle bekliyordu. Evin ışıkları tamamen sönüktü, ancak sokak lambasının ışıkları pencereden sızıyor ve evin içini loş bir aydınlık kaplamıştı.
Hemen kucağıma aldım ve odaya götürdüm hiç konuşmuyorduk. Öpmeye başladım. Yavaşça çömeldi ve gözlerimin içine bakarak fermuarımı açtı, yarağımı ağzına alarak öyle bir emmeye başladı ki, daha bir dakika olmamıştı, benim yarak beton gibi olmuştu bile. Ben de onu yalamak istiyordum, yarağımı iki eliyle kavradı,
“Hayır ben bunu istiyorum hemen, sen sonra yalarsın, vaktimiz çok nasıl olsa!” dedi. Hemen birbirimizi soyduk, yere uzandı,
“Hadi koçum! Hadi benim hovardam! Göster şu erkekliğini! Yarağa doyur şu amcığımı!” dedi.
Hiç beklemedim, hemen bacaklarının arasında yerimi aldım, yarağımı amının dudaklarında aşağı yukarı gezindirmeye başladım. Hayriye çıldırmıştı, kıvaranıyor,
“Geçir kökle artık, ne olur dayanamıyorum, sok koca yaraklım, sok orospun olayım, sok artık!” diye yalvarıyordu.
Öyle bir kökledim ki yarağımı, sanki kızgın bir taşın deliğine sokmuşum gibi acı duydum. Onun ise çığlıkları evin içini doldurdu. Gözleri hafif kaydı, bayılacak sandım. Derin derin nefes alıyordu.
Ben yarağımı amından yavaşça geri çekip, çok sert bir şekilde tekrar yüklendim. Kısık bir sesle inliyor, boynumu ve kulaklarımı yalıyor, küçük ısırıklar konduruyordu. Ben hızlanmıştım, kısık kısık nefes alıyordu,
“Vur erkeğim, dibime vur! Vur koçum! Sik, becer beni! Sen benim ilk erkeğimsin, yırt şu amımın yarak görmeyen yerlerini, yırt aşkım, kocacığım, koca yaraklı hovardam, sik parçala amımı koca yaraklım, sikemeyenin amını böyle sikerler, off dayanamıyorum, içimi yakıyorsun, pompala canım, hadiiiiii geçirrrrr aslanım!” dedikçe hayvanlaşmıştım…
Hayriye amının kaslarını sıkarak adeta yarağımı bırakmamacasına eziyordu. Amcığı gevşeyeceğine sanki daha da sıkılıyor, daralıyordu. Susmak bilmiyor, haykırıyordu,
“Açım koca yaraklım, açım yarağa, açım sikilmeye! Of ne güzel sikiyorsun! Seni ilk gördüğümde amımdan akan suyu görseydin oracıkta Erkan'ın yanında tecavüz ederdin bana, Erkan'a da başımı tuttururdun!” dedi.
“Tutar mıydı?”
“Böyle siktiğini görse eminim beni kendisi siktirir sana, zaten tapıyor sana!” dedi.
Bunları duyunca anladım ki, o hanım hanımcık, çıtı pıtı, kapalı kadının fantazi dünyası sınırsızmış, sikişirken konuşmak ve özellikle kocasını aşağılamaktan müthiş zevk alıyordu. Hemen ben de buna yardım etmeye başladım,
“Senin o boynuzlu kocanın amına koyayım ben! Karısını siktiğimin pezevengi!” dedim.
“Oooohhh, eveeet, sik Erkan'ın karısını! Pezevenk kocamın sikemediği amına koyyy errkeğimmm. Sik, boynuzlat arkadaşını, Erkana boynuz taktır bana, sikicim sen ol, boynuzlu pezevengim o olsun, yırt amımı, yırt götümü, sana kendimi o pezevengin kucağında siktirmezsem bu yarrak bana haram olsun sikicim!” diye haykırıyordu.
“Sen tam bir orospuymuşsun, amına koyduğumun kahpesi, amının ateşi vücuduna, eline vurmuş, anlasaydım ilk fırsatta zorla sikerdim seni, adi fahişe!”
“Evet tecavüz etmeliydin bana, zorla, bağırta bağırta, ağlata ağlata sikmeliydin, o gün arabanla dağa kaldırmalıydın beni!”
“Sende bu orospuluk varken seni daha öyle çok sikerim ki, o pezevenk kocanın boynuzları caddelere sığmaz, merak etme!”
“Ooohhh sik erkeğim Erkan'ın karısının tazecik amcığını! Daha bu orospu kocasının taptığı bu arkadaşına neler verecek!”
“Neler vereceksin?”
“Amcığımı verecem!”
“Onu zaten verdin amcık karı, dalga mı geçiyorsun, amına koyduğumun orospusu seni!”
“Götümü de verecem, bakire el değmemiş götümün de sahibi sen olacaksın erkeğim!”
“İşte bu güzel!”
“Götümü de siktirecem sana, fakat önce şu doymamış amcığımı doyurmalısın, sik Nahit'im! Sik erkeğim, hovardam benim! Oohhh! Kocam olacak o pezevengin boynuzları uzasın, arkadaşının altında amımı siktiriyorum, ohhhh! Hadi vur! Sakın durma! Oooof, aaaah dayanamıyorum, bana bir şeyler oluyor, içim gidiyor, sakın durma, kökle birtanem, kökle! Ahhhh…” dedi ve titremeye başladı.
Boşalmak üzereydi, zevk alması için yarağımı geri çektim, başının yarısına kadar çıkardım ve tekrar kökledim ve öyle bir bastırdım ki, dibinde bekledim ve boşaldığını hissettim.
Ben ise hızımı daha alamamıştım, kendimi sıkıyor boşalmamak için direniyordum…
Yaklaşık bir saat sonra Hayriye dördüncü kez boşalırken, ben de patlamak üzereydim ve makina gibi hızlandım,
“Geliyorum orospum, nerene boşalayım?” dedim. Hemen bacaklarını sımsıkı belime, kollarını da boynuma doladı, gözlerimin içine bakıyor, sıktığı dişlerinin arasından,
“İçime boşal koçum, içime boşal aslanım! Her yerim senin, istediğin yerime boşalabilirsin, ama önce şu orospunun döle susamış taze amını döllerinle bir sula, arkadaşının sikemediği karısını dölle, bu am senin döllerine kurban olsun, hadi sikicim, hadi fışkırt amıma, fışkırt döllerini!”
“Ya hamile kalırsan?”
“Offff, hadiii, fışkıırrrrt aşkımm, bırak kendini, hadiii ak içimeee, ak amımaa, ohhh hadi sikicim, yolla döllerini hadiii, kalırsam sana hamile kalayım, senin çocuğunu doğurayım, hadiiii!” diye bağırdı.
Öyle tahrik olmuştum ki, artık bu sözler üzerine o anda patladım! Ama ne patlayış, amının içi, en ücra köşesine kadar dolmuştu. Adeta kısa bir baygınlık geçirdi…
O gece Hayriyeyi defalarca siktim. Tabi, götünün kızlığını da aldım. İlişkimiz üç yıldır sürüyor. Her fırsatta amdan, götten, ağzından, neresi denk gelirse orasından çılgınca siktim. Eve gidince de karımı bıktırana kadar sikiyorum, şüphelenmesine fırsat bırakmıyorum.
Hayriye benden hamile kalınca yine içine girmeden erken boşaldığı bir gece, iyice ezikleşen Erkan'a her şeyi anlatmış. Kocası önce kızmış köpürmüş, ama sonra çaresiz olduğu için kabullenmiş.
“Her şeye razıyım Hayriye’m, yeter ki beni bırakma… Senin çocuğun benim çocuğum…”
Bunu bana Hayriye'yi domaltmış, o daracık amcığını çatır çatır, inlete inlete sikerken anlattı.
“Söyle o kocan olacak pezevenge, merak etmesin” dedim. “Size ben yardımcı olurum. Azgın karısını yarrağımla doyuruyorum, sikmesini beceremeyen kocana da paramla destek olurum.”
Pezevenk Koca
Sevgili Lale,
Sana yazıyorum çünkü benim iç dünyamı, hayallerimi, kurduğum düşlerimi bilen tek kişi sensin. Ben burada en yakınlarıma bile değil, kimseye anlatamam yaşadıklarımı... Çünkü bunu konuşmaya utanıyorum ve senin de bu konuda başkasına bir şey söylemeyeceğine güveniyorum.
Bir psikolog olarak evliliğimde yaşadığım sıkıntılarla ilgili içimi sana dökerken herhangi bir yargılama yapmadan dinledin beni ve bunları anlatma konusunda içim çok rahat...
Hatırlarsan, bana en son çok hayal ettiğim fantezimi eşimle beraber gerçekleştirmemi tavsiye etmiştin ve yanlış hareket edersek kötü şeylerin olabileceği konusunda da beni uyarmıştın.
Sonunda başardık. Uyarılarını dikkate aldım. Kötü bir şey olmadı. Aslında, hayatımızın en muhteşem gecesiydi.
Sana yaşadıklarımızı anlatmak istiyorum. Tabii ki, bu tamamen aramızda kalacak. Emel bunu bir sır olarak tutmak konusunda kararlı. Eğer gerçekten bir sürtük olduğunu başka birisi öğrenirse ölürüm diyor. Dalga geçmiyorum.
Her zaman anlattığım gibi benim eşimle seks hayatımızı canlandırmamız için çılgınca fikirlerim ve fantezilerim vardı. Ve onu ikna etmemin ne kadar sürdüğünü biliyorsun. Sana ilk ne zaman bu delice arzumdan bahsettim? Yaklaşık beş yıl önce.
Bu konuda daha önce etrafımda hiç kimseden böyle bir şey duymamıştım ve bunun bir çok çift tarafından yaşanan bir “şey” olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Sadece aklımda, eşimi diğer erkeklerle görmenin beni cinsel yönden gerçekten uyarmasının kendi tuhaflığım olduğunu düşünürdüm.
Karımla yatakta giderek artan dozda cinsel oyunlar oynadım. Onun başka bir erkekle birliktelik yaşaması konusunda konuşmak bile meseleydi. Karımı fazla rahatsız etmeden, itici olmadan ikna etmek için çok uğraştım.
En sonunda epey uğraştıktan sonra, Emel’in grup seks fantazime karşı itirazlarını engellemek için bir yol buldum. İşi için bazı promosyon malzemelerinin dizayn düzenlemelerini yapması gerekiyordu. Normalde onun için bu işi yapan, işin püf noktalarını bilen kişi yurt dışındaydı ve işi yaptırabileceği başka kimseyi de bulamadı.
Çaresiz durumdaydı. Onun için işi yapmayı önerdim. Sorunu çözüleceği için çok sevindi. Adama yüklü bir para ödemesi gerekiyordu. Ben de ücret konusunda anlaşırız dedim. Ama para istemiyordum karımdan... Ondan ücret olarak istediğim şeyin beni aldatması olduğunu söyledim. Dileğimi yerine getirmesini, başka bir erkekle sevişmesini...
Önce tersledi beni... Bir iki gün düşündü. Sanırım işini ucuz yollu yapacak birini aramaya devam etti bana çaktırmadan, ama bulamadı. Materyali müşteriye göndermek için son teslim tarihi hızla yaklaşıyordu. Telefon açtı işyerinden,
“Tamam...” dedi. “Sapığın tekisin sen... Benden istediğini kabul ediyorum. Ama hafta sonu boyunca düzenlemenin yapılması gerekiyor. İş mutlaka yetişmeli...”
“Mükemmel,” dedim. "Ve bitirdikten sonra Cumartesi gecesi cuckold fantazimizi gerçekleştirelim."
“Tamam. Güzel...” dedi. "Anlaştık. Benim de işime yarar istediğin şey... Adam gibi bir adamla gerçek bir seks yaşarım. Kiminle olacak peki? Beni kime siktireceksin sapık kocam?"
“Sana birkaç fotoğraf göndereceğim. Hangisini beğenirsen onu sen seçersin. Hepsinin aletleri benimkinin iki katı büyüklüğünde ve harika görünüyor. Kulağa nasıl geliyor söylediklerim? ”
“Korkutucu geliyor.” dedi Emel... "Ürkütücü... Nasıl olacak peki? Yuvamıza, yatak odamıza alacak değiliz herhalde elin adamını... Orospunun teki gibi bir otele de gidemem asla..."
“Hayır, ama unuttun galiba, bizim Deniz’in emaneti daire var ya... Orayı kullanabiliriz. ”
Karıma resimleri gönderdim ve Ferit adında bir adamı seçti. Manken gibi yakışıklıydı. Onu seçeceğini biliyordum. Benden önce ne tür erkeklerle tanıştığını biliyordum. Hepsi çok yakışıklıydı. En son ben geldim ve koca olarak beni seçti.
Tamam, epey param vardı. İyi kazanıyordum. Muhtemelen küçük sikli bir adamla evlenmesinin nedeni budur. Ya da komiktim, sempatiktim, belki de bu yüzden beni seçti. Bu Ferit gibi yakışıklı adamlar hiç komik değil.
Her neyse, Emel onu seçti. Ferit’i Deniz'in kullanılmayan dairesine davet ettim. Herhalde Deniz'i üniversiteden hatırlıyorsun. Altı aydır burada editör olarak çalışıyor ve devren kiralamam için bana dairesinin anahtarlarını bırakmıştı, ama olmadı, boş duruyordu daire...
Karımın istediği düzenlemeleri hızla yaptım. Ve Emel'e dosyaları gönderdim.
Her şeyi kabul etmesini bu şekilde sağladım. Ama bence gerçekten çok heyecanlıydı. Hiçbir şeyin yanlış gitmediğini umuyordum, bana bir şeylerin ters gidebileceğini dikkat etmemi söylemiştin. Ama her şey güzel gidiyordu.
Karıma seksi bir şey giymesini, seçtiği adamı etkilemesini söyledim. Şimdiye kadar gördüğüm en seksi, daracık bir mini etekli elbiseyle geldi.
“Bu nereden çıktı?” diye sordum.
“Sadece bu iş için internetten aldım.”
Karım da havaya giriyordu. Bunu görebiliyordum!
Karıma sımsıkı sarıldım ve onu öptüm. En vahşi cinsel fantezimi yerine getireceği için ona ne kadar minnettar olduğumu söyledim. Onu öperken elbisenin eteğinin altına elimi soktum ve kadınlığının ıslaklığını hissettim. Aman Tanrım!
“Vay anasını...” Nefes nefese kalmıştım. “Sırılsıklamsın karıcığım. Sanırım bu fanteziyle coşan tek kişi ben değilim!”
"Ne? Tahrik olmamam şart mı? Başka bir erkek beni etkilediğinden beri ne kadar zaman geçti, biliyor musun? ”
“Sanırım on iki yıl,” dedim, çünkü o kadar süredir evliydik. Benden önce bir sürü erkek arkadaşı olmuştu, çoğunu biliyordum. Sık sık evlenmeden önce karımı beceren eskileriyle karşılaştığımız, selamlaşıp konuştuğumuz olurdu.
Şaşırtıcı bir şekilde, “O kadar uzun değil,” dedi. “Ama yine de bir süre oldu.”
Bunu duyunca kaşlarını çattım. Evlendikten sonra da sikişiyor mu yani bu kadın?
“Şaka yapıyorum aşkım.” diyerek güldü. “Tam 14 yıl geçti. Metin'den beri kimseyle sevişmedim.”
Aman Tanrım. Metin tam anlamıyla bir erkek modeldi. Benden önce son çıktığı adam. Ne büyük bir şakaydı yaptığı... Kendimi onunla karşılaştırmak bok gibi hissettirdi.
Aşk yuvamıza giderken tedirgindi karım, anlayabiliyordum. Parmak uçlarını çiğnemeye, saçının lülesiyle oynamaya başlamıştı.
"Emin misin bu konuda?" diye sordu. "Daha sonra bana kızmayacaksın."
“Hayır, son kararım. Sana söz veriyorum” dedim. “Bu gece size tam bir cinsel özgürlük veriyorum. Bu çocukla ne istersen yap. Eğer içinde bir şeyler hissetmezsen onunla sevişmene bile gerek yok. Sadece hissedersen yap. ”
“Oh, merak etme, şimdiden heyecanlanıyorum.” dedi. “Bütün bu belaya bulaşıp o yakışıklıyla sevişmeyeceğim öyle mi? Bunun için endişelenme aşkım. Bu gece sevişme havasındayım. Karıcığın sikilmeye susamış durumda... Tam bir fahişe olacağım bu gece... Bu gece karını dibine kadar sikecekler.”
"Aman Tanrım!" dedim neşeyle... “Bu harika bir haber!”
Sanırım bu fikri gerçekten sevdi bu kadın, diye düşündüm, yaklaştıkça... Bunun için başka bir açıklama yoktu. Yabancı bir erkekle, Ferit’le tanışmak için Deniz'in dairesine gidecektik. Gerçek bir erkekle eşimin nasıl sevişeceğini ilk elden görecektim. Benim gibi küçük penisli bir pısırıkla değil.
Bu Ferit felaket bir fırlamaydı. Fotoğraflarından, telefon konuşmalarımızdan bunu anlamıştım. Oğlanın ağır abi bir tipi, gözlerinde sert bir bakış vardı. Karımı kimsenin tatmin ettiği gibi becermeden işi bırakmayacaktı, bundan emindim.
Deniz'in evinin yoluna girerken, kapının yanında duran erkeği gördük. Bizden önce oraya gelmişti.
“Merhaba, ben Ferit,” dedi, biz ona yaklaşırken elini uzattı. “Sen de Emel olmalısın.”
“Tanıştığımıza memnun oldum,” dedi Emel.
“Çok güzelsin,” dedi. “Fotoğrafından bile daha iyi!”
“Ah eski fotoğrafım...” dedi karım gözlerinin içine kadar gülümseyerek. “Sen de fena değilsin.”
Sonra bu karanlık tipli fakat çok yakışıklı yabancıyla el sıkıştı. Belli etmemeye çalışmasına rağmen karımın heyecanlandığını anlıyordum, hareketleri tutuk, beceriksizdi. Ferit ise onun tam tersi... Profesyonel jigolo herif ne de olsa...
“İçeri gelin çocuklar,” dedim kapıyı açtım ve Deniz'in evine adım attık.
“Siz oturma odasına girin” dedim. "Ben bize biraz içki getireyim."
Ben günün erken saatlerinde önceden gelmiş ve buzdolabına biraz şarap ve bazı küçük aperatifler koymuştum. Şarap ve biraz cips ve peynir falan çıkardım ve hep birlikte odada oturduk.
“Peki bunu ilk defa mı yapıyorsunuz?” diye sordu Ferit. “Yani, cuckold işini?”
"Evet" dedim. “Bu bizim için ilk olacak. Biraz gerginiz bu yüzden... ”
“Ben son derece gerginim,” dedi karım da... "Ama çok da heyecanlıyım."
“Bunu uzun zamandır düşünüyorsun, değil mi?” dedi bana.
“Çok uzun bir süredir hem de...” dedim. “Çok zor ikna ettim Emel’i...”
“Karının ne yapmasından hoşlanırsın peki? Düşündüğün şey nedir?”
“Şey... Ne bileyim... Her şey...” dedim.
"Örneğin?" dedi Emel'i elinden tutarak... “Orada otururken başka bir adamın eşini elinden tutmasını izlemek ister misin?”
“Lanet olsun... Evet,” dedim.
İlk fiziksel teması kurar kurmaz, geri dönüşümüzün olmadığı hissine kapıldım. Emel bana endişeyle baktı. Sanki bana çok geç olmadan bu oyunu durdurmamız gerekip gerekmediğini soruyor gibiydi. Ona gülümsedim. Emel de gülümsedi.
“Ve başka bir adamın karısının uzun güzel saçlarını okşamasını... Ona ne kadar güzel olduğunu söylemesini izlemek ister misin?”
Cevap vermemi bile beklemedi. Saçlarını okşamaya başladı karımın, başını biraz uzaklaştırarak yüzünde hayran bir ifadeyle baktı Emel’e...
“Karın gerçek bir sanat eseri,” dedi. “Bana ait olsaydı, müzedeki değerli bir eser, bir Mona Lisa tablosu gibi yükseğe asardım. O tabloyu hiç gördün mü? ”
“Evet, birkaç yıl önce oraya gittik,” diye istekli karım... Sesi biraz boğuk geliyordu, sanki boğazında bir uyarılma hissediyor gibiydi... Eşiği aştığımız ve tabuyu kırmaya başladığımızda içimizde yükselen o garip güç bizi ele geçiriyordu.
Tabu... Asla yapılmaması gereken şeyi yapmak. İnsan bir erkeğin kocasının önünde saçlarına dokunmasına asla izin vermemelidir. Ama bunu yapmak çok iyi hissettiriyorsa o kocayı...? Zevk alıyor, heyecana boğuyorsa...? Aldığı zevkle boğuluyormuş gibi boğazını sıkıyorsa... Ohhh... Lanet olsun.
“Onun için yeteri kadar güçlü bir erkek değilsin galiba Soner?” diye sordu bana, karımın saçlarını okşamaya devam ederken... Omuzlarını okşayarak aşağı inmeye başladı.
Mini etekli elbisesinin kolsuz bir üstü vardı. Bu yüzden şimdi beyaz, yumuşak omuzlarında, aşırı bir yoğunlukla, istekle karımın gözlerinin içine bakarken onun çıplak etini okşuyordu.
“Hayır, sanırım ben... Yeterli değilim, Ferit...” dedim. “Bu yüzden seni aradık. Gerçekten acil bir durumdu bence... Yani, onu memnun edebilecek bir erkeğe acil ihtiyacı var karımın... ”
"Doğru adamı aradın," dedi Ferit kendine büyük bir güvenle. “Onu memnun edebilirim. Ve o da beni memnun edebilir. Ve biz birbirimizi memnun ederken, Soner, sen de yanımızda bizi izleyeceksin.”
“Evet,” diye mırıldandım büyük bir teslimiyetle... Bir çeşit futbol antrenörü gibi,
“Seni duyamıyorum?” dedi. Bu adam gerçekten alfa bir erkekti. Pazarlık ettiğimden daha fazla alfa mı? Henüz bundan emin değildim.
“Ne istiyorsun Soner?” dedi. “Ne istediğini söyle bana, duymak istiyorum.”
“Karımla seks yapmanı istiyorum,” diye açıkladım.
"Güzel," dedi koç. “Ve sen, Emel, benden ne istiyorsun?”
“Soner ne isterse ben de onu istiyorum,” diye mırıldandı karım.
“Seni duyamıyorum,” dedi ona da... “Ne yapmamı istiyorsun Emel?”
“Ne yapmak istersen...” dedi sesi erkeğin seviyesine yükseldi. "Ben seninim, Ferit... Ne istersen yap bana..."
Bu teslimiyetin Ferit’in çılgınlığını arttırdığını söyleyebilirim. Emel’in ağzına yumuluverdi birden ve tutkuyla öpmeye başladı. Emel'in inlediğini duyabiliyordum. Dillerinin ağızlarından fırladığını ve yılanlar gibi iç içe geçtiğini görebiliyordum. Elleri birbirlerini sararak sıkmaya, araştırmaya, aramaya başladı.
Sonra Emel durdu ve beni kontrol etmek için bana baktı. Nasıldı acaba? Yaptığı şey, yabancı bir erkekle öpüşmesi benim için çok mu fazlaydı?
Ona gülümsedim.
"İyi misin tatlım?" dedi.
“Her zamankinden daha iyi...” dedim. Ve pantolonumu çıkardım ayağımdan ve ona ereksiyonumu gösterdim. On santimlik ereksiyonumu...
O kadar zordu ki küçük bir penise sahip olmak... Ne kadar isterdim bir on santim daha uzun olmasını... Hayatımda hiç bu kadar rezil olmamıştım, şimdi şu fantezi oyunumuzda gerçeği görmüştüm. Benim güzel karım gerçek bir erkeğe layıktı. Bir kabadayı. Bir futbol koçu. Bir boğa.
“Ah benim zavallım...” dedi Ferit, “Senin alet gerçekten konuşacak kadar uzun değil, öyle değil mi? Emel’ciğim, sana gerçek bir erkeğin neye benzediğini göstereceğim. Hazır mısın?"
“Elbette, dedi. “Her zamanki gibi hazırım.”
“Sen hazır mısın Soner? ”
“Hazırım,” dedim cesurca.
Ferit ayağa kalktı ve kotunu çıkardı. İç çamaşırı giymiyordu piç herif... Erkeklik organı ve torbaları muhteşem göründü gözüme... Tam yirmi yirmibeş santim uzunluğundaydı aleti... Taşakları da ona yakışır büyüklükteydi.
Ve vücudu mükemmeldi, üzerinde bir gram yağ yoktu. Sonra üzerindeki tişörtü çıkardı ve bize dalgalanan göğüs ve karın kaslarını gösterdi. Vücut yarışmasındaki bir adam gibi poz verdi ve bize pazılarını gösterdi.
"Aman Tanrım," diye mırıldandı Emel. "İnanılmaz."
“Ve şimdi seni görmek istiyorum, Emel...” dedi. "Benim için soyunmaya hazır mısın?"
“Sanırım hazırım” dedi karım.
Ferit yanımda durdu, koltuğumun yanına dayanarak karımın soyunmasını bekledi. Emel kanepeden kalktı ve bize baktı. Elbisesinin önündeki düğmelerini yavaşça açtı. Eşimin göğüslerinin ne kadar güzel olduğunu hatırlıyorsun, değil mi? Sütyen giymiyordu karım... Üç düğmeyi indirdiğinde, elbisenin yakasını iki yana açtı ve güzel göğüslerini bize gösterdi.
“Sen şanslı bir adamsın Soner,” diye sırıttı Ferit. “Vay vay vay...!”
“Sen şanslısın oğlum...” dedim. "Bir dakika içinde, bu güzel göğüsleri emiyor olacaksın."
“Kesinlikle öyle olacak, merak etme...”
Sonra karım elbisenin altını baştan çıkarıcı bir şekilde kalçalarının biraz altına sıyırdı ve kasık tüylerini ortaya çıkardı. Karım da iç çamaşırı giymemişti altına Ferit gibi... Bu iki azgın, bu gece aynı şekilde düşünüyorlardı anlaşılan....
“Karının amcığını görebiliyorum” dedi bana.
“Bu dünyadaki en güzel amcık bence...” dedim. “Tadına bakıncaya kadar bekle. Karımın amcığı harikadır."
"Bunu dört gözle bekliyorum zaten ben de..."
Karım elbisesini aşağıya doğru sıyırdı ve önümüzde çırılçıplak ayakta durdu. Meme uçlarını okşamaya başladı, bir çeşit striptizci gibi. Sonra bacaklarının arasına bir elini koydu ve klitorisini okşamaya başladı.
“Bu iyi mi geliyor sana orospum?” diye sordu Ferit. “Orada gerçek bir erkeğin önünde çıplak durmak? Klitorisini mi okşuyorsun? ”
“Evet... Ohhh...” diye inledi karım...
O anda bana son bir kez merak ediyormuş gibi baktı. Acaba, şimdi şu anda geri dönmeli miyiz? Yoksa çok mu ilerlemiştik? Çok mu geç kaldık? Bu yaptığımız büyük bir hata olabilir miydi?
Başımı salladım devam etmesi için, rahatlatmak istercesine gülümsedim. Sinyali aldı karım... Geldi ve erkeğinin önünde diz çöktü. Ve boğanın büyük sert sikini başından başlayarak yaladı. Dudaklarının arasına alıp emmeye başladı.
“Ah, şuna bak...” dedi Ferit zevkle... “Karın ne yapıyor böyle Soner?”
“Senin sikini emiyor.”
“Ve bu konuda oldukça iyi...” dedi. “Offf... Ama hepsini boğazına alabilmesinin bir yolu yok, değil mi? Benim ufaklığı bademciklerine değdiremez herhalde... ”
Emel açıkça bunu bir meydan okuma olarak aldı ve ağzını kocaman açtı. Yavaş yavaş erkeğin sikini tamamen ağzında kaybetti. Onunla gurur duydum. Ağzını kapatmış, boğazına kadar sokmuştu koca yarrağı... Ferit neredeyse boşalacak gibi oldu. Zevkle soludu.
"Ah harika..." diye bağırdı sonunda... “Karın gerçek bir fahişe Soner... Büyük yaraklar emmiş olmalı... Çok fazla pratik yapmış olmalı. ”
“Hayır, sadece benim ufaklığı emiyor yıllardır...” dedim.
"Nasıl buldun Soner?" Nefesi kesilmişti. “Karının diz çöküp başka bir adamın sikini emmesini izlemek nasıl?”
“Her şey çok güzel... Hatta daha da fazlası,” dedim. Sevgili karım onun ağzına zor sığan koca sikini boğazına kadar sokup emerken benim küçük aleti sıvazlıyordum ben de...
“Bahse girerim benim yüzüne boşalmamı istiyorsun,” dedi.
“Mutlaka, ama henüz değil...” dedim.
“Ah, seni köpek... Seni azgın pis köpek...” dedi, benim gerçek arzumu, deli gibi istediğim şeyi tahmin ederek. "Bana Creampie istediğini mi söylüyorsun? Benim döllerimi içmek istiyorsun sen... Karının sikilmiş amından onları yalamak istiyorsun öyle mi?"
Ben bu ezik, sapıkça arzularımdan utanmış bir şekilde gülümsedim ve başımı evet anlamında salladım.
“Ve karını pisliklerinden temizlemek istiyorsun, değil mi?” dedi. “Ben taşaklarımdaki yükü karının amına boşalttıktan sonra.”
Tekrar başımı salladım. Emel’e döndü
"Ya sen tatlım, yarak yemeye hazır mısın?"
“Tabii, hazırım...” dedi karım zirveye çıkarken. Görünüşe göre oral seksten aldığı zevk herifin sikini neredeyse beş santim büyütmüştü. Şimdi gerçek bir kol gibi görünüyordu. Ve topları olduklarından daha da kocaman olmuştu
Elini tuttu karımın ve onu Deniz'in yatak odasına götürdü. Uysal bir ev kedisi gibi onları arkalarından takip ettim. Odada yatağa uzanıp tekrar sevişmeye başladılar. Yatağın ucuna oturdum ve karım yabancı bir erkekle sikişirken ben minik aletimi okşayıp mastürbasyon yaptım, Ferit de karımın dudaklarına yumuldu. Klitorisini eliyle okşarken göğüslerini ısıra ısıra emdi, yaladı.
"Nasıl gidiyor tatlım?" diye sordum karıma sikimi okşarken... Sormam gereksizdi aslında... Zevk alıyordu karım, yatakta çırılçıplak, Ferit’in parmakları ve dilinin altında kıvrım kıvrım kıvranıyordu.
“Güzel,” diye inledi. "Çok iyi…"
Ve sonra Ferit’in ağzı karımın amını buldu. Önce bir, sonra iki ve sonra üç parmak ile onu amına girip çıkarken, bir yandan da Emel’in klitorisini emdi. Amındaki parmakları gerçekten acımasızca hareket ediyor, karımı bağırtıyordu.
Asla karıma bu kadar kaba davranmaya cesaret edemezdim. Ama gerçekten parmaklarıyla karımın amını kazıyor gibiydi herif.... Ah, bu yüzden kadınların istediği şey bu, diye düşündüm. Kahretsin, neden bize bunları söylemiyorlar?
Parmakları gittikçe daha hızlı ve daha hızlı girip çıkarken, neredeyse görünmeyecek kadar hızlı hareket ediyor gibiydi. Klitorisini emmeye devam ettikçe aniden sonuna kadar bir soktu ve sonra aniden parmaklarını karımın amından çıkardı, çünkü ne olacağını biliyordu.
Karımın amının dudaklarından bir sıvı fışkırmaya başladı. Bir kadın nasıl fışkırtma yapabiliyordu! Kahretsin, hep bunu merak etmiştim.
“Ahhhhh!”
Eşimin kıçı duyduğu korkunç zevkle havada yükselip yukarıya çıktı ve sular karşılara kadar fışkırırken yüksek sesle çığlık attı. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
“Ahhhhh!” yine çığlık attı ve başka bir küçük fışkırma... Karımın amından sular seller fışkırıyordu adeta... Sonunda bitti.
Eşim çok memnundu hayatından... Sanırım daha önce hiç böyle bir şey hissetmemişti. Tekrar yanına yattığında, erkeği huşu içinde öptü karım! Seks Tanrısına benzeyen bu azgın herife neredeyse ibadet ediyordu. Ve minnettarlık... Cinsel doyum ve aşk... Ben karımı boşalttıktan sonra böyle bir tepkiyi hiç almamıştım. Çok güzel bir manzaraydı. Duygulandım. Gözlerimin yaşardığını hissettim.
“Ve şimdi Soner,” dedi Ferit,“Sana ilk kez benim yatağıma gelenlerin takdir ettiği bir şey sunmak istiyorum. Buraya gelmeni ve ben karını becerirken, senin onu öpmeni istiyorum. ”
“Tamam,” dedim.
Yatağa tırmandım ve Emel'in diğer tarafında uzandım. Beni Ferit'e gösterdiği hassasiyetle ve sevgiyle öpmeye başladı. Bu arada, o büyük yarak yavaşça içine giriyordu.
“Seni seviyorum aşkım...” dedim. "Seni çok seviyorum. Bana bu güzelliği verdiğin için teşekkürler. ”
“Ben de seni seviyorum kocacığım...” diye mırıldandı bana. “Hoşuna gittiğine sevindim.”
“Sen de bundan hoşlanıyor musun?” diye sordum.
“Çok fazla,” dedi ve sesindeki boğuk karılmayı tekrar duydum. Bu gerçekten tüm kurallara aykırı, değil mi? Orada yabancı bir yatakta sırtüstü yatıp, kocasından bir santim uzakta, onu çok yakından izlerken, dudaklarını öperken, başka bir adamın yarağı amına girdi ve daha önce hiç doldurulmamış gibi amını doldurmaya başladı.
“Ahh.... Harika... Tanrım...." diye inledi karım yabancıya sikilirken...
Ve sonra...
Olayın ortalarında karımın kasılmalarını hissettim. İkinci orgazmını yaşıyordu, sıvı selleri çıkıyordu amından... Ama içinde büyük bir yarak girip çıkarken, amcığı az önceki gibi fışkırtma olayı olamazdı. Bu yüzden koca yarak amından geriye çıkarken sadece zevk suları süzülüyordu kenarlarından...
“Ah. İnanamıyorum. Kahretsin... Tanrım...!" dedi ve sanırım tekrar boşaldı. Ya da belki de on dakika süren uzun bir orgazmdı, erkek büyük salamını daha da derinlerine soktu.
Fakat karımı delirten sadece erkeğin sikinin uzunluğu değildi, daha sonra söyledi. Çevresi de çok kalındı. Doğum yapmak gibiydi, diye düşündü sikilirken... Vajinasının genişliği için çok büyüktü adamın yarağı... Amcığını deli gibi esnetiyordu ve kendini ikiye bölünmüş gibi hissettiriyordu. Ve o sadece bir kaç dakika önce orgazm olmasına rağmen sanki daha önce hiç boşalmamış gibi tekrar geldi.
“Ohhh... Olamaz... Lanet olsun...!"
Üçüncü bir sel...
Sonra sert, haşin hareketlerle karımı yüzükoyun çevirip arkadan becerdi. Ve bu pozisyon içindeki aleti daha da çok hissetmesine sebep oldu.
“Ah! Ah!”
Tekrar geldi. Ve yeniden.
Yaklaşık sikmeye başlayalı geçen yirmi dakika içinde karımı neredeyse on kez boşaltmış olduğunu düşünüyorum. Ne güç ama! Gerçekten bir dişiyi doldurmak için bunun gibi bir alet gerekirdi. Ferit denen orospu çocuğu ne kadar şanslı bir erkek...
Ve ben. Ben de şanslıydım. Ferit yatakta yatıyordu ve eşim onu üstüne çıkıp kendini o koca yarağa siktirmeye başladı. Ben hala yanlarında mastürbasyona devam ediyordum, kendimi orgazm sınırlarımın kenarında tutarak...
“Karın çok iyi vakit geçiriyor Soner,” dedi. “Ve seni kremalı turta yapmaya hazırlıyorum. Sen karınla biraz iş tutarken ben biraz dinlenmek istiyorum. Neden buraya gelip onu öpmüyorsun? Benim yarak aşağı çarparken kıçını hissetmiyorsun? Kıçının şu anda ne kadar tatlı hissettiğini anla... Mmm.”
Onu becerirken popo yanaklarını sıkıyordu. Antrenör tarafından talimat verildiği gibi yaptım. Ve geldim ve onunla tekrar çıkmaya başladım.
“Deniz'in yatağını gerçekten berbat ettin,” diye şaka yaptım.
“Ben asla… önce… ben…”
Konuşamadı. Neler olduğunu görüyordum. Şimdi karım onun üstündeydi ve onun klitoris pelvik kemiğine karşı çarpıyordu, o büyük yarak karımın amını tamamen doldurdu ve o karımı tekrar kendinden geçirdi. Karım tekrar boşaldı.
“Ahhhhhh!”
Bu bir yenilik bizim için... Grup seks paylaşımımızdan gelen harika şeylerden biri... Artık bugün karımın birden fazla orgazm yapabileceğini biliyorum.
Amına oral yapıp bir kez boşalttıktan sonra bırakmıyorum. Devam ediyorum. Elimi, ağzımı kullanıyorum. Sonra yapay penis, vibratör ile devam ediyorum. Böyle çeşitlendirerek neredeyse on kez boşaltabiliyorum. Ferit sayesinde gerçek bir seks makinesi oldu karım...
Ve sonunda karım bitkin düştü, yatağa sırtüstü uzandı ve Ferit büyük finişe hazırlandı.
“Buraya gel,” diye talimat verdi bana. "Yakından görmeni istiyorum."
Koca sikini belinden tutup daha bir hızlı amına soktu. Kalçaları karımın bacaklarının arasında inip kalkıyordu. Hızlandı iyice ve sonra çığlık atarak kasıldı, amının içinde sperm dolu bir hortum vardı sanki... Boşalması bitince içinden çıkıp yanına uzandı. Bense orada eşimin yanında, başım amının hizasında kaldım. Heyecanla bekliyordum. Yaklaşık on saniye içinde koca sikin genişlettiği, örselenmiş am dudaklarının arasından beyaz sıvı süzülmeye başladı. Creampie.
“Mmmmmm,” dedim, yutkunarak... "Ah... Evet!"
“Yala Soner...” dedi Ferit.. “Döllerimin hepsini yala. Bu spermler, seni daha fazla güçlü, gerçek bir erkek yapabilir. Ama sadece her damlasını alırsan... Tüm dölleri yutmazsan işe yaramaz. ”
Ben o gün erkeğin neredeyse bir yarım bardak kadar spermini yalayıp yuttum. Sadece bir tür ters enjeksiyon gibi eşimin amından dışarı fışkıran döllerini yedim.
“Bana da biraz tattır...” dedi Emel. Ferit güldü,
“Devam et Soner, sorun değil,” dedi.
Yani son tuzlu yudumu ağzımda tuttum ve uzanıp karımı öptüm. O son yudumu eşimin ağzına takas yaptım. Bu karı koca yuttuğumuz iksirin içinde gerçek bir güç vardı, size söyleyeyim. Buna inanıyorum.
"Mmm, güzel..." dedi Emel spermleri yuttuktan sonra... "Sanki seninkinden daha tuzlu aşkım..."
Ferit, kuşku duymayan bir gururla, “Ve daha erkeksi bir erkeğin spermi...” dedi.
“Bunu bilmiyordum” dedim. “Ve bu şimdiye kadar tadına baktığım ilk sperm olduğu için, kendi tadımı bile tatmadığım için, sanırım Ferit’in sözüne inanmam gerekecek.”
Ve sonra hepimiz kahkahayla güldük.
Sonuçta, biz ne yaptık? Sadece gerçekten çok kötü bir şey yaptık o gün... Ve grup seks yaptığımız için üstümüze yıldırımlar düşmedi. Biz üçümüz, tabuları yıktık. İksir tadını tattım. Ve hikayeyi birilerine anlatmak için bekledim.
Yani arkadaşım, işte olay bu kadar... Giyindik, biraz daha şarap içtik ve sonra Ferit eşime uzun, on dakikalık tutkulu bir kucaklamayla vedalaştılar. Bunu yaparken birbirlerine bir şeyler fısıldadılar ve göz göze öpüşerek, koklaşarak ayrıldılar. O sırada neyin anlaşmasını yaptıklarını tanrı biliyor.
Onlar vedalaşırken ben Deniz'in mutfağını temizliyordum ve ıslanıp buruşmuş çarşafları bir torbaya koyarak onları yıkamak için evimize geri götürüyordum. Kahrolası bir karmaşa yaratmıştık.
Ama biz sadece bir gece felekten bir gece çalmıştık.
Ferit ayrıldı ve Emel ve ben evimize gittik.
“Yani...” dedi bana karım... Yatağımıza döndüğümüzde ve uyumak üzereyken... "Şimdi mutlu musun?"
"Evet” dedim. “Beni çok mutlu bir pezevenk koca yaptın. Teşekkürler canım."
“Her zaman...” dedi Emel de... “Bunu senin için, senin her istediğin zaman yaparım. Bu kadar lezzetli olacağını, bu kadar zevk alacağımı hiç düşünmemiştim. Keşke seni dinleyip daha önceleri yapsaydık bunu...”
Sonra ikimiz de tatlı bir uykuya daldık.
Artık biliyorsun. Beni dinlediğin için teşekkürler. Sadece birine söylemek istedim. Bu duygu gerçekten inanılmaz bir şey... İnanılmaz his ve artık içimde tutamıyorum.
Demek istediğim, biz eşiği geçtik. Ve eğer ben istersem, karım tekrar yapmaya istekli...
Bu olay beni karıma yeniden aşık etti dostum. Sanki şimdi bir tanrıçayla yaşıyorum. Her gün... Bu bir mucize... Karım bana istediğimi verdi. Tam olarak istediğim şey...
Başka kimin kocası bunu söyleyebilir ki?
Sevgiler...
Komşumuzla
Karıma bakıyorum. Şortunu çıkarırken, yavaşça muhteşem poposunu açığa çıkarırken izliyorum. Gergin ve taş gibi görünen harika kalçaları kapalı denilebilecek bir bikini tarafından gizlenmiş. Gömleği zaten çıkmış, yanında elbise yığını halinde ve büyük göğüsleri bikini üstü tarafından sımsıkı sarılmış. Verandadaki sandalyemde oturup içkimi yudumlarken, onun havuz kenarındaki şezlonga uzanmasını izledim.
Eşim Ayla, güzel bir kadındır. Koyu renkte akan saçları, yeşil gözleri ve yumuşak kadınsı bir yüzü var. Vücudu düzgün ve kıvrımlı hatlara sahiptir, eskilerden klasik bir aktris gibi... Büyük doğal göğüsleri, dümdüz bir karnı ve her gün, her gördüğümde eksilmeyen bir şehvet duygusuyla sarsıldığım dolgun kalçaları var. Onu muhteşem göğüsleri ve kalçalarıyla görmek, beni her defasında heyecanlandırmayı başarıyor.
Fiziksel olarak nefis bir kadın olmasına rağmen, eşim yapı olarak oldukça utangaç biri... Ayla'nın bastırılmış cinselliği onun aileden kaynaklı gelişiminin bir ürünü... Gerçekten üniversiteye kadar aşkı, fiziksel olarak cinselliği pek tanımamış, neredeyse hiç yaşamamış. Orta ve lise boyunca süren çirkin ördek yavrusu yıllarıyla ilgili birçok hikaye anlattı bana...
Ancak şimdi ona baktığımda, karımın böyle bir dönem yaşamış olması imkansız gibi görünüyor. Ayla iç yapısı olarak iyi niyetli, hümanist biri normalde... Fakat ayaklı bir seks spotu, bir uyarıcı ve gittiği her yerde farkında olmadan şehvet dolu bakışları üzerine çekiyor.
Aslında beni hayal kırıklığına uğratmakta üstüne yok. Böyle güzel ve seksi bir kadınla evliyim, ama ne kadar çekici olduğunu kabul etmiyor bir türlü... O kadar ısrar etmeme rağmen biraz daha serbest hareket etmeyi, biraz daha güzelliklerini sergilemeyi reddediyor.
Benim adım Timur. Ayla ve ben yirmili yaşlarımızın başındayız. Şehir merkezinde bir ticaret şirketinin finans bölümünde çalışıyorum ve Ayla da bir özel okulda öğretmen... Üniversitenin son sınıfında tanıştık ve birbirimize yıldırım aşkıyla tutulduk. Düğünümüz mezuniyetimizden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.
İşlerimiz nedeniyle balayına çıkamamıştık. Bu yaz yurt dışındaki bir aile büyüğümüzün şehre yakın deniz kenarındaki dubleks yazlığında kalma şansımız oldu. İkimiz de çalışmaya devam ederken, aynı zamanda baş başa bir tatil yapabilmenin keyfini çıkarabiliyorduk. Mutluluğumuza diyecek yoktu.
Ben sıcak havanın rehavetiyle karımın güzelliklerini izleyip düşüncelere dalmışken, Ayla bir anda kalkıp havuza atladı ve üstüme yağan sularla beni şaşkına çevirdi. Sonunda diğer ucunda ortaya çıkana kadar bir süre yüzeyin altında bir balık gibi zarif bir biçimde yüzdü. Bahçemizde çınlayan kahkahalarla benim ıslanmış halime bakıyordu.
“Nerelere daldın öyle aşkım?”
“Yaramaz kız...” diyerek güldüm ben de... “Şimdi yanına geliyorum senin...”
Ayağa kalktım, içkimi masaya koydum. Gömleğimi çabucak çıkardım. Oldukça ortalama bir yapıda, 1.75 boyunda ve yaklaşık 75 kilo ağırlığındayım. Özellikle kaslı değilim, ama tam olarak bir dal da değilim.
Yüzmeyi çok seven ve balık gibi yüzebilen karımdan biraz daha az zarafetle, koca bir fok balığı gibi kendimi havuza atıverdim. Bu da büyük bir su sıçramasına ve Ayla'dan gelen bir kıkırdamaya neden oldu. Bir iki kulaçta karımın yanına gittim. Suyun içinde sarıldım. Islak dudaklarımız nazikçe kavuşurken birbirimizi aşkla öpmeye başladık.
"Yarın çalışmak istemiyorum." diye bağırdı karım dudaklarını benden zorlukla kurtardıktan sonra... Narin su damlacıkları vardı dudaklarında... Pazarımız şimdiye kadar güzeldi, ama öğleden sonra saatleri bitiyor, hafta sonu tatilimiz hızla sona yaklaşıyordu. Onu tekrar öptüm,
"Ben de istemiyorum bebeğim."
"İkimiz de işlerimizi arayalım, kendimize bir gün daha ayıralım ne olur... Pazarlar yetmiyor bana.." Tam biz suyun içinde öpüşüp koklaşır, konuşurken gür bir ses yayıldı ortalığa...
"Hey millet!"
Komşumuz Burhan'dı seslenen... Ellili yaşlarda, kibar bir beyefendi. Oldukça iri, yaklaşık 1.95 boyunda kalın bir gövdeye sahip… Yaklaşık yüz kiloya yakındı. Hepsi kas değil tabi, fakat yaşına göre bir erkek için kesinlikle çok iyi durumdaydı.
Dost canlısı, neşeli biriydi, görünüşte zararsızdı. Karısı nadir görülen bir hastalıktan ölmüştü. Bir daha evlenmemiş, kabuğuna çekilmiş bir dul hayatı yaşıyordu. Bizimkine bitişik yandaki evde yaz kış tek başına kalıyordu ve biz tanıştığımızdan beri onunla iyi bir komşuluk ve dostluk ilişkisi geliştirmiştik.
Mahalle içindeki diğer her ev bir çitle ayrılıyordu. Fakat bir sebepten dolayı bizim evlerimiz arasında çit yoktu. İki evin arasındaki sınır çim kesimindeki belirgin bir değişiklikle ayrılmıştı ve evlerimizi sadece biraz uzunca bir çim şeridi ayırıyordu.
Burhan erken yaşta emekliye ayrılmıştı ve görünüşe göre hep evinde bahçesinde çalışıyordu. Bahçesinin dizaynı, çimlerinin durumu, rengarenk çiçekleri kusursuzdu.
"Hey komşum, nasıl gidiyor?" diyerek yanıtladım bize doğru ilerleyen adamı... Ayla içgüdüsel olarak suyun altına girdi. Olması gerekenden daha az giyinik olduğunu düşünüp utanmıştı mutlaka...
Komşumuz güneşten yanmış teniyle gülümseyerek geldi, elinde koca bir bahçe makası, alnındaki teri sildi. Çam yarması gibi büyük gövdesi öğleden sonra güneşinin ışığını kesintiye uğrattı, gölgesi üstüme vurmuştu.
"Of, sadece küçücük bir bahçe diyorum ama... Hiç bitmeyen işleri öldürüyor beni, yoruldum." Ayla ve bana bakarak durdu.
"Ooh... Siz ikiniz bu havuzun tadını çıkarıyorsunuz ne güzel… Burada yaşayan son çift yaşlıydı, hiç kullanmamışlardı havuzu... Ama bakıyorum, siz çocuklar her zaman havuzdasınız."
Yanlış değildi, suda epey zaman geçiriyorduk. Ben cevapladım gülümseyerek.
"Buz gibi kokteyl yapmıştı bize Ayla, sen de ister misin? Epey yorulmuş görünüyorsun..." Başını salladı,
"Buraya gelirken bir iki sohbet ederiz demiştim. Sizin havuz keyfinizi bölmeyi istemem. Bundan nefret ederim ama... Çok iyi olurdu doğrusu, zahmet olmayacaksa…"
"Saçmalama Burhan abi…" dedim adama, "Ayla bebeğim, bir kadeh de komşumuza getirir misin?" diye ısrar ettim.
Komşumuzun görmeyeceğini düşünerek suyun altında kıçını okşadım. Hafifçe kızardı. Anlamıştım, adamın yanında kalçasına dokunmamdan hoşlanmamıştı. Yine de,
"Tabii ki" dedi. “Hemen getireyim ben...”
Ayla yavaşça merdivenlerden yukarı çıktı. Çıkarken iri göğüslerinden su damlaları akıyordu. Karım biraz utangaç biriydi dediğim gibi, ama üzerindeki pembe ve iki parçalı bir bikiniydi. Burhan o güne kadar karımın vücudunu hiç bu derece çıplak görmemişti.
Burhan kibar bir erkekti, ama gördüklerinden hoşlandığı da açıktı. Ayla'ya bir iki kez baktığını ve pek de utangaç olmadığını fark etmiştim. Yine de normal karşıladım durumu… Çünkü Ayla’yı gören neredeyse her erkek aynı şeyi yapıyordu.
Karım hazırladığı içki kadehini ona verirken karıma ustaca ve aşağıdan yukarıya her santimini inceleyen bakışlarla baktı.
"İşte kokteylimiz..." diyen karım onun bakışları altında kızararak, fakat yine de pek rahatsız olmadığını ona gösteren bir tavırla kadehi uzattı.
"Teşekkürler güzelim..." Hazırladığı içkiyi nazik bir tavırla kabul ettiği için karım adamı terslemekten kaçınıyordu, hissettim.
Ayla tekrar suya atlayarak havuzda bana katıldı. Burhan da şezlonglardan birine oturdu. Biz suyun içinde, adam şezlongda bir süre daha içtik ve sohbet ettik. İçkisi bitince Burhan sonunda vedalaştı ve toplanıp bahçesine yöneldi.
O gecenin sonunda Ayla ile üst kattaki yatak odamızda sevişiyorduk. Karımın sulu şeftalisinin içine sokarken onbeş santimlik aletimi aç bakışlarla izliyordu. Beni içine alırken usulca inledi.
Misyoner pozisyonunda sevişmeye devam ederken aklıma öğleden sonra yaşadıklarımız geldi. İçten içe kıkırdayarak Burhan'ın şimdi karımın bacaklarını ikiye ayırıp sevişirken, zevkten kendinden geçmiş halini görebilseydi ne düşüneceğini merak ettim.
Komşumuzun karımı görme olayı aklıma gelince kısa bir panik yaşadım. Korkuyla sağımdaki pencereye baktım. Bizim yatak odası perdesi tam olarak kapalı mıydı acaba? Evimiz küçük bir yan avluya ve sonra komşu evin geniş yatak odası penceresine bakıyordu. Burhan’ın evinin yatak odası penceresi…
Bir sitede oturuyorduk. Evler birbirine çok yakın ve aslında birbirinin tıpkısıydı. Garip bir tasarım gibi görünüyordu, gizliliğe önem verilmemişti planlanırken... Anlaşılan kendi gizliliğini pek umursamayan ve evin içinde sereserpe dolaşmayı seven Burhan’la buraya taşındığımız günden beri bir avuç garip görüntü değiş tokuş etmiştik.
Bir iki denemeden sonra yatak odamızın perdesini sürekli kapalı tutar olmuştuk. Evler arasındaki yakınlık da, görünürlüğün ötesinde bir sorundu. Ayla orgazm sırasında çok yüksek sesle inler, hatta feryat ettiği bile olurdu. Burhan’ın onu kolayca duyabildiğinden emindim. Tutucu karımın uzun sevişmeler sonucu kendini kaybettiğini ve bir fahişe gibi bağırarak orgazm olduğunu öğrenmişti mutlaka adam...
Orgazm deyince komşumuzu düşünmeyi bıraktım ve karımı becermeye devam ettim. Fakat komşumuzun bizim sevişme seslerimizi duyduğunu düşünmek, gündüz bikinili karıma attığı bakışlar fena tahrik etmişti beni... Nitekim fazla dayanamadım. Karımın istek yüklü inlemeleri, vajinasının kasılmalarıyla bir anda içine patlayıverdim.
Ayla küçülen aletimle içinden çıkarken yavaşça sızlandı. Seks yaparken bir kereyle kalmıyordum. Karıma seri orgazmlar yaşatabilirdim, ama ne yazık ki, bu gece içimden gelmiyordu. Beraber yaptığımız bir duştan sonra pijamaları giyip yatağa uzandık tekrar... Öğleden sonra olanlar tekrar aklıma geldi ve karıma dönüp sordum,
"Burhan'ın bugün sana nasıl baktığını fark ettin mi?" Ayla iç çekti,
"Of, yine mi? Her zaman insanların bana baktığını düşünüyorsun zaten..."
"Çünkü bakıyorlar canım... Özellikle yandaki komşumuz…" Kızardığını gördüm,
"Sanırım... Evet, biraz bakıyordu. Her zaman öğretmen kıyafetleriyle gördü beni... Bikinili görünce ilgisini çekmesi normal değil mi sence?"
"Tatlım... Bikinili gördüğü herhangi bir kadın değil, sensin... Senin harika, seksi bedenin... Zavallı adam… Evde yalnız başına, kadınsız... Seni bikiniyle gördükten sonra gidip otuzbir çekmiştir mutlaka...” Ayla muzip muzip güldü ve omzuma vurdu.
"Sapık..." dedi şaka yollu, “Pis sapık seni...”
Birkaç gün geçti aradan... Burhan’ın karıma bakışları konusunda başka bir şey konuşmadık. Bir kaç kez ayaküstü sohbetlerimiz oldu. O her zamanki samimi ve konuksever tavırlarıyla sıcakkanlıydı. Hatta arabayı park etmek için ihtiyacımız olan evin araba yolunu açmamda bana yardım etmeyi teklif etti.
Burhan’la o konuşma sırasında Ayla'ya yönelik bakışlarını yakaladım yine... Göğüslerine odaklanan gözlerinde garip ve erotik bir parıltı vardı sanki… Eh, haksız sayılmazdı doğrusu…
Eşimin inanılmaz göğüsleri var. Bir çift füze sanki göğüsleri, doğal, kabarık ve bir santim sarkması olmayan memeler… Bir ev hanımına, öğretmene değil de, sanki bir porno yıldızına veya egzotik bir güzelliğe ait gibi görünüyorlar.
Bir hafta içi sabah işe gitmeden önce kahvaltı yapıyordum. Aniden Ayla’nın çığlığını duydum. Ne oluyor demeye kalmadan merdivenlerden aşağı koşarak, çığlık atarak geldi. Kıpkırmızıydı yüzü ve acaip kızgın görünüyordu. Herhangi bir sakatlık olmadığına sevindim ama şaşkınlığım devam ediyordu.
"Timur! Neden perdeleri açık bıraktın? Banyo havlusu kurutucuda ve ben banyodan çırılçıplak çıktım!"
Çatal elimde kalakaldım. Neden bu kadar öfkelendiğinden emin değildim,
"Tamam bebeğim... Ve...?"
"Burhan tam oradaydı! Karşıda…. Hiç çekinmeden bana bakıyordu!"
Neredeyse tostumun lokması boğazıma kaçıyordu ve bir cevap veremeden öksürdüm
"Tüh, hay Allah kahretsin... Hava durumunu kontrol etmek için perdeleri açmıştım. Bugün şirketin bir müşterisini havaalanından alıyorum da... Üzgünüm bebeğim." Karım ikna olmamıştı, sinirle bağırıyordu,
"Umarım mutlu olursun! Komşumuz bugün çırılçıplak gördü karını... Adam senin karının her yerini gördü, her yerini...!"
Ayla’nın tüm sinirine karşı kendime hakim olamadım ve güldüm. Zararsız, yaşlı biriydi Burhan ve eşimin çıplaklığının onun tarafından yanlışlıkla izlenmesi bence pek önemli değildi doğrusu… İşi şakaya vurarak yatıştırmaya çalıştım karımı,
"Aşkım, olan olmuş artık... Bu kadar büyütecek ne var bebeğim? Eminim güzelliğinle komşumuzun gününü cennete çevirdin. Herhalde yılın en büyük iyiliğini yaptın adama… Hayatım, bu yaşta Burhan zararsız biri, bu kadar büyütme lütfen!" Dehşete kapılmış görünüyordu karım,
"Bu senin için çok önemli değil, öyle mi! İnanılmazsın!"
Fırtına gibi öfkeyle arkasını döndü bana, üst kata çıktı. İşe giderken arabamın yanında duran kırmızı yüzlü bir Burhan ile karşılaştım. Kekeliyordu,
"Ya… Timur… Bak, gerçekten üzgünüm... Yatak odasındaydım, sadece öylesine baktım ve... Çığlığını duydum..."
Kıkırdayarak onu durdurdum. Zavallı adam bu kadar ezilip büzülmesine gerek yoktu ki, alt tarafı bir kazaydı olan biten...
"Burhan abi, bak… Tamam, senin dediğin gibi, kaza, bilerek yaptığın bir şey değil ki... O kadar önemli değil. " Benim duruma nasıl tepki vereceğim konusunda hiçbir fikri olmayan Burhan rahat bir nefes aldı.
"Daha önce hiç başımıza gelmeyen bir şey, karım da aşırı tepki vermiş." diye devam ettim. Ve omzuna dostça bir dokundum. Burhan utangaç bir tavırla başının arkasını kaşıyıp gülümsedi,
"Valla, Timur… Anlayışla karşıladığın için teşekkürler... Ayla çığlık atınca adi bir cinsi sapık gibi hissettim kendimi inan… Bir de... Umarım söylememe aldırmazsın, ama sen çok şanslı bir adamsın."
Bunu söylerken biraz kızarmıştı, belki de biraz ileri gittiğini düşünüyordu. Yaptığı yorum beni şaşırttı, ama açıklanamaz bir şekilde beni heyecanlandırdı aynı zamanda...
Özellikle karımın çıplaklığını gördükten sonra, onu çekici bulduğunu itiraf etmesi... Söyledikleri içimde garip duygular uyandırdı bir anda... Yani, bundan şüphelenmek başka bir şeydi, kendisinden duymak tamamen farklı bir şeydi. Bir sırıtmayla bana karımı beğendiğini söyleyen erkeğe cevap verdim,
"Teşekkürler komşum... Biliyorum."
Eğer başka biri olsaydı, yorum beni kızdırabilirdi. Ama nedense Burhan’ın ağzından çıkan bu beğeni ifadesi nedense beni pek mutlu etmişti.
O akşam işten erken döndüm ve bir çeşit özür dilemek için karıma sürpriz bir akşam yemeği hazırladım. Gerçekte pek o kadar üzgün değildim aslında… Hatta daha çok eğlendim diyebilirim ve eğer itiraf etmem gerekirse, komşumun bir erkek gözüyle karımı beğenmesinden garip bir gurur duymuştum.
Ayla ön kapıdan içeriye girdiğinde biraz yorgun, ama her zamanki gibi güzel ve seksi görünüyordu. İlk başta benimle konuşmaktan kaçındı. Sabahın kızgınlığı devam ediyordu, ama sonunda güzel sofrayı, şarabı görüp içkilerimizi yudumlayınca sessizlik duvarı yıkıldı.
"Üzgünüm aşkım, sabah sana bağırdım. Bunun bir kaza olduğunu biliyorum. Ama şeyy… Kendimi... Adam bana bakarken kendimi çıplak hissettim. " Güldüm,
“Zaten çıplaktın karıcığım... Hem de çırılçıplak...”
Sanki o anı tekrar yaşamış gibi kıkırdadı… Ben de güldüm. Bir dakika sessizce yemeğimizi yedik. Sonunda dayanamadım,
"Burhan'ı bu sabah işe giderken gördüm" Hemen kızardı,
"Ah Tanrım. Bir şey söyledi mi? Nasıl karşıladı acaba? Utandım, şu anda çok utandım."
"Çok özür diledi. Bilerek yapmamış ama sen çığlık atınca kendini sapık gibi hissetmiş. Çok önemli değil bebeğim." Olayı küçümsemeye çalışıyordum. Durakladım, devam ettim.
"Aslında… Bana çok şanslı bir adam olduğumu söyledi." Bunu söylerken karıma baktım, tepkisini merak ediyordum.
"Ne diyorsun? Nefes alamıyorum şu anda…" Yanakları iyice kızarmıştı. Başını salladım,
"Evet, öyle söyledi. İnanılmaz derecede güzel bir vücudun olduğunu ve bundan gurur duyman gerektiğini söyledi."
Son kısmı ben eklemiştim. Beyaz bir yalandı, ama tam olarak bu şekilde söylemese bile adamın karım için düşündüğü şey tam olarak buydu.
"Sen ne cevap verdin peki!?" Bu soruyu heyecandan sesi kısılarak, zor nefes alarak sormuştu. Gülümsedim,
"Ona ne şanslı olduğumu bildiğimi söyledim. Aşkım benim, gerçekten ben çok şanslı bir adamım. Senin gibi güzel ve seksi bir karım var."
Kızardı, ama bu sefer sadece utanç değildi yüzünü kızartan... Hayatında ilk kez başka bir erkeğin, benden başka bir adamın çıplak bedenine açıkça iltifat ettiğini duymuştu. Kırmızı yanaklarının gölgesinde bir ürperti, bir heyecan vardı.
Dakikalar sonra geceyi bekleyemeden, tamamen azmış bir halde, yatakta çırılçıplak sevişmeye başlamıştık. Ayla’nın kadınlığı uzun zamandır hissetmediğim kadar ıslaktı ve benim erkekliğim bir kaya gibi sertti. Benim söylememe bile gerek kalmadan kovboy kızım sertleşmiş sikimin üstüne biniyordu. Zevkle inledim,
"Harikasın bebeğim... Amcığın sırılsıklam, çok ıslaksın." İnledi, başını arkasına yasladı ve omuzlarımı tuttu.
“Terbiyesiz...” diyerek inledi. “Evet öyle canım…Çok ıslak... Çünkü sen azdırdın beni… Çok zevk alıyorum şu anda...” Kendimi tutamadım ve şehvetinin kaynağı konusunda şaka yaptım,
"Ben değil, Burhan’ın sikici bakışları azdırdı seni... Ama hoşuma gitti bu... Bu kadar tahrik olman çok iyi... Bence Burhan'ın her gün senin çıplak bedenine bakmasına izin verelim." Sikimin üstünde yaylanırken göğsüme vurdu,
"Kes şunu…" diyerek cümlemin arasına girmeye çalıştı. Tonu ciddiydi, ama kesmemi gerçekten istemiyordu bence… Dişleri kenetlenmiş, dudakları sımsıkı gerilmişti. Ben konuşmaya devam ettikçe daha bir delirdi sanki, zevkle inledi. “Ohhh...”
“Ne? Eminim bu muhteşem memelere bir kez daha yakından bakmak isterdi. Belki biraz elleriyle tutmayı... Okşamayı...” Memelerini tekrar avuçlayıp parmaklarımın arasında sıktım, meme uçlarını sıkıştırdım. Karımın çok sevdiği hareketti bu... Deli gibi tahrik olurdu meme uçlarından...
Yüksek sesle inledi, kalçalarını indirip aletimi sertçe içine kökledi. Sikimin üstünde inip kalkarken amından adeta sular fışkırıyordu.
Dudaklarından dökülen iniltiler mahalleyi uyandıracak kadar yüksekti. Sonunda karımın amına boşaldığımda içine akan sıcak spermlerim karımın orgazm patlamasına neden oldu.
Fırtına bittikten sonra ikimiz de yavaş yavaş kendi dünyamıza, uykuya daldık, başka bir şey söylemeden...
Bir kaç gün geçti ve hafta sonu yaklaştı. Cumartesi günü geç uyandım ve pencereden dışarı baktığımda kendime biraz kahvaltı hazırlıyordum ki... Sürpriz…
Bahçede Ayla ve Burhan'ın sohbet ettiğini gördüm. Eşim bizim bahçeye birkaç çiçek dikmişti ve Burhan ona yardımcı olmak için çiçeklere bakıyordu. Karımın üstünde mini mini bir etek ve yarım tişört vardı. Burhan’ın üzerindeyse her zamanki gibi bir bermuda şort ve geniş, hasır bir şapkadan başka bir şey yoktu.
Karımla ikisinin etkileşime girdiklerini görünce içimde bir kıpırtı oldu. Burhan sadece birkaç gün önce karımı çırılçıplak görmüştü ve şimdi botanik hakkında tartışıyorlardı. Adamın iri yarı, güneşin altında parlayan kaslı azman güneş yanığı gövdesinin yanında çıtı pıtı, mini etekli seksi karım öyle güzel görünüyordu ki...
İkili sohbetin sonunda ayrıldılar, Ayla içeri girdi. Pencereden giren sabah güneşi hafif terlemiş cildinde parladı. Bana günaydın diyerek bahçede kullandığı eldivenleri çıkarırken ben hiç zaman kaybetmedim,
"Onunla bir daha asla konuşamayacağını düşünmüştüm. Anlaşılan yanılmışım." Kızardı, yanıt vermedi bana, dudaklarında muzip bir gülümseme...
"Ee? Nasıl başladı sohbetiniz? Senin için biraz garip olmalı... Adam seni çırılçıplak gördü bir iki gün önce…"
"Evet! İlk başta zor oldu ama..."
"Neler dedi?" Konuşurken kıpır kıpırdı, yüzündeki kırmızılık devam ediyordu,
"Hiçbir şey… Bilmiyorum. Sadece geldi ve çiçeklerin bakımıyla ilgili yardım teklif etti, bir iki püf noktası anlattı..."
Bir bardak su almak için buzdolabına gitti. Bir yudum aldıktan sonra bana baktı,
“Açıkçası garip hissediyorum.” diye devam etti. "Geçen gün için özür diledi, ben de ona benim hatam olduğunu söyledim." Cildi biraz daha kızardı,
"Bana şaka yaparak, her sabah uyandığında pencereye baktığını söyledi. Geç uyanıp beni kaçırmamak için kahve içmeyi bırakabilirmiş." Şaşırmıştım Burhan’ın cesaretine, yine de güldüm,
“Bak sen! Ne kadar kibar, centilmen bir erkek... Gördün mü aşkım? Seni çırılçıplak görmesine rağmen, adi bir maganda gibi asılmıyor sana... Kibarca flört ediyor. Bence endişelenecek bir şey yok. Sen ne cevap verdin ona?”
"Şeyy… Hiçbir şey… Sanırım… Sadece güldüm sanırım, bilmiyorum. O konuda bu kadar konuştuk sadece..."
Bir an sessizlik içinde oturduk ve devam etti, "Biliyor musun Timur? Senin kocam olarak böyle bir tepki vermene şaşırdım. Neticede adam karını çıplak gördü ve sen hoş karşılıyorsun."
"Bir tanem, Burhan bir pislik değil, kötü bir amacı yok. O bizim zararsız ve yaşlı komşumuz." Onunla biraz daha şakalaştım, üzerine gittim, karımı kucaklayıp kollarımda sıktım. "Ve bu olanlar benim hatam değil, çırılçıplak kendini gösteren sensin."
"Ne düşündüğümü biliyorsun! Sanırım sen bundan hoşlanıyorsun. Sanki yabancı bir erkeğin beni seyretmesinden haz duyar gibisin!" Yutkundum bir an,
"Evet canım… Senin güzelliğini başkalarının da görmesi hoşuma gidiyor, hepsi bu... Herkes sana hayran kalıyor. Gurur duyuyorum." Bir sonraki yorumumu çok düşünmüştüm aslında, "Biliyor musun? Sanırım senin de bir parçan onu tahrik etmekten hoşlandı."
"Timur!"
"Dur Ayla, hemen itiraz etme canım… Bu çok önemli değil... Sana yıllardır vücudunu biraz daha göstermeni söylüyorum, sen güzel bir kadınsın. Sonunda olayı yakaladığına sevindim." Güldüm, onu belinden sarıp iyice kucağıma çektim.
"Bu kadar dramatik olmayı bırak ve bana bir öpücük ver." Derin ve istekli öpücüğünü verirken düşüncelerime pek karşı çıkmadığını hissettim.
Başka bir etkinlik olmadan bir hafta geçti ve kendimizi başka bir tembel pazar keyfi yaparken bulduk. Bazı arkadaşlarımızla öğleye doğru bir brunch için dışarı çıkmıştık ve yemekten sonra eve döndüğümüzde çok fazla içmiş durumdaydık.
Öğleden sonrasının rehaveti bir yandan, içtiğimiz içkiler bir yandan, oldukça sarhoş bir vaziyette koltukta birbirimize sarılıp uzanmıştık. Ayla sızlandı,
"Evin içi çok sıcak kocam… Ben havuza girmek istiyorum."
"Öyleyse havuza gidelim bebeğim... Yaz bittiğinde havuzumuzu çok arayacağız. Her fırsatı değerlendirelim." Ellerimle memelerini kavramış, boynunu öpücüklere boğuyordum bunu söylerken…
Kıkırdayarak ellerimden kurtuldu ve üstünü değiştirmek için üst kata fırladı. Biraz sonra pembe bikinisini giymiş olarak geri döndü.
"Hayır, istediğim bu değil canım. Sana Mykonos gezimizde aldığım bikiniyi giymiyorsun. O kadar para verdik. Çok pahalıydı ve giydiğini pek görmedim."
Yüzü kırmızı bir renkle parladı, ama hiçbir şey söylemedi. Bir an için birbirimize baktık ve yavaşça döndü, yukarı çıktı.
Gergin bir şekilde geri döndü. Güzel göğüsleri inanılmaz derecede ince bir siyah kumaş tarafından zar zor gizlenmişti. Etrafında döndü ve dipdiri kalçalarının bikini altı olan G stringi tamamen yuttuğunu bana gösterdi. Neredeyse hiç bir şey giymemiş gibi görünüyordu. Mükemmeldi. Ama karım benimle aynı fikirde değildi. O güzel etli dudaklarını büzerek,
"Ben bununla dışarı çıkıp havuza giremem aşkım..."
"Evet, yapabilirsin. Bu bir bikini canım, insanların dışarıda giymeleri için özel olarak üretildi."
Zaten birkaç içki içmemiş olsaydı, teklifimi asla kabul etmezdi. Ama dışarıya doğru ilerledi. Kayan cam kapıyı açarken heykelimsi çıplak bedenine hayranlıkla baktım. Bahçe boyunca koştu ve acele hareketlerle havuza atladı.
Ben de üstümü değiştirmek için telaşla yukarı çıktım. Tekrar aşağıya inip havuz kenarına geldiğimde onları gördüm. Havuzun kenarındaki Burhan ve suyun içindeki Ayla sohbet ediyorlardı. Suyun kırılması, karımın güzel vücudunun bir kısmını gizlemek için iyi bir iş çıkarmıştı, ancak yine de çok fazla giyinmediği apaçık görünüyordu.
Karımın yüzünde beni dinleyip bu minicik bikiniyi giydiği için belirgin bir pişmanlık vardı. Burhan yanlarına yaklaşınca beni görüp selamladı,
"O, merhaba Timur... Ayla'ya benim ünlü sarhoş ayıltan içeceğimden bir iki bardak isteyip istemediğini soruyordum. Bugün alkol sınırını biraz aştığınızı söyledi de..." Kıkırdayarak başımı salladım,
"Ya, sorma Burhan abi… Arkadaşlarla bir araya gelince işte, biliyorsun. Yanlış izlenim edinmeni istemiyorum. Gerçekten ağır içiciler değiliz normalde... Ama burada Bodrum’da tatilde gibiyiz. Son zamanlarda herhangi bir bahane bulunca Pazar günleri çıldırıyoruz."
"Pazar günleri sizin dinlenmeniz ve yorgunluk atmanız için zaten... Mutlaka eğlenceli geçmeli..."
"Evet, biz de öyle yapıyoruz." Gülümsedim, "Sanırım senin içki teklifini kabul edeceğim. Sen Ayla?" Karım da omuzlarını silkti, gülümseyerek.
"Bu güzel Pazar günü başım ağrıyor çok fena, ben de istiyorum." dedi.
"Harika." Burhan meşhur içeceğini bizimle paylaşabileceği için çok memnun görünüyordu, "Sadece içkinizi hazırlamak için mutfakta biraz yardıma ihtiyacım var. Sakıncası var mı Timur? Benimle gelir misin?"
Bunu yapmama neden olan içimdeki dürtüden emin değildim. Ama bu güzel pası taca atmamaya karar verdim. Evet, bunu yaptım. Başımı kaşıyarak,
"Kahretsin yaa…. Müşterimize bir belge göndermem gerektiğini hatırladım şimdi... Bebeğim, neden Burhan'a sen yardım etmiyorsun? Ben hemen dönerim."
Doğrudan Ayla'ya bakmaktan kaçındım, ama ölümcül bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Başka bir şey söylemeden dönüp içeri girdim. Cep telefonumu çabucak buldum ve yazıyormuş gibi davrandım.
Bu arada olan biteni görebilmek için pencereye doğru yürüdüm. Beklenti içinde aptal gibi gülümsüyordum. Pencere aralıktı ve kendimi göstermeden dışarıda, verandada olanları görebilecek ve duyabilecektim.
Ayla endişeyle sudan çıkarken, güzel kıçını pencereden tam ekran izledim. Karımın ıslak ve minik bikini üstü, iştah açıcı ve büyük memelerini kapatamamış vaziyetteydi. Meme uçlarının ıslak kumaştan parmak gibi kabardığını evin içinden bile görebiliyordum.
Burhan da, havuzdan ağır hareketlerle çıkan karımın üzerine ne giydiğini net bir şekilde görebiliyordu şimdi… Ayla’ya baktığında gözleri genişledi, hayranlıkla bakakaldı, ama sonra kendini çabuk topladı.
“Vayy... Bikinin çok güzelmiş Ayla… “ dediğini duydum.
Ayla kızardı, cevap verirken kekeledi. Hızla şezlongdan aldığı havluyla kendini kuruturken güneş ışığında parlayan harika bedenini izledim.
"Te… Teşekkürler Burhan. Timur ille de bunu giymemi istedi."
Bahçede Burhan’ın evine, bizim havuza bakan salonun sürme kapısına doğru yürümeye başladılar. Karım önden yürüyor, Burhan hemen arkasında onu takip ediyordu. Gözleri karımın hareketli kalçalarına dikilmiş vaziyetteydi.
“Eh, kocanı tebrik ederim o zaman… Timur ağzının tadını kesinlikle iyi biliyor.”
Yaptığı biraz ahlaksızca yorumdan sonra sırıttığını gördüm. Garip bir heyecanla baktım. Komşumuzun evinin kapısında kaybolurken, eşimin kıçının ileri geri sektiğini gördüm, olduğum yerden neredeyse çıplak görüntüsünü izledim.
Bizim mutfak penceresinden baktığımda komşunun salonunu bir hayli geniş olan sürme kapıdan görebiliyordum. Ayla adamın etrafında dolaşıp duruyordu, Burhan'ın amerikan mutfakta dolaptan malzemeleri almasına ve votkayı karıştırmasına yardım ediyordu. Adeta bir seks ilahesi gibi görünüyordu.
Artık söylenenleri duyamıyordum, ama Ayla ve Burhan gülmeye başladılar. Gördüğüme inanamıyordum. Yarı çıplak, hatta kasıklarını örtemeyen ve kalçalarının arasında kaybolan minicik bikini altını saymazsak çırılçıplak sayılabilecek olan güzel eşim, komşumuzun mutfağında rahatça dolaşıyordu.
Çıplaklığına pek aldırmıyor gibiydi karım... Ve sarhoşluğumuzu giderecek içkiyi hazırlayan Burhan’ın gözleri karımın üstünden ayrılmıyordu. Çok heyecan verici bir manzaraydı ve ne kadar tahrik olduğumun farkına varmak beni şaşırttı.
Olayın nereye varacağını dehşet merak ediyor, heyecandan titreyerek bekliyordum. Bir şey olmadı. Çok geçmeden hazırladıkları içkiyle evden çıktılar ve ikisi de bizim havuz başına doğru yürümeye başladılar.
Yine karım öndeydi ve elinde cam sürahiyle hemen arkasından gelen Burhan’ın gözü karımın çalkalanıp duran kalçalarından ayrılmıyordu. Telefonumu kanepeye attım ve havuz kenarında onları karşıladım.
"Kusura bakmayın çocuklar, yardım edemediğim için üzgünüm."
İkisiyle de konuşuyordum, ama özürüm aslında Ayla içindi. Onu yarı çıplak bir vaziyette elin adamıyla yabancı bir eve göndermiştim. Bana öfkeyle baktı. Bir yandan da varla yok arası bikinisinin içinde daha rahat göründüğünü fark ettim. Artık kendini örtbas etmek, çıplaklığını saklamak için pek telaş etmiyor gibiydi...
"Endişelenme Timur." dedi Burhan, sürahiyi masaya yerleştirirken gülümsedi, "Bana bikinisiyle yardım eden güzel bir kadın varken işten şikâyetçi olduğumu asla duyamazsın benden..." dedi.
Ayla derinden kızardı ve kıkırdadı,
"Ah siz erkekler… Hepiniz de aynısınız doğrusu… Sanırım bikinili kadınlarla ilgili hep aynı şeyleri düşünüyorsunuz… "
Burhan'ın ona iltifat etmesini duymak benim gibi onu da çok mutlu etmişti ama görünüşe göre Ayla'nın bizim hayran bakışlarımızdan havuz suyunun korumasına kaçmak için acelesi var gibiydi. Hemen kaçmasını engellemek için karımın elini tuttum.
"Ama sen başkasın bir tanem, kendini diğer vasat kadınlarla bir tutma lütfen... Burhan, bu güzel bikiniyi giymesi için karımı ikna etmem gerektiğine inanabiliyor musun?"
"Biliyorum arkadaşım... İçeride epey sohbet ettik de... Karın bikiniyi senin zorunla giydiğini söyledi. Ama iyi ki ısrar etmişsin. Bunu yaptığın için çok mutluyum. İkiniz de beni çok mutlu ettiniz.”
Ayla'nın gözleri bizim konuşmalarımızı duydukça irileşti, yanakları kıpkırmızı oldu ve utanmasına neden olan bizim erkek erkeğe muhabbetimize engel olmak için araya girdi,
"Hey! Ben buradayım beyler! Timur aşkım… Beni utandırıyorsun!" Elimden kurtulup kendini suya bırakmıştı bunu söylerken, çıplaklığını bizim gözlerimizden saklamaya çalışıyordu.
Burhan kıkırdadı ve yaptığı içkiden bana bir bardak uzatırken karıma yanıt verdi,
"Ayla, canım… Bir erkek gözüyle söylüyorum, bence vücudun bir harika ve utanacak hiçbir şeyin yok. Eminim Timur da benimle aynı fikirde..."
Burhan bana bakarak gülümsedi. Derin bir yudum alırken başımı salladım onaylayarak… Sabah arkadaşlarla aldığımız alkolün verdiği rahatlık, arka bahçemizdeki ortam üzerinde kaygısız bir etki yaratıyordu. Soda ve limonla yaptığı içki boğazımdan aşağı kaydıktan sonra cevapladım adamı,
"Evet, bence de öyle Burhan… Kusursuz bir güzel benim karım… Lanet olsun, bu senin içecek çok iyi arkadaş..." diye ekledim.
"Teşekkür ederim efendim, yıllardır yapıyorum bunu, akşamdan kalmalara çok iyi gelir."
Sonra suyun içinde duran karıma bakarak ona da bir bardak doldurdu ve kenarda diz çökerek içmesi için uzattı. Ayla hızlı bir yudum aldı içkiden, tadı onun da hoşuna gitmişti,
"Vay canına. Gerçekten iyi... Beraber yaptık ama ben bunun tarifini yazayım bir kenara…"
Burhan başını salladı kendinden emin… Havuz kenarında yukarıdan bakıyordu kenara tutunmuş, içeceği yudumlayan karıma… Minik bikininin içinde yukarıdan baktığında harika bir görüntü sunuyor olmalıydı karım…
Burhan kendinden geçmiş gibi karımın dudaklarına ve kim bilir nerelerini görüyorsa, oralara dikkatle bakıyordu ki, başını kaldırınca benim onlara baktığımı fak etti. Hoşgörüyle gülümseyerek karıma bakmasına aldırmaz bir tavırla kadehimi onlara kaldırıp koca bir yudum aldım hazırladığı içkisinden…
Burhan da doğrulup kendi kadehini doldurdu. Üçümüz arka bahçede, karım havuzun içinde, biz erkekler şezlonglara yerleştik ve alkol kaynaklı bir rahatlama havasına girdik. Burhan su kenarında otururken nihayet ben de kalkıp havuzdaki eşime katıldım.
Konuşma konularımız işten spora ve eğlenceye değişti. Burhan’ın akşamdan kalmaya karşı içecek bitti, bizim kokteyl stoğundan tekrar alkol almaya devam ettik. Sonunda üçümüz de bir hayli çakır keyif olmuştuk.
Ayla görünüşe göre üzerindeki açık saçık bikiniyi ikinci cildi gibi benimsemişti. Biz şezlonglara kurulmuş keyif çatarken karım Burhan'ın delici bakışlarına aldırmadan suya girip çıkıyordu. Komşumuzun sarhoşluğu biraz daha artmıştı sanki… Karıma diktiği beğeni ve arzu dolu bakışları daha da belirgin hale bir hale gelmişti.
Artık ne benden çekiniyordu, ne de karımdan… Ayla’ya baktıkça gördüğü şeyleri kesinlikle seviyordu adam... Zevkten dört köşe olmuştu.
Ayla havuzdan çıktı, evden bir tepsi peynir ve kraker, atıştırmak için bir şeyler getirdi. Parıldayan cildiyle vücudu bana doğru eğildiğinde doğrudan fütursuzca sergilediği büyük göğüslerine baktım. Dayanamadım ve yüksek sesle bir iltifat dudaklarımdan kaçtı,
"Offf… Harikasın bebeğim. Şu koca memelere bak. Isırırım ben onları..."
"Timur...! Misafirimiz var! Ahlaksız herif..." Ayla yüzünde utanmış bir bakışla gülümseyerek beni azarladı. Burhan'a doğru döndü.
Burhan söylediklerimi duymuş ve karımın nerelerini beğendiğimi o da kendi gözleriyle görmüştü. Karım ona tabağı uzatırken göğüslerine baktı. Hayran hayran, gözlerini karımın memelerinden ayırmadan,
"Timur'la aynı fikirdeyim Ayla… Senin iki zirve şu anda normallerin üstünde… Hatta olağanüstü…" dedi. Kelimeler ağzından kaçtıktan sonra kızardı, yaptığı yorumun uygunsuz olabileceğini fark etmişti. “Çok pardon, haddimi aştım galiba…” dedi.
Ayla da yanakları kıpkırmızı ve utanmış durumdaydı. Fakat iki erkek tarafından beğenilmekten ve arzu edilmekten hoşnut olduğu o kadar belliydi ki… Burhan’a ve bana memeleri için yaptığımız iltifatlarımız karşısında gülümseyerek, biraz yumuşak bir tepki gösterdi,
"Tamam, hepsi bu kadar! Hadi bakalım, herkes suya…” diyerek kendini havuza attı.
Burhan ve ben de aynı anda bir kahkaha attık. Neşe içinde gülüyorduk. Benim şezlongum havuzun yanı başındaydı ve Ayla elimden tutarak beni suya çekiştirdi. Ben de havuza daldım, gülerek karımı kucakladım, suyun içinde oynaşmaya başladık.
Biraz yorulunca Burhan’ın yanı başında havuz kenarında tutunduk, şezlongda oturmaya devam eden Burhan’la sohbete devam ettik.
Bir ara sessizlik oldu. Kimse konuşmuyordu. İki erkek karımı süzüyorduk. Burhan çaktırmadan, bense apaçık, sikecek gibi bakıyorduk karıma... Ayla aniden Burhan'a seslenene kadar hepimiz bir müddet sessizlik içinde durduk.
"Neden sen de havuzda bize katılmıyorsun Burhan, sudan korkuyor musun yoksa?" Burhanın ağzının yarısı peynir ve kraker doluydu. Zorla yutkunup,
"Valla, havuzda giyebileceğim bir mayom yok Ayla’cım... Aslında bir mayo sahibi olduğumu bile hatırlayamıyorum."
“Sen de altsız gir öyleyse Burhan...” diyerek bir kahkaha attım. Diğerlerine de komik geldi teklifim, onlar da güldüler. Gülmesi bitince,
“Yok artık sen de...” dedi koca adam... Aslında teklifimin çok hoşuna gittiğini, biraz üstelesem, hatta Ayla eh dese, bayıla bayıla yapacağını, çıplak vaziyette bize katılacağını biliyordum içten içe...
“Evet aşkım, bence de yok artık...” dedi karım da... “İçkiyi fazla kaçırdın sen...”
“Ne var canım... İnsanlar çıplaklar kampında nasıl dolaşıyorlar, görmediniz mi hiç? Gayet doğal bir şey... Tanrının yarattığı bedenimizden niye utanacakmışız ki... Ayla’ya baksana Burhan... Bir avuçluk bez parçasının arkasına güzelliklerini saklıyor.”
“Sakladığı şeylerin çok güzel olduğuna eminim ben...” diyerek anında cevapladı beni adam, “Dedim ya, sen çok şanslısın. Onları görebiliyorsun.”
“Beyler beni utandırıyorsunuz. Burası çıplaklar kampı değil ki canım...” dedi Ayla da... Dudaklarının kenarında şuh bir gülümseme vardı.
Usul usul Ayla'nın arkasına yanaştım, belinden tuttum. Birkaç dakika sonra suyun içinde vücutlarımızın teması beni kendimden geçirmişti bile… Onu istiyordum. Taş gibi olmuş sikimi kalçalarının arasından ona dayadım ve kenarda oturan erkeği umursamadım.
Karımın diri güzelliğinden ve içkilerden sarhoş, saçma bir şekilde karımın diğer erkeği etkilemesini ve Burhan'a yeni bir gösteri yapmasını istiyordum. Bikinisinin üstünü çekiştirerek,
"Çıplaklar kampı değil ama... Ne var sanki... İki santim bikini zor örtüyor memelerini, geri kalanı meydanda işte... Hadi çıkar gitsin şunu da... Hatta şimdi üstünü çıkarıp atarsan gerçekten hoşuma gider aşkım..." Karım bana döndü, tıslayarak,
"Saçmalama Timur…” dedi. Sonra da fısıldayarak, “Burhan tam karşımızda... Kes artık şunu... Yapma… Delirdin mi sen?"
Sinirlenmesine rağmen isteğimi duyduğunda gözlerindeki heyecanı, dudaklarının titreyişini görebiliyordum. O da istiyordu bunu aslında… İki erkeği birden delirtmek hoşuna gidiyordu kahpenin… Kasıklarımı onun kalçalarına iyice bastırdım,
"Hadi bebeğim. Vur onu… Memelerini çıplak görsün. Biraz eğlenelim." Ayla gözlerinde şehvetle bana baktı ve fısıldadı,
"Güzel… İstediğin gibi olsun, yapayım. Ama sonra pişman olursan bana kızma."
Kollarımın arasından kaydı, suyun altına inişine hayretle baktım. Oh tanrım… Çılgınca bulmasına rağmen isteğimi yerine getiriyordu karım… Üstünü yavaşça çözdü ve az sonra ince siyah bikinisi suda yüzüyordu.
Sikim manzarayı görünce çatlayacak gibi oldu. Tamam, artık budur derken, onu suda daha da derinlerde oynarken gördüm. Aniden başka bir grup siyah kumaş su yüzeyinde belirdi. Eşim G string kıvamındaki bikini altını da çıkarmıştı!
Bikiniyi suyun yüzeyinde görünce dikleştim ve Ayla alay edercesine bakışlarla bana baktı. Benimle beraber komşumuz da izliyordu bizi, hayretle açılan gözlerle bize bakıyordu. Yeni çıkardığı bikinisini avucunun içinde topladı karım... Kolunu kaldırarak sertçe bir hareketle Burhan'a fırlattı.
"Mayom yok diye kendini üzme Burhan… Senin için bir mayo buldum!" diyerek şuh bir kahkaha attı.
Gözlerime inanamadım! Burhan da öyle… Islak kumaş erkeğin geniş göğsünde ıslak bir şaklamayla patlamış, karımın ani hareketi onu hazırlıksız yakalamıştı. Burhan’ın yüzü karımın şimdi suyun içinde çırılçıplak olduğu bilgisiyle aydınlanıvermişti. Bikiniyi tuttu, şaka yollu şortunun cebine tıkarken,
"Hatıra olarak alıyorum!" diye bağırdı. “Ama bunu giyemem Ayla, çünkü bana küçük gelir, malzemem seninkinden çok fazla...”
Gözlerini karımdan ayırmadan bir kahkaha patlattı. Adam zekâ olarak epey hızlı ve hazırcevaptı. Aslında küçük oyunumuzu oynamaya başlamadan önce onu bu kadar küçük görmemeliydim.
Burhan’ın cebine tıktığı bikini yüzünden karım havuzdan bir şekilde çırılçıplak bir şekilde çıkmak zorundaydı. Ayla ve ben de güldük yaptığı şakaya... Şimdi havuz başında ortamı saran bir erotizm havası vardı.
Burhan çabucak boş kadehini tuttu, şakacı bir gülüşle şikayet edercesine elinde salladı. Kadehin içindeki buz parçalarının şıngırtısı duyuldu.
"Kadehim boşaldı yine... Biri bunu yeniden doldurmalı...”
“Şişe masanın üstünde dostum...” dedim cevabını bilerek...
“Ben koyardım, ama şu anda çok rahatım. Hareket etmekten de nefret ediyorum. Ayla... Sen yapabilir misin?"
Ayla bana baktı. Adam havuzdan çıkmasını ve ona içki koymasını istiyordu. Böylece çırılçıplak karımı doya doya görebilecekti. Karımın yanakları kızarmış, gözleri yarı kapanmıştı. İçtiği alkol ve olaylarla uyarılması onun üzerinde bomba etkisi yapıyordu.
Sorar gibi bakıyordu bana... Dudaklarımı büküp kararı ona bıraktığımı belli ettim. Ne isterse yapabilirdi. Mesajımı alan karım bana "Bunu sen istedin" dercesine omzunu silkti.
“Tamam beyler...” dedi sonra... “Madem misafirimiz içki istiyor, evin hanımı olarak benim vermem lazım sanırım...”
Ayla yavaşça havuzun merdivenlerinden çıkarken muazzam bir uyarılmayla onu izledim. Büyük göğüsleri serbestçe sallanıyor, güzel ve uyarılmış pembe meme uçları öğleden sonra güneşinde son derece güzel görünüyordu.
Burhan’ın gözleri ve ağzı bir karış açılmış durumdaydı, o da karımı izliyordu. Ayla havuzdan tamamen çıktığında muhteşem kıçından su damlaları süzülüyordu ve döndüğünde tüysüz kadınlığının ıslak görüntüsünü yakalayabildim.
Hayatımda hiç bu kadar uyarılmamıştım. Karımın tutumundaki değişime inanamıyordum. Sadece haftalar önce hayal edilebilecek en çekingen ve tutucu kadınlardan biriydi. Şimdiyse burada, havuzumuzun etrafında, yabancı bir erkeğin yanında tamamen çıplak dolaşıyordu.
Ben ve komşumuz şehvetli gözlerle karımın vücudunda şölen yaptık. Alkolün kısmen suçlanacağını biliyordum, ama sürekli karımı buna yönlendirmem yüzünden ben de suçluydum aslında…
İki erkek, küçük arka bahçede seksi ve tahrik bombası bir şekilde yürüyen karımı şaşkın şaşkınlıkla izledik. Burhan’la beraber onun evinde hazırladığı karışımın sürahisini masadan aldı ve eğilerek ona geri döndü.
Büyük göğüsleri öne eğildiğinde vücudunun hatlarını daha da seksi bir hale getirmişti. Doldurup yanındaki sehpaya bıraktığı adamın içki kadehini tekrar tuttu, dudaklarına götürüp onun içtiği kadehten kocaman bir yudum aldı.
Görünüşe göre alkolden değil cinsel uyarılmayla sarhoştu. Dudaklarını Burhan’ın kadehinin kenarlarında dolaştırırken pembe dilini çıkarıp ucuyla kadehe dokundu ve yaladı. Off... Oral seks yapar gibi yaladı kadehi,
"İşte böyle Burhan..." dedi sonra da...
Son derece tahrik olmuş görünüyordu karım...Tüysüz parlak kadınlığı kabarmıştı, meme uçları dikilmiş, dudakları arzuyla aralanmış...
Sonra kadehi bırakıp bir hamlede kendini balıklama havuza atıverdi. Birkaç kulaç attı suda... Sonra da sırt üstü uzanıp ıslak vücudunun çıplaklığını, iri memelerini, kasıklarının arasındaki iç dudakları şehvetle kabarmış amcığını meydana çıkardı.
Burhan kendini tutamadı, ağzı açık kalmıştı.
"Lanet olsun! Harikasın Ayla…!"
Yaşadıklarına inanamayan gözlerle dönüp bana baktı. Sadece gururla gülümsedim. Ayla suyun üzerindeki gösterisini bitirip yavaşça bana geri döndüğünde ona aval aval bakmaya devam etti.
Karımla hiç bu kadar gurur duymamıştım. Bu yüzden gülümseyerek aç bakışlarla karımı izleyen adama baktım.
"Ne düşündüğünü biliyorum Burhan... Ben şanslı bir adamım."
Bunu söylerken suyun içinde yanıma gelen karıma sımsıkı sarılmıştım. Ayla beni öfkeli bir tutkuyla öptü. Dudaklarımız birbirini emiyor, dillerimiz birbirini okşuyordu hırsla… Karımın şehvetle dolu olduğunu biliyordum. Boynuma ve kalkmış sikimi kasıklarına gömerek sımsıkı sarılırken, kulağıma fısıldadı,
"Ohh… Bebeğim… Şu anda çok azgınım. Seni istiyorum. Senin sikini istiyorum."
Aynı anda biraz çekilerek elini aramıza soktu, içgüdüsel olarak suyun altında şortuma ulaştı. Benim önü piramit gibi kabarmış şortun belinden içeri soktu elini ve sertleşmiş sikimi parmaklarıyla kavradı. Tam bir şok yaşıyordum.
Elleriyle suyun altında çekiştirerek şortumu aşağıya indirdi sonra… Ben de onun gibi çırılçıplaktım havuzun içinde… Sikimi narin parmaklarıyla sıvazlamaya, okşamaya devam etti gözlerimin içine bakarak…
Ben de en az karım kadar uyarılmanın ötesine geçmiştim. Aynı zamanda aklım da karmakarışıktı. İçgüdüsel olarak kasıklarımı ona doğru itmeye başladım. Karımın kalçalarını pençelerimle tutup kepçelerken, bacaklarını da belimin etrafıma sardım.
Burhan'ın orada olduğu ve bizi izlediği gerçeğine aldırmıyordum bile… Şehvet her yerimi sarmıştı, sikim taş gibi olmuş, zonklamaya başlamıştı. Bizi pür dikkat izleyen bir erkek seyircimizin dahil olduğu bir seks yaşanacağı düşüncesi iliklerime kadar tahrik ediyordu beni…
Karımı havuzun Burhan’a yakın duvarına doğru götürdüm. Sırtını duvara dayarken bir elimle alttan kıçını tutup onu destekliyor, bir elimle havuzun kenarına tutunuyordum. Ve hiçbir şeye aldırmadan karımın amcığına daldırıverdim sikimi…
Karımı becerirken çıplak vücudunu neredeyse yarıya kadar sudan dışarıya çıkarmış vaziyetteydim. Büyük bir zevk girdabına kapılan karım da dikkatsizce inlemeye, zevk feryatları koparmaya başladı.
İkimiz de şehvetimizde kaybolduk. Kenarda bizi izleyen komşumuzla ilgilenmiyorduk bile... Bu bir riskti elbette, fakat kendimizi risklerden uzaklaştırmak için hiçbir şey yapmamıştık. O anda sadece ikimiz vardık, tutkulu cinsel organlarımız vardı... Birbirlerine kavuşması gerekiyordu onların ve biz de bunu yapıyorduk.
Ayla beni şaşırtarak çığlık atıncaya kadar tutkulu seksin zirvelerinde kendimi kaybettim. Durmadan gidip geliyordum karımın amında…
"Ah! Aman Tanrım!"
Sola, havuz kenarına ve daha da özel olarak Burhan'a bakıyordu.
Baktım ben de… Onun baktığı yere bakınca, komşumuzun varlığını hatırladım. Ve onu gördüğümde ilk pişmanlık ve utanç duygularımı hissettim.
Burhan, ben eşimle sevişirken kenardaki şezlonga oturmuş bizi izliyordu. Yine de Ayla’yı şok eden şey yabancı bir erkeğin bizi sikişirken izlemesi değildi.
Karımı şok eden şey, hiç utanıp çekinmeden kendini açığa vurması ve sanki kendi özel banyosundaymış gibi bize bakarak mastürbasyon yapmasıydı. Ancak bunun da ötesinde, Burhan'ın büyük bir zevkle asıldığı erkeklik organının endişe verici bir boyutta olmasıydı.
Komşumuzun elindeki penis muazzamdı. Belki yirmibeş otuz santim uzunluğunda ve inanılmaz derecede kalındı. Ayla'yı şehvetle sikmemi izlerken o da koca sikine pompalama yapıyordu. İkimiz de adamın dehşet verici sikinin büyüklüğünü hemen fark ettik ve bu görüntü bizi sersemletti.
Burhan bizim elindeki koca şeye büyülenmiş gibi aval aval baktığımızı gördü ve konuşma ihtiyacını hissetti.
"Yaa, pardon... Kusura bakma Timur... Karın beni de, benim ufaklığı da gerçekten delirtiyor ve adamakıllı düşünemiyorum. Bu ufaklığı dışarı çıkarmamalıydım. Ne olur kusura bakma... Toparlamaya çalışacağım." Elindeki sikini şortuna geri koymaya çalışırken kızardı, ama tam bu sırada Ayla araya girdi,
"Yapma Burhan! Ben... İnan bana… Hiç umurumda değil... Yaptığın şeye devam et bence…" Konuştuğu sırada yüzü biraz daha kızardı, fakat komşumuzun elindeki koca aletle göz temasını da hiç kesmemişti.
Komşumuzun canavarına bakarken çileden çıkmış durumdaydık. Karım etrafında dönerek havuzun kenarına tutundu, kucağıma yerleşti suyun içinde... Başını çevirip gözleri ihtirastan kısılmış bir şekilde bana baktı.
"Sik beni bebeğim." diye fısıldadı. İri ve çıplak göğüsleri havuzun kenarında duruyordu, şimdi kollarını uzatmış, pürüzsüz fayans yüzeyinde tutunarak dinleniyordu.
Karıcığım benim sikmemi bekliyordu komşumuza aldırmadan… Ya da onun varlığıyla daha da azmış vaziyette…
“Ohh… Hadi durma… Sik beni…”
Bu kadın kimdi? Ve neden ona her seferinde hayran kalıyordum? Benim tutucu, muhafazakar görünümlü, hanım hanımcık öğretmen karım, yabancı bir erkeğin yanında çırılçıplak, sikmem için yalvarıyordu bana…
Yine saldırmaya başladım. Onu arkadan kuvvetli ve hızlı bir şekilde aldım, o da itici gücüme kalçalarını geriye iterek cevap veriyordu. Hemen yanımızda duran Burhan'a bakıyordu ben onu sikerken… Ve karımın Burhan'a baktığını fark etmem sadece içimdeki tutkuyu daha fazla ateşlemeye yaradı.
Ayla yüksek sesle inliyordu. Tüm mahallenin onu duyacağından endişelenmeye başladım. Buna rağmen, suyun altında vajinasının diplerine kadar ulaştım ve kalçalarını sıkıca tutup karımı da patlatmaya çalıştım.
Burhan bizi izleyerek sikini sıvazlıyordu hala… Sarhoştu, alabildiğine tahrik olmuştu, bizi izlerken masturbasyon yapıyordu komşumuz… Bize bakarak… Ahh...
"Ohhh… Ayla… Senin kadar seksi kadın görmedim hayatımda… Beni bir kaya gibi sertleştirdin. İkiniz de harika görünüyorsunuz."
Karımı pompalamaya devam ederken bir kez daha gözümü adama çevirdim ve kocaman sikini tekrar yakından gördüm. Zararsız yaşlı komşumuz dediğim adamın böyle bir canavarı şortunun içinde nasıl paketlediğine inanamadım.
Adam sikini sıvazlayarak onunla konuşurken karımın orgazmın eşiğinde olduğunu titremelerinden hissettim. Bugüne kadar bundan daha fazla heyecanlanamayacağını düşünürdüm karımın… Oysa deliye dönmüş gibiydi. Şehvetli inlemelerinin arasında boğuk bir sesle adama
"Elindeki yarak çok büyük Burhan!" dediğini duydum. “Ohh... Çok büyük... İnanılmaz...” Kulaklarıma inanamadım.
Karımın daha önce “Yarak” kelimesini kullandığını hiç duymamış olmamın ötesinde, Ayla bu kelimeyi başka bir adamın sikinin büyüklüğüne iltifat etmek için, hem de onun yüzüne karşı kullanmıştı.
Ben zaten kırılma noktasını aşmıştım. Boşalmaya başlarken karımın az kullanılmış vajinası, benim vasat boyuttaki sikimi sımsıkı sardı, o da kasılmaya başlamıştı. Büyük bir patlama yaşıyorduk, hiç yaşamadığımız bir patlama… Karım sonlara doğru yüksek sesle inledi,
“Ohhh... Geliyorum... Çok güzel... Geliyorum aşkımm...” Ve hemen ardından Burhan'ın sesini duyduk.
"Ahhh… Siktir... Evet… Dediğin gibi sikim kocaman... Tam sana göre yarağım Ayla… Timur… Karın yarrağımı çok beğendi Timur..."
Kenetlenmiş çenesi yüzünden dişlerinin arasından tıslayarak çıkıyordu kelimeler... İkimiz de onun patlamasını izliyorduk. Yarağının ucundan hortum gibi fışkıran spermleri önce havaya yükseliyor, sonra havuzun kenarındaki fayanslara, havuzun suyuna düşüyordu. Orgazmını izlemek bir harikaydı komşumuzun… Zevkle koca sikini sıvazlarken boğuk boğuk inliyordu.
Sonunda hepimiz durulduk. Devinim sona erdi. Zevk inlemeleri, feryatlar, suyun içinde karımı sikerken çıkan suyun şapırtıları... Sessizlik birden havuz başını kapladı. Her şey koca bir saçmalıktan ibaretti. Sonunda Ayla ve ardından Burhan tarafından taklit edilen buruk bir kahkaha attım.
"Tamam komşu… Sanırım vakit geç oldu. Biz eve gidiyoruz." dedim, yorgun bir sesle…
Burhan kendine gelip kalın yarrağını şortuna gizleyerek konuştu.
"Vay anasını çocuklar... Kasırga gibiydi. Az önce ne oldu?" Ayla biraz utanarak güldü ve ben de
"Hiçbir fikrim yok." diye cevapladım komşumuzu... Burhan ayağa kalktı. Utanmış gibiydi, yüzümüze bakamıyordu sanki… Eliyle sehpanın üzerinde ve havuz kenarındaki eşyaları işaret ederek,
"Bu şeyleri sabah alayım ben..." Alkol karışımını getirdiği sürahi ve bardaklarını söylüyordu. Evine gitmek için döndü ve
"Dünya standartlarında misafirperverlik için teşekkürler." dedi. Bir sırıtma vardı yüzünde bunu söylerken ve ilerledi, köşede kayboldu.
Eşim bana gözlerinde bir duygu kokteyli ile baktı. Bakıştık. Hiçbir şey konuşmadık. Yapabileceğim tek şey onu öpmekti... Sevgiyle ve tutkuyla…
Sebep ne olursa olsun, Ayla ve ben birkaç gün boyunca olaydan bahsetmedik. Birbirimizle normalden daha sessiz kaldık. İkimizin de bu deneyimi içimize sindirmek için biraz zamana ihtiyacımız vardı. Havuzda seks bizim için yeni bir olay değildi aslında şimdiye kadar… Ama soru beynimi tırmalayıp duruyordu. Neden yaptık bunu?
Ayla nihayet bir akşam yemekte konuyu açtı.
"Geçen gün yaşadıklarımız hakkında konuşmak ister misin aşkım?" diye sordu yumuşakça.
"Konuşacak ne var? Bir kaç içki içtik ve inanılmaz derecede güzel, seksi bir kadın iki erkeğin aptalca davranmasına neden oldu." Durakladım, "Bu dünyanın kendisi kadar eski bir hikaye aslında..."
"Timur, pek öyle değil… Biz ikimiz evliyiz ve evli insanlar bu şekilde davranmıyor."
"Saçma Ayla. Tonlarca evli çift böyle şeyler yapıyor. Olanlarla ilgili yanlış bir şey yok." Sesimin tonu istediğimden daha sertti ve bir sonraki sorumu sordum karıma,
"Neden böyle söylüyorsun? Yoksa pişman mısın?" Tabağındaki bezelye ile oynuyordu dalgın dalgın,
"Hayır, ben... Bilmiyorum."
Onun güvenini sağlamak, yaptıklarımızın o kadar da kötü bir şey olmadığını anlamasını sağlamak zorundaydım,
"Biliyor musun karıcığım? Seni hiçbir zaman bu kadar cinsel açıdan özgür, bu kadar çok heyecanlı görmedim. Sanki tamamen farklı bir kadın gibiydin." Bu söylediklerim karımın yanaklarının kızarmasına neden oldu,
"Şeyy... Sanırım eğlendim. Sen de öyle..." dedi kıkırdayarak. Ona gülümsedim,
"Burhan'ınki kadar eğlenceli değil." Sözlerim yanaklarındaki kızarıklığın artmasına neden oldu ve
"Evet, ne büyük bir sapıklık yaptık, değil mi?" diye güldü.
"Belki, ama onun bizi izlemekten hoşlandığını söyleyebilirim." O günü hatırladıkça sanki yine uyarılmış gibiydi. Dudakları titriyordu. Bu duygu alabileceğim en iyi cevabı verdirdi karıma,
"Şeyy... Sikinin o kadar büyük olmasına şaşırdım. Ne kadar kocaman bir yarağı var adamın…" diye cevap verdi. Cümle ağzından kaçtığında, yine kızardı. Çabucak bir özür oluşturmaya çalıştı, "Ben, özür dilerim... Ben…"
Eh, neticede ben bir aptal değildim, karımın komşumuzun olağanüstü sikine ilgi duyduğunu biliyordum.
"Bebeğim, lütfen... Biliyorum. Azgın yaşlı keçinin at gibi yarrağı olduğunu kim düşünebilirdi ki..."
Karım yine kızardı ve konuşmadan, kendi alemlerimize dalarak yavaş yavaş yemeğimizi bitirdik. Arada onun yüzüne bakıyor, aklından neler geçirdiğini tahmin etmeye çalışıyordum.
O akşam daha sonra karımla yatakta sevişirken, gerçeği kabul etmeden kaçmasına izin vermedim. Burhan’ın erkeklik organının boyutu konusunu tekrar öne sürüp büyüttüm. Karımın amında gidip gelirken aynı anda komşumuzun erkekliğini tartıştığını duymak beni büyüledi adeta, deli gibi tahrik oldum.
"Onun yarrağını gördün diye kendini üzme bebeğim… Onun da seni sevdiğini söyleyebilirim. O da seni sikmek istiyordu o anda…"
Karımı domaltmış, arkadan vurdurarak sikiyordum bunu söylerken… Dişlerini gıcırdattı,
"Ne…? Hayır… Ohhh… Ben..." Yaptığım yorumdan şaşırmış gibiydi karım… Kıçını tokatladım.
"Yalan söyleme… O koca yarağa nasıl baktığını gördüm senin, pis orospu…”
"Hayır… Ben... Ben hiç... Ohh…! Aşkımm… Hiç o kadar büyük bir yarak görmedim aşkım..." Eğildim ve onu sırtını öptüm, hala pompalıyordum bunu yaparken,
"Görmediğini biliyorum aşkım… Ve sen de sevdin o koca yarağı..."
Bu kez yüksek sesle inledi. Deli gibi tahrik oluyorduk bunu konuştukça… Belini pençelerimle tutup makine gibi sikmeye, kasıklarımı vurdurmaya devam ederken,
"Söyle orospu… Söyle… Sadece itiraf et! O koca yarağa bayıldın sen…"
"Ohh!" diye inledi. Dişlerini gıcırdattı, "Güzel! Evet… Sevdim… Çok güzeldi… Ahhh… Ne kadar büyüktü... Ve ne kadar kalın...”
“Şimdi o sikse seni… O koca yarağını senin sulu amcığına gömse… Ohhh…”
“Ahhh… Gömsün… Siksin beni… O koca yarağını soksun amıma… İçimi yara yara siksin beni... Ohh… Bebeğim… Geliyorum…”
İkimiz de karşılıklı bir orgazm patlaması yaşadık.
Birkaç gün daha geçti ve o Pazar günü öğleden sonra yaşadığımız olaydan beri Burhan'ı görmediğimizi fark ettim. Sonunda, işe giderken ön bahçede karşılaştık.
İlk başta biraz garipti. Konuşurken başını kaşıyordu, tedirgin bir şekilde,
"Ya, kusura bakma Timur. Geçen gün sizin havuzun kenarında pek uygun davranmadım." Kolunu tutarak adamı yatıştırmaya çalıştım.
"Bizimle aynı davrandın Burhan, endişelenecek bir şey yok. Üçümüz bir kaç içki içtik sadece..." Durakladım, bir sonraki birkaç içkiye zemin hazırlamaya karar verdim,
"Ayrıca, senin varlığın Ayla'nın yıllardır ilk kez bu kadar gevşemesini sağladı. Senin sayende... Karımla nihayet güzel, doyurucu bir seks yaptığımıza ben çok sevindim."
Bu kez biraz daha rahatlamış görünüyordu,
"O eşin… Ya, sana söylememe gerek yok aslında, sen daha iyi biliyorsun ya... O başka bir şey... Her Pazar böyle heyecan verici ve eğlenceli şeyler yaşansaydı mutlu bir adam olarak ölürdüm."
"Sen ve ben… Dostum, ikimizin de ölmemize gerek yok…" diyerek güldüm. Arabanın kapısını açtım, "Bir dahaki sefere havuz gününü yine birlikte geçirelim komşum… Hepimize iyi geliyor bu…” Bunu söylerken kendimi alabildiğine rahatlamış ve özgür hissediyordum.
"Çok minnettar olurum komşum..." dedi Burhan sırıtarak... Ofise giderken, Burhan’ın pek beğendiği eğlenceli ve heyecan verici şeylerin neler olduğu konusunda derin derin düşünüyordum.
Ertesi sabah uyandıktan sonra biraz da Burhan'ı tekrar görebilmek için yatak odası perdelerini sonuna kadar açtım. Bingo… Oradaydı. Yatak odasında dolaşıyordu, gömleksiz ve sadece bir şortla…
Gövdesi kalın, kaslı ve biraz kıllıydı. Benim baktığımı fark etti ve verdiğim selama gülümseyerek, el sallayarak karşılık verdi. Aptalca bir heyecan dalgası kapladı içimi…
Ayla duştan çıkıyordu bizim banyoya yöneldiğimde... Islak, güzel ve seksi vücudu anında beni heyecanlandırmaya başladı,
"Hayranınız orada hanımefendi, sizi bekliyor." dedim.
Çok erkendi ve ne demek istediğimi hemen anlamadı, "Ne?" diye cevapladı beni, esniyordu.
"Burhan seni bekliyor." dedim gülümseyerek. Kızardı,
"Ne demek istiyorsun?"
"Perdeleri açtım ve komşumuza el salladım, yarı çıplak odasındaydı."
"Sapık..." Sırıtıyordu bunu söylerken, ama banyodan aynı şekilde, üzerine hiçbir şey almadan çırılçıplak çıktı.
Yüzü kızardı, cesaret vermesi için alkol almamıştı, ama içinde kaynadığını bildiğim şehvet duygusu aynı şekilde etki yapıyordu karımın üzerinde...
Pencereye doğru yürürken çıplak ve diri kalçalarının dalgalandığını gördüm, kocaman göğüsleri de kalçaları gibi bıngıl bıngıl oynuyordu. Geniş bir gülümsemeyle,
"Tamam, bu kadar yeterli canım... Senin düşündüğün gibi bir fantazi için çok erken..." dedi ve perdeyi kapatmak için harekete geçti. Tam çırılçıplak bedeniyle iki kolunu havaya kaldırıp perdeleri kaydırmak üzereyken, durdu,
"Ohhh…" Tek duyduğum buydu. Yumuşak bir şekilde, cinsel bir tonla söylemişti.
Dişlerimi fırçalarken, aralık duran banyo kapısından Ayla’yı izliyordum. Pencereyi göremiyordum durduğum yerden, ya da Burhan’ı... Yavaşça yatağın kenarına oturdu karım… Yatak odasının duvarı boyunca uzanan geniş Fransız pencereden karşıya bakıyordu, komşumuzun evine…
"Şey, Timur..." dedi.
“Efendim canım…” Heyecanla söyleyeceği şeyi bekledim.
"Komşumuz bana bakarak masturbasyon yapıyor." Saçma bir şekilde kıkırdadı. İsterik gülüşünü duyduğumda fırçamı neredeyse düşürecektim elimden... Diş macunu dolu bir ağızla cevap verdim,
"Şaka yapıyorsun."
“Hayır... Ben... Kesinlikle şaka yapmıyorum. Komşumuz çıplak ve bana bakarak, benim için o büyük yarağını sıvazlıyor.” Bunu söyledikten sonra durdu, dudağını ısırdı. Bir elini apış arasına götürmüş, okşamaya başlamıştı karım…
“Off… Timur... Bu şey… Çok büyük aşkım...” Son sözler bir heyecanla ağzından kaçmıştı. İlk kez amcığını bu denli istekle okşarken gördüğüm, içgüdüsel olarak bacakları yayılmış olarak oturan karıma baktım.
Masturbasyon yapan koca yaraklı komşumuzla karşılıklı bakışarak amını okşuyordu karım… İnanılmaz derecede heyecanlandım. Yarı çıplak gördüğümden beri başını kaldıran sikim bir anda taş kesildi. Karıma o an sahip olmalıydım.
"Pekala, Ayla... O kahrolası perdeleri hemen, şimdi kapat canım!" diyerek aynı anda pantolonumu çıkarmaya başladım. Başını zorlukla karşı komşudan çevirip benden tarafa baktı,
"Aaa, benim için mi kalktı sikin?" Gülerek söylemişti, ama beni ölçünün ötesinde heyecanlandırdı. Emrimi tekrarladım karıma,
"Kapat onları! Perdeleri kapat…"
Gülümsedi, ayağa kalktı. Burhan'a el salladığını gördüm, sanki işe geç kaldığını göstermek için bileğini işaret ediyordu.
Perdeleri kapatır kapatmaz ona saldırdım.
Karımla o sabah defalarca seviştik, üç kez boşaldık ve ikimiz de işe gitmedik.
İnanılmaz derecede yaramaz ve inanılmaz derecede erotik bir değişimdi hayatımızda… Yine de üçüncü bir göz de olsa, karı koca arasında yaşanan bir cinsel fanteziydi yaşadıklarımız…
Evliliğimiz ve cinsel yaşantımız önemli ölçüde değişene kadar birkaç gün pek fazla bir gelişme olmadan geçti.
Ayla ve ben birkaç bardak kırmızı şarap eşliğinde güzel bir akşam yemeğini yeni bitirmiştik. Telefonum çaldığında koltuğumuzda uzanıyorduk, Burhan'dı arayan... Tuhaf buldum, çünkü numaralarımızı almamıza rağmen tanıştığımızdan beri beni hiç aramamıştı.
"Komşu...?" diyerek telefonu açarken bir yudum şarap aldım.
"Timur." Şakacı bir sesle cevap verdi.
"Sana nasıl yardım edebilirim abi?" dedim. Yüzeyde sesi sakindi, ama sözlerinde gizli bir sinirlilik tonu vardı,
"Ya dostum, etli yemek yaptığım güveci fırında unuttum ve kömür gibi yandı da… Yarın bir arkadaşım için parti veriyorum. Bana yardım etmesi için Ayla'yı bir süre ödünç alabilir miyim senden? "
Aniden dikkatimi çekmişti söyledikleri... Dizlerim heyecanla titreyince yanımdaki koltuğa çöktüm. Karımın bu isteğe nasıl tepki vereceğini bilemiyordum. İşler tamamen kontrolden çıkmaya başlamıştı.
“Ayağa kalk Timur ve karınla konuş.” diye telkin ettim kendime… Yavaşça kalkıp diğer odaya doğru yürüdüm,
"Ben… Evet komşum. Neden olmasın? Ama o ne diyecek bakalım, sormama izin ver." Durakladım, devam ettim, kelimelerimi dikkatle seçerek devam ettim,
"Sadece yemekle ilgili mi ihtiyacın var karıma?" Benimle açıkça konuşmalıydı bu herif, karımı ne için istediğini söylemeliydi.
"Elbette, yemek için… Ah, bir de... Bende duruyor da hala, bikinisini geri vermek isterim."
Karımın minik seksi bikinisinin onda olduğunu bile unutmuştum.
"Ah. Elbette… Ama o pazar gününü hatırlayınca biraz utanacak karım... Sanırım o da unuttu bikinisinin sende olduğunu..." Garip bir şekilde güldüm.
"Güzel! Biraz utanmayı hak ediyor. Bikiniyi fırlatırken benim gibi yaşlı bir adamla alay etti çünkü..." o güldü. Cevap olarak,
"Evet komşum, bu genç karımın şımarıklığı... Bence ona bir ders vermelisin." diyebildim.
Biraz şakacı bir tavırla söylemiştim bunu, ama kelimeler ölü gibi havada asılı kaldı. Gergin, iki cambazın bir ipte oynaması gibi bir garip konuşmaydı aramızdaki... Burhan cevaplarken sözlerinin altında gizli bir anlam yüklüydü,
"Timur, olayın ne olduğunu biliyorsun. Bence bu harika bir fikir... O güzel eşine ders vermeyi çok isterim."
Yüzüm kızardı, yutkundum. Garip, şaşkın bir heyecanla doluydum, ama cevapladım,
"Tamam komşum... Nasıl istersen… Karımı sana tekrar göndereceğim."
"Sen çok iyi bir adamsın. Karın da senin gibi bir kocası olduğu için çok şanslı..."
Görüşme bitmiş, ben elimdeki telefona bakıp duruyordum. Heyecan içindeydim. Yavaşça oturma odasına geri döndüm sonra, uyarılma ifadesini yüzümden atmaya çalıştım. Ayla beni bekliyordu.
"Kimdi o aşkım?"
"Burhan aradı canım... Yemek hazırlamak için mutfakta senin yardımına ihtiyacı varmış."
Yüzü neredeyse anında kızardı. Eminim, o da bu çağrının nereden çıktığını düşünüyordu.
"Ne...? Şimdi, şu anda mı?" Başımı salladım,
"Evet. Yarın düzenlenecek bir parti için pişirdiği yemeği yakmış, şimdi de sana ihtiyacı varmış, yardım istiyor." dedim. İstek tamamen normalmiş gibi davranmaya çalışıyordum.
Aniden göğüslerinin büyüklüğünü meydana çıkaran ve pek sevdiği minik geceliğini giydiğini, yatmak için hazırlanmış olduğunu fark ettim.
Gecelik tam olarak erotik iç çamaşırı sayılmazdı. Ama ancak kendi evinizde giyilebilirdi. Başka bir yerde giyecek bir giysi değildi. Yüzünde heyecan ve karmakarışık duygular belirdi bir anda... Doğrulup kalkarken,
"Ben… Tamam öyleyse... Komşumuza yemek yapmasına yardım edeyim. Yukarı çıkıp üstümü çabucak değiştireyim bari..."
"Hayır canım, gerek yok değişmene… Sadece birkaç dakikalığına gideceksin zaten…" dedim. Dik bakışlarla karıma baktım. Ayağa kalktı, yüzü kızarmıştı yine karımın...
"Aşkım... Bu gecelik komşumuzun yanına gitmek için pek uygun sayılmaz…"
Üzerindeki kıyafetini gösteriyordu bana… Şeffaf gecelik kumaşından minicik tanga külodunu görebiliyordum. Eteği o tanga külodun hemen altında bitiyordu zaten, kısacıktı... Sütyen yoktu içinde… Meme uçlarının pembemsi koyuluğu ve kabarıklığı belli oluyordu. Gülümseyerek,
"Gerçekten uygun değil mi? Biz buraya taşındığımızdan beri Burhan’ın yanında giydiğin neredeyse en kapalı kıyafet bu aşkım..."
Şaka yollu söylemiştim ama söylediklerim neredeyse gerçekti. Havuz başında önce minicik bikiniyle görmüştü karımı, sonra çırılçıplak suyun içinde sevişmemizi izlemişti. Ve yatak odasında çırılçıplak karıma bakarak masturbasyon yapmıştı.
"Tamam bebeğim. Eğer öyle diyorsan..." Gülümsüyordu karım… Yavaşça arkaya doğru yürüdü ve kapıyı yavaş hareketlerle açtı. Dışarı çıkarken bana son bir bakış attı. Yüzünde yaramaz, şeytanca bir sırıtma vardı.
"Bir yemek için komşumuza yardıma gideceğim. Tamam..." Neredeyse böyle olmadığını biliyormuş gibi söyledi bunu… “Sadece bir yemek…”
Çıktı sonra… Bu kadını seviyordum. Komşumuzun bahçesine doğru yüksek topuklu terlikleriyle yürürken, onu bekleyen yabancı erkeğin evine yaklaşırken ağır çekimde karımı izledim. İncecik şeffaf kısa geceliği bütün güzelliğini meydana çıkarmıştı karımın, uzun ve çıplak bacaklarının üstünde çalkalanan kalçalarını sarıyordu.
Burhan sanki hazır bekliyormuş gibi karım adımını attığında kapıyı açıverdi. Burhan’ı gördüğümde kalbim hopladı. İri yarı gövdesiyle, gömleksiz ve yarı çıplak arka kapıyı açtı karıma... Bir şorttan başka bir şey giymiyordu komşumuz, öyle görünüyordu.
Birbirlerine gülümsediler. Ayla kızardı. Hiç konuşmadılar ve adam kolunu nazikçe beline sarıp karımı içeriye soktu. Aniden, gözümün önünden kayboluverdi karım...
Mutfağını görmek için uğraştım, ama panjurlar kapandı. İçeriden gelen ışık, pencerenin kenarlarından zar zor sızıyordu. Kalbim aniden daha hızlı atmaya başladı, ama kendimi kanepede oturmaya ve beklemeye zorladım.
On dakika geçti, sonra yirmi... Elimde televizyonun kumandası görmeden zap yapıyordum. Tüm televizyon kanalları zihnimdeki bulutları dağıtamadı bir türlü… Bir korku kapladı içimi, soğuk soğuk terlemeye başladım.
Komşumun yatak odasına, karanlığa, perdelerine bakabilmek, karımı görebilmek için yukarı koştum. Işığı yanmayan yatak odası karanlıktı. Sanırım aslında mutfaktaydı bizimkiler... Birkaç dakika daha geçti ve oturma odasında masanın etrafında volta atmaya başladım.
Yaklaşık bir saate yakın zaman geçtikten sonra aklıma iyi bir fikir geldi. Arka kapıdan çıktım, yavaşça bahçede yürüdüm. Komşunun mutfağına bir göz atmaya çalıştım. Işık yanıyordu ve ocakta bir kaç tencere vardı, ama Burhan ya da eşimden hiçbir iz yoktu.
Sonunda yan tarafa geçip bahçede sürünmeye karar verdim. En sonunda oturma odası penceresine vardım. Perdenin köşesinde tesadüfi bir boşluk vardı. Ya da ben öyle düşündüm.
Gördüğüm şey beni iliklerime kadar sarstı, ama aynı zamanda korkunç bir uyarılma hissi yarattı.
Burhan ve Ayla komşunun geniş koltuğunda oturuyorlardı. Fark ettiğim ilk şey, eşimin geceliğinin beline kadar aşağıya indiği ve onu güzel büyük göğüslerini meydanda bıraktığıydı. Burhan’ın muazzam elleri karımın iri göğüslerini pençeliyor, onlara masaj yapıyor, meme uçlarını sıkıyordu.
Kafasını zevkle arkaya atmış ve kendini o koca ellere bırakmış olan karımın hafif inlemelerini camın arkasından duyabiliyordum. Sonra büyük bir dehşetle Burhan’ın şortunun ayak bileklerinin etrafında olduğunu fark ettim.
Kocaman, kalın ve büyük yarağı açıkta duruyor ve yukarı doğru yükseliyordu. Tarifi imkansız derecede büyüktü aleti… Ayla'nın narin elinin o koca yarağın etrafına sarıldığını görünce neredeyse çöküyordum.
Karım elindeki aleti büyük bir zevkle, huşu içinde sıvazladı. Parmakları komşumuzun etkileyici direğine yavaşça yukarı ve aşağı masaj yaptı. Adamın ağır görünen taşakları karımın narin elinin hareketleriyle yukarı ve aşağı hareket ediyordu. Küçük, ince parmaklarının yarağın kalın çevresini tamamen kuşatmasının hiçbir yolu yoktu.
Manzara karşısında ağzım dilim kurudu, gözlerim genişledi, dizlerim titredi. Daha ben ne yapacağımı düşünemeden, bir tepki vermeden önce Burhan bir anda patladı. Onun inanılmaz, koç yumurtası kadar büyük toplarının nabız gibi hareket ederek yukarıya çekildiğine tanık oldum.
Kalın tohum şelalesi o koca yarağın ucundaki delikten adeta fışkırarak boşalmaya başladı. Beyaz köpüklü spermler, olayı Burhan için tatmin edici bir orgazmla taçlandırmak için pompalamaya çalışan Ayla’nın elini kapladı.
Burhan, karımın dokunuşundan gelen inilti, zevkle kendinden geçmiş vaziyette, başını geriye yasladı. Duvarın arkasına eğildim, dinledim, sersemlemiştim. Karımın şaşkın sesini duydum,
"Vay canına Burhan, çok fazla boşaldın. Nerede biriktirdin bu kadar spermi?"
"Teşekkür ederim sevgilim. Bunlar benim büyük taşaklarımın imalatı…" Durdu, gülerek devam etti. "Tanrım, bu harikaydı. Böyle bir şey yapmamızı ne kadar çok istediğimi bilemezsin.”
Ayla'nın sesi gergindi, kafası karışıktı, erkeğin boşalmasına rağmen kule gibi dimdik duran sikinden gözünü ayıramıyordu.
"Bunu yaptığımıza inanamıyorum! Timur beni öldürecek!"
Burhan’ın sesi karıma beklediği güven duygusunu vermiş gibiydi. Geceliğini tekrar yukarıya çekip çıplaklığını örttüğünü görmeyi bekleyerek içeriye baktım.
Hayır, tam tersine... Geceliğini çıkarıp atan Ayla’yı kucağına oturtmuştu Burhan, dudaklarını kemirircesine öpüyordu. Karım da büyük bir şehvetle ona karşılık veriyordu.
Karım adamın kucağında yükselerek alttan o odun parçası gibi yükselen erkekliğin üstüne oturmaya çalıştı. Dudaklarını ısırarak hedefi bulduğunda oturmaya başladı. İnlemelerini duyabiliyordum.
“Ohhh… Burhan… Canım yanıyor. Çok büyüksün… İkiye ayrılıyorum sanki... Çokk… Aahhh…” Burhan cevap bile vermedi karıma… Homurdanarak karımın koca memelerine yumulmuş, dudaklarıyla uçlarını ısıra ısıra emiyor, dilini dolaşırıyordu.
O koca kule az sonra karımın bacaklarının arasında kaybolmuş, amcığına gömülmüştü. Oturup kalkmaya başladı karım… Çok sürmeden feryat figan boşalmaya başladı. Burhan’ın kalın sikine geçirilmiş bir işkence mağduru gibi dakikalar boyu titreyerek, sarsılarak orgazm oldu.
Sonunda duruldu, yavaşça erkeğin kucağından kalktı. Amcığı sırılsıklam, dudakları genişlemiş vaziyetteydi. Gözleri yarı kapalı, eliyle amını okşayarak yatışırmaya çalıştı bir müddet… Sonra eğilip yerden geceliğini aldı, üstüne geçirdi. Burhan oturduğu koltuktan kalkmadan seksi karımı izliyordu sikini sıvazlayarak…
"Timur’dan korkma canım… Kocan senin yaramaz bir kız olmandan hoşlanıyor, Ayla. Yaptığımız şeyi sevecek." Karım sinirli bir şekilde görüş alanımdan çıktı ve kapıya doğru giderken,
"Umarım sen haklısındır..." dediğini duydum.
Evimize geri döndüm, oturma odamızdaki kanepeye neredeyse uçarak daldım. Umutsuzca kendime çeki düzen vermeye, olan bitenlerden pek sarsılmamış gibi görünmeye çalıştım. Hemen ardından sürgülü kapının yavaşça açıldığını duydum ve darmadağınık eşimin odaya girdiğini gördüm.
Saçları dağınıktı ve nefes alışverişleri hızlıydı. Geceliği kırış kırış bir haldeydi ve yüzünde beni görünce dehşete kapılmış bir ifade belirdi. Ayağa kalkıp yanına gittim. Karıma hiç bu kadar ilgi duymamıştım. Hiçbir şey söylemeden durdum. Onu kolundan tutup kanepeye attım,
"Timur… Aşkım... Dur, bekle bak..."
"Kapa çeneni." dedim sert bir sesle…
Geceliğinin eteğini kaldırmamla sırılsıklam ıslak kadınlığı açığa çıktı. Karımı ters çevirdim ve arkadan inanılmaz bir telaşla sertleşmiş sikimi bir hamlede amcığına gömdüm.
Onu hiç bu kadar sırılsıklam hissetmemiştim. Gerçekten az önce kocaman komşu yarağını içine almış olan vajinası biraz genişlemiş ve acaip ıslaktı.
"Allah kahretsin Ayla. Bir sürtük gibi, bir orospu gibi davrandığında seni çok seviyorum aşkım..." Kıçını daha önce hiç olmadığı kadar tokatladım. Yüksek sesle inledi,
"Ahh... Timur! Hayır...! Ben kötüydüm, çok üzgünüm!"
"Komşumuzun büyük yarağıyla oynamak ister misin, seni kirli küçük orospu? Söyle bana… Burhan’ın yarağını yemek ister misin tekrar?"
Kalçalarını yakaladım ve öfkeyle sikimi amına vurdurarak gidip gelmeye başladım.
"Ohhh! Hayır! Nasıl?" Ayla onu alırken yüzünü yastıklara gömdü.
Az önce komşumuzun koynunda neler yaptığını biliyordum. Karımın da benim de duygularımız karmakarışıktı. Fakat, zevk ve utanç birbirine geçmiş vaziyette olayın üstesinden geldik. Azgın orospu karım kez benimle sevişiyor, benim tatminim için uğraşıyordu. Hatırlayabildiğim kadarıyla onu hiç bu kadar azgın görmemiştim.
Karım benim sert hareketlerimle tekrar yükselmeye başladı. Zevk aldığını, sikimi saran vajinasındaki isterik kasılmalarını hissedebiliyordum. Çok güçlü bir şekilde, neredeyse bağırarak başını kanepenin üstündeki yastıklara gömerek sarsıla sarsıla boşaldı.
Karımın orgazmını görmek benim kendi patlamama neden oldu ve ben de tohumumu onun içine olduğu gibi boşalttım, sırtına çöküp kaldım.
Yavaşça birbirimizden ayrıldık, nefes nefese, kan hücumuyla kırmızılaşmış yüzlerimizle…
Nefesi düzene girer girmez ona baktım,
"Bana ne olduğunu anlat. Bana her şeyi anlat." Oturdu, toplandı. Gergin ve garipti, hala ağır nefes alıyordu.
"Ben... İçeri girdim ve çoğunlukla mutfaktaydık." Konuşurken kekeliyordu, "O… O, mutfakta bana çok fazla yakınlaşıyordu ve onu hissedebiliyordum. Heyecanlıydı. Etrafımda dolaşması, benimle ilgilenmesi, geceliğimin açıklığı…" Utanarak yüzünü elleriyle kapadı. Ellerini tutup çektim,
"Sorun değil bebeğim, duymak istiyorum. Söyle."
"Fırının önündeyken arkamdan geldi ve göğüslerimle oynamaya başladı... Bu... Bir ateş kapladı içimi… Utanarak durmasını söyledim." Sikim sertleşmeye başlamıştı anlattıklarıyla...
"O ne dedi? Bir şey söyledi mi?"
“O... Aah, sadece göğüslerimi çok beğendiğini, sevdiğini ve onları ısıra ısıra bitirmek istediğini söyledi... Ne kadar yese doyamazmış.” Durakladı, o anı tekrar yaşıyordu sanki… Heyecan kaplamıştı o anı anlatırken…
"Yemek yapmaya devam ettik ama... İşleri bitirdikten sonra kapağı kapattım ve birkaç dakika fırınla oyalandım. Çıkıp gelmek için döndüm ama ayrılmadan önce beni kucaklayıp oturma odasına çekti ve kanepeye oturttu."
Derin bir şekilde kızardı, anlatırken koltuğunda titriyordu,
"O… Göğüslerimle oynamaya devam etti. Kocaman elleri vardı Timur, parmaklarıyla memelerimi mıncıklayıp durdu. Orada öylece oturdum, karşı çıkamadım, donup kaldım.”
“Sonra..? Devam et aşkım… Sonra ne yaptı? Sen zevk almadın mı o memelerini okşarken?”
“Yani… Uçlarını parmaklarıyla ezip duruyordu. Zevk almamak, heyecan duymamak mümkün değil ki aşkım… Sonra… Bir saniye durdu ve bir anda şortunu aşağıya indirdi. O koca yarak dışarı fırladı."
Açıklanmayacak şekilde tekrar sertleşmeye başladım. Karımın her cümlesine, her kelimesine asılı kaldım. Beynimde yankılanıyordu anlattıkları… Karımla komşumuz arasında yaşanan porno sahneleri sanki ben oradaymışım gibi gözümün önünde canlanıyordu…
Kızarması arttı, gözlerini benimkinden kaçırdı,
"Bana hoşuma gidip gitmediğini sordu." Boğazım aniden kurudu, heyecan içinde üsteledim,
“Devam et. Sen ne dedin?"
“... Ben... Daha önce havuzda sevişirken de söylemiştim ya... Sikinin bu kadar büyük olmasını sevdiğimi söyledim.” Durakladı ve derin bir nefes aldı. "Elimi tuttu ve yavaşça sikine indirdi. Büyülenmiş gibiydim. Bana ne oldu bilmiyorum ama ben sadece... Bilmiyorum!"
"Tamam bebeğim... Peki, başka ne oldu?" Dudağını ısırdı,
"Bana büyük yarağıyla oynamamı ve onu boşaltmamı söyledi..." Durakladı ve devam etti, "Ben de öyle yaptım. Onu boşalttım. Sonra... Sonra da o beni boşaltı. O koca yarağını içime aldım... İçimi yardı yarağı aşkım... Komşumuzun yarağı kocamandı... Kalın... Yardı beni... Amımı yardı..."
"Ohh…" Ben cevap veremedim, nefessiz, soluksuz kalmıştım.
"Ah bebeğim ne yapıyoruz biz...? Bu... Bu çılgınca!" Çığlık attı adeta, yüzünü şaşkınlıkla ellerine gömdü.
Bacaklarını çekerek, ıslak amcığını ortaya çıkardım, klitorisinin kabarıklığını okşayarak karıma cevap verdim. Onu yavaşça kanepeye ittim ve erkekliğimi onun amının kıvrımlarına hizaladım,
"Sen sonunda yaramaz bir kız oldun canım… Ve ben senin cezanı vereceğim şimdi...”
Birkaç gün daha geçti ve eve geç geldim. Eve girdim ama arabasının ön tarafta olmasına rağmen karımı evin hiçbir yerinde bulamadım. Merak etmiştim. Telefonu çıkarıp bir mesaj gönderdim,
"Neredesin?" Birkaç saniye geçti ve
"Yaramazlık yapıyorum ;)" diye bir cevap aldım, mesajı gülen yüz göz kırpmasıyla kapattı.
Kan basıncım hemen yükseldi, Burhan’ın evine bakmaya çalıştım ama fazla bir şey göremedim.
"Ne yapıyorsun aşkım?" diye yanıtladım.
Odanın içinde volta atarak dolaştım, bir dakika geçti ve sonra bir mesaj aldım.
Herhangi bir pornodan daha uyarıcı küçük bir telefon videosuydu. Eşim Burhan'ın büyük ve kalın aletini yukarıdan aşağıya öpüyor, dudaklarını yumruk gibi başının etrafına sarıyor ve mümkün olduğunca ağzına et dolduruyordu.
Küçük elleri adamı zevkten havaya uçururken ağır toplarına masaj yapıyordu. Emzirmesinin sesleri beni kendimden geçirdi ve içgüdüsel olarak kanepeye çöküp kaldım. Telaşlı parmaklarımla fermuarımı açtım ve sikimi açığa çıkardım. Sevgili karım komşumuzun devasa erkeklik organında ağzını ve dilini kullanıyordu.
Burhan'ın zevkten bayılan sesini kayıttan duydum,
"Mmm. Harikasın… Evet bebeğim... Şu koca yarrağı em bakayım..."
Burhan telefonunu önlerinde tutuyordu, ama gördüğüm tek şey, erkeğin büyük yarağı ve azgın karımın güzel yüzüydü. Karımın dudakları ve dili adamın sikini zevkle sağlıyordu.
Bir an durdu karım, ıslak ağzıyla kameraya baktı ve şeytanca gülümsedi. Daha sonra erkeğin devasa sikinde dolaşan etli dudakları, aşağıdan yukarıya ıslak öpücükler kondurmaya başladı.
"Hassiktir... Ohh… Harikasın bebeğim… Dostum... Timur... İzliyor musun? İyi bak... Bu senin karın Ayla. Hadi canım, kocana bu büyük yarağı ne kadar sevdiğini göster."
Bir kıkırdama duydum. Karımın isterik gülüşünü... O koca yarağı amcığına alırken inlemeleri... Ve video o sahnede bitti. Sanırım video çekmeyi bırakmış, karıcığımı iki eliyle daha rahat sikmek istemişti adam...
Hemen tekrar oynattım videoyu ve patlamadan önce ikinci izlemeye sadece birkaç saniye dayanabildim. Kendimi tutamadım artık, oturduğum yerde fışkırmaya başladım. Boşalmam bitince tekrar telefona sarıldım,
"Seni görmem gerek." Ona acilen, çılgınca mesajlar attım. Birkaç dakika sonra bir cevap,
"Birazdan evde olacağım hayatım... Bu aygırı iyice boşaltmadan bırakmaz beni."
Kanepede arkama yaslandım. Tuhaf bir rahatlama dalgası kaplamıştı bedenimi, neredeyse bir anlık transa girmiş gibi hissediyordum. Boşalmanın verdiği rehavetle tam bir uykuya sürüklenmek üzereyken komşumuzun tarafındaki sürme kapı açıldı.
Ayla içeri girdi, darmadağınıktı yine… Aslında okulda çalışırken giydiği elbiseydi üzerindeki, ama düğmeleri kopmuş, yakasına ruj bulaşmıştı.
Bana baktı ve benim az önce boşalan sikimi gördü. Yumuşamıştı, bacaklarımın arasından sarkıyordu. Gülümsedi.
“Yani... Sanırım videoyu beğendin aşkım, öyle mi?”
Ona baktım, ama cevap veremedim. Sadece başımı sallayabildim.
Tekrar gülümsedi, kıkırdayarak,
"Dişlerimi fırçalamam lazım bebeğim… O kadar çok ağzıma boşaldı ki azgın köpek..."
Karım güzel kıçını sallaya sallaya merdivenlerden yukarı çıkarken arkasından baktım.
Bunun olacağını hissediyor ve bekliyordum. Ve ertesi Pazar günü kaçınılmaz olarak beklenen oldu. Karım ve komşumuz her zaman olduğu gibi bizim havuzun etrafında çıplak vaziyetteydi. Suya girip çıkıyorlar, öpüşüp koklaşıyorlardı.
Mayosu olmayan ve havuzun etrafında çıplak dolaşan Burhan’ın büyük yarağı tamamen gözümün önündeydi. Eşim bütün öğleden sonra koca yaraklı komşumuzla benim yanımda oynaştı. Bazen havuz sandalyelerinden birine oturduğumda o da oturup erotik gevşemenin keyfi içinde benimle flört ediyordu.
Hepimiz içiyorduk, Burhan'ın hazırladığı ünlü kokteyl kadehleri ağır bir şekilde tüketiliyordu. İnanılmaz derecede tuhaf bir öğleden sonraydı. Ama neredeyse tüm bu zaman boyunca taş gibi sertleşmiş durumdaydım. Özellikle de ikisinin sessizce su yüzeyinin altında birbirleriyle oynadığını fark ettiğimde... Az bile söylemiştim, gerçeküstü bir Pazar öğleden sonraydı.
Aniden uyandım. Geceydi, şezlongta sızıp kalmışım. Verandaya bakıp ortalıkta kimseyi göremeyince içimi merak kapladı. Garip bir duyguyla ayağa kalktım. Sersem gibiydim, gündüz içtiğim bolca alkol hala sistemimde dolaşıyordu. İlk başta büyük bir sessizlik vardı, ama bu sessizlik uzak bir inilti tarafından bölündü.
Duyduğum inilti uzak ve boğuktu, ama eşime ait olduğunu anladığımda korku sardı içimi… Panikledim, sesin nereden geldiğini bilmiyordum. Evin içine koştum, etrafıma baktım. Oturma odasında değildi.
Merdivenleri uçarcasına çıkarak yatak odamıza daldım. Orada da değildi, neden olsun ki? Bir an durdum, merak ve korku duygusu içimi kemiriyordu. Tam da ayrılmak için döndüğümde onları gördüm.
Bizim yatak odası karanlıktı, ama Burhan’ın karşıdaki yatak odası parlayan ışık altında ayna gibi görünüyordu. Oradaydı karım… İkisi de çırılçıplaktı. Karım adamın yatağındaydı, dört ayak üzerine yayılmıştı. Zevkle inlediğini görebiliyordum, kafasını geri çevirmiş, koca yarağıyla amına girip çıkan sikicisine bakıyordu.
Burhan onu arkadan beceriyordu. Karımın büyük göğüsleri ileri geri sallanan iki top gibiydi. Arkadan karıma bindirmeleri oldukça güçlüydü ve o kalınlığını ezbere bildiğim yarağıyla karımın amına girip çıkarken, kürek gibi elleri ince belini sıkıca tutuyordu. Her ikisinin bedeninde, neredeyse saatlerce çiftleşiyormuş gibi net bir ter parlaklığı vardı.
Yatağımızın kenarına çöktüm. Derin bir ürperiş bir anda vücudumu sardı. İçimde dönüp duran duyguların kokteyli eziciydi. Erotizm, utanç, tahrik, heyecan, alçalma, küçülme... Ama hepsine hakim olan şey korkunç bir cinsel uyarılmaydı.
Sikimi açığa çıkardım, ancak fiziksel provokasyon olmadan bile patlamaya yakın olduğum için ona dokunmaya cesaret edemedim.
Karımı daha önce hiç böyle görmemiştim, daha önce hiç böyle şehvetle bağırdığını duymamıştım. Aramızdaki iki cam bölmeyi bile aşıp gelen zevk iniltileri inanılmazdı. Karım adamın seks oyuncağı gibi parmaklarıyla çarşafı kavramış sürekli inliyordu. Adam kalın yarağıyla vajinasına her daldığında deli gibi çığlık atıyordu.
O anda, Burhan’ın karımın kadınlığının hiç ulaşamadığım alanlarına, benim hiç yapamadığım kadar daldığını biliyordum. Vajinal sinir uçlarını had safhada uyardığını, içindeki vahşi hayvanı serbest bırakma zevkine ulaştığını biliyordum.
Aniden onları izlerken ağzımın tamamen açık olduğunu fark ettim. Burhan uzandığında dehşet içinde onlara baktım. Karımın göğüslerini tutarak sikerken şişe geçirir gibi kendine çekiyordu bedenini…
"Oh bebeğim, sikimi seviyor musun?" dedi Burhan. Onları zar zor duyabiliyordum, ama dudaklarının hareketleri sesin zayıf geldiği anlarda konuşmalarını anlamamı sağladı.
"Ahh… Evet… Onu seviyorum. Senin koca sikini çok seviyorum. Sik beni aşkım... Koca yarağını istiyorum." Karım inleyerek yanıtladı adamı…
Yavaşladı sonra, karımı belinden çekip onu yatağında döndürdü, sırtüstü yatırdı. Önü, kadınlığı şişmiş, kabarmış ve sırılsıklam görünüyordu. Erkeğin masif organı, karımın içinden fışkıran gerçek dışı miktardaki zevk kremiyle kaplanmıştı.
Sikinin gövdesi boyunca neredeyse dolu dolu bembeyaz bir köpük görüntüsü vardı. Ayla'nın bana bu kadar kadınlık özünü verdiğini daha önce hiç görmemiştim. Aldığı zevkin derecesini anlayabiliyordum.
Eğildi ve karımın göğüslerini ve sonra dudaklarını öptü. Kasıklarındaki devini bir kez daha karımın cinsel organına hizaladı, yavaşça kendini içine itti. Kalın sikinin gövdesinin karımın amcığını ikiye yarmasıyla büyülenmiş vaziyetteydim. Adama karşı bir hayranlık uyandı içimde…
Karımın sırılsıklam kalçalarının etini esnetiyor ve kucaklıyor, asla bırakmıyordu. Ayla’nın zevk kaynağı am dudakları adamın kalın sikinin etrafını sımsıkı sarmış vaziyetteydi.
Bacaklarını kaldırdı karım, yüksek sesle inledi, güzel ayakları adam içine girerken havada kasıldı. Onu bir kez daha pompalamaya başladığında narin ayak parmaklarının kıvrılışını izledim.
Büyük topları, karım onu içine alırken dolgun kıçının minik deliğine tokat atmaya başladı. Kollarını erkeğin boynuna sardı, kendine çekip sarıldıkça göğüsleri birbirine yapıştı. Karımın iri memeleri adamın geniş göğsünde eziliyordu.
Odanın karanlığında yüksek sesle çalarak telefonumdan aniden şaşırdım. Her nasılsa, Ayla arıyordu.
Cevap verirken titriyordum, "Merhaba?" Salak gibiydim. Karşımda sevişen çifte baktım. Telefon karımın elinde bile değildi. Yakında, yastıkların altında bir yerde olduğunu ve çağrının yanlışlıkla temas sonucu olduğunu fark ettim.
Çiftleşmelerinin şu anki net sesleri rahatsız ediciydi. Zevk çığlıklarını duymak beni derinden sarstı. Telefonu hoparlöre ayarladım, yenilgi içinde yan tarafıma fırlattım.
"Bana o kocaman yarağını ver Burhan! Ben onu seviyorum! Sik beni... O koca yarağınla sik beni..." İnliyordu durmadan, sarhoş edici, gerçeküstü inlemeler…
"Ben de bu sıkı amcığı çok seviyorum bebeğim... Kadınım, sen dünyadaki en seksi şeysin. Kocan sikemiyor seni yavrum… Benim gibi sikemiyor. Senin hak ettiğin gibi sikemiyor seni… Ohhh… Doyuramıyor seni…" Karımın içine yarağını iterken ayı gibi homurdandı.
Ayla'nın inlemeleri ateş topları haline geldi ve yatağın bitmek bilmeyen gıcırtısı, bellerinde güçlü bir şeye, çok yoğun bir orgazmın demlenmesine yol açıyordu.
"Oh! Oh! Oh... Sik beni! Burhan..! Yine yapıyorsun... Ben, ben... Ben yine geliyorumm !!"
İnilltileri vahşi bir hayvan gibi ilkeldi. Bacakları adamın belinin etrafına sarılmış, ayak parmakları kıvrılmış ve aşağı doğru kilitlenmiş gibiydi. Görebiliyordum. Vücudu, hayatının en güçlü orgazmı onun bedenini sardığında sarsıntılarla patladı.
Burhan kükredi, cinsel zirveye o da katıldı,
"Ohhh… Ayla… Senin bu evli amcığına döllerimi boşaltacağım! Aaahhh… Kocan sana hiç bu kadar boşalmayacak bebeğim benim… Oohhhh…"
Adamın büyük topları boşaldı, karımın istekli rahmine olması gerektiği kadar büyük bir tohum yükü indirdi.
Tutkuyla kucaklaştılar ve öpüştüler. Sonunda yuvarlandılar ve birbirlerinin yanına uzandılar. Burhan’ın masif organı şimdi gevşek ve boşalmasına rağmen hortum gibi kalın, bacak arası boyunca uzanıyordu.
Eşim ağır ağır nefes alıyordu ve ben onu kadınlığının hala titrediğini, bacaklarının kasıldığını gördüm. Elini karnına dayadı, kıkırdayarak mutluluğunu belli etti. Yorgun, doymuş bir vaziyette gülümsedi. Burhan karımın çıplaklığına hayran hayran bakarak,
"Sanırım evli kadını sikme fantezimi biraz uzattım. Nasıl buldun peki sikişimi? Beğendin mi?" Karım, cinsel rahatlamanın verdiği rehavetle gevşek bir şekilde güldü, içinden akmaya başlayan erkeğin döllerini parmağıyla alıp baktı,
"Bunun gibi mi? Bir erkeği böyle boşaltabileceğimi bile bilmiyordum... Senin koca sikin bitiriyor beni... Doyamıyorum senin sikine ben…"
Elini adamın erkekliğine koydu, dinlenirlerken sikinin gövdesini parmaklarıyla, nazikçe okşadı.
Adam karıma gülümsedi, üzerine eğildi ve onu tekrar dudaklarından öpmeye başladı,
"Bu yüzden komşuyuz bebeğim. Seni durmadan sikeceğim Ayla. Şimdi ..." Sonra durakladı, karımı çevirerek kıçını tokatladı.
"Ama şimdi kocana geri dönmelisin. "
Benden bahsediyorlardı. Boynuzlu kocadan… Aşağıya, kasıklarıma baktığımda istemsizce boşaldığımı fark ettim. Her yeri batırmıştım, spermlerim komşumun yatak odasından gelen ışıkta parlıyordu.
Karıcığımın sikildiği o bol ışıklı yatak odası, dev ekranda bir porno film izler gibi tahrik etmiş, bitirmişti beni… Hele o porno oyuncusunun benim karım olması harika bir histi doğrusu…
Zorlukla kalktım, dizlerime inmiş pantolonumu da çıkarıp soyundum. Kalkıp ışığı yaktım, yatak odam aydınlandı. Pencerenin önüne geldiğimde beni fark ettiler. Elimi salladım...
Gülerek bana baktılar. Karım ve komşum, ortağım... Onlar da gülerek el salladılar yattıkları yerden...
Merhaba
Ben geldim. Cebimde hikayelerimle…
Hikayelerim bu sayfada devam edecek. ♥
mutsuzdanhikayeler.tumblr.com
Eski hikayeleri de aktarıyorum yavaş yavaş... Kırmızı etiket yememeye dikkat ederek, biraz terbiyeli, biraz usturuplu, resimlerde titizlik göstererek...
Hepinizi çok çok öpüyorum.
İyi ki varsınız... ♥
Yirmibir (8)
*** Önceki Bölüm ***
"Ben artık gideyim." dedim Handan’a ve yataktan çıkıp kıyafetlerimi elime aldım. Giyecekken, Handan elimden tuttu ve
"Gitme, bende kal bugün." dedi.
"İyi tamam, kalayım." dedim. Handan çocuk gibi sevinmişti. Yataktan çıktı ve gardrobundan bir gecelik çıkartıp giydi üzerine. Sonra televizyonun yanına gidip, DVD’ye bir film koydu ve yatağa geldi. Sarmaş dolaş filmi izlemeye başladık. Film bittiğinde saat gece yarısını geçmişti. Televizyonu kapatıp uyuduk. Sabah uyandığımda yatakta yalnızdım. Kalktım. Üzerimi giyip aşağıya indiğimde, mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Handan kahvaltıyı hazırlıyordu, beni görünce gülümsedi ve yanıma gelip dudaklarımdan öptü.
Gayet güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Beraber oturup yedikten sonra, ben gitmek istediğimi söyledim. Handan,
"İki dakika bekle, şöförüm götürsün seni!" dedi ve şöförünü aradı. Sonra da benim telefon numaramı isteyip, kaydetti. Ardından bana bir zarf verip, yanağımdan makas aldı. Beraberce bahçeye çıktığımızda, Handan şöförüne,
"Beyefendiyi evine bırakalım!" dedi.
Handan’la vedalaşıp arabaya bindim ve adresi tarif ettim. Evimin önüne kadar götürdü şöför beni... Saat 08:00 falandı, çok erkendi daha. Bizimkiler uyuyordur diye sessizce girdim içeriye ve odamda zarfı açtım. İçinden 500 TL para çıktı. Çekmecemde kendime ayırdığım paraların arasına koydum.
Fakat epey bir para birikmişti, bunu evde tutmam doğru olmazdı, Pazartesi günü ilk iş bankaya yatıracaktım parayı. Jale aradı bu arada. Selamlaştıktan sonra,
"Demin Handan aradı beni, dün gece onda kalmışsın... Nasıl geçti?" diye sordu.
"Harikaydı, Handan çok güzel ve iyi bir kadın!"
"İyi iyi, ne kadar attı?" diye sordu.
"Beşyüz lira koymuş."
"Fena değilmiş! Var mı benden bir istediğin?"
"Haftasonu boşum, bir planım yok, istersen birilerini ayarla?"
"Peki öyleyse, ben sana haber veririm, görüşürüz!" dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra bizimkilerle kahvaltıya oturdum, fakat sadece bir bardak çay içtim, Handan’la yaptığım kahvaltı yetmişti bana. Babam da gün geçtikçe daha da iyiye gidiyordu, ilaçlarını aksatmadan alıyorduk, hatta özel hastaneye muayeneye götürüyorduk.
Ben çayımı içerken Jale tekrar aradı, masadan kalktım ve odama geçip telefonu açtım. Jale,
"Tamamdır ayarladım birilerini, akşam bana gel!" dedi. Ben de kim olduğunu bile sormadan,
"Tamam, akşam sendeyim!" diyerek telefonumu kapattım. Biraz ailemle beraber vakit geçirdim. Akşam üzeri çıktım evden, bir taksi durdurdum, taksiyle gittim Jale’nin evine. Ben daha zile bile basmadan Jale açtı kapıyı ve
"Hoş geldin." dedi. İçeriye girdim, Jale bana sarıldı ve sımsıkı öptü.
Salona geçtik, Jale birer kadeh viski doldurup yanıma geldi. Ben viskimi içerken Jale de bana kime gideceğimi anlatıyordu. Bir saat sonra gidecektim. Kadın gençmiş, ben yaşlardaymış ve ilk defa kocasından başka bir erkekle beraber olacakmış. Kocasının da yanımızda olacağını duyunca, elimde olmadan heyecanlandım ve
"Gerçekten mi?" dedim. Jale elimi tutarak,
"Heyecanlanmana gerek yok, onlar da senin kadar heyecanlı... Sen ne kadar profesyonel ve soğukkanlı olduğunu göster!" dedi. Gideceğim saat yaklaşınca, Jale bir taksi istedi, taksiyle gittim. Gideceğimiz yer çok uzak değildi, on dakika sonra varmıştık. Bir siteydi burası. Sitenin girişinden geçtikten sonra evi bulmamız çok sürmedi.
Ben taksiden indiğimde, kapıda bekleyen evin şoförü taksinin ücretini ödeyip taksiyi gönderdi. Daha sonra evin şoförüyle beraber içeriye geçtik. Salonda, gayet güzel bir bayanla, şık bir adam koltukta oturmuşlar, beni bekliyorlardı.
Beni görünce ayağa kalktılar. Tokalaştıktan sonra oturduk ve birer kadeh viski içmeye başladık. Evin şoförü de mutfağa geçmişti. Viskilerimizi içerken sohbet ediyorduk. Adamın ismi Cemil idi. 25 yaşında, benim boylarımda, esmer bir adamdı. Karısı Kübra ise, 23 yaşında, gayet zarif bir hanımefendiydi.
Zayıf ve ince vücuduna göre büyük ve dik göğüsleri, dolgun kalçaları vardı. Bembeyaz tenli ve sapsarı saçlarıyla adeta Rus kadınlarını andırıyordu. Oldukça zarif ve çekingen bir şekilde konuşuyordu Kübra benimle. Cemil en sonunda esas muhabbete geldi ve
"İkimizin de hayaliydi bu, yani grup seks yapmak!" dedi ve yutkundu.
“Elimden geleni yaparım, merak etmeyin.” dedim sanki çok profesyonelmişim gibi...
"Bize sürekli bağlı kalacak, hep yanımızda olacak birini istemiyoruz. Yani bu olay yaşanacak ve bitecek, biz öyle birini istiyorduk. Jale ile iki yıldır tanışıyoruz. Konuşurken laf açıldı ve ona danıştık. O da seni bize önerdi, çok efendi ve temiz biri olduğunu söyledi!"
"Evet, burada yaşananlar burada kalır. Sonra siz istemediğiniz sürece ben sizi arayıp sormam!"
"Sevindim!" dedi Cemil... Viskilerimizi bitirdikten sonra kalktık ve üst kata çıktık. Yatak odasına girip kapıyı kapadığımızda, Cemil hemen soyunmaya başladı. Ben de üzerimi çıkarttım. İkimiz de sadece boxerlerimizle kaldık. Cemil kenardaki koltuğa oturarak,
"Lütfen, sen başla. Ben size sonradan katılacağım!" dedi ve bir sigara yakıp, bizi izlemeye başladı.
Kübra’nın incecik belinden tutarak kendime çektim ve dudaklarına yapıştım, Kübra da aynı anda beni öpmeye başladı. İkimiz de heyecanlıydık, fakat ben heyecanımı belli etmemeye çalışıyordum.
Öpüşürken ellerimi, yumuşacık sapsarı saçlarına atarak okşamaya başladım. Öpüşmemiz bittiğinde, Kübra hafiften aşağıya doğru kayarak vücudumu öpe öpe sikime doğru iniyordu. Sikim kazık gibi olmuştu ve boxerimin içinden çıkmayı bekliyordu. Kübra en sonunda sikimle aynı hizaya gelmişti. İki eliyle boxerimi hızlıca indirdi. Sikim boxerimin içinden öyle bir fırlamıştı ki, suratına çarptı Kübra’nın.
Kübra minicik ellerine aldı sikimi, minyon tipli bir kızdı. Sikimi okşuyordu, damarları iyice belli olmaya başladı sikimin, ben de onun okşamasını izliyordum. Göz ucuyla Cemil’e baktığımda, boxerini çıkartmış, sikini okşuyordu.
Onun da siki en az benimki kadar uzun ve kalındı. Kübra’yı bugün parçalayacaktık. Kübra en sonunda sikimi yalamaya başladı, tamamen ağzına almak yerine gövdesinin bir bölümünü yalıyordu sadece. Bir eliyle de sikimi sıvazlamaya devam ediyordu. Ben de saçlarını okşamaya başladım.
Kübra sikimin gövdesinden hafifçe ortasına doğru kaydı ve en sonunda sikimi tamamen ağzına aldı. Güzel sakso çekiyordu, sikimi vakumluyordu adeta ve bu da bana acayip zevk veriyordu. Sabaha kadar onun güzel saksosuyla vakit geçirebilirdim.
Yaklaşık on dakika kadar sikimi yaladıktan sonra bıraktı, zevk sıvılarım hafiften akmaya başlamıştı. Kübra ayağa kalktı ve arkasını bana doğru dönerek,
"Fermuarımı açar mısın?" dedi. Bembeyaz teninde ateş kırmızısı minili bir tek parça elbise vardı Kübra’nın. Hafifçe, boynundan başlayan ve kalçasına kadar inen fermuarını indirdim ve elbisenin kollarını çıkarttığımda üstünden kaydı elbise. Sırtı bana dönüktü ve külotun alt tarafından çıkan kalçalarını görüyordum.
Eğildim ve kalçalarını iki elimle tutarak sıktım ve bu arada külotunun üzerinden kalçalarını öpmeye başladım. Kübra’nın bacakları titriyordu resmen, zevkten boşalacak gibiydi. Önünü döndüğünde külotunun üstünde hafif bir ıslaklıkla karşılaştım. Islanmıştı, ne kadar zevk aldığı belliydi.
"Külotumu çıkartır mısın?" dedi. İki elimle külotunu çıkarttım ve kenara attım. Bembeyaz amı karşımdaydı, hiç tüy yoktu amında, kaymak gibi temizlenmişti. Kübra’yı yatağa yatırdım ve bacaklarını açarak amını yalamaya başladım. Kocası da daha fazla dayanamamış ve yanımıza gelmişti. Yatağa dizlerinin üstünde çıktı ve sikini Kübra’nın ağzına verdi, ben de ıslanmış amını yalıyordum.
İncecikti amı, çok sikilmemiş olduğu belliydi. Parmağımı amından içeriye soktum ve klitorisini emerken git gel yapmaya başladım. Bu Kübra’yı iyice azdırmıştı ve çok geçmeden orgazm oldu.
Suları fışkırıyordu amından, birazı suratıma, birazı da yatağa gelmişti. Kübra, Cemil’in siki ağzından çıktığı anda zevk çığlıkları atmaya başladı. Biraz önceki çekingen ve zarif Kübra gitmiş, yerine tam bir orospu gelmişti. Bana, "Hadi artık gir içime, dayanamıyorum!" demeye başladı.
Cemil’le göz göze geldik ve (Hadi!) dercesine kafasını salladı. Ayağa kalktım ve dizlerimi yatağın kenarına koyduktan sonra sikimi elime aldım ve biraz okşayıp manzarayı seyrettim, daha sonra sikimi amının girişine getirdim ve bastırdım.
İçine girmiştim, ama amı daracıktı, istemsizce hırıldadım ve Kübra da bu arada çığlık atmıştı. Kübra’nın amını sikerken, bir yandan da ellerim büyük göğüslerini yoğuruyordu. Kübra’nın çığlıkları kesilmemişti, Cemil de ara sıra ağzına veriyor, fakat ara sırada ağzından çekerek onun çığlıklarını duymak istiyordu. Cemil bana,
"Yer değişelim!" dedi. İçinden çıktım ve Cemil benim yerime geçti, ben de ağzına verdim Kübra’nın.
Kübra gözleri kapalı hafiften inleyerek benim sikimi yalıyor, bir yandan da aldığı keyfe bakıyordu. Cemil bir süre bu şekilde karısını siktikten sonra bıraktı. Ben pozisyon değiştirmek için Kübra’yı kaldırdım ve domalttım yatakta. Dizlerinin üzerindeydi ve bir eliyle yataktan destek alırken, Cemil’in sikini yalıyordu. Tekrardan amına girdim ve pompalamaya başladım. İnanılmaz bir zevkti, Kübra’nın bembeyaz kalçaları benim kasıklarımın çarpmasından hafiften pembeleşmişti. Ben de iyice kızartmak için yoğuruyordum kalçalarını. Cemil bana
"İkili yapalım!" dedi. Ben de (Olur!) anlamında kafamı salladım ve içinden çıktım.
Cemil tam yanına yattı Kübra’nın, sonra da kucağına alıp amına girdi, kalçalarını iki elle açarak göt deliğini gösterdi bana Kübra’nın. Ben de ıslanmış sikimi göt deliğine sokmaya çalıştım. Fakat kocasının kalın siki vajinasına girmişken, daracık arka deliğine girmekte çok zorlanıyordum. Kübra ise çığlık çığlığa bağırıyordu.
Hafiften terlemeye başlamıştım, alnımdaki terleri elimle sildikten sonra var gücümle tekrar bastırdım götüne. En sonunda sikimin kafası girmişti, fakat Kübra’dan ağlarcasına bir ses çıktı. Eğildim ve boynuna bir öpücük kondurdum. Sonrasında devam ettim boynunu öpmeye. Bu arada içine gir çık yaparak alıştırıyordum götünü. Köküne kadar girememiştim, ama girecektim.
Kübra’nın götünü sikerken, bir ara kapıdaki buzlu camdan bir karaltı fark ettim. Cemil’e fısıltıyla durumu söyledim. Cemil yattığı yerden gülerek,
"Git, aç kapıyı birden!" dedi. Kübra’nın götünden çıktım ve kapıya yürüdüm. Birden kapıyı açınca, evin şoförüyle karşılaştım. Neye uğradığını şaşırmış, pantolonun önünden çıkardığı siki elinde, öylece kalakalmıştı şaşkın röntgenci...
Cemil bey hala yatakta sırtüstü yatmış, karısı üstünde yaylanıp duruyor, zevkine bakıyordu. Karısı da öyle... Cemil gülümseyerek karısına baktı. Sanırım gözleriyle anlaştılar, adamına emir verdi,
"Soyun ve yanımıza gel...!"
Şoför hiç itiraz etmeden soyunmaya başladı ve boxeriyle kaldı. Vücudu gayet düzgündü, hatta hafiften kaslı sayılabilirdi. "Külodunu da indir!" dedi Cemil, şöför onu da çıkarttı. Siki bizimkilerin yanında hafiften küçük kalmıştı, fakat kalınlığı iyiydi.
"Karımın ağzına ver, Mehmet sen de eski yerini al!" dedi. Ben hemen arkaya geçtim ve Kübra’nın hafiften kapanmış göt deliğine tekrardan girdim.
Bu sefer daha rahat girmiştim. Şöför de pis pis sırıtarak yatağın üzerine çıktı ve yarrağını Kübra’nın ağzına verdi. O çıtı pıtı, narin genç kadını üç erkek birden sikmeye başladık.
Tam porno filmlerde izlediğim bir sahneyi yaşıyorduk. Daha bir kaç ay önce, hiç bir kadınla beraber olmamış, yirmibir yaşında bir acemi iken, bu gece grup seks yapıyordum. Harika bir duyguydu bu...
On dakika sonra evin hanımefendisi tarafından siki yalanıp emilen şoför dayanamadı artık, böğüre böğüre Kübra’nın ağzına boşaldı.
Yarı sert sikinin son damlalarını da hanımına yalattırdıktan sonra yataktan indi. Ben de boşalacaktım, Kübra’nın götünden çıkarak kalçalarının üzerine boşaldım. Ben dinlenmek için koltuğa oturduğumda, şoför çoktan giyinmeye başlamıştı. Sonra bir şey demeden çekip gitti. Cemil de birkaç dakika sonra Kübra’yı üzerinden kaldırdı ve yere dizlerinin üstüne çöktürdükten sonra yarrağını Kübra’nın ellerine bıraktı. Kübra 31 çektirerek Cemil’i suratına boşalttı.
Cemil’in boşalması bittiğinde Kübra kalktı. Kalçalarında benim, ağzında şöförün ve suratında da kocasının dölleri vardı.
Yatak odasındaki ebeveyn banyosuna yıkanmaya gitti... *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (7)
*** Önceki Bölüm ***
O hafta sonu benim için harika geçmişti. Pazar akşamı toparlandık ve Özlem ile yola koyulduk. Jale’nin evine geldik ve sohbet etmeye başladık. Konuşulacak konu kalmadığında,
"Ben kalkayım artık." dedim. Özlem elimden tuttu ve
"Ben bırakırım seni!" dedi. Bindik arabasına. Evimi tarif ettim. Yolda giderken sohbet ettik. Mahallenin başına geldiğimizde,
"Ben burada ineyim." dediğimde, arabayı kenara çekti ve durdurdu. Çantasını aldı arkadan ve bir zarf çıkartıp,
"Teşekkür ederim, harikaydın!" dedi ve zarfı uzattı. Teşekkür ederek aldım zarfı ve indim arabadan. Eve gelince annemle uzun uzun sohbet ettik. Anneme olmayan Vakıfın olmayan etkinliklerine dair bazı şeyler uydurup anlattım. Sonra yorgun olduğumu söyleyerek odama geçtim. Cebimdeki zarfı çıkarttım ve paraları saymaya başladım. Tam ikibin lira vardı, inanamadım önce. Gerçekten bu zengin kesim için bu para elinin kiriydi, fakat bizim için gayet büyük bir paraydı.
Paranın bin lirasını aldım ve geri kalanını cebime koyduktan sonra salona geçtim. Anneme verdim parayı, ilaç paralarına rahat rahat yetiyor, hatta bizim gündelik ihtiyaçlarımızı bile karşılıyordu. Mart ayının başına kadar sürekli, rahatsız olduğumu söyleyerek veya başka bir bahaneyle Jale’nin tekliflerini reddettim. Çünkü bir şey yapmak istemiyordum, sınavlarım da vardı ve sadece onlara yöneliyordum. Benim için önemliydi Üniversite, o yüzden sınav döneminde başka bir şeyle uğraşmıyordum... Sınavlarımı başarılı bir şekilde vermiştim ve Mart’ın ilk haftası Jale beni aradı,
"Bu sefer müsaitsin, değil mi?" dedi.
"Evet evet, sınav dönemim bitti." dedim. Jale de,
"Süper, o zaman birisini ayarlıyorum, karı kaç gündür başımın etini yiyor!" dedi ve kapattı telefonu. Beş dakika sonra beni tekrar aradı, Cuma gününe ayarladığını söyledi ve adresi verdi. Cuma günü okuldan çıkınca eve geldim ve önce duş aldıktan sonra üzerimi değiştirdim ve Vakıfta işimin olduğunu söyleyerek evden çıktım. Otobüse binerek verilen adrese gittim.
Zengin bir muhitti. Kapıyı çaldım ve çok geçmeden hizmetçi kapıyı açtı. Kendimi tanıttığımda, hizmetçi gülümseyerek,
"Buyrun, Handan hanım da sizi bekliyordu!" dedi ve ben de içeriye geçtim.
Salonda güzel bir kadın beni bekliyordu, tokalaştık ve tanıştık. Handan hanım iki kadeh viskiyle yanıma geldi ve birini bana verdikten sonra yanıma oturarak kendini anlatmaya başladı.
Kırk yaşındaymış fakat hiç göstermiyordu, kızıl saçlı ve buğday tenliydi, 1.70 boyunda vardı ve göğüsleri, kalçaları harikaydı. Viskilerimiz bittiğinde saat yediye geliyordu, Handan elimden tuttu ve beraberce kalkıp üst kata çıktık. Bir odaya girdik, kapıyı kilitledi ve
"Kimse rahatsız etmesin diye kilitledim!" dedi, gülümseyerek yanıma geldi.
Dudaklarımdan hafifçe öptü, ben de ona karşılık verirken elimi kalçasına atarak sıktım. Gerçekten sımsıkı kalçaları vardı. Kim bilir kaç kişiyle sikişmişti hayatında, öpüşmeyi de çok iyi biliyordu, dudaklarını ve dilini çok iyi kullanıyordu.
Öpüşmemizin hızı iyice artmaya başlamıştı, benim de sikim yavaştan çadırı kurmuştu. Handan üzerindeki elbisenin askılarını indirince, elbise birden üzerinden kayıverdi ve karşımda dantelli siyah bir külotla kaldı. Göğüslerinde sarkma bile yoktu, belki estetik ameliyat geçirmişti, ama yine de vücuduna harika bakmıştı.
Yuvarlak ve iri göğüslerini biraz izledikten sonra elime alarak okşadım. Handan da beni acele ettirmiyor, istediğim gibi davranmama izin veriyordu. Hafiften eğildim ve ucu şişmiş göğsünü yalamaya başladım. Handan’dan o anda,
"Ohhhh!" diye bir inleme sesi çıktı. Hafif hareketlerle göğüslerini yalamaya devam ederken, bir yandan da bacaklarını okşuyordum. Handan eliyle birden başımı kaldırdı ve gülümseyerek bana baktı. Gözlerimiz ayrılmıyordu bir türlü birbirimizden.
"Ben nazik değil, sert bir erkek istiyorum!" dedi. Ben de birden kucakladım onu ve yatağa attıktan sonra,
"İstediğin neyse o olur!" dedim. Üzerimi çıkarttım.
Handan da yatakta sırt üstü uzanmış beni seyrediyordu. Pantolonumu da indirince boxerimle kaldım. Boxerimi saniyeler içinde çıkartıp, odanın bir köşesine fırlattım ve yanına giderek dudaklarından sertçe öpmeye başladım.
Handan da saçlarımı okşuyor, tırnaklarımı sırtıma geçiriyor ve sıkıyordu. Canım yansa bile hoşuma gitmiyor değildi. Öpüşmeyi zorla bıraktık. Handan beni yatağa sırtüstü yatırdı ve sikimi iki elinin arasına alarak bakmaya başladı. Sanki uzun süredir sik görmüyormuş gibi, aç bir şekilde bakıyordu. Biraz tükürükleyip okşadıktan sonra yalamaya başladı.
Saksosu muhteşemdi, gerçekten olgun kadınlar sekste bir adım öndeydi. O kadar profesyonelce yalıyordu ki, zevkin doruklarına çıkmıştım. Handan’ın kızıl saçlarından tutarak sikime doğru bastırdım, boğazına kadar giriyordu sikim.
"Al orospu, sert mi istiyorsun? Al sana sert!" diyerek iyice bastırıyor ve tam nefessiz kaldığında bırakıyordum. Sikim tükürükleriyle ve zevk sıvılarımla aşırı derecede ıslanmıştı. Handan sikimi yalamaya devam ederken, bir eliyle külotunu çıkarttı ve fırlattıktan sonra elini bacak arasına attı. Büyük ihtimal bir an önce boşalmak, rahatlamak istiyordu.
Çok fazla beklemeden sikimi ağzından çektim ve yatağa sırt üstü uzandırıp bacaklarını araladım. Geniş bir amı vardı, fakat tüysüzdü. Yumuldum ve mis gibi kokusunu içime çeke çeke ıslanmış amını yalamaya başladım. Handan da çığlıklar atıyordu.
Beş dakikayı bulmamıştı ki, Handan sarsılarak orgazm oldu. Şimdi rahatlamıştı, fakat içindeki seks ateşi geçmemişti. Biraz dinlendikten sonra bacaklarının arasına girdim. Sikimi amına soktuğum anda gözleri kapandı, bir çığlık attı ve ben içinde git gel yaparken bağırmayla karışık inlemeye başladı.
Sertten hoşlanıyordu, fakat onu bayıltmamak için çok da agresifleşmek istemiyordum yatakta. Dozunda gidiyorum. Handan’ın gözünden yaş gelmeye başladı, bir eliyle gözündeki yaşı sildi ve
"Harikasın aşkım, sikicim, devam et!" dedi.
İyice kayganlaşmıştı amı ve rahat rahat giriyordum artık. Bir süre sonra zevk vermemeye başladı geniş amını sikmek. O da biraz daha zorlanmak istiyordu, ki yüzündeki ifade değişmişti. Pek inlememeye başlayınca içinden çıktım ve kaldırıp domalttım. Parmağımı ıslatıp göt deliğinden içeriye soktuğumda, Handan hafifçe irkildi. Parmağımla götünde git gel yapmaya başladım, bu arada diğer elimle klitorisini okşayarak onu zevke getirmeye çalışıyordum.
Çok geçmeden parmağımı çıkardım ve sikimi göt deliğine dayadım. Çok açılmamıştı göt deliği, ama Handan zaten sert istiyordu ve ben de iyice sertleşecektim.
Sikimi bastırdım ve birden göt deliğine soktum. Handan acı bir çığlık attı, ama ben onu umursamadan sikmeye devam ediyordum. Daracık göt deliği iyice zevk vermeye başladı bana. Aynı anda da amını okşuyordum. Handan daha ben sikmeye başlayalı bir kaç dakika olmuştu ki ikinci orgazmını yaşadı ve deliler gibi boşaldı. Çığlıkları ve inlemeleri birbirine karışmıştı. Göt deliği de iyice açılmış ve ben de artık rahatça girebiliyordum.
Kalçalarını tokatlamaya başladım, iyice kızarmıştı kalçaları. Yorulmuştum, belim ağrıyordu ve götünden çıktım. Biraz açık göt deliğini izledim, neredeyse su şişesinin ağzından daha büyük bir delik olmuştu. Sikim kızarmış, hatta başı morarmıştı, dimdik duruyordu, patlamaya hazırdı. Ben yatağa uzandım ve Handan arkası bana dönük olarak kucağıma oturdu. Sadece sırtını ve kalçasının bir bölümünü görebiliyordum. Göt deliği yerine amına soktu yarrağımı ve hoplamaya başladı. Ben de sırtını okşuyordum ve aldığım zevke bakıyordum.
Uzunca bir süre daha siktim ve Handan üçüncü kez orgazm olurken, ben de fazla dayanamayarak amına boşaldım. Handan bir süre sonra üzerimden kalktı ve banyoya gitti. Ben soluk soluğa yatakta yatıyordum.
Handan’dan daha gençleriyle sevişmiştim, ama yaşına rağmen bu kadar dayanan çok az kadın vardı, beni uçurmuştu resmen. Birkaç dakika sonra geldi, amındaki döllerimi temizlemişti, yanıma yattı ve konuşmadan dinlendik.
Handan daha sonra kalktı ve kapıyı açıp, hizmetçiye iki viski getirmesi için seslendi. Birkaç dakika sonra kapı çalındı ve hizmetçi elinde tepsiyle içeriye girdi. Viskileri verirken gözü benim daha inmemiş ama yumuşamış sikime kayıyordu.
Viskimi içerken duvar saatine gözüm ilişti, saat dokuza gelmişti. Neredeyse iki saate yakın sevişmiş ve sikişmiştik Handan’la... *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (6)
*** Önceki Bölüm ***
Nihan ve Özlem kendilerini yatağa atmış dinleniyorlardı. Benim ise halen enerjim vardı ve iyice mayışmadan banyoya girerek duşumu aldım. Aklım Nur’da kalmıştı, onu ne zaman sikecektim acaba?
Banyoda on dakika kadar kaldım ve çıkıp belime havluyu doladım. Yatak odasına geldiğimde, Özlem uykuya dalmıştı bile… Nihan da banyoya girdi. Ben ise yatakta oturdum, uyuyan Özlem’in vücudunu seyrettim.
Nihan banyodan çırılçıplak çıktı, su taneleri vücudunu iyice güzel göstermişti. Yanıma geldi ve elimden tutarak kaldırıp,
“Gel, bu gece benimle yat!” dedi. Birlikte odadan çıktık ve ona ait olan yatak odasına girdik. Sarmaş dolaş yattık, uyuduk. Sabah öğlene doğru uyandım. Nihan ise halen uyuyordu. Nihan’ı uyandırmadan kolumu çektim ve üzerini örttükten sonra çırılçıplak çıktım odadan… Çantamı buldum ve elimi attığımda gelen ilk kıyafetleri giyerek salona oturdum.
On dakika sonra dış kapı açıldı, ayağa kalktım ve kim geldi diye bakmak için salondan çıktım. Nur ile karşılaştım. Nur gülümseyerek,
“Naber? Dün gece kaçırdım senin şovunu!” dedi.
“Olsun daha vaktimiz var!” dedim. Elinde birkaç torba vardı, kahvaltı için bir şeyler almıştı. Ben de zaten sıkılmıştım, mutfakta ona yardım ettim. Hem sohbet ediyor, hem de kahvaltıyı hazırlıyorduk. Fakat benim aklım yuvarlak kalçalarındaydı, gözümü alamıyordum. Daha sonra içimden (Zaten ben buraya bunları sikmek için geldim, ne diye kendimi kasıyorum ki?) dedim ve Nur’a arkadan sarılıp, sikimi kalçalarına yasladım.
Nur bana doğru dönüp gülümsedi ve dudaklarıma yapıştı. Onu mutfak tezgahına oturttum ve öyle öpmeye başladım. Biraz sonra içeriye Özlem girdiğinde öpüşmeyi bıraktık. Özlem gülerek,
“Kahvaltı yapmadan başladınız ha!” dedi ve masadaki peynirden bir dilim alıp ağzına attı. “Kahvaltı hazırsa ben Nihan’ı uyandırayım!” dedi. Tam gidecekken,
“İstersen ben uyandırayım?” dedim. Özlem bir kahkaha patlattı ve
“İyi, hadi git uyandır bakalım!” dedi. Nihan’ın odasına çıktım, Nihan halen mışıl mışıl uyuyordu. Öpe öpe uyandırdım onu ve
“Hadi kahvaltı hazır!” dedim. Nihan yatakta biraz esnedikten sonra,
“Tamam geliyorum!” dedi. Çırılçıplaktı halen, kalktı ve iç çamaşırı falan giymeden kırmızı geceliğini alıp giydi. Birlikte indik aşağıya ve kahvaltıya oturduk.
Bu arada mesaj geldi, telefonu açtığımda Jale’den olduğunu gördüm. Mesajda, (Eee, nasıldı dün geceniz?) yazmıştı. Ben de, (Harika!) yazıp gönderdim, telefonu cebime koydum. Kahvaltıdan sonra ben ve Nur salona geçip, sarmaş dolaş TV izlemeye başladık. Nihan ve Özlem yanımıza gelerek,
“Biz dışarıya çıkıyoruz, gelmek ister misiniz?” dedi. Nur gülümseyerek,
“Yok, biz biraz evde takılalım!” dedi. Özlem,
“Tamam o zaman, hadi görüşürüz!” dedi ve çıktılar. Özlem televizyonu kapattıktan sonra elimden tutarak beni üst kata götürdü. Beni Nihan’ın odasına soktuktan sonra yatağa attı ve kucağıma oturarak tekrardan öpmeye başladı dudaklarımı.
Öpüşürken ellerimi o yuvarlak kalçalara atıp sıkıyordum. Çok büyük değillerdi, iki elimle rahatça kavrayabiliyordum, fakat çok biçimliydi kalçaları. Öpüşmeyi kısa kestik. Ben tişörtümü çıkartırken, Nur da eşofmanımla beraber boxerimi aynı anda çekerek çıkarttı ve sikimi eline alarak okşamaya başladı. Sikim saniyeler içinde kazık gibi oldu ve Nur küçücük dudaklarıyla sikimi adeta sömürmeye başladı.
Neredeyse yarısına kadar ağzına alabiliyordu, fakat o aldığı kadarıyla bile müthiş bir zevk veriyordu bana. Nur abartısız belki yirmi dakika kadar sikimi yaladı.
Yorulunca bıraktı ve ayağa kalkarak striptiz yaparcasına kıyafetlerini yavaş yavaş çıkarttı. Ben oturmuş onu izliyordum. Önümde sadece sütyen ve külotla kalmıştı. Önce sütyenini çıkarttı ve arkasını dönünce harika bir manzarayla karşılaştım. Külodunu hafif hafif sıyırdı. Çıplak kalçalarını izlemeye başladım. Sağ kalçasının üzerinde küçük bir dövme vardı, bir şey yazıyordu. Bu detay kalçalarını iyice ilgi çekici hale getirmişti.
Nur beni elimden tutarak kaldırdı ve kendisi yatağa yattıktan sonra başımdan çekerek amına bastırdı. Amını yalamaya başladım, ağzı incecik bir amı vardı. Özlem gibi çok yarrak yiyen biri değildi.
Bu arada alt kapının açılma sesini duydum, fakat amını yalamaya devam ettim. Nur’un inlemeleri iyice artmaya başladı… Birkaç dakika sonra Özlem ve Nihan odaya geldiler. Özlem,
“Bozdurdun mu kız kendini?” dedi. Nur da,
“Yok daha bozdurmadım!” dedi. Ben bu konuşmayı duyduğumda şaşırmıştım,
“Bakire misin?” diye sordum. Gerçekten de Nur daha bakireymiş, ne önden ne arkadan hiç yememiş ve bugün ilk ben bozacakmışım onu. Bunu öğrenince iyice bir keyiflendim ve daha bir iştahla yaladım amını… Bu arada Nur’un gözleri kaymaya başladı ve orgazm oldu.
Nur kendine gelince doğruldu ve sikimi ağzına alarak yalamaya başladı. 2-3 dakika yaladıktan sonra ağzından çıkartıp, 31 çektirerek göğüslerine boşalttırdı beni. Nur ile beraber duşa girdik ve birbirimizi yıkadıktan sonra banyodan çıktık ve giyindik. Yanlarına vardığımızda, Nihan Özlem’e,
“Bugün Mehmet Nur ile ilgilenecek, biz ne yapacağız?” dedi. Özlem de,
“Merak etme, Mehmet hepimize yeter!” diyerek gülümsedi. Akşama kadar hep birlikte evde takıldık, elleştik, öpüştük, yiyiştik. Akşam yemeğini yedikten sonra, Özlem ve kızlar yukarıya çıktılar. Özlem bana,
“Biz çağırınca gel!” dedi. Ben de,
“Tamam!” deyip, aşağıda beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra Özlem,
“Hadi gel Mehmet!” diye bağırınca, yavaş yavaş merdivenleri çıkmaya başladım. Odaya girdiğimde beklediğime değmişti, hepsi makyajlarını yapmış ve seksi bir şekilde giyinmişti. Ben şok geçirmiş bir şekilde üçüne de bakarken, Özlem kolumdan tutarak beni yanlarına çekti. Üçü birden birkaç saniye içinde üzerimde sadece boxerim kalacak şekilde soydular beni.
Ben hala salakça bakıyordum etrafa, sikim de hiç olmadığı kadar büyümüştü. Özlem boxerimi de indirince sikim dimdik meydandaydı. Eğildi ve sikimin yan tarafını yalamaya başladı, ağzına tamamen almıyordu. Diğer tarafını da Nihan yalamaya başladı. Ben de müthiş bir zevk içinde uçuyordum, bacaklarım titriyordu. Nur ise arkama geçti ve kalçalarımı ayırarak göt deliğime hafif bir dil attı. İlk defa birisi göt deliğimi yalıyordu ve bundan müthiş bir zevk almıştım. Nur tiksinmeden yalayabiliyordu. Seksi zaten tabusuz yaşamak en iyisiydi. Özlem sikimi yalamayı bırakarak, Nur’a,
“Gel kız, biraz sen devam et!” dedi. Nur göt deliğimi yalamayı bırakıp kalçama bir şaplak attı ve sikimi yalamaya geldi.
Bu sefer Özlem arkama geçti. Ama tahmin ettiğim olmamıştı, arkama çöküp taşaklarımı okşamaya başladı. Elimi arkaya atarak Özlem’in saçlarından tutup, yüzünü göt deliğime doğru çektim. Özlem de ne istediğimi anlayarak göt deliğimi yalamaya başladı. Bir süre sonra yalamayı bıraktılar ve ayağa kalkıp soyunmaya başladılar. Üçü de çırılçıplak kalınca, Nihan ve Özlem, Nur’u yatağa yatırdılar ve bacaklarını açtılar. Ben de bacaklarının arasına yanaştım. Özlem Nur’un amını ve sikimi yağladı. Sonra,
“Hadi bakalım, açılışı yap, vatana millete hayırlı olsun!” diye bir espri yapınca, hepimiz gülüştük. Amının girişine sikimi yerleştirdim ve biraz bastırdım. Başı girdiğinde Nur’dan hafif bir çığlık geldi.
Daha kızlık zarına ulaşamamıştım, hafif hafif içinde ilerliyordum. En sonunda zarına dayandım ve bir anda bastırarak kızlığını bozdum. Nur yüksek bir çığlık attı. Özlem hemen dudaklarına yapışarak onu susturmaya çalıştı. Ben ise dibine kadar sokup, içinde hareketsiz bekledim bir süre. Nur sakinleşince, içinde git gel yapmaya başladım… Nur gözlerini yummuş, boğuk bir şekilde inliyordu, Özlem ise halen öpüşmeyi bırakmamıştı Nur ile. Nihan da Nur’un bacağını okşarken, benim gidip gelmemi izliyordu. Daracık bakire amı sikmek harika bir zevk veriyordu.
Bir süre siktikten sonra içinden çıktım. Sikim kanlıydı. Hemen banyoya gittim ve sikimi temizledim. Tekrar odaya geldiğimde, Özlem kendisini sikmemi istedi ve yatakta domaldı. Arkasına geçtim. Yarrağımı amına yerleştireceğimde,
“Hayır, arkadan yap!” dedi. Ben de göt deliğine yasladım sikimi…
Götünün deliğini yağlamıştı, rahatça girdim götüne. Gerçi sikim kazık gibiydi, göt deliği kuru bile olsaydı zorlanmadan girerdim… Özlem’in götünü sikmeye başladıktan bir süre sonra, Nihan da yanına domaldı. Dakikalar boyunca hem Özlem’i, hem Nihan’ı siktim. Ama Nihan götten istemedi, sadece amını siktirdi. Sonunda ben de boşalacaktım.
Özlem ve Nihan kendilerine boşalmamı beklerken, ben Nur’un göğüslerine boşalttım tüm döllerimi… *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (5)
*** Önceki Bölüm ***
Cuma sabahı erkenden çantamı hazırladım, çok bir şey koymadım, zaten iki gün kalıp dönecektik. Anneme, Jale hanımın yakın bir ilçede düzenlediği bir Vakıf etkinliğine yardım etmek için iki günlüğüne gideceğimi söyledim.
O gün okulda çok dersim yoktu, saat 14:00’den sonra boştum. Okul çıkışında, kapıda Jale’nin arabasını gördüm, yanına gittim. Jale,
"Atla hadi!" dedi. Arabaya bindim, arabayı sürmeye başladı. Biraz muhabbet ettik, yanıma bir şeyler alıp almayacağımı sordu. Ben de küçük bir çanta hazırladığımı söyleyince,
"İstersen önce çantanı almak için eve uğrayalım, git gel olmasın." dedi. Ben de,
"Tamam, olur." deyince, arabayı bizim mahalleye doğru sürdü. Bu sefer sokağın başında beklemedi, benimle beraber eve geldi. Onlar annemle muhabbet ederken ben de çantamı aldım, biraz sohbetten sonra çıktık evden. Jale’nin evinde vakit öldürdük. Jale bana kadınlardan bahsetmek istemişti, fakat ben sürpriz olmasını ve kendim tanımak istediğimi söyledim. Akşama doğru Jale’nin telefonu çaldı. Telefonu açtı, ben ise koltukta uzanıyorum.
"Tamam tatlım!" deyip kapadı telefonu. Sonra bana, "Geliyorlar!" dedi.
"İyi, gelsinler." dedim. On dakika sonra kapı çaldı, Jale kalktı ve kapıyı açtı. Ben de koltuktan kalktım ve üzerimi düzelttim. İçeriye güzel bir kadın geldi. Beni görünce Jale’ye,
"Hakikaten dediğin kadar varmış!" dedi ve bana elini uzatarak, "Ben Özlem!" dedi. O da zengin bir adamın karısıymış. Hemen hemen Jale’yle yaşıttılar, 1.70 boylarında, buğday tenli ve sarışın bir kadındı. Özlem’in hemen adından da genç bir kız girdi içeriye. Kızın yaşı benden bir iki yaş küçüktü. Kız elini uzattı ve
"Ben de Nihan!" dedi. Özlem’in kuzeniymiş. Nihan 19 yaşındaymış, 1.65 boylarında, esmer ve siyah saçlı, hafif zayıf bir kızdı. Açıkçası Özlem’in vücudu ondan daha harikaydı. Biraz ayak üstü sohbetten sonra, Özlem,
"Hadi çıkalım, çok vakit kaybetmek istemiyorum!" dedi. Ben çantamı aldıktan sonra çıktık. Ben arabada Nihan’la arkadaydım, Özlem arabayı sürüyordu. Yola çıkınca iyice sohbet etmeye başladık. Özlem,
"Eve gittiğimizde bir kişi daha bize katılacak, senin için sorun olur mu?" dedi.
"Yok, sorun olmaz." dedim. Yaklaşık üç saatlik bir yolculuktan sonra villaya gelmiştik. Gösterişli bir yerdi. İçeriden genç bir kız çıktı. Bahçede hemen tanıştık, adının Nur olduğunu söyledi. 18 yaşındaymış, 1.65 boylarında, Nihan gibi esmer bir kızdı. Sonradan öğrendim, Nihan’la kardeşlermiş zaten.
İçeriye geçtik. Sofra hazırlanmıştı, oturduk yemeğe. Güzel bir sohbet eşliğinde yemek yedik, etrafımda üç tane taş gibi hatun vardı ve üçünü de doyuracaktım. Nihan ve Nur benim için kolay lokmaydı, fakat Özlem beni baya hırpalayacak gibiydi. Yemek bitince Nihan ve Nur sofrayı toparlarken, Özlem beni kaldırdı, birlikte üst kata çıktık. Yatak odasına girdiğimizde Özlem birden bana doğru döndü ve dudaklarıma yapıştı. Çılgınca öpüşüyorduk. Özlem epeydir bu anı bekliyor olmalıydı, birden üzerime saldırmıştı. Ben de onu öperken elimle kapıyı kapattım ve onu yatağa yatırıp öpmeye devam ettim.
Dolgun dudaklarını öptükçe ağzıma harika bir tat geliyordu. Özlem de gözlerini kapatmış kendini bana bırakmıştı. Üzerindeki tek parça siyah elbisenin açık kalan kısmından bacaklarını okşamaya başladım. Dolgun ve pürüzsüz bacaklarını okşarken sikim iyice dikleşmeye başlamıştı. Sonunda beni öpmeyi bıraktı ve
"Hadi, göster marifetlerini!" dedi. Ayağa kalktım ve pantolonumu çıkarttım. Boxerimi Özlem çıkartırken, ben de üstümü çıkarttım ve çırılçıplak kaldım. Sikimi eline aldı ve okşayarak incelemeye başladı. Bana bakarak,
"Jale’nin dediği kadar varmış!" dedi ve gülümsedi.
Uzun ve bakımlı tırnakları arasında sikim muhteşem görünüyordu. Biraz daha okşadıktan sonra yarrağımı ağzına aldı. Kıtlıktan çıkmış gibi yalıyordu sikimi, hızlı hızlı sömürüyordu. Bu sakso işini gerçekten iyi biliyordu. Bu arada kapı açıldı, arkam dönük olduğu için kim olduğunu göremiyordum, fakat,
"Ooo başlamışsınız!" deyince, sesinden Nihan olduğunu anladım. Nihan yanıma geldi ve sikime bakıp,
"Mmmhhh, bu akşam ziyafet var!" dedi gülümseyerek. Eğildi ve taşaklarımı yalamaya başladı. İki hatun da sikime harika bir muammele yapıyordu. Nihan’a,
"Nur nerede?" diye sorduğumda,
"Yorgunmuş, yatmaya gitti." dedi. Özlem ise kalçama vurarak,
"Biz yetmiyor muyuz sana?" dedi.
"Tabii ki yetiyorsunuz!" dedim gülümseyerek. Özlem sikimi yalamayı bıraktı ve kalkıp soyunmaya başladı. Bu arada sikimi yalama işini Nihan devralmıştı, fakat o o kadar iyi yalayamıyordu. Özlem elbisesini çıkarttığında, sadece külotuyla kalmıştı. Vücudu yaşına göre harikaydı, sarkma falan yoktu. Külotunu da çıkarttıktan sonra yatakta domaldı ve parmağıyla (Gel!) işareti yaptı.
Nihan’ın ağzından sikimi çıkarttım ve eğilerek Özlem’in amını yalamaya başladım. Özlem’in amı tahmin ettiğim gibi biraz genişti, bu işi çok yaptığı belliydi. Amını yalarken mis gibi kokusunu da içime çekiyordum. Jale’nin bana öğrettikleri işe yaramış olmalıydı ki, daha henüz yalamaya başlamama rağmen Özlem müthiş derece azmıştı. Bu arada göz ucuyla baktığımda, Nihan da soyunmuş, külotunu indirmişti. Özlem beş dakika geçmeden orgazm oldu ve kenara geçerek dinlenmek istedi. Ben de önüme Nihan’ı aldım, yatakta oturtturdum ve bacaklarını açıp amına yumuldum. O da eliyle bacaklarının arasına bastırıyordu kafamı.
Nihan, Özlem kadar bile dayanamamış ve iki üç dakika içinde orgazm olmuştu. Yatağa kendini sırt üstü attı ve dinlenmeye başladı. Küçücük göğüsleri hızlı hızlı inip, çıkıyordu... Özlem birkaç dakika sonra,
"Bu yarrağı bekletmeye gelmez!" diyerek kalktı yerinden ve yanıma geldi. Beni yatağa sırtüstü yatırdı ve yüzü bana dönük olarak kucağıma oturdu. Sikimi amına yerleştirdikten sonra, bir anda hepsini içine aldı ve
"Ahhh!" diye bağırdı. “Harika... Beklediğimden de harika...”
Özlem daha sonra hızlı hızlı hoplamaya başladı kucağımda. Kasıklarım ağrımıştı, fakat aldığım zevkten umursamıyordum, Özlem’in muazzam göğüslerini izlerken acıyı falan unutmuştum.
Özlem bir on dakika hızlı hızlı kucağımda hopladıktan sonra hafiften yorulmaya başladı. Nihan ise kenarda kendini parmaklayarak bizi seyrediyordu. Özlem,
"Gel kız buraya!" diyerek Nihan’a seslendi. Özlem sikimin üzerinden kalkınca, sikim zevk sıvılarından parlıyordu resmen. Nihan geçti bu sefer kucağıma. Özlem sikimi tuttu ve Nihan’ın amının girişine getirdi, fakat Nihan’ın daracık amı kalın sikimi çok kolay alamamıştı. Nihan yarısına kadar alınca "Ahh!" diye bağırdı ve bekledi.
Özlem ise Nihan’ın klitorisiyle oynayarak iyice rahatlatmaya çalışıyordu Nihan’ı. Nihan biraz dinlendikten sonra sikimin dışarıda kalan yarısını da içine aldı, fakat gözlerinden yaş gelmişti. Biraz acı, biraz da zevkten gelmişti bu gözyaşı.
Nihan yavaş yavaş oturup kalkıyordu, fakat ben kalçalarından tutarak biraz hızlandırdım. Artık bağıra bağıra kucağımda hopluyordu... Beş dakika sonra Nihan ikinci orgazmını olduktan sonra kucağımdan inerek kendini yatağa attı. Ben de kalktım, 31 çekerek Nihan’ın göğüslerine boşaldım.
*** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (4)
*** Önceki Bölüm ***
Yola koyulduğumuzda Jale,
“Aç bakalım zarfı, zarf verdiğine göre az bir şey yoktur onun içinde…” dedi.
Zarfı açtım ve içinden parayı çıkarttım, saymaya başladım. Jale de biraz bana biraz yola bakıyordu. Altıyüz lira bir para vardı. Parayı cebime koydum. Jale,
“Ne kadar vermiş?” dedi.
“Altıyüz” dedim sadece. Jale beni buluştuğumuz noktada indirdiğinde saat on’u geçmişti. Teşekkür ettim ve evime yürüdüm. Anahtarımla kapıyı açtım ve içeriye girdim. Annem uyumamıştı, hemen koridora çıktı ve beni karşıladı.
“Oğlum, aç mısın? Hazırlıyayım mı bir şeyler?” dedi. Ben ise,
“Yok anne sağol, biz yedik.” dedim. Hemen odama çekildim, pijamalarımı giyerek yatağa girdim ve uyudum. Pazartesi sabahı güne iyi başlamıştım. Kahvaltıyı hazırlamıştı annem. Kahvaltı yaparken,
“Anne para lazım mı?” dedim.
“Yok evladım, o verdiğin 400 TL rahat rahat yetti.” dedi. Ben yine de cebimden 100 TL çıkartıp anneme verdim ve
“Yanında bulunsun.” dedim. Kahvaltıdan sonra okula gittim. Akşam saatlerinde Jale aradı ve
“Akşam buluşalım mı?” dedi. Ben de,
“Hafta içi okulum oluyor, planları hafta sonuna ayarlasak?” dedim. “Tamam, fakat iyi para kazanıp babanın masraflarını karşılamak istiyorsan hafta sonu yaptıkların yetmez sana!” dedi.
“Çarşamba günü müsaitim, o güne bir plan yaparsan iyi olur.” dedim ve kapattım telefonu. Jale beni çarşambaya kadar aramamıştı. Çarşamba günü sabahı aradı ve
“Dersin kaçta bitiyor bugün?” dedi.
“16:30 gibi bitiyor."
"Tamam, seni okulun önünden alırım.” dedi ve kapattı telefonu. O gün okulda dersim bitince okulun önüne çıktım, Jale’yi bekliyordum. Hafiften kar yağıyordu. Jale yolun başında gözüktü. Benim durduğum yere doğru yaklaştırdı arabasını, arabaya bindim ve yola koyulduk.
“Nereye gidiyoruz?” dedim.
“Sevil’e!” dedi.
“Karı amma azgınmış, daha pazar günü beraber olduk!” Jale güldü ve
“Yok yok, bugün Sevil’le değil, hizmetçisi Emine’yle beraber olacaksın!” dedi. Şaşırmıştım,
“Emine bana bakire olduğunu söylemişti o gün?"
"Götten yapacaksın zaten!"
Yolda bana sürekli bilgi veriyordu, kız ilk defa götten yapacakmış, o yüzden ürkütmememi falan söylüyordu. Benim de ilk anal seksim olacaktı bu, daha önce hiç götten sikmemiştim. Sevil’in evinin önüne geldik ve arabayı park edip indik. Kapıyı bize Emine açtı ve beni görünce yine utangaçlığı başladı. İçeriye geçtik. Daha hava aydınlıktı, saat 17:00 falandı. Salonda sohbet etmeye başladık.
Emine’nin üzerinde geçenki hizmetçi kıyafetleri yoktu. Altında kırmızı bir mini etek, üzerinde de dekolteli, bel hizasında bir giysi vardı. İçki içip, sohbet ediyorduk. Saat 17:30’a doğru Sevil,
"Ee, artık başlayalım!” dedi ve elindeki kadehi bırakıp, beni kaldırdı. Emine’yi yanına çağırdı,
“Bugün Mehmet’i sana bırakıyorum, seninle ilgilenecek!” deyip gülümsedikten sonra tekrar yerine oturdu. Emine ile birbirimize bakıyorduk. Sevil Emine’ye,
“Ee, hadi!” deyince, Emine utangaç bir şekilde önümde eğildi ve kemerimi çözmeye başladı.
Sevil ile Jale de bakışlarını pür dikkat Emine’ye kilitlemişlerdi. Emine pantolonumu sıyırdı, ben de üzerimdeki kazağı çıkartıp kenara attım. Sadece boxerimle kalmıştım.
Emine boxerimi de indirdi, sikim artık özgür bir şekilde karşısındaydı. Emine elini sikime attı, yavaş yavaş üzerindeki çekingenlik gidiyordu. Sikimi bir süre daha okşadıktan sonra önce sikimin kafasını ağzına aldı ve hafif hafif yalamaya başladı. Küçücük dudaklarında sadece sikimin başı kayboluyordu, fakat büyük bir bölümü halen dışardaydı. Emine’ye baskı uygulamıyordum, daha vaktimiz vardı. Fakat ayakta durmaktan belim ağrımıştı, Emine’nin ağzından sikimi çektim ve Sevil’in oturduğu koltuğa oturdum.
Emine tekrardan sikimi ağzına aldı, fakat bu sefer ortalarına kadar yalamaya başlamıştı. Sevil ise gülümseyerek Emine’yi izliyordu. Emine on dakikaya yakın sikimi yaladıktan sonra, Sevil bana işareti verdi.
Ben de artık bir şeyler yapmaya başladım. Emine’yi ayağa kaldırdım ve üzerindekileri tek tek çıkarttım. Mini eteğini de indirince, Emine iç çamaşırlarıyla karşımda kaldı. Sütyenini çözdükten sonra, başı Sevil’e gelecek şekilde koltuğa yatırdım. Emine kafasını Sevil’in bacaklarına yaslamıştı.
Altındaki külotu da çıkarttım, pespembe küçücük amı meydandaydı. Önce biraz okşadım amını ve elleyip, inceledim. Daha sonra eğilerek yalamaya başladım amını, mükemmel bir tat ve koku geliyordu. Yaladıkça da yalayasım geliyordu. Emine’nin amı iyice sulanmaya başlamıştı, hafiften de inliyordu. Emine’yi orgazm edene kadar yaladım ve orgazm olunca bıraktım yalamayı. Şimdi ise esas kısıma gelmiştik. Emine’yi elinden tutarak kaldırdım ve koltukta domalttım.
Kalçalarını ayırdığımda küçücük bir göt deliği karşımdaydı. Kalın sikimi buraya nasıl sokacağım diye düşünüyordum. Bir yerden başlamak gerek diyerek eğildim ve göt deliğine bir dil darbesi attım.
Emine önce hafiften irkildi, fakat sonra onun da hoşuna gitmeye başladı ve rahat bıraktı kendisini. Ben Emine’nin göt deliğini yalarken, Sevil yerinden kalktı ve salondan çıktı. İki dakika sonra elinde bir kremle geldi ve kremi sehpanın üzerine bıraktı. Ben iyice gevşettiğim göt deliğini yalamayı bıraktım ve kremi aldım. Bir parça sikimin başına sürdüm ve yedirdim. Biraz daha aldım ve onu da Emine’nin göt deliğine sürdüm. Sonra sikimi göt deliğine dayadım ve bastırdım.
Gerçekten daracık bir göt deliği vardı, Emine kendini kastıkça daha da zorlaşıyordu benim içine girmem. Sevil bu durumda yardımıma yetişti ve Emine’nin dudaklarına yapıştı. Böylelikle hem bağırmasını engelliyor, hem de Emine yavaş yavaş kendini serbest bırakıyordu.
Böyle böyle birkaç dakika içinde sikimin başını soktum göt deliğine, fakat Emine tekrardan sıkmaya başladı kendini. Zorla tamamını içine soktum, şimdi ise Emine’nin sakinleşmesini beklemek gerekiyordu. Sevil öpüşmeyi bıraktı ve Emine’ye,
“Dudaklarımı parçaladın orospu!” dedi ve gülmeye başladı.
Emine’nin gülecek hali bile kalmamıştı, kendini sıkmaktan acayip yorulmuştu. Git gel yapmaya başladım hafiften. Daracık göt deliği beni müthiş tahrik ediyordu. Emine tekrardan bağırmaya başlayınca, Sevil Emine’ye,
“Yık ortalığı orospu!” dedi ve Jale ile gülüştüler. Gittikçe hızlanıyordum, kalçalarına sertçe çarptıkça kalçaları iyice sallanıyordu. Müthiş bir görüntü vardı önümde. Yorgunluktan ayakta duramıyordum, fakat içinden çıkmak istemediğimden sikmeye devam ediyorum. Yirmi dakikaya yakın siktim Emine’nin götünü ve boşalacağım sırada içinden çıkmadan tüm döllerimi götünün içine boşalttım.
Biraz sonra içinden çıkarak koltuğa kendimi attım. Bir süre koltukta gözlerimi kapatıp dinlendim. Sonra kalktım ve banyoya giderek duşumu aldım. Tekrar salona geldiğimde Emine yoktu, sadece Jale ve Sevil vardı. Kıyafetlerimi giydikten sonra, Sevil,
“Akşam yemeğine kalın, yemek hazır!” dedi, biz de kabul ettik.
Akşam yemeğini yedikten sonra, saat 20:30 gibi Sevil’in evinden ayrıldık. Tam kapıdayken beni öperken cebime elini sokup bir şey bıraktı. Büyük ihtimal bugünkü hizmetimin karşılığıydı. Yaz aylarına kadar azar azar yaptıktan sonra, yaz tatilinde birden bu işe yüklenecektim ve parayı vurup bırakacaktım. Jale ile arabadayken Jale’ye bu konuyu açtım. Jale ise,
“Biliyordum senin bu işi çok istemediğini, fakat ne yapalım, sana böyle yardım edebilirim. Hem de çok kötü bir iş değil, çoğu gencin hayalindeki kadınlarla beraber olup, üzerine para alıyorsun!” dedi.
“İşin kolaylığına bir şey demiyorum, fakat önce okul, ardından birde bu iş olunca acayip yoruluyorum!" Bizim sokağa doğru girerken, Jale,
"Peki ne yapmamı istiyorsun?” dedi ve arabayı kuytu bir yere çekip kontağı kapattı.
“Yaz ayına kadar yapmayalım demiyorum, ama az az yapalım.” dedim. Jale olumsuzca başını sallayarak,
“Sevil seni tüm arkadaşlarına övmüş, herkes benden seni getirmemi istiyor. Sana ancak şöyle bir iyilik yaparım, bu buluşmaların arasını açarım iyice.” dedi.
“İyi tamam, öyle yapalım!” dedim ve Jale’yi öptükten sonra arabadan indim ve teşekkür edip, iyi geceler dileyerek evime yürüdüm.
Eve girdiğimde ışıklar kapalıydı, herkes yatmış olmalıydı. Ben de hiç ses etmeden odama girdim ve üzerimi değiştirdikten sonra cebime baktım.
Sevil 300 TL koymuştu cebime. Bizimkilerin yatak odasına girdim, annemin başucundaki sehpaya bıraktım parayı ve odama geçerek yattım.
Artık resmen bu benim işim olmuştu. Jale önümüzdeki aya kadar tüm programı ayarlamak istiyordu. Perşembe sabahı ben okula giderken beni aradı ve
“Eğer hafta sonu planın yoksa, senin için güzel bir sürprizim var!” dedi.
“Bir planım yok, sürpriz nedir?"
"Sevil’in arkadaşlarından biriyle sana bir görüşme ayarladım. Hemde üç tane kız olacak. Fakat bir gün değil, cuma akşamından çıkıp pazar akşamı döneceksiniz!"
"Döneceğiz derken? Nereye gideceğiz ki?”
“Şehir merkezine uzak bir yerdeki yazlığa gideceksiniz. Sakin bir yer yani!"
"İyi bakalım, gideriz!” dedim. Bu arada okula gelmiştim, “Ben okula giriyorum, görüşürüz!” dedim ve kapattım telefonu. Dersin başlamasına on dakika vardı, kantine gidip oturdum. Bu arada okulda hoşlandığım kız yanıma geldi. Kantin bomboştu, benimle sohbet etmek için oturdu masama. O da benim gibi 2. sınıftaydı.
Güzel bir sohbet başladı aramızda… Bana haftasonu işimin olup olmadığını sordu. Hafta sonu bir yere gideceğimi söylediğimde, kız biraz yüzünü astı. Ben de,
“Fakat istersen yarın bir yerlere gidebiliriz? Okulu kırarız!” dedim. Gülümseyerek kabul etti ve kalkıp derslerimize girdik. Ertesi günü iple çekiyordum. Ertesi gün sabahtan buluştuk ve öğlene kadar gezdik, dolaştık. Daha sonra onu evine bıraktım, ben ise ne yapacağım diye düşünüyordum. Saat 13:00’ü gösteriyordu. Eve gitmek olmazdı ve dolaşmak da istemiyordum.
Aklıma Jale geldi. Otobüse binerek Jale’nin evine gittim. Zile bastım, birkaç dakika sonra Jale kapıyı açtı ve beni görünce şaşırdı. Kekeleyerek,
“Ne oldu? Okulda değil miydin sen?” diyerek içeriye davet etti beni. Salona geçince durumu anlattım. Jale gülerek,
“Sen o kızla sadece gezmemişsindir!” dedi.
“Yok valla, sadece gezdik!” dedim. Jale’nin üzerinde, askısız, pembe renkli, göğüslerinden kalçalarına kadar inen açık bir tek parça kıyafet vardı. Kucağıma oturarak,
“O zaman bu şansı ben değerlendireyim!” dedi ve dudaklarıma yapıştı.
Elbisenin etek kısmını beline kadar çektim ve kalçalarını serbest bırakarak okşamaya başladım. Kalçalarına direkt temas etmek bana harika bir zevk veriyordu. Ateşli bir şekilde öpüşüyorduk Jale’yle. Göğüslerini benim göğüslerime dayamıştı, fakat büyük göğüsleri neredeyse ağzıma kadar geliyordu. Öpüşmeyi çok uzun tutmadık,
Jale öpüşmeyi bıraktı ve elbisesini çıkarttı. Sadece tanga külotuyla kaldı, sütyen giymemişti. Ben de göğüslerine yumulup, uçlarını emmeye başladım. Jale bundan harika bir zevk alıyordu, gözleri kaymıştı. Kendini iyice bana bastırmaya başladı, sikimin üzerinde, yukarı aşağı hareket ediyordu. Sikim iyice büyümüş ve patlayacak duruma gelmişti. Jale’yi üzerimden kaldırdım ve yerde diz çöktürdüm. Sonra pantolonumu hızlıca çözdüm ve boxerimi indirdim.
Ben daha ayağımdan pantolonumu sıyırırken, Jale çoktan sikimi ağzına almış yalamaya başlamıştı. Keyfini çıkarta çıkarta yalıyordu. Taşaklarım da elindeydi ve oynuyordu onlarla.
Jale sikimi çok uzun süre yalamadı, bir an önce sikimi içinde istiyordu. Saçlarından tutup kaldırdım. Dudağından biraz öptükten sonra koltuğa domalttım ve eğilip amını yalamaya başladım. Zaten azmış Jale şimdi iyice kopmuştu ve o anda orgazm oldu. “Lütfen gir artık içime, lütfen!” diye yalvarmaya başladı. Benim de pek dayanacak halim kalmamıştı, ayağa kalktım ve sikimi amına hizalayıp çok bekletmeden bir hamlede soktum.
Jale o anda böğürürcesine bir ses çıkarttı ve biraz sonra sakinleşti. Birkaç saniye içinde bekledikten sonra Jale’ye
“İyi misin?” dedim. Jale bir şey söyleyemedi, fakat iyiyim anlamında kafasını salladı. Ben de o anda git gel yapmaya başladım. Bağırışı o kadar kötüydü ki, bir şey oldu sanmıştım, fakat o aldığı zevkten bağırıyordu. Ben hızlanmak istemesem de, Jale beni daha da hızlandırmaya zorluyor, hatta ara sıra benim git gel yapmamı beklemeden kendisi bana doğru vurduruyordu kalçalarını.
Bazen o kadar hızlanıyorduk ki, yarrağım amından çıkıyordu. O anda oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi bir anda huysuzlanıyor ve hemen amına girmemi istiyordu tekrardan… Nerdeyse yarım saat kadar sikmiştim ve Jale bu arada ikinci orgazmını yaşamıştı. Ben de artık patlayacaktım.
Boşalmadan hemen önce içinden çıkarak, Jale’nin en çok hoşuna giden şeyi yaptım, önümde diz çöktürdüm ve suratına doğru 31 çekmeye başladım.
Saniyeler içinde suratına boşaldım ve koltuğa yığılıp kaldım.
Sanki bacaklarım tutmuyordu, hareket edemiyordum…
Bir süre dinlendikten sonra toparlandık ve beraber banyoya girip yıkandık. Akşama kadar evde vakit geçirdik. Gitmek istememiştim zaten, Jale de kalmam için ısrar edince işime gelmişti.
Akşam yemeğini yedikten sonra çıktım ve otobüse atlayarak evime gittim. Jale beni eve bırakmak istemişti, fakat ben zahmet vermek istemedim. *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (3)
*** Önceki Bölüm ***
Salondaki koltuklardan birine oturdum ve dinlenmeye başladım. Kasıklarım ağrıyordu, fakat hala içimdeki seks yapma isteği sönmemişti. Öyle bir kıtlıktan çıkmıştım ki, seviştikçe sevişesim geliyordu.
Ben koltukta dinlenirken Jale aşağıya indi, üzerinde iç çamaşır takımı vardı. İkimize de birer viski doldurup, birini bana verdikten sonra yanıma oturdu. Sehpadaki sigara paketinden de bir tane sigara çıkarttı, yakıp içmeye başladı. Sigarasını bitirince hafiften eğilerek kül tablasında sigarasını söndürdükten sonra başını omzuma yasladı. Muhabbet ediyorduk, havadan sudan konuşmaya başladık. Jale birden başını kaldırdı ve
"Seni başka arkadaşlarımla tanıştırmamı ister misin? Onlarla da seks yaparsın ve daha çok para kazanıp babanı tedavi ettirirsin!" dedi. Jale’nin suratına birkaç saniye baktım. Neden olmasın diye düşündüm.
"Tamam, olur!" dedim. “Senin için sakıncası yoksa...”
“Deli çocuk... Ne sakıncası olacak... Eline biraz daha çok para geçecek işte... Hem de zevk alacaksın üstüne üstlük...” Jale gülerek kalktı ve üst kata çıktı. Birkaç dakika sonra elinde telefonla konuşarak aşağıya indi. Yanıma geldiğinde,
"Tamam canım, yarın akşam sendeyiz. Görüşürüz!" dedi ve kapattı telefonu. Jale’ye (Ne oldu?) diye sormadan anlatmaya başladı. "Yarın akşam Sevil’e gideceğiz! O benim çok yakın arkadaşım. Kendisi özel bir kolejde müzik öğretmenliği yapıyor. Aslında yapmasına gerek yok, kocasının bok gibi parası var, fakat o bunu hobi olarak yapıyor.”
“Kocası varsa bana ne gerek duyuyor ki?” dedim merakla...
“Aşkım... Kız 28 yaşında, kocası ise ellisine merdiven dayamış. Adam sürekli iş seyahatinde... Yani anlayacağın seks hayatı neredeyse hiç yok zavallının... O yüzden onu mutlu edersen çok güzel para alırsın!"
"Bak Jale... Esasında ben parasında değilim bu işin... Dediğin gibi hayatımda yaşamadığım zevkler yaşıyorum sayende... Ama durumumuz gerçekten çok kötü..." Jale elini saçlarıma attıktan sonra,
"Biliyorum tatlım, biliyorum bebeğim... Yoksa ben de seni o dünyanın içerisine sürüklemem, inan bana... Senin durumun aciliyetini bildiğim için sana böyle buluşmalar ayarlayacağım! Yeter ki sen onları mutlu et... Beni ettiğin gibi..." Jale ile iyice yakınlaşmıştık, dudaklarıma yapıştı, öpmeye başladı beni. Ben de elimi saçına attım, tokasını çıkartıp saçlarını serbest bıraktım ve saçlarıyla oynamaya başladım. Öpüşmeyi bir-iki günde neredeyse öğrenmiştim.
Jale elini boxerimin üzerinden sikime attı ve okşamaya başladı. Zaten kalkmaya hazır olan sikim, Jale’nin de temasıyla anında taş gibi oldu. Jale öpüşmeyi kısa kesti ve boxerimi sıyırıp çıkarttı, sikim kazık gibi meydandaydı. Eğildi ve yalamaya başladı, eğilince kalçaları da dışarıya doğru çıkmıştı. Elimi kalçalarına attım ve okşamaya başladım. Genelde dar külot giymeyi sevdiğinden, kalçalarının yarısından fazlası meydandaydı Jale’nin. Kendini kaybetmiş bir şekilde yarrağımı yalamaya devam ediyordu. Bu kadının seks sırasında hiç enerjisi azalmıyordu. Biraz önce seks yapmamıza rağmen halen doymamıştı.
Saçlarından kavrayıp kafasını kaldırdıktan sonra, sırt üstü koltuğa yatırdım. Yatak odasına çıkartacak halim yoktu. Hemen külotunu çıkartıp kenara attım. Islanmış amı tam sikimin karşısındaydı, Jale de sikime bakıyor ve amına girmemi bekliyordu. Sikimi tam amının deliğine dayayıp, birkaç saniye bekledikten sonra bir anda soktum. Neredeyse köküne kadar girmişti. Jale yine çığlığı bastı. Jale’nin amına yine hızlı hızlı git gel yapmaya başladım. Jale ise kendini ara sıra sıkıyordu ve acı çığlıklar atıyordu. Fakat müthiş te bir zevk aldığı belli oluyordu.
Henüz daha beş dakika geçmeden ilk orgazmını yaşadı. Amından çıktım ve elim sikimde okşayarak, Jale’nin boşalmasını izledim. Jale’nin boşalması bitince kendini rahat bıraktı, kafasını koltuğun kenarına koydu ve hafif hafif inleyerek beni beklemeye başladı.
Ben de tekrardan eski yerimi aldım ve amına girdim. İyice ıslanmıştı amı, girerken sıkıntı yaşamıyordum. On dakika kadar siktim Jale’yi ve amından çıkıp göbeğine boşaldım. Yerinden kalktı ve elimden tutarak beni banyoya götürdü. Beraber yıkandık, kurulandık. Ben giyindim, bu sefer tüm kıyafetlerimi giymiştim. Jale ise yine iç çamaşırlarını giymişti.
"Ben eve gitsem iyi olacak." dedim. Jale üzgün bir suratla,
"Yaa gitmesene! Yarın akşam Sevil’e buradan beraber geçeriz!"
"Annem merak eder, ben eve gidip bir görüneyim öyle geleyim tekrardan." dedim. Jale gülümsedi,
"O halde ailenle beni tanıştır!" dedi. Ben biraz duraksadım ve
"Nasıl? Olur mu?" falan diye saçmalamaya başladım.
"Neden olmasın, olur tabii! Bekle, hemen giyinip geliyorum!" dedi ve kalkıp üst kata çıktı. Beş dakika sonra giyinmiş bir şekilde yanıma geldi ve
"Hadi çıkalım!" dedi. Büyük ihtimal en kapalı kıyafetlerini giymişti, fakat yine de bizim yaşadığımız semte göre çok modern ve zengin kalıyordu.
Atladık arabasına ve yola çıktık. Bizim mahalleye vardığımızda saat akşam altıya yaklaşıyordu. Arabayı, komşular evin önünde görüp dedikodu yapmasınlar diye, sokağın başına bırakıp, eve yürüyerek gittik. Anahtarımla kapıyı açtım ve içeriye girdik. Annem mutfaktan,
"Oğlum hoş geldin..." diyerek çıktı, ama yanımda Jale’yi görünce duraksadı biraz... Ben Jale’yi anneme,
"Babama yardım etmeyi kabul eden kişi Jale hanım!" diyerek tanıştırdım. Bir süre sonra sanki kırk yıllık tanışıyorlarmış gibi kaynaştılar. Saat dokuza kadar bizde kaldı, yemeği de bizde yedikten sonra kalkmak için müsaade istedi. Gitmeden önce anneme,
"Yarın akşam Mehmet’i almam gerek, bir etkinliğe gideceğiz." dedi. Annem de,
"Tabii Jale kızım, ne demek!" dedi ve Jale’yi öptü. Ben de arabasına kadar bırakmak için onunla beraber çıktım evden. Yürürken
"Annen çok iyi bir insan!" dedi. Arabanın yanına vardığımızda yanağından öptüm ve kapısını açıp arabaya bindirdim. Arabası uzaklaşınca, ben de eve döndüm. Eve girdiğimde annem beni salona çağırdı. Babam uyuduğundan dolayı babamla tanışamamıştı Jale. Annem gülümseyerek,
"Oğlum, Jale kızım ile aranızda bir şey var mı?" dedi.
"Anne nereden çıkarttın? Sadece yardımsever bir kadın. Hem aramızda on yaştan fazla var!" dedim. Annem gülümsedi,
"Sevgi olunca yaş farkı önemli değildir!" dedi ve mutfağa gitti.
Böyle konuşması hoşuma gitmişti. Jale çok iyi bir kadındı, onunla anılmak bile benim için bir gurur kaynağıydı. Odama geçtim ve üzerimi değiştirdikten sonra uyudum. Ertesi sabah kalktığımda içimde değişik bir heyecan vardı, kahvaltımı çok değişik bir neşeyle yaptım. Akşam buluşacağımız saatin gelmesini iple çekiyordum. Saat 19:00 gibi Jale’den mesaj geldi, mesajda,
"Geliyorum, buluştuğumuz yere gel!" yazıyordu. Zaten saatler öncesinden hazırlanmıştım, parfümümü son bir defa tazeledim ve çıktım evden. Hızlı adımlarla buluşma noktamıza gittiğimde, Jale’nin arabası da sokağın başında göründü. Araba kenara yaklaşınca hemen bindim, Jale’yi dudağına yakın bir yerden öptüm ve
"Kalbim çıkacak gibi, kaç saattir evde hazır bekliyorum!" dedim. Jale kahkaha attı ve
"Beklediğine değecek bir tanem!" dedi. Sohbet ede ede gidiyorduk, ama nereye gittiğimizi bilmiyordum. Yarım saat sonra büyük siyah bir kapının önünde durduk. Jale arabayı park etti ve zile bastı. Kapıyı hizmetçi açtı. İçeriden de bu arada bir kadın çıktı, bu Jale’nin bahsettiği Sevil idi. Hiç 28 yaşında göstermiyordu, uzun boylu, siyah saçlı ve beyaz tenli bir kadındı.
Sevil önce Jale’yi öptükten sonra, benim boynuma sarılıp yanaklarımdan öptü. Bizi içeriye davet etti. Salona güzel bir sofra kurdurtmuştu. Hemen yemeğe oturduk, hizmetçi sürekli bize hizmet ediyordu. Güzel yemekler yaptırmıştı, yemekleri yerken de iki kadeh şarap içmiştim. Jale ise bir kadeh şarap ancak içebilmişti, hizmetçi Jale’nin kadehini yeniden doldurmak istediğinde, Jale,
"Bu beni uçuruyor resmen!" dedi ve istemedi. Sevil ise iki üç kadeh içmişti sanırım.
Yemeği yedikten sonra Sevil kalktı masadan ve yanıma geldi, güler bir yüzle elimden tutarak kaldırdı ve önümde kıvırta kıvırta yürüyerek salonun ortasına götürdü beni. Jale’ye,
"Canım, güzel bir müzik koyar mısın?" dedi. Jale kalktı ve müzik setine bir CD koyduktan sonra en yakın koltuğa oturdu. Sevil ile dans etmeye başladık, birbirimize çok yakındık. Üzerindeki siyah tek parça açık elbisesinin darlığından tüm vücut hatları belli oluyordu. Elbisenin dekoltesinden göğüslerinin üst kısmını rahatça görebiliyordum.
Dans ederken Sevil ara sıra önünü sikime değdiriyordu. Sikim kalkmıştı ve bunu fark eden Sevil iyice gülmeye başladı. En sonunda dans etmeyi kesti ve
"Şimdi esas kısma geçelim!" dedi.
Ben bir şey demeden hemen dudaklarıma yapıştı ve adeta vakumlamaya başladı. Ben de onun dudaklarını emmeye başladım. Fakat Sevil biraz hızlıydı, elini hemen pantolonumun üzerinden sikime attı ve okşamaya başladı.
Ben de onun elbisesinin arkadan beline kadar gelen fermuarını açtım ve üzerinden düşürdüm elbiseyi. Sütyen takmamıştı, altında sadece turuncu renkte bir külot vardı. Külot rengi ve deseni çok değişik ve bir o kadar da seksi gelmişti bana. Ben onun taş gibi vücudunu izlerken, Sevil gülümseyerek göğüslerini alttan destekleyerek kaldırdı. Uçları bana doğru bakıyordu. Hafiften eğilip bir göğsünü ağzıma aldım. Jale ile yaptığımız sevişmelerden öğrendiklerimi uygulamaya başladım, göğüs uçlarını emiyordum sadece.
Sevil ise biraz gülüyor, biraz inliyordu, içtiği şarap yüzünden hafiften çakırkeyf olmuştu. Ellerim boştaydı, ben de ellerimi bembeyaz kalçalarına attım ve okşamaya başladım.
Bir göğsünden diğer göğsüne geçerken, hizmetçinin bizi izlediğini gördüm. Ben hizmetçiye birkaç saniye bakınca, Sevil de kafasını çevirip baktı. Hizmetçi biraz tedirgin olup mutfağa kaçtı. Sevil gülerek,
"Emine, gel gel!" deyince, hizmetçi başı önde mutfaktan çıkıp yanımıza geldi. Ben tekrardan Sevil’in göğüslerine yapıştım ve emmeye başladım. Sevil ise Emine’ye,
"Azdın mı kız?" dedi. Emine iyice utandı.
"Azdıysan bize katılabilirsin!" dedi. Emine bir şey söyleyemedi ve başını öne eğdi tekrardan. Sevil Emine’nin çenesinden tutarak başını kaldırdı ve
"Sana bir şey sordum kız zilli, azdın mı?" dedi.
Ben bu arada Sevil’in göğüslerini yalamaya bıraktım ve Emine’ye baktım. Emine utanarak başını yine öne eğdi. Sevil gülerek Emine’ye,
"Anlaşıldı, soyun bakalım!" dedi. Emine utangaç bir şekilde gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Sevil önümde eğildi ve benim pantolonumun kemerini çözdü, ben de kazağımı bir çırpıda çıkarttım.
Pantolonumu ayaklarıma kadar sıyırdı. Boxerimi de indirince sikim fırladı. Sevil’in suratına çarpmıştı sikim, Sevil birden geriye çekildi ve sikimi görünce,
"Ohaa!" dedi. Emine’nin de gözü sikime takılmıştı, gömleğin son düğmesini çözmeden birkaç saniye sikime baktı.
Emine beyaz gömleğini çıkardı, altında beyaz bir sütyeni vardı. Bu sırada Sevil önüme çömelip sikimi ağzına aldı ve yalamaya başladı. Sakso çekmeyi iyi biliyordu, birkaç saniye içinde beni iyice azdırmıştı.
Sevil sikimi bırakmadan Emine’nin elinden tutup önümde diz üstü çöktürdü. Emine sadece sikime bakıyordu, Sevil kafasından tuttu ve taşaklarıma doğru bastırdı Emine’nin suratını. Emine de taşaklarımı emmeye başladı. Fakat çok korkak, ürkek bir şekilde yapıyordu.
Sevil ise kendini aşmış, sikimi hızla yalamaya devam ediyordu. Sevil sikimi yalamayı bıraktı ve dibinden tutarak Emine’ye doğru çekti ve
"Biraz da sen yala!" dedi. Kendisi bu sefer taşaklarımı emmeye başladı.
Muhteşem bir zevkti bu, bir hatunun sikini yalarken diğerinin taşaklarını emmesi. Emine’nin acemice yalaması da bana çok keyif vermişti. Bir ara kafamı kaldırıp Jale’ye baktım ne yapıyor diye, koltukta uyukluyordu resmen. Sevil taşaklarımı yalamayı bırakınca, Emine de sikimi yalamayı bıraktı. Sevil bana,
"Sıra sende aşkım!" diyerek ayağa kalktı ve külotunu çıkartıp Jale’nin üzerine attı.
Sonra Emine’yi belinden tuttu ve koltuğun üzerine domaltıp, eteğini ve külotunu da çıkarttıktan sonra, kendisi de tam yanına domaldı. Yan yana domalmış iki tane taş hatunun amı götü bana bakıyordu. Bir süre manzarayı izledikten sonra, önce Sevil’in arkasına geçtim ve eğilip amını yalamaya başladım. Sevil ise boğuk boğuk inlerken,
"Immh, ohhh!" tarzı sesler çıkarıyordu. Ben amını yalamaya devam ederken, Sevil Emine ile öpüşmeye başlamıştı. Sevil’in traşlanmış ve bakımlı amından yan tarafa geçtim ve Emine’nin bacaklarını ayırıp kafamı arasına soktum.
Emine de yeni traşlamıştı amını, fakat Sevil’e göre daha ince ve küçük bir amı vardı. Sevil’in çok fazla seks yaptığı her halinden belli oluyordu. Ben Emine’nin amını yalamaya başladığımdan itibaren, Sevil onunla öpüşmeyi bırakıp döndü ve Emine’nin kalçalarını okşamaya başladı.
Emine küçük bir kedi yavrusunu andıran sesiyle miyavlar gibi inliyordu. Emine’nin amını da birkaç dakika yaladıktan sonra iyice sulanınca bıraktım. İki kadın da ıslanmış, fakat boşalamamıştı, çok azgın durumdalardı.
Sevil’i tekrardan önümde domalttım ve iki elini arkada birleştirdim, sanki tutukluyormuşum gibi bir pozisyondaydı. Ellerini bir elimle tutup, yarrağımı diğer elimle tuttum ve amının girişine getirdim. Fakat muzurluk olsun diye sadece biraz ilerleyip hemen çekiyordum kendimi. Sevil ise iyice azıyordu,
"Hadi artık siksene, hadi, hadi!" diye bağırmaya başladı. O an sikmem için neredeyse servetini verebilirdi bana. Bir anda amına kökledim. Fakat çığlık atmasını beklerken, Sevil,
"Ohh, işte bu!" dedi. Sevil’in ne kadar seks müptelası bir kadın olduğunu bir kez daha anlamıştım. Amına hızlı hızlı git gel yapıyordum.
Emine kafasını çevirmiş, korkulu gözlerle bizi izliyordu, Sevil’in çok acı çektiğini sanıyor olmalıydı. Fakat şu an Sevil zevklerin en güzelini yaşıyordu. Sevil’i sikerken elimi Emine’nin amına attım.
Emine, ben elleyince birden irkildi ve bana masumca baktı. Ben gülümseyince içi rahatlamıştı. Emine’nin amı iyice ıslanmıştı. Amına orta parmağımı ufak ufak sokuyordum ki, elimi tutup,
"Bakireyim!" dedi. Sevil o an gülmeye başladı ve
"Kızım, birkaç sene sonra kimse takmayacak o bekaretini!" dedi. Emine’nin telefonu çaldı o sırada. Hemen kalktı ve çantasından telefonunu aldı. Çırılçıplak oturduğu koltuktan bizi izlerken, telefonunu açıp bir süre konuştu. Konuşması bitip de telefonu kapatınca,
"Nişanlım beni almaya gelmiş Sevil hanım, çıkabilir miyim?" dedi. Sevil de inleyerek,
"Tamam, git!" dedi. O an tüm hayallerim yıkılmıştı. Fakat Emine dudağımdan öptü ve öyle giyinip çıktı. Bu da bana bir işaret oluyordu.
Bu arada Sevil hanım bağıra bağıra orgazm olmuştu. Ben de boşalmak üzereydim. Biraz sonra,
"Geliyorum!" dediğimde, Sevil çevik bir hareketle önümden çekilip döndü, yarağımı ağzına aldı ve ağzına boşalttı beni. Döllerimi yuttuktan sonra ayağa kalktı. Elimden tuttu, beraberce salondan çıktık ve üst kata çıktık. Banyoya girdik. Sevil küveti doldurdu, birlikte girdik küvete. Sıcak su iyi gelmişti bana. Sevil ise beni övüyordu. Küvetin içinde yarım saate yakın kaldıktan sonra,
"Hadi çıkalım!" dedim. Küvetten çıktık ve kurulandıktan sonra, Sevil,
"Sen aşağıya in canım, ben geliyorum hemen!" deyip odasına gitti. Ben aşağıya indiğimde Jale koltukta uyuyordu. Dürtüp uyandırdım ve etraftan elbiselerimi toplamaya başladım. Jale kendine gelince,
"Aaa, resmen uyumuşum yaa! Ne yaptınız? Hallettin mi Sevil’i?" dedi. Ben giyinirken,
"Hemde ne biçim!" dedim ve gülüştük. Sevil elinde bir zarfla indi aşağı. Zarfı bana verip dudağımdan öptü ve teşekkür etti, sonra da Jale’ye dönüp,
"Kızım buraya uyumaya mı geldin, çok şey kaçırdın!" dedi. Jale de,
"Evet yaa! Bir daha geldiğimizde şarap içmeyeceğim!" diyerek kalktı. Vedalaşıp, Jale ile birlikte Sevil’in evinden çıktık.
Arabaya bindiğimizde saat gece yarısını geçiyordu...
*** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (2)
*** Önceki Bölüm ***
Eve girdiğimde, sadece salonda ışık vardı, annem daha yatmamıştı. Daha ben ayakkabılarımı çıkartmadan annem salondan yanıma gelerek nerede kaldığımı sordu. Arkadaştan notları aldıktan sonra, annesinin yemeğe kalmam için ısrar ettiğini, benim de kıramadığımı söyledim.
Annemle biraz muhabbet ettikten sonra yorgun olduğumu, yatacağımı söyleyip, iyi geceler dileyerek odama gittim. Kapımı kapatıp yatağıma oturdum ve düşünmeye başladım. Jale ile yaşadıklarım aklımdan çıkmıyordu. Film şeridi gibi önümden hızlıca geçti tüm görüntüler. Önce bana çarpışı, ardından beni doktora götürmesi, sonra evine gitmemiz ve devamında olanlar falan, hepsi sanki rüyaymış gibi geliyordu.
Bu arada cebimdeki para ve külot aklıma geldi, cebimden çıkardım. Jale’nin külotunu son bir kez koklayıp yastığımın altına koydum ve elimde parayla odamdan çıktım.
Annem halen salonda oturuyordu, yanına gittim ve bir şey söylemeden eline 400 TL’yi tutuşturdum. Annem bir bana baktı, bir de elindeki paraya ve
"Bu ne oğlum? Yoksa sen işe mi girdin? Hani çalışmayacaktın?" gibi sorular sormaya başladı. Anneme, çalışmadığımı, bu parayı yardımsever birinden aldığımı söyledim ve başımdan geçen olayı birkaç gün önce olmuş gibi ve bazı kısımları uyarlayarak anlattım.
Jale’nin bana çarptığını ve o vesile ile tanıştığımızı, kadının çok zengin olduğunu ve birçok vakıfta etkin olduğunu, bana yardım etmek istediğini falan anlattım. Konuşmam bitince annem,
"Bak Tanrı bize bir kapı araladı!" dedi ve bu arada gözünden birkaç damla yaş süzüldü. Anneme,
"Yalnız ben yine ara sıra geç kalabilirim, kadın çünkü beni çok sevdi ve benim de bu vakıfların etkinliklerine katılmamı istiyor." dedim. Annem de,
"İyi tamam oğlum, gitmemek ayıp olur zaten." dedi. Anneme tekrar iyi geceler dileyerek odama geçtim ve kafamı vurup yattım. Sabah saat 09:30 gibi Jale’nin aramasıyla uyandım. Telefonu açtığımda, Jale,
"Naber bebeğim?" dedi. Ben de,
"İyidir, senden naber?" dedim.
"Ben de iyiyim, evde küvetteyim."
"Ohh, hayatın keyfini sen çıkartıyorsun!" dedim ve gülüştük.
"Bugün geleyim mi seni almaya? Biraz gezeriz!" dedi. Ben önce,
"Bilmem, olur mu?" triplerine yattım. Ama içten içe gitmek te istiyordum, çünkü dünkü sikişin tadı damağımda kalmıştı.
Jale’nin de gezme teklifi bahaneydi, aslında beni sikişmeye çağırıyordu. En sonunda kararlaştırdık, bir saat sonra beni dün bıraktığı yerden alacaktı. Hemen kalktım, güzel bir banyo yaptım ve tüylerimi temizledim. Giyinip banyodan çıktığımda, annem kahvaltıyı hazırlamıştı. Babamın da yüzü gülüyordu. Annem, babama anlatmıştı dün gece kendisine anlattıklarımı.
Kahvaltımı yaptıktan sonra odama geçtim, yastığımın altındaki külotu aldım ve daha güvenli bir yere sakladıktan sonra evden çıktım. Jale ile buluşacağımız yere doğru hızlı adımlarla gittim.
On dakika sonra Jale arabayla yanaştı. Hemen arabasına bindim. Jale eğildi ve yanağımdan öpüp selamlaştı. Beyaz bir pantolon ve üzerine de beyaz renkte açık bir kıyafet giymişti. Jale elini dizime attı ve
"Ee, napıyoruz? Nereye gidelim?" dedi.
"Sana bırakıyorum!" dedim. Jale gülerek,
"Bana kalsa, seni direkt eve atıp kendimi siktireceğim sana, ama madem gezmeye diye çıktık, biraz gezelim!" dedi. Arabayla bir saate yakın gezdik. Jale,
"Artık bana gidelim istersen?" dedi.
"Olur!" dedim. Evine gittik. Jale daha salondayken dudaklarıma yapıştı, bir yandan yürüyorduk bir yandan da birbirimizi ateşli bir şekilde öpmeye başlamıştık. Üst kata doğru çıktık ve onun yatak odasına girdik.
Jale kazağımı çıkarttı ve sırtıma dokunurken dudaklarımız tekrardan kenetlendi. Ben de tek elimi onun pantolonunun üzerinden kalçalarına attım, taş gibi sert kalçalarını yoğurmaya başladım, diğer elim de belindeydi. Sanki dans edecek gibi birbirimize kilitlenmiştik.
Jale öpüşmeyi bıraktı ve pantolonumun düğmelerini açmaya başladı. Jale düğmelerimle uğraşırken ben de iki elimi kalçalarına götürmüş götünü okşuyordum. Jale en sonunda pantolonumun düğmelerini ve kemerimi çözdü, serbest kalan pantolonum yere düştü. Bacaklarımı içinden çıkarttım ve külodumu da çıkarıp kenara attım. Karşısında çırılçıplaktım.
Jale de kendi kıyafetini ve sütyeni çıkarttıktan sonra üzerinde pantolonu varken dizlerinin üzerine çöktü ve sikimi eline alarak okşamaya başladı.
Sikim kalkmaya başlamıştı, tamamen kalkması için uğraşıyordu Jale. Sikim iyice kalkınca, Jale önce diliyle sikimin ucuna biraz fırça attıktan sonra sikimi ağzına aldı ve hızlı hızlı yalamaya başladı. Jale’nin sikimi ağzına almasından itibaren bende değişik zevk duyguları oluşmaya başladı. Jale sikimi yalarken, bir yandan da, "Immhhh!" tarzı sesler çıkartarak beni iyice azdırıyordu.
Ellerini kullanmadan sikimi yalarken, bir eliyle göğsünü, diğer eliyle de taşaklarımı okşuyordu. Jale neredeyse on dakikaya yakın bir süre sikimi hiç bırakmadan aynı tempoda yaladı, ben de yavaştan boşalacağımı anladım ve Jale’ye,
"Geleceğim galiba, bırak istersen..." dedim.
Fakat bu cümlemi duyan Jale iyice hızlanmaya başladı. O hızlandıkça ben de boşalmaya ramak ramak yaklaşıyordum. Alnımdan ter damlaları düşmeye başladı ve birkaç dakika içinde Jale’nin ağzına oluk oluk boşaldım. Jale gülümseyerek ağzındaki döllerimi yuttu. Daha sonra ayağa kalktı ve pantolonunu çıkarttı. Dün giydiği el kadar külotlardan birini giymişti. Külodunu da çıkartıp kenara attı. Yatağa dizlerinin üzerinde dörtayak pozisyonunda domaldı ve bembeyaz kalçasına bir şaplak attıktan sonra,
"Hadi gel, seni bekliyor!" dedi. Hemen arkasında yerimi aldım. Bu sefer ne yapacağımı biliyordum, eğilip bacaklarını iyice araladım ve amına yumuldum, sulanmış amını yalamaya başladım.
Jale inlemeye başladı. O beni boşaltmıştı ve şimdi ben onu rahatlatacaktım. Ben Jale’nin amını yalarken elimi tuttu ve amının üzerine götürdü, klitorisini okşatıyordu bana. Ben de gösterdiği gibi okşamaya devam ettim ve bu arada tempomu kesmeden amını yalamaya devam ediyordum.
Beş on dakika sonra Jale’nin inleme sesleri iyice arttı ve nefesi kesilmeye başladı. En sonunda da amından zevk sıvıları boşalmaya başladı. Şelale gibi akıyor ve durmak bilmiyordu, boşaldıkça boşalıyordu.
Jale’nin bacakları titremeye başladı, kafasını yatağa doğru iyice gömdü ve kalçaları iyice dışarıya çıktı. Herhalde orgazmdan sonra kollarında derman kalmamıştı. Jale’ye rahatlık olması için belinden tuttum ve yatağa sırt üstü yatırdım. Bacaklarını ayırdım, amı kabak gibi karşımdaydı.
"Hadi sik beni!" deyip, elini tükürükleyip biraz amının girişini ovaladı, daha da rahat girmem içindi bu...
En sonunda sikimi amının girişine getirdim. Sokmadan önce kafamı kaldırıp Jale’nin gözlerine baktım. Dünkü gibi hırslı bir şekilde bakıyordu bana.
"Hadiiii, kökle artık!" dedi. Demek ki yine sert bir sikiş istiyordu benden. Benim de canıma minnet, bir anda kökledim amına...
“Aahhh...” diye bir çığlık attı yine... Fakat hiç sitem etmiyor, sadece çığlıklar atıyordu. Ben ise yine dünkü gibi hızlıca Jale’nin amına pompalıyordum.
Fakat bu sefer bende daha değişik bir duygu vardı. Dünkünden kat kat fazla zevk alıyordum, ama içimde bir gram boşalma duygusu olmadan sikiyordum Jale’yi...
"Daha hızlı siksene!" diyerek suratıma bir tokat attı, iyice işi sert hale getirmeye çalışıyordu.
"Al o zaman amına koduğumun orospusu!" diyerek kökleye kökleye sikmeye başladım.
“Böyle... İşte böyle istiyorum... Sik beni... Daha hızlı... Ohhh...”
O kadar hızlanmıştım ki, Jale’nin göğüsleri yukarı aşağı sallanmaya başladı. Bir on dakika falan sonra ben iyice yorulmaya başladım, tempom da düşüyordu.
Jale bunu hemen anlamıştı, kalktı önümden ve beni yatağın üzerine sırtüstü yatırdıktan sonra, yüzü bana dönük bir şekilde kucağıma çıktı. Sikimi amına hizaladı ve dibine kadar içine alarak oturdu.
Jale’nin saçı başı dağılmıştı, dışarıdan o kadar düzgün ve bakımlı görünen kadın, yatakta tam bir orospu oluyordu. Jale hızlı bir şekilde oturup kalktıkça, kalçalarının kasıklarıma çarpmasından dolayı 'Pat, pat, patt!' sesler çıkıyordu. Ben de ellerimi iki kalça yanağına attım ve onun oturup kalkmasına yardım etmeye çalıştım. Jale bir elini geriye atarak destek aldı,
"Ahhh! Ohhh! Süper!" diye diye inliyordu. Az sonra Jale titremeye başladı, herhalde yine orgazm olacaktı. Ve çok geçmeden sikimin üzerinde oturup kaldı, ikinci boşalmasını da yaşadı. Suları sikimin üzerinden kasıklarıma doğru akıyordu. Jale biraz daha üstümde oturduktan sonra kalktı, sikimi yalayarak ve ara sıra 31 çektirerek beni boşaltmaya çalıştı.
Boşalmaya yaklaştığım zaman doğruldum, sikimi elime aldım ve 31 çekerek Jale’nin suratına boşalttım döllerimi.
Jale sikimi yalayarak temizledikten sonra suratını yıkamak için banyoya gitti, ben ise külodumu giyip aşağıya indim...
*** Devam ***
Alıntıdır
Yirmibir (1)
( Bu hikayeyi yıllardır reklamsız yayınlanan http://66seks-hikayeleri.yeahh.com sitesinde okumuştum. Çok güzel ve hoş bir hikaye... Lütfen siz de hikayeyi okuyup beğendiyseniz, teşekkür anlamında orjinal sitesine bir iki tıklarsanız sevinirim.)
Bundan üç yıl önceydi, 21 yaşındaydım ve Üniversite 2. sınıftaydım. Babam iyice rahatsızlanmaya başlamıştı, zaten hastalığından dolayı çalışamaz raporu almıştı ve devlet ona maaş bağlamıştı. Fakat verdikleri maaş ancak ilaç parasını karşılıyordu. Annemin de aldığı maaş ancak evin ihtiyaçlarına yetiyordu. Ben çalışmak istediğimi söylüyordum, fakat annem de, babam da izin vermiyordu.
“Sen okulunu bitir, bir işe gir, başka şeylerle uğraşma!" diye öğüt veriyorlardı sürekli bana... Ocak ayında babamın iyice rahatsızlanmasından sonra doktor kontrollerine iyice sık gitmeye başladık, doktorun verdiği ilaçlar da iyice fazlalaşmaya başladı.
Önceki ilaçları bile ucu ucuna karşılarken, bunları almaya gücümüz yetmiyordu. Ben ise kara kara düşünüyordum, bu derslerime de yansımıştı. Derslere ruh gibi girip çıkıyordum, yerimde dersi dinliyor ve sonra da sessiz sedasız çıkıp eve geliyordum. Ocak ayının ortalarında bir Cuma günüydü, kar yağmaya başlamıştı. Okuldan çıktığımda kar şiddetli bir şekilde yağıyordu. Ben düşünceli bir şekilde durağa doğru gittim, fakat tam otobüse binecekken cebimde paramın kalmadığı aklıma geldi.
Bu havada yürümek varmış diyerek yola koyuldum, bir yandan da durumumuzu düşünüyordum. Bu arada yoldaki buzlanmadan dolayı beyaz bir Jeep hakimiyetini kaybetti ve kaldırıma çıktı.
Araç, frene basıldığı halde kayarak üzerime doğru geliyordu. Heykel gibi dikilip kalmıştım öylece. Son anda aracın bana çarpacağının farkına varıp kaçamaya çalıştıysam da, aracın tamponu sağ bacağıma hafifçe çarptı. Bu çarpmanın etkisiyle yere düşmemle toparlanıp kalkmam bir oldu. Bu arada Jeep birkaç metre ileride anca durabildi ve içinden bir kadın indi. Telaşla yanıma gelip,
"Çok pardon ya, arabanın hakimiyetini kaybetttim. Bir şeyiniz yok ya?" dedi.
"Yok bir şeyim, iyiyim!" dedim. Üzerime yapışan karları temizleyip yoluma devam edecekken, kadın kolumdan tutarak,
"Hadi binin arabaya, bacağınızı bir doktora gösterelim!" dedi.
"Gerek yok hanımefendi, gerçekten iyim!" dedim. Fakat kadın koluma yapışmış, bırakmamakta ısrar ediyordu. En sonunda,
"İyi, tamam!" dedim ve arabasına bindim. Lüks bir arabaydı, baştan aşağıya son model şeylerle döşenmişti içi de. Kadın arabayı sürerken,
"Ben Jale." dedi.
"Ben de Mehmet, memnun oldum." dedim.
Özel bir hastaneye götürüyordu beni, orada bir doktor arkadaşının olduğunu söyledi. Jale hanım ile sohbet etmeye başladık. Hastaneye varana kadar kadının neredeyse her şeyini öğrendim.
Jale 32 yaşındaydı. Babasının şirket sahibi olduğunu söyledi. Zengin kesimdendi yani. Hiç evlenmediğini söyledi. Bu detaya neden girdi anlamamıştım gerçi de... Hastaneye geldiğimizde direkt 2. kata çıktık. Bir odanın önüne geldik, Jale hanım kapıyı çalıp içeriye girdi. Doktor, Jale hanımı görünce ayağa kalktı ve
"Oo Jalecim, hoş geldin!" dedi. Doktor sonra benimle de el sıkıştı ve Jale hanıma, "Kim bu delikanlı? Yeni manitan mı?" dedi.
Jale hanım başımızdan geçenleri anlattı. Doktor bey hemen beni sedyeye oturttu ve pantolonumun paçasını dizime kadar katladı. Diz kapağımın biraz altı morarmıştı. Elle birkaç muayene yaptı,
"Acıyor mu?" diye sormayı da ihmal etmedi. Muayenesi bitince, "Önemli birşeyi yok, sadece çarpmadan dolayı biraz morarmış. Birkaç güne geçer!" dedi.
Jale hanım doktor beyle biraz daha muhabbet ettikten sonra, teşekkür ederek hastaneden ayrıldık. Tekrar arabaya binince, Jale hanım,
"Şimdi bana geçiyoruz ve bir şeyler içiyoruz!" dedi. Ben bir şeyler söylemeye kalktım ama, "İtiraz istemiyorum!" dedi. Mecburen kabul etmek durumunda kaldım.
Yarım saat sonra genelde zengin evlerinin bulunduğu bir siteye geldik. Arabayı bahçedeki özel garaja park etti ve indik arabadan. Teraslı, bahçesinde havuz olan dubleks bir ev vardı karşımda. Bu kadın gerçekten çok zengindi. İçeriye geçtik, beni salona oturttu ve
"İçki içeriz değil mi?" dedi. Ben daha cevabımı vermeden, içki dolabından Viski şişesini alıp bardakları doldurmaya başladı.
Bir kadehi bana verdi ve birini de kendi alarak tam karşıma oturdu. İki bacağını da altında toplayınca, giydiği tek parça elbisenin eteği iyice yukarıya toplandı. Kadının bacaklarına bakmaktan konuşamıyordum.
Bakımlı bir kadındı. Sapsarı saçları, bembeyaz teni muhteşem görünüyordu. Kadın 1.60 boylarındaydı, ama boyuna göre müthiş kalça ve göğüsleri vardı. Belki silikon belki doğaldı, ama vücut ölçüleri mükemmeldi. Konuşurken içkinin de etkisiyle açılmaya başlamıştım. Jale hanım suratıma baktı ve
"Senin bir sorunun var galiba?" dedi. Aile mevzusu açılınca yüzüm düşmüştü. Jale hanım ne olduğunu sordu. Önce anlatmak istemedim ama ısrar edince,
"Babam çok kötü durumda, hasta ve ilaç masraflarını karşılayamıyoruz." dedim.
Jale hanım üzülmüştü. Fakat yalandan üzülmediğine yemin bile edebilirdim, çok içten bir kadındı. Genelde zengin insanları kibirli ve kendi çevresinden başka bir çevre ve insan olmadığını sanan kişiler olarak bilirdik, ama Jale hanım öyle değildi. Jale hanım çok farklıydı, zengin olsa bile, bir tarafında ‘Bizdenlik’ vardı. Elimi tuttu ve
"İstersen sana yardım edebilirim!" dedi.
"Yok, kimseden yardım istemiyorum. Ben hakkımla para kazanacağım!" dediğimde, Jale hanım saçımı okşayarak,
"Biliyorum, sen hep gururlu bir insan olacaksın!" dedi.
Biraz gözlerime baktı ve bir anda dudaklarıma yapıştı. O güne kadar çok az kadının elini tutmuş ve bırakın cinsel ilişkiye girmeyi, bir kadınla öpüşmemiş olan ben, bir anda kitlenmiş kalmıştım Jale hanımın karşısında.
Jale hanım biliyordu bu durumları ve dudaklarımı hızlı hızlı öpmeye devam ediyordu. Ben ise karşısında kasım kasım kasılıyordum ve ne yapacağımı bilmez halde put gibi duruyordum. Jale hanım elini boynuma atarak okşamaya başladı ve dudaklarımı bırakarak kulağıma eğilip,
"Rahat bırak kendini aşkım!" dedi. Fısıldayarak,
"Lütfen, yapmayalım." dedim. Bu sözü genelde bir kadından duyarsınız böyle durumlarda, ama bu sefer benden çıkmıştı. Bunu ne kadar isteksiz söylediğimi anlamıştı ki,
"Hişt, sessiz ol. Bu gece bizim gecemiz!" dedi ve tekrar dudaklarıma yapıştı.
Bu sefer yavaş yavaş öpmeye başladı ve kısa bir süre sonra dudaklarımı bırakarak boynuma indi. Boynumu yalıyordu adeta. İçimi fena bir zevk dalgası kaplamıştı. Ben de cesaretlenip, elimi turuncu tek parça elbisesinin üzerinden yarı açık göğüslerine attım.
Taş gibiydi göğüsleri, okşamaya başladım. Jale hanım açılmama sevinmişti, gülerek,
"Hah şöyle ol, kadınlar sekste atılgan erkekleri severler!" dedi ve tekrardan boynuma yumuldu.
Jale hanım kazağımı çıkartıp kenara atınca, yarı çıplak kaldım karşısında. Vücudum biraz yapılıydı. Eğilerek göğsümün üstüne ufak öpücükler kondurmaya başladı. Aldığım zevk iyice artmaya başlamıştı ve sikim kazık gibi olmuştu.
Jale hanım vücudumu öpmeyi kısa kesti ve direkt pantolonuma indi. O kadar yavaş hareketlerle pantolonumu açmaya başladı ki, sanki tüm gece bizimdi. Veya Jale hanım öyle sanıyordu. Sonunda diz kapağıma kadar indirdi pantolonumu. Boxerımı da aynı seviyeye kadar indirip, sikimi eline aldı. Sikimi okşarken,
"Woaww, bu çok iyi!" dedi ve sikimi ağzına aldı. Dudakları sikime değdiği an sanki vücuduma elektrik verilmiş gibi titremeye başladım.
Jale hanım yukardan aşağıya doğru, yavaş ve kendinden emin bir şekilde inmeye başladı. Hafif hafif ve narince yalıyordu sikimi. Bu arada telefonum çaldı, telefonumu çıkarttım, annem arıyordu. Hemen açtım ve
"Alo anne?" dedim. Jale hanım ise sikimi bırakmamış, aynı şekilde yalıyordu.
Hatta muzurluk olsun diye iyice hızlanmaya başladı ve ben aldığım zevkten anneme zar zor cevap verebiliyordum. Jale hanım ise sikim ağzında gülmeye başlamıştı. Annem nerede olduğumu soruyordu, ben de,
"Arkadaşın yanındayım anne, ders notunu alıyorum, çok geç kalmadan gelirim!" dedim. Annem,
"Bak yalan söyleyip bir yerde çalışmıyorsun değil mi?" dediğinde,
"Ben sana yalan söyler miyim anacım?" dedim ve kapattım telefonu ve koltuğun üzerine attım. Jale hanım elimden tutarak kaldırdı ve
"Hadi yatak odasına geçelim!" dedi. O önde ben arkada gittik odasına. Elbisesinin askılarını omuzlarından çıkarınca, elbisesi üstünden düştü. Sütyen yoktu, sadece kırmızı dantelli bir külot vardı. Fakat külot el kadardı, amını ve götünü tam kapatamamıştı.
Ben o kusursuz vücudu izlerken, Jale hanım boynumdan tutarak kafamı göğüslerine yapıştırdı ve
"Em onları aşkım!" dedi. Göğüslerinde sarkma yoktu, dimdik ve yuvarlaktı. Göğüs uçlarını ağzıma aldım ve emmeye başladım. Jale hanım inliyordu, çok fazla göğüslerinde tutmadı beni, o da azmıştı ve işi esas kısıma getirmek istiyordu. Yatağa yattı, külotunu çıkartıp kenara attı ve
"Hadi aşkım yala!" dedi.
Pespembe amı karşımdaydı. 21 yaşındaydım ve bugüne kadar canlı olarak bir am görmemiştim, heyecandan kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Eğilip amını yalamaya başladım.
Jale hanım ise o anda kopmuştu ve çığlıklar ata ata amını yalattırıyordu bana. Amını belki on dakika kadar yaladım. Tabii ki acemiydim, fakat dilimin amına değmesi bile onu çıldırtmıştı. Tahminimce uzun bir süredir seks yapmıyordu. Ayağa kalktım ve ıslanmış amına sikimi dayadım, önce hafif hafif sikimin başını soktum. Seks hakkında hiçbir şey bilmediğimden, ne kadar narin olursam o kadar iyi seks yaparım düşüncesi kafamda dolanıyordu. Fakat benim kaplumbağa gibi ilerlemem Jale hanımın hoşuna gitmemişti,
"Sen ne kadar yumuşak bir erkeksin, hızlansana biraz!" dedi.
Bu laflar dokunmuştu bana ve daha yarısını bile sokmadığım sikimi bir anda amına kökledim. Kalın ve Türkiye ortalamasına göre uzun sayılacak bir sikim vardı. Aniden kökleyince Jale hanımın nefesi kesilmişti. "Al, bunu mu istiyorsun orospu?" deyip hızlı hızlı pompalamaya başladım.
Benim gibi terbiyeli ve böyle sözleri çok az kullanan birinden böyle bir laf çıkması gerçekten şaşırtıcıydı, fakat kendimi kontrol edemiyordum. Neredeyse belim çıkacaktı, fakat o sözlerden öyle bir hırslanmıştım ki, durmadan amına pompalıyordum.
Boşalmak aklımın ucundan bile geçmemişti bu süre zarfında, yaklaşık yirmi dakikaya yakın bir süredir sikiyordum Jale’yi ve Jale artık yorulmuştu bundan. Bir süre sonra boşalacağımı hissettim ve yavaşladım. Jale de farkına varmıştı bunun,
"İçime boşalma sakın!" dedi. Amından çıktığımda, Jale de yataktan kalkıp önümde çöktü ve sikimi eline alarak yalamaya başladı. Sonra göğüslerine boşalttı tüm döllerimi. Göğüsleri döllerimden iyice beyazlaşmıştı. Elimden tutarak, "Gel sikicim, banyoya girelim!" dedi.
Banyoya girdik. Büyükçe küvet suyla dolarken, biz de yandaki duşun altına girdik yıkandık. Sonra küvetin içinde yarım saate yakın bir süre kaldık. Ilık su üzerimdeki tüm stresi almıştı. Sonra durulanıp küvetten çıktık. Kurulanırken Jale bana,
"Sen giyin, aşağıya gel!" dedi ve kendisi çırılçıplak indi aşağıya.
Ben de yatak odasına girdim ve kıyafetlerimi giydim. Tam çıkacakken yerde duran kırmızı dantelli külotunu gördüm. Alıp almamakta kararsız kaldım ve en sonunda eğilip aldım. Külotunun ağ kısmını burnuma götürdüm, halen taze am kokusu üzerindeydi. Külodu cebime sokuşturdum ve indim aşağıya. Jale elinde parayla bekliyordu ve beni görünce ayağa kalktı. Çırılçıplak vücudu karşımdaydı. Elindeki parayı vererek,
"Bu senin bugünkü hizmetinin karşılığı!" dedi. Paraya baktığımda 400 TL vardı,
"Bunu kabul edemem!" dedim. Tam geri verecekken, Jale ufak bir tokat atarak,
"Ne demek kabul edemem? Bugün sikişlerin en güzelini yaşattın bana, bu para senin hakkın!" dedi ve parayı elimden alıp cebime sokarken külotuna denk geldi. Cebimden külotunu çıkarttığında bir kahkaha attı ve
"Bu benden hatıra mı?" dedi. Utanmıştım. Jale tekrardan parayla beraber külotunu cebime sıkıştırdı ve
"İstediğin zaman gerçeği burada!" deyip amını avuçladı. Ben artık gitmek için müsaade istediğimde,
"Bekle, seni bırakayım!" diyerek odasına çıktı, aynı kıyafeti giyip geldi. Arabasına bindik ve çıktık yola. Bizim mahalleye yaklaşırken,
"Ben burada ineyim, şimdi mahallede dedikodu olmasın!" dedim. Jale gülümseyerek,
"Sen çok iyi niyetli bir çocuksun, seninle tanıştığıma çok sevindim!" dedi.
Telefonumu istedi, verdim. Telefonumdan kendi numarasını aradı. Kaydettikten sonra dudağımdan öptü, tekrar teşekkür etti. Arabadan indim ve evime doğru yürümeye başladım. Eve girmeden ben de onun numarasını kaydettim.
Kendimden yaşça büyük bir kadınla seks yapmıştım ve karşılığında para almıştım.
Kendimi Jigolo gibi hissediyordum... *** Devam ***
Alıntıdır
Teknede
Eşinden ayrılmış, 26 yaşında dul bir bayanım. Çocuğum yok ve şu anda yalnız yaşıyorum. Eşimle ayrılırken mal paylaşımına gittik ve sahibi olduğumuz mağaza eşime kalırken, yazlık ev ile kullandığımız araba benim oldu. Size anlatacağım hikaye de yazlık evimin olduğu yerde geçiyor. Yazlıktayken, genelde komşum Aylin ve erkek arkadaşı Tayfun ile zaman geçiririm. Aylin'le çok sıkı bir arkadaşlığımız var. Aylin çok candan, kafa dengi biri ve Tayfun gibi bir erkek arkadaşı olduğu için de çok şanslı bir kadın...
Tayfun ise başarılı bir sunucu ve programcıydı. Yakışıklı ve esprili biri... Açıkçası Aylin'i çok kıskanıyordum. Tayfun'un güzel bir teknesi vardı, her hafta cuma yazlığa gelir ve cumartesi günü sabahtan hep beraber balığa çıkardık. Tayfun bu hobiyi bana ve Aylin'e de aşılamıştı.
Hafta içi Tayfun olmadığından, Aylin'le ben hep gezer tozardık. Yaz mevsiminin hafifliği, tatil rahatlığı nedeniyle, sohbetlerimiz sabun köpüğü tarzındaydı. Genelde seks konularını konuşur, gülüşürdük. Aylin sanki benim yoksunluğumu bilmezmiş gibi inadına Tayfun'la yatakta yaptıklarını anlatırdı üstü kapalı...
“Yaa, sorma Özge... Göz altlarım belli oluyor mu? Tayfun sabaha kadar uyutmadı beni... Azgın herif...”
“Özge, baksana, morluklar belli oluyor mu canım? Yamyam gibi ısırıp emiyor sevişirken piç...”
“Penisi çok büyük geliyor bazen, orgazm sırasında kendini kaybedince canımı yakıyor yaa...”
Ben de biraz daha anlatması için deşer kurcalardım arkadaşımı... Saf saf anlatırdı erkeği onu nasıl beceriyormuş, gece kaç kez boşalmışlar, yazlığın havuzunda suyun içinde nasıl sevişmişler... Arada bir bana takılır,
"Sen nasıl dayanıyorsun kızım erkeksizliğe? Bir yıl sevişmeden durulur mu?" diye gözlerini kocaman aça aça sorardı.
“Ne yapayım kızım?” derdim ben de üzüntümü saklamaya çalışarak... “Her kadın senin gibi şanslı değil ki... Aradığım erkeği bulamıyorum bir türlü...” Yaz tatiline çıkıp yazlığa gittiğimde, Aylin'le Tayfun'un ayrıldıklarını duydum. Ama yine de bu yaz birlikte kullanacaklardı yazlığı... Aylin Tayfun'u geri kazanmak için peşinden koşuyor, onu ikna etmek için çabalıyordu. Çünkü Tayfun vazgeçilecek bir erkek değildi.
Her mevsim gibi rutin yazlık hayatına başlamıştık. Gündüz deniz, gece birimizin evinde bahçede mangal, içki masaları, eğlence yerlerinde fink atmalar, kafayı çekmeler... Tabi onlar çift, ben yanlarında sap gibi yancı konumunda...
Bir cuma günü Aylin bana, annesinin hastalandığını ve İzmir’e gitmesi gerektiğini söyledi,
"Tayfun bu akşam yazlığa gelecek, yemek konusunda ona yardımcı olursan sevinirim. Elinden geldiğince de göz kulak ol... Aramız biraz düzelir gibi... Neme lazım, başkasıyla falan takılır, onu elimden kaçırmak istemiyorum!" dedi.
"Sen merak etme canım, yemek konusunda gereğini yapar, ilgilenirim!" dedim.
Akşam Aylin gittikten iki saat sonra Tayfun geldiğinde ben de onların yazlıkta güzel bir yemek hazırlamakla meşguldüm. Tayfun'un hafta sonları rakı içtiğini bildiğim için, birkaç da meze hazırladım.
O gün üzerimde bir mini etekle tişört vardı ve içime sütyen takmamıştım. Üzerini değişip şort tişörtle gelen Tayfun ile hem sohbet ediyor, hem de bir yandan masayı kuruyordum. Masaya eğildiğim zaman gözlerinin göğüslerimde olduğunu fark ettim. Doğru söylemek gerekirse bu durum oldukça hoşuma gitmişti.
Biraz da kendimi beğendirmek için özene bezene hazırlayıp donattığım masada yemeğe oturduk. Ben de onunla beraber iki kadeh rakı içtim. Sohbetimiz dönüp dolaşıp, ilişkilerden açılmış, konu benim yalnızlığım üzerinde yoğunlaşmıştı. Üçüncü kadehlerden sonra içkinin de etkisiyle açık açık konuşmaya başlamıştık. Tayfun bana,
“Yalnız yaşamak hiç de hoş değil bence... Senin gibi gencecik, 26 yaşında güzel ve seksi bir kadının seks yaşamının olmaması ne kadar kötü...” dedi sonunda... Ben de,
"Evet haklısın, ama her şey senin yüzünden...” deyince şaşırdı,
“Neden benim yüzümden, anlayamadım.” dedi.
“Eğer erkek arkadaş edineceğim zaman seni kriter olarak göz önünde tutmasaydım, şimdiye kadar çoktan sıradan bir erkek bulmuştum!" dedim.
Bir kahkaha patlatan Tayfun bu sözden çok memnun olmuştu. Gittikçe ilerleyen ve kanımı kaynatan sohbetimiz boyunca sanki bana daha bir alıcı gözle bakmaya başlamıştı. Sürekli iltifatlar, güzelliğimi, yemeklerimi övmeler...
Kalkıp kucağına atılmamak için kendimi zor tutuyordum. Madem bu kadar beğeniyorsun, neden harekete geçmiyorsun be adam... Ben yapamazdım ki... Erkek olarak ilk hareketi onun yapmasını bekliyordum.
Ama bir türlü o noktaya gelemedik. Tüm yakışıklılığına, erkeksiliğine rağmen, benim ona karşı hissettiklerimi bilmesine rağmen, sevgilisinin arkadaşı olduğumdan mıdır nedir, bir türlü olmadı. Bu arada yemeğimiz bitmiş, saat epeyce ilerlemişti. Ben sofrayı kaldırıp ortalığı toparlayıverdim.
“Artık gitmem gerekiyor Tayfun... İyi geceler...” dedim.
“Daha oturabilirdik, sohbetine doyum olmuyor Özge... Yarın sabah tekneye gel de ben de seni teknede ağırlayayım. Balık tutar, vakit geçiririz her zamanki gibi...” Ben de kabul edip, sabah buluşmak üzere sözleşip ayrıldım oradan...
Eve gider gitmez soyunup dökündüm. İçimdeki ateşi söndürmek için soğuk suyun altında bir duş aldım, yatağa attım kendimi... Bütün gece boyunca yakışıklı bir erkekle yemek yemiş, içki içmiştik. Sonuç, ikimiz de kendi yataklarımızda ayrı ayrı uyumaya çalışıyoruz.
Gözlerim kapalı, ellerimi çıplak bedenimde okşayarak dolaştırırken Tayfun’un ellerinin okşadığını hayal ettim. Aylin’in anlata anlata bitiremediği sevgilisinin erkeklik gücünü bire bir deneme fırsatım vardı ama ikimiz de cesaret edememiştik buna...
Acaba o da benim gibi mi düşünüyordu? Sürekli üzerimde dolaşan istekli erkek bakışlarını hatırlayınca soğuk suyun etkisi geçiverdi. Tekrar kaynamaya başladım. Pislik herif... Lanet olsun... Ne halde olduğumu bilmiyordu sanki...
Parmaklarım çoktan klitorisimi bulmuş, okşamaya başlamıştı bile... Dakikalarca şehvetle ıslanan kadınlığımı parmakladım, boşalana kadar bırakmadım. Ancak ondan sonra uyuyabildim. Tayfun’la alt alta, üst üste seviştiğimiz erotik rüyalarla dolu bir uykuya daldım.
Sabah olunca bikinimi ve üzerime de çok kısa olan mini eteğimi giydim. Beraberce tekneye binip açıldık. Tayfun'un teknesi aslında mini bir yat gibiydi. Bir kabini, iki yatağı vardı ve hatta küçük bir buzdolabı bile vardı.
Sakin bir koyda demir attık. Öğlene doğru balık avlamaktan canım sıkılmıştı ve güneşten de pişmiştim. Mini eteğimi çoktan çıkarıp atmıştım sıcaktan... Güneş kremiyle her tarafımı kremlemiştim, sırtıma da Tayfun sürdü kremi...
Elimde öylesine tuttuğum olta kamışı sanki bacaklarımın arasında kalın yuvarlak bir erkeklik organı gibi geliyordu bana... Sırtımda erkeğin elleri dolaşırken hazla ürperdim. Yakışıklı piç sakin sakin, beni delirtmek istercesine okşayarak tüm sırtımı dolaştı uzun parmaklarıyla...
Yan gözle baktığımda boşta kalan eliyle mayosunun önünü oğuşturduğunu, erkekliğinin kabarıklığını benden saklamaya çalıştığını fark ettim.
“Mmm...” diye inledim onu daha da delirtmek için... “Unutmayayım da, döndüğümüzde masaj yap bana Tayfun... Ellerin çok güzel rahatlatıyor insanı...”
“Seve seve Özge... Hoşuna gittiyse sabaha kadar masaj yapabilirim.” dedi parmakları belimde dolaşırken... “Bir ara eğitim almıştım bu konuda... Bir hayli tecrübeliyim masajda...”
Sırtımı okşarcasına kremlerken kulağımın dibindeki bariton erkek mırıldanmasıyla neredeyse kendimden geçecektim. Öyle haz duyuyordum ki, kasıklarımın yandığını, ıslandığımı hissediyordum.
Masajla karışık krem sürme faslı bittiğinde neredeyse ben de bitmek üzereydim. Biraz daha durdum güneşin altında... Sonunda dayanamadım. Oltayı kenara bırakıp,
“Ben denize gireceğim Tayfun, yandım kavruldum...” dedim ve teknenin suya inen merdivenlerine yöneldim. O anda şeytan dürttü, aklıma denize üstsüz girmek geldi. Tayfun'a döndüm, teknenin demirlediği ıssız koyu şöyle bir taradım bakışlarımla,
“Üstümü çıkarmak istiyorum Tayfun, bir sakıncası var mı acaba? Ne dersin?” Gözleri parladı, beyaz dişleri bronz yüzünde ışıldadı bir anda... Memnuniyetini gizleyemeyen bir ifadeyle beklediğim yanıtı verdi,
"Hayır canım, ne sakıncası olacak? Zaten ıssız bir koydayız, nasıl olsa kimse göremez! Balıklar güzel görsünler biraz..." dedi.
Bikinimin üstünü çıkarıp ona doğru fırlattım, havada yakalayıp ateş saçan gözlerini iri memelerime dikti. Ürperdim. Bikini üstünün baskısından sonra rahatlayan göğüslerimi iki elimle şöyle bir ovaladıktan sonra dönüp balıklama suya bıraktım kendimi...
Bir anda bedenimi saran buz gibi denizin serinliği rahatlatmış, fakat serin suda daha çok azmıştım. Tayfun'un gözleri de sürekli üstümdeydi.
Ben de zaten onun rahatlıkla görebileceği yerlerde yüzmeye çalışıyordum. Amacım tabi ki Tayfun'un ilgisini daha fazla üstüme çekmekti... Bir kaç kulaç atıyordum tekne boyunca, sonra sırt üstü uzanıyor, soğuk suda kabaran fazla ellenmemiş irice göğüslerimi onun bakışlarına teslim ediyordum.
Ardından tekrar aynı hareketlerle teknenin önünde yüzüp duruyordum. Memelerimin uçları da düğme gibi kabardı serin suda, sertleşti. Bir süre sonra Tayfun'a davetkar bir sesle seslendim,
"Su harika Tayfun... Neden sen de gelmiyorsun? Güneşten pişmedin mi?"
"Tamam canım, geliyorum." dedi. Teknenin merdivenlerinin başında durup bana baktı,
“Hadi atlasana, neden bekliyorsun?” dedim merakla...
“Sen bikini üstünü çıkardın, ben de mayomu çıkarmak istiyorum sakıncası yoksa...” dedi şeytanca bir gülümsemeyle... Ben de güldüm sözlerine... Sonra da mayosunun önündeki kabarıklığa diktim gözlerimi,
“Ne sakıncası olacak canım...” dedim yutkunarak... “Senin dediğin gibi... Issız koydayız, kimse görmeyecek seni... Benden ve balıklardan başka..” diye ekledim sonra...
Tayfun bir hamlede altındaki mayosunu çıkarınca, biraz şaşırmış ve biraz da heyecanlanmıştım. Yaklaşık bir yıldır erkeklik organı görmemiştim. Biçimli bir vücudu vardı Tayfun’un... Kasları bir hayli gelişmiş, üçgen omuzlarıyla, dar ve biçimli kalçasıyla heykel gibi bir erkek güzeli duruyordu tekne merdivenlerinde...
Sırtımı kremlerken mayonun içinde kabaran erkekliği şimdi serbest kalmış, dimdik kasıklarındaki kıvırcık siyah kılların arasından yükseliyordu. Boşandığım kocamın aleti gibi koyu kara değildi siki... Pembe, damarlı ve kavisli gövdesiyle, mor şapkasıyla, kalınca, iştah açıcı ve güzel bir penisti.
“Ne kadar da çok baktın öyle...” dedi gülerek... Bir kahkaha atmaya çalıştım ben de, ne kadar etkilendiğimi o da görmüştü sonunda...
“Gösterene bakarlar canım...” dedim. “Ama bana kalırsa mayonu çıkarman iyi olmadı.”
“Neden?”
“Balıklar senin balığı görünce korkudan kaçacaklar. Biz de balık tutamayacağız sayende...”
İkimiz de kahkahalarla güldük. Sonunda bana yeterince seyrettirdiğini düşünmüş olmalı ki, çırılçıplak suya atlayarak yanıma kadar yüzdü. Kaslı kolları geniş kulaçlar atıyor, bir balık gibi yüzüyordu suda... Yanıma geldi,
"Demek öyle düşünüyorsun balığım hakkında...” dedi gülümseyerek...
“Yiğidi öldür ama hakkını yeme demiş büyüklerimiz...” diye yanıtladım onu...
“Ama böyle olmuyor...” dedi.
“Böyle olmayan ne Tayfun?”
“Sen sadece üstünü çıkardın, altın duruyor. Eşit değiliz. Utanmaya başladım çıplaklığımdan... Haydi sen de altını çıkar, nasıl olsa kimseler yok!" dedi. Güldüm,
"Çılgınsın sen!" diyerek, bikinimin altını çıkarıp tekneye fırlattım.
İkimiz de çırılçıplak, uzunca bir süre yüzüp, şakalaştık. Arada bir bana sarılıyor, yüz yüze geliyorduk, göğsü göğüslerime, sertliğini hiç kaybetmeyen güzel siki de göbeğime değiyordu. Artık ikimiz de rahat hareket etmeye başlamıştık...
Adı konmayan cinsel bir çekim vardı aramızda... İşin sonunun nereye varacağı belliydi aslında... Bu güzel gün mutlaka seks yaparak bitecekti, başka yolu yoktu. İkimiz de biliyorduk bunu... Sadece patlama saatini bekliyorduk. Sonunda ilk kendime gelen ben oldum. Suyun içinde şakalaşarak yüzerek nereye kadar devam edebilirdik ki... Bir an önce harekete geçmemiz gerekiyordu. Zamanımızı boşa harcıyorduk. En son tekne merdivenlerine tutunup dinlenmeye çalışırken o da arkamdan yaklaştı, omuzumun üstünden merdiven basamağına tutundu.
Tanrım... Arkamda hissettiğim o koca sertlik öldürecekti beni... Kaslı kollarının arasında hapsetmişti beni, neredeyse kendimden geçmek üzereydim.
"Hadi çıkalım artık, ben acıktım!" dedim.
Tekneye önce ben çıkarken, hareketlerimi ağırdan alıp, alttan beni seyretmesine imkan verdim. Aşağıya baktığımda bir eli merdivende, diğer eli suyun içinde beyaz bir balık gibi görünen sikini kavramış, pür dikkat ona sergilediğim kadınlığıma bakıyordu. Kabarmış, istekle yanan, kan dolmuş kadınlığıma...
Tekneye çıktığımızda bana kamaradan getirdiği havluyu uzattı. Almak için elimi uzattım ama havluyu bırakmadı. Gözleri her yerimde beğeniyle dolaşıyordu.
“Çok güzelsin Özge, harika bir vücudun var, biliyor musun?” Gülümsedim,
“Teşekkür ederim. Sen de öylesin. Antik heykel gibi görünüyorsun gözüme...”
“Ooo... Şımartma beni... Hadi kurulan da yemek yiyelim. Ama sakın giyineyim deme... Beni muhteşem güzelliklerinden mahrum etmeni istemiyorum.”
Sanki Adem ile Havva gibiydik masmavi denizin ortasında, beyaz teknenin içinde... Hiç çekinmeden, çıplaklığımızdan utanmadan hareket ediyorduk. Zaten ne onun, ne de benim bedenimde utanacağımız, çekineceğimiz bir falsomuz yoktu.
Tayfun’un arzu ettiği gibi üzerimize hiçbir şey giymeden, dolaptan yiyecekleri çıkardık, iki tane de soğuk bira açtık. Masada çırılçıplak bir vaziyette yemeğimizi yerken biralarımızı yudumlamaya başladık.
İkinci biralarımızı içerken Tayfun oturduğu yerden kalkıp, yanıma geldi oturdu. Siki kalkmıştı, taş gibi damarlı gövdesi havaya dikilmiş, başı yumruk gibi kabarmıştı. Ve ben heyecanla onun güzel sikine bakıyordum. Gülerek çekinmeden baktığım sikini tuttu ve
"Senin dikkatini çekebildiği için çok mutlu bu ufaklık...” dedi.Yutkundum,
“Eh, yani...” dedim. “Pek dikkat çekmeyecek gibi değil senin ufaklık... Hatta harika... Hatta, bence ona ufaklık deme, alınabilir. Baya büyük seninki...”
“Onu çok azdırdın güzelim!"
“O mu beni, ben mi onu azdırdım bilemiyorum artık...” dedim ve daha fazla dayanamayıp, sikini elime aldım ve aşağı yukarı sıvazlamaya başladım... O da göğüslerimi okşarken ateşli ateşli öpüşmeye başladık. Dudaklarımı koparırcasına somuruyordu. Daha sonra boynumu öpüp yaladı, oradan da göğüslerimi yalamaya, emmeye başladı. Elimdeki siki taş gibi olmuş, damarları atıyordu.
Tayfun bir elini de kasıklarıma götürüp okşayınca, benim nefes alış verişlerim hızlanmaya başladı, zevkle inliyordum. Okşamayı bıraktı sonunda, ayağa kalkıp,
"Haydi kamaraya girelim!" dedi, elimden tutarak beni kamaraya çekti.
Yatağa yatırıp bacaklarımı iki yana ayırdı, kadınlığıma yumuldu. Amımı yalayıp, diliyle amımı sikerken, bir parmağı da arka deliğimin girişini zorluyordu.
“Mmm... Değişik bir tadı var seninkinin...” dedi yalanarak... “Hem tatlı, hem de deniz tuzu var tadında....”
“Çekinme, tadıma bakmaya devam et... Yala... Ama ben de senin sikinin tadına bakmak istiyorum...”
“İstediğini yapabilirsin bebeğim. Emrine amadeyim.”
Erkeğin üzerine çıkıp, 69 pozisyonuna geçerek, o muhteşem sikini aç kalmışçasına emmeye başladım.
Bir aşağı, bir yukarı sikini ağzıma alırken, taşaklarını da okşamam çok hoşuna gitmişti. O da dilini amıma, bir parmağını da götüme sokup çıkarıyordu... Daha fazla dayanamadım, ona yalvararak,
"Lütfen, içime gir Tayfun...” dedim. “Dayanacak halim kalmadı. Sik beni... Senin sikini istiyorum amıma!"
Beni serbest bırakınca, yüzüm ona dönük vaziyette sikinin üzerine oturdum. Zaten kayganlaşmış amıma bir oturuşta girivermişti siki... Uzun bir süre üzerinde oturup kalktım. Sikini sonuna kadar içime alıyordum, o da göğüslerimi sıkıp okşuyor ve alttan sikini amıma bastırıyordu.
Çok geçmeden titremelerle orgazm olmaya başladım. O kadar harikaydı, o kadar uzun bir orgazmdı ki, anlatamam. Bir kaç dakika uzanıp dinlendik. Daha sonra beni yatırıp, o üstüme geçti. Sert hareketlerle bacaklarımı aralayıp eliyle tuttuğu sikini amımın dudaklarına sürttü boylu boyunca... Kemanın yayı gibi klitorisime sürtünen ateş gibi sert erkekliği kanımı kaynattı yine...
“Ohhhh...” diye kıvrandım altında... “Çok güzel... Çok zevk veriyorsun erkeğim... Öyle özledm ki bu zevki... Bilemezsin... Hadi gir artık içime... Sik beni... ”
Ben zevk aldıkça altında bütün bedenimle solucan gibi kıvranıyordum altında... Yalvarmalarıma dayanamadı sonunda... Bir hamlede amıma soktu o güzel sikini... Gidip gelmeye başladı. Hem amımı sikiyor, hem de göğüslerimi yalıyor, beni zevkten çıldırtıyordu. Tayfun hareketlerini hızlandırınca boşalacağını anlayıp,
"Lütfen içime boşalma hayatım!" dedim, çünkü hamile kalmaktan korkuyordum. Zaten onun da öyle bir niyeti yokmuş, boşalacağı an içimden çıkıp, başucuma doğru geldi ve
"Hadi bebeğim aç ağzını!" dedi. Niyetini anlamıştım, döllerinin tadına baktırmak istiyordu. Bunu eski kocam da severdi.
Alışık olduğum için ağzımı açıp, ellerimle de kalçalarını okşayarak boşalmasını bekledim. Siki elinde birkaç kez sıvazlama hareketi yaptıktan sonra inleyerek döllerini ağzımdan içeri fışkırtmaya başladı.
O kadar çok boşalmıştı ki, resmen ağzım dolmuş, döller dudaklarımın kenarlarından dışarıya taşmıştı. Hepsini yutmak zorunda kaldım. Ardından sikini ağzıma sokup çıkararak kalan son damlaları da temizletti bana. Çok hoşuma gitmişti, ama hala ateşim sönmemişti, hala azgındım. Tayfun yanıma uzandı ve birbirimize sarılıp dinlenmeye koyulduk. Bundan sonra erkeksiz değildim, istediğim zaman beni yatağa atacak birisini bulmuştum. Bu arada konuşuyorduk.
Tayfun'un anlattığına göre, Aylin hiçbir zaman ağzına boşalmasına izin vermiyormuş. Ayrıca Aylin, Tayfun'un anal seks isteklerine her zaman ters cevap vermiş.
Aylin bana bunlardan hiç bahsetmemişti, böyle güçlü kudretli bir erkeğin isteklerini nasıl karşılamaz bir kadın, anlayamadım. Ben daha önce mutsuz bir evlilik geçirdiğim için iyi erkeğin değerini bilirim. O yüzden ona arka deliğimi de tatma fırsatını verecektim.
Dudaklarından öperek, boynunu boğazını yaladım, oradan göğüs uçlarını, ardından göbeğini, ordan taşaklarına geçip yalamaya başladım. Tayfun'un siki çoktan hareketlenmişti. Taşaklarını yalamaya devam ederken, bir elimle de sikini aşağı yukarı çekiyordum. Siki iyice kalktıktan sonra,
"Götümü sikmek istiyor musun?" dedim. "Deli misin, istemez miyim hiç?" diyerek, sevinçle hemen yerinden doğruldu.
"Ama ilk olacak...!" dedim ve domaldım. “Kızlığımı sen bozacaksın.”
"Tamam aşkım!" diyerek kalçalarımı iki eliyle ayırıp, arasına yumuldu.
Diliyle bir amıma, bir götümün deliğine darbeler atıyor, arada bir dilini götüme sokmaya çalışıyordu. Daha sonra bir parmağını götüme sokup çıkarmaya başladı. Göt deliğimin yavaş yavaş genişlediğini hissediyordum. Ardından ikinci parmağını da sokup çıkarmaya başladı.
Bu bana biraz acı veriyordu, ama arada bir söylediği tatlı sözler beni tekrar motive ediyordu. Bir süre parmaklarıyla girip çıktıktan sonra, genişleyen göt deliğime sikini dayadı ve yavaş yavaş ittirmeye başladı. Sikinin başı girince çok acımıştı, bir süre öyle beklemesini söyledim. Biraz bekledi ve ben,
"Tamam, devam et!" deyince, kalanını da sokup, kenetlendi arkama...
Biraz da öyle bekledikten sonra götüme girip çıkmaya başladı. İlk başlarda acı vermesine rağmen, alıştıktan sonra ben de zevk almaya başlamıştım. Götüme hızlı hızlı girip çıkmaya devam ederken, bir ara beni kendine doğru çekip doğrulmamı sağladı ve bir eli göğüslerime, diğeri de amıma yöneldi. Bir anda üç hassas noktamın uyarılması benim orgazm olmama yetmişti. O da bir süre sonra inleye inleye götüme boşaldı ve siki ininceye kadar da götümü sikmeye devam etti.
Daha sonra toparlandık. Tayfun teknede duş alırken, ben hemen denize atladım ve biraz serinledim. Denizden çıktığımda, Tayfun biralarımızı yenilemişti.
O gün teknede akşama kadar çırılçıplak kaldık. Sarmaş dolaş oturup sohbet ettik, öpüştük, elleştik, seviştik ve sikiştik. Akşama doğru teknenin dümenine geçip motorları çalıştırdı. Tekne mavi denizde süzülerek yazlığa dönerken, bu yaşadıklarımızı Aylin’in bilmemesi konusunda ikimiz de hemfikirdik.
Aylin gelinceye kadar durmaksızın seviştik. Benim erkek hasretimi, seks açlığımı tam manasıyla giderdi. Güçlü bir boğa gibi durup dinlenmeden sevişti benimle... Sevgilisi geldikten sonra da fırsat bulabildiğimizde buluşup seks yapmaya devam ettik.
Yaz bittiğinde bizim hızlı cinsel yaşamımız da sona erdi. Birbirimizi mutlu etmiştik yaz boyunca... Normal yaşantımıza geri döndük. Birbirimizi aramadık hiç...
Üvey Kızım
Hafta içi bir gece vakti İzmir'den kötü bir haber aldık. Karımın bir yakını vefat etmişti. Vefat eden kişiyi iyi tanımıyordum, henüz iki yıllık evliydik sonuçta... Karım tarafına uzak olduğumuzdan, bir hayli geniş akraba silsilesini tam anlamıyla kavrayamamıştım.
Aslında anlattığı kadarıyla pek yakın bir akraba da değildi, ama o yine de gitmek istiyordu. Eşim önce üçümüz birlikte gitmemizi istedi. Ben, yeni sayılabilecek eşim ve eşimin onyedi yaşındaki kızı Seda...
“Maalesef canım, işimden izin almam mümkün değil...” dedim. Seda da,
“Benim de okulum var anne... Sınavım var, okuldan sonra tenis kursum var. Kesinlikle gelemem ben de...” deyince,
“İstersen sen git canım, ayıp olmasın. Biz Seda ile idare ederiz bir kaç gün...” dedim.
Eşim kısa sürede hazırlandı, onu terminale götürüp İzmir otobüsüne bindirdim. Binbir tembihle bindiği otobüs uzaklaşırken hala pencereden el sallıyordu bana... Eşimi yolcu ettikten sonra ben de güzel ve fingirdek üvey kızımın beni beklediği evimize döndüm, içimde bir sevinç... Eve döndüğümde Seda geceliğini giymiş, salonda televizyon izliyordu. Annesi varken evde akşamları giydiği pijaması değildi üstündeki... O yatarken giydiğini çok seyrek gördüğüm minicik, seksi, fırfırlı geceliğini giymişti.
Banyoya gidip duş aldım. Duştan sonra üzerime bir şort giyip salona geçtim, Seda'nın yanına oturdum. Geceliği sıyrılmış, ayva tüylü kalçalarına kadar açılmıştı. Biliyordum, mahsus yapıyordu bunu deli kız... Beni delirtmek için, tahrik etmek için yapıyordu.
"Sıhhatler olsun!" diyerek beni yanaklarımdan öptü. “Mis gibi kokmuşsun.”
“Sen de çiçek gibi kokuyorsun canım...” dedim kokusunu içime çekerek... “Tazecik, güzel bir çiçek gibisin.” Kikirdedi bunu duyunca... Hoşuna gidiyordu böyle şeyler söylemem...
Seda 17 yaşında tatlı bir kızdı. Eşimin tek çocuğu olduğu için, öz babasının yokluğunu hissetmemesi için, eşim gibi ben de Seda'yı şımartır, bir dediğini iki etmezdim. Sorunlarını dinler, derslerine yardım eder, yaşıtıymış gibi davranırdım hep...
Annesi yanımızdayken sakin, uslu, ağırbaşlı davranırdık. Fakat ikimizi yalnız bıraktığındaysa iki yaşıt ergen gibi kudururduk evde... Seda ile şakalaşır ve oyunlar oynardık. Tabi, utanarak demeyeyim, çünkü utanmayı bıraktım artık, kızın her tarafını ellerdim.
Belli etmemeye çalışarak, sanki oyunun bir parçasıymış gibi, onun pürüzsüz bacaklarını, irileşmeye, dikleşmeye başlamış portakal irisi göğüslerini çaktırmadan okşardım. Ama eminim hiç bir insan evladı da bu seksi kızı ellemeden bırakamazdı.
Bütün giysileri açık saçık, minicik, bütün güzelliklerini sergileyen şeylerdi hep... Ah o ip askılı tişörtlerinin bol kesim yanlarından görünen pembecik uçlu memeleri... Ah o kalçalarının yarısını zor kapatan minicik şortların açıkta bıraktığı yuvarlacık diri poposu... O avuçlama isteği uyandıran genişçe kalçaların üzerinde bir karışlık incecik beli... Minicik burnu, bal gibi dudakları, bazen at kuyruğu yaptığı uzun sarı saçları...
Ya bütün bu güzellikleri yazın tatile gittiğimiz otellerde minicik bikinileriyle sergilemesine ne demeli? O ayva tüylü bedenine süründüğü güneş kremiyle Ege güneşinin altında sere serpe yatmaları... Islak bikinisinin altında yumruk gibi kabaran bakire amcığının iç açıcı görünüşü...
Şıllık kız, güzelliğinin farkındaydı elbette ve erkekleri kendine baktırmaya, ağızlarının suyunu akıtmaya da bayılıyordu. Yeni cici babası olarak ben de ona hayran erkekler sınıfına katılmıştım doğal olarak... Tek farkım benim bu güzellikleri uzaktan değil, locadan, tam da dibinden izleme şansına sahip olmamdı.
En az onun kadar güzel ve azgın olan annesiyle geceleri sevişirken çoğu kez üvey kızımın görüntüsü gelirdi aklıma... Şeytan işte... Delirirdim o zaman... Yeter demeden üstünden inmezdim karımın... Kerkenez gibi tepesine biner, iliklerimin son damlasını karımın içine boşaltırdım her seviştiğimizde...
İşte, eşimin İzmir'e gitmesiyle, birkaç günlüğüne de olsa Seda ile evde yalnız kalacaktık. Bunun, masum görüntüsünün altında yatan çok seksi, muhteşem, lolita tadındaki kızla ilgili kurduğum erotik hayallerim için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyordum.
Televizyonu Seda ile birlikte izliyorduk. Yan yana... Dip dibe... İyice yanıma sokuldu, kolumu kaldırıp omuzunu sardım. İzlediği saçma gençlik dizisine bakmaya başladım ben de... Hayatımdan memnundum. Şu anda tek sorunum, sertleşen aletimi üvey kızımdan nasıl saklayabileceğimdi.
“Neden sen de annenle gitmedin Seda?” dedim sonunda... “Okulundan izin alabilirdin.”
“Amann... Babamın teyzesinin bilmem nesi... Kalkıp gidecek kadar üzülmedim ki... Hem böyle daha iyi... Annemin yasakları yok. Rahatım. Sen beni annem kadar sıkmıyorsun.”
Omuzunu daha sıkı kavrayıp omuz başından tuttum, iyice kendime çektim. Sımsıkı sarıldım. Seda da iyice yerleşti boşluğuma... Ateş gibi yanıyordu, sıcaklığı beni de yakmaya başlamıştı artık...
“Seni çok seviyorum...” diye mırıldandım. “Senin gibi güzel, cici kızlar sıkılır mı hiç? Sen benim bir tanemsin.” Konuşurken omuzundaki elimi beline indirip kalçasının yuvarlağını okşamaya başlamıştım. “Annen neden kalkıp gitti öyleyse? Bu kadar uzak akrabaysa? Merak ettim doğrusu...”
Başını kaldırıp yüzüme baktı. Söylesem mi acaba modundaydı, hissediyordum. İncecik belini tutup sıktım,
“Söylesene kız... Çıkar şu dilinin altındaki baklayı... Bana söylenmeyen bir şeyler var, hissediyorum. Merak etme, bir şey varsa bile söyleyebilirsin. Annenin ilk erkeği değilim sonuçta...” Durdum, gülerek, “Hem söylersen, belki ben de seni sevindiririm.”
Gözleri parladı bunu duyunca... Hiç dayanamazdı çünkü... Kendisine her istediğini aldığımda kucağıma atlayan kız, şimdi bülbül gibi şakıyacaktı bana...
“Şeyy... Beni satın alamazsın.” dedi gülerek, omuzlarını silkti. Belini sardım iyice, kendime daha da çektim. Yüzümü uzun sarı saçlarına gömüp kokusunu içime çektim.
“Canım... Bir tanem... Ayıp ediyorsun. Satın almak ne demek? Ammaa...”
“Ama...?” diye fingirdedi, başını yukarıya kaldırıp gözlerime baktı merakla...
“Senin telefonun modeli eskimedi mi? Yenisini almak istemez miydin bir tanem?”
“Gerçekten mi? Yeni telefon mu alacaksın bana?” Yarım dönüp boynuma sarıldı, eğilip o körpe dudaklarından öpmemek için kendimi zor tuttum.
“Telefon senin köpeğin olsun bebeğim. Her şeyi alırım sana... Ama sen anlat bakayım şu işin aslını...”
“Şey... Aramızda kalacak ama... Ölümü gör söylersen... Bu ölen kadın annemin teyzesinin kocasının bilmem nesi... Dıdısı... Ama teyzesinin oğluyla annem...”
“Eee? Söylesene kız... Merak etme... Domuz eti yemişim ben küçükken... Kıskançlık sıfır bende... Kıskanç erkek olsam, ne anneni, ne de seni mini eteklerinizle, dekolte elbiselerinizle gezdirir miyim? Fıkır fıkır oğlanların arasına salar mıyım seni salkım saçak? Anlat şunu...”
“Ya... İşte... Kısaca anlatayım. Annemle teyzesinin oğlu eski sevgililer aslında... Ben küçükken bizim evden çıkmazdı hiç... Sonra ilişkileri ortaya çıkınca ayrılmak zorunda kaldılar. Bir sürü olay, kavga... Babam bizi bıraktı. Teyzesinin oğlu da serserinin tekiydi, annemi bırakıp gitti. Sonunda seninle tanıştı annem, seninle evlendi.”
“Şimdi onunla buluşmaya mı gidiyor yani, öyle mi?”
“Eh... Teselli edecektir herifi... Aşıktı o yakışıklı serseriye, özlemiştir biliyorum... Ama dönüp gelir, merak etme... Ne mal olduğunu öğrendi çünkü... Kızmadın değil mi anneme? Kıskanç, kaba bir erkek değilsin sen, kendin de söyledin.”
Aslında evlenirken eşime eskileri sormayacağıma söz vermiştim. Böyle güzel bir kadının bana gelene kadar erkeklerle bir şeyler yaşamamış olması mümkün değildi, biliyordum. O da anlatmamıştı bana... Ama şimdi karımın eski kırıklarını, aşk maceralarını kızından öğrenmek biraz şaşırtmıştı beni...
Meğer kocasını teyzesinin oğluyla boynuzlayan bir kadınmış benim karım... Televizyona görmeyen gözlerle bakıyordum. Seda da susmuş, anlattıklarına benim ne tepki vereceğimi bekliyordu.
Tamam ben karıma söz vermiştim. Eskileri sormayacaktım, kıskanmayacaktım. Fakat bana söylemeden eski sevgilisine koşması biraz kızdırmıştı beni doğrusu... Fıstık gibi seksi kızını benim yanımda bırakarak hem de... İki yıllık yeni kocasına emanet ederek... Eğilip yanağından öptüm kızımı,
“Teşekkür ederim canım... Öğrendiğim iyi oldu.” dedim.
“Telefon işini unutmuyorsun değil mi?”
“Yarın telefon elinde... Merak etme...”
Onu televizyon izlerken bıraktım, salondan kalkıp bilgisayarın bulunduğu odaya geçtim. Kısa bir iç hesaplaşma süreci yaşadım. Çok sürmedi ama... Şimdiye kadar hep tabu diyerek kendime yasakladığım, hayal kurmakla yetindiğim şeyleri yapabilirdim. Annesi engelleri yıkıp kaldırmıştı. Artık Seda’ya yapacaklarım için bir bahanem vardı.
Bilgisayarı açıp, hoparlörün sesini kapatıp, açık bir film izlemeye başladım. Şortumun içinde penisim çoktan kalkmış, kazık gibi olmuştu. Daha sonra filmi pauseye basarak ekranın altına attım. İnternetten erotik ve hafif pornografik resimlerin olduğu sitelere girdim ve onları da ekranın altına attım.
Bilgisayar koltuğunu sonuna kadar arkasına yaslayıp, şortumun içinde sikimi de ayarladıktan sonra içeriye seslendim,
“Seda... Bırak şu televizyonu artık... Gelsene, internette biraz sörf yapalım. Yeni çıkan telefon modellerine bakarız!"
Seda televizyonu kapatıp hevesle geldiğinde koltukta yanıma oturttum. Birlikte birkaç alışveriş, teknoloji sitesi gezip telefonlara, yorumlara baktıktan sonra, dudaklarını büzerek,
“Çok dar ama bu koltuk, rahat değilim ben...” dedi. O anda köfte dudaklarını ısıra ısıra öpmek geldi içimden, yapamadım,
“İdare et canım... Seni kucağıma oturtacak halim yok ya...” dedim gülerek... O da güldü, şımarık bir hareketle kıçını kaldırıp bir anda kucağıma oturuverdi,
“Niye oturmayacakmışım?” dedi. “Sanki yabancı mıyız biz? Üvey de olsak, baba kız sayılırız, öyle değil mi?”
Neredeyse nefesim kesilir gibi oldu kızın taş gibi kalçalarını kucağımda hissedince... Ben yanında oturmaya, sıcak tenini hissetmeye razıyken sikimin üstünde dolgun kalçalarının baskısı bitirmişti beni...
Ben arkama yaslanmış onu izliyordum, onun kalçaları ise benim yarağıma yaslanmış, yarağımla adeta dans ediyordu. Seda bir süre sonra,
"Aaa, bunlar da ne? Bir sürü spam sayfa açılmış!" diyerek, ekranın altına attığım erotik sayfalardan birini açtı. Pür dikkat ekrandaki açık saçık resimleri inceliyordu. Neye baktığını çok iyi bildiğim halde,
"Dur bakayım, neymiş onlar?" diyerek, resimlere birlikte bakmaya başladık. “Nerden çıkmış bunlar böyle... Off, off...” Güldü benim oflamalarıma,
“Aman sen de... Denizde bana bakan erkekler gibi oflamasana...” dedi. Yine de resimleri tek tek incelemeyi bırakmamıştı.
“Sen de adamları suçlamasana... Senin gibi fıstığa bakıp da of çekmeyen erkek sayılmaz ki canımın içi...” diyerek ensesinden öptüm. Gıdıklanıp kaçmaya çalıştı dudaklarımdan...
Ekranın altına attığım sayfaları özellikle seçmiştim. Resimler, tangalı ve sütyenli genç kızların hafif erotik pozlarından başlıyor, ilerleyen sayfalarda tamamen çıplak pozlarla devam ediyor, daha sonraki sayfalarda ise resimler kademeli olarak resmen sikişli sokuşlu pornoya dönüşüyordu.
İlk sayfaya bakarken, aynı zamanda da resimlerdeki yarı çıplak kızların vücutları hakkında yorum yapıyorduk. Seda'nın kendi göğüsleri çok küçük olduğundan, özellikle resimlerdeki kızların göğüsleri hakkındaki düşüncelerimi öğrenmeye çalışıyordu. Ben de özellikle küçük göğüslü kızları beğendiğimi söylüyordum.
“Ama baksana şu koca memelere... Erkekler böyle koca memeleri seviyor bence... Sen ne diyorsun?”
“Lütfen, seninki gibi portakal memeler daha güzel, daha estetik bence... Bu kadınların memelere baksana, sarkmış çoğu... Sarkmayanlar da silikonla şişirilmiş, suni hepsi....” Elimi yukarıya götürdüm, hafifçe göğsünü tutup sıktım, bıraktım,
“Ahhh...” dedi, dudaklarını ısırdığını gördüm,
“Bak, senin memen taş gibi yavrum. Onlarla karşılaştırma bile yapılmaz. Seninkiler harika... Doğal...” Sıra açık saçık porno resimlere geldiğinde, Seda kalçalarını kalp gibi atan yarağıma daha çok bastırmaya başladı. Yarağımı şortumun içinden çıkarmaya karar verdim.
"Hoparlörün sesini açar mısın?" dedim.
Seda hoparlörün düğmesini açmak için kucağımdan kalkıp öne doğru eğildiğinde yarağımı şorttan çıkarıp, geri otururken yarağımın üzerine oturmasını sağladım. Şimdi yarağımla Seda'nın amı arasında sadece geceliğinin altındaki külodu vardı. Küloduna rağmen kızın bakire amının kavurucu sıcaklığını erkekliğimde hissedebiliyordum.
Seda yarağımın üzerinde hafif hafif ileri geri sürtünerek, porno sayfaların birini kapatıyor diğerini açıyordu. Ben de bu arada bir elimi geceliğinin altına, göbeğine sokarak, hafif hafif göbeğini okşuyordum.
“Ne kadar kocaman şeyleri var bunların?” dedi biraz şaşırarak...
“Eh, normal şeyler bunlar... Adamlar porno yıldızı... Sikleri büyük olmasa pornolarda oynatmazlar ki... Kadınlar da öyle... Baksana şunların güzelliklerine... Nasıl sevişiyorlar değil mi?
“Nasıl alıyorlar bunları... Sikleri peki? Canları yanmıyor mu?” Ah benim meraklı Lolitam ah... Nasıl da hiç bilmiyormuş gibi masum masum soruyor, nasıl da kışkırtıyor insanı...
“İstediği kadar büyük olsun bebeğim. Kızlar zevk alınca amcıkları sulanır, kayganlaşır. O sikiştikleri erkeklerin koca yarakları yağ gibi kayar amcıklarında... Kaydıkça daha da zevk alırlar, daha da ıslanırlar...”
Bunu anlatırken elimi önüne götürmüştüm geceliğinin altında... Yumruk gibi kabarıp şişmişti kızımın amcığı... Parmaklarımın ucu köz ateşe değmiş gibi yandı sanki... Ürkütmemek için hemen çektim elimi...
"Ayy... Yapmaa...” dedi fısıldayarak... “Bunlara baktığımızı anneme söylemeyeceksin, değil mi?" dediğinde, göbeğini okşayan elimi yukarı, sütyensiz göğsüne götürdüm. Uçları kabarmıştı, zevk alıyordu kaltak... Hafifçe okşayarak,
"Merak etme canım... Yaşadığımız her şey aramızda sır olarak kalacak! Hem sen artık büyüdün, yetişkin genç kız oldun. Bazı şeyleri keşfedip yaşamak senin en doğal hakkın!" dedim.
Seda'nın nefes alışverişi sıklaşmış ve her nefes alıp verdiğinde sertleşmiş göğüs ucu avucuma değiyordu. Artık filmi açma zamanı gelmişti, öne doğru eğilerek filmi tıklayıp tam ekran yaptım ve starta bastım. Filmden gelen şehvet dolu inleme sesleri eşliğinde sevişen kadın ve erkekleri izlemeye başladık.
Bu anları yaşayacağımı hayal bile edemezdim. Fantazilerimi süsleyen seksi kızım yarı çıplak kucağıma oturmuş, merakla porno film izliyordu. Filmi ileri geri alma bahanesiyle, kucağımdaki Seda'nın külotlu amına sürtünüp duruyordum.
Seda filmi izledikçe, kadının amına girip çıkan porno yıldızı erkeğin koca yarağını gördükçe, külodunu zorlayan sertliğin nedenini anlamıştı. Ve hiç bozuntuya vermeden kendisi de minik yaylanma hareketleriyle yarağıma sürtünüyordu. Arkama iyice yaslandım ve Seda'yı yarağımın üstünde tutarak sürtünmesine yardımcı oldum.
Çok geçmeden sikimin teninde külodunun ıslandığını hissettim. Az sonra da ekranda feryat figan orgazm olan kadınla beraber kasıldığını, titrediğini... Seda da orgazm olmuştu. Bense neredeyse boşalmak üzereydim ve kendimi zor tutuyordum. Boşalırsam Seda'yı ürkütebilirim diye düşünüp tuttum kendimi...
Neyse ki film fazla uzun değildi, çabuk bitti. Hemen Seda'yı kucağımdan kaldırdım ve yarağımı şortumun içine sokup bilgisayarı kapattım. Banyoya zor yetiştim ve yarağımı şortumdan çıkarır çıkarmaz müthiş bir patlamayla boşaldım. Döllerim lavabonun üstündeki aynaya kadar fışkırmıştı.
Boşalmam bitince tuvalet kağıdıyla aynayı ve lavaboyu silerek fışkırmış dölleri temizledim. Sonra duşa girip yarağımı yıkadım. Kurulanıp şortumu tekrar giydim ve banyodan çıktım.
Seda bu arada salona geçmiş, televizyonu açmıştı. Üçlü koltuğa uzanmış, gözleri kapalı yatıyordu. Biraz önce yaşananlardan utanmış olsa gerek, uyuyor numarası yapıyordu. Uyumadığını biliyordum, fakat onun bu oyununa katılmaya karar verdim. Televizyonu kapattım ve yanına giderek,
"Seda, uyuyor musun güzelim?" diye seslendim. Seda cevap vermeden arkasını döndü ve uyuma numarasına devam etti. Minik gecelik sıyrılmıştı iyice... Ağı ıslanmış külodu iştah açıcı görünüyordu. Saçlarını okşayarak,
"Seda, burada uyunmaz, kalk yatağına yat!" dedim. Seda gözlerini açmadan sağa sola biraz kıpırdadı, ama yatmaya devam etti.
"Kalk canım, seni yatağına götüreyim!" diyerek kucağıma aldığımda, gözleri kapalı bir şekilde,
"Annem yok... Korkarım yalnız yatmaktan... Bu gece senin yanında yatayım, ne olur!" diye mırıldandı.
"Tamam canım!" diyerek bizim yatak odasına götürdüm, yatağa yatırdım.
Gece lambasını yaktım, şortumu da çıkarıp ben de yatağa uzandım. Seda arkasını bana dönmüş uyuma numarasına devam ediyordu.
"Seda canım, hava sıcak, bunalırsın!" diyerek çekiştire çekiştire, geceliğini üstünden çıkardım. Şimdi sadece külodu kalmıştı ve külodunun arkası iyice götünün yanakları arasına girmişti.
Bir süre tüyleri kabarmış poposunun o halini, güzel manzarayı seyrettim. Sikim yine sertleşmişti, sıvazlayıp okşadım seyrederken... Biraz sonra kulağına eğilip,
"Külodunu da çıkarayım mı canım?" diye sordum. “Daha rahat edersin, rahat uyursun.” Seda sadece,
"Hı hı!" diye mırıldanınca, külodunu yavaşça çıkardım. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Tam arkasına 66 pozisyonunda yanaşıp, yarağımı bacak arasına doğru yerleştirip ona sarıldım. Uyumak bir yana, Seda'nın kalbi hızla çarpıyordu. Yarağım amının dudakları arasında dolaşırken nefes alışverişleri hızlanıyordu. Amının suyu yarağıma bulaşmaya başlamıştı.
Arkasından çekilip, Seda'yı sırt üstü yatırdım. O halen uyur numarasına devam ediyordu. Elimi küçücük göğüslerine götürüp biraz okşadıktan sonra, göbeğine, oradan da amına geldim. Parmaklarım amının dudaklarında gezindikçe, Seda soğukta kalmış kuş gibi titremeye başladı.
Sonra bacaklarını aralayıp, o körpecik amını doyasıya öpüp yaladım. Klitorisini emmeye başladığımda, Seda kasıklarını yükseltip amını ağzıma bastırıyordu. Birden elektriğe çarpılmış gibi titreyerek orgazm oldu. Ben yalamaya devam ediyordum. Seda orgazm olduktan sonra amını yalamama fazla dayanamadı ve bacaklarını kapadı. Yataktan kalkıp, komodinin üzerinde duran kağıt havludan bir iki tane alıp, önce yarağımın ucundaki zevk suyunu sildim, sonra elime birkaç tane kağıt havlu alarak Seda'nın başucuna dikildim.
Seda'nın halen gözleri kapalıydı. Yarağımı dudaklarına sürdüm, ağzına almasını istiyordum. Hafifçe araladığı iki dudağının arasına yarağımın başını sokup, hafif hafif gidip gelmeye başladım.
Her gidip gelişimde birazcık daha soktum ağzına. Yarağımın sadece kafası ağzındaydı, öylece hızlanıp zevkin doruğuna çıktım. Boşalmama yakın yarağımı ağzından çıkarıp, elimdeki kağıt havluya boşaldım. Sonra banyoya gidip yarağımı yıkadım. Yatağa geldiğimde, Seda yüzüstü dönmüştü, aklı sıra uyuyor numarasına devam ediyordu. Ensesinden başlayarak, omuzlarını, sırtını, belini öptüm yaladım, kalçalarına geldim. Süt gibi götünün yanaklarını ayırıp, minnacık göt deliğini dilledim.
Dilimi götüne soktuğumda, Seda zevkten çığlık atmamak için yastığı ısırıyordu. Seda'nın öpülmedik, koklanmadık, yalanmadık yerini bırakmadım. En son ben sırtüstü yatıp, Seda'yı üzerime aldım. İki elimle kalçalarından tutarak, amıyla yarağıma sürtünmesine yardımcı oldum.
Seda bir kez daha orgazm olurken halen uyur numarasına devam ediyordu, ancak bir süre sonra üzerimde gerçekten uyudu.
Sabah erkenden kalkıp, Seda'nın külodunu ve geceliğini giydirdim ve üzerine battaniye örttüm. Benim işe gitmem gerekiyordu, Seda'nın da okulu vardı. Ben hazırlandıktan sonra onun kahvaltısını hazırlayıp uyandırdım. Zor da olsa kalktı. Ona iyi dersler dileyip evden çıktım, işe gittim. İş yerimde sürekli gece olanları düşünüp, akşamı iple çekiyordum. İşten çıkıp telefoncuya uğradım. Söz verdiğim telefonu alıp eve geldiğimde, Seda henüz gelmemişti. Benden yarım saat sonra tenis kursundan döndü.
Tenis kursundan geldiğinde hep duş alırdı. Tenis çantasını bırakıp banyoya duş almaya girdi. Bu fırsat kaçıramazdım. Bir iki dakika sonra banyonun kapısını tıklatıp açtım ve
"Seda, telefonu sormadın hiç...” dedim. Çırılçıplak, körpecik vücudunun her yerinden sular köpükler süzülüyordu. Öyle güzel bir manzaraydı ki... Benim kapının önünde durup onu izlememden hiç rahatsız olmamıştı Seda...
“Teşekkür ederim.” dedi başını yan çevirip... “Sözünü tutan bir erkeksin sen... Alacağını biliyordum.” Elindeki köpüklü lifi göğüslerine,karnına, apış arasına sürüp duruyordu. Onu seyrettikçe sikimin zonkladığını hissediyordum. Taş gibi olmuştum yine...
“Peki, sırtını sabunlamamı ister misin canım?" diye sordum. Sadece kafasını çevirip, "Hı hı!" diye onaylayınca banyoya girdim.
Hemen soyundum ve ben de Seda’nın yanına, duşun altına geçtim. Sırtını sabunlama bahanesiyle, şampuanla omuzlarından başlayarak sırtını, belini, kalçalarını, baldırlarını topuklarına kadar masaj yaparak sabunladım. Topuklarına geldiğimde yere oturdum. Arka tarafını sabunlamam bitince, önünü döndürdüm ve bacaklarını hafif araladım. Ayak parmak uçlarından başlayarak bacaklarını, amını, göbeğini, göğüslerini yine masaj yaparak sabunladım.
Ayağa kalkmıştım, fakat yarağım da ayaklanmıştı. Ben Seda'nın sabunlu vücudunu ılık suyla durularken, o gözlerini kalkmış yarağıma dikmişti.
Seda'yı duruladıktan sonra arkamı dönüp ben duş almaya başladım. Seda ise bir elinde şampuan şişesi ile kolumdan çekerek,
"İstersen ben de senin sırtını sabunlayayım?" dedi. Zaten beklediğim de buydu, onun için,
"Çok iyi olur canım!" dedim. Benim ona yaptığım gibi, sırtımı sabunlayıp topuklarıma geldiğinde, ona önümü döndüm ve bacaklarımı hafif araladım. Yarağım dimdik ayaktaydı.
Ayaklarımdan sabunlamaya başlayıp, bacaklarımdan yukarı çıkarak yarağıma geldiğinde, Seda'nın yüzü kasıklarımın hizasında ve dudakları yarağıma birkaç santim mesafedeydi. Başının arkasından küçük bir dokunuşla dudaklarını yarağıma yapıştırıp devam etmesini söyledim.
“Dünkü filmi hatırlıyor musun? Kızlar erkeklerin sikini nasıl yalıyordu... Hadi sen de bana aynısını yap canım...”
Yarağımın başını biraz öptü yaladı, taşaklarımı okşadı, ama bu benim için yeterli değildi.
Ayağa kaldırdım. Elinden şampuanı alıp, önce yarağımı sıvayıp, sonra elime bolca şampuan döktüm ve amını şampuanladım. Bacaklarını açıp, ayaktayken Seda'yı kucağıma aldım.
Seda kollarını boynuma, bacaklarını da belime dolamıştı. Ben de kalçalarından tutuyor ve götünün yanaklarını yoğuruyordum. Bu pozisyonda yarağım amının küçücük dudakları arasına yerleşmişti. Amına girmek için yanıp tutuşuyordum. Seda'nın kulak memelerini biraz yalayıp emdikten sonra, kulağına,
"İçine girmemi ister misin?" diye fısıldadım. Seda kollarını boynuma daha sıkı dolayarak,
"Hı hı!" diye mırıldandı. “Kızlığımı bozacak mısın şimdi? Canım yanacak ama...”
“Biraz... Korkma sakın... Kendini rahat bırak... Sonra çok zevk alacaksın... Pornodaki kızlar gibi zevk alacaksın. Çok güzel olacak... Sikim amında kaydıkça zevkten delireceksin bebeğim... İnan bana...”
Kendini tamamen bana teslim eden kucağımdaki Seda'yı, birkaç kez ileri geri yaptırarak, yarağımın kafasını amının deliğine denk getirdim. Ritmik hareketlerle yarağımın üstüne bırakmaya başladım. Yarağımın kafası amına girince, Seda kendini sıkıp kasmaya başladı. Köfte dudaklarını ısırıyordu.
"Sıkma kendini, serbest bırak!" dedim. Kendini serbest bırakınca Seda'yı yarağımın üstüne bıraktım. Aynı zamanda yarağımın daha derine girebilmesi için hamle yaptım, iyice bastırdım. Seda'nın çığlığı banyoyu inletirken, yarağım tamamen amının içinde kaybolmuştu.
O kadar sıcaktı ki, adeta yarağımı bir yanardağın içine sokmuştum. Kucağımda hoplatırken, Seda ağlamaya ve
"Çıkar, çok acıyor!" demeye başlamıştı. Bir elimle ağzını kapatıp,
"Tamam, birazdan çıkaracağım, ama ağzını açtığımda bağırma!" dedim ve alttan amına bir kaç kez daha kökledim. Seda'nın körpecik amını saatlerce sikmek isterdim, fakat çok geçmeden boşalmak üzere olduğumu hissettim. Seda'yı koltuk altlarından tutarak yarağımdan kaldırmaya çalıştım, ama yarağım oraya çakılmış gibiydi ve zevkten ölüyordum, neredeyse patlamak üzereydim.
Hızlı bir şekilde kaldırıp içinden çıkmamla birlikte, Seda'nın amından kan, yarağımdan da döl boşaldı! Ayaklarını yere bastırdım. Sımsıkı sarıldım. Küvetin dibindeki deliğin etrafında bir girdap ulaştıran pembemsi kanlı köpüklü su döne döne yavaşça boşalıyordu.
Duş başlığını kasıklarına tutup iyice temizlenmesini sağladım. Sonra da banyo havlusuna sarıp kucağıma aldım. Götürüp yatağa yatırdım yaralı kuşumu... Aceleyle ben de kurulandıktan sonra çıplak vaziyette yanına uzandım, sımsıkı sarıldım. Kollarımın arasına girdi.
“Canın çok yanmadı değil mi?” diye sordum
“Biraz yandı.” dedi. “Ama geçti şimdi... O kadar canım yanmıyor.”
“Bundan sonra daha güzel olacak. Dediğim gibi, çok zevk alacaksın. Sana sevişmeyi, seks yapmayı öğretirim. Oğlanlarla daha rahat hareket edersin. Bu güzelliğinle, seksiliğinle mest edersin onları...”
“Annemin haberi olmaz değil mi?”
“Korkma canım... İkimizin minik sırrı bu... Hem haberi olsa da bir şey diyemez bize... O da şu anda sevgilisinin kollarında zaten... Sevgilisinin sikini alıyor amına... Hadi biraz uyu da, dinlenip kendine gel. Biz de annen gibi sevişelim, mutlu olalım.”