Yastık sarmayla yalnızlıklar biter mi? Soğuk geceler, soğuk yataklar ısınır mı? Er koynunda yatmayınca karanlık gecelerde ışık olur mu? Kokusunu almayınca sabahlar olur mu? Yalnızlık zor, hasret zor, çok zor…
Sade Olutola
Stranger Things

Product Placement
taylor price
Lint Roller? I Barely Know Her
Cosimo Galluzzi
Show & Tell
The Stonewall Inn
No title available

ellievsbear
YOU ARE THE REASON
Cosmic Funnies
official daine visual archive

tannertan36
ojovivo
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
🩵 avery cochrane 🩵

pixel skylines

izzy's playlists!
Misplaced Lens Cap
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Indonesia
seen from Australia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Belgium
seen from United States
seen from United States
seen from France
seen from Vietnam
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from United States
@mutsuzhikayeleri
Yastık sarmayla yalnızlıklar biter mi? Soğuk geceler, soğuk yataklar ısınır mı? Er koynunda yatmayınca karanlık gecelerde ışık olur mu? Kokusunu almayınca sabahlar olur mu? Yalnızlık zor, hasret zor, çok zor…
Merhaba
Ben geldim. Cebimde hikayelerimle…
Hikayelerim bu sayfada devam edecek. ♥
mutsuzdanhikayeler.tumblr.com
Eski hikayeleri de aktarıyorum yavaş yavaş... Kırmızı etiket yememeye dikkat ederek, biraz terbiyeli, biraz usturuplu, resimlerde titizlik göstererek...
Hepinizi çok çok öpüyorum.
İyi ki varsınız... ♥
Yirmibir (8)
*** Önceki Bölüm ***
"Ben artık gideyim." dedim Handan’a ve yataktan çıkıp kıyafetlerimi elime aldım. Giyecekken, Handan elimden tuttu ve
"Gitme, bende kal bugün." dedi.
"İyi tamam, kalayım." dedim. Handan çocuk gibi sevinmişti. Yataktan çıktı ve gardrobundan bir gecelik çıkartıp giydi üzerine. Sonra televizyonun yanına gidip, DVD’ye bir film koydu ve yatağa geldi. Sarmaş dolaş filmi izlemeye başladık. Film bittiğinde saat gece yarısını geçmişti. Televizyonu kapatıp uyuduk. Sabah uyandığımda yatakta yalnızdım. Kalktım. Üzerimi giyip aşağıya indiğimde, mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Handan kahvaltıyı hazırlıyordu, beni görünce gülümsedi ve yanıma gelip dudaklarımdan öptü.
Gayet güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Beraber oturup yedikten sonra, ben gitmek istediğimi söyledim. Handan,
"İki dakika bekle, şöförüm götürsün seni!" dedi ve şöförünü aradı. Sonra da benim telefon numaramı isteyip, kaydetti. Ardından bana bir zarf verip, yanağımdan makas aldı. Beraberce bahçeye çıktığımızda, Handan şöförüne,
"Beyefendiyi evine bırakalım!" dedi.
Handan’la vedalaşıp arabaya bindim ve adresi tarif ettim. Evimin önüne kadar götürdü şöför beni... Saat 08:00 falandı, çok erkendi daha. Bizimkiler uyuyordur diye sessizce girdim içeriye ve odamda zarfı açtım. İçinden 500 TL para çıktı. Çekmecemde kendime ayırdığım paraların arasına koydum.
Fakat epey bir para birikmişti, bunu evde tutmam doğru olmazdı, Pazartesi günü ilk iş bankaya yatıracaktım parayı. Jale aradı bu arada. Selamlaştıktan sonra,
"Demin Handan aradı beni, dün gece onda kalmışsın... Nasıl geçti?" diye sordu.
"Harikaydı, Handan çok güzel ve iyi bir kadın!"
"İyi iyi, ne kadar attı?" diye sordu.
"Beşyüz lira koymuş."
"Fena değilmiş! Var mı benden bir istediğin?"
"Haftasonu boşum, bir planım yok, istersen birilerini ayarla?"
"Peki öyleyse, ben sana haber veririm, görüşürüz!" dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra bizimkilerle kahvaltıya oturdum, fakat sadece bir bardak çay içtim, Handan’la yaptığım kahvaltı yetmişti bana. Babam da gün geçtikçe daha da iyiye gidiyordu, ilaçlarını aksatmadan alıyorduk, hatta özel hastaneye muayeneye götürüyorduk.
Ben çayımı içerken Jale tekrar aradı, masadan kalktım ve odama geçip telefonu açtım. Jale,
"Tamamdır ayarladım birilerini, akşam bana gel!" dedi. Ben de kim olduğunu bile sormadan,
"Tamam, akşam sendeyim!" diyerek telefonumu kapattım. Biraz ailemle beraber vakit geçirdim. Akşam üzeri çıktım evden, bir taksi durdurdum, taksiyle gittim Jale’nin evine. Ben daha zile bile basmadan Jale açtı kapıyı ve
"Hoş geldin." dedi. İçeriye girdim, Jale bana sarıldı ve sımsıkı öptü.
Salona geçtik, Jale birer kadeh viski doldurup yanıma geldi. Ben viskimi içerken Jale de bana kime gideceğimi anlatıyordu. Bir saat sonra gidecektim. Kadın gençmiş, ben yaşlardaymış ve ilk defa kocasından başka bir erkekle beraber olacakmış. Kocasının da yanımızda olacağını duyunca, elimde olmadan heyecanlandım ve
"Gerçekten mi?" dedim. Jale elimi tutarak,
"Heyecanlanmana gerek yok, onlar da senin kadar heyecanlı... Sen ne kadar profesyonel ve soğukkanlı olduğunu göster!" dedi. Gideceğim saat yaklaşınca, Jale bir taksi istedi, taksiyle gittim. Gideceğimiz yer çok uzak değildi, on dakika sonra varmıştık. Bir siteydi burası. Sitenin girişinden geçtikten sonra evi bulmamız çok sürmedi.
Ben taksiden indiğimde, kapıda bekleyen evin şoförü taksinin ücretini ödeyip taksiyi gönderdi. Daha sonra evin şoförüyle beraber içeriye geçtik. Salonda, gayet güzel bir bayanla, şık bir adam koltukta oturmuşlar, beni bekliyorlardı.
Beni görünce ayağa kalktılar. Tokalaştıktan sonra oturduk ve birer kadeh viski içmeye başladık. Evin şoförü de mutfağa geçmişti. Viskilerimizi içerken sohbet ediyorduk. Adamın ismi Cemil idi. 25 yaşında, benim boylarımda, esmer bir adamdı. Karısı Kübra ise, 23 yaşında, gayet zarif bir hanımefendiydi.
Zayıf ve ince vücuduna göre büyük ve dik göğüsleri, dolgun kalçaları vardı. Bembeyaz tenli ve sapsarı saçlarıyla adeta Rus kadınlarını andırıyordu. Oldukça zarif ve çekingen bir şekilde konuşuyordu Kübra benimle. Cemil en sonunda esas muhabbete geldi ve
"İkimizin de hayaliydi bu, yani grup seks yapmak!" dedi ve yutkundu.
“Elimden geleni yaparım, merak etmeyin.” dedim sanki çok profesyonelmişim gibi...
"Bize sürekli bağlı kalacak, hep yanımızda olacak birini istemiyoruz. Yani bu olay yaşanacak ve bitecek, biz öyle birini istiyorduk. Jale ile iki yıldır tanışıyoruz. Konuşurken laf açıldı ve ona danıştık. O da seni bize önerdi, çok efendi ve temiz biri olduğunu söyledi!"
"Evet, burada yaşananlar burada kalır. Sonra siz istemediğiniz sürece ben sizi arayıp sormam!"
"Sevindim!" dedi Cemil... Viskilerimizi bitirdikten sonra kalktık ve üst kata çıktık. Yatak odasına girip kapıyı kapadığımızda, Cemil hemen soyunmaya başladı. Ben de üzerimi çıkarttım. İkimiz de sadece boxerlerimizle kaldık. Cemil kenardaki koltuğa oturarak,
"Lütfen, sen başla. Ben size sonradan katılacağım!" dedi ve bir sigara yakıp, bizi izlemeye başladı.
Kübra’nın incecik belinden tutarak kendime çektim ve dudaklarına yapıştım, Kübra da aynı anda beni öpmeye başladı. İkimiz de heyecanlıydık, fakat ben heyecanımı belli etmemeye çalışıyordum.
Öpüşürken ellerimi, yumuşacık sapsarı saçlarına atarak okşamaya başladım. Öpüşmemiz bittiğinde, Kübra hafiften aşağıya doğru kayarak vücudumu öpe öpe sikime doğru iniyordu. Sikim kazık gibi olmuştu ve boxerimin içinden çıkmayı bekliyordu. Kübra en sonunda sikimle aynı hizaya gelmişti. İki eliyle boxerimi hızlıca indirdi. Sikim boxerimin içinden öyle bir fırlamıştı ki, suratına çarptı Kübra’nın.
Kübra minicik ellerine aldı sikimi, minyon tipli bir kızdı. Sikimi okşuyordu, damarları iyice belli olmaya başladı sikimin, ben de onun okşamasını izliyordum. Göz ucuyla Cemil’e baktığımda, boxerini çıkartmış, sikini okşuyordu.
Onun da siki en az benimki kadar uzun ve kalındı. Kübra’yı bugün parçalayacaktık. Kübra en sonunda sikimi yalamaya başladı, tamamen ağzına almak yerine gövdesinin bir bölümünü yalıyordu sadece. Bir eliyle de sikimi sıvazlamaya devam ediyordu. Ben de saçlarını okşamaya başladım.
Kübra sikimin gövdesinden hafifçe ortasına doğru kaydı ve en sonunda sikimi tamamen ağzına aldı. Güzel sakso çekiyordu, sikimi vakumluyordu adeta ve bu da bana acayip zevk veriyordu. Sabaha kadar onun güzel saksosuyla vakit geçirebilirdim.
Yaklaşık on dakika kadar sikimi yaladıktan sonra bıraktı, zevk sıvılarım hafiften akmaya başlamıştı. Kübra ayağa kalktı ve arkasını bana doğru dönerek,
"Fermuarımı açar mısın?" dedi. Bembeyaz teninde ateş kırmızısı minili bir tek parça elbise vardı Kübra’nın. Hafifçe, boynundan başlayan ve kalçasına kadar inen fermuarını indirdim ve elbisenin kollarını çıkarttığımda üstünden kaydı elbise. Sırtı bana dönüktü ve külotun alt tarafından çıkan kalçalarını görüyordum.
Eğildim ve kalçalarını iki elimle tutarak sıktım ve bu arada külotunun üzerinden kalçalarını öpmeye başladım. Kübra’nın bacakları titriyordu resmen, zevkten boşalacak gibiydi. Önünü döndüğünde külotunun üstünde hafif bir ıslaklıkla karşılaştım. Islanmıştı, ne kadar zevk aldığı belliydi.
"Külotumu çıkartır mısın?" dedi. İki elimle külotunu çıkarttım ve kenara attım. Bembeyaz amı karşımdaydı, hiç tüy yoktu amında, kaymak gibi temizlenmişti. Kübra’yı yatağa yatırdım ve bacaklarını açarak amını yalamaya başladım. Kocası da daha fazla dayanamamış ve yanımıza gelmişti. Yatağa dizlerinin üstünde çıktı ve sikini Kübra’nın ağzına verdi, ben de ıslanmış amını yalıyordum.
İncecikti amı, çok sikilmemiş olduğu belliydi. Parmağımı amından içeriye soktum ve klitorisini emerken git gel yapmaya başladım. Bu Kübra’yı iyice azdırmıştı ve çok geçmeden orgazm oldu.
Suları fışkırıyordu amından, birazı suratıma, birazı da yatağa gelmişti. Kübra, Cemil’in siki ağzından çıktığı anda zevk çığlıkları atmaya başladı. Biraz önceki çekingen ve zarif Kübra gitmiş, yerine tam bir orospu gelmişti. Bana, "Hadi artık gir içime, dayanamıyorum!" demeye başladı.
Cemil’le göz göze geldik ve (Hadi!) dercesine kafasını salladı. Ayağa kalktım ve dizlerimi yatağın kenarına koyduktan sonra sikimi elime aldım ve biraz okşayıp manzarayı seyrettim, daha sonra sikimi amının girişine getirdim ve bastırdım.
İçine girmiştim, ama amı daracıktı, istemsizce hırıldadım ve Kübra da bu arada çığlık atmıştı. Kübra’nın amını sikerken, bir yandan da ellerim büyük göğüslerini yoğuruyordu. Kübra’nın çığlıkları kesilmemişti, Cemil de ara sıra ağzına veriyor, fakat ara sırada ağzından çekerek onun çığlıklarını duymak istiyordu. Cemil bana,
"Yer değişelim!" dedi. İçinden çıktım ve Cemil benim yerime geçti, ben de ağzına verdim Kübra’nın.
Kübra gözleri kapalı hafiften inleyerek benim sikimi yalıyor, bir yandan da aldığı keyfe bakıyordu. Cemil bir süre bu şekilde karısını siktikten sonra bıraktı. Ben pozisyon değiştirmek için Kübra’yı kaldırdım ve domalttım yatakta. Dizlerinin üzerindeydi ve bir eliyle yataktan destek alırken, Cemil’in sikini yalıyordu. Tekrardan amına girdim ve pompalamaya başladım. İnanılmaz bir zevkti, Kübra’nın bembeyaz kalçaları benim kasıklarımın çarpmasından hafiften pembeleşmişti. Ben de iyice kızartmak için yoğuruyordum kalçalarını. Cemil bana
"İkili yapalım!" dedi. Ben de (Olur!) anlamında kafamı salladım ve içinden çıktım.
Cemil tam yanına yattı Kübra’nın, sonra da kucağına alıp amına girdi, kalçalarını iki elle açarak göt deliğini gösterdi bana Kübra’nın. Ben de ıslanmış sikimi göt deliğine sokmaya çalıştım. Fakat kocasının kalın siki vajinasına girmişken, daracık arka deliğine girmekte çok zorlanıyordum. Kübra ise çığlık çığlığa bağırıyordu.
Hafiften terlemeye başlamıştım, alnımdaki terleri elimle sildikten sonra var gücümle tekrar bastırdım götüne. En sonunda sikimin kafası girmişti, fakat Kübra’dan ağlarcasına bir ses çıktı. Eğildim ve boynuna bir öpücük kondurdum. Sonrasında devam ettim boynunu öpmeye. Bu arada içine gir çık yaparak alıştırıyordum götünü. Köküne kadar girememiştim, ama girecektim.
Kübra’nın götünü sikerken, bir ara kapıdaki buzlu camdan bir karaltı fark ettim. Cemil’e fısıltıyla durumu söyledim. Cemil yattığı yerden gülerek,
"Git, aç kapıyı birden!" dedi. Kübra’nın götünden çıktım ve kapıya yürüdüm. Birden kapıyı açınca, evin şoförüyle karşılaştım. Neye uğradığını şaşırmış, pantolonun önünden çıkardığı siki elinde, öylece kalakalmıştı şaşkın röntgenci...
Cemil bey hala yatakta sırtüstü yatmış, karısı üstünde yaylanıp duruyor, zevkine bakıyordu. Karısı da öyle... Cemil gülümseyerek karısına baktı. Sanırım gözleriyle anlaştılar, adamına emir verdi,
"Soyun ve yanımıza gel...!"
Şoför hiç itiraz etmeden soyunmaya başladı ve boxeriyle kaldı. Vücudu gayet düzgündü, hatta hafiften kaslı sayılabilirdi. "Külodunu da indir!" dedi Cemil, şöför onu da çıkarttı. Siki bizimkilerin yanında hafiften küçük kalmıştı, fakat kalınlığı iyiydi.
"Karımın ağzına ver, Mehmet sen de eski yerini al!" dedi. Ben hemen arkaya geçtim ve Kübra’nın hafiften kapanmış göt deliğine tekrardan girdim.
Bu sefer daha rahat girmiştim. Şöför de pis pis sırıtarak yatağın üzerine çıktı ve yarrağını Kübra’nın ağzına verdi. O çıtı pıtı, narin genç kadını üç erkek birden sikmeye başladık.
Tam porno filmlerde izlediğim bir sahneyi yaşıyorduk. Daha bir kaç ay önce, hiç bir kadınla beraber olmamış, yirmibir yaşında bir acemi iken, bu gece grup seks yapıyordum. Harika bir duyguydu bu...
On dakika sonra evin hanımefendisi tarafından siki yalanıp emilen şoför dayanamadı artık, böğüre böğüre Kübra’nın ağzına boşaldı.
Yarı sert sikinin son damlalarını da hanımına yalattırdıktan sonra yataktan indi. Ben de boşalacaktım, Kübra’nın götünden çıkarak kalçalarının üzerine boşaldım. Ben dinlenmek için koltuğa oturduğumda, şoför çoktan giyinmeye başlamıştı. Sonra bir şey demeden çekip gitti. Cemil de birkaç dakika sonra Kübra’yı üzerinden kaldırdı ve yere dizlerinin üstüne çöktürdükten sonra yarrağını Kübra’nın ellerine bıraktı. Kübra 31 çektirerek Cemil’i suratına boşalttı.
Cemil’in boşalması bittiğinde Kübra kalktı. Kalçalarında benim, ağzında şöförün ve suratında da kocasının dölleri vardı.
Yatak odasındaki ebeveyn banyosuna yıkanmaya gitti... *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (7)
*** Önceki Bölüm ***
O hafta sonu benim için harika geçmişti. Pazar akşamı toparlandık ve Özlem ile yola koyulduk. Jale’nin evine geldik ve sohbet etmeye başladık. Konuşulacak konu kalmadığında,
"Ben kalkayım artık." dedim. Özlem elimden tuttu ve
"Ben bırakırım seni!" dedi. Bindik arabasına. Evimi tarif ettim. Yolda giderken sohbet ettik. Mahallenin başına geldiğimizde,
"Ben burada ineyim." dediğimde, arabayı kenara çekti ve durdurdu. Çantasını aldı arkadan ve bir zarf çıkartıp,
"Teşekkür ederim, harikaydın!" dedi ve zarfı uzattı. Teşekkür ederek aldım zarfı ve indim arabadan. Eve gelince annemle uzun uzun sohbet ettik. Anneme olmayan Vakıfın olmayan etkinliklerine dair bazı şeyler uydurup anlattım. Sonra yorgun olduğumu söyleyerek odama geçtim. Cebimdeki zarfı çıkarttım ve paraları saymaya başladım. Tam ikibin lira vardı, inanamadım önce. Gerçekten bu zengin kesim için bu para elinin kiriydi, fakat bizim için gayet büyük bir paraydı.
Paranın bin lirasını aldım ve geri kalanını cebime koyduktan sonra salona geçtim. Anneme verdim parayı, ilaç paralarına rahat rahat yetiyor, hatta bizim gündelik ihtiyaçlarımızı bile karşılıyordu. Mart ayının başına kadar sürekli, rahatsız olduğumu söyleyerek veya başka bir bahaneyle Jale’nin tekliflerini reddettim. Çünkü bir şey yapmak istemiyordum, sınavlarım da vardı ve sadece onlara yöneliyordum. Benim için önemliydi Üniversite, o yüzden sınav döneminde başka bir şeyle uğraşmıyordum... Sınavlarımı başarılı bir şekilde vermiştim ve Mart’ın ilk haftası Jale beni aradı,
"Bu sefer müsaitsin, değil mi?" dedi.
"Evet evet, sınav dönemim bitti." dedim. Jale de,
"Süper, o zaman birisini ayarlıyorum, karı kaç gündür başımın etini yiyor!" dedi ve kapattı telefonu. Beş dakika sonra beni tekrar aradı, Cuma gününe ayarladığını söyledi ve adresi verdi. Cuma günü okuldan çıkınca eve geldim ve önce duş aldıktan sonra üzerimi değiştirdim ve Vakıfta işimin olduğunu söyleyerek evden çıktım. Otobüse binerek verilen adrese gittim.
Zengin bir muhitti. Kapıyı çaldım ve çok geçmeden hizmetçi kapıyı açtı. Kendimi tanıttığımda, hizmetçi gülümseyerek,
"Buyrun, Handan hanım da sizi bekliyordu!" dedi ve ben de içeriye geçtim.
Salonda güzel bir kadın beni bekliyordu, tokalaştık ve tanıştık. Handan hanım iki kadeh viskiyle yanıma geldi ve birini bana verdikten sonra yanıma oturarak kendini anlatmaya başladı.
Kırk yaşındaymış fakat hiç göstermiyordu, kızıl saçlı ve buğday tenliydi, 1.70 boyunda vardı ve göğüsleri, kalçaları harikaydı. Viskilerimiz bittiğinde saat yediye geliyordu, Handan elimden tuttu ve beraberce kalkıp üst kata çıktık. Bir odaya girdik, kapıyı kilitledi ve
"Kimse rahatsız etmesin diye kilitledim!" dedi, gülümseyerek yanıma geldi.
Dudaklarımdan hafifçe öptü, ben de ona karşılık verirken elimi kalçasına atarak sıktım. Gerçekten sımsıkı kalçaları vardı. Kim bilir kaç kişiyle sikişmişti hayatında, öpüşmeyi de çok iyi biliyordu, dudaklarını ve dilini çok iyi kullanıyordu.
Öpüşmemizin hızı iyice artmaya başlamıştı, benim de sikim yavaştan çadırı kurmuştu. Handan üzerindeki elbisenin askılarını indirince, elbise birden üzerinden kayıverdi ve karşımda dantelli siyah bir külotla kaldı. Göğüslerinde sarkma bile yoktu, belki estetik ameliyat geçirmişti, ama yine de vücuduna harika bakmıştı.
Yuvarlak ve iri göğüslerini biraz izledikten sonra elime alarak okşadım. Handan da beni acele ettirmiyor, istediğim gibi davranmama izin veriyordu. Hafiften eğildim ve ucu şişmiş göğsünü yalamaya başladım. Handan’dan o anda,
"Ohhhh!" diye bir inleme sesi çıktı. Hafif hareketlerle göğüslerini yalamaya devam ederken, bir yandan da bacaklarını okşuyordum. Handan eliyle birden başımı kaldırdı ve gülümseyerek bana baktı. Gözlerimiz ayrılmıyordu bir türlü birbirimizden.
"Ben nazik değil, sert bir erkek istiyorum!" dedi. Ben de birden kucakladım onu ve yatağa attıktan sonra,
"İstediğin neyse o olur!" dedim. Üzerimi çıkarttım.
Handan da yatakta sırt üstü uzanmış beni seyrediyordu. Pantolonumu da indirince boxerimle kaldım. Boxerimi saniyeler içinde çıkartıp, odanın bir köşesine fırlattım ve yanına giderek dudaklarından sertçe öpmeye başladım.
Handan da saçlarımı okşuyor, tırnaklarımı sırtıma geçiriyor ve sıkıyordu. Canım yansa bile hoşuma gitmiyor değildi. Öpüşmeyi zorla bıraktık. Handan beni yatağa sırtüstü yatırdı ve sikimi iki elinin arasına alarak bakmaya başladı. Sanki uzun süredir sik görmüyormuş gibi, aç bir şekilde bakıyordu. Biraz tükürükleyip okşadıktan sonra yalamaya başladı.
Saksosu muhteşemdi, gerçekten olgun kadınlar sekste bir adım öndeydi. O kadar profesyonelce yalıyordu ki, zevkin doruklarına çıkmıştım. Handan’ın kızıl saçlarından tutarak sikime doğru bastırdım, boğazına kadar giriyordu sikim.
"Al orospu, sert mi istiyorsun? Al sana sert!" diyerek iyice bastırıyor ve tam nefessiz kaldığında bırakıyordum. Sikim tükürükleriyle ve zevk sıvılarımla aşırı derecede ıslanmıştı. Handan sikimi yalamaya devam ederken, bir eliyle külotunu çıkarttı ve fırlattıktan sonra elini bacak arasına attı. Büyük ihtimal bir an önce boşalmak, rahatlamak istiyordu.
Çok fazla beklemeden sikimi ağzından çektim ve yatağa sırt üstü uzandırıp bacaklarını araladım. Geniş bir amı vardı, fakat tüysüzdü. Yumuldum ve mis gibi kokusunu içime çeke çeke ıslanmış amını yalamaya başladım. Handan da çığlıklar atıyordu.
Beş dakikayı bulmamıştı ki, Handan sarsılarak orgazm oldu. Şimdi rahatlamıştı, fakat içindeki seks ateşi geçmemişti. Biraz dinlendikten sonra bacaklarının arasına girdim. Sikimi amına soktuğum anda gözleri kapandı, bir çığlık attı ve ben içinde git gel yaparken bağırmayla karışık inlemeye başladı.
Sertten hoşlanıyordu, fakat onu bayıltmamak için çok da agresifleşmek istemiyordum yatakta. Dozunda gidiyorum. Handan’ın gözünden yaş gelmeye başladı, bir eliyle gözündeki yaşı sildi ve
"Harikasın aşkım, sikicim, devam et!" dedi.
İyice kayganlaşmıştı amı ve rahat rahat giriyordum artık. Bir süre sonra zevk vermemeye başladı geniş amını sikmek. O da biraz daha zorlanmak istiyordu, ki yüzündeki ifade değişmişti. Pek inlememeye başlayınca içinden çıktım ve kaldırıp domalttım. Parmağımı ıslatıp göt deliğinden içeriye soktuğumda, Handan hafifçe irkildi. Parmağımla götünde git gel yapmaya başladım, bu arada diğer elimle klitorisini okşayarak onu zevke getirmeye çalışıyordum.
Çok geçmeden parmağımı çıkardım ve sikimi göt deliğine dayadım. Çok açılmamıştı göt deliği, ama Handan zaten sert istiyordu ve ben de iyice sertleşecektim.
Sikimi bastırdım ve birden göt deliğine soktum. Handan acı bir çığlık attı, ama ben onu umursamadan sikmeye devam ediyordum. Daracık göt deliği iyice zevk vermeye başladı bana. Aynı anda da amını okşuyordum. Handan daha ben sikmeye başlayalı bir kaç dakika olmuştu ki ikinci orgazmını yaşadı ve deliler gibi boşaldı. Çığlıkları ve inlemeleri birbirine karışmıştı. Göt deliği de iyice açılmış ve ben de artık rahatça girebiliyordum.
Kalçalarını tokatlamaya başladım, iyice kızarmıştı kalçaları. Yorulmuştum, belim ağrıyordu ve götünden çıktım. Biraz açık göt deliğini izledim, neredeyse su şişesinin ağzından daha büyük bir delik olmuştu. Sikim kızarmış, hatta başı morarmıştı, dimdik duruyordu, patlamaya hazırdı. Ben yatağa uzandım ve Handan arkası bana dönük olarak kucağıma oturdu. Sadece sırtını ve kalçasının bir bölümünü görebiliyordum. Göt deliği yerine amına soktu yarrağımı ve hoplamaya başladı. Ben de sırtını okşuyordum ve aldığım zevke bakıyordum.
Uzunca bir süre daha siktim ve Handan üçüncü kez orgazm olurken, ben de fazla dayanamayarak amına boşaldım. Handan bir süre sonra üzerimden kalktı ve banyoya gitti. Ben soluk soluğa yatakta yatıyordum.
Handan’dan daha gençleriyle sevişmiştim, ama yaşına rağmen bu kadar dayanan çok az kadın vardı, beni uçurmuştu resmen. Birkaç dakika sonra geldi, amındaki döllerimi temizlemişti, yanıma yattı ve konuşmadan dinlendik.
Handan daha sonra kalktı ve kapıyı açıp, hizmetçiye iki viski getirmesi için seslendi. Birkaç dakika sonra kapı çalındı ve hizmetçi elinde tepsiyle içeriye girdi. Viskileri verirken gözü benim daha inmemiş ama yumuşamış sikime kayıyordu.
Viskimi içerken duvar saatine gözüm ilişti, saat dokuza gelmişti. Neredeyse iki saate yakın sevişmiş ve sikişmiştik Handan’la... *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (6)
*** Önceki Bölüm ***
Nihan ve Özlem kendilerini yatağa atmış dinleniyorlardı. Benim ise halen enerjim vardı ve iyice mayışmadan banyoya girerek duşumu aldım. Aklım Nur’da kalmıştı, onu ne zaman sikecektim acaba?
Banyoda on dakika kadar kaldım ve çıkıp belime havluyu doladım. Yatak odasına geldiğimde, Özlem uykuya dalmıştı bile… Nihan da banyoya girdi. Ben ise yatakta oturdum, uyuyan Özlem’in vücudunu seyrettim.
Nihan banyodan çırılçıplak çıktı, su taneleri vücudunu iyice güzel göstermişti. Yanıma geldi ve elimden tutarak kaldırıp,
“Gel, bu gece benimle yat!” dedi. Birlikte odadan çıktık ve ona ait olan yatak odasına girdik. Sarmaş dolaş yattık, uyuduk. Sabah öğlene doğru uyandım. Nihan ise halen uyuyordu. Nihan’ı uyandırmadan kolumu çektim ve üzerini örttükten sonra çırılçıplak çıktım odadan… Çantamı buldum ve elimi attığımda gelen ilk kıyafetleri giyerek salona oturdum.
On dakika sonra dış kapı açıldı, ayağa kalktım ve kim geldi diye bakmak için salondan çıktım. Nur ile karşılaştım. Nur gülümseyerek,
“Naber? Dün gece kaçırdım senin şovunu!” dedi.
“Olsun daha vaktimiz var!” dedim. Elinde birkaç torba vardı, kahvaltı için bir şeyler almıştı. Ben de zaten sıkılmıştım, mutfakta ona yardım ettim. Hem sohbet ediyor, hem de kahvaltıyı hazırlıyorduk. Fakat benim aklım yuvarlak kalçalarındaydı, gözümü alamıyordum. Daha sonra içimden (Zaten ben buraya bunları sikmek için geldim, ne diye kendimi kasıyorum ki?) dedim ve Nur’a arkadan sarılıp, sikimi kalçalarına yasladım.
Nur bana doğru dönüp gülümsedi ve dudaklarıma yapıştı. Onu mutfak tezgahına oturttum ve öyle öpmeye başladım. Biraz sonra içeriye Özlem girdiğinde öpüşmeyi bıraktık. Özlem gülerek,
“Kahvaltı yapmadan başladınız ha!” dedi ve masadaki peynirden bir dilim alıp ağzına attı. “Kahvaltı hazırsa ben Nihan’ı uyandırayım!” dedi. Tam gidecekken,
“İstersen ben uyandırayım?” dedim. Özlem bir kahkaha patlattı ve
“İyi, hadi git uyandır bakalım!” dedi. Nihan’ın odasına çıktım, Nihan halen mışıl mışıl uyuyordu. Öpe öpe uyandırdım onu ve
“Hadi kahvaltı hazır!” dedim. Nihan yatakta biraz esnedikten sonra,
“Tamam geliyorum!” dedi. Çırılçıplaktı halen, kalktı ve iç çamaşırı falan giymeden kırmızı geceliğini alıp giydi. Birlikte indik aşağıya ve kahvaltıya oturduk.
Bu arada mesaj geldi, telefonu açtığımda Jale’den olduğunu gördüm. Mesajda, (Eee, nasıldı dün geceniz?) yazmıştı. Ben de, (Harika!) yazıp gönderdim, telefonu cebime koydum. Kahvaltıdan sonra ben ve Nur salona geçip, sarmaş dolaş TV izlemeye başladık. Nihan ve Özlem yanımıza gelerek,
“Biz dışarıya çıkıyoruz, gelmek ister misiniz?” dedi. Nur gülümseyerek,
“Yok, biz biraz evde takılalım!” dedi. Özlem,
“Tamam o zaman, hadi görüşürüz!” dedi ve çıktılar. Özlem televizyonu kapattıktan sonra elimden tutarak beni üst kata götürdü. Beni Nihan’ın odasına soktuktan sonra yatağa attı ve kucağıma oturarak tekrardan öpmeye başladı dudaklarımı.
Öpüşürken ellerimi o yuvarlak kalçalara atıp sıkıyordum. Çok büyük değillerdi, iki elimle rahatça kavrayabiliyordum, fakat çok biçimliydi kalçaları. Öpüşmeyi kısa kestik. Ben tişörtümü çıkartırken, Nur da eşofmanımla beraber boxerimi aynı anda çekerek çıkarttı ve sikimi eline alarak okşamaya başladı. Sikim saniyeler içinde kazık gibi oldu ve Nur küçücük dudaklarıyla sikimi adeta sömürmeye başladı.
Neredeyse yarısına kadar ağzına alabiliyordu, fakat o aldığı kadarıyla bile müthiş bir zevk veriyordu bana. Nur abartısız belki yirmi dakika kadar sikimi yaladı.
Yorulunca bıraktı ve ayağa kalkarak striptiz yaparcasına kıyafetlerini yavaş yavaş çıkarttı. Ben oturmuş onu izliyordum. Önümde sadece sütyen ve külotla kalmıştı. Önce sütyenini çıkarttı ve arkasını dönünce harika bir manzarayla karşılaştım. Külodunu hafif hafif sıyırdı. Çıplak kalçalarını izlemeye başladım. Sağ kalçasının üzerinde küçük bir dövme vardı, bir şey yazıyordu. Bu detay kalçalarını iyice ilgi çekici hale getirmişti.
Nur beni elimden tutarak kaldırdı ve kendisi yatağa yattıktan sonra başımdan çekerek amına bastırdı. Amını yalamaya başladım, ağzı incecik bir amı vardı. Özlem gibi çok yarrak yiyen biri değildi.
Bu arada alt kapının açılma sesini duydum, fakat amını yalamaya devam ettim. Nur’un inlemeleri iyice artmaya başladı… Birkaç dakika sonra Özlem ve Nihan odaya geldiler. Özlem,
“Bozdurdun mu kız kendini?” dedi. Nur da,
“Yok daha bozdurmadım!” dedi. Ben bu konuşmayı duyduğumda şaşırmıştım,
“Bakire misin?” diye sordum. Gerçekten de Nur daha bakireymiş, ne önden ne arkadan hiç yememiş ve bugün ilk ben bozacakmışım onu. Bunu öğrenince iyice bir keyiflendim ve daha bir iştahla yaladım amını… Bu arada Nur’un gözleri kaymaya başladı ve orgazm oldu.
Nur kendine gelince doğruldu ve sikimi ağzına alarak yalamaya başladı. 2-3 dakika yaladıktan sonra ağzından çıkartıp, 31 çektirerek göğüslerine boşalttırdı beni. Nur ile beraber duşa girdik ve birbirimizi yıkadıktan sonra banyodan çıktık ve giyindik. Yanlarına vardığımızda, Nihan Özlem’e,
“Bugün Mehmet Nur ile ilgilenecek, biz ne yapacağız?” dedi. Özlem de,
“Merak etme, Mehmet hepimize yeter!” diyerek gülümsedi. Akşama kadar hep birlikte evde takıldık, elleştik, öpüştük, yiyiştik. Akşam yemeğini yedikten sonra, Özlem ve kızlar yukarıya çıktılar. Özlem bana,
“Biz çağırınca gel!” dedi. Ben de,
“Tamam!” deyip, aşağıda beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra Özlem,
“Hadi gel Mehmet!” diye bağırınca, yavaş yavaş merdivenleri çıkmaya başladım. Odaya girdiğimde beklediğime değmişti, hepsi makyajlarını yapmış ve seksi bir şekilde giyinmişti. Ben şok geçirmiş bir şekilde üçüne de bakarken, Özlem kolumdan tutarak beni yanlarına çekti. Üçü birden birkaç saniye içinde üzerimde sadece boxerim kalacak şekilde soydular beni.
Ben hala salakça bakıyordum etrafa, sikim de hiç olmadığı kadar büyümüştü. Özlem boxerimi de indirince sikim dimdik meydandaydı. Eğildi ve sikimin yan tarafını yalamaya başladı, ağzına tamamen almıyordu. Diğer tarafını da Nihan yalamaya başladı. Ben de müthiş bir zevk içinde uçuyordum, bacaklarım titriyordu. Nur ise arkama geçti ve kalçalarımı ayırarak göt deliğime hafif bir dil attı. İlk defa birisi göt deliğimi yalıyordu ve bundan müthiş bir zevk almıştım. Nur tiksinmeden yalayabiliyordu. Seksi zaten tabusuz yaşamak en iyisiydi. Özlem sikimi yalamayı bırakarak, Nur’a,
“Gel kız, biraz sen devam et!” dedi. Nur göt deliğimi yalamayı bırakıp kalçama bir şaplak attı ve sikimi yalamaya geldi.
Bu sefer Özlem arkama geçti. Ama tahmin ettiğim olmamıştı, arkama çöküp taşaklarımı okşamaya başladı. Elimi arkaya atarak Özlem’in saçlarından tutup, yüzünü göt deliğime doğru çektim. Özlem de ne istediğimi anlayarak göt deliğimi yalamaya başladı. Bir süre sonra yalamayı bıraktılar ve ayağa kalkıp soyunmaya başladılar. Üçü de çırılçıplak kalınca, Nihan ve Özlem, Nur’u yatağa yatırdılar ve bacaklarını açtılar. Ben de bacaklarının arasına yanaştım. Özlem Nur’un amını ve sikimi yağladı. Sonra,
“Hadi bakalım, açılışı yap, vatana millete hayırlı olsun!” diye bir espri yapınca, hepimiz gülüştük. Amının girişine sikimi yerleştirdim ve biraz bastırdım. Başı girdiğinde Nur’dan hafif bir çığlık geldi.
Daha kızlık zarına ulaşamamıştım, hafif hafif içinde ilerliyordum. En sonunda zarına dayandım ve bir anda bastırarak kızlığını bozdum. Nur yüksek bir çığlık attı. Özlem hemen dudaklarına yapışarak onu susturmaya çalıştı. Ben ise dibine kadar sokup, içinde hareketsiz bekledim bir süre. Nur sakinleşince, içinde git gel yapmaya başladım… Nur gözlerini yummuş, boğuk bir şekilde inliyordu, Özlem ise halen öpüşmeyi bırakmamıştı Nur ile. Nihan da Nur’un bacağını okşarken, benim gidip gelmemi izliyordu. Daracık bakire amı sikmek harika bir zevk veriyordu.
Bir süre siktikten sonra içinden çıktım. Sikim kanlıydı. Hemen banyoya gittim ve sikimi temizledim. Tekrar odaya geldiğimde, Özlem kendisini sikmemi istedi ve yatakta domaldı. Arkasına geçtim. Yarrağımı amına yerleştireceğimde,
“Hayır, arkadan yap!” dedi. Ben de göt deliğine yasladım sikimi…
Götünün deliğini yağlamıştı, rahatça girdim götüne. Gerçi sikim kazık gibiydi, göt deliği kuru bile olsaydı zorlanmadan girerdim… Özlem’in götünü sikmeye başladıktan bir süre sonra, Nihan da yanına domaldı. Dakikalar boyunca hem Özlem’i, hem Nihan’ı siktim. Ama Nihan götten istemedi, sadece amını siktirdi. Sonunda ben de boşalacaktım.
Özlem ve Nihan kendilerine boşalmamı beklerken, ben Nur’un göğüslerine boşalttım tüm döllerimi… *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (5)
*** Önceki Bölüm ***
Cuma sabahı erkenden çantamı hazırladım, çok bir şey koymadım, zaten iki gün kalıp dönecektik. Anneme, Jale hanımın yakın bir ilçede düzenlediği bir Vakıf etkinliğine yardım etmek için iki günlüğüne gideceğimi söyledim.
O gün okulda çok dersim yoktu, saat 14:00’den sonra boştum. Okul çıkışında, kapıda Jale’nin arabasını gördüm, yanına gittim. Jale,
"Atla hadi!" dedi. Arabaya bindim, arabayı sürmeye başladı. Biraz muhabbet ettik, yanıma bir şeyler alıp almayacağımı sordu. Ben de küçük bir çanta hazırladığımı söyleyince,
"İstersen önce çantanı almak için eve uğrayalım, git gel olmasın." dedi. Ben de,
"Tamam, olur." deyince, arabayı bizim mahalleye doğru sürdü. Bu sefer sokağın başında beklemedi, benimle beraber eve geldi. Onlar annemle muhabbet ederken ben de çantamı aldım, biraz sohbetten sonra çıktık evden. Jale’nin evinde vakit öldürdük. Jale bana kadınlardan bahsetmek istemişti, fakat ben sürpriz olmasını ve kendim tanımak istediğimi söyledim. Akşama doğru Jale’nin telefonu çaldı. Telefonu açtı, ben ise koltukta uzanıyorum.
"Tamam tatlım!" deyip kapadı telefonu. Sonra bana, "Geliyorlar!" dedi.
"İyi, gelsinler." dedim. On dakika sonra kapı çaldı, Jale kalktı ve kapıyı açtı. Ben de koltuktan kalktım ve üzerimi düzelttim. İçeriye güzel bir kadın geldi. Beni görünce Jale’ye,
"Hakikaten dediğin kadar varmış!" dedi ve bana elini uzatarak, "Ben Özlem!" dedi. O da zengin bir adamın karısıymış. Hemen hemen Jale’yle yaşıttılar, 1.70 boylarında, buğday tenli ve sarışın bir kadındı. Özlem’in hemen adından da genç bir kız girdi içeriye. Kızın yaşı benden bir iki yaş küçüktü. Kız elini uzattı ve
"Ben de Nihan!" dedi. Özlem’in kuzeniymiş. Nihan 19 yaşındaymış, 1.65 boylarında, esmer ve siyah saçlı, hafif zayıf bir kızdı. Açıkçası Özlem’in vücudu ondan daha harikaydı. Biraz ayak üstü sohbetten sonra, Özlem,
"Hadi çıkalım, çok vakit kaybetmek istemiyorum!" dedi. Ben çantamı aldıktan sonra çıktık. Ben arabada Nihan’la arkadaydım, Özlem arabayı sürüyordu. Yola çıkınca iyice sohbet etmeye başladık. Özlem,
"Eve gittiğimizde bir kişi daha bize katılacak, senin için sorun olur mu?" dedi.
"Yok, sorun olmaz." dedim. Yaklaşık üç saatlik bir yolculuktan sonra villaya gelmiştik. Gösterişli bir yerdi. İçeriden genç bir kız çıktı. Bahçede hemen tanıştık, adının Nur olduğunu söyledi. 18 yaşındaymış, 1.65 boylarında, Nihan gibi esmer bir kızdı. Sonradan öğrendim, Nihan’la kardeşlermiş zaten.
İçeriye geçtik. Sofra hazırlanmıştı, oturduk yemeğe. Güzel bir sohbet eşliğinde yemek yedik, etrafımda üç tane taş gibi hatun vardı ve üçünü de doyuracaktım. Nihan ve Nur benim için kolay lokmaydı, fakat Özlem beni baya hırpalayacak gibiydi. Yemek bitince Nihan ve Nur sofrayı toparlarken, Özlem beni kaldırdı, birlikte üst kata çıktık. Yatak odasına girdiğimizde Özlem birden bana doğru döndü ve dudaklarıma yapıştı. Çılgınca öpüşüyorduk. Özlem epeydir bu anı bekliyor olmalıydı, birden üzerime saldırmıştı. Ben de onu öperken elimle kapıyı kapattım ve onu yatağa yatırıp öpmeye devam ettim.
Dolgun dudaklarını öptükçe ağzıma harika bir tat geliyordu. Özlem de gözlerini kapatmış kendini bana bırakmıştı. Üzerindeki tek parça siyah elbisenin açık kalan kısmından bacaklarını okşamaya başladım. Dolgun ve pürüzsüz bacaklarını okşarken sikim iyice dikleşmeye başlamıştı. Sonunda beni öpmeyi bıraktı ve
"Hadi, göster marifetlerini!" dedi. Ayağa kalktım ve pantolonumu çıkarttım. Boxerimi Özlem çıkartırken, ben de üstümü çıkarttım ve çırılçıplak kaldım. Sikimi eline aldı ve okşayarak incelemeye başladı. Bana bakarak,
"Jale’nin dediği kadar varmış!" dedi ve gülümsedi.
Uzun ve bakımlı tırnakları arasında sikim muhteşem görünüyordu. Biraz daha okşadıktan sonra yarrağımı ağzına aldı. Kıtlıktan çıkmış gibi yalıyordu sikimi, hızlı hızlı sömürüyordu. Bu sakso işini gerçekten iyi biliyordu. Bu arada kapı açıldı, arkam dönük olduğu için kim olduğunu göremiyordum, fakat,
"Ooo başlamışsınız!" deyince, sesinden Nihan olduğunu anladım. Nihan yanıma geldi ve sikime bakıp,
"Mmmhhh, bu akşam ziyafet var!" dedi gülümseyerek. Eğildi ve taşaklarımı yalamaya başladı. İki hatun da sikime harika bir muammele yapıyordu. Nihan’a,
"Nur nerede?" diye sorduğumda,
"Yorgunmuş, yatmaya gitti." dedi. Özlem ise kalçama vurarak,
"Biz yetmiyor muyuz sana?" dedi.
"Tabii ki yetiyorsunuz!" dedim gülümseyerek. Özlem sikimi yalamayı bıraktı ve kalkıp soyunmaya başladı. Bu arada sikimi yalama işini Nihan devralmıştı, fakat o o kadar iyi yalayamıyordu. Özlem elbisesini çıkarttığında, sadece külotuyla kalmıştı. Vücudu yaşına göre harikaydı, sarkma falan yoktu. Külotunu da çıkarttıktan sonra yatakta domaldı ve parmağıyla (Gel!) işareti yaptı.
Nihan’ın ağzından sikimi çıkarttım ve eğilerek Özlem’in amını yalamaya başladım. Özlem’in amı tahmin ettiğim gibi biraz genişti, bu işi çok yaptığı belliydi. Amını yalarken mis gibi kokusunu da içime çekiyordum. Jale’nin bana öğrettikleri işe yaramış olmalıydı ki, daha henüz yalamaya başlamama rağmen Özlem müthiş derece azmıştı. Bu arada göz ucuyla baktığımda, Nihan da soyunmuş, külotunu indirmişti. Özlem beş dakika geçmeden orgazm oldu ve kenara geçerek dinlenmek istedi. Ben de önüme Nihan’ı aldım, yatakta oturtturdum ve bacaklarını açıp amına yumuldum. O da eliyle bacaklarının arasına bastırıyordu kafamı.
Nihan, Özlem kadar bile dayanamamış ve iki üç dakika içinde orgazm olmuştu. Yatağa kendini sırt üstü attı ve dinlenmeye başladı. Küçücük göğüsleri hızlı hızlı inip, çıkıyordu... Özlem birkaç dakika sonra,
"Bu yarrağı bekletmeye gelmez!" diyerek kalktı yerinden ve yanıma geldi. Beni yatağa sırtüstü yatırdı ve yüzü bana dönük olarak kucağıma oturdu. Sikimi amına yerleştirdikten sonra, bir anda hepsini içine aldı ve
"Ahhh!" diye bağırdı. “Harika... Beklediğimden de harika...”
Özlem daha sonra hızlı hızlı hoplamaya başladı kucağımda. Kasıklarım ağrımıştı, fakat aldığım zevkten umursamıyordum, Özlem’in muazzam göğüslerini izlerken acıyı falan unutmuştum.
Özlem bir on dakika hızlı hızlı kucağımda hopladıktan sonra hafiften yorulmaya başladı. Nihan ise kenarda kendini parmaklayarak bizi seyrediyordu. Özlem,
"Gel kız buraya!" diyerek Nihan’a seslendi. Özlem sikimin üzerinden kalkınca, sikim zevk sıvılarından parlıyordu resmen. Nihan geçti bu sefer kucağıma. Özlem sikimi tuttu ve Nihan’ın amının girişine getirdi, fakat Nihan’ın daracık amı kalın sikimi çok kolay alamamıştı. Nihan yarısına kadar alınca "Ahh!" diye bağırdı ve bekledi.
Özlem ise Nihan’ın klitorisiyle oynayarak iyice rahatlatmaya çalışıyordu Nihan’ı. Nihan biraz dinlendikten sonra sikimin dışarıda kalan yarısını da içine aldı, fakat gözlerinden yaş gelmişti. Biraz acı, biraz da zevkten gelmişti bu gözyaşı.
Nihan yavaş yavaş oturup kalkıyordu, fakat ben kalçalarından tutarak biraz hızlandırdım. Artık bağıra bağıra kucağımda hopluyordu... Beş dakika sonra Nihan ikinci orgazmını olduktan sonra kucağımdan inerek kendini yatağa attı. Ben de kalktım, 31 çekerek Nihan’ın göğüslerine boşaldım.
*** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (3)
*** Önceki Bölüm ***
Salondaki koltuklardan birine oturdum ve dinlenmeye başladım. Kasıklarım ağrıyordu, fakat hala içimdeki seks yapma isteği sönmemişti. Öyle bir kıtlıktan çıkmıştım ki, seviştikçe sevişesim geliyordu.
Ben koltukta dinlenirken Jale aşağıya indi, üzerinde iç çamaşır takımı vardı. İkimize de birer viski doldurup, birini bana verdikten sonra yanıma oturdu. Sehpadaki sigara paketinden de bir tane sigara çıkarttı, yakıp içmeye başladı. Sigarasını bitirince hafiften eğilerek kül tablasında sigarasını söndürdükten sonra başını omzuma yasladı. Muhabbet ediyorduk, havadan sudan konuşmaya başladık. Jale birden başını kaldırdı ve
"Seni başka arkadaşlarımla tanıştırmamı ister misin? Onlarla da seks yaparsın ve daha çok para kazanıp babanı tedavi ettirirsin!" dedi. Jale’nin suratına birkaç saniye baktım. Neden olmasın diye düşündüm.
"Tamam, olur!" dedim. “Senin için sakıncası yoksa...”
“Deli çocuk... Ne sakıncası olacak... Eline biraz daha çok para geçecek işte... Hem de zevk alacaksın üstüne üstlük...” Jale gülerek kalktı ve üst kata çıktı. Birkaç dakika sonra elinde telefonla konuşarak aşağıya indi. Yanıma geldiğinde,
"Tamam canım, yarın akşam sendeyiz. Görüşürüz!" dedi ve kapattı telefonu. Jale’ye (Ne oldu?) diye sormadan anlatmaya başladı. "Yarın akşam Sevil’e gideceğiz! O benim çok yakın arkadaşım. Kendisi özel bir kolejde müzik öğretmenliği yapıyor. Aslında yapmasına gerek yok, kocasının bok gibi parası var, fakat o bunu hobi olarak yapıyor.”
“Kocası varsa bana ne gerek duyuyor ki?” dedim merakla...
“Aşkım... Kız 28 yaşında, kocası ise ellisine merdiven dayamış. Adam sürekli iş seyahatinde... Yani anlayacağın seks hayatı neredeyse hiç yok zavallının... O yüzden onu mutlu edersen çok güzel para alırsın!"
"Bak Jale... Esasında ben parasında değilim bu işin... Dediğin gibi hayatımda yaşamadığım zevkler yaşıyorum sayende... Ama durumumuz gerçekten çok kötü..." Jale elini saçlarıma attıktan sonra,
"Biliyorum tatlım, biliyorum bebeğim... Yoksa ben de seni o dünyanın içerisine sürüklemem, inan bana... Senin durumun aciliyetini bildiğim için sana böyle buluşmalar ayarlayacağım! Yeter ki sen onları mutlu et... Beni ettiğin gibi..." Jale ile iyice yakınlaşmıştık, dudaklarıma yapıştı, öpmeye başladı beni. Ben de elimi saçına attım, tokasını çıkartıp saçlarını serbest bıraktım ve saçlarıyla oynamaya başladım. Öpüşmeyi bir-iki günde neredeyse öğrenmiştim.
Jale elini boxerimin üzerinden sikime attı ve okşamaya başladı. Zaten kalkmaya hazır olan sikim, Jale’nin de temasıyla anında taş gibi oldu. Jale öpüşmeyi kısa kesti ve boxerimi sıyırıp çıkarttı, sikim kazık gibi meydandaydı. Eğildi ve yalamaya başladı, eğilince kalçaları da dışarıya doğru çıkmıştı. Elimi kalçalarına attım ve okşamaya başladım. Genelde dar külot giymeyi sevdiğinden, kalçalarının yarısından fazlası meydandaydı Jale’nin. Kendini kaybetmiş bir şekilde yarrağımı yalamaya devam ediyordu. Bu kadının seks sırasında hiç enerjisi azalmıyordu. Biraz önce seks yapmamıza rağmen halen doymamıştı.
Saçlarından kavrayıp kafasını kaldırdıktan sonra, sırt üstü koltuğa yatırdım. Yatak odasına çıkartacak halim yoktu. Hemen külotunu çıkartıp kenara attım. Islanmış amı tam sikimin karşısındaydı, Jale de sikime bakıyor ve amına girmemi bekliyordu. Sikimi tam amının deliğine dayayıp, birkaç saniye bekledikten sonra bir anda soktum. Neredeyse köküne kadar girmişti. Jale yine çığlığı bastı. Jale’nin amına yine hızlı hızlı git gel yapmaya başladım. Jale ise kendini ara sıra sıkıyordu ve acı çığlıklar atıyordu. Fakat müthiş te bir zevk aldığı belli oluyordu.
Henüz daha beş dakika geçmeden ilk orgazmını yaşadı. Amından çıktım ve elim sikimde okşayarak, Jale’nin boşalmasını izledim. Jale’nin boşalması bitince kendini rahat bıraktı, kafasını koltuğun kenarına koydu ve hafif hafif inleyerek beni beklemeye başladı.
Ben de tekrardan eski yerimi aldım ve amına girdim. İyice ıslanmıştı amı, girerken sıkıntı yaşamıyordum. On dakika kadar siktim Jale’yi ve amından çıkıp göbeğine boşaldım. Yerinden kalktı ve elimden tutarak beni banyoya götürdü. Beraber yıkandık, kurulandık. Ben giyindim, bu sefer tüm kıyafetlerimi giymiştim. Jale ise yine iç çamaşırlarını giymişti.
"Ben eve gitsem iyi olacak." dedim. Jale üzgün bir suratla,
"Yaa gitmesene! Yarın akşam Sevil’e buradan beraber geçeriz!"
"Annem merak eder, ben eve gidip bir görüneyim öyle geleyim tekrardan." dedim. Jale gülümsedi,
"O halde ailenle beni tanıştır!" dedi. Ben biraz duraksadım ve
"Nasıl? Olur mu?" falan diye saçmalamaya başladım.
"Neden olmasın, olur tabii! Bekle, hemen giyinip geliyorum!" dedi ve kalkıp üst kata çıktı. Beş dakika sonra giyinmiş bir şekilde yanıma geldi ve
"Hadi çıkalım!" dedi. Büyük ihtimal en kapalı kıyafetlerini giymişti, fakat yine de bizim yaşadığımız semte göre çok modern ve zengin kalıyordu.
Atladık arabasına ve yola çıktık. Bizim mahalleye vardığımızda saat akşam altıya yaklaşıyordu. Arabayı, komşular evin önünde görüp dedikodu yapmasınlar diye, sokağın başına bırakıp, eve yürüyerek gittik. Anahtarımla kapıyı açtım ve içeriye girdik. Annem mutfaktan,
"Oğlum hoş geldin..." diyerek çıktı, ama yanımda Jale’yi görünce duraksadı biraz... Ben Jale’yi anneme,
"Babama yardım etmeyi kabul eden kişi Jale hanım!" diyerek tanıştırdım. Bir süre sonra sanki kırk yıllık tanışıyorlarmış gibi kaynaştılar. Saat dokuza kadar bizde kaldı, yemeği de bizde yedikten sonra kalkmak için müsaade istedi. Gitmeden önce anneme,
"Yarın akşam Mehmet’i almam gerek, bir etkinliğe gideceğiz." dedi. Annem de,
"Tabii Jale kızım, ne demek!" dedi ve Jale’yi öptü. Ben de arabasına kadar bırakmak için onunla beraber çıktım evden. Yürürken
"Annen çok iyi bir insan!" dedi. Arabanın yanına vardığımızda yanağından öptüm ve kapısını açıp arabaya bindirdim. Arabası uzaklaşınca, ben de eve döndüm. Eve girdiğimde annem beni salona çağırdı. Babam uyuduğundan dolayı babamla tanışamamıştı Jale. Annem gülümseyerek,
"Oğlum, Jale kızım ile aranızda bir şey var mı?" dedi.
"Anne nereden çıkarttın? Sadece yardımsever bir kadın. Hem aramızda on yaştan fazla var!" dedim. Annem gülümsedi,
"Sevgi olunca yaş farkı önemli değildir!" dedi ve mutfağa gitti.
Böyle konuşması hoşuma gitmişti. Jale çok iyi bir kadındı, onunla anılmak bile benim için bir gurur kaynağıydı. Odama geçtim ve üzerimi değiştirdikten sonra uyudum. Ertesi sabah kalktığımda içimde değişik bir heyecan vardı, kahvaltımı çok değişik bir neşeyle yaptım. Akşam buluşacağımız saatin gelmesini iple çekiyordum. Saat 19:00 gibi Jale’den mesaj geldi, mesajda,
"Geliyorum, buluştuğumuz yere gel!" yazıyordu. Zaten saatler öncesinden hazırlanmıştım, parfümümü son bir defa tazeledim ve çıktım evden. Hızlı adımlarla buluşma noktamıza gittiğimde, Jale’nin arabası da sokağın başında göründü. Araba kenara yaklaşınca hemen bindim, Jale’yi dudağına yakın bir yerden öptüm ve
"Kalbim çıkacak gibi, kaç saattir evde hazır bekliyorum!" dedim. Jale kahkaha attı ve
"Beklediğine değecek bir tanem!" dedi. Sohbet ede ede gidiyorduk, ama nereye gittiğimizi bilmiyordum. Yarım saat sonra büyük siyah bir kapının önünde durduk. Jale arabayı park etti ve zile bastı. Kapıyı hizmetçi açtı. İçeriden de bu arada bir kadın çıktı, bu Jale’nin bahsettiği Sevil idi. Hiç 28 yaşında göstermiyordu, uzun boylu, siyah saçlı ve beyaz tenli bir kadındı.
Sevil önce Jale’yi öptükten sonra, benim boynuma sarılıp yanaklarımdan öptü. Bizi içeriye davet etti. Salona güzel bir sofra kurdurtmuştu. Hemen yemeğe oturduk, hizmetçi sürekli bize hizmet ediyordu. Güzel yemekler yaptırmıştı, yemekleri yerken de iki kadeh şarap içmiştim. Jale ise bir kadeh şarap ancak içebilmişti, hizmetçi Jale’nin kadehini yeniden doldurmak istediğinde, Jale,
"Bu beni uçuruyor resmen!" dedi ve istemedi. Sevil ise iki üç kadeh içmişti sanırım.
Yemeği yedikten sonra Sevil kalktı masadan ve yanıma geldi, güler bir yüzle elimden tutarak kaldırdı ve önümde kıvırta kıvırta yürüyerek salonun ortasına götürdü beni. Jale’ye,
"Canım, güzel bir müzik koyar mısın?" dedi. Jale kalktı ve müzik setine bir CD koyduktan sonra en yakın koltuğa oturdu. Sevil ile dans etmeye başladık, birbirimize çok yakındık. Üzerindeki siyah tek parça açık elbisesinin darlığından tüm vücut hatları belli oluyordu. Elbisenin dekoltesinden göğüslerinin üst kısmını rahatça görebiliyordum.
Dans ederken Sevil ara sıra önünü sikime değdiriyordu. Sikim kalkmıştı ve bunu fark eden Sevil iyice gülmeye başladı. En sonunda dans etmeyi kesti ve
"Şimdi esas kısma geçelim!" dedi.
Ben bir şey demeden hemen dudaklarıma yapıştı ve adeta vakumlamaya başladı. Ben de onun dudaklarını emmeye başladım. Fakat Sevil biraz hızlıydı, elini hemen pantolonumun üzerinden sikime attı ve okşamaya başladı.
Ben de onun elbisesinin arkadan beline kadar gelen fermuarını açtım ve üzerinden düşürdüm elbiseyi. Sütyen takmamıştı, altında sadece turuncu renkte bir külot vardı. Külot rengi ve deseni çok değişik ve bir o kadar da seksi gelmişti bana. Ben onun taş gibi vücudunu izlerken, Sevil gülümseyerek göğüslerini alttan destekleyerek kaldırdı. Uçları bana doğru bakıyordu. Hafiften eğilip bir göğsünü ağzıma aldım. Jale ile yaptığımız sevişmelerden öğrendiklerimi uygulamaya başladım, göğüs uçlarını emiyordum sadece.
Sevil ise biraz gülüyor, biraz inliyordu, içtiği şarap yüzünden hafiften çakırkeyf olmuştu. Ellerim boştaydı, ben de ellerimi bembeyaz kalçalarına attım ve okşamaya başladım.
Bir göğsünden diğer göğsüne geçerken, hizmetçinin bizi izlediğini gördüm. Ben hizmetçiye birkaç saniye bakınca, Sevil de kafasını çevirip baktı. Hizmetçi biraz tedirgin olup mutfağa kaçtı. Sevil gülerek,
"Emine, gel gel!" deyince, hizmetçi başı önde mutfaktan çıkıp yanımıza geldi. Ben tekrardan Sevil’in göğüslerine yapıştım ve emmeye başladım. Sevil ise Emine’ye,
"Azdın mı kız?" dedi. Emine iyice utandı.
"Azdıysan bize katılabilirsin!" dedi. Emine bir şey söyleyemedi ve başını öne eğdi tekrardan. Sevil Emine’nin çenesinden tutarak başını kaldırdı ve
"Sana bir şey sordum kız zilli, azdın mı?" dedi.
Ben bu arada Sevil’in göğüslerini yalamaya bıraktım ve Emine’ye baktım. Emine utanarak başını yine öne eğdi. Sevil gülerek Emine’ye,
"Anlaşıldı, soyun bakalım!" dedi. Emine utangaç bir şekilde gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Sevil önümde eğildi ve benim pantolonumun kemerini çözdü, ben de kazağımı bir çırpıda çıkarttım.
Pantolonumu ayaklarıma kadar sıyırdı. Boxerimi de indirince sikim fırladı. Sevil’in suratına çarpmıştı sikim, Sevil birden geriye çekildi ve sikimi görünce,
"Ohaa!" dedi. Emine’nin de gözü sikime takılmıştı, gömleğin son düğmesini çözmeden birkaç saniye sikime baktı.
Emine beyaz gömleğini çıkardı, altında beyaz bir sütyeni vardı. Bu sırada Sevil önüme çömelip sikimi ağzına aldı ve yalamaya başladı. Sakso çekmeyi iyi biliyordu, birkaç saniye içinde beni iyice azdırmıştı.
Sevil sikimi bırakmadan Emine’nin elinden tutup önümde diz üstü çöktürdü. Emine sadece sikime bakıyordu, Sevil kafasından tuttu ve taşaklarıma doğru bastırdı Emine’nin suratını. Emine de taşaklarımı emmeye başladı. Fakat çok korkak, ürkek bir şekilde yapıyordu.
Sevil ise kendini aşmış, sikimi hızla yalamaya devam ediyordu. Sevil sikimi yalamayı bıraktı ve dibinden tutarak Emine’ye doğru çekti ve
"Biraz da sen yala!" dedi. Kendisi bu sefer taşaklarımı emmeye başladı.
Muhteşem bir zevkti bu, bir hatunun sikini yalarken diğerinin taşaklarını emmesi. Emine’nin acemice yalaması da bana çok keyif vermişti. Bir ara kafamı kaldırıp Jale’ye baktım ne yapıyor diye, koltukta uyukluyordu resmen. Sevil taşaklarımı yalamayı bırakınca, Emine de sikimi yalamayı bıraktı. Sevil bana,
"Sıra sende aşkım!" diyerek ayağa kalktı ve külotunu çıkartıp Jale’nin üzerine attı.
Sonra Emine’yi belinden tuttu ve koltuğun üzerine domaltıp, eteğini ve külotunu da çıkarttıktan sonra, kendisi de tam yanına domaldı. Yan yana domalmış iki tane taş hatunun amı götü bana bakıyordu. Bir süre manzarayı izledikten sonra, önce Sevil’in arkasına geçtim ve eğilip amını yalamaya başladım. Sevil ise boğuk boğuk inlerken,
"Immh, ohhh!" tarzı sesler çıkarıyordu. Ben amını yalamaya devam ederken, Sevil Emine ile öpüşmeye başlamıştı. Sevil’in traşlanmış ve bakımlı amından yan tarafa geçtim ve Emine’nin bacaklarını ayırıp kafamı arasına soktum.
Emine de yeni traşlamıştı amını, fakat Sevil’e göre daha ince ve küçük bir amı vardı. Sevil’in çok fazla seks yaptığı her halinden belli oluyordu. Ben Emine’nin amını yalamaya başladığımdan itibaren, Sevil onunla öpüşmeyi bırakıp döndü ve Emine’nin kalçalarını okşamaya başladı.
Emine küçük bir kedi yavrusunu andıran sesiyle miyavlar gibi inliyordu. Emine’nin amını da birkaç dakika yaladıktan sonra iyice sulanınca bıraktım. İki kadın da ıslanmış, fakat boşalamamıştı, çok azgın durumdalardı.
Sevil’i tekrardan önümde domalttım ve iki elini arkada birleştirdim, sanki tutukluyormuşum gibi bir pozisyondaydı. Ellerini bir elimle tutup, yarrağımı diğer elimle tuttum ve amının girişine getirdim. Fakat muzurluk olsun diye sadece biraz ilerleyip hemen çekiyordum kendimi. Sevil ise iyice azıyordu,
"Hadi artık siksene, hadi, hadi!" diye bağırmaya başladı. O an sikmem için neredeyse servetini verebilirdi bana. Bir anda amına kökledim. Fakat çığlık atmasını beklerken, Sevil,
"Ohh, işte bu!" dedi. Sevil’in ne kadar seks müptelası bir kadın olduğunu bir kez daha anlamıştım. Amına hızlı hızlı git gel yapıyordum.
Emine kafasını çevirmiş, korkulu gözlerle bizi izliyordu, Sevil’in çok acı çektiğini sanıyor olmalıydı. Fakat şu an Sevil zevklerin en güzelini yaşıyordu. Sevil’i sikerken elimi Emine’nin amına attım.
Emine, ben elleyince birden irkildi ve bana masumca baktı. Ben gülümseyince içi rahatlamıştı. Emine’nin amı iyice ıslanmıştı. Amına orta parmağımı ufak ufak sokuyordum ki, elimi tutup,
"Bakireyim!" dedi. Sevil o an gülmeye başladı ve
"Kızım, birkaç sene sonra kimse takmayacak o bekaretini!" dedi. Emine’nin telefonu çaldı o sırada. Hemen kalktı ve çantasından telefonunu aldı. Çırılçıplak oturduğu koltuktan bizi izlerken, telefonunu açıp bir süre konuştu. Konuşması bitip de telefonu kapatınca,
"Nişanlım beni almaya gelmiş Sevil hanım, çıkabilir miyim?" dedi. Sevil de inleyerek,
"Tamam, git!" dedi. O an tüm hayallerim yıkılmıştı. Fakat Emine dudağımdan öptü ve öyle giyinip çıktı. Bu da bana bir işaret oluyordu.
Bu arada Sevil hanım bağıra bağıra orgazm olmuştu. Ben de boşalmak üzereydim. Biraz sonra,
"Geliyorum!" dediğimde, Sevil çevik bir hareketle önümden çekilip döndü, yarağımı ağzına aldı ve ağzına boşalttı beni. Döllerimi yuttuktan sonra ayağa kalktı. Elimden tuttu, beraberce salondan çıktık ve üst kata çıktık. Banyoya girdik. Sevil küveti doldurdu, birlikte girdik küvete. Sıcak su iyi gelmişti bana. Sevil ise beni övüyordu. Küvetin içinde yarım saate yakın kaldıktan sonra,
"Hadi çıkalım!" dedim. Küvetten çıktık ve kurulandıktan sonra, Sevil,
"Sen aşağıya in canım, ben geliyorum hemen!" deyip odasına gitti. Ben aşağıya indiğimde Jale koltukta uyuyordu. Dürtüp uyandırdım ve etraftan elbiselerimi toplamaya başladım. Jale kendine gelince,
"Aaa, resmen uyumuşum yaa! Ne yaptınız? Hallettin mi Sevil’i?" dedi. Ben giyinirken,
"Hemde ne biçim!" dedim ve gülüştük. Sevil elinde bir zarfla indi aşağı. Zarfı bana verip dudağımdan öptü ve teşekkür etti, sonra da Jale’ye dönüp,
"Kızım buraya uyumaya mı geldin, çok şey kaçırdın!" dedi. Jale de,
"Evet yaa! Bir daha geldiğimizde şarap içmeyeceğim!" diyerek kalktı. Vedalaşıp, Jale ile birlikte Sevil’in evinden çıktık.
Arabaya bindiğimizde saat gece yarısını geçiyordu...
*** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (1)
( Bu hikayeyi yıllardır reklamsız yayınlanan http://66seks-hikayeleri.yeahh.com sitesinde okumuştum. Çok güzel ve hoş bir hikaye... Lütfen siz de hikayeyi okuyup beğendiyseniz, teşekkür anlamında orjinal sitesine bir iki tıklarsanız sevinirim.)
Bundan üç yıl önceydi, 21 yaşındaydım ve Üniversite 2. sınıftaydım. Babam iyice rahatsızlanmaya başlamıştı, zaten hastalığından dolayı çalışamaz raporu almıştı ve devlet ona maaş bağlamıştı. Fakat verdikleri maaş ancak ilaç parasını karşılıyordu. Annemin de aldığı maaş ancak evin ihtiyaçlarına yetiyordu. Ben çalışmak istediğimi söylüyordum, fakat annem de, babam da izin vermiyordu.
“Sen okulunu bitir, bir işe gir, başka şeylerle uğraşma!" diye öğüt veriyorlardı sürekli bana... Ocak ayında babamın iyice rahatsızlanmasından sonra doktor kontrollerine iyice sık gitmeye başladık, doktorun verdiği ilaçlar da iyice fazlalaşmaya başladı.
Önceki ilaçları bile ucu ucuna karşılarken, bunları almaya gücümüz yetmiyordu. Ben ise kara kara düşünüyordum, bu derslerime de yansımıştı. Derslere ruh gibi girip çıkıyordum, yerimde dersi dinliyor ve sonra da sessiz sedasız çıkıp eve geliyordum. Ocak ayının ortalarında bir Cuma günüydü, kar yağmaya başlamıştı. Okuldan çıktığımda kar şiddetli bir şekilde yağıyordu. Ben düşünceli bir şekilde durağa doğru gittim, fakat tam otobüse binecekken cebimde paramın kalmadığı aklıma geldi.
Bu havada yürümek varmış diyerek yola koyuldum, bir yandan da durumumuzu düşünüyordum. Bu arada yoldaki buzlanmadan dolayı beyaz bir Jeep hakimiyetini kaybetti ve kaldırıma çıktı.
Araç, frene basıldığı halde kayarak üzerime doğru geliyordu. Heykel gibi dikilip kalmıştım öylece. Son anda aracın bana çarpacağının farkına varıp kaçamaya çalıştıysam da, aracın tamponu sağ bacağıma hafifçe çarptı. Bu çarpmanın etkisiyle yere düşmemle toparlanıp kalkmam bir oldu. Bu arada Jeep birkaç metre ileride anca durabildi ve içinden bir kadın indi. Telaşla yanıma gelip,
"Çok pardon ya, arabanın hakimiyetini kaybetttim. Bir şeyiniz yok ya?" dedi.
"Yok bir şeyim, iyiyim!" dedim. Üzerime yapışan karları temizleyip yoluma devam edecekken, kadın kolumdan tutarak,
"Hadi binin arabaya, bacağınızı bir doktora gösterelim!" dedi.
"Gerek yok hanımefendi, gerçekten iyim!" dedim. Fakat kadın koluma yapışmış, bırakmamakta ısrar ediyordu. En sonunda,
"İyi, tamam!" dedim ve arabasına bindim. Lüks bir arabaydı, baştan aşağıya son model şeylerle döşenmişti içi de. Kadın arabayı sürerken,
"Ben Jale." dedi.
"Ben de Mehmet, memnun oldum." dedim.
Özel bir hastaneye götürüyordu beni, orada bir doktor arkadaşının olduğunu söyledi. Jale hanım ile sohbet etmeye başladık. Hastaneye varana kadar kadının neredeyse her şeyini öğrendim.
Jale 32 yaşındaydı. Babasının şirket sahibi olduğunu söyledi. Zengin kesimdendi yani. Hiç evlenmediğini söyledi. Bu detaya neden girdi anlamamıştım gerçi de... Hastaneye geldiğimizde direkt 2. kata çıktık. Bir odanın önüne geldik, Jale hanım kapıyı çalıp içeriye girdi. Doktor, Jale hanımı görünce ayağa kalktı ve
"Oo Jalecim, hoş geldin!" dedi. Doktor sonra benimle de el sıkıştı ve Jale hanıma, "Kim bu delikanlı? Yeni manitan mı?" dedi.
Jale hanım başımızdan geçenleri anlattı. Doktor bey hemen beni sedyeye oturttu ve pantolonumun paçasını dizime kadar katladı. Diz kapağımın biraz altı morarmıştı. Elle birkaç muayene yaptı,
"Acıyor mu?" diye sormayı da ihmal etmedi. Muayenesi bitince, "Önemli birşeyi yok, sadece çarpmadan dolayı biraz morarmış. Birkaç güne geçer!" dedi.
Jale hanım doktor beyle biraz daha muhabbet ettikten sonra, teşekkür ederek hastaneden ayrıldık. Tekrar arabaya binince, Jale hanım,
"Şimdi bana geçiyoruz ve bir şeyler içiyoruz!" dedi. Ben bir şeyler söylemeye kalktım ama, "İtiraz istemiyorum!" dedi. Mecburen kabul etmek durumunda kaldım.
Yarım saat sonra genelde zengin evlerinin bulunduğu bir siteye geldik. Arabayı bahçedeki özel garaja park etti ve indik arabadan. Teraslı, bahçesinde havuz olan dubleks bir ev vardı karşımda. Bu kadın gerçekten çok zengindi. İçeriye geçtik, beni salona oturttu ve
"İçki içeriz değil mi?" dedi. Ben daha cevabımı vermeden, içki dolabından Viski şişesini alıp bardakları doldurmaya başladı.
Bir kadehi bana verdi ve birini de kendi alarak tam karşıma oturdu. İki bacağını da altında toplayınca, giydiği tek parça elbisenin eteği iyice yukarıya toplandı. Kadının bacaklarına bakmaktan konuşamıyordum.
Bakımlı bir kadındı. Sapsarı saçları, bembeyaz teni muhteşem görünüyordu. Kadın 1.60 boylarındaydı, ama boyuna göre müthiş kalça ve göğüsleri vardı. Belki silikon belki doğaldı, ama vücut ölçüleri mükemmeldi. Konuşurken içkinin de etkisiyle açılmaya başlamıştım. Jale hanım suratıma baktı ve
"Senin bir sorunun var galiba?" dedi. Aile mevzusu açılınca yüzüm düşmüştü. Jale hanım ne olduğunu sordu. Önce anlatmak istemedim ama ısrar edince,
"Babam çok kötü durumda, hasta ve ilaç masraflarını karşılayamıyoruz." dedim.
Jale hanım üzülmüştü. Fakat yalandan üzülmediğine yemin bile edebilirdim, çok içten bir kadındı. Genelde zengin insanları kibirli ve kendi çevresinden başka bir çevre ve insan olmadığını sanan kişiler olarak bilirdik, ama Jale hanım öyle değildi. Jale hanım çok farklıydı, zengin olsa bile, bir tarafında ‘Bizdenlik’ vardı. Elimi tuttu ve
"İstersen sana yardım edebilirim!" dedi.
"Yok, kimseden yardım istemiyorum. Ben hakkımla para kazanacağım!" dediğimde, Jale hanım saçımı okşayarak,
"Biliyorum, sen hep gururlu bir insan olacaksın!" dedi.
Biraz gözlerime baktı ve bir anda dudaklarıma yapıştı. O güne kadar çok az kadının elini tutmuş ve bırakın cinsel ilişkiye girmeyi, bir kadınla öpüşmemiş olan ben, bir anda kitlenmiş kalmıştım Jale hanımın karşısında.
Jale hanım biliyordu bu durumları ve dudaklarımı hızlı hızlı öpmeye devam ediyordu. Ben ise karşısında kasım kasım kasılıyordum ve ne yapacağımı bilmez halde put gibi duruyordum. Jale hanım elini boynuma atarak okşamaya başladı ve dudaklarımı bırakarak kulağıma eğilip,
"Rahat bırak kendini aşkım!" dedi. Fısıldayarak,
"Lütfen, yapmayalım." dedim. Bu sözü genelde bir kadından duyarsınız böyle durumlarda, ama bu sefer benden çıkmıştı. Bunu ne kadar isteksiz söylediğimi anlamıştı ki,
"Hişt, sessiz ol. Bu gece bizim gecemiz!" dedi ve tekrar dudaklarıma yapıştı.
Bu sefer yavaş yavaş öpmeye başladı ve kısa bir süre sonra dudaklarımı bırakarak boynuma indi. Boynumu yalıyordu adeta. İçimi fena bir zevk dalgası kaplamıştı. Ben de cesaretlenip, elimi turuncu tek parça elbisesinin üzerinden yarı açık göğüslerine attım.
Taş gibiydi göğüsleri, okşamaya başladım. Jale hanım açılmama sevinmişti, gülerek,
"Hah şöyle ol, kadınlar sekste atılgan erkekleri severler!" dedi ve tekrardan boynuma yumuldu.
Jale hanım kazağımı çıkartıp kenara atınca, yarı çıplak kaldım karşısında. Vücudum biraz yapılıydı. Eğilerek göğsümün üstüne ufak öpücükler kondurmaya başladı. Aldığım zevk iyice artmaya başlamıştı ve sikim kazık gibi olmuştu.
Jale hanım vücudumu öpmeyi kısa kesti ve direkt pantolonuma indi. O kadar yavaş hareketlerle pantolonumu açmaya başladı ki, sanki tüm gece bizimdi. Veya Jale hanım öyle sanıyordu. Sonunda diz kapağıma kadar indirdi pantolonumu. Boxerımı da aynı seviyeye kadar indirip, sikimi eline aldı. Sikimi okşarken,
"Woaww, bu çok iyi!" dedi ve sikimi ağzına aldı. Dudakları sikime değdiği an sanki vücuduma elektrik verilmiş gibi titremeye başladım.
Jale hanım yukardan aşağıya doğru, yavaş ve kendinden emin bir şekilde inmeye başladı. Hafif hafif ve narince yalıyordu sikimi. Bu arada telefonum çaldı, telefonumu çıkarttım, annem arıyordu. Hemen açtım ve
"Alo anne?" dedim. Jale hanım ise sikimi bırakmamış, aynı şekilde yalıyordu.
Hatta muzurluk olsun diye iyice hızlanmaya başladı ve ben aldığım zevkten anneme zar zor cevap verebiliyordum. Jale hanım ise sikim ağzında gülmeye başlamıştı. Annem nerede olduğumu soruyordu, ben de,
"Arkadaşın yanındayım anne, ders notunu alıyorum, çok geç kalmadan gelirim!" dedim. Annem,
"Bak yalan söyleyip bir yerde çalışmıyorsun değil mi?" dediğinde,
"Ben sana yalan söyler miyim anacım?" dedim ve kapattım telefonu ve koltuğun üzerine attım. Jale hanım elimden tutarak kaldırdı ve
"Hadi yatak odasına geçelim!" dedi. O önde ben arkada gittik odasına. Elbisesinin askılarını omuzlarından çıkarınca, elbisesi üstünden düştü. Sütyen yoktu, sadece kırmızı dantelli bir külot vardı. Fakat külot el kadardı, amını ve götünü tam kapatamamıştı.
Ben o kusursuz vücudu izlerken, Jale hanım boynumdan tutarak kafamı göğüslerine yapıştırdı ve
"Em onları aşkım!" dedi. Göğüslerinde sarkma yoktu, dimdik ve yuvarlaktı. Göğüs uçlarını ağzıma aldım ve emmeye başladım. Jale hanım inliyordu, çok fazla göğüslerinde tutmadı beni, o da azmıştı ve işi esas kısıma getirmek istiyordu. Yatağa yattı, külotunu çıkartıp kenara attı ve
"Hadi aşkım yala!" dedi.
Pespembe amı karşımdaydı. 21 yaşındaydım ve bugüne kadar canlı olarak bir am görmemiştim, heyecandan kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Eğilip amını yalamaya başladım.
Jale hanım ise o anda kopmuştu ve çığlıklar ata ata amını yalattırıyordu bana. Amını belki on dakika kadar yaladım. Tabii ki acemiydim, fakat dilimin amına değmesi bile onu çıldırtmıştı. Tahminimce uzun bir süredir seks yapmıyordu. Ayağa kalktım ve ıslanmış amına sikimi dayadım, önce hafif hafif sikimin başını soktum. Seks hakkında hiçbir şey bilmediğimden, ne kadar narin olursam o kadar iyi seks yaparım düşüncesi kafamda dolanıyordu. Fakat benim kaplumbağa gibi ilerlemem Jale hanımın hoşuna gitmemişti,
"Sen ne kadar yumuşak bir erkeksin, hızlansana biraz!" dedi.
Bu laflar dokunmuştu bana ve daha yarısını bile sokmadığım sikimi bir anda amına kökledim. Kalın ve Türkiye ortalamasına göre uzun sayılacak bir sikim vardı. Aniden kökleyince Jale hanımın nefesi kesilmişti. "Al, bunu mu istiyorsun orospu?" deyip hızlı hızlı pompalamaya başladım.
Benim gibi terbiyeli ve böyle sözleri çok az kullanan birinden böyle bir laf çıkması gerçekten şaşırtıcıydı, fakat kendimi kontrol edemiyordum. Neredeyse belim çıkacaktı, fakat o sözlerden öyle bir hırslanmıştım ki, durmadan amına pompalıyordum.
Boşalmak aklımın ucundan bile geçmemişti bu süre zarfında, yaklaşık yirmi dakikaya yakın bir süredir sikiyordum Jale’yi ve Jale artık yorulmuştu bundan. Bir süre sonra boşalacağımı hissettim ve yavaşladım. Jale de farkına varmıştı bunun,
"İçime boşalma sakın!" dedi. Amından çıktığımda, Jale de yataktan kalkıp önümde çöktü ve sikimi eline alarak yalamaya başladı. Sonra göğüslerine boşalttı tüm döllerimi. Göğüsleri döllerimden iyice beyazlaşmıştı. Elimden tutarak, "Gel sikicim, banyoya girelim!" dedi.
Banyoya girdik. Büyükçe küvet suyla dolarken, biz de yandaki duşun altına girdik yıkandık. Sonra küvetin içinde yarım saate yakın bir süre kaldık. Ilık su üzerimdeki tüm stresi almıştı. Sonra durulanıp küvetten çıktık. Kurulanırken Jale bana,
"Sen giyin, aşağıya gel!" dedi ve kendisi çırılçıplak indi aşağıya.
Ben de yatak odasına girdim ve kıyafetlerimi giydim. Tam çıkacakken yerde duran kırmızı dantelli külotunu gördüm. Alıp almamakta kararsız kaldım ve en sonunda eğilip aldım. Külotunun ağ kısmını burnuma götürdüm, halen taze am kokusu üzerindeydi. Külodu cebime sokuşturdum ve indim aşağıya. Jale elinde parayla bekliyordu ve beni görünce ayağa kalktı. Çırılçıplak vücudu karşımdaydı. Elindeki parayı vererek,
"Bu senin bugünkü hizmetinin karşılığı!" dedi. Paraya baktığımda 400 TL vardı,
"Bunu kabul edemem!" dedim. Tam geri verecekken, Jale ufak bir tokat atarak,
"Ne demek kabul edemem? Bugün sikişlerin en güzelini yaşattın bana, bu para senin hakkın!" dedi ve parayı elimden alıp cebime sokarken külotuna denk geldi. Cebimden külotunu çıkarttığında bir kahkaha attı ve
"Bu benden hatıra mı?" dedi. Utanmıştım. Jale tekrardan parayla beraber külotunu cebime sıkıştırdı ve
"İstediğin zaman gerçeği burada!" deyip amını avuçladı. Ben artık gitmek için müsaade istediğimde,
"Bekle, seni bırakayım!" diyerek odasına çıktı, aynı kıyafeti giyip geldi. Arabasına bindik ve çıktık yola. Bizim mahalleye yaklaşırken,
"Ben burada ineyim, şimdi mahallede dedikodu olmasın!" dedim. Jale gülümseyerek,
"Sen çok iyi niyetli bir çocuksun, seninle tanıştığıma çok sevindim!" dedi.
Telefonumu istedi, verdim. Telefonumdan kendi numarasını aradı. Kaydettikten sonra dudağımdan öptü, tekrar teşekkür etti. Arabadan indim ve evime doğru yürümeye başladım. Eve girmeden ben de onun numarasını kaydettim.
Kendimden yaşça büyük bir kadınla seks yapmıştım ve karşılığında para almıştım.
Kendimi Jigolo gibi hissediyordum... *** Devam ***
Alıntıdır
Thank you Drew...
Abartmış gibi olmayayım ama... Sanki İskenderiye Kütüphanesi ya da Nazilerin meydanlarda yaktığı kitaplar zaman yolculuğunda geri gelmiş kadar sevindim, inanır mısınız?
♥ Şu çorap temalı resimleri hikayenin konusuna uygun olduğu için yerleştirdiğim hikayem Kırmızı Yasaklı olarak etiketleniyor.
Bir aşk üçgeni anlatan hikayeme gayet estetik bir üçlü ilişki resmi koyamıyorum.
Güzel bir seks sahnesini, sevişenlerin hissettiklerini anlattığım satırları çok güzel bir çiftin fotoğrafçılık harikası bir nü resmiyle süsleyemiyorum.
Vücudu güzel bir erkeği anlatan hikayeye çıplak bir erkeğin sanatsal, güzel bir resmini seçemiyorum. Nefis bir kadının resmi sırf memesinin ucu görünüyor diye yasaklanıyor.
Bütün güzel, nefis, bakmaya kıyılamaz harika resimlerin en can alıcı yerlerini kesmek zorunda kalıyorum.
Bıktım artık Tumblr.
Bıktırdınız.
Kocamın Çorap Sevdası
Bizler otuz yaşlarında evli çiftiz. Kocam yakışıklı, ağzı laf yapan, çekici, sekse düşkün bir adam… Ben de sarı uzun saçlarım, irice memelerim, ince belim, çıkık kalçalarımla hem kocamın hem çevremdeki erkeklerin bakışlarını üzerimde toplayan bir kadınım.
Evlendikten sonra kocam beni de alıştırdı, uzun zamandır hep fantezilerimizde başka erkeklerle yatağımızı paylaşıyoruz… Sevişirken aramızdaki erkeğin neler yaptığını ben ona, o da bana anlatıyoruz yarışırcasına..
Bu olay çok hoşumuza gidiyor, deliriyoruz, çılgınca sevişiyoruz. Ama kocam bir zaman sonra olayı gerçekleştirmeye, hayali kişilerin yerine gerçeklerini, çevremizden birilerini koymaya çalıştı. Ben hemen tersledim,
- “Olmaz öyle şey… Ben yapamam…” dedim.
Bir de kocamın en sevdiği şey naylon külotlu çoraplar.. Mini etek giymeyi çok severim, uzun, biçimli bacaklarımın güzelliğini herkes görsün isterim. Eşim de özellikle jartiyerler, külotlu çoraplar alır giymem için, bayılıyor benim çoraplı görüntüme…
Bir süre önce onun bu çorap takıntısını hayli ileri götürdüğünü öğrendim.
Gün ortasında evden almam gereken bir belge için zamansız eve girdiğimde, kocamı üzerinde benim jartiyer çoraplarımı giymiş vaziyette yatağımızda uzanmış, kendini okşarken yakaladım. Şaşırıp kaldım, ne söyleyeceğimi bilemedim. Sertleşmiş erkekliği, bacaklarında jartiyer çorabı, kılsız kaslı vücuduyla değişik bir görüntüsü vardı. Elimden tutup üzerimdeki etek döpyesle giyinik vaziyette yatağa çekti, uzun uzun anlattı,
- “Aşkım, biliyorsun çorap fetişi var bende… Seni çoraplı görmek, üstünde çoraplarınla sevişmek, sikişmek tahrik ediyor beni… Ben kendim de giymeye başladım.. O tendeki dokusu, teması, sikimin üstündeki kayganlığı delirtiyor beni…
Evde yalnız olduğumda kendime aldığım jartiyerli çorapları giyip üstüne de ten ya da siyah renkli parlak çorapları giyip okşuyorum kendimi… Sikimi bacaklarımın arasına alıp o tarifsiz zevkleri yaşıyorum. Homo olmadığımı çok iyi biliyorsun, sadece fetiş olarak hoşuma gidiyor.
Bunu anlatırken elimi alıp bacaklarına götürmüş, okşamamı istemişti. Ben onu okşarken, o da eteğimin altında külotlu çorabımın üzerinden bacaklarımı, külotlu çorabın ağını, kalçalarımı okşuyordu. Kılsız tüysüz bacaklarında jartiyer çorap da güzel görünüyordu doğrusu…
Hele ben okşadıkça iyice sertleşen, damar damar atan sikinin görüntüsü de iyice azdırmıştı beni, ıslanmaya başlamıştım. Elimle tutup ateş gibi yanan sıcaklığını hissettim. Hiç olmadığı kadar büyümüştü aleti… Hoşuma gitti bu… Dudaklarına yumulup,
- “Hadi kocacım, beni böyle sik… Madem bu olay seni bu kadar tahrik ediyor, çoraplarınla, jartiyerinle sik beni…” dedim.
Sımsıkı sarılıp yuvarlandım, altına yattım. Bacaklarımı araladı, külotlu çorabımın ağını şifonyere uzanıp aldığı tırnak törpüsüyle yırtıverdi. Külodumu yana çekip, içinden sular akan amıma giriverdi hışımla… O üzerinde salt çorabıyla içimde gidip gelirken, ben tamamen giyinik vaziyette elimin yetiştiği kadarıyla çoraplı bacaklarını okşadım aradan… Müthiş bir orgazm yaşadık o gün… Defalarca…
Artık kocamın benden gizli gizli çorap giymesine, kendini tatmin etmesine gerek kalmamıştı. Yatağa girerken bazen o çorap giyiyordu, bazen ben… Bazen de ikimiz de ortasını kestiğimiz çorapları giyip ilişkiye giriyorduk.
Eşimle alışverişe gittiğimizde eşim en kısa minilerimi giydirir, altına yine onun seçtiği siyah ya da ten rengi çoraplar giyerdim. Yürürken kırıtır, mini eteğim sallandıkça çoraplı uzun bacaklarımın görüntüsü herkesi dönüp bana baktırırdı.
Mağazalarda kendime kıyafet falan bakarken perdeyi bilhassa aralık bırakırım. Seyredilmek benim de hoşuma gidiyordu artık… Kocam da beni seyretmek için kabinin çevresinde turlayan erkekleri izler, onların bana bakarken dönen bakışlarını gördükçe çadırı kurar hemen… Eve gelince tabii deliler gibi sevişiyoruz.
Yatağımıza başka birinin girmesi fikrine artık ben de eskisi kadar karşı çıkmıyor, yumuşak bakıyordum. Yine bir AVM dönüşümüzde kocamla birbirimizi hırpalayarak sevişmeye başlamıştık. Beni dikizleyen tezgahtarın neler yaptığını, ben izin versem çocuğun kabine girip oracıkta beni sikebileceğini anlatıyordu,
- “Belki deneyebiliriz bir kere kocacım… Fakat güvenilir biri olması lazım, tezgahtar çocukla olmaz…” dediğimde üstümde gidip geliyordu. Ben bunu söylediğim anda delirdi sanki… Çılgınlar gibi boşaldı o gece…
Bazen otobüse biniyorum ve kalabalığın içinde beni nasıl elleyip sürttüklerini anlatıyorum kocama… Bir keresinde metrodan inmiş merdivenlerden çıkmak üzereydim. Yürüyen merdivenlerin başında toplanan kalabalığın arasında arkamdan adamın biri resmen bacak aramı eteğin altından avuçlayıverdi. Amımın üstünden nerdeyse parmakları içime girmişti. Neye uğradığımı şaşırıp kızgın bir yüz ifadesiyle dönüp baktım. Karşımda yakışıklı, takım elbiseli, eli yüzü düzgün bir adam gülümseyerek bakıyordu,
- “Kusura bakmayın öyle çekici güzel bacaklarınız var ki dayanamadım. Lüften bağışlayın… Öyle parıldıyor ki bacaklarınız, kendimi tutamadım, tekrar özür dilerim…” dedi.
Bir şey demeden çevirdim başımı… Adam arkamda duruyordu hala… Dayanamadım. Bir bacağımı kaldırıp ayağımı üst basamağa koydum. Tabi böyle bir ayak yukarıda, bir ayak aşağıda olunca kalçalarım daha da açıldı mini etekten…
Kocam merdivenlerde bu pozisyonu almamı ister hep… Bu şekilde durunca arkamdan gelenler mini eteğimin külotlu çorabın ağ kısmına kadar açıldığını görebilirlermiş, harika bir manzara olurmuş onlar için…
Adam da benim bu hareketimi görünce özürünün kabul edildiğini anlamış oldu. Bu sefer elindeki büyük giysi poşetiyle perdeleyerek elini bacaklarıma götürdü. Benim vereceğim tepkiyi ölçerek yavaşça parlak çoraplı bacaklarımı okşaya okşaya yukarıya, eteğimin altına doğru ilerledi. Tüy gibi elleri zarif hareketlerle bacak arama kadar geldi. Kalçalarımı hafifçe avuçlayıp parmağıyla minik minik bastırdı.
Adam öyle hoşuma gitmişti ki, hiç itiraz etmiyor, gözlerim kapalı beni ellemesine izin veriyordum. Islanmıştım. Fakat maalesef merdiven sona erdi, elini çekti, kendime çeki düzen verip yürümeye başladım. Adam da peşimden tabi… Yaklaştı arkamdan,
- “Rica etsem benimle bir şey içmeye gelir misiniz, tanışmış oluruz?” Başımı çevirip ona baktım. Kumaş pantolonun önünde kabarmış aleti öyle belli oluyordu ki… O da benim gibi tahrik olmuştu. Gülümseyip,
- “Kusura bakmayın… Olmaz, bu kadarla idare etmelisiniz. Ben evli bir kadınım…” dedim, yürümeme devam ettim. Adam yine peşimdeydi,
- “Lütfen yanlış anlamayın… Eğer isterseniz arayabilirsiniz. Sadece tanışmak istiyorum, başka bir niyetim yok” diyerek kartını uzattı bana… Ben de terslemeden kartını aldım. Adamın kabarmış önüne gözlerimi dikip gülümsedim,
- “Niyetiniz belli oluyor…” dedim. Kartı çantama koyarken, “kim bilir, belki ararım. İyi günler size…” diyerek boş bir taksiye işaret ettim, binip gittim. Dönüp arka camdan baktığımda adam olduğu yerde kalakalmış, arkamdan bakıyordu.
Akşam kocamın gelmesini sabırsızlıkla bekledim. Gelir gelmez yatağa atıp ona anlattım bunu… En küçük ayrıntısına kadar… Adamın siki nasıl kabarmıştı, gözleri nasıl bakıyordu, parmağını nasıl küloduma basıyordu… Deliler gibi sevişiyorduk bunları anlatırken…
Bir gün üniversiteden eski arkadaşlarımdan biri iş için gelmiş, benim adresimi bulup ziyarete geldi. Özeldi benim için… Eski flörtümdü. Eşimle arkadaşım olarak tanıştırdım. Önce yemeğe, sonra eğlenmek için bir bara gittik.
Kendime özen göstermiştim hazırlanırken… Diz üstü yırtmacı uzun bir etek, derin bir göğüs ve sırt dekoltesi, jartiyerli siyah parlak çoraplar, yüksek ince topuklar… Eşim beni o şekilde görünce gözleri parladı. Sarılmak istedi, engel oldum.
- “İştahını geceye sakla kocacım” dedim gülerek… “Seni delirtmek istiyorum bu gece…”
Kocam da pantolonun altına külot giymeden külotlu çorap giydi. Beni izlerken pantolonun cebinden sikiyle oynayacakmış. Arkadaşımla buluşmaya giderken hep arkamdan geliyor, ben kıvıra kıvıra yürürken gözlerini eteğimden, bacaklarımdan ayırmıyordu. Bu tüm yemek boyunca ve bara giderken devam etti.
Ortam çok güzeldi. Kocam ve arkadaşım Mert hemen kaynaşmışlar, eğlenmeye başlamıştık. Aldığım ilk içkiler de beni bir hoş yapmıştı. Bir kocamla, bir yalnız kalmasın diye arkadaşımla dans ediyordum. Ben dans ettikçe eteğim savruluyor, etrafımdakiler jartiyerime kadar bacaklarımı görebiliyorlardı.
Mert ile dans ederken kocam eli cebinde bizi izliyordu oturduğu yerden… Ben dans edip kıvırdıkça açılan eteğimle ona göz ziyafeti sunuyordum. Kocama muzip gözlerle bakıp eteğimi aşağıya indiriyordum.
Müziğin ritmiyle birbirimize fazlaca yanaşıyorduk bazen… Yüz yüze birbirimizin gözlerine bakarak… Bazen arkama geçiyor, kalçalarımız birleşiyor, Mert’in kucağında kıvırmama devam ediyordum. Kocama baktığımda devam et diye işaret ediyordu. Her şey çok güzeldi kısacası…
Sonunda yoruldum, oturduk. Biraz sonra da çıkmaya karar verdik. Arabaya binerken kocam bana aldırmadan direksiyona geçti, Mert ben binerken kapıyı açtı. Resmen ona göstere göstere bacaklarımı ayırarak bindim arabaya…
- “Eve gidip kahve içelim” dedim. Mert ise,
- “Geç oldu çocuklar. Siz beni bir otele bırakın” dedi. Kocam da gelmesi için ısrar etti. Ben de,
- “Boşuna masraf etmene ne gerek var canım?” diyerek üsteledim.
- “Rahatsız etmiyeyim..” diyerek kocama baktı. Kocam güldü,
- “Ne olacak canım, ayağımızda sallayacak değiliz ya seni… Yatar uyursun işte… Biz sana gelsek bu saatte otele mi yollayacaksın bizi?”
- “Yok canım da, siz ikiniz… Neyse, rahatsız etmiyeyim demiştim…” Böyle konuşurken eve gelmiştik bile… Kendimizi birer koltuğa attık. Biraz sonra kalktım, erkeklere ne istediklerini sordum.
- “Kahve mi, yoksa birer kadeh daha devam mı edelim? Aslında birer votka limon iyi gider şimdi…” deyip mutfağa gittim. Kocam da peşimden geldi, arkamdan sarıldı bana, kulağıma fısıldadı,
- “Karıcım, deli ettin beni dans ederken… Senin etek hep yukarı çıktı hoplayıp zıplarken, benim de yarak aşağıya inmedi sana bakarken… Mert de iyi sürttü sana ha…” dedi kalçalarımı avuçlayarak… Dudakları boynumda dolaşıyordu, en tahrik olduğum şey, boynumu kaçırmaya çalışarak kıvrandım,
- “Sürttü ya… Hem sürttü hem de kaçamak elledi beni… Az çapkın zampara değildir o…” dedim.
İçkileri hazırlayıp beraber içeriye götürdük. Sohbet falan derken ikinci bardaklar da içildi. Kocam Mert’e kendi eşofmanlarından birini verdi, kendi de giydi. Ben de yatak odasına gidip kısa geceliğimi giydim. Hafif şeffaf, içim görünüyordu. Meme uçlarımı aynada görünce fazla mı açtım diye düşündüm, sonra vazgeçtim. Nasıl olsa dans ederken küloduma kadar görmüştü beni Mert… Külot görmekten sıkılmıştır diyerek çıkarıverdim onu da… Fakat altımdaki jartiyer çorabını çıkarmadım.
İçeriye gittiğimde erkeklerin gözleri bana dikildi hayranlıkla… Masanın üzerindeki şamdanın mumlarını yakıp ışığı söndürdüm. Şimdi odayı mumlar aydınlatıyordu. Duvardaki aynaya baktığımda, üzerimdeki gecelik ve jartiyer çoraplarımla mum ışığında gizemli bir çekicilik yayıyordum etrafa…
Kocamla yan yana oturduğumuz geniş koltukta yan döndüm, bacaklarımı eşimin kucağına uzattım. Konuşurken bir yandan bacaklarımı okşuyordu. Geceliğim sıyrıldı, jartiyerin kopçalarına kadar açıldı bacaklarım… Mert yan taraftaki bize bakan tekli koltukta oturuyor, konuşurken bize dönmüştü. Şeffaf gecelikten içimde külot olmadığını ikisi de görmüştü sanırım.
Bacaklarımı hafifçe ayırdım. Bir yandan eşimin çoraplı bacaklarımı okşaması, bir yandan Mert’in mumların loş ışığında bacak aramda bir şey görmeye çalışan aç bakışları öyle tahrik ediyordu ki beni…
İçkilerimiz bitti, yatalım artık diyerek kalkıp yatak odamıza gittik eşimle… İkimiz de çıldırmıştık artık… Yatağa girer girmez geceliğin eteğini kaldırıp yalamaya başladı beni… Amım sırılsıklamdı daha yalamaya başlamadan… Kocam da fark etmişti bunu,
- “Bakıyorum ıslanmışsın karıcım… Hoşuna mı gitti seyredilmek? Çoraplarını çıkarmadan öyle gecelikle aramıza gelmeye utanmadın mı? Seni kaltak seni..”. diye diye yalıyordu amımı…
- “Sen de az değilsin.. Bacaklarımı okşadın onun yanında… Çocuk mahvoldu.”
- “Külot da giymemişsin altına… Bir de bacaklarını ayırdın iyice… Amcığını görmüştür adam…”
- “Görmüştür tabi aşkım… Hem ilk defa görmüyor ki…” dedim. Yüzüme baktı, şaşırmıştı,
- “Nasıl yani ilk defa değil? Yoksa daha önce sen onunla…?” Gülerek başını tuttum, kasıklarıma gömdüm,
- “Sen yalamana devam et, ben anlatayım. Aslında tam sayılmaz. Yıllar önce çıktık bir ara… Bir keresinde evde yalnızdık. Daha önce öpüşüyorduk falan ama hiç ileri gitmemiştik… Evde öpüşürken soyunduk. Ben külotla kaldım, o çırılçıplak… Altımdaki külotla kucağına çıktım, yarağının üstünde gidip geldim yaylana yaylana…
Külodum ıslanmış, ateş basmıştı. Sonra o beni yatırdı, memelerimden başlayıp aşağıya kadar yaladı, külodumu sıyırdı… İlk defa oram yalanıyordu. Acaip bir şeydi. Delirdim. Ne de olsa ilk işte… Herhalde bir erkekle ilk orgazmımı o anda yaşadım.
Sonra sıra bende diye düşünüp sikini elime aldım. İlk defa gerçek bir erkek sikini elliyordum, elime alıyordum. Kocamandı… Korkmuştum da…
- “Yala onu… Em…” dedi. Başladım yalamaya… Elimle boylu boyunca okşamaya… Başını, çevresini, taşaklarını, ağzım dilim nereye gelirse artık yalıyordum… İlk önce şeffaf sıvı geldi yalamaya başlayınca… Dibinden yukarı doğru elimle sıvazlarken eliyle başımı bastırıyor
- “Yala… Em.. Bitir beni..” diye inliyordu. İlk sıvısını yaladım tabii, başka çarem de yoktu… Kasılmaya başladı… Ben boşalacak diye çekilmek isterken o bırakmadı, saçlarımdan tutup ağzıma sokup çıkarmaya başladı sikini… Boşalıyordu… Ağzım, yüzüm spermle doldu. İlk sperm tadına o baktırdı. Ağzımda titriyor, koca siki küt küt atıyordu ellerimde… Midem bulandı, lavaboya koştum şaşkınlıkla… O arada eve biri geldi, sevişmemiz yarım kaldı. Bir daha da tekrarlamadık bunu… İşte böyle aşkım…”
Beni yalamaya devam eden kocamın siki kazık gibi olmuştu. Yalamaya ara verip bacaklarımın arasından bana baktı,
- “Niye daha önce anlatmadın bunu bana?”
- “Bilmiyorum aşkım, belki de utandım.”
- “Utanmana gerek yok aşkım… Biliyorsun ben seni seviyorum… Kuralsız yaşamak benim felsefem…” dedi. Amımı yalamaya başladı, hem de ne yalamak.
- “Siki nasıldi?” dedi, amımı şakur şukur, bir köpek yavrusu gibi yalarken…
- “Üfff.. Sorma kocacım… Kocaman bir şeydi.. Ancak başı ağzıma sığıyordu.. Seninkinden daha büyük, kalın, kocaman bir şeydi hatırladığım kadarıyla… Dedim ya, korkmuştum onu öyle koca sikiyle karşımda görünce…”
- “Hiç istemedin mi onu içinde hissetmeyi ? Doğru söyle, yoksa götten falan verdin mi ona ?”
- “Yok, aşkım, inan sadece saksafon çektim… Şimdiki aklım olsa verirdim o zaman ona… Şimdi de o koca sikini içimde hissetmek isterdim tabii… Hadi çıkar şu çorabını artık, sik beni şimdi.. Çok azdım…” deyip çorabın üstünden sikini avuçladım.
Oysa beni yalamaya devam etti, resmen amımı yuttu… Titreyerek gelmeye başladım… Öyle tahrik olmuştum ki dakikalar sürdü sanki orgazmım… Elim kocamın külotlu çorap içindeki sikinde, o memelerime kapanmış emerken şehvetin zirvelerine çıktım… Sakinleştiğimde beni okşamaya devam etti, boğuk bir sesle,
- “Git içerden sigara paketini al…” dedi birden… Şaşırdım,
- “Ya uyanıksa şimdi?”
- “İyi ya, tadına bakarsın kaç sene önce yaptığın gibi…” dedi.
- “Zaten dans ederken sürtüyor, yılların beni daha da çekici yaptığını söylüyor, iltifatlar yağdırıp duruyordu. Hele evde bacaklarımın arasına düşecekti nerdeyse… Bak, sonradan kafama kakma bunu.. İçeri gidersem, uyanıksa… Mutlaka elleyecektir beni…”
- “Karar senin aşkım. İstiyorsan deneyebiliriz. Uyanıksa içersin sigaranı onun yanında… Sızdı kaldı kocam dersin…”
Heyecanla dudaklarına yapıştım, öptüm, öptüm… Heyecandan gözlerimiz parlıyordu ikimizin de… Dudaklarını, yanaklarını öpücüklere boğarken,
- “Emin misin? Gidiyorum bak…” Popoma bir şaplak attı,
- “Eminim tabi aşkım… Hadi git… Git ve her şeyi akışına bırak… Gideceği yere gitsin olay…”
Kalktım, saçlarımı aynada şöyle bir düzeltip üzerimdeki gecelik ve çorapla dışarıya çıktım, sessizce onun odasına gittim. Kapıda bir an durup arkama baktığımda kocam kapının arasından beni izliyordu. Sabırsızca içeri girmem için eliyle işaret etti.
Kapıyı açıp yavaşça içeri süzüldüm. Kapıyı kocamın bizi izlemesi için kapatmadan aralık bırakıp kapı önünde durdum. Mert koltukta oturmuş sigara içiyordu. Beni görünce doğruldu. Odada yanan mum ışığında karşılıklı durduk, baştan aşağıya süzdü beni, gülümseyerek
- “Seni de uyku tutmadı galiba…” dedi. Elindeki sigarayı işaret ettim,
- “Benim de canım sigara istedi, paketi burada unutmuşum…” dedim. Hemen paketi alıp bir sigara uzattı, ateşiyle yaktı. Derin bir nefes alıp koltuğa attım kendimi, bacak bacak üstüne atıp davet edercesine ona baktım. Mert de yanıma oturdu, diz dize konuşmaya başladık.
- “Seni böyle gördükçe okul günlerimiz aklıma geliyor. O yaşadıklarımız…” dedi.
- “Ben de seni unutamadım bir türlü…” dedim. Gözleri parlıyor, yiyecek gibi, her an üzerime atlayacak gibi duruyordu yanımda… Elini uzattı, dizime koydu,
- “Jartiyerli çoraplar da çok yakışıyor bacaklarına… Harika görünüyorsun…” diyerek okşamaya başladı. İçim bir hoş oldu, zaten zirvelerde gezinen libidom, cinsel isteğim lav olup kasıklarımdan akmaya başladı.
- “Heyy, dokunma bana… Ateş gibi yanıyorum zaten…” diyerek kıkırdadım. Onu öyle istiyordum ki o anda… Altına yatırmasını, okşamasını, sikmesini… O da biliyordu bunu… Elini daha da ileriye götürdü okşayarak, geceliğimin eteğinde dolaşıyordu şimdi,
- “Kocan?” Ona çaktırmadan kapıya baktım yan gözle… Kocam üzeri çıplak, kapıdaydı, eli eşofmanının içinde sikini okşayıp duruyordu heyecanla bizi izlerken…
- “Sızdı o… Ama Mert… Bu yaptığımız…”
Dudaklarıma yönelen dudaklarından korunmak ister gibi başımı çevirdim, yanağımı, dudağımın kenarını öptü… Öpüşmeye başladık. Dili ağzımın içinde dilimi okşarken elleri de her yerimde dolaşıyordu. Kendimden geçmek üzereydim, öylesine zevk alıyordum ki…
Kocamın bakışlarının altında bir başka erkekle sevişiyordum yarı çıplak… Dudaklarımı bıraktı, geceliğimin askısını indirip ortaya çıkan memelerimi seyretti hayranlıkla, durmadı, kabarmış meme uçlarıma yumuldu… Elleriyle memelerimi avuçlayıp sıkıyor, uçlarını emiyordu.
- “İlk defa beni ağzına aldığın günü unutamadım hiç… Keşke devam ettirseydik… Öyle pişman oldum ki…”
- “Ben de… Ben de unutamadım, gece rüyalarıma girdi güzel sikin” dedim kıvranarak…
- “Buraya arayış içinde gelmiştim. Devam edebilir miyiz diye… Hala o günkü gibi seksisin, ateşlisin, kadınsın… Kocan da kısıtlamıyor seni hiç…”
- “Evet, kısıtlamaz… Ama yeter… Mert… Ona bunu yapamam… O yan odada uyurken seninle sevişemem…” diyerek naz yaptım, elimle göğsünden ittim, kendimden uzaklaştırmaya çalıştım yalandan…
Bu hareketim onu daha çok ateşlemişti, saldırır gibi davranıyor, memelerimi hırpalıyor, geceliğin altından kadınlığımı avuçlayıp parmaklarını içime sokmaya çalışıyordu. Zevkten gözlerim kararmaya başlamıştı… Kocam aklıma bile gelmiyordu, Mert’in öpüp okşamalarıyla kıvranıyordum…
Ben göğsünden itince bıraktı. Tam örselenmiş dudaklarımla, emmekten sızlayan meme uçlarımla “keşke bırakmasaydı, devam et aptal herif, beni ciddiye alma” diye düşünürken önümde diz çöktü, bacaklarımı aralayıp başını kasıklarıma gömdü. Ağdalı kılsız amcığımı yalamaya başladı.
Bacaklarımı ayırıp inlemeye başladım. Zevkten geberiyordum. Kendimi geriye atmış, amımda klitorisimde dolaşan sıcak dilinin zevkini çıkarıyordum. Tam yükselmeye başladığımda anladı, bıraktı yalamayı… Kalktı, eşofmanını küloduyla beraber sıyırdı aşağıya… Kocaman yarağı göbeğine doğru yukarıya kalkmış tüm haşmetiyle meydana çıkmıştı. Çırılçıplak, bir heykel gibi önümde duruyordu.
- “Ohhh…” diye inledim. “Tıpkı o günkü gibi… Karşımdasın… Kocamansın… Harika…” dedim hayranlıkla… Ellerimi uzatıp okşamaya başladım haşmetliyi… Mum ışığında sol elimdeki nikah yüzüğü parlıyordu ben yabancı bir erkeğin sikini okşarken…
- “Yalasana… dedi. Ne duruyorsun?”
Dudaklarımı yaklaştırdım, şişip mantar gibi olmuş başına dokundurdum. Ateş gibiydi. İDilimin ucuyla dokundum. Saçlarımdan tutup inledi,
- “Ohhhh… Yala canım… Yala bi tanem… Ağzına al onu… Em… O gün yaptığın gibi… Emm…”
İstediğini yaptım ben de… Ağzıma aldım sikinin başını… Dudaklarımın arasından içeriye kaydırdım, emdim. Dilimle ağzımın içindeki başını, elimle alttan torbalarını okşadım. Başını arkaya atmış zevkten inliyordu.
Kocam elinde bıçakla içeriye girdiğinde ben yalamaktan, o yalanmaktan aldığımız zevkle kendimizden geçmiştik.
- “Ne oluyor burada? Ne yapıyorsunuz siz?” diye bağıran kocamın sesiyle irkildik ikimiz de… Mert korkuyla, ben şaşırarak kocama bakıp kaldık.
- “Terbiyesizler, namussuzlar…” diyordu elindeki bıçağı sallayarak… Mert önünde yalanmaktan parlayan sikiyle kocama döndü,
- “Bak… Hepimiz çok alkollüyüz dostum…” diye kekeledi.
- “Kes lan… Ne yaptığınızı görüyorum işte… Karımı sikmek üzeresin… Yarrağını ağzına vermişsin, ne anlatıyorsun bana?” dedi.
Bana döndü, ben sesindeki o bildik muzip tınıyı yakalamış, olayı anlamıştım bile… Numara yapıyordu pezevenk, olaya, aramıza girmek için film çeviriyordu…
- “Sen ne arıyorsun bunun odasında orospu?” diye çıkıştı sertçe…
- “Ben… Sigara içmek için…” diyerek sustum. Gözümü kocamın giydiği eşofmanın önündeki çadırdan ayırmıyordum.
- “Bellii… Sigara yerine puro içiyorsun fahişe… Canın puro mu çekti? Benim sigaram sana yetmedi mi? Hadi devam et öyleyse…”
Elimi tekrar Mert’in korkudan yarı inmiş sikine götürdüm, okşamaya başladım. Mert iyice şaşırmış, gözlerine inanamıyordu. Eli bıçaklı bir koca… Sikini yalayan karısı… Eski sevgilisi daha doğrusu… Kocam daha fazla uzatmadı, elindeki bıçağı sehpanın üzerine bıraktı, kahkahayla gülmeye başladı.
- “Şaka yaptım Mert…” dedi gülerek. “Korkma… Her şeyi biliyorum. Okulda okurken karımı ağzından siktiğini… Seviştiğinizi… Buna beraber karar verdik. Üçlü yapmak istedik. Karım içeriye girdiğinden beri sizi izliyorum. Sikimi kaldırdınız sevişirken… Hadi devam edelim…”
- “Yatağa geçelim kocacım…” dedim.
Elimde tekrar sertleşen Mert’in siki onun kararını da belli etmişti. Her şeye rağmen istiyordu beni sikmeyi… Elimdeki kalkmış sikinden tutarak çektim, yatak odasına gittik hep beraber… Kocam yatağın ucunda ayakta dururken ikimiz yatağa uzandık. Mert’in koca sikini elime alıp tekrar yalamaya başladım.
- “Kocacığım bu güzel yarağı yıllar önce bak böyle yaladım…” diyerek dilimi kocama göstere göstere yalıyordum aleti… Sırtüstü yatıp keyfine bakıyordu Mert…
Kocam yatağa, yanımıza zıpladı. Geceliğimi başımdan sıyırıp çıkardı. Üzerimde sadece jartiyerler kalmıştı. Çırılçıplaktım. Dizlerimin üzerinde erkeklerimin çıplak vücudumu seyretmesine, daha da tahrik olmalarına izin verdim.
Sonra kalkıp ata biner gibi Mert’in üstüne çıktım. Havaya kalkık duran sikin üzerine çöküp am dudaklarımın arasına gövdesini kıstırdım, gidip gelmeye, dudakların arasına, klitorisime sürtmeye başladım. Aldığım zevkle içinden sular akan amım iyice kayganlaşmış, aleti de ıslatmıştı boylu boyunca… Birazdan içime girecekti bu güzel şey…
Sabırsızlandım, sürtünmeyi bırakıp üzerinde yükseldim. Koca aletin başını kadınlığımın kapısına dayadım. Dudaklarımı ısıra ısıra içime almaya başladım. Koca başı amımı yara yara giriyordu içime… Yarısına kadar soktum, biraz dinlendim. Eğilip memelerimi yalattım eski aşığıma… Uçlarını emdikçe içimden sular akmaya devam ediyor,aldığım zevk katlanarak artıyordu.
Belimi kavrayan Mert yavaş yavaş oturup kalkmama yardım ederken aniden kendine çekti, sikini dibime kadar içime gömdü. Kasıklarımız birleşti.
- “Aahhh… Yavaş… Hayvan… Deldin amımı… İçimi parçaladın… Durrr… Amım yırtıldı sanki… Kıpırdama ne olur… Yırttın beni…”
Çığlığı basıyordum acıdan… Durdu, bekledik. Am duvarlarım onun koca sikinin kalınlığına alıştı biraz… Acı hafiflemeye başladı sanki… İyice alıştı sonra… Hafif uzamış kasık kılları klitorisime değdiğini, gıdıkladığını fark ettim sonra… Dudaklarımı ısırıp inledim zevkle…
- “Ohhhh… Harika… Keşke yıllar önce sikseydin beni… Bu koca yarağının tadına baktırsaydın Mert… Erkeğim…”
Oturup kalkmaya başladım yavaşça… Kocam aramıza eğilmiş, kalkmış sikini okşaya okşaya Mert’in koca sikinin içime girip çıkmasına bakıyordu. Kocamın burnunun dibinde yabancı bir yarak amıma girip çıkıyordu. Hem de hatırı sayılır bir yarak… Çılgın gibi zevk alıyordum. İnanamıyordum yaşadığıma…
Arka deliğimde bir sıcaklık hissi daha da delirtti beni… Kocam arkama geçmiş göt deliğimi yalıyordu sıcak sıcak… Zevkten açılıp kapanmaya başlayan minik deliğime parmağını ıslatıp sokmaya başladı… Arkadan bir parmak daha… Amımda bir koca yarak, arkamda iki parmak… Böyle bir zevk yaşamamıştım hiç… Deliriyor, inliyordum… Mert belimden tutup üstünde oturup kalkmama yardım ediyordu.
- “Ohhhh aslanım.. Sik.. Sik beni koca yarrağınla… Yıllar önce yemedim, şimdi doyur beni… Doldur içimi… Erkeğim.. Koca yaraklım… Ahhh…”
Zevkin zirvelerinde dolaşıyordum, gelmek üzereydim. Yanıbaşımızda bizi izleyip sikini okşayan kocama seslendim,
- “Kocacımm… Manyak bir şey buuuu.. Oohhhhh.. Çok güzel sikiyor beni… Aahhhhhhh.. Mmmmmmm…. Deldinn.. Deldin.. Yırttın amımı… Ooohhh…” diye inleye inleye, zevk feryatları içinde boşalıp kaldım yarağının üstünde…
Bacaklarım, tüm vücudum titriyordu. Mert beni kaldırıp üstünde ters çevirdi. Başı kasıklarımdaydı yattığı yerde… Benim başım da onun bacaklarının arasında… Kocam uzanıp dudaklarımdan öptü beni… Bu arada Mert amımı yalamaya başladı. Ben de kocamın dudaklarını bırakıp onun kalkık sikini yaladım. İçimden yeni çıkan yarak sertliğini muhafaza ediyordu hala… Ben yaladıkça daha da sertleşti…
Kocam da bir santim ötemde yaptıklarıma bakıyordu. Ağzımdaki tükrüklerle ıslatıyordum elimdeki siki… Sonra ağzımdan çıkarıp elimle sıvazlıyor, bunu yaparken kocamla öpüşüyordum. Yaladığım siki yanaklarıma, kocamın dudaklarına sürtüyordum. Kocama,
- “Nasıl? Harika değil mi aşkım? Anlattığım kadar var mıymış?” diyerek elimdeki haşmetli şeyi gösteriyor, sonra ağzıma alıyordum. Mert’in amımı yalayan dili de ayrıca delirtiyordu beni… Kocamın hayran hayran elimdeki sike baktığını görünce,
- “Ellemek ister misin aşkım? Hadi dokun… Sertliğini sen de hisset…” dedim.
Elimle ağzımda kayganlaşıp parlayan siki tutup kocamın ağzına götürdüm. Tereddüt etti önce… Sonra ağzını açtı, diliyle başını, boynunu, çevresini yalamaya, dilinin ucunu şişmiş kan damarlarında dolaştırmaya başladı. Beraber yalıyorduk şimdi Mert’in koca yarağını… Dudaklarımız etrafında dolaşıyor, başında birleşiyor, öpüşüyorduk. Sonra yine aşağılara inmeye başlıyorduk dilimizle… Mert’in amımı yalayan dili yüzünden arada bir zevk dalgasıyla sarsılıyor, yalamayı bırakıyordum. Bu kez tamamen kocama kalıyordu koca sik… O da doya doya yalıyordu. Sonunda Mert dayanamadı,
- “Yeter artık… Bırakın… Boşalmak üzereyim…” diyerek ikimizi de üstünden attı. Kocam kalkıp ayağındaki eşofmanı çıkarınca altında sadece ten rengi incecik külotlu çorabıyla kalıverdi. Sertleşmiş siki külotlu çorabın ağından görünüyordu. Mert yattığı yerden şaşkınlıkla bakıp kalmıştı.
- “Bak, ben ibne değilim dostum. Çoraplara tutkum var sadece…”
- “Ben biliyorum canım kocam…” diyerek çorabın üstünden sikini yalamaya başladım. “Sen çok iyi bir sikicisin… Harika bir kocasın…”
Üçümüz birden yatağın üzerinde birbirimize karıştık. Hepimiz birbirimizi okşuyoruz. Kocam amıma yumulurken Mert de kocamın külotlu çorabının içindeki kalçalarını okşuyordu. Bacaklarımı iyice açtım kocam yalarken,
- “Ohhh… Yala kocacım… amımı güzel yala… İyice kayganlaşsın… Mert şimdi koca yarağıyla ezecek karını… Karının ıslak amcığını sikecek…” diye inledim.
Mert de dizlerinin üstünde yanımıza geldi. Amımı yalamakla meşgul olan kocamı kenara çekti. Dimdikti yarağı… Kocam tutup onu da yaladı bir güzel… Ağzının içine soktu… İyice kayganlaştırdı. Sonra da Mert’in sikini tutup eliyle amıma yaklaştırdı, başını am dudaklarıma dayadı. Mert de sokmaya başladı. İleri geri ilerliyor, sikini içime gömüyordu yavaş yavaş…
Kocamın başı aramızdaydı. Karnıma yaslamış, koca yarağın içime girişini izliyordu. Arada bir doğrulup klitorisimi yalıyor, aldığım korkunç zevkle amımın iyice ıslanmamı sağlıyordu. Mert de arada bir sikini içimden tamamen çıkarıyor, kocamın ağzına veriyordu. Kocam da bir güzel ağzına alıp ıslatıyor, sonra da benim amıma sokuyordu koca yarağı…
İçimde gidip gelmeleri hızlandı, hızlandı… Kökledikçe düz karnım dalgalanıyor, adeta içimde gidip gelişi fark ediliyordu dışarıdan… Kasıklarımız birbirine vuruyor, ıslak amımdan çıkan şaklama sesleri odayı dolduruyordu. Bu da daha çok delirtiyordu beni…
- “Oooohhhh.. Erkeğimmmm.. Koca siklimmmm.. Vur.. Vurrr dibime.. Göm bana.. Sokk… Amıma koy… Sik beni… Derinlerime kadar sok sikini… Aahhhhhh.. Aahhhhhh.. Öldüm ben… Eridim.. Bittim aşkım… Erkeğimm… Yandım… Mahvettin beniiii… Ohhh… Havann gibi sokuyorsun yarrağını… Aslanımm… Sikicim benim…” diye feryat ederek coşturuyordum hepimizi…
Kaç defa boşaldığımı bilmiyordum. Sürekli kasılıp duruyordum altında… Hiç bitmeyecek bir zevk kasırgası içinde savruluyordum. Kocam üstüne almasını söyledi Mert’e… O da belimden tutup yana devrildi, beni üstüne çekti. Götüm tabak gibi meydana çıkmıştı üstünde…
Kocamın niyeti belliydi. Külotlu çorabını biraz aşağı indirip sikini uzattı bana, yalamamı istedi. Yalayıp ıslattım ben de… O da arkama geçip minik deliğimi yaladı, parmakladı. Biraz açılınca sikini dayadı deliğime, aniden kökledi… Acıyla kıvrandım,
- “Yavaş hayvan.. Göt deliği bu… Am değil… Yavaş gir… Yaktın kıçımın deliğini pezevenk herif… Yavaşş…” diye inledim.
İkisi de durup beklediler. Ben kıpırdanmaya başlayınca onlar da sokup çıkarmaya başladılar. Kocam arkamda yavaşça girip çıkıyor, Mert alttan koca yarağını amıma koyuyor, ben aralarında ezilip inim inim inliyordum
- “Sik kocacığım.. Sik götümü.. Açılsın… Alışsın… Bu koca yarak nasıl girer alışmazsa? Oohhhhh.. Mahvettiniz beni.. Dağıldım… Koptum… Uçuyorummmm… Aaahhhh…” diye feryat ederek, titreyerek kasılmaya, orgazm olmaya başladım. Kocam da daha fazla duramadı, götüme döllerini boşalttı. Sonra Mert’e seslendi,
- “Gel koçum… Karımın arka deliği senin kocamana hazır… Kremini sürdüm, rahat girebilirsin karımın götüne…” diyerek davet etti.
Mert altımdan fırladı hemen… Beni domaltarak arkama geçti. Kocamın dölleriyle kayganlaşan arka deliğime koca sikini sürtmeye başladı. Ben korkuyla karışık kalçalarımı sallayıp kurtarmaya çalışıyordum,
- “Oohhh… Olmaz ordan Mert… Yarağın çok kocamın aşkım, ben onu götüme nasıl alırım?” diye tahrik ediyordum bir yandan…
- “Kocacığım, bak Mert götümü sikmek istiyor.. Nasıl olur? Götüme girmez ki.. Girerse yırtılır götümmm..” diye inleyerek, yalvararak ikisini de çıldırtıyordum.
Adam kaygan deliğime dayadığı sikini götüme sokmaya başladı. Açılmış, kaygan, vıcık vıcık olmuş deliğe kafası girdi. İleri geri yapıyor, kendine yol açıyordu. Koca yarak zorlukla götümde bir boru gibi hareket ediyor, ileri geri geliyordu. Ben acıyla inliyordum.
- “Ohhh.. Götümmm.. Götüm patlıyor sanki… At yaraklım.. Ohhhhh.. Sik.. Sik götümü de… Yıllar önce sikmedin.. Şimdi sik… Kocamın önünde götüme de sok… Ohhhh… Erkeğimmm… Ahhhhh…”
Mert hareketlerini iyice hızlandırdı. Belimden tutup hızla kendine çekti, son darbeyi de koyduğu anda haykırdım. Acıdan gözlerimden yaş geldi. Daha önce hiç bu kadar derinlerime yarak girmemişti. Haykırdım,
- “Ahhh… Dibine koydu… Yandımmm… Çıkarrr… Dur artık… İstemiyorum… Götüm yırtıldı sanki… Hayvann… Bırak artık… Acıyorr…”
Kocam sikini ağzıma verip susturdu beni… Kuruyan dudaklarım ve ağzımla bir şey yapacak halim kalmamıştı… Kocam sokup çıkarmaya başlayınca tükürüklerim akmaya, ıslanmaya başladı siki… Bu kez kocam inlemeye başladı,
- “Ohhh… Ne o orospu? Ağzın zevkten buz gibi olmuş göt veren karı… Fahişe… Azgın orospu… Em sikimi… Oohhh…”
Ben aldığım zevkten kendimi kaybetmiş, kendim gidip gelmeye başlamıştım arka deliğimdeki koca yarak içimdeyken… Kendimi geriye attıkça popom kasıklarına yapışıyordu.
- “Ohhhh.. Oohhhhh… Harika… Harika… Yırtıldı, dağıldı götüm… Ohhh… Sik beni aşkım… Götümü sik… Parçala beni… Arslanım benim… Erkeğim…” Mert de belimi tutmuş arkama girip çıkarken zevkten böğürüyor, inliyordu.
- “Ohhhh.. Çok güzel götün var yavrum… Keşke o zaman da sikseymişim götünü… Orospum benim… tam sikilmeliksin… Bütün deliklerin sıcacık… Ateş gibi… Yanıyorsun yavrum… Fahişem benim…”
- “Sik beni erkeğim.. Sen ne istersen ben oyum… İste fahişen olayım… Orospun olayım senin… Siikkk…”
O arkamda gidip geldikçe ben de alttan parmağımı uzatmış amımı okşuyor, klitorisimi ovalıyordum. Mert arkamdan çıkarıp ıslak amıma sokuverdi yarağını…
- “Amına koyayım da eksik kalmasın orospum…” diyerek küt küt köklüyordu amıma…
O amımda sert hareketlerle gidip geldikçe memelerim sallanıyor, başım sağa sola gidip geliyordu. Kocam çoktan boşalmış, yanımıza uzanıp eli sikinde bizi izliyordu. Arkamdan,
- “Geliyorummm…” diye bağırdı Mert…
Amımdan çıkardı, ben de dönüp sikini yakaladım, dudaklarımla boşalmaya başlayan erkeğimi yalamaya başladım. Fışkıran döller her yerime püskürüyordu. Suratımdan akan meniler aşağıya göğüslerime akıyordu. Ben hala saksafona devam ediyordum.
Sonunda üçümüz de yatağa yığılıp kaldık. Sabah olmak üzereydi, gözlerim kapandı, kendimden geçtim.
Öğleye doğru yataktaki kıpırtıyla uyandım. Mert kocamın külotlu çorabının içine elini sokmuş, sikiyle oynuyordu. Uyandığımı görünce göz kırptı bana… Sikiyle oynaya oynaya, uyuyan kocamın sikini kaldırdı, sertleştirdi. Yan çevirip arkasına geçti. Sertleşmiş sikini tükürüğüyle ıslatıp kocamın arka deliğini zorlamaya başladı.
Kocam uykusunda inleyip kaçmaya çalışınca ben de önüne geçip kocamın sikini emmeye başladım. Gecenin yorgunu kocam gözlerini açtı. Önünde karısı külotlu çorabını indirmiş sikini emiyor, arkasına bir koca yarak dayanmış deliğini zorluyor… Mert içine giremeden, kocam boşalmaya başladı ağzıma… Tekrar uyuyup kaldı.
Banyoya gidip ağzımı yıkadım, duş aldım. Duştayken Mert geldi çırılçıplak… Bir kez oracıkta, banyoda köpüklerin içinde sikti. Bir çok kez de salonda, yatakta… Her yerimden, her pozisyonda akşama kadar düzdü beni… Yıllar sonra o koca yarakla hasretimi giderdim. Çoğunda kocam da bizi izledi kenardan…
Artık bütün tabuları yıkmıştık. Her şey çok güzel… Kimsenin kimseye zararı yok… Hayatımız değişti artık… Her şey çok farklı… Hayatımızdan çok memnunuz…
Kocasının Yanında (2)
* Öncesi *
Artık vakti gelmişti. Cama baktığımda kocasını dışarısının karanlığından göremiyordum ve bu daha da rahat olmamı sağladı.
Her şeyiyle seks yapmaya hazır, şehvet dolu karısı, yatağa doğru geldi. Tıpkı bir kedi gibi, parçalamak istediği avına yaklaşan bir dişi kaplan gibi hedefine kilitlenmiş durumda yatağa çıktı ve dizlerinin üzerinde emekleyerek bana yaklaştı. Bomba gibi olmuştu.
“Bu gece kocam sensin. Beni gerçek kocamın önünde sikmeye hazır mısın? Bu gece senin orospun olmak istiyorum” dedi ve dudağıma yapıştı.
Olayımızın seks kısmı asıl şimdi başlıyordu. Deli gibi öpüşüyorduk, birbirimize giriyorduk. Hemen onu sırt üstü yatırdım yatağa, ben de üzerine uzandım. Dolgun bacaklarını belime doladı.
Zaten mini olan elbisesi kendiliğinden sıyrılmış, çorapların bittiği yer ve üstten geçen jartiyerinin kemeri, arada kalan o boşlukta bacaklarının parlak teni ve o mor stringin içinde sikilmeyi bekleyen o muhteşem am...
Deli gibi öpüşüyorduk, arada göğüslerine iniyor elbisenin dışına taşan kısmını öpüyor ısırıyordum. Dudakları ile göğüsleri arasında mekik dokuyordum. Vücuduna sürdüğü o losyonun teninde bıraktığı o tat, o koku muhteşemdi, yalamak istiyordum her zerresini…
“Sik beni… Lütfen sik beni…” diye mırıldanmaya başladı. Kısık bir sesle yavaş yavaş ve durmadan “Sik beni…” diyordu. Kulağına eğilip,
“Biraz daha bekle Gül… Ama merak etme, yılların özlemini dindiricem” dedim.
Göğüs kısmında iki elimle çekip yırttım elbiseyi… Meydana çıkan iri göğüsleri o harika sütyenin içinde füze gibi bekliyordu. Elbiseyi yırtınca orgazm olmuş gibi çığlık attı.
Artık emindim, sert bir şekilde sikilmek istiyordu bu azgın kaltak... Arada aklıma geliyordu, altımda sikilmek için kıvranan bu kadının kocası dışarıda bizi izliyor ve bundan zevk duyuyordu. Bunu düşünmek beni daha da ateşliyordu.
Göğüslerini ısırıyordum ama sütyenini çıkartmak istemiyordum. Biraz orada oyalandıktan sonra aşağı doğru indim. Elbisesinin eteğini karnına doğru sıyırdım. Elimi amına attığımda öyle bir sıcaklık hissettim ki, adeta yanıyordu kadının amı... Ama o kendinde değilmişçesine devamlı
“Ne olur sik beni…” diye tekrarlıyordu. Tereddüt etmeden bu amı yalamak istiyordum. Yastığı aldım ve kalçasının altına koydum, bacaklarını ayırdım. Kafamı bacaklarının arasına sokup uzandım. Amını yalayacağımı anladı,
“Çıkar onu…” dedi,
“Hayır, seni önce giyinikken sikicem… Yavaş yavaş, sikerek soyacağım.”
Çıldırıyordu sözlerime ve kıvranıyordu. O mor stringi sol elimin baş parmağı ile sola doğru sıyırdım ve neredeyse sıcaklıktan buhar çıkacak o amına bir yumuldum, öyle bir “Oohhhhh” çekti ki, eridim bittim.
Amını büyük bir ustalıkla yalıyor, her zaman yaptığım gibi tamamını ağzıma alıp somururcasına emiyordum. Amına ağzım ve dilim ile yapılabilecek her şeyi yapıyordum. Yalıyor ısırıyor emiyor dilimi sokup çıkartıyordum.
Ama aklım fikrim o dar ve küçük göt deliğindeydi. Hemen onu yüz üstü çevirdim, yastığı karnının alt kısmına koydum, o dolgun göt dışarı doğru çıktı. Beli zaten içeri doğru kavisli olduğundan kalçası çıkık bir yapıdaydı.
Yüz üstü yatağa uzanmış 40 yaşında, uzun zamandır sikilmemiş, koyu kahverengi saçlı, tertemiz pürüzsüz bir tene sahip, siyah elbisesi belinde toplanmış, mor çorapları jartiyeri ve kalçalarını ikiye ayıran o harika string küloduyla harika bir kadın… Dışarıda, onun sikilmesini zevkle izleyen kocası...
Bu an hiç bitmesin istiyordum. Stringini sola çektim kalçasının arasından tamamen çıkarttım ve ona tutmasını söyledim. İki elimle o dolgun sert kalçalarını ikiye ayırdım ve yumuldum amına tekrar...
O dolgun götün içine gömülerek o ateş gibi yanan amı yalamak tek kelimeyle müthişti. Am yalama konusunda çok başarılıydım. Birlikte olduğum her kadın mutlaka bunu söylemiştir.
Sikmeye geçmeden önce bir test yapmalıydım, acaba götten vermeye razı olacak mıydı kendi ve belki de kocası... Dilimi iyice sivriltip götünün deliğine sokarcasına baskı yapıp iterek dilimin ucuyla yalıyor, göt deliğine dilimi sokmaya çalışıyordum. Gül,
“Ohh... Çok güzel…” deyince tamam dedim bu iş, rızasıyla verecek. Hiç pozisyonunu bozmadım.
“Kımıldama Gül…” dedim, üstümü çıkartım ve tamamen çıplaktım. Sikim resmen kalp gibi atıyordu. O yüzüstü, karnının altında yastık, götü açıktayken baş ucuna geçip yarrağımı ağzına verdim. Nasıl sakso çekmesi gerektiğini anlatıyordum.
“Sen iki elinle kalçalarını ayır ve ellerin orada kalsın. Ben gerekeni yapıcam.”
Saçlarını tutup yukarı aşağı yaparak emdiriyordum aletimi... Gül ise sikilmeye hazır bir şekilde kalçalarını ikiye ayırmış bekliyordu. Gittikçe daha güzel sakso çekiyordu. Ağzının içinde dilini daha iyi nasıl kullanması gerektiğini tarif ediyordum, o da aynen dediklerimi yapıyordu. Bir ara kafasını kaldırıp sikimi ağzımdan çıkartıp,
“Sik artık beni... Sana yalvarırım, ne olur...” dedi.
“Acele etmek yok bebeğim... Bu gece kocan benim ve ne zaman istersem o zaman sikeceğim seni…”
Tekrar sikimi ağzına soktum. Fakat ben de patlayacaktım. Sadece ilk patlamamı ağzına yapmak istemiyordum. Bir kaç dakika sonra
“Yeter artık Gül… Çok iyi sik yalıyorsun ama yeter... Hazır mısın sikilmeye...?”
“Evet erkeğim… Bunak kocamın önünde sik artık beni… Bu orospuyu sik artık…”
Beni daha çok ateşliyordu sözleri... Neredeyse altı aydır seks yapmamıştım, masturbasyonla idare ediyordum. Sekse susamış bu kadının her sözü, her hareketi beni daha da delirtiyordu.
Arkasına geçtim ve yarrağımı tükürükledim ve kafasıyla amına bir kaç fırça çektim
“Hadi... Hadi…” diyor, zevkle kalçalarını kıvırıyordu, benim de dayanacak gücüm kalmamıştı zaten…
Kafasını soktum ve bir iki ufak ileri geri yaptım. Aletimin kafası amındayken, ve iki eliyle dolgun kalçalarını ikiye ayırmışken, belinde kalan elbiseyi iki elimle parçalayarak çıkarttım attım. Artık sadece iç çamaşırı ve topukluları ile altımdaydı ve sikme vakti gelmişti. Belinden sıkıca kavradım, anladı kökleyeceğimi,
“Sakın birden yapma…” derken var gücümle bir abandım yarrağım resmen yolu yırtarak girdi içeri ve öyle çığlık attı ki sahilden duyulmuştur.
“İstediğin kadar bağır yavrum... Seni bağırtarak sikicem... Kocanın gözlerinin önünde... Ağzını amını götünü her yerini sikicem.” diyor ve bir yandan da mosmor olup şişen sikimi amına pompalayıp duruyordum. Gül’ün,
“Yavaş…” diye bağırmaları, “Oohhh… Ahhhh…” diye inlemelere bıraktı.
Bal kaymaktı resmen, amı ve vajinası sauna gibi sıcaktı. Boşalacaktım ama bu kadar kolay ve çabuk olmamalıydı. Fakat biraz daha tutarsam yumurtalıklarım patlayacaktı.
Yine yastığın üstünde ters çevirdim onu, bacaklarını omzuma aldım. Ben dizlerimi kırmış, amını izleyerek, her anını yaşayarak sikmeye devam ettim. Her köklediğimde amından gelen o ses, baldırlarının sallanması, kalçalarından gelen şap şap sesleri…
Çıldırıyorduk ikimiz de... Artık boşalmalıydım ama amına ya da üstüne değil, daha yalayacağım çok yeri vardı. İçinde çıktı ve ağzına sokacakken
“Hayır olmaz…” dedi, saçını tutup çektim,
“Sen benim orospumsun itiraz edemezsin” diyip ağzına verdim ve öyle boşaldım ki yarım çay bardağı gelmiştir sanırım.
Hayatımda toplasan öyle boşalmadım. Gül yok mok dese de tadını beğenmiş olacak ki hepsini yuttu. Hatta sikimi sıvazlayarak içindekileri de boşalttı. Ben de boşalırken öküz gibi böğürdüm sanırım.
İlk defa böylesine boşalmıştım ama sikim inmemişti, hala mosmor ve şişmiş ve nabız gibi atıyordu. Ben rahatlamışken,
“Durmayalım hadi…” dedi bana, zaten benim de durmaya niyetim yoktu. 69 yaptık hemen.
Amı ağzımı dolduruyordu resmen ve hala temizdi içine boşalmadığım için, mis gibi yalıyordum. Artık o da kırk yıllık orospu gibi sakso yapıyordu ve beni zevkten kıvrandırıyordu azgın orospu... Hoşuma gitmek ne kelime, gebertiyordu beni...
Götünü ısırıyordum arada, amına yapılabilecek her şeyi yapıyordum. Ama aklım hala göt deliğindeydi. Kocasının önünde karısını sikmek güzeldi ama onu kocasının önünde götünden sikmek sanırım üçümüz için ve özellikle benim için muhteşem olacaktı.
Amını yalarken götünü parmaklamaya başladım hafiften. O sert ve dapdar görünen delik çok da sıkı değilmiş, güzel ve kıvamındaymış.
“Daha önce götünü siktirdin mi?” diye sordum.
“Lise zamanında denedik ama erkek arkadaşım beceremedi.”
O zaman bu zevk daha da katlanmıştı benim için… Amını öyle yaladım ki am kendini bıraktı artık. Bu am tekrar sıkılaşana kadar bu götün bir an önce icabına bakmalıydım.
Orta parmagım kolayca giriyordu, sonra çift parmak denemeye başladım, hafif bir “Aayy” falan dedi ama devam ettim. Hoşuna gitmeye başladığını söyleyince daha çok tahrik oldum.
Durmadan kopartacakmış gibi sikimi emip duruyordu. İşin ehli olmuş gibi alt kısmından elinde iyice sıkarak hafifi yukarı aşağı yaparak emmeye devam ediyordu.
Götü istediğim kıvama gelmişti. Ve aklıma dolaptaki kayganlaştırıcı geldi. Kalçasına bir şaplak vurup,
“Kalk canım… Götünü cama doğru domal, kocanın gözleri önünde götünü sikeceğim”
“Sik bebeğim… Kocam sensin bu gece… Balkondaki ihtiyar değil. İster götümden ister amımdan ama yeter ki sik beni sabaha kadar…” dedi.
Artık gerçekten benim orospum olmuştu bu olgun kadın. Hemen doğrulup yatağın üzerinde pencereye doğru domaldı. Bende kalkıp dolaba yöneldim kayganlaştırıcıyı aldım. Elimdekini görünce gözleri parladı,
“İyi akıl ettin benim aklıma gelmedi”
“Aklına gelmeyen neler yapıcam sana…” dedim.
Bu seksi kadınla planladığım şey bir kaç posta sadece amını götünü sikmek, rahatlamasını sağlamak değildi, salt bunu istemiyordum.Belki yaşı gereği bu onu idare edebilirdi. Ama ben bana ihtiyaç duymaya devam etmesini, beni aramasını bekliyordum.
O domalmışken stringini indirdim, kayganlaştırıcıyı dolgun ve iri kalçalarının üstüne bolca sıktım ve iyice yaydım. Şimdi pırıl pırıl parlıyordu kalçaları… Sonra göt deliğine sıktım ve çift parmak girmeyi denedim. Kolaylıkla giriyordu.
Pencereye döndüm, bizi izleyen kocasına doğru bakarak yarrağımı iyice kayganlaştırıcı ile kapladım, elimle bir kaç kez sıvazladım. Adam merakla, gözünü bile kırpmadan bir türlü sikemediği mis gibi karısını götünden sikmemi bekliyordu.
Kadın da sabırsız, ama bir o kadar istekli ve azgın bir şekilde arkasına doğru bakıyor ve bekliyordu. İki seyircimin önünde sikimin büyüklüğünü göstere göstere, yavaş hareketlerle yağladım iyice… Kan yürümüş damarları parmak gibi kabarmıştı sikimin… Başı tokmak gibi olmuş, sızlamaya başlamıştı.
Daha fazla oynayamazdım sikimle… Kadını belinden tutup aşağı doğru bastırdım, dizlerini kırarak daha bir yapıştı yatağa, başını yana çevirip bekledi. Minik deliği tam istediğim seviyedeydi.
Elleriyle kalçalarını ayırmak istedi ama müsaade etmedim. Çünkü biraz canının yanmasını istiyordum, biliyordum ki bundan zevk alacaktı. Aletimin kafasını yavaşça soktum ve lopp diye bir sesle girdi içeri...
Hayalim gerçek oluyordu. Dolgun kalçalara sahip bir kadınla anal seks yapmak isterdim hep… İki elimle kalçalarını yanlardan bastırarak deliğinin daha da daralmasını sağlamayı ve bu şekilde sikmeyi istiyordum. Ve bunu nihayet yaşayacaktım.
Anal seks yapacağım en güzel ve en dolgun göt buydu, bunun tadını çıkartmalıydım. Kalçalarını iyice bastırdım içeri doğru, deliği iyice daraldı. Sikimin başı zaten göt deliğindeydi. Yavaşça ileri gitmeye başladım, hepsi girene kadar devam edecektim. Sızlanmaya,
“Offf çok acıyor, çok yanıyor, izin ver de ikiye ayırayım kalçalarımı, rahatlasın biraz ne olur…” diye yalvarmaya başlayınca kalçasına bir sert şaplak attım. “Ayyy…” diye çığlık attı. Anında elimin izi çıktı.
“Kes artık sızlanmayı… Sen benim orospumsun… Kes sesini, götünü siktir bana…” dedim.
“Off… Tamam aşkımm tamammm… Ama elimde değil, çok acıyor…” dedi bir şaplak daha... Sustu, işaret parmağını ısırıp boğuk boğuk inlemeye devam etti.
Sonunda benim alet yarısına kadar girdi içine, ama yanlardan bastırdığım için iyice daralan kanalda bir kısmı tam girememişti. Girdiği kadarıyla ileri geri yapmaya, yağlı kaygan sikimle göt deliğinde yarım yarım gidip gelmeye başladım. Acı inlemeleri yerini zevk inlemelerine bıraktı,
“Ohhh… Çok güzel… Devam et sik götümü… Yıllardır kimse sikmedi, sen sik… Götümü de sik, her yerimi de sik…” diyordu.
Bıraktım kalçalarını, artık sikimi köklemek istiyordum. Beline parmaklarımı geçirircesine tutup sıktım,
“Ayır kalçalarını fahişe….” diye hırladım. Dediğimi yapıp deliğini biraz açınca da, “Derin bir nefes al, geliyor…” dedim.
Birden tüm gücümle yüklendim, sikimi sonuna kadar bir hamlede kökledim. Öyle bir çığlık attı ki… Ben sokup çıkarmaya başladığımda belki bir dakika boyunca götüne kazık sokmuşum gibi bağırdı, çağırdı. Aldırmadım çığlıklarına…
“Kes sesini... Seni sikmemi istiyorsan bu götü bana siktireceksin…” diye bağırıyordum götünde gidip gelirken...
Zaten bu kadından sonra anal seks hastası oldum çıktım. Her pompaladığımda kalçaları dalgalanıyor ve ses çıkartıyordu. Jartiyerinin lastikleri kalçasını sıkıyor ve kalçalarının etlerinde iz bırakarak taşıyordu. Paha biçilemez bir görüntüsü vardı.
“Çok güzel… Ne olur devam et…” diye diye inleterek siktiriyordu bana götünü... Çıldırmışcasına pompalıyordum. Alttan elimi atıp kaymak gibi amcığını okşuyor, klitorisini parmaklarımın arasında eziyor, inim inim inletiyordum zevkten…
Artık dayanamaz olmuş, boşalma vaktim gelmişti. Götünün içine son bir sert hamleyle kökleyip bir boşaldım ki yok böyle bir haz... Gül nefes nefese kalmış şekilde yatağa yığıldı.
“Bu yaşta anal seks yaptığıma inanamıyorum. Ve bu kadar zevk alındığını bilmiyordum ben…” diyordu, ama gerçekten duyduğu zevkle kendinden geçmiş bir hali vardı. Yanına uzandım ben de, saçlarını okşuyor, dudaklarını öpüyordum,
“Yaşında ne varmış… Bu harika kalçalara, bu daracık göte sahip kaç kadın var senin yaşında? Çok güzelsin, daha çok sikicem bu götünü… Kaymak gibi amcığını da ayrı sikicem senin…” diyerek onu sözlerimle okşuyordum.
Biraz soluklandık, kendimize geldik. Ama ne onun, ne de benim durmaya niyetimiz yoktu. Birbirimizi okşuyor, amının dudaklarında, klitorisinde parmaklarımı gezdirirken memelerini okşuyor, uçlarını öpüp yalıyor, emiyordum.
Gül de sikimi okşuyor, uzun ojeli tırnaklarını karnımın kaslarında gezdiriyor, kasık tüylerimi okşuyordu. Eğilip aletimi ağzına alıp yalayınca sikim iyice canlandı, sertleşti.
“Aşkım, bir fikrim var, elimde tut beni…” diyerek kalkmamızı istedi. Kalktık, yataktan çırılçıplak çıktık. Kocasının bizi izlediği cama yasladım. Ve öpüşmeye başladık. Benim ellerim götünde hamur gibi yoğuruyorum durmadan,
“Hadi beni burada, kocamın burnunun dibinde sik…” dedi. Kollarımın arasında döndü, ellerini cama dayayıp onu sikmemi istediği pozisyonda bekledi. Ayaktayken yüksek topuklu iskarpinlerinin üstünde çok kolay sikilecek bir seviyedeydi boyu…
Bu fikir güzeldi. Kocası hemen dibimizde, burnunu cama dayamış, dört gözle bizi izliyordu gerçekten… Aramızda iki santimlik bir çift camdan başka bir şey yoktu. Kadın bir öpücük gönderdi camın arkasına, kocası dudaklarına götürdüğü parmaklarını cama, karısının dudakları hizasına getirdi, öper gibi cama sürdü parmak uçlarını… Offf… Manyak bir manzara…
Karısının belini kavradım ve amına girdim, amı daralmıştı biraz... Eğilip bacak arasına girdim. Amını biraz yaladım, dilledim ve parmakladım. Bir süre suyunu içime çeke çeke emdim, dilimle gezindim amcığında…
“Ohhh… Harika… Yala aşkım… Yala bebeğim…” diye inliyordu kadın… Kocası ile elleri camda birleşmiş, kadın içeride eriyor, kocası onun şehvetle dolu yüz ifadesini gördükçe dışarıda onunla beraber zevk alıyordu.
Amı fazla genişlesin istemiyordum. Doğruldum, sikimi tükürükleyip başını ıslak amına yerleştirdim arkadan… O cama yapışmış, iri göğüsleri camda ezilirken, durmadan pompaladım. Kasıklarımın makine gibi her çarpmasında kalçalarından gelen o çarpma sesi tahrik ediyordu ikimizi… Sürekli inliyordu,
“Mmmm…. Ohhh…. Sik… Aşkım harikasın… Ohhh…”
Bir kaç dakika devam ettik bu şekilde... Sikmeye devam ederken eğilip sırtını dudaklarımla geziyor, ellerimle önde sallanıp duran, ben bastırdıkça camda ezilen memelerini avuçluyor, karnını okşuyor, önden klitorisine erişip parmak uçlarımda eziyordum kemik gibi olmuş kabarıklığı…
“Kocana bu kadar ziyafet yeter…” dedim sonunda, eğilip kulak memesini yalarken fısıldadım. “Şimdi de kocanın yatağında sikmeye devam etmek istiyorum seni…” dedim.
Sikimi amından çıkardım. Bembeyaz zevk akıntısı sikimi kaplamış durumdaydı. Amcığının dudaklarının arasından kaynayan sıvılar bacak içlerinden aşağıya doğru süzülüyordu yol yol…
Elinden tutup tekrar yatağa götürdüm. Yatağın kenarına oturdum, onu da sırtı bana dönük kucağıma oturttum. Nabız gibi atan taş kesilmiş sikimi tekrar kabarmış amına soktum.
“Ohhh…” diye inledi, yavaş yavaş alçalarak vajinasının dibine kadar oturttu sikimi…
İki eliyle saçlarını tepede toplamış vaziyette, sürekli kucağımda zıplıyordu. Sıvılarıyla ıslanmış kalçalarından gelen şaklama sesi odada yankılanıyordu. Bu sesler onu götten sikme isteğimi tekrar depreştiriyor, bir o kadar arttırıyordu.
Zıplamaya devam ediyor ve göğüsleri kopacakmıscasına sallanıyordu.
“Yeter artık azgın kısrağım, gel buraya…” dedim.
Yatağa sırtüstü uzandım, sikim kule gibi kasıklarımın arasında tavana bakıyordu. O da yüzü bana dönük, bir kovboy misali, dudaklarını ısırarak içine aldı. Zıplarken göğüslerini izlemek bir harikaydı. Afrodizyak etkisi yaratıyordu bende, daha da azdırıyordu beni… Küre gibi yuvarlak memeleri zıpladıkça her yöne doğru sallanıyordu. Tutup üstüme çektim, göğüslerine bir köpek gibi saldırdım. İki elimle tüm gücümle göğüslerini sıkarak ısırıyor emiyordum. O da boş durmuyor, memeleri ağzımda sabitlenmiş emilirken, kalçalarını oynatıyor, sikimin üstünde gidip geliyordu.
“Geliyorum… Geliyorum aşkımmm… Ooohhhh…” diye feryat etmeye başladı sonunda… Bu kadar dayanmasına şaşırmıştım aslında… Tüm vücudu kasıldı, gözleri kaydı, vajina kasları sikimi yoğura yoğura orgazm oluyordu.
Ben de boşalmak üzereydim artık… Dayanacak halim kalmamıştı. Onun orgazmı bitip halsiz kapanıncaya kadar tuttum kendimi… Üstümden zorla indirip yatakta diz çöktürdüm ve sikimi ağzına soktum. Öyle bir patladım ki, Gül’ün avuçlayarak çekiştirdiği taşaklarımın içinde ne kadar bel varsa ağzının içine, boğazına boşalttım yükümü…
O gün bir kaç saat daha seks yapmaya devam ettik Gül’le... Vücudunu yalamaktan dilim uyuştu. Yatak odasının içindeki lüks banyoda son postayı atıp birlikte duş aldık ve yattık. Kocası balkondan çıkıp geldi. Çırılçıplaktı. Bizim sikişmemizi izleyerek boşalmış olmalıydı, siki bacaklarının arasında solucan gibi inik vaziyette sarkıyordu.
“İyi geceler karıcığım” diyerek yorgun, sikilmiş karısının dudağına bir öpücük kondurdu. “Ben yandaki misafir yatağında yatıyorum. Size iyi uykular…” Karısının başını bile kaldırmaya mecali yoktu.
“Sana da kocacığım… Çok yordu beni bu aygır… Bittim…” dedi ağzının içinde kelimeler yuvarlanarak… Biz karısıyla ikimiz, onların yatağında çırılçıplak sarılarak uyuduk.
Ertesi gün sabah uyandığımızda saat 10 gibiydi. Benden önce uyanmış ve aletimi kaldırmaya çalışıyordu. Gözümü açtığımda dudağıma öpücük kondurdu ve
“Doyamadım bebeğim… Ne olur, gitmeden tekrar sik beni…” dedi.
“Tabi ki…” dedim gülümseyerek… “Senin gibi güzel, seksi bir kadını reddetmek benim kitabımda yazmaz.”
Birbirimize girdik sonra da… Bir posta amına boşaldım, ardından bir posta da kayganlaştırıcıyı azıcık sürerek götüne… İyice, hamur gibi yoğura yoğura sikip öyle kalktım yataktan…
İlk bir ay iki üç günde bir evlerine gidiyordum ve deli gibi sikişiyorduk kadınla... Kiminde kocası yine bizi balkondan izliyor, kimi zaman evde bile olmuyordu. Adamın kendisi telefon ederek eve davet ediyordu,
“Karım yine seni istiyor. Ben arkadaşlarımla dışarıda olacağım. Lütfen karımla ilgilenir misin?” diyordu.
İki yıl boyunca kadına ikinci kocalık yaptım desem yeridir. Yüzlerce kez seviştik. Kurduğumuz fantezileri gerçeğe dönüştürdük. Beni de alıştırdılar sonunda,
“Lütfen, ben de yanınızda olayım. Karımı sikerken yakından bakmak istiyorum. Senin sikinin karımın amına gömülürken izlemek istiyorum.” diye yalvardı bana…
Pek istemiyordum aslında, ama sonunda kıramadım. Karısını sikerken yanımızda kenardaki koltukta oturup bizi izlemesine, sonraları yatakta yanımızda uzanmasına izin verdim.
Karısının bacaklarının arasına girmiş, amansızca pompalarken karısı kendinden geçiyordu. Kocasıyla göz göze bakışıyorlardı ben sikerken, dudaklarında alaycı bir gülümsemeyle soruyordu adama,
“Ohhh… Nasıl kocacığım? Güzel mi? Yabancı bir erkek karını sikiyor… Bu harika aygır karının amcığına sikini sokmuş… Ohhh… Harika değil mi?”
“Evet aşkım… Porno izler gibiyim. Çok güzelsiniz. Harikasınız.!” diyordu kocası, sikini sıvazlayarak bizi izlerken…
“Güzel sikiyor beni aşkım… Çok güzel sikiyor… Ohhh… Seni seviyorum kocacım… Bana bu zevkleri tattırdığın için teşekkür ediyorum sana… Ahhh…”
Birkaç kez escort bir kadın buldular, üçlü grup seks yaptık. Bir keresinde travesti geldi eve… Bir kadından farksızdı, çok güzel, seksi bir şeydi. Fakat eteğinin altındaki siki neredeyse benimki kadar vardı herifin…
Sonunda tekrar Almanya’ya döndüler. Aradan bir kaç yıl geçti ama Türkiye ye tatile geleceklerinde hemen beni ararlar ve haber verirler. Bu olaydan sonra birkaç farklı deneyimim daha oldu fakat hiç biri bunun yerini tutmadı. Harikaydı.
Kocasının Yanında... (1)
İşten çıktığım bir akşam üzeri otobüs durağına yürürken uzun boylu, şık giyimli, kibar bir adam önüme çıktı.
Giyiminden ve tavırlarından zengin bir adam olduğu belliydi. Bana saati sordu ben de cevap verdim. Ardından,
“Delikanlı eğer kızmazsan sana bir şey sormak istiyorum.” dedi.
“Tabi ki buyurun…” dedim. Beş metre ileride bir kadın duruyordu, kırk yaşlarında güzel giyimli, büyük bir şapka ve güneş gözlüklü esmer bir kadındı. İşaret parmağıyla o kadını göstererek,
“Şu kadın güzel mi sence?” dedi. Ben şaşkındım, anlam veremedim bu soruya ve bakakaldım. Ben şaşkın ve sessiz kalınca, “Yanlış anlama lütfen... Ben bu kadını yeni ayarladım. Fikrini, görüşünü almak istiyorum, sence güzel mi?” dedi.
Ben hala şaşkın şaşkın, bir yandan kadına bakıyorum, bir yandan dönüp adama bakıyorum. Kadın da ciddi bir yüz ifadesi ile bana bakıyor. Sonunda,
“Güzel…” dedim. “Fena değil...”
“Güzel mi, ama bak doğruyu söyle, sen beğendin mi?”
“Güzel güzel… Ama benim otobüsüme yetişmem lazım, size iyi günler…” diyerek tam adımımı atmışken,
“Bir saniye dur, bir teklifimi dinle lütfen…” deyince ben öylece kaldım. Ne olduğunu, adamın niyetinin ne olduğunu anlayamıyordum. Fakat konuşma tarzı, davranış şekli çok iyiydi, kibar ve ikna ediciydi, güven veriyordu.
“Ne teklifi?” diye sordum, ilerideki kafeleri göstererek
“Gel oturalım, bir şeyler içelim, sohbet edelim” dedi. Durdum saate baktım, düşündüm. Zaten işten çıkmışım, yapılacak bir işim gücüm yok, eve gidip boş boş vakit geçirmekten başka...
“Tamam… Olur…” dedim.
Ama neden tamam dedim ona bile anlam veremiyordum. Adam bu kez ileride bekleyen kadına seslendi,
“Hayatım, gel bu delikanlıyla beraber bir şeyler içelim.” dedi.
Kadının yüzünde bir gülümseme belirdi. Aslında kadın gerçekten de fena değildi. Orta boylarda, hafif açık tenli, koyu kahve saçlı, fiziği yaşına göre iyi ve belli ki çok bakımlı bir kadındı. Üzerindeki siyah elbise, siyah şapka gözlük, topluklu çizmeleri ile sıradan bir kadın olmadığı belli oluyordu.
Kafeye doğru üçümüz birlikte yürürken, tanışmaya başladık. İsimlerimizi öğrendik,
“Adım Sinan... Bu bayan arkadaşımın adı Gül...” dedi.
“Memnun oldum, ben de Hakan...”
Tanıştığımıza memnun olduk, derken kafeye geldik. Oturduk kahve söyledik, sohbete başladık.
Adam uzun yol gemi kaptanıymış, emekli olduktan sonra Almanya’ya yerleşmiş. Gül ikinci eşiymiş, ilk eşinden iki kızı varmış Almanya’da… Kadının yeni tavladığı biri değil de eşi olduğunu öğrenince benim kafada ampuller yanar gibi oldu. İş çıkışı olduğundan mıdır, yorgunluktan mı nedir, jeton bir türlü düşmek bilmiyordu bende...
“Eşiniz mi?” diye sordum manidar bir tebessümle... “İlk tanıştığımızda başka bir şey söylemiştiniz?” Güldü, elini dostça babacan bir tavırla kolumun üzerine koyarak,
“Çok özür dilerim. Henüz tanışmamıştık, bir girizgah olsun diye o şekilde sohbet girişimim oldu. Evet, kendisi eşim oluyor. İki yıl önce evlendik aslında...”
Bayağı konuştu sohbet ettik, kendimizden, hayattan, oradan buradan çok konuştuk. Kadının yüzündeki o ciddi ifade kaybolmuş çok tatlı bir tebessüm ile gülüyor ve keyiflenmiş bir şekilde davranıyor, sohbete katılıyordu.
Sonra birbirlerine kaş göz işareti verdiler, o sırada ben mesaj yazıyordum ama fark ettim, bir şey de demedim. İki saate yakındır oturmuşuz. Kadın kocasına ve bana,
“Hadi başka bir yere gidelim… Daha sessiz ve rahat olabileceğimiz bir yere...”
Ben yok mok derken, Gül uzun parmaklı narin elini uzatıp kolumu tuttu, samimi bir şekilde… Ve o kadınlığının ve olgunluğunun muhteşem birikimiyle, şurup gibi insanın içine işleyen, yumuşacık, yatak odası mahmurluğundaki sesiyle,
“Kırma beni... Hadi... Lütfen gel bizimle…” dedi. Sesinin tonu ve yalvarırcasına konuşması karşısında ben oracıkta, anında eridim.
İçimden ulan ne oluyor diye soru işaretleri çakmaya başladı. Kalktık, hesap otuz lira iken adam yüz lira attı kasaya,
“İyi günler size, üstü kalsın rica ederim...” dedi, çıktık. Karı koca kol kola, ben yanlarında yürüdük. Biraz ileride, yol kenarında park edilmiş siyah son model bir Mercedes araba duruyordu. Araba onlarınmış.
Ben yine de biraz işkillendim. Kendi aralarında kaş göz yapmalarını da görünce kumpasa mı geliyorum diye sorgulamaya başladım. Tam arabaya binecekken kadın arka tarafa geçti. Ben ön tarafa geçmek üzereyken adam bana,
“Sen de arkada otur istersen, eşimle beraber…” dedi.”Yol boyu ben araba kullanırken, siz sohbet edersiniz, canınız sıkılmaz.”
Aralarındaki kaş göz işaretlerinin anlamını çözmüştüm biraz... Karısıyla beni arka koltuğu oturtmak için kendi aralarında anlaşmışlardı sanırım... Yine de nedenini tam anlayamasam da,
“Peki, tamam...” dedim oturdum. Kadın şapkasını ve gözlüğünü çıkarttı. Mavi gözleri iri ve çok güzellerdi, ışıl ışıl… Kadın öyle inanılmaz bir güzellikte değildi ama alımlı çekici ve kadınlığını kullanmasını bilen bakımlı bir kadındı.
Araba hareket etti, biz gidiyoruz yavaştan... Gül, arka koltukta konuşurken yavaş yavaş, sanki kendiliğinden oluyormuş gibi bana doğru yaklaştı ve koluma girdi.
Bende bazı kıpırdanmalar başladı, çünkü o irice göğsünü koluma dayamıştı kadın... Üzerimde ince bir tişört vardı ve çıplak kolumda göğsünün sıcaklığını öyle hissettim ki…
Adam o sıra bize dikiz aynasından bakıyor, ve benimle sohbet ediyordu.
“Hakan, istersen bize gidelim, evimiz buraya yakın ve güzel bir manzarası var. Daha rahat ederiz.”
“Ya, ben sizi rahatsız etmeyeyim…” falan derken, kadın bir elini benim aletin üstüne koydu ve
“Lütfen…” dedi o hanımefendilik akan sesi ile. Ben dona kaldım.
Artık çözmüştüm işi ve ben de uyanmıştım. En sonunda jetonum düşmüştü artık… Adam ileri yaşı nedeniyle sikemediği karısını kendi evlerinde bana siktirecekti. Adam dikiz aynasından bana bakarak,
“Artık anlamışsındır sanırım…” dedi. “Yakışıklı olduğun kadar akıllı bir delikanlısın sen... Sen bizi memnun edersen biz de seni fazlasıyla memnun ederiz.”
Ben put gibi kalmıştım. Böyle bir şeyi yaşamayı bazen kafamdan geçirirdim fakat yaşayabilme ihtimalinin olmadığını düşünürdüm. Gül’ün yüzüne baktım, adeta yalvarırcasına bakıyordu bana, kabul etmemi çok istediği o kadar belliydi ki...
“Neden olmasın, tamam…” dedim. İkisinin de yüzü iyice güldü ve adam,
“Siz rahatınıza bakın lütfen... Ben arada aynadan size bakmak istiyorum” dedi.
Gül elini elimin üzerine koydu, yumuşacık hareketlerle alıp elbisenin dekolte kısmından göğsüne soktu ve o an film koptu.
“Ne dersin Hakan’ım? Seni doyurmaya yeter mi bunlar?” dedi. Ben delirdim o sözüyle, göğsü inanılmaz dolgun, teni harikaydı. Göğüsleri elbise ve sütyenin içinde sıkışmıştı resmen.
“Şey… Evet…” demekle yetindim sadece... Adam bana,
“Hadi delikanlı, rahatla biraz artık… Senden tek istediğim şey karımı sikmen... Bunu ikimiz de çok istiyoruz. Yapabilirsin değil mi?” deyince artık yeter dedim…
Aletim zaten giydiğim jean pantolonu delip çıkacaktı yerinden. Yapıştım kadının dudaklarına, deli gibi öpüşüyoruz. Camlar kendiliğinden siyah renkli olduğundan dışardan görünmesi olanaksız, zaten hava da kararmıştı. Nefes almadan, dudaklarımızı ayırmadan öpüşüyorduk.
Gül’ün dudakları dolgun ama tam kıvamındaydı bana göre. Öpüşürken arkadan elbisesnin fermuarını açtım ve omuzlarından indirdim. O sırada adam,
“Oohh be... Nihayet delikanlı… Karıcığım, bu genç tam istediğimiz gibi…” dedi karısına.
Elbiseyi indirdim ve siyah dantel sütyeninden resmen taşan o göğüsleri karşımdaydı. Hemen yumuldum. Sürekli yalıyor, ısırıyordum. Taktığı sütyen minimizer sütyendi, büyük göğüslü kadınların kullandığından... Sütyenini açmaya çalıştım ama açılmadı... Çekip koparttım kopçasını… Gül bundan öyle etkilendi ki bir zevk çığlığı attı,
“Ohh…” Kocasına seslendi sonra, “Teşekkürler kocacığım... Sen çok iyi bir kocasın...” diyordu.
Ben sütyen çıkınca bu koca göğüsler sarkar korkusuyla sütyeni çekip çıkartırken, o küre gibi iri göğüsleri hala dikti. Kadının vücudu çok bakımlıydı belliydi.
40 yaşında ama cilt bebek gibi, damla tüy leke kırışıklık yok, taş gibi... Beline sarıldım. Tüm kuvvetimle sımsıkı sarılmış, belini sıkarak kendime çekiyorum kırarcasına…
Bu yüzden kadın kendini arkaya doğru ittikçe o füze göğüsleri havaya kalkıyor, tavana doğru çıkıyordu… Emiyordum yalıyordum göğüslerini... İç gıcıklayıcı bir sesle,
“Ohhh… Hadi ısır onları sevgilim…” deyince ben tamamen yoldan çıktım. İçimdeki ön koltukta kocasının varlığı, çekincesi falan kalmamıştı, sanki Gül ile ikimiz baş başaydık. Koparırcasına ısırıyordum göğüslerinin ikisini de… Her yerini yalıyor, uçlarını emiyordum.
Şiddetle ısırmama rağmen kadın zevkten inliyor arada çığlık atıyordu. Kadının o kadar tok ve güzel bir ses tonu vardı ki attığı çığlık insanı delirtiyordu. Sikim artık ağrımaya başladı, ağzına vermek istiyordum. Koltuğun en sağ tarafına doğru oturdum, ve sikimi çıkarttım.
Benim aletin başı mosmor olmuştu. O kadar şişmişti ki kendi sikimi bu kadar büyük görmemiştim. Kadını kolundan tutup çektim ve koltuğa uzattım onu. Saçlarını sağ elime doladım ve sikim ağzına verdim. İşin ilginç yanı çok da iyi sakso çekemiyordu ama yine de iyiydi, sanki ilk kez gibi yapıyordu.
Elbisesi beline kadar inmişti sikimi yalarken… Sırt kısmı pürüzsüz ve parlak bir tene sahipti. Bu beni tahrik eder her zaman, güzel bir sırt çekici gelir. Elimi elbiseden içeri soktum ve kalçalarını sıkmaya başladım.
Taş gibiydi kalçaları, çok sertti. Ve elbise dar olduğundan elimi çok rahat hareket ettiremiyor dilediğimce avuçlayamıyordum o dolgun götü, bu da beni daha çok tahrik ediyordu. Kocası,
“Bak izlediğimiz o seks filmlerindeki gibi aşkım…” dedi ön taraftan... “Sen arabada sikiliyorsun ve ben izliyorum. İstediğin oldu mu? Orospu karım benim… Kimi istersen ona orospu yapıcam seni…” dedi. Kadın ağzından sikimi çıkartıp,
“Ohhh… Sikilmek istiyorum… Hakan siksin beni... Orospu yapın beni… Mmmm…” diyerek yarrağıma yeniden yumuldu.
Boşalacaktım ama istemiyordum, azgınlığımın tavan yapmasını, mümkün olduğunca uzun sürmesini istiyordum. Tam boşalacakken ağzından çıkartıyor, biraz bekleyip tekrar ağzına veriyordum. Bu durum yarım saat kadar sürdü ve adam sonunda,
“Hey, artık toparlanın eve yaklaştık…” dedi. Kadın yıllardır hiç sikilmemiş gibiydi duramıyordu. Ben sikimi zorlukla ağzından dilinden kurtarıp pantolona sokabildim.
Eve gelmiştik. Dubleks bahçeli villa tipi bir evdi. Etrafında bu tarz evler vardı, tepeden denize bakan bir ev... Evin garajına girdik arabayı bıraktık ve garajdan eve giriş yaptık.
Adam o kadar rahat tavırlarla hareket ediyor ki, sanki ben metresimle gelmişim ev arıyorum o da emlakçı misali evini tanıtıyor. Gül kocasının sözünü kesti,
“Aşkım ben daha fazla dayanamayacağım, kasıklarım patlayacak ağrıdan… Bir an önce başlayalım, ne olur...” dedi. Sinan da,
“Tamam o zaman canım…” dedi. Bana döndü, “Ne kadar istiyorsun delikanlı?”
“Para falan istemiyorum… Zevkle yaparım istediğinizi…” İkisi birden atıldı,
“Olmaz, hayır, kesinlikle para alacaksın…” Adam,
“Ben karımı para karşılığı siktirmek istiyorum. Bundan büyük zevk alacağım. Beni bu zevkten mahrum etme delikanlı…” dedi.
“O zaman, önce işimi bitireyim ben… Siz ne kadarını uygun görürseniz o kadar verirsiniz. Hatta rakama karın karar versin…”
“Tamam, anlaştık…” dediler.
Gül benim elimden tuttuğu gibi üst kata doğru çıkmaya başladık. Kocası da arkamızdan geliyordu. Doğru yatak odasına çıktık. Ev çok büyük ferah ve lükstü, yatak odası denize bakıyor. Sanki gemi kamarasında gibiyiz, insanın sikişmek istememesi mümkün değil... Adam
“Nasıl yapacağız?” dedi.
“Neyi?”
“Neyi olacak, seks olayını… Ben izlemek istiyorum.”
“Ben sadece eşinle beraber olacağız diye düşünmüştüm. Üçüncü bir kişi seyrederken rahat edemem…” Karısı sabırsızlıkla atıldı,
“Bırak rahat etsin kocacığım... Ben de rahat rahat sikilmek istiyorum. 15 yıldır yanıp tutuşuyorum ben…” dedi.
Bu arada sohbetlerimizde öğrenmiştim ki, Gül eski eşinden ayrılalı 15 yıl olmuş. Bu adamla evleneli daha iki yıl olmuş, adam tabi kadının istediği gibi sikememiş ve en son çareyi bu şekilde bulmuşlar. Kadın
“Ben seni aldatmak boynuzlamak istemem. Ama yıllardır seks yapamıyorum, ne kadar daha dayanacağım? Önüme gelen her şeyi amıma sokmaktan usandım.” deyince bu iş gelmiş akıllarına ve hayattaki en büyük şansım bu ki ilk tercih ben olmuşum.
Olurdu olmazdı derken Sinan aklına gelen çözümü söyledi,
“O zaman ben balkona çıkayım ve oradan sizi izleyeyim kabul edersen…”
Evin ön tarafı boylu boyunca balkon ve yatak odası penceresi de balkon tarafı haliyle, zaten dışarıdan ve çevreden kimsenin görmesi mümkün değil. Öndeki evler yamaç misali aşağıya doğru kayıyor.
“Tamam...” dedim ”Ama perdeleri tamamen açmayalım, ben rahat edemem” deyince güldüler.
Ben de am bulmuşum, kıllısını arıyordum… Ama benim için ilkti bu... Evli olan bir iki kadınla seks yapmıştım ama kocasının gözlerinin önünde karısını sikmek… Bu çok farklı bir deneyimdi.
“Peki, ben balkona çıkıyorum öyleyse, siz başlayın…” dedi adam. Çıktı odadan, kadın da üstünü çıkartmaya başladı.
“Bana beş dakika müsaade et canım… Sen şu dolaptan ve çekmeceden giymemi istediğin çamaşır çorap elbise ayakkabı seç. Ben geliyorum. Senin için temizlenip paklanayım.” dedi. Yatak odasının içindeki ebeveyn banyosuna gitti iç çamaşırları ile...
Ben çekmeceyi açtım, içinde öyle iç çamaşırları var ki… Seçimlerinden, kadının yanıp tutuştuğu öylesine belli ki… Renkler modeller felaket…
Alıp koklayıp koklayıp bakıyorum. Sonra gözüme koyu mor renk bir iç çamaşırı takıldı. Bayılıyorum mor renge… Altı string, üstü sert ama dantel işlemeli sütyen takım, Victoria secret takımı.
Baktım çekmecede bu çamaşıra takım yapılmış çorap ve jartiyer de var. Bugün bayram edecektim her anlamda... Beğendiklerimi aldım, yatağın üstüne koydum. Geçtim kıyafet dolabına...
O sırada adam elinde bir kadeh içkiyle geldi. Seçtiğim çamaşırı görünce,
“Bu benim de favorim… Gül ile ilk evlendiğimizde benim aleti kaldırabilmek için bir sürü seksi çamaşır almıştı kendine, ama nafile… İşe yaramıyor temel olmayınca...” diyerek güldü. “Seninki iyi bir seçim… Ben balkona geçiyorum. Locada yerimi alayım, viskimi yudumlayıp bu gecenin tadını çıkartıcam. Benim azgın karım nerde?”
“Banyoya girdi.”
“Şimdi kendini kremliyordur. Bugünün tadını çıkart. Eğer ikimize güzel bir gece geçirtirsen mükafatı çok büyük olur. İstersen bizimle kalabilirsin”
“O çok zor ama bakalım…” dedim.
Adam gitti balkona, ben elbise dolabından elbise bakmaya başladım. Dar mini seksi bir elbise, ama bir yandan da yırtabileceğim bir şey istiyorum, üzerinden parçalayarak çıkartacağım.
Anladım ki bu adam gerçekten karısını siktirerek haz duymak istiyor. Kadın da zaten yanıyor. Ben bunlara güzel bir gece yaşatırsam bu kadını istediğim zaman sikebilirim.
Dolabın içindeki bir çekmeceyi rasgele çektiğimde içinde bir vibratör ve kayganlaştırıcı gördüm. Bu kadın besbelli fenalardaydı iyice...
Siyah bir likralı elbise seçtim. Kumaşı da çok kalın değildi. Bir de topuklu güzel bir ayakkabı alıp hepsini yatağın üstüne, yatağa yarım uzanıp sırtımı yasladım kadını bekliyorum.
Kadın banyodan çıktı üstünde havlu saçları kuru, belli ki ufak bir temizlik yapmış. Ve adamın dediği gibi vücudunu bir güzel losyonla yumuşatmış, mis gibi de bir kokuyor ki sormayın.
“Balkonda mı?” dedi
“Evet, viskisiyle beraber…” dedim.
“Bunları mı giymemi istiyorsun? Önünde mi giyineyim yoksa içerde mi?”
“Fark etmez. Sen nasıl rahat edersen…”
“O zaman burada giyineyim. Kocamın hoşuna gidiyor, siki kalkmasa da…”
Bunları söylerken gülüyordu. Adam duymuyor tabi… Önümde başladı giyinmeye, benim alet zaten hazır kıta bekliyor. Gözümü kırpmadan izliyorum. Havluyu çıkarttı, amını bal dök yala haline getirmiş. Yaşına göre de süper… Uzun yıllardır sikilmemesinin faydasını tamamen ben yaşayacaktım.
Yatağın kenarına oturdu, çorapları giydi. Ayağa kalktı ve topukluları giydi. Arkasını dönüp dizlerini kırmadan ayakta domalarak stringini giyiyordu. Domaldığında o kalçalarının duruşunu unutamam.
Kalçaları sert ve arası kapalı… Eğilince kalçasının arasından beliren o muhteşem amı ve sanki 20 yaşında kız gibi kapalı göt deliği beni bitirmişti. O an koymuştum kafaya götünden de sikmeyi…. Çünkü bu göt sikilmeyi sonuna kadar hak ediyordu.
Sütyeni jartiyeri ardından elbisesini de giydi.
“Makyajımı biraz daha abartmamı ister misin?” dedi,
“Olabilir.”
Aynanın karşısında hafif domalarak makyajını tazeleyip tonunu arttırıyor, bense daracık elbiseyi patlatacak götünden gözlerimi alamıyordum. Artık vakti gelmişti. Cama baktığımda kocasını dışarısının karanlığından göremiyordum ve bu daha da rahat olmamı sağladı.
Yatağa doğru geldi, ve tıpkı bir kedi gibi yatağa çıktı ve emekler vaziyette bana yaklaştı. Bomba gibi olmuştu
“Bu gece kocam sensin. Beni gerçek kocamın önünde sikmeye hazır mısın? Bu gece senin orospun olmak istiyorum” dedi ve dudağıma yapıştı.
*** Devam ***
Tabu (6)
( Bölüm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 )
Bir insan annesiyle yattığında, bundan sonraki seks yaşamının tek düze geçeceğini, her seferinde annesinin üzerine çıkıp on beş dakikada işi bitireceğini, sonra da dönüp uyuyacağını sanıyor.
Ben de öyle sanmıştım. Ama yıllardır erkeksiz yaşamış, cinselliğe aç kalmış annemin buna hiç de niyeti olmadığını kısa zamanda öğrenecektim. Bana döndü,
– Amım çok kıllı değil mi?
– Ah, annecim… Ne kadar terbiyesizsin, biliyor musun? Ama evet anne, orman gibi olmuş amcığın… Kaç aydır dokunmuyorsun?
– Çok üşeniyorum. Zaten bakacak kimsem de olmadı ki… Peki bana yardım eder misin?
– Kesmeye mi? Tabi neden olmasın…
Annem klozete oturup bacaklarını iki yana doğru genişçe açtı. Traş köpüğüyle kıllarını iyice köpürttüm. Tüm kılların üstü bembeyaz köpük olmuştu. Annem traş bıçağını yaklaştırdığım sırada gülerek,
- Amımı kesme sakın… dedi.
Yukarıdan aşağı doğru tek hamlede indirdim. Yukarıdan aşağı bir jilet boyu kadar alan tertemiz olmuştu. Kıllar çok uzun olduğu için bıçağı sık sık yıkıyordum. Ben kestikçe annemin amı gün gibi ortaya çıkıyordu.
Annemin amı nasıl? Annemin amı bir kere genişti, dudakları hafif sarkmış, yaprak gibi kıvrılmıştı. Klitorisi iri ve biçimliydi.
Annemin kasıklarına kadar başımı sokmuş, çok önemli bir iş yapmanın sorumluluğu ve itinayla ince detayları da traşlıyordum. Annemin amı hoş bir ter kokusuyla birlikte sabun kokuyordu.
Bir süre sonra işim bitmişti. Ilık su döküp duruladım, yıkadım. Ama o kadar süre onun amcığıyla uğraştıktan sonra benim sikim de dikilmişti. Annem burnuna dayanmış taş gibi aletimi görünce eline alıp biraz okşadı. Ayaktaydım. Parmaklarının teması yetmiyormuş gibi birden sikimi ağzına soktu.
- Oohh annee…” diyebildim.
Köküne kadar yalıyordu. Annemi ağzından sikeceğimi hiç ummamıştım, beklemiyordum bunu... Annemse aşağılara inmiş, taşaklarımı sıvazlamakla meşguldü. Sonra taşaklarımı da yalamaya başladı. Dizlerim zevkten titriyordu.
Daha sonra aşağıdan yukarıya diliyle okşaya okşaya çıktı, sikimin kafasını hafifçe ısırıp, vakumlamaya başladı. Çok dayanamayıp ağzına boşalmaya başladım. Belimde ne varsa boşaltıyordum inleye inleye…
Boşaldıktan sonra hafif yumuşayan, yine de kalınlığını muhafaza eden sikimi ağzından çıkarttı. Tıpkı porno filmlerde olduğu gibi dilini çıkartıp bana gösterdi. Dilinin üzeri ağzı döl doluydu. Suratını ekşitip hepsini yuttu.
Aradan neredeyse bir ay geçmişti. O bir ay boyunca annemle yalnızca telefonda görüşmüştük. O günden ve sabahında yaşadıklarımızdan hiç konuşmamış, bu konuyu hiç açmamıştık. Annem sabah telefon etti ve öğlen işyerimde olacağını söyledi. Öğle yemek saati geldiğinde annem de odamın kapısında göründü. İkimiz beraber yemek yedik. Daha sonra kahvelerimizi alıp odama geçtik.
Annemin altında klasik kesim keten kahve rengi bir etek, üzerinde yine keten, biraz daha açık kahve bir gömlek vardı.
- Neler yapıyorsun bakalım?” dedi.
- Ne olsun anne… Bildiğin gibi işte… İşler güçler… Sana hasretim bir tek” diye cevap verdim.
- Özledin mi beni ?”
- Evet, çok özledim anneciğim.
- Tabii, benim gibi annesi olsa herkes özler. Anasını satayım önceden haftada bir arardın şimdi iki günde bir arıyorsun… Annem kahvesinden bir yudum daha aldı.
- Nasıl idare ediyorsun? Mastürbasyon mu yapıyorsun?
- Valla anne iki aydır elimi bile sürmedim. En son seninle işte… Ya sen ne yapıyorsun?
- Ben de öyle, senin gibiyim. Geceleri yalnızım hep, kendimi okşayıp duruyorum.
- Azgınsın o zaman…
- Evet, tıpkı senin gibi dedim ya… Duvarlara tırmanıyorum. Vibratörüme pil dayanmıyor.
- Oh benim azgın annem… Vibratör de sokarmış amcığına… Benim sikim dururken… Ya anne ne yapacağız, otele falan mı gitsek, ne yapsak?
- Bilmiyorum ki… Olmazsa gideriz. Ama bu gece abinlerdeyim. Sen de gel görüşelim. O işi haftaya yaparız
- Ooffff anne… O kadar dayanamam ben…
İki azgın kedi gibi birbirimize baktık. Öyle çok sevişmek istiyordum ki onunla… O da benden farksızdı. O da istiyordu. O anda aklıma işi odamda bile bitirebileceğimiz aklıma geldi. İşyeri öğle paydosu olduğu için tenhaydı. Ama her an biri gelebilirdi. Bu çok riskli oldurdu. Sordum,
– Ne giydin içine annem?
– Beyaz dantellilerimi, tanga olanı…
– Ohhh… diye inledim. Gelsene şöyle biraz anne… diyerek elinden tutup kaldırdım, odanın kenarına, kapı arkasına çektim.
İkimiz de ayaktaydık. Eteğini havalandırıp ellerimi kalçalarına attım, okşamaya başladım. Sıkıyordum. Pürüzsüz, yumuşak, etli kalçaları avuçlarımdaydı. Külodunun dantellerini hissediyordum. Boyunlarını, dudaklarını öpücüklere boğuyordum bir yandan da… Başını kaçırıp engel olmaya çalıştı,
- Yavaş… Morartma sakın, insan içine çıkamam sonra… dedi. Kalçalarını mıncıklayan ellerime itirazı yoktu ama… Sadece insanların morlukları görmesinden çekiniyordu. Ellenip parmaklanmayı özlemiş gibiydi, göğüsleri inip kalkıyordu.
- Oh yavrum benim… Hastayım senin şu kalçalarına… dedim. Güldü,
- Götçü’sün yani… dedi.
- Ohh… Ahlaksız… Evet götçüyüm. Bu götü avuçlayıp da götçü olmamak imkansız zaten…
Biraz da elimi önüne attım, amını okşadım. Hemen sulanmış ıslanmıştı. Parmaklarımı yandan külodun içine kaydırıp ıslaklığını sevdim, kabarmış klitorisini sıkıştırdım. Gözleri kaydı,
- Yapma… Burada olmaz. Olmayacaksa ileri gitmeyelim. Dayanamıyorum… diyerek inledi.
Kimse gelmeden yerimize oturduk. Çantasından rujunu allığını çıkarıp makyajını tazeledi, saçlarını düzeltti. Gözleri çakmak çakmak yanıyordu bana bakarken… Annem makyajını yaparken ben de masanın altında taş kesilmiş sikimi pantolona zor yerleştirdim.
Akşam abimlerde toplandık. Her zamanki gibi yemek yenildi, biraz sohbet edildi ve televizyon izlendi. Tam sevdiğimiz bir dizi başlamıştı ki, kapı çalındı. Abim camdan baktığında bize döndü.
– Babam gelmiş.
Annem panik oldu, telaşlandı,
– Aman… O pis herifi hayatta görmek istemiyorum.
Babamla benim de aram o aralar limoniydi, epeydir görüşmüyorduk. Belki de annemin etkisinde kalıyor, sık sık tartışıyordum babamla… O akşam benim de göresim, konuşasım yoktu.
- Madem öyle, kalkın yatak odasına geçin bari… Biraz oturup gider zaten… dedi abim, kapıyı açmaya giderken…
Annemle ikimiz aceleyle abimlerin yatak odasına geçtik. Buzlu camlı kapıyı sıkı sıkıya kapatıp, anahtarını çevirdim. Ardından otomatın, bir süre sonra da babamın sesi duyuldu. Oturma odasına geçtiler. Sohbet sesleri az da olsa duyuluyordu. Annem,
– Off… İki saatte gitmez şimdi bu çenesi düşük… dedi.
Karanlıktaydık. Babamların evden çıkmak için bu kapının önünden geçmeleri gerekiyordu. Benim yüzüm kapıya dönüktü. Karaltılarını görebilirdim. Bir yandan kapıyı gözetlerken elimi annemin amına attım.
- Ne yapıyorsun? diyecek oldu. Ama sesini çıkartamadı. Yatağın kenarındaydık.
- Yat şuraya… diye fısıldadım.
Sırt üstü uzandı yavaşça… Ayakları yere değiyordu. Bacaklarının arasına geçip, dizlerimin üstüne çöktüm. Kalçalarını hafifçe havalandırıp buzlu camdan gelen loş ışıkta parlayan beyaz külodunu çıkardım.
Çıkardığım külodu merakla yapacaklarımı bekleyen annemin eline tutuşturdum. Eteğini santim santim yukarı doğru sıyırdım. Amcığı karşımdaydı. Bacaklarını hevesle ayırdı biraz… İştahla amcığını yalamaya başladım. Hoş bir tadı vardı. Mis gibi güzel kokuyordu. Derin bir nefesle o kokuyu içime çektim,
- Ohh… Mis gibi kokuyor amcığın… Parfüm mü sıktın buna azgın kaltak? diye fısıldadım yalamaya ara vermeden.
Gözleri zevkten yarı kapalı, dudaklarını ısırıyor, gözlerini benden, amcığını köpek yavrusu gibi yalayan dilimden ayırmıyordu. Evet anlamında başını salladı. Bir süre sonra kasıkları vıcık vıcık oldu. Dilimi bir organ gibi kullanıyordum. İçine sokup çıkartıyor, klitorisini emiyor, ısırıyordum.
- Yavaş piç… Issırmasana… diye fısıldayan annem bir eliyle kafamı kasıklarına bastırıyordu. Diğer eliyle de çığlık atmamak için kendi külodunu ağzına soktu. Dişlerinin arasında kumaşı ısırdı.
Ellerimi iki yanına koyup yükseldim. Pantolonumun fermuarını indirdim. Taş kesilmiş sikimi zorlukla dışarıya çıkardım. Merakla nereye kadar ileri gideceğimi bekleyen annemin kan dolmuş, kabarmış amcığına soktum, girip çıkmaya başladım. Annem altımda kıvranıyordu.
- Ohhh… Çılgınsın sen çocuk… Neler yapıyorsun bana? Ahhh…
Salonda babam, abim ve yengem oturup sohbet ederken, ben abimlerin yatak odasında annemi düzüyordum. Belki de annemi çekiştiriyordu salak herif… Bir ara sesler salona gidecek diye yavaşladım. Neyse ki yatak kaliteliydi ki tek ses çıkmıyordu.
Hızlanmaya başladım. O azmış, ıslak, tatlı amcığına girip çıkarken, bir yandan da üstüne eğilip annemin memelerini emiyor, öte yandan göt deliğini okşuyordum. Annem her deliğinden kuşatılmış, zevkle kıvranıyordu altımda, şehvetten çarşafları çekiştiriyordu.
Bir süre sonra salondan sesler gelmeye başladı. Babam kalkıyordu. Annemin içinden çıkmak için hamle yaptım. Annem ise bacaklarını bacaklarıma doladı ve amcığını sikime doğru ittirdi. Ardından elleriyle kalçalarımı kendine bastırdı. Derin bir kasılma ve titremeyle boynuma dolandı.
Annem orgazm oluyordu. Ses çıkamamak için dişlerinin arasındaki külodu ısırıyor, başını sağa sola sallıyor, kalçaları vibratör gibi kasılıp kasılıp gevşiyordu. Müthiş bir boşalmaydı anneminki… Abimler ve babam tam kapının önündeydi. Karaltılarını görüyor, seslerini duyuyordum. Annemin bastırmasına dayanamayıp ben de içine boşalmaya başladım. Annem sırt üstü yığılıp kaldı, kolları iki yana düştü, işi bitmişti. Bir kaç saniye sonra ben de bitirdim.
*** Devam ***
Tabu (4)
( Bölüm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 )
Ne zamandır kolladığım fırsat birkaç gün sonra geldi. Babam tekrar memlekete gidecekti. Anneme telefon açıp üç günlük iznini o günlere alması için sözleştik. Annemin sorun çıkarmaması hoşuma gitmişti.
Birkaç gün sonra evde yine yalnız kalmıştım. Akşamüstü annem geldi. Elinde alışveriş torbaları vardı. Akşam güzel bir sofra hazırladık. Annem kendine votka, bana bira almıştı.
Annemin üzerinde kırmızı bir bluz altında beyaz bir şort vardı. Kırmızı bluzundan içine giydiği siyah sütyen belli oluyordu. Sütyenin omuzlarındaki lastikleri bluzun omzu genişledikçe ortaya çıkıyor, görüntü içimi gıcıklıyordu.
Beyaz şortunun kumaşından hiçbir külot izi belli olmaması, içine yine tanga türü bir şey giydiğini belli ediyordu. Hafta sonu denize gittiğinden hafifçe esmerleşen baldırları etli ve pürüzsüzdü.
İçtikçe daha çok konuşuyor şakalaşıyorduk. İyice sarhoş olunca onunla sevişebilir miyim acaba diye düşündüm. Konuyu yavaş yavaş erotizme getiriyordum. Televizyondaki mankenlerden konu açıldı.
– Ne kadar uzun bacakları var.
– Bırak anne yaa… Hepsi pörsümüş.
– Olur mu canım, şuna baksana…
– Bu yaşta vücutlarına bak. Televizyondan göründüğü gibi değil, hepsi hayat kadını gibi… Tabi mesleğini namusuyla yapanlar çoğunluktadır belki… Ama parayla çalışanları da varmış.
Annem gülerek,
– Sen hayat kadınlarıyla çok haşır neşir oluyorsun galiba aman dikkat et hastalık kapma…
– Aman açtırma ağzımı… Sanki veren var da yapmıyoruz.
– Neyi veren? – Neyi olacak anne? Önündekini…
– Terbiyesiz çocuk… Kime çektin ki sen böyle… Neyse… Valla oğlum yaşın genç… Önlemini aldıktan sonra hayatını yaşayacaksın. Bunu bilir bunu söylerim.
– Aynı şey senin için de geçerli anne… Bu hayat zevk almak için, rahat etmek için var.
– Nerde oğlum… Baksana bizim dere çağlıyor, suları boşa akıyor, zavallı dere kuruyacak bu gidişle.
– Ne deresi anne yaaa?
– Hiiiç… Bizim köydeki dere diyorum.
– Haa… Anladım… Benim de ağaçtaki dalın kabuğu soyuldu artık asılmaktan.
– Hangi ağacın?
– Bizim köydeki ağacın… Hani onun kalın uzun bir dalı vardı ya… Asılıp dururdum ona… Onu diyorum.
– Öyle miii?
Bir kahkaha patlattı annem… Öyle şuh bir gülüşü vardı ki, içimin yağları eridi o gülerken… Sonra televizyona döndü yine…
– Offf kızdaki vücuda bak.
– Benden meraklısın anne yaa kaçırmıyorsun hiçbirini.
– Bende böyle vücut olacak…
– Amann ne güzel bak yaşını göstermiyorsun. Piliç gibisin işte. Vücudunda diri.
– Yok be oğlum yaşlandık artık.
– Bırak şimdi taş gibisin be anne.
– Beğeniyor musun beni ? Ciddi ciddi bir kadın olarak yani…
– Tabi canım hastayım sana… Hani, annem olmasan...
– Annen olmasam neremi beğenirdin en çok?
Durup onu baştan aşağıya, dikkatli bakışlarla, anneme göstere göstere süzdüm. Saçının telinden, ayağının tırnağına kadar dolaştırdım bakışlarımı,
– Hımm bir düşüneyim… En çok… Memelerini sanırım… Bir de kalçalarını…
– Yok be küçücük onlar…
– Ben küçük severim. Zaten oldum olası güzel kadınsın sen… Beğenilmeyecek yanın yok ki… Piliç gibisin… Hala ben yanımdayken bile erkekler yiyecek gibi bakıyorlar sana…
Bu konuşmaları iyice sarhoş olmuş bir halde yapıyorduk. Neredeyse sarhoşluktan kendimizden geçmiştik. Arsızlaşmıştık iyice, hatta azmıştık.
Annemin meme uçları belirginleşmiş, bacaklarını birbirine kenetlemişti. Kimbilir belki de zevk sularının bacaklarından süzülmesini engellemeye çalışıyordu. Benimse kasıklarım ağrımaya başlamış. Dokunsam boşalacak bir hale gelmiştim.
– Yok canım… Görsen o kadar beğenmezsin.
– Göster o zaman… Beğenip beğenmeyeceğime ben karar vereyim.
– Sen benim oğlumsun ayıp…
– Peki, sen benim hakkımda ne düşünüyorsun? Bir kadın bakışıyla?
– Hımm… Bence sen çok seksi bir erkeksin. Kızlar sana deli oluyorlardır, eminim bundan... Bizim işyerinde beraber çalıştığım kız resmini gördü, çok beğendi seni… Bir görsen, daracık giyiniyor. İçine çamaşır bile giymiyor bazen, ama bebek gibi kız.
– Aman anne beni deli mi etmek istiyorsun? Zaten zor durumdayım.
– Oğlum zor durumdaysan gidip göreceksin işini. Şiiişşt yalnız bak söyledim… Hastalık kaparsın, yaparken kılıfını tak…
– Amann o da en sevmediğim şey… bütün zevkini yok ediyor işin…
– Niye oğlum çok incesi, hassası var, binbir çeşidi var… Renklisi bile var neler yaptılar yahu… Ne işe yarar ki renklisi?
– Fantezi herhalde… Tatlı olanları da varmış.
– Iyyy hayatta ağzıma almam plastiği, ne iğrenç…
- Hah ha ha… Bence de… Kıza kılıfla yalattırırsam ne zevk alırım ki? Dilinin ıslaklığını, sıcaklığını sikimde hissetmem lazım…
Oh, muhabbet tam istediğim yöne doğru gidiyordu. Rahat rahat konuşmaya başlamıştık. Annem bacak bacak üstüne atıp şortunun iyice kasıklarına doğru sıvadı. Baldırlarının üst kısmı tamamen meydana çıkmıştı. Bir peçete alıp
-Oooff… Amma sıcak oldu… diyerek boynunu memelerinin kenarlarını silmeye başladı. Elini kenarlara doğru soktukça ortaya çıkan memeleri titriyor, içe doğru gömülüyordu. İçkisinden bir yudum aldı derin bir iç çekti.
– Ooo… Konu nerelerden nerelere geldi. Ne diyeceğim sana, yarın tavernaya gidelim mi ?
– Aman anne ne yapacağız orda…
– Ne yapacağızı varmı eğleniriz.
– Tamam bakarız…
– Ben bir işeyeyim…
Annem tuvalete geçti. Ben de parmaklarımın ucuna basarak banyo kapısının anahtar deliğine gözümü dayadım. Annem o sırada klozete oturmuştu. Su sesi geldi. Ohh, işiyordu. Kalçalarının kenarlarını ve bacaklarının tamamını görüyordum. O an sertleşmiş sikime dokunsam boşalabilirdim.
Ama yapmadım çünkü bu akşam annemi sikecektim. O da istiyordu biliyordum. Alkolün verdiği bir cesaret vardı. Annem kalktı. O an ilk defa amcığını görecektim. Fakat annemin amı orman gibi kıllıydı. Bir tuvalet kağıdı koparıp kılların üzerinden amcığına doğru bastırdı.
Annemin alt kısmını ilk defa çıplak görüyordum. Kasıklarına kadar dağılan kıllar her yanı kaplamıştı, baldırları hafif kırmızıydı. Mayo izi olan yer bembeyazdı. Altına kadife tangasını giymişti, önce onu çekti, arkasını döndü.
Şortunu çekmek için hafifçe eğilince dolgun götünün arasından yarılmış bir sulu şeftaliye benzeyen amcığını gördüm. Tanganın ipi tamamen içine girmişti. Amının dudakları iki yana açılmış yaprağı andırıyordu. Hızla şortunu çekti.
O gece işi neden bitirmedik bilmiyorum. İkimiz de sarhoştuk, azgındık. Annem tuvaletten çıkar çıkmaz odasına gitti, üzerini bile değişmeden yatıp uyudu. Belki de çok sarhoş olduğundan sızıp kalmıştı ya da annelik içgüdüleri ağır basmıştı…
Toplumun en büyük tabusunu, dini sorumlulukları, ahlaki değerleri bir kalemde silip atmak kolay mıydı? Peki ya oğlunun koynuna giren kadın olmak… Ucuzlamak, basitleşmek ne kadar kolaydı.
İlk adımı benim atmam gerekiyordu ama bende bu cesaret yoktu. Yalnız artık annemden emindim ve onu baştan çıkarmak için bir kaç düşüncem daha vardı.
Sabah olduğunda akşamki cesaretimden eser kalmamış bir vaziyette uyandım. Vakit daha erkendi. Altımda baksırım vardı. Dün geceki konuşmalar ve annemin tuvaletteki hali aklıma gelince yarağım kalınlaştı.
Annem sabahları genelde perdeleri açmadan odam havalansın diye camları açardı. Yine geleceğini düşünerek sikimi baksırın düğmeli yerinden çıkarttım. Amacım annem odama girdiğinde rüyamda ereksiyon olmuşum ve sikim baksırımdan fırlamış sanmasıydı.
Çok beklemeden yaklaşık bir on dakika sonra yarağım dimdikken annem içeri girdi. Tek bacağımı yana doğru atmış iyice meydana çıkartmıştım. Gözümü iyice kısmıştım, ama ortamı görebiliyordum.
Annem daha odaya girer girmez benim aleti fark etti. Başını iki yana sallayıp camları açtı. Sonra gereksiz yere masanın üzerini toplamaya başladı. Odada oyalanıyor, dönüp dönüp sikime bakıyordu. Yanıma kadar geldi.
Annem gözlerini yarağıma dikmişti. Yanımdaki pikeyi alıp üzerimi örttü. Pikeyi örterken elini sikimin o kadar yakınından geçirmişti ki, kalbim duracak sandım. Annem çıktıktan on onbeş dakika sonra ben de altımdan baksırımı sıyırdım.
Duşa girecektim ve evin içinde çırılçıplak geziyordum. Tam tahmin ettiğim gibi annemle koridorda karşılaştık. Annemin gözleri açıldı. Elimle yarağımı kapadım ama başını bilerek açıkta bırakmıştım.
– Oğlum bu ne hal?
– Sen uyandınmı yaa anne? Ben de duşa girecektim, bakmasana...
– Bir bornoz giysene yavrum üstüne…
– Ne bileyim ya kusuruma bakma.
Elimi sikimden çekip arkamı döndüm. Annem arkamı da görmüştü. Banyoya girdiğimde zevkten dört köşeydim. Anneme her yerimi göstermiştim. Bundan daha büyük bir keyif olabilir miydi?
Akşam olduğunda tavernaya gitmek için hazırlanıyorduk. Annem kırmızı bir gömlek giymişti. Altında ise baldırlarını ve kalçalarını sımsıkı saran beyaz kumaş bir pantolon vardı.
Mavi, kırmızı neon ışıklar, basık bir tavan... Beyaz üzerine sarı masa örtüleri, takım elbise giymiş papyonlu gül satan bir kız, sıra sıra duran garsonlar, bol aynalı geniş pist, kabartma işlemeli bir sahne, eski Türk Filmlerinden fırlamış gibi duran kırmızı bir halı bu küçük tavernayı tipik hale getiriyordu.
Fiks menü alıp oturduk. Yemekler gelirken annem votka, ben rakı içiyordum. Bir süre sonra şarkıcı sahneye çıktı. Hiç sevmediğim, ama oynak parçalar çalıyordu. Aradan geçen saatlerde yine annemle yine çakır keyif olmuştuk.
Bir ara annem kalkıp oynamaya başladı. Gördüğüm görüntü karşısında dehşete düştüm. Pistin ortasında onlarca insan dans ediyordu. Annem kıvırttıkça sahnede dolaşan parlak ışık vücudunda geziniyordu.
Ama o ışığın etkisiyle annemin ince ve daracık beyaz kumaş pantolonundan götü ve kıçına geçirdiği kırmızı tanga külotu olduğu gibi görünüyordu. Slow bir müzik başlayınca tekrar yanıma gelip oturdu. Yüzümde muzip bir gülümsemeyle,
– Anneciğim… Hani dün senle konuşmuştuk. Ben sana bana şakayla poponu gösterir misin demiştim ya… Sen de hayır demiştin…
– Öyle mi demiştim?
– Hıı… Ama gerek kalmadı…
– Neden gerek kalmamış?
– Çünkü sen dans ederken sahnede ışık vurdukça her tarafın olduğu gibi göründü zaten…
– İnanmıyorum… Ciddi misin lan? Şaka yapma bak… Pantolon var altımda, nasıl görünsün?
– Cidden… Külodun kırmızı değil mi, tanga tipi?
– Evet… Ayy… Desene rezil oldum… Kalkmam ben yerimden artık...
– Bırak canım, kimse fark etmez. Hem etse ne olur, millet neler giyiyor. Kimse bakmaz kıçına...
– Beğenmedin yani kıçımı öyle mi?
– Yok canım dikkat etmez dedim. Taş gibi yoksa taşş… Maşşallah.
Gülüştük.
– Dans edelim mi anne?
Ağır bir müziğin eşliğinde dans etmeye başladık.
– Her tarafım görünüyor yaa… Sen de bu halimle dansa kaldırdın.
– Aman… Baksana, millet donsuz geziyor.
Kafasını çevirdiğinde orta yaşlı, kalçalarında biten minicik etek giymiş sarışın kadını gördü. Kadın derin dekolteli bir bluz giymişti. Bacakları olduğu gibi meydandaydı.
– Off çok seksiymiş be... Yanına gidip konuş istersen…
– Hadi ya, sonra da yanındakiler oysun beni değil mi? Hem bakmaz o bana…
– Neden bakmasın? Aslan gibi çocuksun. Senden iyisini mi bulacak? Off off olamadık şöyle tay gibi bir hatun…
– Niye öyle diyorsun anneciğim bazıları kısrak sever!!!
Annemin vücudu elimin altındaydı. Çok fena olmuştum. İstem dışı kasılmış, gerilmiştim. Erkekliğim iyice sertleşmiş, taş gibiydi, rahatsızlık vermeye başlamıştı artık… Annem de farkına vardı durumun,
– Ama sen de çok kötü bakıyorsun bu kadına… Baksana kasıldın, gözlerin falan kayıyor… Dur bakim… Kaldırdın mı yoksa sen?
Daha annemin ne dediğini anlamadan annem dibime kadar sokulup göbeğinin alt kısmına doğru sikime bastırdı.
– Hımmmm… Tam tahmin ettiğim gibi… Ayıp be…
– Oh anne… Ne yapayım… Kalktı evettt…
Müziğin ritmiyle sağa sola hareket ediyorduk. Bu hareket sırasında annem göbeğini bana doğru bastırıp kasığına doğru sürttürüyordu. Sonrada kasığında tekrar göbeğine…
– Uhhh anne işte böyle…
– Ne oldu ki oğlum dans ediyoruz işte…
– Pufhhh evett anne dans ediyoruz.
Terlemiştim ve neredeyse kendimden geçiyordum. Pist çok kalabalık olduğundan bir de sürtünmemiz sanki dansın kendi ritmindenmiş gibi göründüğünden, kimse ne yaptığımızı anlayamazdı.
Artık ok yaydan çıktı diye düşündüm. Düpedüz sertleşmiştim ve bunu fark ettiği halde hiç umurunda değilmiş gibi kendini çekmiyor, tam tersine sürtünüp duruyordu. Bu nedenle dudaklarımı annemin dudaklarına doğru götürdüm. Fakat annem kendini geriye doğru çekti.
– Şişt… Ne yapıyorsun? Ben senin annenim. Hadi yeter bu kadar dans, oturalım.
– Az önceki sadece dans mıydı sence anne?
– Evet oğlum danstı…
– Dans diyorsun yani…
– Evet, ne olabilir ki başka?
Annemin ne dersem diyeyim anlamamazlıktan geleceğini anlamıştım. Sesimi çıkarmadım. Yarım saat kadar sonra program bitti eve döndük.
*** Devam ***
Tabu (3)
( Bölüm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 )
On gün böyle geçti. Annem akrabalara dönmüş, babam da akşam geliyordu. Babam döndüğünde hayatım eski haline döndü. Yine gelir gelmez başımı ağrıtmaya başladı.
-Annen hiç eve geldi mi? Benim hakkımda konuştunuz mu? Geri dönecek mi?
İzinim bitmiş, işe gidip gelmeye başlamıştım. Annemle ya abimlerde, ya işyerinde, ya da akrabalarda görüşüyorduk. Aradan bir hayli zaman geçmişti. Bu süre içinde zaten annemle kısıtlı sürelerde haftada, on günde bir görüşür olduk.
Gizli dünyamda anneme ilgim üst noktalara ulaşmıştı. Ensest cd’ler alıyor, internette ensest resimler indirip sitelere giriyor, başka ensestlerle chat yapıyordum. Masturbasyon yaparken artık yalnızca annemi düşünüyordum. Onu sikmediğim pozisyon hayal etmediğim hal kalmamıştı. Babam aradan geçen onca zamana karşı hala annem hakkında kafamı ütülüyordu. Sürekli ardı arkası gelmeyen sorular, surat asmalar… Bazen tartışmalar iyice canımı sıkıyor, bunalıyordum.
Artık babam ne zaman bana ne zaman annemden bahsetse ve beni kızdırsa, odama çekiliyor annemi siktiğimi ben sikerken de babamın izlediğini düşünüyordum. Bu bir çeşit intikamdı. Böylece bütün sinirim geçiyordu.
Bütün bunlar olurken gerçek hayatla bu düşüncelerimi tamamen ayırmıştım. Onlar farklı dünyalardı, asla bir olamazdı. Ensest ilişki yaşamak öyle hikayelerde olduğu gibi birden bire, kolayca olabilecek bir şey değildi.
Çoğunlukla okuduğum hikayelere gülüyordum. Ne kadar basit anlatımlıydılar ve herşey ne kadar kolay gerçekleşiyordu. Oysa gerçek hayatta bir reddedilme ya da fark edilme ömür boyu sürecek bir rezilliğin kapılarını sonuna kadar açabilirdi. İşte bu düşüncelerle aylar geçiyordu.
Bu arada, hayatın garip bir oyunu, son zamanlarda annemde bazı gözle görülür değişiklikler başlamıştı. Onu her gördüğümde üstüne başına yeni bir şeyler almış oluyordu. Aldıkları genelde askılı bluzlar, dar kotlardı.
Gün gittikçe dişiliğini ön plana çıkartıyordu. Artık hayata bakışı değişmişti. O karamsar, yorgun kadın gitmiş, yerine hayat dolu, gezen, dolaşan, özgür bir kadın gelmişti. Yıllarca babamın baskısı altında yaşayan annem sanırım özgür geçen aylardan sonra kendini bulmuş, rahatlamıştı.
Annemle ilişkimiz ise nasıl olduğunu anlayamadan yeni bir boyuta girmişti. Bana iltifatlar ediyor, ne kadar yakışıklı olduğumu söylüyordu. Birlikte bir yerlere gitmekten bahsediyordu. Beni öpüşü bile değişmişti sanki daha ıslak ve sanki daha bir sarılarak, muhabbetle öpüyordu.
Birlikte kaldığımız zamanlarda aynı yatakta yatmak istiyor ve genelde de yatıyordu. Bu da beni çok zor durumda bırakıyordu.
Neden böyle olmuştu bu kadın? Belki kafamı bu düşünceye fazlaca taktığımdan her hareketini başka şeylere yorumluyordum. Ya da annem kendine laf etmeyeyeyim diye bana daha yakın ve ilgili davranmaya başlamıştı. Samimi olması gibi bir ihtimal de vardı tabi..
Annem işyerime gidip geldikçe istem dışı mahrem yerlerine bakıyordum. Bir gün pembe askılıklı bir tişört giymişti. Göğüslerinin kenarları görünüyordu. Annem telefon açmak için eğilmişti. Aramızda masa vardı. Fazla olmasa da göğüslerinin bir kısmı daha ortaya çıkmıştı. Aletim hareketlenmişti. Annem aniden başını kaldırınca beni görür gibi oldu ama tam emin değildim.
Görüşmelerimiz seyrekti, bazen bir iki haftayı bulduğu oluyordu. Bir sonraki gelişinde üzerinde siyah bir gömlek, altında mavi dar bir kot vardı. Gömleğinin üç düğmesi açıktı. Memelerinin üstten taşan kısımları ve siyah sütyeni görünüyordu.
Yine telefon etmek istedi, eğildi., Ben sütyenini ve portakalı andıran beyaz memelerinin sütyeninden taşan kısımlarını olduğu gibi görmüştüm. Aklıma bir an geçen hafta benim ona baktığımı anladığını ve bu hafta daha açık giyip bana baktırmak niyetinde olabileceği geldi. Ürperdim. Sürekli konuşuyor, neyi neden yaptığını anlatıyordu. Bir ara kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
– Annem, bana açıklama yapmana gerek yok.
– Olsun oğlum, yine de daha iyi anlaman için anlatıyorum.
– Anlamıyorsun anne yaa… İlgilenmiyorum. İstediğini istediğin gibi yap. Yani rahatsın işte, kendini kasma… İstediğini yapabilirsin. Yani… Ne bileyim, hayatında başka bir erkek de olabilir, bu beni ilgilendirmiyor.
– Yok canım… Daha neler… Yok oğlum öyle bir şey...
– Dedim ya anne… Olsa da fark etmez. Yaşlı kadın değilsin ki… Neticede 40 yaşında, dul, yalnız bir kadınsın. İhtiyaçların olabilir, biyoloji bu, karşılamak zorundasın. Ben nasıl kadın kız peşinde koşuyorsam, sen de erkek arkadaş edinebilirsin anne…
– …
Herhangi bir cevap vermedi, başka bir konuya geçtik. Bu benim ona cinsel konularda ilk yaklaşma çabamdı, olumsuz bir tepki almamıştım. Fakat olumlu da değildi. Yine de üstü kapalı da olsa annemin seks hayatından bahsetmek beni heyecanlandırmıştı.
İçimdeki ensest arzular bazen köreliyor, bazen hiç kalmıyor, kimi zaman da doruğa çıkıyordu. Ama tercihim her zaman üst düzeyde olması yönündeydi çünkü annemi düşünmekten çok ayrı bir keyf ve zevk alıyordum.
Çoğu zaman bir yada iki hafta masturbasyon yapmıyordum. Böylece iyice azgınlaşıyor, annemle ilgili farklı fanteziler kuruyordum. Özellikle böyle zamanlarda annemle görüşürsek onu görmek bile benim ereksiyon olmama yetiyordu. Memelerini görsem, ya da yanlışlıkla! hafifçe bir yerine dokunursam boşalacak hale geliyordum.
Yine bir haftadır hiçbir şey yapmamıştım. Annem akşam abimlerde kalacaktı. Beni de çağırdılar. Abimlerde yemek yendi, tv izlendi ve yatma vakti geldi.
Annemle yine birlikte yatacağımız için bir plan yaptım. Gece yarısı o uyurken sanki uyku sersemi atmışım gibi elimi kalçasına atacak ve elleyecektim.
Yatağa girdim. Annemin altında krem rengi ayak bileğine kadar bir dar tayd vardı. Küçük götünün yuvarlakları yine meydana çıkmıştı. Giydiği klasik külodun çizgileri kalçalarının kenarlarında belirginleşmişti. Işığı söndürdü ve o da yatağa girdi. Vaktin iyice geçmesini bekliyordum. Bu sırada annemi karım gibi hayal ediyor fantezi kuruyordum.
Gece yarısı olduğunda uygulamaya geçtim ve soldan sağa dönerken elimi tam kalçasının üzerine koydum. Oh, yumuşacıktı. Sıkmamaya özen göstedim. Erkekliğim gemici direği gibi olmuştu.
Uzun zamandır bakmakla yetindiğim kalçası şimdi elimin altındaydı. Hiç kıpırdatmadım. Biraz ucuz bir tabir ama sevgili annemde de tam sikilecek göt vardı. Bir süre sonra korkarak elimi çektim ama tam yanına yere koydum. Beş on dakika geçmeden annem döndü ve tam elimin üzerine kalçası geldi.
Ohh, ölüyorum sandım… Bir an kalp atışlarımı duyacak diye korktum. Annemin götünün ağırlığı elimin üzerindeydi. Dayanamadım sol elimle sikimi çıkarıp masturbasyon yapmaya başladım.
Annem yanımda yatıyordu. Taş gibi kalçası elimin üzerindeydi. Ve ben yarağımı okşuyordum. O an üzerine attırmak istedim. Boşalmaya başlamıştım. Kenara doğru çekilip küloduma attırdım.
Gelişmeler ardı ardına geliyor ben baştan çıkıyordum. Basit bir cinsel açlık ve ilgiden başlayan olaylar ne boyutlara ulaşmıştı. Kendimi tanıyamıyordum artık…
Ertesi gün annem çok normal, hatta daha da yakın davrandı. Annemin rahat tavırları sayesinde benim ona olan ilgim daha bir pervasız olmuştu. Fakat yine de bir aile faciasına yol açmak çok kolaydı. Dikkatli ve temkinli olmak durumundaydım. Annemin ilgisini ortaya çıkaracak ya da bana karşı ilgisini arttıracak bir takım planlar düşünmeye başlamıştım.
Bir hafta sonu yine abimlerde kalacaktık. Sabahtan başlayarak sürekli sırtımın ağrıdığını söylüyordum. Akşamüstü tahmin ettiğim gibi abimler gelenek olduğu üzere haftalık alışverişe çıktılar. Evde annem ve ben kalmıştık. Daha önceden hazırladığım kremi alıp annemin yanına gittim.
- Sırtımın ağrısı hala geçmedi. Biraz sırtımı ovabilir misin anne? diye sordum.
Doğal olarak kabul etti. Tişörtümü çıkardım, sadece kısa şortumla kalmıştım. Annem kremli elini sırtımda gezdirmeye başladı. Bense sapık gibi onunla seviştiğimizi hayal etmeye başladım. Elleri vücuduma değdikçe sertleşmiştim. Bir yandan onu tahrik etmek için hafif hafif, sanki ağrı çekiyormuş gibi inliyordum. Oflamaya başlamıştım,
– Offf offf… Evet anne… Çok iyi orası… Biraz yukarı… Mımm.. Çok iyi.
– Nasıl? Şimdi daha iyi mi?
– Evet anneciğim. Bastır biraz… Aahh… İşte bu iyi geldi… Oohhhhh… Harikasın… diye inleyince, annem birden,
- Hadi bakalım, bu kadar yeter… diyerek çekildi. Doğrulup oturdum. Şakayla karışık,
- Çok iyi geldi valla… İstersen ben de sana süreyim, ödeşmiş oluruz… dedim. Aldığım cevap kısa ve netti.
- Hayır.
Fakat bunu söylerken gözü şortumdan rahatlıkla belli olan iyice kalınlaşmış ve irileşmiş erkekliğime takılmış, ardından hemen bakışlarını başka yöne yöneltmiş, benden kaçırmıştı.
*** Devam ***