Today's Document

oozey mess
we're not kids anymore.

#extradirty

Love Begins
Cosimo Galluzzi

JVL

if i look back, i am lost
tumblr dot com
No title available
h
occasionally subtle

izzy's playlists!

pixel skylines
Not today Justin
No title available
Three Goblin Art
Sweet Seals For You, Always

No title available
ojovivo

seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from Italy

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Poland
seen from China
seen from India

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Germany
@deactivedoldu
Şirinleri görebilenlerin uslu çocuklar ve gargamel olduğunu fark etmek
mutsuzluktan söz etmek istiyorum dikey ve yatay mutsuzluktan mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun sevgim acıyor
artist: felicia chiao
Bir varmış bir yokmuş eski zamanların birinde pembe çoraplarıyla ünlü bir dev yaşarmış...
bu devin çoraplarını da devin annesi pembe yünlü koyunlardan aldığı yünler ile örmüş..
Devin yaşadığı dünya çok renkliymiş. Koyunlar pembe, ağaçlar sarı... Dev bu çoraplarını o kadar çok seviyormuş ki onlarla yatıp onlarla kalkıyormuş. Her gün annesine teşekkür ediyormuş ona pembe çorap ördüğü için. Annesi de çok mutlu oluyormuş...
günler günleri aylar ayları kovalamış. olacak iş bu ya dev büyüdükçe büyümüş. dev çorapları dev ayaklarına sığmaz olmuş. annesi de yaşlandığı için gözleri örgü örecek kadar iyi göremiyormuş. dev çorapsız birkaç gün geçirmenin nasıl bir şey olduğunu bile bilmiyormuş. bu yüzden ona dev çorap örecek birini bulmak için yola çıkmış..
Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş. Elinde ip gördüğü herkese sormuş koyunlarla konuşmuş ama bulamamış. Kimse deve, dev çorap öremiyormuş. Artık umudu kalmayan dev bir ağacın altına oturmuş ve ayağına zar zor oldurduğu pembe çoraplarına bakarak ağlamaya başlamış...
o sırada devin yaşadığı yerde bulunan mor bulutlar ve şarkı söyleyen rüzgar devin ağlamasını duymuş. neden ağladığını sormuşlar ve pembe çoraplı deve bir öneri sunmuşlar. göklerden yükselen mor bulutların ardında, başka bir dünyanın olduğu, mavi bir gökyüzünün olduğu altında denizlerin mavi, ormanların yeşil, koyunların beyaz olduğu bir dünyadan bahsetmişler. orada birçok terzi insancıklar olduğunu da söylemişler. bunu duyan dev sevinçten havalara uçmuş ve hemen o dünyaya gitmenin yollarını bulmuş..
Bulutlara ağaçlara dereden akan suya sorarak dev için yeni olan bu dünyaya ulaşmış. Gözleri parlamış gördüğü manzara karşısında, her yerde minik insancıklar varmış. Mor bulutların dediği gibi burda koyunlar beyazmış. Beyaz koyundan nasıl pembe çorap yapılacağını aklı almamış ama yine de şansını denemek istemiş. Devi gören insanlar bağıra çağıra evlerine saklanmaya başlamışlar. Bu duruma üzülen dev bir köşede beklemeye başlamış ta ki yanına devin serçe parmağından bile çok küçük olan bir çocuk gelene kadar...
çocuk deve neden ağladığını sormuş. dev çocuğun yanına gelmesine şaşırmış ama bir yandan da sorununu anlatmış. çocuk ona yardım edeceğini söylemiş ve annesinin yanına gitmiş. annesi başta istemese de oğlunu kıramamış. yaşadıkları yerde kimde ne kadar koyun yünü varsa alıp iplik yapmışlar ve bu ipliklerle devin yanına gitmişler. dev çocuğun sözünü tutmasına biraz şaşırmış çünkü bunu beklemiyormuş. annesi devi görünce korkarak deve yaklaşmış. devin ayağını ölçerek deve beyaz bir çorap örmeye başlamış.
Çorap bitene kadar dev yeni dünyada kalmış, insancıklara tüm işlerinde yardım etmiş zamanla herkes deve alışmış artık ondan korkmuyorlarmış. Ve sonunda devin çorabı örülmüş. Kocaman bembeyaz bir çorap... Pembe olmadığı için biraz morali bozulmuş ama yine de çok sevmiş hatta kendi çorabından daha yumuşakmış bu çorap. Yeni çorabına kavuşan dev herkese çok teşekkür etmiş, koşa koşa annesinin yanına olanları anlatmaya gitmiş. Annesi de duyduklarına çok sevinmiş. Dev beyaz çorabıyla mutlu mutlu yaşamış, yeni dünyadaki insanları da ziyaret etmeyi unutmamış. Onlara annesinin yaptığı yemeklerden götürmüş. Yeni insancıkların dev bir arkadaşı, devin de sözüne güvenebileceği güzel insanları olmuş. Birlikte çok güzel günler yaşamışlar. Bu masal da burda bitmiş. Masalı dinleyenin rüyalarına beyaz çoraplı dev gelirmiş o yüzden şimdi uyku vakti.
Uyku masalı.. eğer büyüdüğünüzde dahi bir çocuk kalbine sahipseniz mor bulutları, pembe yünlü koyunları hatta pembe çoraplı devi bile görebilirsiniz..
“Artık yapmam gereken tek bir şey olduğunu anladım; hiçbir şey. Ne mal, ne mülk, ne hatıralar, ne arkadaşlık, ne aşk ne de bir bağ istiyorum. ”
“boşluktayım sanki abi dedi, işin garip tarafı boğuluyormuş gibi hissediyorum, insan boşlukta nasıl boğulabilir ki?”
⛅️🌥☁️
Biliyorum, bunlar abartılacak şeyler değil ama küçük taşlara takılıp büyük uçurumlara düşebiliyor insan.
“günler öylece kendi kendine geçsin diye bir camın arkasında durdum bana dokunmasın hiçbir şey hiçbir şey yarama merhem olmasın iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye bir camın arkasında durup akan hayata ve zaman baktım.”
"bir değirmendir bu dünya, elbet öğütür bizi." demişti zarifoğlu. içinde yaşadığımızda kocaman ama çok uzaklardan baktığımızda şu küçücük gezegende hırslarımızla, öfkemizle ve nefsimizle ne çok kırıyoruz ve ne kolay öldürüyoruz birbirimizi. ve bize sağladığı imkânları ne kolay çarçur edip tüketiyoruz hem onu hem kendimizi hem de geleceğimizi. hâlbuki biz ondan önce göçüp gideceğiz, gün gelince o da yok olup gidecek birdenbire. puf!
"ruhumda öyle bir ağırlık var ki, bütün yetilerimi köreltiyor, hareketsiz bırakan bir bıkkınlık veriyor ve her şey eziyet haline geliyor."