Bazen bir şeyi oldurmaya çalışırken öyle tükeniyor ki insan, başlangıçtaki isteğini, ilk heyecanını bile unutuyor. Yolun başında içini ısıtan, sana motivasyon veren o ışıktan eser kalmıyor. Sonra bir bakıyorsun, o yola neden çıktığını bile hatırlamaz olmuşsun.
Her şey öyle birbirine dolanmış, öyle karışmış ki… Bir noktada, istediğin şeyin varmak mı, yoksa sadece o yoldan kurtulmak mı olduğuna sen bile emin olamıyorsun. Geri dönmeye kalksan, “Madem dönecektim, neden bu kadar yoruldum?” diye düşünüyorsun. İleri gitmeye çalışsan, yorgun bir iç çekişle soruyorsun: “Tüm bu çabadan sonra varsam ne, varmasam ne…”
Ve sen, o ikilemin ortasında, ne ileriye aitsin ne geriye. Yolun tam ortasında, kendi gölgenle baş başa kalıyorsun.
İşte, sürekli kendimi içinde bulduğum döngü bu. Küçücük bir hayale ulaşmak bile bu kadar zor, bu kadar yorucu olmak zorunda mı?
Olduramadım.







