insan olabildiğinin göstergesi.
babanın ağlaması entry'm ile bağlarsam, uzun süre güçlü kalmanın duyguları bastırmakla eş anlamlı olduğuna inandım/inandırıldım. bu konuda iç dünyamda yaşadığım ikilemin farkında olmamam, hayatımın duygusal tüm noktalarına yansıdı.
sevdiğimi söylemedim, istediğimi söylemedim, üzüldüğümü söylemedim, (varsa) pişmanlığımı dile getirmedim. çünkü güçlü olacaktım. sadece babam da değil, konuştuğum, paylaştığım bu kadar insan yanılıyor olamazdı.
sonra tamamlanmasıyla farkına varabildiğim, belli belirsiz bir kırılma yaşadım, fay hattının küçük parçalarının belli aralıklarla kırılması gibi.
isteğinin karşılığında sana hayır denmesinin bir şey kaybettirmeyeceğini, bir şeyi, şeyden bağımsız olarak sevebileceğini, üzüntüyü ya da pişmanlığı ifade etmenin karşındakiler bir gram insansa sana zarar vermediğini gördüm.
bir anda değil, 1,5 - 2 sene, belki daha uzun bir süreçte, insanların içinde ağlayabildim, üzüldüğüm veya kabullenmekte zorlandığım konulardan bahsedebildim, onlara sarılabildim, ertesi gün işe kurbağa gözlerimle gidebildim... ve çok gariptir ki değil aslında, hiç güçsüz hissetmedim.
hala ara ara eski yaklaşımıma dönebiliyorum. 20 küsür yıl kendini alıştırdığın düzeni değiştirmen, herkesle arana koyduğun savunma duvarını inceltmen çok kolay değil ama fark ettiğim an, düzeltmek için çabalıyorum. ve bu, itiraf etmek gerekirse hayatımla ilgili kaydettiğim en büyük aşama. toplumun içinden olamadığını hisseden, sadece uzaktan gözlemleyebilen insanlar için büyük lüks.
mutsuzluğumu yaşayabilme hakkım olduğunun farkında olmam bile mutluluk sebebi. insanlarla iletişim kurdukça onlarla barıştım. affetmeyeceğimi düşündüğüm birkaç tanesi varsa da sebepleri mantıklı, onlara üzülmeyi bıraktım.
bir de özgüven var tabii. toplumun içinden olamayışın verdiği bir kendini sevememe haliyle hayatın boyunca savaşmak. sürekli seninle olduğunu bildiğin, koparıp atamadığın benliğini sevemedikçe ne yaparsan yap mutsuz kalıyorsun. çok savaştım, hala savaşıyorum. seni diğerlerinden ayıran ve diğerlerine "batan" birçok özelliğine rağmen var olabilmen, tamamen kendini sevebilmene, henüz sevemediğin özelliklerini ise kabullenebilmene bağlı.
kişisel gelişim, psikolog seansları, meditasyon bokumu yesin. ben insanım ve insan olduğunu düşünen, kendiyle tartışan ve bir sonuca varmayı amaçlayanların bunlara ihtiyaç duyacağını düşümüyorum. belki spor, sadece spor. beyninle vücudunu dengelediği, sana fiziksel enerjini kanalize etme imkanı tanıdığı için.