Xuebing Du

Game Changer & Make Some Noise
he wasn't even looking at me and he found me
Noah Kahan

roma★
ojovivo
Mike Driver
The Stonewall Inn

No title available
Cosmic Funnies

if i look back, i am lost
Claire Keane
Sade Olutola
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess
Show & Tell
Jules of Nature
Cookie Run:Kingdom Official!

PR's Tumblrdome

tannertan36
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Russia
seen from United States
seen from Jamaica
seen from Venezuela
seen from Australia
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Bangladesh
seen from Spain

seen from Italy
@dissimilarity017
the sky is like the ocean
4 yıllık hesabıma girip şöyle bir geçmişe daldım. Büyüdüğümü güzelce gördüm. Kendimi nasıl değiştirdiğimi, kimseyi sevmeyen kızın şimdi dünyaya nasıl aşık olduğunu gördüm. Özgüvenim yerimde ve kendimi seviyorum. Bu hesap ilk kez böyle güzel söz görüyor.
Şayet bugün ‘paganizm’ yaygın olsaydı küresel ısınma, din için savaşmak/ölmek/öldürmek, kadın hakları mücadelesi, doğayı tahrip etme, şiddet gibi kavramlardan haberimiz olmayacaktı… O zaman dünya ne yaşanılır bir yer olurdu…
“İdam sehpasında hapşıran mahkuma, “çok yaşa” demek gibiydi bazı umutlarımız..”
—
Şener Şen
(via yollarbitmeyecek)
Sanırım sadece birisinin elimden tutmasını istiyorum...
Tanrım, sadece ağlamak istiyorum.
Çoğu kişi sevdiğini “8 milyar insan içinden bir kişi” diye tanımlar ve örnek verir. Ama ben seni böyle değil bir kitapmış gibi örnekleyeceğim. Sanki büyük bir kütüphanedeyim, içinden birini alıp okumam gerekiyor. İşte o sensin, dikkatimi çeken kitap. Ezberlemek isteyip, anlatmak istediğim kitap. Alıyorum seni, yavaş yavaş, anlaya anlaya okuyorum. Noktasına virgülüne dikkat ede ede, duyguları hissederek okuyorum. Artık çok seviyorum, devamını merak ediyorum bu kitabın. Kimseye vermiyorum kitabı hatta kütüphaneyede koymak istemiyorum, çünkü başkası okumasın anlatmasın seni. Ama zorunluluk işte kitap benim değil kütüphanenin. Üzerinde gezecek gözlerden, sana değecek ellerden kıskanıyorum seni. Ben okudum bıraktım, başladım anlatmaya. İçinde geçenleri tam anlamıyla, ya da ekleye ekleye. En güzel yönleriyle, içindeki kötü olayları es geçerek. Ama gün geliyor kitabı başkasının elinde görüyorum ve o an hayat bitiyor. Yazar sadece benim için yazmamış seni, anlıyorum. Yavaş yavaş insanların elinde görmeye alışıyorum. Bir gün yeniden okumaya kalksam da eskisi kadar heyecan vermiyor. Zihnimde devamını getirmişim zaten başından okuyunca aynı şeyi hissettirmiyor. Noktasına virgülüne rağmen. Ama bu kitap güzeldi…
Ellerimin üstü mosmor olmuş, kimsenin haberi yok. Morluklar bedenimin birçok yerinde, bileğimde bir sürü çizik, kimsenin haberi yok...
Bundan kimsenin haberi yok, gözümde binbir göz yaşı, üzülmemi kimse istemiyor, her gün ölüyorum gerçi orası ayrı, ve kimsenin haberi yok...
Çığlıklar boğazımda düğüm, saygımdandır her bir sessiz haykırışım, her güne birer kriz sığdırdım, kimsenin haberi yok...
Ağlıyorum için için, herkesin önünde, yakarıyorum artık binbir güçlükle, kimsenin haberi yok...
used to smoke crack, now i count fucking racks.
Mood
Hiç umrumda değil
Bugün ne mi oldu?
Tekrar insanlardan nefret ettim.
Bugün ne mi oldu?
Tekrar birisine güvendim.
Bugün ne mi oldu?
Tekrar güvenmenin bedelini çekiyorum.
Olan şu; Tekrar ölüyorum.
Blogum resmen eşofman üstü gömlek bu kadarmı uyumsuz postlar atılır be kardeşim
KDİDKDİDKDİFK
LNDKDNFKDM AA BEN
-Ya o başkasını istiyorsa? Ona bu eziyeti yaşatmaya devam mı edeceksin?
-O bunu eziyet olarak görüyorsa ben zaten kaybetmişimdir.