sabah 12 suları veya öğlen mi dersiniz neyse... onur abi’ciğimin “mesuutt hadi kalk saat geçiyor” gibi bi’ seslenişiyle küçük kuliste uyanmaya çalıştım ama uyanamadım gibi. gibi değil uyanamadım. sonra tekrar ayak seslerini duydum, beni uyandırmaya geliyordu ki direkt ayaklanmaya çalıştım ve üstüne onur abi “oğlum ne kolpasın hadi uyan be. bi’ de daha dün temizledik direkt çekirdek kabuğu yapmışsın masamı” diyerek şakayla karışık azarlamayı ihmal etmedi. neyse ayaklandım, sahne de tuna’nın sınıfının ve sex shop’un provası vardı. ben kendime gelmek için kafeye, epçimoğlu’nun yanına çıktım, o sırada limonata yapıyordu ama onu bi’ kenara bırakıp bana zehirinden bi’ kahve yaptı sağ olsun. sonra biraz sohbet-muhabbet, hazır kek derken, önceki günlerde temizlik sırasında epçimoğlu’na güzelinden kitap araklamıştım, yani ayırmıştım. onları verdim, mis gibi oldu. sonra sonra. akşama son zenne oyunu vardı onun hazırlıkları başladı, bi’ de sahneyi devredeceğimizden görüşmeye gelmişlerdi, iyi geçti sanırım. oğuz buradaydı onunla biraz konuştuk, sonra oğuz ve yarkın hoca cast odasına oğuz’un mimar sinan 2. aşamanın zorunlu tiradı çalışmaya gittiler. ara ara gişeyi çıktım, orada biraz oyalandım. sonra usame’cim oğuz’la bana kahve sandviç ısmarladı. doğru düzgün yiyemeden onur abi’ye ufak bi’ yardıma gittim. ımmm. ımmm. sonraaa, oyun hazırlıkları bitti, oyun başladı, gişe’de oturup c2.me’de takılıyorum, tam o sıralarda gizem abla geldi “onur nerdaağğ, karnım aç” diye. abartıyor olabilirim. iş yerinde programın 14 bölüm kurgusunu yapmış, ondan hızlısı mezarda diyorlar. yaptığı herhangi bir kurguyu izledik ve inanılmaz inanılmaz ve inanılmaz. (hocam salvador dali ağlıyor, tuvalete gidebilir miyiz) ve ve oyun bitti, salon full tabii. tuna ve özlem çok sevdiği saçma şarkılarla sahneyi toplamaya başladılar, ben ise karnımın açlğıyla aşağıya inip, sevtap’ın yarım bıraktığı pastasını tırtıkladım ama karnım yine açtı ve beş kuruş param yoktu. yapıcak tek şey uzanıp, bilgisayarla uğraşmak olacaktı derken onur abi aradı nerdesin napıyosun diye. yanına çağırdı. kırk lira ateşledi al karnını doyur dedi. tam mutlu oluyordum “yarın ki yövmiyen, ona göre harca ha” dedi ve düşüşe geçtim. neysee kumpir alıp sahneye geldim ve -mommy- filmini açtım, bi’ sardı beni, çok hoş bi’ filmmiş. onu izledikten sonra mutfağı temizledim. (bulaşıklar bulaşıklar) şimdi mis gibi bi’ duştan çıktım ve manasız bi’ şekilde bunları yazıyorum, henüz uyumadım, daha da uyumam gibi. ve bu yazıyı -mommy- filmini repliğiyle bitirmek manidar olacak gibi: “babamın dediğini unutma; geleceği taşağından tut ve geçmişi götünden sik.” haydi iyi sabahlaarr