Aslında biz bu yaşamın güzel olduğunu düşünmüyorduk bile artık; o kadar alışmıştık ki, yaşayıp gidiyorduk işte.
Zülfü Livaneli / Son Ada
ojovivo
$LAYYYTER
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
No title available

oozey mess
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

tannertan36
Cosimo Galluzzi
DEAR READER

⁂

@theartofmadeline
occasionally subtle
Alisa U Zemlji Chuda
Sweet Seals For You, Always
Misplaced Lens Cap
No title available
Three Goblin Art
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

titsay
he wasn't even looking at me and he found me

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from T1
seen from Canada
seen from United Kingdom

seen from Brazil
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Lithuania
@edininguncesi
Aslında biz bu yaşamın güzel olduğunu düşünmüyorduk bile artık; o kadar alışmıştık ki, yaşayıp gidiyorduk işte.
Zülfü Livaneli / Son Ada
Yağmur, uzak gürültüleri eşliğinde sürüyor. Yaz bitiyor. Buna üzülmüyorum. Yalnızlığa göre değil yaz. Her şeyin birbirinin farkında olduğu, ışığından hiçbir korkuyu ya da sessizliği kaçıramadığımız, amansız bir mevsim. Kendini üzmeyenlere, yaşam meyvesinin balını çıkarmasını bilenlere göre. Onun hoyrat aydınlığında coşku da yalnızlık da ikiyle çarpılıyor. Kış boyu bizi sarıp hepimizi eşitleyen örtüler, çiçeklenen ilk aptal ağaçla birlikte bir bir alınıyor üzerimizden. Geriye o iki insan türü arasındaki yetenek farkı kalıyor. Korkunç. Cennet de böyle bir yerdir herhalde. Yaz, bitiyor. Kendini çok sevdirmeden.
“Çok yakınsın diye düşündüm. Çok yakınsın ama ben sana erişemiyorum.”
— David Levithan // Her Gün
Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin… Hadi devam et şimdi, kuru yaprakları… Deniz taşlarını… Gözyaşını… Sorulamamış soruları… Senden kalan sesleri… Yaşanamamış paylaşılmışlıkları… Birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü… Ve özlemi biriktirmeye.
Hayat engin bir denizdir; iri bir dalga gelir ansızın, insanı alır götürür.
“Bunun senin için kolay olmadığını biliyorum. Ama unutma ki en temiz ruhların bile içinde bir parça karanlık vardır. Fark etmek zor olabilir. Belki de bunu dünyadan saklama sanatında mükemmelleşmişlerdir. Ya da belki zihinlerinin kuytu bir köşesinde saklıdır ama vardır. Dünyada yaralanmamış kimse yoktur.”
— Calia Rea - Kördüğüm (via edininguncesi)
İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir Anadolu’da toprak damlı bir evde Gülcemal üstüne türküler söylenir Süt akar cümle musluklarından Direklerinde güller tomurcuklanır Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum Gülcemalle gider İstanbul’a Gülcemalle gelir İstanbul deyince aklıma Bir sepet kınalı yapıncak gelir
-Bedri Rahmi Eyüboğlu
Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin… Hadi devam et şimdi, kuru yaprakları… Deniz taşlarını… Gözyaşını… Sorulamamış soruları… Senden kalan sesleri… Yaşanamamış paylaşılmışlıkları… Birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü… Ve özlemi biriktirmeye.
“Şanssızlık, insanı alıngan; sürekli acı ise adaletsiz kılar.”
—
Stefan Zweig
“Bunun senin için kolay olmadığını biliyorum. Ama unutma ki en temiz ruhların bile içinde bir parça karanlık vardır. Fark etmek zor olabilir. Belki de bunu dünyadan saklama sanatında mükemmelleşmişlerdir. Ya da belki zihinlerinin kuytu bir köşesinde saklıdır ama vardır. Dünyada yaralanmamış kimse yoktur.”
— Calia Rea - Kördüğüm (via edininguncesi)
İnsan bazen tüm hayatın yorgunluğunu, telaşını bir kenara bırakıp doğanın güzelliğine, ağaçların endamına, her bahar verdiği hayat mücadelesine, gökyüzünün insana huzur veren sonsuzluğuna, kuşların tatlı tatlı cıvıldayışına, rüzgarın yüzümüze çarpan soğuk nefesine, ağaçların rüzgara ayak uydurup nazlı nazlı salınışına, varsa denizin dalgalarına, insanı rahatlatan huzur veren sesine ve sonsuz maviliğindeki sınırsız yaşama duygusuna kısacası tüm doğaya kaptırası geliyor kendini. Kışın ağaçların adeta bir gelin gibi beyazlarla süslenmesi mesela ya da kavurucu yaz sıcağında gölgesine sığınmak.
Yaşama duygusu… Ağaçlarda, gökyüzünde, yeryüzünde saklı. Güneş her sabah umutsuzluğa düşmeden yeniden beliriyorsa, ağaçlar her yıl sararıp solduğunu, kuruyup kaldığını unutup yeniden yeşeriyorsa, çiçekler o güzel yüzünü her bahar yeniden gösteriyorsa, yıldızlar gecenin karanlığında tüm parıltısıyla yeniden gün yüzüne çıkıyorsa, her ne olursa olsun hayat devam ediyorsa ve sen ne yaşarsan yaşa ne acı çekersen çek ne kadar üzülürsen üzül sabah yeniden kalkıp güne devam ediyorsan işte budur yaşama duygusu. Hayatın devam ettiğini tüm uzuvlarında hissetmektir.
Ölüm… Sonbaharda yaprakların sararışı ve ağacın dalındaki yerinden veda edişi, baharı süsleyen çiçeklerin soluşu, yağmurdan sonra çıkan gökkuşağının kayboluşu, göğün sonsuz maviliğinin yerini karanlığın alması ve en sevdiklerimizin bile yok oluşu. Ölüm uzakta değil. Ne yaşarsak yaşayalım, ne kadar sevilirsek sevilelim yazın güzel olan yemyeşil yapraklar, rengarenk çiçekler gibi yok olmaya mahkumuz. Tüm canlılığıyla baharı süsleyen doğa gibi unutulacağız ve unutuluyoruz. Her şey ve herkes gibi…
Ölüm ve yaşama duygusu iç içedir aslında. Ölümü düşünmektense hayatın devam ettiğini düşünmek daha iyi hissettiriyorsa tüm bedenimizi yaşama duygusuyla doldurup ölümü bir kenara atıyoruz ya da artık yaşamamız gereken bir şey kalmadığını düşünüyorsak git gide bir boşluğa düşüyormuş gibi hissediyorsak sonunda yaşama duygusunun yerini ölüm alıyor. Ne var ki ikisinden de kaçış yok. Biz sadece kendi elimizle yaptıklarımızdan sonrasında yine kendimiz huzursuz oluyor ve kurtuluşu kaçışta buluyoruz. Ama bizi bekleyen dünya bu…
-Edinin Güncesi
Kuş Ölümleri - Ahmet Telli
Gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak
Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin her satırını çizip notlar düştük kıyılarına Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara ve düşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz
Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün kayıp gidiyor parmaklarımın arasından bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler hep yanlış numaralar düşüyor telefonlarda kaçırıyor korku bakışlarını eski tanıdıklar Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
Gülüşü süt mavisi insanlar vardı/ nerede şimdi çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler Nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin Öner enfaktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden Ayşe ise acemi bir sokak yosması artık Üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yanlızlığımızı
Hayat üç bölümdür: Dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun.
Jean Paul Sartre (via bamb1r)
10 ŞEY İÇİN ZAMAN AYIR! 1-)Çalışmak için 2-)Düşünmek için 3-)Eğlenmek için 4-)Okumak için 5-)İbadet için 6-)Başkalarına yardım ve arkadaşlarınla sohbet etmek için 7-)Sevmek için 8-)Hayal için 9-)Gülmek için 10-)Plan yapmak için
🎶Merve Yavuz / Sol Yanım🎶
Rabbimizden, çağımızın kandilleri mesabesinde nicesi kutlu İslam davasına canını feda etmiş, nicesi türlü çilelerle ömrünü geçirmiş alimlerimizin, müttefiklerimizin, hareket önderlerimizin izinde, dalalete düşmeden, sırat-ı müstakim'den sapmadan, yılmadan ve ye'se kapılmadan gayret göstermeyi bizlere nasip etmesini diliyorum. Rabbim sonumuzu hayır etsin. Cumamız mübarek olsun.
Cumamız ve Kurban Bayramımız mübarek olsun…
İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir Anadolu’da toprak damlı bir evde Gülcemal üstüne türküler söylenir Süt akar cümle musluklarından Direklerinde güller tomurcuklanır Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum Gülcemalle gider İstanbul’a Gülcemalle gelir İstanbul deyince aklıma Bir sepet kınalı yapıncak gelir
-Bedri Rahmi Eyüboğlu