• sen de biliyorsun; her şey Allâh'ın dediğine çıkıyor.

izzy's playlists!
noise dept.
Keni
Cosimo Galluzzi

Game Changer & Make Some Noise

No title available
Sade Olutola
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

if i look back, i am lost

Discoholic 🪩

pixel skylines
art blog(derogatory)
Show & Tell
Phantogram Three
Game of Thrones Daily
h

Origami Around
Not today Justin

❣ Chile in a Photography ❣
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United Kingdom
seen from Maldives

seen from Sweden
seen from Poland

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from China

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from T1
seen from Malaysia

seen from United States
@ehl-itasavvuf
• sen de biliyorsun; her şey Allâh'ın dediğine çıkıyor.
Müridlerden biri, şeyhi Ebû Osman el-Mağribi'ye [kuddise sırruhû], "Bazı vakitlerde kalbim gafil iken dilim zikrediyor ve Kur'an okuyor; bu nasıldır?" diye sorunca, Ebû Osman el-Mağribí [kuddise sırruhâ], " Azalarından birini zikirde kullandırdığı, onu zikre alıştırdığı, şerde kullandırmadığı ve fuzulî şeylere alıştırmadığı için Allah'a şükret" demiştir.
Bu noktada şeytanın aldatması vardır. Sana "Kalp hazır olmadıktan sonra, dil ile zikir hürmetsizlik olur. O halde dil ile de zikretme!" der.
İnsanlar şeytana cevap vermekte üç kısma ayrılırlar: Biri, makbul olanıdır ve, "Doğru söylüyorsun! Seni kahretmek için kalbimi de hazır hale getirmeliyim!" der. Bu davranış şeytanın yarasına tuz basmaktır.
Bir diğeri zalim olup "Doğru! Dilin kımıldamasından bir fayda gelmez!" der ve susup öylece durur, akıllılık yaptığını zanneder. Hakikatte ise şeytanın sevdiği işi yerine getirmiş olur.
Üçüncüsü ise ortada olup "Kalbim hazır olmasa da dil ile zikretmek susmaktan iyidir!" der. Muhakkak ki kalbin de zikretmesi daha iyi olanıdır. Nitekim padişahlık sarraflıktan, sarraflık da çöpçülükten iyidir. Padişah olmayan birinin, sarraflığı da bırakıp çöpçülük yapması yakışmaz.
(Kimyayı Saadet 4.Cilt)
“Gönül, kendine benzeyen gönüle akar. ”
Hz. Ali
“...Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz. Ki sözümü anlasınlar.”
Mevlânâ Hazretleri buyurur ki
“Hak yolunda okuduğun virdi, çektiğin tesbîhi terk edince zahmete, sıkıntıya düşersin, sana sebebi bilinmeyen bir iç sıkıntısı gelip çatar.Bu sebepsiz üzüntü, bu iç sıkıntısı bir çeşit ihtardır.
Bir çeşit terbiyedir. «Devam edegeldiğin virdini bırakma, eski ahdini bozma!» demektir.
Bu iç sıkıntısı, bu darlık, bir zincir şeklini almadan; gönlünü bağlayan, sıkan şey sana ayak bağı olmadan önce virdine devam et…”
Allah taşı kaldırır bizde yolu düz sanariz.💮
Allah en gizli âhı dahi işitir.
Hz. Peygamber (ﷺ) A’lâ sûresini çok severdi.
Vitir namazında çoğunlukla birinci rekatta bu sûreyi, ikinci rekatta Kâfirûn sûresini üçüncü rekatta ise İhlâs ve Muavvizeteyn’i okurdu. Bayram ve Cuma namazlarında da bu sûreyi sık sık okudukları rivayet edilir.
(Ebû Dâvûd, Vitr 4; Tirmizî, Vitr 9)
Senin Rabb'in hiçbir şeyi unutacak değildir '
Meryem suresi, 64
ebû zer radıyallâhu anh demiştir ki,
yemeğe tuz nasıl gerekiyorsa, duâya da o kadar sâlih amel gerekir.
kitabu’z zühd, 2/77
Abdulkadir Geylani hz;"Allah'tan bıkmadan usanmadan isteyin. Bekleyin de bekleyin, gözleyin de gözleyin lakin sakın ümitsizliğe düşmeyin."der..
-ümit dua hâlidir..
Allah, imân edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
bakara 257
Niyetini düzelt ki Allah da hâlini düzeltsin. Başkaları için hayır temenni et ki, sana da hiç ummadığın yerlerden hayır isabet etsin.
"nar lekesi sanacaklar göğsümüzdekini. kanadığımıza inandıramayacağız."
"Rabbim beni sen sevinceye kadar değiştir."*
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âli Muhammedin hatta yebka minessalati şey'ün, verham Muhammeden ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minerrahmeti şey’ün ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minel bereketi şey’ün ve sellim ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minesselami şey'ün.
Manası: (Ey Allah'ım, Muhammed Mustafa'ya ve aline öyle rahmet eyle ki rahmetinden onlara kavuşmayan asla bir şey kalmasın. Muhammedi ve alini öyle esirge ki onlara ulaşmayan asla rahmet kalmasın. Muhammed Mustafa'ya ve O'nun aline öyle salat ve selam eyle ki onlara kavuşmayan hiç bir selam kalmış olmasın.)
Ezhar adlı kitaptan, İbni Ömer (ra)’ den rivayetle: Bir gün Efendimizin huzurunda, bir devenin hırsızlığı sebebiyle iki kişi birbirinden davacı iken deve lisâna gelmiş ve gerçek sahibini söylemişti. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sas) deve sahibine; “Sen ne okudun ki Medine’ nin mahalleleri melekler ile doldu ve deve konuştu?”, diye sordu. Bunun üzerine adam aşağıdaki salavat-ı şerifeyi okuduğunu söyledi. Peygamber Efendimiz (sas) de buyurdular ki; “Senin yarın, sıratı geçerken yüzün ayın ondördü gibi nurlu ola!.”
(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]