ne düşündüğünü bile bilmediğin kafa doluluğu

Andulka

bliss lane
tumblr dot com
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

ellievsbear
Today's Document

Game Changer & Make Some Noise
🩵 avery cochrane 🩵
Fai_Ryy
macklin celebrini has autism
sheepfilms
The Bowery Presents
almost home
RMH

Jar Jar Binks Fan Club
No title available
Xuebing Du

roma★
NASA

blake kathryn

seen from Türkiye
seen from Ukraine

seen from United Kingdom
seen from Maldives
seen from Venezuela
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Japan

seen from China
seen from Germany
seen from Japan

seen from Argentina
seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from Colombia

seen from United States

seen from United States
@elifsudeeee
ne düşündüğünü bile bilmediğin kafa doluluğu
değiştim, değiştim değişmesine de..
ha bir de isteyerek değiştim orası ayrı.
fakat ben böyle mutlu muyum..?
eski halimi özlüyor muyum….?
ben kendimi böyle seviyor muyum..
bilmiyorum
sonra bir sabah
7.30ta ağlayadak uyanıyorsun içinde bır sıkıntı
Geçer..
edip cansever’in dediği gibi ‘‘alıp başımı gitmek isterdim. isterdim ama kalırdım.’’
“Ayrılıklar da sevdaya dahil.” diyor Attila İlhan. Ve cevap veriyor Cahit Zarifoğlu “oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.”
İlk kez gelmeni değil de gitmeni istiyorum
Artık bana zarar vermenden yok yoruldum
Beni kimse anlamadı ki
Senden beni anlamanı beklemek; yaptığım en büyük bencillikti
Ruhun Açlığı
İnsanlık, düzgün bir şekilde akıl yürütmeye başlayabildiği zamandan bu yana hayatı anlamlandırmaya çalışmıştır. Bunu yaparken de kendisine bir hedef belirleyerek o hedefe ulaşmanın ya da ulaşmaya çalışmanın asıl hayatı anlamlandıran şey olduğunu düşünürler. Dolayısıyla kişi, hayatının anlamını da kendisi belirlemiş olur. Bu hedef gerek üst insan olsun gerek gerçeği keşfetmek olsun fark etmez fakat yine de bu seçenekler birisi tarafından seçilmiştir. Oysa genel anlamda “hayatın anlamı” olarak düşündüğümüzde herhangi birisinin seçimi (bu birisinin filozof ya da bilim adamı olması bir şeyi değiştirmez) nesnel olarak düşünülemez. Herkesçe hissedilebilen ortak bir durum olmak zorundadır. Artık herkesin dilinde olan “Hayatın anlamı sence ne?” sorusuna kendimce bir cevap vermek istiyorum.
İnsan ilk kez kendini fark etmeye başladığından beri bir istek sahibi olur. Bu istek kimi zaman birden fazla olabilir veya sonradan farklı şeylere dönüşebilir fakat hiçbir zaman yitip gitmez. Kişinin diline, ırkına ya da değerlerine göre bu istek her geçen gün değişir. Her gün sadece gitar çalmak isteyen birisi bile bir süre sonra farklı bir şarkı çalmak isteyecek ve notaları değiştirecektir. Dolayısıyla dönüşümün büyük olmasına gerek yoktur. Herhangi bir şey istemeden hayatını geçiren birisi var mıdır? Böyle birisi olsa bile büyük ihtimalle aklen sağlıklı durumda olamaz.
İşte hayatın anlamı da budur. Bir kez olsun etrafa bakıldığında da anlaşılacaktır ki kendi istekleri uğruna çalışmayan kimse yoktur. Dünyanın en büyük putu olan parayı kazanmak için onlarca kötü iş yapılmasının nedeni de bu ruhun açlığını doyurmaya çalışmaktır. Yeterli miktarda para sahibi olunduğunda da değişen açlığı doldurmak daha da kolaylaşıyor. İnsanın temel ihtiyacı dışında gelecek olan ilk şey de yine bu ruhtan kaynaklı istektir.
Buradan da varabiliriz ki insan aslında bencil bir varlıktır. Sadece kendi içindeki ruhun açlığını doyurmaya çalışan ve iyilik ya da kötülük kavramını bu doyurma biçimini masumlaştırmak için kullanan bir yalancıdır. Hatta çoğu zaman iyilik peşinde olan bir kişi zamanla kendinin masumluğuna o kadar inanmaktadır ki küçük bencilliklere göz yummaktadır. İnsanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan çok küçük bir kısım için göz yumulabilir. Örnek olarak iştah verilebilir. Bu temel düzeyin dışındaki her istek ise (isteğe göre değişir) bencillik barındırmaktadır. Özgürlük ve adalet gibi kavramlar da açlığı doyurmak için bir sınır çizmektedir. Özgürlük ile herkes başkasını engellemeden kendi istediğini yapabilir, adalet de sınırı geçenler için ceza verir.
Bir kimsenin ruhunda açlık barınmaması söz konusu değildir ve bu açlık doğal olarak ortaya çıkar. Nesnel olarak cevaplanması gereken “Hayatın anlamı nedir?” sorusunun da cevabı “Her daim aç olan ruhu doyurmaktır.” olacaktır. Bu cevap her ne kadar bencillik barındırsa da yerinde bir cevaptır çünkü kendi iyiliği için olmayan bir şeyi isteyemez. Yaptığı her iyilik bile en ufak boyutta bencillik barındırmaktadır. Bu durum gözle görülemez fakat ortadadır.
İnsanı zorlayan yokuşun dikligi mi, bacaklarının kuvvetsizliği mi, gönlünün yorgunluğu mu. Eksik olan varamaz mi menzile ?
birinin sizi ruhsal, duygusal, fiziksel her hâlinizle sevmesi kadar değerli bir şey yok sanırım.
Yalnızlığımın elinden tutan yok
Yalnızlığım öksüz
Siz hepiniz bir
Ben tek başıma
Yalnızlığımla tek başıma
Varoluş girdaplarinda boğulmakta
Halbuki bir zamanlar ne güzel çocuktum
Bugünlerimi tahmin edemezdim
Tahmin edemezdim yaşamın defolusu olacağımı
Gözyaşlarımda yıkanacağımı
Siz hepiniz bir
Ben tek başıma
Yalnızlığımla tek başıma
Varoluş girdaplarinda boğulmakta
uzun zaman oldu bir şeyler yazmayalı, okumayalı derdimi anlamayalı..
İnsanın içindeki beklentiyi bitirmesi de bir vedadır.
Çabanı görsem koşardım ama senin biz hariç her şeye ilgin var.