İnanılmaz bir bir haftayı geride bıraktım. Bloğa yazma kısmını kaçırmışım derken, dün (evrencim sağolsun) yazdıklarımı takip eden bir arkadaşımdan bana “nerdesin kızım, bitir şu işi, yaz” diye uyardı. Eyvahlar olsun. Merak etmiyoruz samimiyetimizi götürecek hiç bir şey yok diyoruz ve devam ediyoruz. (İnanabiliyor muyum biri yazdıklarımı okuyor..)
Bu hafta olay kurgusunu tamamen bitirmiştim. Karakterleri detaylandırmaya geçmiştim. Akabinde ilk defa hikayemden birine bahsettim ve bahsettiğim arkadaşım beğendi. Bu projenin bir sunum dosyasını yapmam gerektiğini söyledi. O yüzden sunum dosyası çalışmalarına başladım. Aslında hedefime bir ay bitmeden ulaşmış vaziyetteyim. Ben daha uzun sürer gibi düşünüyordum.. Hayatın cilvelerinin dışında konsantremi bozan bir şey olmadığa seviniyorum.
Geçen arkadaşımla konuşurken yazdığım hikayenin konusunun daha önce Türkiye’de çekilmediğini fark ettik. Yabancı tarafta çokça var. Bizde neden yapılmamış bugüne kadar hayret ettim. Özür dilerim spoiler vermek istemediğimden konuyu yazamıyorum. Ama yok yani eminim bende.
Şuanda sektörümde çılgınca içerik aranıyor ve beğenilenler hemen çekimlere başlıyor. Genelde dizi tercih ediliyor şu sıralar fakat ben filme dönüşmüş olan hikayemden umutluyum. İnsanlar sürekli şunu izle bunu izle diyor. İlham ve örnek olması adına çok güzel tavsiyeler var. Her şeyden etkileniyorum şu sıralar, özellikle yaşadıklarımdan.
Bugün karakterleri çözüyorum. Ve ekim ayını, yarından itibaren gururla, hedefime ulaşmış bir vaziyette bitirip, yeni hedefin geri sayımını başlatıyorum.