birinin bana çiçek getirmesini beklemek yerine kendi bahçemi dikiyorum. başka bir deyişle, kendi ihtiyaçlarım ve kendi mutluluğum için sorumluluk alıyorum.
diğer türlü ben de vladimir ve estragon gibi godot'yu beklemiş olurum. varoluş sancılarım olduğundan daha fazla artar.
"beklentiler üzer" demişti birisi. beklentilerimi sıfırlayamıyorum herkes gibi ama en aza indirgemeye çalışıyorum.
kaygılarım var. bazı kötü zamanlarımda (kendimi bok gibi hissettiğim o anlarda) koltukta uzanırken nasıl ayakalanacağımın hesabını yapıyor, acaba yanlış bir hareket yaparsam ve kalkarken kemiklerimden birisi kırılırsa ve orada acıyla yığılırsam diye düşünüyor, bu aptalca ihtimalleri gözetiyorum.
herkes kadar hastayım ve bu hastalık benim bir parçam ve onu seviyorum.
iyileşmeyen yaralarım var. ve o yaraları seviyor, çok iyi bakıyorum. başkası da baksın istiyorum, pansuman "bekliyorum" yalan yok, ama sonra diyorum; hiç de gereği yok.
yorgun bir kafam var ve ilgilenmem gereken, büyütmem gereken, sevmem gereken önemli şeyler var.
var gücümle "sağlıklı" kalmalıyım.








