Denklem =>
1 gece - 30 yıl = 0
Cosmic Funnies
No title available

pixel skylines
macklin celebrini has autism

izzy's playlists!
YOU ARE THE REASON
Sweet Seals For You, Always
𓃗

shark vs the universe

bliss lane
d e v o n

Jar Jar Binks Fan Club
KIROKAZE

No title available
cherry valley forever
Doug Jones
ojovivo
todays bird
Interview Vampire Daily

No title available

seen from Germany
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Madagascar
seen from Chile
seen from United States
seen from Brazil

seen from China

seen from United States
seen from Iraq
seen from Germany
seen from Philippines

seen from Malaysia

seen from United Arab Emirates

seen from United States
seen from Colombia

seen from France
seen from Türkiye

seen from Singapore
@enerjininmuhendisi
Denklem =>
1 gece - 30 yıl = 0
Korkularım, korkuların,
Bir anlık her şey
Bir an var, bir an yok,
Sığınma kimseye yalnızlık kadar yalnızlaşırsın belki
Sonralar kadar sorguya çekilirsin
Ama gitmiş işte dolmaz yeri
Bir kez olur öyle bir gidiş
Bir daha acıtmaz o kadar,
korkma alışırsın gidişlere,
Sorma sorular tıkanır boğazında
Dur güvenme güvencelerin kalır boşta
Evet kork korkmadan yaşanmaz unutma…
KORKUYORUM
Her şey o kadar tam,
Her şey bir o kadar eksik.
Senin gibi, yokluk gibi.
Sen yoksun gibi.
Ve bir sabah yeni bir nefes,
İçime çektiğim ve benden kopan,
Parçalara bölünen
Ve artık o yeni bir nefes.
Minicik elleri avuçlarımda,
Gülümsemesi yüreğimde,
Sevgisi en derinimde.
Bak seninki nasıl da yok artık.
Nasıl da dokunamıyorum yüreğine,
Nasıl da seslenemiyorum sana.
Miniğe bakıyorum,
Söz vermek istiyorum,
Ben sende yaralar açmayacağım,
Böyle çaresiz, böyle lanet.
Ama lal oluyorum, düğümleniyorum,
Yalnızca kader diyorum...
Korkuyorum kaderden,
Korkuyorum tekerrür eden tarihten.
Sadece acıyorum
Ve bu yaraları saramıyorum.
Çok seviyorum incitmekten korkacak kadar çok...
BORA'M
Sayılı gün çabuk geçermiş. Ve geçmesine ramak kaldı oğlum, kavuşmamıza sadece birkaç hafta kaldı hatta belki daha da azı.
Ne heyecanlı bir bekleyiş bu böyle herkesten çok farklı hissettiğim tam yüreğimin orta yerinde bir titreme, sürekli aptal bir gülümseme ve beraberinde getirdiği her şeyle baş edebilirim, ben bu dünyanın en güçlü kadınıyım hissi. Çok hatırlayamıyorum ben kendi annemi, yeterince küçüktüm gözlerini yumduğunda. Bilemiyorum pek bu yüzden anneliği. Ama seninle öğreneceğim oğlum. Emekleyerek başlıyoruz işte nasıl koştuğuma sen dahi hayret edeceksin.
Can Bora'm baban ve seninle mutluluğun her türlüsünü yaşamak dileğimle...👶❣️
BİR SIRRIM VAR
Bir sır vereceğim bu gece size. Aşka dair, mutluluğa dair... Bir yalandan bahsedeceğim bu gece size.
Aşkın ömrü şu kadar, bu kadar derler ya demesinler bence. Aşkın ömrü yoktur çünkü, aşkın ömrü sende, minik kalbinin sahibindedir. Ama onun ömrü kadar da değildir. Ömürsüzdür işte sonsuz gibi. O da değildir ya bir zamanla kıyaslamak yakışmaz bu duyguyu. Zamandan bağımsız ve zamanda anlamsızdır. ,
Her zaman demesem de evet aşksın sen hala kalbimi titreten, hala beni şaşırtabilen ve hala diyebileceğim şeyleri bana bir ömür verebilen.
Beraber büyüdüğüm küçük adam, önce mutluluğu öğrettin bana, sonra sevmeyi sevilmeyi çıkarsızca. Bir yuva verdin bana bizim olan ve bize ait anılarla dolup taşan. Şimdiler de tekrar yenileniyoruz ve tekrar büyüyoruz. Yepyeni bir heyecan ve duyguyla daha büyük bir aile oluyoruz.
Hala kalan acılarımızın ilacı da yolda geliyor hayatımıza ve sen, ben, o olacak bir tamlamaya hazırlanıyoruz. Yaaaa küçük adam artık biz büyüyoruz ve daha çok büyüyeceğiz ki bu hikayedeki boşluk küçük bir kahramanla tekrar dolacak.
TARİFSİZ
Anlatılmaz duygular yaşar bazen insan. Mavi gökyüzünde beyaz bulutların bir anda griye dönüşüp damla damla akması gibi. Ya da o soğuk kış gecesinde içtiğin bir yudum şarapla tüm vücudunun ısınması gibi. Durumlar tarif edilebilir ama duygular yalnızca tasvir edilebilir.
En tarifsiz duygumu yaşadım herhalde iki gün önce neden bilmem ama hem korktum hem mutlu oldum derken bir de baktım dilim tutuldu. Büyüdüğümü hissettim öyle sen bir anda diz çökünce ve ömrümün sonuna dek diyemedim dilimle. Ah bir de kalbim duruyor gibi zangır zangır titreyen ellerimi uzattım o minik taşlı şeyi takabilesin diye.
İtiraf etmeliyim ki sevgili, ömrümün ve ömrünün sonuna dek seninle evlenebilirim.
ÖZGÜR
Bir sabah uyanıyorsun piç olmuş yalnızlığın, öksüz kalmış acıların, artık özgür bütün yaraların. Gözleri elaya çalan küçük kahraman. Tam kalbinin ortasında küçük bir adam. Avuç içleri terli, gözleri yaşlı, aşk kokulu küçük adam.
Bir gece yatıyorsun ama ne yatmak o öyle. İçin içine sığmıyor. Yatmıyorsun da ilk defa uyanıyorsun sanki. Elini yüzünü bile yıkamadan ki bırak kahvaltıyı hani ayılıyorsun gözünü açar açmaz. Öyle bir uyanmak gibi yatmak. Sarılıyorsun, daha koklamadan buram buram aşk kokusuyla sızlıyor burnunun direkleri. Sağın solun hep aşk kokulu küçük adam.
KÜÇÜK ADAMA
Bir yaz akşamı başlayan bir hikayede bir kahramanın bir yanı bir köşesi bir hayatı olacakmış. Peeehhhh…
Bir yaz akşamı başlamış hikayemiz. Farkında olmaksızın bir kış akşamının çaldığı ümitlerim canlanmış tekrar kalbimde. Aynı yazın akşamları çalmış senin ümitlerini ve yepyeni bir sonbaharda tekrar yeşermiş tomurcuklarımız. Kahverengiye çalan küçük hınzır bakışların çalmış benliğimi, katmış benliğine. Sağım solum sobe diye oynadığım oyunlar sağım solum sen oluvermiş. Simiiiiiiiitt diye nefesimiz tükenene kadar bağırırken, ismimizi haykırırken bulmuşuz kendimizi. Büyümüşüz be adam biz de büyümüşüz, içimizde kocaman sevgiler büyütmüşüz. Ellerimiz dokunduğunda kocaman huzurlar gözlerimiz değdiğinde kocaman sevgiler büyütmüşüz. Hele bir de kalplerimiz değdiğinde hiç olmayacak bir aşkı büyütmüşüz.
14 ay önce hoşgelmişsin be adam. Kalbime değmişsin. Benliğime işlemişsin. Benden öte bir ben de büyümüşsün.
Sevilmişsin be adam sevmişsin. Yorulmuş ama bıkmamışsın. tüm sevinçlerinden önce acılarına sarılmışsın. Acılarına merhem bir mutluluğa sarılmışsın.
Sevgili küçük adam, kocaman kalbinle dünyama sığınmışsın. Kocaman kalbimle dünyana sığınmışım.
Şişşşttt…
Kahraman küçük adam kalbime dokunmuşsun. bir yaz akşamı ve yeni bir sonbahar akşamı vazgeçilmeyecek kadar büyük bir aşkın kahramanı olmuşsun. Bir hayatın umudu, bir hayatın değerlisi olmuşsun.
Söylesene küçük adam her çıkmaz sende mi son bulacak. Her umut sende mi yeşerecek?
Evet küçük adam başladığım yol senle ve bittiğim yol senle olacak. Ve dünyanın her köşesi senle dolacak. Ama yeni bir sen daha olmayacak. Hep sen hep ben olacak.
* En küçük adamlardan en büyük kahramanlar doğacak, en büyük sevgiler doğuracak.
BİR SAADET
Bir kış akşamı. Aralık ayından ne kadar kış olursa işte. Biraz yağmur karla karışık ve üstüne birazdan fazla da rüzgar. İşte böyle bir aralık kışı. Kapalı pencereler yakmışız sobayı son defa ısıtmak için içimizi. Sıradan bir akşam da sıradan bir aile Saadet’i. Mutluluğun sıradan olduğu saadetli zamanların sonuncusunu yaşıyoruz bilmeden.
Bir Saadet ki yaşadıkça doyamıyoruz. Bir Saadet ki özledikçe daha da seviyoruz.
Şimdiler de bir adı kaldı Saadet’in bir de dilimizden düşmeyen özlemi. Yüreğimiz de bir derin acı, boğazımız da yutkunamadığımız bir yumru, avuçlarımızda ter olup biriken bir hüzün, gözlerimizde yaş olup içimize damlayan bir hasret...
İşte böyledir Saadet.
Öyle bir güzeldir ki güzelliğin yokluğu yakar seni.
Öyle bir annedir ki, Saadet’lerin en güzeli.
İYİ GECELER
uyurken, uyanıkken, otururken, gülerken, ağlarken her nefes aldığımda kulaklarımda hep aynı fısıltı: Bir daha hiçbir şey eskisi olmayacak.
Düşünsene bir, en derininde ki yaraları beyaz bir tahtanın önünde saatlerce anlattığını, sorguya çekilmiş bir çocuk gibi anlatmaya mecburmuşsun gibi... En savunmasız halinle çırılçıplak tüm sevgini, güvenini avuçlarınla sunduğunu. Duydun mu tekrar o fısıltı. Beynimde yankılanıyor sanki gecenin bir yarısı.
Bir de değil ki birkaç kere yaşanmış bir acı ya da düş kırıkları mı desek adına. Biraz daha düşünmek istiyorum. Düşüncelerimle başbaşa kalıp özlemeyene kadar düşünmek, ağlama isteğim geçene kadar bıkana kadar susmak ve düşünmek.
Neydi ki dostluk, kardeşlik hatta tüm bunlardan da öte birbirimizin iç sesi oluşumuz. Yanlış mı anlamıştım gözümde mi büyütmüştüm arkadaşlık denen şeyi. Kırılmak mı şimdi bu parçalara ayrılmak mı? Anlamsızlaşıyor gittikçe evet anlamsız bir üzüntü var saatlerdir içimde. Değmez dense de yaşadığım anlamsız bir burukluk, boş bir özlem.
Hatırlarsın elbet birbirimize emanet ettiğimiz onca acımızı, onca yaramızı hatta kendimize bile itiraf edemediğimiz onlarca sırrımızı. Kaldıramadığımız onlarca yükü paylaşmak için bölüştüğümüzü. Bildiğim bir şey varsa her şey o kadar da yalan olamaz. Gerçi yalan ya da gerçek ne fark eder. Kaybettik işte yarattığımız ikinci benliklerimizi, açtığımız yaralarımızı kaybettik. Ve kocaman bir boşluk kazandık.
Neyse iyi geceler. Boşa çıkardığın güvenime, yazık olan arkadaşlığımıza ve birlikte yaşadığımız büyük anılarımıza iyi geceler.
SEVMEK TUHAFLIĞI
Bir tuhaftı seni sevmek tuhaftı işte.
En uçlarla en sıradanı yaşamak gibi.
İzlediğin bir filmin yarısında aaa ben bunu izlemiştim dedirten cinsten.
Ee insanlık hali unutkanız işte.
Ben kim bunu yaşamak kim dediklerini yaşatan cinsten
Ee insanlık hali büyük konuşmayı severiz işte.
Bir tuhaftı seni sevmek tuhaftı işte.
Öleceğini bilerek yaşamak gibi.
O değil de tuhaftı ya hani birkaç cümle daha kursan büyü bozulacaktı sanki
Sustun öylece günlerce, haftalarca, aylarca
Ama bir bakışın vardıya en sıcak, en içten,
Bir cümle kursam kursağımda bırakacak
Tüm kelimeleri hiçliğe kavuşturan cinsten.
Derim ya tuhaf adamdın işte,
Tuhaftı seni sevmek tuhaftı işte
Üç yapraklı sandığın yoncanın dördüncü yaprağını fark etmek gibi.
Geç kaldığın otobüsün de gecikmiş olması gibi.
Bir garipya seni sevmek tuhafım işte.
Biraz yalnızlık karışmış bu işe, biraz yalan dolan. Sahtekar tanıdıklarım vardı benim bir zamanlar, sahte arkadaşlıklar kurup gerçekliğine inanırlardı. Hatırlar mısın bilmem bir de dostlarım vardı koşulsuz şartsız. Hatırlamak demişken hiç unutmam balkonlu bir evde birikmiş anılarım vardı. Bilirsin sevmem aslında pek biriktirmeyi savurgandırım ben çabuk tüketirim. Haliyle çabuk da tükenirim. Yol alamam pek başa sararım sık sık. Yeni hikayeler bulurum tüketilecek.
Çok bahsettim sanırım kendimden. Biraz gelecek konuşalım ya da kitaplardan belki filmlerden. Hep böyle yapmaz mıyız? Bencil görünmemek için kimse anlamasın diye kendimizi unutmuş gibi yapmaya çalışmaz mıyız? Hadi sizden bahsedelim. Kendini bu boktan dünyanın zekileri sananlardan. Değer vermeyi bilmeyen gördüğü değeri tek kalemde harcayabileceklerden. Unutmadan söyleyeyim çok sevdiğim bir laf vardır “Bu dünyada ya kendini bir bok sanırsın ya da bir bok olursun.”
Öfke, kırgınlık, sevgi bu kadar duygu bir arada nasıl yaşanır biraz da bundan konuşalım. Belki daha milyonlarca duygu daha var içimde, yüreğimde ya da beynimde bilinmez. Sadece Bir insan düşün sen olmayan incinebilen ve senin için değerli.
MUTLULUĞA
Her acımı kaleme almayı severdim ben. bu sefer acılara değil mutluluğa kaldırıyorum kalemimi ve seni yazıyorum satırlarıma. adınla başlıyorum her sabahım gibi ve her gece yine adınla uyuyorum. gerçeğim düşüm hepsi sadece sen ve ben kaybolmuş biz doğuruyorum sanki. bir bedende kaç benlik yaşar bilinmez ama her gün seni yeniden keşfediyorum. yüzlerce bakışın, binlerce dokunuşun yavaş yavaş yüreğimde biriktiriyorum seni. Hayatımın sayfalarına yazıyorum seni hep canlı kalacakmışçasına hiç silinmesin diye kalın kalın yazıyorum. Sığmıyor taşıyorsun sayfalardan yenilerini açıyorsun ve yavaş yavaş geleceğime taşıyorsun. Düşünüyorum neydi geçmiş. Küçüklüğüme dair hatırladığım ilk anım dört yaşında fırına ekmek almaya gidişim. Sanki elimden tutup o yolu benimle yürümüşsün. Ya da apartmanın altındaki dükkanın önünde duran motosiklete seninle binmişiz ve küçükken yaşadığım o şehirden taşınırken arka koltukta senin omzunda uyumuşum. Bir avuçtan daha da fazla yüzlerce anı hepsi senle başlamış gibi. Nefeslerimi sayıyorum sanki hepsini seninle almışım. Her anım seninle yaşanmış sanki.
Bir gün daha biter ve bir şeyler alır içinden Korkak bir çocuk gibi kaçarsın adımlarından Dur yüzüme bak Ve hatırla sözlerini Sen her şeydin Hiçlikten doğmuş bir her şey Ve sen sendin Hiç aldırmayan alakasız sözlerle yaralı bir kalbi taşıyan Özledim seni
düşer yağmur, yansır yüzünde gece
kirpiklerinden parmak uçlarına kadar yayılan tatlı bir acı
onun açtığı yaraların acıları olduğunu bilmek tatlılığı
onunla olan diğer her şey gibi.
Ve saat bilmem kaç
en son ne zaman saymıştın ki o gece mi?
o otobüse binmeden önce hayatının son seçimini yaptığın o gece mi?
yoksa dakikalar sonra yeniden onu özlediğin gece mi?
Seninle ve sensiz ama sana ait her an gibi
Biraz daha yazılacak ve bitecek bu şiirde
Ve yine kelimeler eksik yine kalacak içimde.
Özledim demiştim ya özledim
Seni ve sana dair her şeyi
Saçmasapan kavgalarımızı ve her seferinde senin triplerinle başlayıp
senin özürlerinle biten barışmalarımızı
Artık mantıklı bir insanım ben de
Seviyorum ama aşık değilim akımının yeni üyesi
Farklıydın ve öyle kalacaksın
İlk bakıştı bizi çeken erken bitti erken yıprattık
Değerlim
Hep içimde bir yerlerde benim kalacaksın.
GEÇER DE GİTMEZ YA ÖYLE İŞTE
Özlem fenalaştı iyice. Mayhoşluk tadında, şarap tadında içtikçe sarhoş oluyorum sanki. Acı, yara, ölüm ne dersen de hepsi bütün acıların toplamı gibi. Aşksız günler batıyor bir bir aşk neydi ki saçma bir duygunun adı gibi bir şeydi sanki. Unuttum kendimi ve akabindeki her şeyi. Şimdi sadece bu zamana içiyorum, garantisi var mı ki önümüzdekinin. Yaşıyoruz bilmeden işte doyasıya yaşa dese de şair sadece zaman öldürüp gündüzleri uyuyoruz gecelerde. Özledim sanki çocuk olmayı hatırlasaydım özlerdim belki. O kadar büyüdüm ki mutluluktan uzaklaştım gibi. Bir sen mutlu edersin belki ama ben seni edemezmişim bunu anladım. Özledim sarılıp uyumayı ve ağlamayı. Her şeyi... Her insan geçmişe döner ama hiç kimse dünü daha çok sevemez çünkü yarını merak eder. Ben sadece yarın da sen olsaydın ne olurdu bunu merak ettim. Ama çok fazlasını merak etmişim umut işte değil mi bunun tek adı umut. Özledim ve sevdim seni. Sadece bunu bil hiç kimse seni benim kadar sevmedi ve sevemez. Ama sen harcadın bu sevgiyi ki ben harcamışım kaç yazar. Hani o herkesin kolay olarak adlandırdığı şey varya işte en zoru da o. Her neyse henüz o kadar cesur değil cümlelerim. Ama sen farklı kalacaksın ve ben hep kayıplarıma oynayacağım, tamamlamaya oynayacağım
Her yaşantı tecrübelere dayanır, tecrübelerle kanıtlanır. Özlemek tecrübesi işte tüm yaşamımın en sihirli kelimesi. Birkaç yıllar öncesi bir tarih de bir kız yaşarmış uzak köylerden birinde. Bir kırmızı şapkası bir de özgürlüğü varmış ait olan kendine. Bir gün büyük köyler kurulmuş daha da büyüklerinden şehirlere karışmış ve çalınmış özgürlüğü kırmızı şapkası kalmış. Özgürlüğü ki bir başkasına takılıp kalmış o büyük şehirlerdeki kırmızı sakallı çocuğu gördüğünden beri. Kanatları çalınmış gibi üzüldüğünde üzülmüş sevindiğinde sevilmiş ama bir bıraksa tekrar uçabilecekmiş gibi. Ve bir adet kırmızı pabuç edinmiş kendine. Peşinde daha iyi ilerlemek için. Ve bir gün eskimiş pabuçları, farklı yönlere hareket etmek istemiş diğer kırmızı sakallı çocuğu gördüğünden beri. Sonunda yırtılmış çıkarmış ayağından kırmızı pabuçları toprağa basmış ve kırmızı şapkasını çıkarıp unutmuş kırmızıyı, kırmızıları.