Working on the embroidery on this little baby alpaca <3 Doesn’t he look smug? XD

roma★
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Lint Roller? I Barely Know Her

izzy's playlists!
No title available
$LAYYYTER

No title available

PR's Tumblrdome
RMH
Keni
hello vonnie
Mike Driver

Love Begins

pixel skylines

Andulka

@theartofmadeline
Today's Document
he wasn't even looking at me and he found me
KIROKAZE

Kiana Khansmith

seen from Spain

seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from Kenya
seen from Kenya

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
@esilaceyizevi-blog
Working on the embroidery on this little baby alpaca <3 Doesn’t he look smug? XD
A little bit more of Daryl
Catherine Deane 2014 Collection - Rana
WHY, OH, WHY WOULD ANYONE SEND ME AN EMBROIDERY OF A TROUBLED BIRD, I WONDER?
Y’all, I have to pimp for @bawdyembroidery right now, since the sweet sleep-talkin’ angelface who runs it sent me this threatening bird hoop for giftmas (in exchange for the Chipper silver bracelet I sent her.) Emily’s work is incredible, and I feel so special to be getting a piece of it, since she doesn’t sell them.
I LOVE THIS, I LOVE IT SO MUCH
BIG PIMPIN’
Here are some pictures I took of it before sending, because, as I’ve told @spitegoblin a million times before I finally mailed it off, it was so fun to make and is probably the best one I’ve done to date.
Günün kahvesi. Afiyet olsun :)
Aili Schmeltz - The Magic City String Art Installation (via All Sorts of Pretty) -
Jonathan Whitfill
The 9th Asia Fashion Federation conference 2012, Japan
Collection by Huỳnh Hải Long (Vietnam)
Valentino Resort 2015
Textile works by Zara Merrick.
Lustik: twitter | pinterest | etsy
THE ART OF ANNEMIEKE MEIN: WILDLIFE ARTIST IN TEXTILES.
The artwork of Annemieke Mein is unique. She combines fabric, paint and sewing threads to produce works that are realistically accurate but that also breathe with life and action, and are emotionally breathtaking for the observer.
Annemieke’s art is difficult to categorise. Textile work has traditionally been ‘craft’, but Annemieke has moved it into the world of ‘art’. As one writer has noted:
The line between art and craft is being bent and breached these days, but there are only a few practitioners who can make it disappear completely.
The astonishing work of Annemieke transcends these and a few other categories besides. Embroidered and painted relief tapestries and fabric sculptures also erase the distinction between naturalistic and impressionistic portrayal.
King Sophie’s World Instagram
KING SOPHIE’S WORLD
on tumblr
Valentino x Embroidery || Valentino Pre-S/S16 RTW
Mavi Güngüz Kelebeği
Bakkal Salih göründü. Az sonra köşedeki markete inat kepenklerini kaldıracak, alttan üç rafını parasızlıktan bir türlü dolduramadığı, dükkanının. Nergis hücre cezası alan kocasını görmeye gidiyor bu hafta da, görüşe izin vermeyeceklerini bile bile. Çocuklar karne heyecanıyla okula koşuyor, Mehmet biraz tedirgin. Ali, hamile karısının koluna girmiş sıkıca tutuyor. Doktor onları bekliyor. Beşinci çocuklarının cinsiyetini öğrenecekler birazdan. Bu kez erkek olacağından eminler. Az mı okuttular köyden yalvar yakar getirttikleri hoca karıya Fatma’yı.
Annesi ondan önce uyanıp balkon kapısını açmış. Rüzgarla birlikte sardunyaların kokusu doluyor odaya. Yaşlı kitaplarınkiyle birleşip burnuna çarpıyor. Ciğerlerini iyice bu kokuyla doldurmadan açmayacak gözlerini. Güneş çoktan doğmuş, gözkapaklarından içeri sızmakta ısrarcı. İzin vermiyor, sımsıkı kapatıyor gözlerini. Neyin mücadelesi bu? Kiminle dalaşıyor? Güneş ışıklarıyla mı, yoksa içine çektikçe kendinden geçtiği kokuyla mı? İkisi de değil… Etrafındaki her şey sıkıntı veriyor artık ona. Neden sabah oluyor? Neden kuruyup düşen yaprakları sardunyaların, yılmadan odasına doluyor ve her gün kopan yapraklara rağmen filizlenen çiçekleri tekrar tekrar izlemek zorunda kalıyor?
Gözlerini açtı. Solgun elleri çekiyor dikkatini. Gün ışığından rahatsız gözlerine siper etmek için onlara ihtiyacı var. Ne kadar zorlarsa zorlasın kendini, dinlemiyorlar. Çarpık, kalın parmaklarına bakakalıyor. Onlarla oynayamıyor garip sesler çıkararak, duvarın pütürlü yüzeyini hissedemiyor tam on yıldır. Düğmelerini kendisi ilikleyemiyor, sayfalarına dokunamıyor bir kitabın.
Yemek yaparken kesmeyi parmağını, düşünce dizini kanatmayı, yürümeyi, koşmayı -en çok da koşmayı, rüzgarın yüzünü yalamasına izin vererek- 320. sokağı geçip deniz kenarında çimlere uzanmayı, güneşlenmeyi; çocuklara özenip bisiklete atlamayı, uzaklaşmayı özledi… Yeni yollar yeni insanlar keşfetmeyi, kaybolmayı… Tuvalete gitmeyi bile özledi… Bunun için de başkasına muhtaç. Şu yataktan, odadan kurtulmak için neler vermezdi.
Ölemiyor bile tek başına! Sadece başını oynatabiliyorken bunu bile yapamıyor. Kendini yüksek bir tepeden atamaz, bir torba ilaç içemez ya da kesemez bileklerini. Tutsak balinalar gibi ölmeyi deneyebilir ama ardında bir mektup dahi bırakamayacak… Hiç özgürlüğü yok yani, ölme özgürlüğü bile!
Demir bir çubuk hayatı; dümdüz, gri… O ise eğip bükmek, yön vermek istiyor. Sivri köşeler olsun önemli değil. Ne bunu yapma ihtimali ne de gücü var. Yine de düşler kuruyor geceleri. Gerçekleştirme cesareti her şeye rağmen damarlarında dolaşıyor, göğsüne doluyor yeni alınmış nefes gibi. Sonra sabah oluyor. Önüne uğursuz çukurlar çıkıyor. Gündüzün işleri, gecenin düşlerine benzemiyor!
Günleri paradokslarla dolu. İçinden çıkamıyor. Debeleniyor, bir urganla bağlanmışçasına çaresiz, başaramıyor. Her şeyin içindeki o ‘muhtemelliğin’ gelip onu buluvermesini diliyor, dileniyor… Pandora’nın kutusunda tüm kötülükler uçup gittikten sonra geriye kalan tek şey gelmiş, fısıldıyor: ‘Haydi, bir düş kur!’ Onu kandırmasına bilmem kaç kez izin verdi, yeniden veriyor.
‘Yemyeşil tarlalarının içinden geçiyor. Bir izlek oluşturdu. Ardından gelen olursa yol olacak. Büyüyecek, genişleyecek, yeni yollar türeyecek etrafında. Kimse gelmezse ayak izleri silinecek, kaybolacak beklide oralarda… Bunları düşünme sırası değil! Beline varan buğdayların içinde koşuyor ellerini iki yana açmış. Kılçıklar batıyor her yanına, aldırmıyor. Kocaman bir gülümseme yüzünde. Dönüyor, düşüyor, kalkıyor… Koşuyor, culalar o koştukça kaçışıyor. Başaktan nehrin en karanlık yerine daldı, dansa başladı balıklarla, kutsandı. Aktı, aktı, aktı… Papatyaların denizine kadar… Kelebekler uçuşuyor etrafında. Mavi pullu bir gündüz kelebeği kondu eline. Bir dilek tuttu. Kanatlar dileğine varacak!’
Sokağın gürültüsü böldü düşünü. Tek eğlencesi, penceresine dikti gözlerini. Bir delikanlı iniyor yorgun merdivenlerini sokağın. Kumral saçları şiiri günün. Ela gözleri gülümsüyor sabaha. Adımları sokağın telaşından habersiz. Son basamakta durdu. Selam verdi kimsesiz çiçeğine merdivenlerin. Uzun yollar aşmış, bir sürü insanla bakışmış mavi gündüz kelebeği kanatlandı çiçekten. Parmağına kondu delikanlının