Anne evi tabiri cok garip değil mi ? Gözünü kapatıp hiç gitmemiş olmayı diliyosun sonra açıyosun bütün o yaşadıkların yanaklarından yavaşca akıp gidiyor. Hadi uyan 'hepsi' gerçekmiş ama hiç geçmeyecekmiş.

No title available
Interview Vampire Daily

Andulka

roma★
🪼
sheepfilms
Claire Keane
Doug Jones

EXPECTATIONS

@theartofmadeline
Show & Tell

PR's Tumblrdome

oozey mess
h

pixel skylines
Cosmic Funnies
No title available
Xuebing Du
cherry valley forever
★

seen from Argentina

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
@esipek
Anne evi tabiri cok garip değil mi ? Gözünü kapatıp hiç gitmemiş olmayı diliyosun sonra açıyosun bütün o yaşadıkların yanaklarından yavaşca akıp gidiyor. Hadi uyan 'hepsi' gerçekmiş ama hiç geçmeyecekmiş.
Nasıl anlatsam içimi, öyle bomboş ki.
Bazı acılar o kadar cok cok cok cok şey ki neyse söyleyeceklerim bu kadar
Sevgi ve ilgi öyle bir şey ki hep sen verirsen yorgun düşersin. Sonra ne veresin gelir ne de alasın.
Birine ya da birilerine muhtaç olmak kadar kötü bir şey yoktur heralde. Canından can olsa bile.
Keşke her şey daha farklı olabilseydi taaa en başından
Tarz olcam diye bok olmasanız keşke
Benim de kaybetmekten korktuğum kişiler vardı sonuç olarak hepsini kaybettim çokta korkunç bi şey değilmiş.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ah bi de bu ırkçılar olmasa güzel ülkemin çirkin insanları.
Her zaman için en kötüsü bir şeylere mecbur bırakılmak.
Belki de cok sevmekte değldi mesele, güzel sevmekti önemli olan..
Öyle kırgın ki içim ,cok izi kalıyor ..
Şuraya bırakıyorum gel al gönlümü.
işler içinden çıkılmaz bir hal alırsa dünya diyorum bin yıllardır böyle senin için mi değişecekti yani şu düzen sen ki değiştiremiyorsun yanlış almışsan bile bir bileti tutup bambaşka bir şehre gidiyorsun mesela ve hayret dahi etmiyorsun kıyısı olmayan bir şehre nasıl gidilir vapurla kimseye ayıp olmasın diye biraz daha yaşıyorum aman zahmet olmasın diye kimseye kendimi seviyorum biraz beni sevmeyen herkesin yerine konuşuyorum karşıma alıp kendimi sen de olmasan kim severdi beni diyorum bak koyamıyorsun yerine başka birini
düşündüğünde her şey ne kadar zor oysa ne kadar kolay kıyıyor insan birine ben kimseye kıymayayım diye ellerimi cebimde saklıyorum çarpmasın diye örneğin elim, diğer elime kim sevmiş şimdiye kadar birini beni çok seviyor diye bir düşün ama yine de insan olmayacağını bildiğinin peşini, olmadığını görmeden bırakmıyor gerçi görünce de bırakmıyor, kendime hak veriyorum çünkü haksızlık etmem kimseye bu yüzden adınla başlıyorum adımı söylemeye deli gönül diyor bakkala ekmek almaya gidiyorum diye çık, bir daha da gelme sonra bakıyorum “ekmek almaya gidiyorum” diyecek kimse yok, oturuyorum yerime ne yapsam da gelsen ya da ne yapsam da seni aklıma getirmesem aslında hiç doğru bulmuyorum böyle şeyleri sabah sabah öğle sonrası akşam üzeri ve gece yarısı uluorta tekrar tekrar söylemeyi çok sevdiğim bir adamın hatırası, çok sevdiğim bir kadının öyle narin örüyor ki saçlarını kim diyorum böyle dikkat eder bir saç teline ve kim diyorum böyle rahat arkasını döner birine ben çekilip bir köşeye onları seyrediyorum o eski elleri alıp ve taptaze bir acemilikle sonra oturup senin saçlarını örüyorum cevabını bildiğim sorularla yoruyorum aklımı kabul edemiyorum bazısı için her şey nasıl bu kadar açık nasıl bu kadar keskin dönüşleri hiç mi vazgeçmezler vazgeçmekten demiyorum ama ağırdan alamazlar mı bazı çekip gitmeleri bardaklara su veriyorum, güneşlendiriyorum pencereyi radyoyu açıp oralı olmuyorum kitapları indiriyorum raflardan şuraya bir mektup sıkışmıştır belki diyorum belki bir not benim için yazılmış içinde bir buluşma tarihi, hem de bu yüzyıl içerisinde bu bekleyiş diyorum bana yeter artık hiçbir şeyle meşgul olmuyorum yatmadan önce köstekli bir saati kuruyorum alıp kulağıma götürüyorum başımı dizlerine yaslamışım gibi bir his kaplıyor her yanımı her tik-tak sesinde bir kez daha babam, bir de o mavi matarayla kırlara gidiyorum ellerinin çayırını çimenini özlüyorum sokak lambaları odamı aydınlatıyor sen ışıkların altından geçiyorsun, gülüşün de geçiyor hayalin parmak uçlarına basa basa yürüyor gelip yanıma uzanıyorsun, ömrüm uzuyor üzerini örtüyorum gözlerimle önce ben diyen bütün şeytanlarımı taşlıyorum yeni bir alfabeye adınla başlıyorum.
✔️