Şener Şen
Şevket Altuğ
Şekerpare (1983)

@theartofmadeline

Andulka
RMH
h
No title available
taylor price
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
todays bird
tumblr dot com
No title available
we're not kids anymore.
Cosimo Galluzzi

Product Placement
One Nice Bug Per Day
NASA
untitled

tannertan36
Three Goblin Art

Kaledo Art

seen from United States

seen from Iraq

seen from Spain

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from Chile
seen from Australia
seen from United States
seen from Türkiye
seen from India
seen from Egypt
seen from Bangladesh
seen from Chile
seen from Italy
seen from Spain
seen from United States
seen from Colombia

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
@evrenebirakilmisnotlar
Şener Şen
Şevket Altuğ
Şekerpare (1983)
Figür #3
Ve korkuyorum bazen babama benzemekten. Sevgiyi hoyratlaştırmaktan. Mülkiyet sahibi olmaya yarayan insanlar yaratmaktan.
Barbür çalıyor ve kadın figürü bana kızdı. Biliyorum.
Duruyor sonra her şey birden. Duman olmaya geri dönüyorum. Rüzgârı beklemek zorundayım. Nereye esersen rüzgâr razıyım ben. Savrulmayı kabulleniyorum. Bak havada ellerim.
Teslimim sana.
Tarık Akan
Şerif Sezer
Yol (1982)
Figür #2
Figürle müzakere içindeyiz. Figürden haberler geliyor bana. Köprücük kemiğine kuşlar konmuş mesela geçen gün. Benden de ona haberler gidiyor. durumum hâlâ aynı imiş, kıpırdayamıyormuşum. Parmakların öneminden bahsediyoruz bazen. İlhami Algör'ün çöp adamının sol yanındaki kırmızı nokta, bende biraz daha büyük noktadan. Yerinde duramıyor noktam.
Bazen de ölmekten bahsediyoruz. O zaman bırakıyorum sigara dumanı olmayı. Ciğeri olan bir şey oluyorum. Yakıyorum, ciğeri de ecnebi malı tütünü de.
Figür
Bir sigara dumanının dağılması.
Bu durumu çok farklı noktalardan izliyorum. Bazen sigarayım, yanıyorum; birileri beni içine çekiyor. Bazen havayım, dumanı alıp dağıtıyorum. Bazen de dumanın ta kendisiyim, savruluyorum.
Bir kadın figürü var aklımda. Benim ben olmamdan mütevellit; figürün, figür olduğuna inanmak düşüncesi ayrı bir cazip.
Figür olması da ayrıca anlatılmalı. Akıldan ibaret, fikirden biçilme bir figür bu. Akılda olduğundan ötürü olabilecek her bakımdan mükemmellik sıfatına sahip. Hangi fani buna sahip olmakla övünebilir?
Bulut Aras Sultan (1978)
MADENCİ #15
Ben buradayım diyordu rozet. Bu adam benim için çalıştı ve öldü. Bana iyi bakın.
Ertesi gün iş seyahatinden dönen patron çalışanlara bu talihsiz kazada ölen madencinin ismini sordu. Hatırlayan olmadı.
Galiba işçiler yola gelmeye başlıyordu.
-SON-
Şener Şen
Neşeli Günler(1978)
Gülen Gözler (1977)
MADENCİ #15
Ben buradayım diyordu rozet. Bu adam benim için çalıştı ve öldü. Bana iyi bakın.
Ertesi gün iş seyahatinden dönen patron çalışanlara bu talihsiz kazada ölen madencinin ismini sordu. Hatırlayan olmadı.
Galiba işçiler yola gelmeye başlıyordu.
-SON-
MADENCİ #14
Bir türkü tutturdu madenci, o türküyü hiç bitiremedi. Dünya kanlı baretinin üstüne göçtü.
Maden kazasından beş gün sonra ulaşabildiler arkadaşları madencinin cesedine. İnsanlardaki korku, matem ve ümitsizliğe inat güneşli ve mükemmel bir gündü.
Yatırdılar madenciyi sırtüstü. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Çünkü cesetler hissetmezler, onlar ancak içlerindeki ruh sayesinde anlamlıdırlar.
Kimse madencinin ezik bedenine dikkat etmedi. Ama göğsündeki rozet gün ışığında arama kurtarma bölgesinin ilgi odağıydı.
MADENCİ #13
Sonunda kazmayı buldu, tam küreği bulmayı düşünürken beynini çalıştırmayı başardı. Duvardan yansıyan ışıklar mı vardı? Kafasını kaldırıp duvara bir daha baktı, hayır yanlış görmüyordu burada altın vardı!
Nasıl ölmeyi düşünebilmişti, nasıl bu kadar ümitsiz olabilmişti? Burası bir altın madeniydi sonuçta değil mi? Oleydi ! Artık yokluk ve sefalet bitecekti. Yaşasındı!
Altın bulmanın şevkiyle kazmaya sarıldı. İri parçalar halinde çıkarıyor sonra özenle vagona yüklüyordu cevher dolu kayaları. Her şey güzel olacaktı, mutlu olmamak için bir neden yoktu.
Bir kez daha kapının önündeyiz.
Gözlerin gözlerimle kesişiyor,
Garip bir şekilde hiç ses çıkmıyor.
Ağır şeyler çarpışınca baya gürültü olur
Bilirsin
Aklıma dehşet verici intihar girişimleri geliyor.
Vedalaşıyoruz seninle,
Gitmeden önce son bir kez duruyorsun.
Pek çok şey yapabilirim sana
Mesela bir şaka
Gülümsemeni nasıl severim,
Pek çok şey söyleyebilirim
Pek çok
Aklımda yarım kalmış bir şiir,
İşte gözlerin,
Gözlerin yine orada
Şiirin bitmesi de ona bağlı,
Şiirin devamı da
Soluk sarı bir ışık
Elektrik direğinin altında
Genzimde kokun
Gözlerim balkonunda.
MADENCİ #12
Kendine geldiğinde madende ne kadardır baygın yattığını bilmiyordu. Kafası feci şekilde zonkluyordu ve vücudu kendi kurumuş kanıyla kaplıydı. Görüşü net değildi ve bir lambadan gelen ışık yerine duvarlarda uçuşan ışıklar görünüyordu. Birkaç saniye gözlerini kapattı.
Belki de eve gitmeliydi artık. Bu yarık kafayla daha fazla çalışamayacağı aşikardı. Kalkmaya yeltendi, sinirden fırlattığı kazmasını arıyordu gözleri, ah bir de şu duvardan yansıyıp gözünü alan ışıklar olmasaydı.
MADENCİ #11
Çaresizliğin verdiği hışımla yerden kazmayı alıp on iki yıldır kazıp durduğu duvara körlemesine vurmaya başladı, sinirini alamayıp geriye vagona koşmaya başladı onu da tekmeleyecekti. Artık canına tak etmişti, dünyanın çivisi çıkmıştı ve kendisi de onu geri çakmaya uğraşacak değildi.
İki adım atamadan raylara takıldı. Kafasını vagonun demirine vurdu. Alnı sarı toprağı kırmızı oyun hamuruna dönüştürürken kendinden geçti.
Sevmek hâlâ hatırladığım kadar heyecanlı ve acı verici. Böylesi de güzel,bana hayatta olduğumu hatırlatıyor.
MADENCİ#10
Ama olmuyordu işte. Çocuklar hep mutsuzdu, karısı her gün ağlıyordu, ev sefalet ve açlık içindeydi, vaadolunan huzurun zerresini gören cennetlikti. Cennet annelerin ayaklarının altındaydı ama o ayaklar çorapsızlık ve rutubetten çatlayıp kabuk bağlamıştı. Cennet buradan bakılınca buğulu görünüyordu.
Bağırmak istedi madenci, içindeki tüm sıkıntılardan, sorumluluklardan, çalışmak zorunluluğundan, gelecek kaygısından kurtulmak. Belki de ölmekti en doğrusu, dünyayı geride bırakmak. Bütün o koşuşturmayı, curcunayı hırsları, hayal kırıklıklarını, her şeyi...Sonuçta cehennem zebanileri buradan daha mı kötü olacaktı? Denemeden bilemezdi.