FANKİT: YAYINEVİ RÜYASI
“FANKİT: YAYINEVİ RÜYASI” İncelemesi: Olmak ve Olanı Tekrarlayıp Sahiplenmek, İşte Bütün Mesele Bu
Bu metinde okuyacaklarınızın iki ana başlığını ilk cümleden sizinle paylaşmalıyım. “Daha beterini yaptığı şeyi yapmamış gibi eleştirmek” ve “daha önce yapılan şeyi tekrar yapıp başka isim takınca kendisi yaptı sanmak” gibi iki hata hakkında yazıyorum. Daha açık olmalıyım. İlk olarak bu fankiti yazan kişinin yakın tanıdıklarının sahibi olduğu bir yayınevinde baskı ücretini karşılayarak “Kargo” adlı bir roman bastırdığını, çeşitli kitabevlerinde, dijital satış platformlarında bu kitabı satışa sunduğunu belirtmek isterim. Kitap yayıncılığı ile son derece özgür ve el değmemiş fankitlerin karşılaştırmasını yapması çok doğru gibi gözükebilir. “Sonuçta iki ucu da görmüş,” diyebilirdik. Kitap bastırmadan önce fankit seviciliği yapmamış olsaydı. İkinci adım olarak tanımını metnin devamında yapacağım fankitin Fanzin Apartmanı’nın özgün çalışması olmadığını belirtmek isterim. Fanzin çevresi içinde son zamanların en dallı budaklı ve gereksiz tartışması bu yüzden yaşandı. Sosyal medyaların anasayfaları isim verilmemesine rağmen herkesin kime yazıldığını anladığı göndermelerle doldu. İki taraf sonucu olmayan bir söz dalaşında kendini sonuna kadar savundu. Dalgalar geçildi. Eserler yerildi. İki tarafın da bildiği tek gerçek vardı. Fankit gerçekten de orijinal bir tür değildi. Sadece bu dâhiyane isim yeni verilmişti. Tarih boyunca kimsenin aklına iki kelimenin ilk hecelerini alıp yeni bir kelime türetmek gelmemişti, değil mi?
Fanzinin henüz yeterince tanınmadığı, varlığını bilenler tarafından bile tamamen anlaşılmadığı günümüzde fankit de neymiş? Gelin inceleyelim. Öncelikle anlamına, açılımına bakalım. Fanatik ve kitap kelimelerinin ilk hecelerinin birleşimiyle oluşturuldu. Yayınevlerinde kitap basmanın zor olduğu günümüz yayıncılık sektöründe böyle bir açık gören birkaç kişi sayesinde (!) artık fankitlerde ölümsüz eserler basılıyor. İzinsiz, Isbn’siz, kontrolsüz... Fakat ufak bir pürüz var. Bu olay amacını aşıyor. “Neden? Herkes bildiği gibi takılsın,” diyebilirsiniz. Eğer gösterişsiz, adlandırmasız, sınırlar koyulmadan yapılan bir iş olsaydı, nasıl ki fanzinler özerk topraklarında gül gibi yaşıyorlar, fankitler de yaşardı. Öyle yapmamayı tercih ettiler. Fanzin Apartmanı kolektif oluşumunun bir projesiymiş gibi sunulan fankit, adına fankit denilmeden önce sayısız kez yapılmış bir iştir. Yeni bir isim takılmasına, ayrı bir çeşitmiş gibi gösterilmesine hayretle bakıyorum.
“Fankit Hareketi” manifestosunu ve bir fankiti okuduğunuz zaman yapmak istenilen ile yapılanın tezatlığını fark ediyorsunuz. Fankit hareketinin özgür bir yayın tipi olduğunu, reklamlara sahip olmadığını, herhangi bir vitrin oluşturmaktan kaçındıklarını iddia eden mucitler, gelin görün ki, bir yapıyı, oluşumu erkleri altına aldıklarını, bir şapkanın altına gizlediklerini sanıyorlar. Fankit, 90’larda fanzin Türkiye’de yaygınlaşmaya ve popülerleşmeye başladı başlayalı, kimsenin en arka sayfasına bir oluşumun katkısıyla sunulduğunu göstermeye tenezzül dahi etmeden, söylemek istediğini söyleyerek kenara çekildiği, manifestoya ihtiyaç duyacak kadar kompleks sahibi olmadığı bir kâğıtlar bütünüydü. Bu ülke tüm işleri anlamadan yapmaya alıştığı gibi fanzin işinde de tüy dikiyor. Fankit kimsenin laboratuvarında daha önce birleştirilmemiş elementleri birleştirerek yarattığı yeni bir evren değil. Manifestosunu yazarak insanlara tanıtıp karşıya birilerinin alınabileceği bir yenilik değil. Dünki yemeği dolaptnl alıp ısıtarak bugün yapmış gibi sunmaktan ibaret.
İçinde barındırdığı tezatlardan biri de fankit hareketinin kişinin, kurumun, basanın reklamından uzak olması gerektiğine dair önermelere yer veriyor olması. Ama her bir fankitin girişinde yazanından editörüne, nokta, virgül düzelteninden teşekkür edilenine kadar ayrıntılı bir künye yer alıyor. Bununla kalmayıp hangi oluşumun (Fanzin Apartmanı) katkılarıyla baskıya götürüldüğünü de eklemeyi unutmuyorlar. Fankitin ilk defa tanıtıldığı sıralarda özgün bir çalışma gibi sunulduğunu bilenler bilir. “Biz yaptık, oldu!” sloganını kulaklarından sökmeye çalışanlar iç çeker şimdi. O zamanlar öyle sanıp her ne kadar bir grup etiketiyle sunulmasına anlam veremesem de bu hareketi desteklemiş biri olarak işin aslı anlaşılınca, “Fankit zaten vardı, biz adını koyduk,” denmesine hayretle bakıyorum. Demek ki siz yapmamışsınız, çoktan olmuş.
Bunu açıklığa kavuşturduğuma ikna olduktan sonra diğer mevzuya geliyorum. Sayfaların içeriği hakkında olumlu ya da olumsuz eleştri yapmayacağım. Her ne kadar konu hakkında fikirlerim olsa da kendimi tüketim kültürünün ilk olarak ne zaman başladığını, Postmodernizm ile devam eden günümüz sanatının yeni bir akım doğurup doğurmadını iddia edecek kadar yetkin bulmuyorum. Fakat eğer bir metin çalışmasının künyesinde metnin yazım ve noktalama yanlışlarını düzelten kişi için bir isim veriyorsanız o kişinin işini doğru yapıp yapmadığından emin olmanız gerekir. Zira metnin bazı yerleri var ki, göz kanatıyor.
Herkesin dürüstçe kendi dünyasında yaşayabilmesi dileğiyle.







