Yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması.
Sweet Seals For You, Always
NASA
No title available
RMH
hello vonnie
we're not kids anymore.
macklin celebrini has autism
Cosimo Galluzzi
I'd rather be in outer space 🛸

Discoholic 🪩
Fai_Ryy

Origami Around

Kiana Khansmith
EXPECTATIONS

Product Placement
cherry valley forever
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
The Bowery Presents

❣ Chile in a Photography ❣

JVL
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Austria

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Netherlands
seen from Ecuador
seen from United Kingdom
seen from Ecuador
seen from Netherlands
seen from United Kingdom
seen from Italy
seen from United States
seen from Peru
seen from Australia
seen from Bulgaria
seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia

seen from Netherlands
@feslegenlimakarna
Yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması.
Olay şöyle oldu Hakim Bey ben anlatayım en baştan; İnsan çocukken, anasında babasında ne yoksa onu arıyor demek ki. 14-15 yaş da çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında, baba desen ne iş bulsa onun peşinde, kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor. Yani evde a’federsin aşk yok Hakim Bey. Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” dedim. İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım. Ben bunun a’federsin yeşil gözüne kandım Hakim Bey. Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım. Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte insanın gönlü kaymayıversin. Kabul ediyorum. Buraya kadar benim suçum. O çok ağladığım film gerçekmiş; sevgi emekmiş, bilemedim. Cahilliğime verin. Ama yeminle gerisinin günahı bende değildir. 28 gün sürdü o yeşil gözlerin derinliği, 29. gün yediğim yumrukla al oldu elmacık kemiklerim, sonrasında öğrendiğim; morluklar iyileşirken yeşile dönüyor insan derisinin rengi. O’dur yani. Bitmedi Hakim Bey. Bir yumrukla bitmedi. Ne iş yaptığını bilemiyordum, dükkanı vardı esnaf sanıyordum. Milleti haraca bağladığından, tefecilikten kazandığı ile benim çorba kaynattığımdan haberim yoktu. Her öğrendiğim yeni bir iz oldu bedenimde. Allar mora, morlar yeşile dönüştü. Ben zaten elimden geleni yaptım. Mahkemede ben değil, o sanık olsun istedim. Her bir fiskeden sonra karakolda aldım soluğu. İnsanım sandım devlet nezdinde. Devletin verdiği nikah cüzdanı benim yaralarımdan daha geçer akçe çıktı. Her seferinde benzer tavsiyeler ile yollandım karakoldan. Azıcık sabırlı olacaktım, yuva kolay kurulmuyordu, biraz suyuna gideydim, erkeklik onurunu rahat bırakaydım. Aile içinde olan biraz da aile içinde kalsındı. Canım çok yanıyordu ama Hakim Bey. Onun erkeklik onurunun limiti yoktu. Fasulye kılçıklıysa onuruna mı dokunuyordu? Çocuk yaramazlık yaparsa gururu mu zedeleniyordu? Halı bizim namusumuz muydu da leke olunca beynimde patlıyordu? Ellerime bakın Hakim Bey, çamaşır suyu ile çatlamıştır, bir de ciğerimi görebilsek keşke, kederden ve soluduğum deterjanlardan çoktan solmuştur. Dedim ki kendime, benim canım değilse de, kendi parası, yasası bu devletin önemlidir. Bu adam yasaları çiğniyor, bari gideyim onu ihbar edeyim. Dövmekten yargılanmazsa, eve giren kanlı paradan yatsın bari. En azından soluk alırdık birkaç yıl kızımla ben. Kızım var benim Hakim Bey, ellerinizden öper. Çok akıllı çok usludur aslında. Bebekken de böyleydi. Hamileyken yediğim dayaklardan bir haller oldu sanırdım başlarda. Ama demek ki anasına daha da dert olmamak için Tanrı vergisi sakin oldu yavrucak. Benim ihbarlar kafi gelmedi. Savcıya söyler sandığım polis gitti durumu koca dediğim adama anlattı. Yolun başında göründüğünde anladım. Malum olmuştu zaten, kalbim ağzımda atıyordu gün boyu. Analık refleksi de istersen Hakim Bey, ilk iş kızıma sarılıp kokladım. İnsan öleceğini anlıyor biliyor musun? Kırar gibi çaldı kapıyı. İlk 10-15 dayaktan sonra, insan korkmaz oluyor kaba dayaktan. Canının ne kadar yanacağını biliyorsun. Acı eşiğin de yükseliyor. Yine de her seferinde yüreğin ağzına geliyor, için kanıyor gibi hissediyorsun. İçin kanarsa ölürsün. Biz filmlerden, biz ölenlerden öyle gördük. Dayaktan değil de ölmekten korkar oluyor insan. Öyle bir ölüm korkusu vardı yine içime. Ama ilk kez o gece, çocukken anamın yaptığı keşkeğin tadı geldi ağzıma. Bir de çocukluğumdan kısacık bir piknik anısı, ayaklarımı dereye sokmuş oynarken annemin elime tutuşturduğu ekmek arası köfte, bir de kızım doğduğu gece kucağımda bir bebek kokusu ile daldığım yorgun ama mutlu ilk uyku. İnsanın hayatı bir film şeridi gibi geçiyorsa ölmeden önce gözlerinin önünden; işte benim mutlu sahnelerim de bu kadarcıkmış demek ki. “Çocuğu odaya götür” dedi bana. Ahlakı da bu kadar işte, anasız kalsın çocuk, ama anasını da ölü gözleri tavana bakarken hatırlamasın istedi herhal. Aklımdan o kadar çok şey o kadar kısa sürede geçti ki Hakim bey, ben inanın sandığınızdan daha akıllıyım sanırım. Uzattım biraz kızımı odaya götürüp yatırma faslını. Hatta sonra bir de “dur çamaşırları asayım” dedim. Ama bu kadardı yeminle Hakim Bey. Tüm planım azıcık daha hayatta kalabilmekti. Bir kaç dakika daha. Yüzümde patlayan kabza planda yoktu, yatağa savrulmayı planlamadım, elim yeminle kazara girdi yastığın altına. O yastığın altına daha o sabah silah sakladığını bile bilemezdim. Gözlerini görseniz, kafasından çok daha öndeydi, tükürükleri yüzümde patlıyordu. Yumruğu öyle hızlı iniyordu ki aralarda nefes bile alamıyordum. Seyit Çavuş’u hatırlayın Hakim Bey, bize ortaokulda anlattılardı. 200 kiloluk mermiyi kucaklayıveren Seyit Çavuş. Savaş gibi bir şeydi, memleket değil, ben elden gidiyordum. Elim metale değdi. 200 kiloluk mermiyi kavrar gibi, parmaklarım yerini buluverdi. Yoksa Hakim Bey yeminle, sahil kenarında balon bile vurmuş değildim. Sıktım mı hatırlamıyorum, kaç kere sıktım hatırlamıyorum. Üzerime düştü bir onu biliyorum, bir de ağırlığından kurtulmaya çalıştığımı. Üzerimde hep bir ağırlıktı zaten ama böylesini ilk yaşadım. Nasıl kalktım bilmiyorum, kızımı nasıl aldım kucakladım, ayağımda terlik var mıydı, üstüm kan mıydı vallaha hatırlamıyorum. Öldüğünü duyunca kendim geldim söyledim Hakim Bey. “Sanırım ben yaptım” dedim. Nasıl oldu anlamadım ama sanırım ben yaptım. Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde. O ölmese ben ölecektim. O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti. Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti. Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama. Oysa namus benimdir Hakim Bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam. Sonuna kadar idare edebilmiş olmam, elaleme değil de başıma gelenleri hep karakollara anlatmış olmam, kızıma hiç fark ettirmemiş olmam namusumdur. O utanmamış yaptıklarından, benim utanacak bir şeyim yoktur. İçimdeki hayatta kalma mutluluğunu atamıyorum Hakim Bey. Ağlayamamam bundandır. Ne yalan söyleyeyim aynı acının çemberinden geçmiş, sağ kalabilmiş kadınlarla aynı koğuşta, bir ömür kazasız belasız da yaşarım ben ama benim bir kızım, bir de memleketin aç kaldığı bir adalet var. Gel sen, ölmedim diye beni cezalandırma, benim bir derdim; kızımın bari mutlu olmasıdır. Yanında ben olayım. Can alan bir katil değil, can derdinde bir kadın de bana. Kurşunla yatıp kurşunla kalkan, yastığın altında silahla yatan adamlar hiç eceliyle ölmüş mü? Hem sevebilseydi o da ölmezdi di mi ama? Öldüyse hepsi benim suçum mu?
I visited Amsterdam recently and took a little TFIOS tour! I started at the library where John wrote some of the book and then went on a hunt to find the places in the book and got to meet another Nerdfighter in the process!
When I go to Amsterdam, I’ll be doing this.
İlk kez metroda gördüm seni. Karşı tarafta tıpkı benim gibi metroya binecektin. İçim nasıl kaynamıştı bir bilsen... Sana belli etmeden diğer kapıya ilerledim aynı vagona binelim diye. Metro geldi, bindik. Yanyana oturamadık ama kalabalığın arasından seni görebileceğim bir yer buldum kendime. Durmadan seni izledim, başını kaldırıp bana bakmanı bekledim ancak bir türlü telefondan kaldırmadın başını. Benden bir durak önce indin, ben de arkadan baktım. İnanır mısın bilmem ama rüyamda gördüm seni bir kaç gece. Ne olduğunu ben bile anlamadım. Adını bilmiyordum, sesini bilmiyordum. Sadece bir saniyelik göz teması içimde kelebekleri uçuruyordu. Bir gün arkadaşlarla kafede otururken, yanımdaki sandalyeye oturdun. Herkese selam verdin, bana da. Beynimdeki damarlar şişmişti sanki. Arkadaşımın arkadaşı olduğunu anlamam yaklaşık beş dakikamı aldı. Fark ettin mi bilmiyorum ama, saatlerce seni izledim. Sesini duyuyordum, adını da biliyordum artık. Telefonun çaldı, kalkman gerektiğini söyledin. Herkese hoşça kalın derken, gözün bir anda bana kaydı. "Seni daha önce gördüm mü?" diye sordun kadifemsi sesinle. Ancak ben "Sanırım hayır." diye karşılık verdim. Kaşlarını havaya kaldırıp tebessüm ettin ve sonra gittin yanımızdan. Kendime söz geçiremiyordum artık. Sürekli seni görmek istiyordum, her dakika seni istiyordum. Çevremdekiler sürekli "Sende bir haller var." diyordu. Alışmıştım aynı şeyi duymaya. Evden hiç çıkmayan ben, şimdi sürekli arkadaşlarla kafeye gidiyordum belki bir daha gelirsin diye. Geldin de, sürekli aynı ortamda bulunmaya başladık. Ortak bir kaç yönümüz çıktı hatta, herkesten farklı konuşmaya başladık. Bunları anlatıyorum çünkü benim hiç unutmadığım şeyleri sende hatırla istiyorum. Her neyse, sonra iyice sohbet eder hale geldik. Çılgınlar gibi gülmeye başladım yanında, ha hatta belki hatırlarsın, bizim kızlar "Bizi şaşırtıyorsun, sen böyle biri değildin." demişlerdi de, sen anlamayıp bana bakmıştın. Bende konuyu değiştirmek için, o heyecanla garsona ıslık çalıp, sonrada "İlk kez ıslık çaldım!" diye bağırmıştım. Tüm masa bana gülerken, sen sadece tebessüm etmiştin ve bende kızaran yüzüm eski haline dönsün diye bira şişesini yanaklarıma bastırmıştım. Ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama çok yakın olduk ve aşık oldum ben sana. Çok aşık oldum. İçip içip omzunda sızardım biliyorsun. Ama sızmazdım aslında, sızmış gibi yapardım. Bir keresinde yine başımı omzuna koymuşken, saçlarımla oynamıştın, sonra da öpmüştün başımdan. Bunu unutmamışsındır, biliyorum. Beni sevdiğini sandım ve en büyük hatayı burada yaptım. İkimiz başbaşa buluştuğumuzda, başka birini ne kadar çok sevdiğini anlattığında, içime akıttım gözyaşlarımı. Saatlerce onu anlattın bana, sırf hevesin kırılmasın diye içim kan ağlaya ağlaya seni dinledim. Sevgili oldunuz, en yakın arkadaşım diye tanıttın beni. 2 yıl 3 ay sevgili oldunuz ve ben senin en yakın arkadaşın olarak kaldım. Bazen benim yanımda öpüyordun onu, biliyor musun resmen dudaklarım acıyordu. Bir keresinde tıpkı benim gibi uyuyordu sağ omzunda ve sen saçlarıyla okşayıp başından öptün. Ağladığımı görme diye hemen dışarı kaçtım. Hatta "Neden çıktın?" diye sorduğunda terslemiştim seni, sende üstüme gelmemiştin bu yüzden. Kalbim acıdı, çok acıdı hemde. Sonra bir ara ayrıldınız. Çok kötüydün, hemen yanına geldim. Ağladın yanımda. Ben kimsenin yanında senin için ağlayamazken, sen benim yanımda onun için ağladın. Ne kadar da çaresizdin, bana sarılıp "Sevmiyor beni, ne yapacağım?" dedin. "Geçer." dedim. Ancak geçmeyeceğini biliyordum, yalan söyledim. Bir ümit inanırsın diye yalan söyledim. Çok kötüydün. En son çareyi kızla konuşmakta buldum. Kalbimin parçaları içimi her hareketimde kesse de, ben diye bir şey yoktu artık. Acılarımı boş verip, ona onu ne kadar çok sevdiğini, onsuz yapamadığını anlattım. Biliyor musun, o da çok seviyordu seni. Çok mutlu oldu duyduklarına, bana güveniyordu. Mutluluktan ağlamaya başladı karşımda, bende yaralarımın acısına dayanamayıp ağlamaya başladım. O, ikiniz adına mutlu olduğum için ağladığımı sanıp, "Merak etme, hiç üzmeyeceğim onu. Hiç bırakmayacağım." dedi. Sözünde durdu, evleneceğiniz gün geldi çattı. Acımdan öleceğim yerde, en güzel giysilerimi giyip geldim yanınıza. "Evet!" derken heyecandan kekelediğini asla unutamayacağım. Dayanamıyordum artık. Başka şehire gitmek benim için en doğrusu olacaktı. Aşti'de "Sık sık gel, özletme kendini." diye seslendin arkamdan. "Olur." dedim ama "Dönmeyeceğim, bir daha asla gelmeyeceğim." diyemedim. Yıllar geçti, koskoca 6 yıl devirdim aşkınla birlikte. 23 yaşıma bastım. Şimdi önümde rakım var, karşımda ise bana aşık bir adam. Seni biliyor, yazmam için o çok ısrar etti. "Ben sana aşık olduğumu söylemeden ölsem çok pişman olurdum." dedi. Onun için yazıyorum. Bu mektubu okurken kendini nasıl çaresiz hissedeceğini biliyorum. Beni sevemediğin için çok çaresiz kalacaksın çünkü ne kadar zor olduğunu karşımdaki adamın gözlerine baktığımda anlıyorum. Umarım adımı kızınıza koyduğunuz için pişman olmazsınız ama merak etme, yıllar boyunca nasıl haber alamadıysan benden, şimdi de alamayacaksın. Yaşıyorum işte ben, hala ölmedim. Aslında ölürdüm ama, sen ölsen ne kadar üzüleceğimi düşündüm her intihar girişimimde. Şimdi ne seni üzmek istiyorum, ne karşımdaki adamı. Yaşamaya devam edeceğim, yarım kaldım, sakat kaldım ama yaşayacağım. Sadece sizin için, ama en çok senin için.
Kendi yazdığım şey benim kalbimi parçaladı ulan.
Athena Gökhan diye tanıdık biz onu ; Şimdi bile bu yazıya başlarken “ Bana hiç bir zaman dönme arkadaşça ya da dostça, Beni gerçekten sevdiysen söyle, Asla hayır deme , Herkese bahset senden, benden, bizden ” sözleri dolaşıyor dudaklarımda. Teoman denince bile şarkıları sizin de beyninizde çınlamaya başlamıyor mu? Biz de onun gibi hep olduğumuz kişi kalalım diye çok uğraşmadık mı? Duman dendiğinde benim neden hemen dilimde “ahu” ismi bitiyor ? Sizde de oluyor mu bu durum ? Ah be ahu sen o adamları - o adamlar da bizi bitirdi. Cem Adrian cidden bünyemi değiştirdi helal olsun . Artık iyi geceler dendiğinde sahiden iyi mi geceler diyorum. Halil Sezai sanki benim yaşayacaklarımı önceden bilip şarkılarımı hazırlamış gibi. Oooo terk mi edileceksin aççç aççç isyanı aç. Ooo sevdiceğin sana günaydın mı yazmış aaçç açç günaydın şarkısını. Ooo içip içip onu mu düşüneceksin açç açç kafası kendinden bile güzeli . Ama hiç komik değil biliyor musun Halilcim ? Şebnem Ferah dendiğinde o güzel sesi ve dövmeleri geliyor nedense aklıma. Onun ruhu onun tarzı onun güzel sesi eşsiz bir nimet bizim için. Ben bir hemşire olarak damara girip nasıl kan getiriyorsam Ebru Gündeşte en damardan giri bizi kana boğuyor arkadaş, yapma be ebru! Sezen Aksunun bu şarkıları yazarken acıdan ölmemiş olması tuhaf. Benim o sözleri duyup oracıkta ölmemiş olmam ise talihsizlik. Sezen Aksunun dediği gibi yeni ilişkiye başlayan herkes ;“Hediye gibi geldin, hoşgeldin.” Seyirlik değil, ömürlük olsun, dilerim bu defa bu son olsun tiwitlerini okumaktan da can vereceğim yakında. “Minik Serçe Sezen Aksu, yeni sevgilisi Cem Baba'nın gözlerine bakarak 5 dakika içinde “Tutuklu Kaldım” ismini verdiği şarkısını yazdı. “ haberinden sonra aşka olan bakış açım değişti be minik serçe. Sıla denince neden benim burnumda anoson kokusu tütüyor ? Sizde de oluyor mu bu durum yoksa bende mi bir problem var ? MFÖ ile büyüdük MFÖ ile ölceğiz ! Neşet Ert"aşk” diyip boğazımın düğümlendiği saniyelerdeyiz. “ Seni unutmak istemiyorum, mümkün olmayacak zaten biliyorum.Sen nasıl içten istemedin beni ki böyle olduk, hiç mi korkun yok unutulurum diye?” diye bir yazı okudum geçende . Merak etme korkmana da hiç gerek yok Müslüm Baba seni sık sık hatırlatıyor. Unutmak mı ? Unuttuğumu hissettiğim an bir müslüm şarkısı patlatıyorum yine kalbim bıraktığın acıyla sarsılıyor. İçin rahat olsun yani acın hala sıcak … Şevval Sam karadenize hiç gitmemiş birine bile o yeşilliğin yağmurun havasını solutmasını biliyor. Ferhat Göçerin Sarıl Bana şarkısı benim için çok özeldir, bilen bilir. Ammaavelakin “ kızım ” şarkısı vardır ki tüm aşk acısı çektiren şarkıları sikip atar. Baba sevgisi gör, görme o şarkı gözlerini dolu dolu yapmıyor mu senin de ? İrem Derici 2014'ün bize sunduğu en güzel armağan değil mi sizce de? Fettah Can‘la güne başlamanın tadı da ayrı güzel oluyor öneririm. Pera grubunu dinledikçe sana dokunuyorum ben haberin yok mu senin , olmasında zaten bu bir sır. Zakkum konserine hep giderim ama fiziksel olarak orda bulunmam, bu da ayrı bir sır benim için. Yalnız son zamanlarda duyduğum en iyi şarkı sözü Zakkum'un Gökyüzünde şarkısında. ‘Bak güneş batıyor işte, bir gün daha yakınız’. Yakınız değil mi ? Ne demiş Yıldız Tilbe? “Sende birgün seversin, sözün geçmez kendine.” Ve yine Yıldız Tilbe ne demiş; “Yürü anca gidersin’'İşte o aradaki ince çizgide de ben sana ” Al ömrümü koy ömrünün üstüne” demek istiyorum ama sen duymuyorsun ulan! Gökhan Türkmen‘in tüm albümleri varsır bende, sırasıyla dinlerim ama bir öykü şarkısının klibi vardır ki yeri gelir sesi kapatır sadece klibi izlerim. Ve son olarak : Eğer bir masada alkol varsa orda direk devreye : Sibel Can: Yarım bıraktın şarkısı devreye girer - girmezse eğer ben o masadan kalkarım. Sen hayatın boyunca bir kere olsun Pilli Bebek dinlemediysen eğer bana gelip “seni anlıyorum” diyemezsin. Emre Aydın'ın o şarkıları kime yazdığını bilmiyorsan anlamlarını bilmiyorsan eğer hiç bana öyle bakma tamam mı? Anlatmayacağım. Kenan Doğulu & Yalın ikisinin nokta atışı cümleleri var tam kalbimin orta yerine nişan aldıkları. Çok içimden geldi böyle birşey yapmak ; işte ben açıp açıp bunları dinliyorum hissediyorum . Son olarak BAĞIRIN ULAN : bn türkçe mzk svmyrm yha .s By. Mutluluk Sonrası
BEN NASIL ÖLÜCEM ACABA? Mesela; 13 erkek bana tecavüz ederken yüzümü görmek istemedikleri için kafama geçirdikleri naylon torba yüzünden nefessiz kalarak ölebilirim. Ya da 9 yaşında evlendirilebilir, 13 yaşıma gelmeden iki çocuk doğurur ve ikinci çocuğumu doğurduktan sonra arkasında acaba cinayet mi yoksa intihar mı sorularıyla gömülebilirim. Ya da gene 9 yaşında evlendirildiğim 30 yaşındaki adamla cinsel ilişkiye girmem sonucu iç kanama geçirip sabaha ölü bulunabilirim. Ya da kocam cinnet geçirip beni ve çocuklarımı öldürebilir. Ya da ailem sırf biriyle birlikte olup, kızlık zarımı kaybettiğim için kendimi asmama yardımcı olabilirler. Ya da çocuklarımın kış ayında üşümesine dayanamayıp, yan odaya geçip kendimi asabilirim kimsenin yardımı olmadan. Ya da kocam beni aldattığı halde, ben onu aldatınca hem beni hem sevgilimi vurabilir; bir taşla iki kuş! Ya da beni çok dövdüğü için kocamı terk edebilir ve kocamın yanında bıraktığım oğlum büyüyünce namus temizlemek için beni vurabilir. Ya da boşanmaya çalıştığım kocam ben polisten koruma istememe rağmen bana 3 gün eziyet edebilir ve ardından cesedim kokunca bulunabilirim. Ya da birinin sırf eğlence malzemesi olarak öldürebilirim. Ya da kocam zengin ama ben fakirim diye bana miras kalmaması için öldürülebilirim. Ya da ölsem bile cansız bedenim tecavüze uğrayabilir. Ya da ben rahat yatağımda ölürüm ama kendi ellerimle büyüttüğüm kızım bu ölümlerden birini yaşayabilir. Ya da kendi elimle büyüttüğüm oğlum birinin hayatına böyle son verebilir. Bilemedim nasıl ölsem?
(via penaberi)
Bunları gördükçe erkekliğimden utanıyorum amk
(via darksidecarnage)
Bende amk
(via crazywhitenigga)
sur·vive
to carry on despite hardships or trauma; persevere.
Teşekkürler. Muhteşem bir yıldı.
Kirik cam misali hatalarim , acitir..
Seni böyle mi kaybettim ?
Bul beni kaybolmuşum
İzim silinmiş dilim suskun, susmuşum
Bak bana mahfolmuşum
Senden kendimi almayi unutmusum
Bul beni kaybolmuşum
Gecem günüme karışmış bir hoşum
Sanma ki sarhoşum
Ne var ne yoksa yıkıldı içimde Bomboşum
Ne gün güneşe doymayı bilir
Ne de ben sana bakmaya
Uyutsun gece beni sevmesem de
Sensiz hayaller kurmayı
Dikenleri anladım da senin çiçeklerin vardı nasıl soldun da gittin
fırtınam oldun yıkıldım ben
söyle seni böyle mi kaybettim
Bul beni kaybolmuşum
Senden kendimi almayı unutmuşum
ben gerisini bilmiyom amk
Kalbinin en derinlerinden bir dilek tut,postu reblogla ve bekle
Allah çarpsın okunmuş bu post. Tuttu valla.
Ayfon 6 istediydim babam yeni b itelefon çıkmış foni 6 mıdırnedir dedi alalım dedi amk :oo
3 veya 4 kez rb yaptım çok büyük bir şey istemiyorum lütfen olsun
OHA HASSIKTIR GECEN TUTMUSTUM OLDU LAN!
Lan vallaha oldu amk şimdi daha ilerisi olsun diye dilek tutucam
kaçıncı kere rbliyorum