Uzun zamandir hayatimda olmasini istedigim insani kuruyorum kafamda. Bu O’nun yanlislarini acikca gormemle basladi. Son 4-5 ayin cehenneme donusmesi, inanilmaz kavgalar, iki sevgili arasinda kesinlikle olmamasi gereken seylerin olmasi ne istedigimi sorgulatti bana. Ve hayatimda ilk defa bir kavganin patlak vermesiyle, dayanamamakla vs degil, onunla beraber olmak istemedigimi, hayatimin kalan kismindaki adamin o olmamasi gerektigini dusundugum, bunu hak etmedigimi hissettigim icin ayrildim. En guzel o sevdi beni. Kimse onun kadar fedakarlik yapmadi belki, kimse onun kadar taniyamadi beni, kimse onun kadar yanimda olamadi. Belki babam bile. Annemi kimseyle kiyaslayamam ama babamdan cok tanidi, daha cok dinledi beni. Istanbul’da ailem oldu. Asla yalniz birakmadi. Yilginliga dustugumde asla orada kalmama izin vermedi; hep kaldirdi dustugum yerden, sirtinda tasimasi gerekse bile. Cok guzel sevdi beni o. Ama onun hakkinda soyleyebilecegim tek sey beni sevmesi, mukemmel kalbi. Son zamanlarda bunlar da cok kalmamisti gerci ama neyse o apayri bir konu. Geri kalan hicbir sey ‘ben’ degildi. Onunla donustugum insan ben degildim. Yaptigim cogu seyden pismanlik duymam. Olmasi gerektigini ve bana kattigi seylerin hayatimda onemli kararlarin sonuclarini etkileyecegini dusunurum. Onunla tekrar baslamak yanlis bir karardi. Biraksaydik o, orada kalsaydi, bu kadar yipranmasaydik; beni seven, gulunce yuzu aydinlanan, bahar gozlu, mukemmel kalpli adam olarak kalsaydi. Ama dedigim gibi keske demiyorum. Evet cok yipratici bir surecti ama iyi ki yasanmis. Eger yasanmasaydi ben hayatim boyunca ‘Acaba yapabilir miydik?’ ‘Onu cok uzdum. Beni bu denli seven bir adami cok uzdum.’ ‘Duzelmeye cabaliyordu, ben her seyi mahvettim.’ diye kendi kendimi yiycektim hep biliyorum. En azindan ayri kaldigimiz o 1.5 yil boyunca hep boyle vicdan azabiyla yasadim. Suan donup geriye baktigimda aslinda hicbir zaman degismeye cabalamadigini, bir seyleri duzeltmek icin asil benim caba gosterdigimi goruyorum. Gercekten kimsenin yapmayacagi ve benim de baskasina yapmayacagim seyler yaptim. Suan olsa yapmayabilirim. O zamanlar kucuktuk, Istanbul icimdeki bir seyleri oldurmemisti henuz. Insanlara guvenim vardi. Sorgusuz, kendi hayatimi mahvederek karsimdakine veriyordum elimde avucumda ne varsa. Maddi-manevi. Ve asil onun bunlari suistimal ettigini gordum. Insanlarin ne kadar degistigini gordum. Ne kadar kirlenebildigini. Degismez sandigin sevgilerin takintiya donusup sana zarar verisini izledim uzaktan. Kiramaz, seni yari yolda birakamaz sandigin insanlarin hic dusunmeden seni nasil paramparca edebildigini, sen aglarken uyanip hicbir sey olmamis gibi geri uyuyabilmesini gordum. Bir kadin gece siz uyurken size caktirmadan sessiz sessiz agliyorsa bir problem vardir arkadaslar. Kicinizi donup yatacak kadar hayvansaniz sonrasinda hatayi nolur baska yerde aramayin. Beraber gecen 4 yila, bastaki halinize, onun bastaki haline, bir de simdiye bakin. Bir kere de hatayi kendinizde arayin lutfen. Ben hep kendimi parcalarim, hep sorgularim kendimi ve hep suclarim. Anliyorum ki bu sadece karsi tarafa istedigini yapabilme hakki veriyor. Neyse ne diyordum; iyi ki baslamisim tekrardan da gorebilmisim bunlari.
Dusunuyorum simdi hayatimi beraber gecirecegim adam nasil olmali? Ne istiyorum hayattan, gelecek kisinin bana ne katmasini istiyorum;
Bir kere en basta tabi sevmek, sevilmek, saygi, guven bunlari saymiyorum bile. En temel olmasi gereken seyler sonucta.
Hayattan beklentisi olmali, sorgulamali. Kaliplari, kurallari oldugu gibi; hic dusunmeden kabullenip bir prototipe donusmemeli. Hayir demiyorum ki sirf muhalefet olsun; ama bir seyleri gelistirmeyi, duzeltmeyi, yenilemeyi bilsin. Bu fiziki bir sey de olabilir mental bir sey de. Olgulari oldugu gibi kabullenmek zaten asil problem. Yaratamayip sadece tuketmenin bas kahramani. Hayatima giren adam yaratmali ne durumda olursak olalim. Maddi olarak kotu bir durumda olursak alamadigimiz seylerin cokuntusu icine girmeyip cozum yolu aramali. Mesela doguda yasadigimiz yillarda, o zamanlar ‘Bil Bakalim Kim’ yeni yeni cikiyor. Abim de bunu istemis annemden. Oyle bir yerde oyle bir oyunu bulmak zaten imkansiz bir de o donemlerde cok fazla cocuk oyunu yok, cikan seyler ates pahasi. Annem oturup onlarca karton kesmis kucuk kucuk. Boyama kalemlerini alip her birine farkli bir adam, kadin cizmis ve boyamis rengarenk. Biyiklar yapmis, saclar yapmis kivir kivir.. Tellerden onlari tutacak bir levha yapmis ve olmus sana ‘Bil Bakalim Kim’. Ben hayatimdaki adamin da boyle bir insan olmasini istiyorum. Umutsuzluga kapilmadan, olani en guzel sekilde degerlendirebilen. Sadece boyle seylerde de degil; en basitinden elektrik gitse ve karanlikta kalsak hayiflanip sikilmak yerine o ani degerlendirmeyi; hayati guzellestirmeyi bilen bir insan olmali hayatimda. Ekstrem kotu gunler olmadigi surece hayatin aslinda bize verilmis bir odul oldugunu ve yasamanin guzel oldugunu bilen, yasadigi seylerden keyif alabilen; yasamasini bilen bir insan olmali hayatimda.
Beni anlayabilmeli hayatimdaki adam. Canim sikkin oldugunda beni guldurebilmeli mesela saklabanliklariyla. Her insan boyle olamaz biliyorum ama yani anlatmak istedigim sey su ki beni tanimali. O an canimin sikkin oldugunu anlayip elinden bir sey gelmiyorsa bile sarilmali ornegin. Veya sinirim bozuk oldugunda histerik gibi saatlerce guldugumu, aglamamak icin sacma sapan hareketler yaptigimi bilecek kadar bilmeli beni. O saatlerce gulmenin bir anda kesilip gozlerimden yaslar bosalacagini bilmeli. Veya dinleyebilmeli. Heyecanimi, nesemi, huznumu, uzuntumu paylasabilmeli. Ilgi alani olmasa bile beni heyecanlandiran bir ameliyat izledigimde mesela, onu saatlerce anlatmak istedigimi fark edip oturup dinlemeli beni. Cok mutlu oldugum bir olay yasandiginda evde salak sacma ziplamak mesela, buna acayip gozlerle bakmak yerine benimle beraber ziplamali. Yani bunlar sadece ornek, metafor mu denir neyse iste. Anlatmak istedigimi anladiniz bence.
Hayattan amaci olmali hayatimdaki insanin. Yaptigi ise -her neyse artik- bagli olmali. Onun heyecanini duymali. Veya bir yere gelmek istememeli. Oldugu yerden memnun olmadigi halde suregelen yasantisini bozmayip olani kabullenen, cabalamayan bir insan olmamali. Ben hayata bir amacla geldigimizi dusunuyorum. Cevresine, ailesine, arkadaslarina, belki hic tanimadigi insanlar; topluma bir seyler katmali. Yillar gecip donup baktiginda birilerinin hayatinda fark yaratabilmis olmali. Bunlar yapilmasi zor seyler farkindayim ama insan istiyor iste.
Sevecen bir insan olmali mesela. Toplumdan kendini soyutlamis, ‘Degmez.’ diyen bir insan olmamali. Evet yasadigimiz toplum belli, getirdikleri, goturdukleri belli. Benim de bazen hicbir sey yapasim gelmiyor. Hatta bazen bazi insanlarin kafasini duvara vurasim falan geliyor ama anlik seylerden bahsetmiyorum. En azindan hayatinda olan insanlara karsi, yolda gordugu bir cocuga karsi, bir sokak hayvanina karsi...
Ailesi, aileme yakin bir insan olmali. Mantalite olarak, egitim duzeyi olarak, gelir olarak... Onceden bunlarin asla onemli seyler olmadigini savunurdum. Ama cok net birinci elden gordum ki insani cok yipratan seyler bunlar. Zaten yilda kac kere gorucekler ki diye dusunmekten ibaret degil. Senden kilometrelerce uzak olan o dusunce yapisi, sevdigin adami buyuten dusunce yapisi aslinda. Her ne kadar aileyi gormezden gelmeye calissan da, iliskini minimuma indirsen de; o dusunceleri, o kafayi sevdigin adamda gormeye basliyorsun bir yerden sonra. O aksini bile savunsa attigi adimda, sarf ettigi kelimelerde, olaylara bakis acisindaki ufak bir nuansta hatta bakisinda bile goruyorsun ve artik bir seyleri degistirmek icin cok gec oluyor. En iyi ihtimali dusunelim, o sevdigin adamda sana aykiri gelen hicbir sey olmasin ve hayatinizi birlestirmeye karar verdiginizi varsayin. Hayatiniz boyunca kactiginiz, nasil buna inanabilirler, nasil boyle dusunebilirler dediginiz dusunce yapisinin eline cocugunuzu gonderebilir misiniz? Ben gonderemem sahsen. Hangi ebeveyn kactigi bir seyin ellerine cocugunu birakabilir gonul rahatligiyla? Gelir duzeyini de onceden hic onemsemezdim. Ama sunu da gordum ki siz onemsemeseniz bile ya karsi taraf takiyor ya bir sey oluyor hayatinizin bir doneminde illa karsiniza cikiyor. Umarim ne cok yuksek bir gelir seviyesinde olurlar ne cok dusuk. Iki taraf bile onemsemese hayattan beklentileriniz, nasil buyudugunuz, hayat gorusleriniz bile cok degisiyor inanin. Gelir seviyesi sizin altinizda olan bir insanla hayati bolusmeye calistiginizda size ve cevrenize dogal gelen bir durum ona simarilik gibi gelebiliyor mesela. Ya da sizden cok yukarida geliri olan bir insanla yine ayni caba icerisindeyseniz belki yaptiginiz tasarruf, belki degerli bir sey aldiginizdaki heyecan belki baska bir sey karsi tarafin alisik olmadigi bir sey. Gibi gibi...
Daha anlatsam cok anlatirim. Cok detaya inerim; mesela yeri geldiginde spontane yasamayi bilmeli, gezmeyi sevmeli, okumali, kulturlu olmali, muzik zevklerimiz uymaliya kadar falan inerim ama tabi ki farkindayim kimse hayalini kurdugun adam gibi olamaz. Sonucta o kafanda kurdugun senin ‘mukemmel erkegin’. Ve ben sanirim o mukkemmel x kisisi icin beklerken kedili teyzeye donusecegim. Ama olsun iliski cok acayip bir sey; eger iyi bir iliskinin icindeyseniz durum ne olursa olsun o sizin hayatinizi cok guzellestiren bir sey, sacma sapan seylerden bile keyif almanizi saglayan bir sey. Ama kotu bir iliski de ayni zamanda hayati mahveden bir sey. Yaptigi hicbir seyden keyif alamayan, her sey gozune kotu gozuken, surekli kafasi mutsuzlugunda olup etrafina mutsuzluk sacan bir insan olmaktansa yalniz ve mutlu olmayi ogrenmeliyim gibi geliyor. Tabi hayat ne gosterir bilemiyorum. Umarim kararlarimdan pismanlik duymam ileride. Ve gecen yazimda da dedigim gibi her sey bu cumleye cikiyor ; Her seyin hayirlisi.