En zor savaş, insanın kendi putlarına karşı verdiği savaştır.

No title available
RMH

Discoholic 🪩
occasionally subtle

roma★
Claire Keane
Show & Tell

Love Begins
Noah Kahan
$LAYYYTER
taylor price
we're not kids anymore.
noise dept.
d e v o n
Jules of Nature
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Keni
Game of Thrones Daily

shark vs the universe
cherry valley forever
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Ecuador
seen from Brazil

seen from Germany
seen from Lithuania
seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Morocco
seen from Indonesia

seen from South Africa
seen from Azerbaijan
seen from Libya
@gently-weep
En zor savaş, insanın kendi putlarına karşı verdiği savaştır.
''Verebileceğin en cesurca karar, kalbini ve ruhunu inciten şeyi bırakmandır."
📖 Brigitte Nicole..
Bilincsel bir yorgunluk var uzerimde.Kendi kabuguma cekilmisim,fiziksel bir yorgunluk degil zihinsel bir tukenis. Sahte iliskilerden gordugum bulanti,yuzeysel,sig,cahillik mutlulugu. Kendimi bir yere sigdiramiyorum donup dolasip kendime bir yer edinemiyorum. Zihnimde binlerce ari vizildiyor. Susturamiyorum.Ask siirleri okuyan mutlu ve kor bir insan olmayi yeglerdim,ama bu benim lanetim. Her anin niyesini sorgulayan bir hatayim ben. Yorgun ve bitkin bir halde okyanusta kucuk kulaclar atiyorum.Fark ettikce sancim artiyor, gozlerimdeki perde kalktikca daha da bitkin dusuyorum. Nereye kadar uzaklasicaktim ki.. Aci olmadan bir seyler ogrenilmezmis bunu anladim. Gelisirsin ama kendi icinde kaybolursun . Bedelini odemek zorundasin. Tanri’nin en buyuk cezasidir fark etmek. Her seyin empatisini yasayan biri sonunda bitmeye mahkumdur. Her gun daha da cekilirsim dibe.Disaridan hos gozukurken icinde savas vardir, sarsilmaz bir gercek bu
Sorular çok ağır ama cevaplar önemini kaybediyor. Doğru olan ne ki gerçekten, bir doğru var mı? Herkesin doğrusunun kendine olduğu bu dünyada pusulasını yönünü kaybetmiş bir yabancı gibi ortada dolaşmaktan yoruldum galiba. Sonrasında bakıyorum insanlara diyorum ki pusulanız sizin yolunuzu gösteriyo herkesin pusulası farklı bir yeri gösteriyor çünkü. Bana diyolar ki hayır pusulalarımız doğru. Haklılar ne diyebilirim ki benim bi pusulam da yok çok fazla insan bana farklı farklı yollar gösterdi diyemiyorum da hepsi kendi pusulasını görüyor çünkü başkasının pusulasıyla doğrulatmaya çalışmıyor yönünü. Sahi ben pusulamı hangi anda kaybettim. Birine doğru yolu göstermeye çalışırken mi yoksa hiç mi yoktu pusulam. Onlar gidecekleri yeri biliyorlar herkesin kendi pusulası var bense kaybolmuş gibiyim başkasının pusulasına güvenemeyeceğimi öğrendim ama kendi yolumu da kaybettim gibi. Kocaman bir kayboluşun ortasında hissettiriyor tüm bunlar.
Mitolojik Hikâye: Ayın Eli ve Saçların Tapınağı
Zamanın başladığı vakitlerde, insanların duygularının henüz dile gelmediği bir çağda, gökyüzü ile yer arasında yaşayan bir kadın vardı: Elmareya.
Elmareya, Ay’ın en içteki yüzeyinde doğmuştu. Gümüş gibi parlayan ayın içinde, rüyaları görüp dokuyanların koruyucusuydu. Ama onun görevi sadece rüyaları izlemek değildi insanların bırakamadığı duygularını, çözemedikleri saç düğümleri gibi nazikçe çözmekti. Bu yüzden elleri hep saçlarla doluydu.
Bir gün Elmareya, dünyaya en çok düşen ve en derin hisseden birinin rüyasına indi. Bu kişi, bir zamanlar yüreğini sunmuş ama karşılık alamamıştı. Zaman geçmiş, sözler unutulmuştu ama geceleri Elmareya, onun rüyalarında hep aynı kişiyi dokurken buluyordu.
Bu, yasak bir durumdu. Çünkü "Ay Dokuyucuları", sadece yaşayanların değil, duyguları sonlanmış olanların rüyasına girebilirdi. Fakat Elmareya, onun kalbindeki sesi duydu:
> “Artık onu sevmiyorum. Ama bırakamadım. Çünkü o en son hissettiğimdi.”
Ve işte o anda, Elmareya'nın ayın içinde uzanan eli, bu kişinin rüyasındaki saçlarla düğümlendi. O kadar sıkı bir bağ oluştu ki, Elmareya geri dönemedi. Ayın ışığı sönmeye başladı.
Tanrılar onu kurtarmak için bir karar verdi:
Ay’ın içinden çıkmak için o kişinin kendi saç düğümünü çözmesi gerekiyordu.
Ve böylece Elmareya, ilk kez bir rüyaya “yardım etmek için değil, kurtulmak için” indi.
O kişinin rüyalarında, önce uzaktan izledi, sonra elini tuttu, ardından onun zincirlerini çözdü. Ama son rüyada artık bağ yoktu sadece koruma vardı. O kişinin eli, Elmareya’nın elinin yerini almıştı.
Ve Elmareya o gece Ay’a geri döndü.
Ama artık Ay’ın ortasında bir iz vardı:
"Bir elin, saçları zarafetle çözdüğü figür."
Bu figür tapınaklara işlendi. Adına “Unutuşun Şefkati” dendi.
Ve kim birini sevip de karşılık alamazsa, Ay’a bakıp bu sembolü anımsar:
“Bazen en büyük sevgi, artık hissetmediğimiz birine duyduğumuz içsel şefkattir.”
Senin için en iyi olan tümden ulaşılmayandır. İkinci en iyi de senin şimdicek ölmendir.
Ezeli değişimlerde ezgilerin gizemli gücü bu dünyada selamlayıp durur bizi
Senin için en iyi olan tümden ulaşılmayandır. İkinci en iyi de senin şimdicek ölmendir.
Dünyada güzel olan her şey daha insana ulaşamadan kendi ördüğü ağlara takılıyo.
Kırık bir kalp yaşamaya devam etmek için yeterli midir?
Bazen çılgınca zevk aldığım uyarıcılardan kesinlikle zevk almıyordum. Hayatımı, itibarımı ve mantığımı tehlikeye attığım şey zevk peşinde koşmak değildi. Bu, acı veren anılardan, dayanılmaz yalnızlık duygusundan ve yaklaşan kıyamet korkusundan kaçmak için umutsuz bir girişim olmuştur.
Edgar Allen Poe
Affetmek bir mahkumu serbest bırakmak ve o mahkumun kendiniz olduğunu keşfetmektir.