"Ya geçmişte ya da umudun bizi zamanın çeperinden kopardığı gelecekte mutlu olmayı istedik. Şimdi hiç olmadı, yoktu. Bununla da kalmadı umudun tecavüzüne uğradık, uyuştuk, hissizleştik. Sesimizi çıkarmayı bir kenara bırakın, içimize bile konuşmadık. Tanrı'nın bile bizi ayıplayacağını düşünüp düşüncelerimizden korktuk. Onun sesini bastırmanın günah olduğu öğretilmişti, çünkü bu dünya acıydı, sonrasıydı cennet. İşte böyle başladı acıya ırgatlığımız, onunla büyüdük, öğrendik. Çok paylaşmadık, ne kendimizinkileri ne de başkalarınınkileri, bazen bize bulaşacağından korktuk, bazen bulaştıracağımızdan. Sonra büyük bir anestezi oldu hayatımız. Şansı olanlar kendine en yakını yaşadı, bazıları yaşandı. Ama inanın kaçabilseydik çok hızlı uzaklaşırdık."