Claire Keane
ojovivo
RMH
DEAR READER
KIROKAZE
cherry valley forever
Show & Tell
Misplaced Lens Cap
Sweet Seals For You, Always
he wasn't even looking at me and he found me

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣
Three Goblin Art

Origami Around
Sade Olutola

Janaina Medeiros
we're not kids anymore.
No title available

#extradirty

PR's Tumblrdome

seen from United Arab Emirates

seen from Germany
seen from Australia
seen from United States

seen from Brazil

seen from Australia

seen from United Kingdom

seen from Spain

seen from United States
seen from China

seen from Nepal

seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Kyrgyzstan
@gregorkafk
-
Öyle tenha ki gönlüm, gel de görme bir bak.
Paslanmaz zincirler ket vururken bir selama,
Uğursuz kediler tepinmez eşikte, bebekler soluksuz beşikte.
Ustura savursan hava inler, bıraktığın boşluğu gel de gör bak.
Haberin kötüsü, mektubun azı, umudum yok.
An olur dargınlık gelir, hasret uğrar, zincire asılasım gelir.
Beni çaresiz yalnızlığa mahkum ettiğini görme gel,
Bahardan haber yok, haneme gün doğurma gel.
Senin de vardır yitikliği çivi gibi batan,
Kış gecelerinde ayaza sarıldıkların.
Bana armağanın tanıdıktır,
Eminim ki pınarların, bana bıraktığınla ıslanmıştır.
Ya kurtarıcı, Ya Rab! Hangi kelamında kırldı da kalemin-
Karınca sürüsüne güç veren kelamın,
Niçin dört köşeme bir umut, bir soluk karalamaz?
Niçin fani kulunun sınavıyladır imtihanım?
El açtığım duaları bir defa da olsa duyma gel.
Sözlerimin gülümsemeye mevzunu beklediğini gör.
Adını yakarışlara nasıl nakşettim duyma gel,
Kapımdan giren gamsız kedere ikram olma gel.
Gül tütünüyle buharlanan, gül kokunla ayyaş,
Feza sultanının kudretinin uzanmadığı,
Sıkkın canımın kaçacak soluk bulamadığı,
Şu aciz gönlümde bi gitmez misafir olma gel.
-
Yitirmeye nazır bir sevdanın azami sıkıntısı, Kırık bir hatırın buruk avuntusu Gidişlerin en afilisi, hasretin çetin mücadelesi, Ayrılığın yegâne ganimeti, keşkelerce fotoğraf albümleri.
İnsan bazen dertleşecek birilerini arıyor..
Selam, hayat nasıl gidiyor? Bir şeyler danışmaya geldim. Kafamda birden fazla düşünce var, diyelim ki "uzun süreli cefa sonrası kısa bir sefa" ya da "kısa süreli sefa ve sonrasında uzun süreli cefa" ( kelime oyunu değil zamanına göre yazdım bunları ) arasında seçim yapmak zorundasın bir işin sonunda kısa bir sefa da olsa zihnen ve ruhen rahat olacaksın, bedenen yorgun olacaksın belki ama bir şeyleri başarmanın gururu olacak(belki). Diğer işin sonunda da denemediğin için bir pişmanlık olucak ama bedenen rahat olacaksın belki zihnin ve ruhun karmaşık olucak ama bedenen fazlasıyla rahat olacaksın. Sence bu konuya nasıl bir bakış açısıyla bakılmalı ya da sen ne yapardın.
Merhaba, öncelikle fikrime önem verip sorduğun için teşekkür ederim. Biraz geç yanıtladığım için de çok özür dilerim, buraya girmemiştim. Eğer bu yorgunluğun sonucunda elde edeceğin şey senin için gerçekten bir değer taşıyorsa onun için mücadele etmek, kendini yormak kabildir. Ben kendim olsam bedenimi yorar müsterih bir kafayı tercih ederdim. Kafa yorgunluğu beden yorgunluğundan daha problemli, illa ki bir yerlerde soluklanıp dinlenebilirsin ama o "keşke" hiç yakandan ayrılmaz
İnkisar illeti gecenin zilli köçeği, Gece ağırbaşlı girdap, hasreti yorgan bilene. Sabaha varana kadar ya kordur ya üşütür, Bir çift kara gözün hayali ile süründürür.
10/30
-
MUĞLAK BİR KULAÇTIR SEVDA Hasretin manivelayı zorladığını, bilsem kaç ton bastığını- Öyle, alelade kaldırıp atılacak bir şey olmadığını- Bilseydim, yol beklerken gönlün çıkmaza düştüğünü- Bilmem, bu kadar bağlanır mıydım? Sevdanın en nihayet hasrete gebe olduğunu- Bilseydim gayretli telaşımın lüzumsuz olduğunun- Bilseydim, tek yanlı sevginin en afili yalnızlık olduğunu- Bilmem, yoluna meraklı bir sevdaya tutulur muydum? Soğuk iklimler, tan griliği, yalnızlığı tanıyanlar mezarlığı- Asude idim, avare bilinirim ki beyhude! Bir merhabana özlemle dolanacağımı bilsem- Gözlerinde şavkıyan şuh neşeye bu kadar bakınır mıydım?
CEBİMDE TAŞIRIM HASRETİ Son kozlarımızı oynuyoruz, Meşum sevdanın hileli zarlarıyla. Ya hayat avuçlarımdan kayacak, Ya da ben nihayet hayata dahil olacağım. Kaç yaş daha görür gözlerim, kaç mevsim daha? Daha ne kadar kaçabilirim temeli mezbele bir solukla? Ne kadar uzağa savurur beni, Yanıp tutuşan bir sevdayla tabanlarım? Tamam diyorum, bu kez oldu! Silindi hatırası, kayboldu zihnimin dehlizlerinde. Yakmıyor düşüncelerimi yangından kopuk tebessümü. Pencerelere koşmuyorum artık yağmurlu günlerde. Beklemiyorum da kapımın çalmasını. Ümidim tükendi, kalmadı diyorum ama, Kara gözlerini görmeden de yummak istemiyorum gözlerimi. Unutmak mı istiyorum, hatırımda yaşatmak mı seni? Yazıp yazıp silmeseydim müşterek hayallerimizi, Tozlu rafların ardında saklamasam yazılı onca hayali, Bu kadar zor olmayabilirdi unutmak terli bir bedeni. “Bırak!” diyorum bazen kendime, Bırak yakasını gitsin her şeyin. Kokusu, hayali ve uykulu gözleri kaybolsun marazi yanımdan. “Ama anılar?” diye soruyorum işte tanrım! Parmak uçlarımdan kayıp giderken, Resimlerde durduğu gibi sakin de değil ki, Aklımın ücralarında biriken uzanışlarımız. Güçlü bir insanım oysa, Yüküme sevda dahil olmasa. Taşıyan ben değil miyim bu yaşanmışlığın yükünü? Yorgun düştüğüm, mecalsiz kaldığım günler başımı kaldırıp göğe, Fezada müspet bir mucize gibi, Metaneti yakama yapıştıran sen değil misin Tanrım? İnfilak eden vakur yüreğimde sarmaşıklanan şu meşum hasreti, Okuyayım şimdi de hangi kitapta buyurduysan rahat bir soluğu. Bir çınar gölgesinde yaslanıp sığınayım muktedir adına.