Aşure Yedim, Vancouver’da!
Çok uzun zaman oldu yazmayalı. Jet Lag’tan bir türlü kendime gelemedim. Yazacak çok şeyim var; ama ben ilk önce bugünü yazmak istiyorum.
Şu an saat akşam 19:08 ve ben eve az önce geldim. Normalde dersim öğlen 2′de bitiyor. Bugün okuldan çıkışta Apple Store aramaya gittim. Haritaya baka baka kolayca buldum. Hatta itiraf ediyorum kaybolmadığıma bir hayli şaşırdım :D Aslında kaybolmuyorum da yanlış sokaklara girip, her defasında yolumu uzatıyorum. Benim gerizekalı banka kartlarım burada geçmiyorlar. Alışverişlerde geçmiyorlar yani, oysa o gerizekalı bankalar bana sorun olmayacağını söylemişlerdi. Sadece Starbucks gibi yerlerde geçiyorlar çok garip. iPhone 6S Plus alacaktım, hatta her şeyini falan da seçtim. Sıra ödemeye gelince benim banka kartlarımın hiçbiri çalışmadı! Deliye döndüm! 6S mi yoksa 6S Plus mı alsam diye uzun uzun düşünürken ısrarla sordum Visa kart geçiyor değil mi diye!
Apple Store’dan ellerim boş ayrılınca AVM’de bari bir McDonald’s veya bir Burger King bulayım diye yemek bölümüne gittim. Ve o da ne! Yok hiçbiri anam yok! Meksikalıların işlettiği hamburgerden bozma ürünler satan bir yer vardı sadece. Geri kalan her yer Uzakdoğu mutfağı! Yahu bu Vancouver’da sadece çekik gözlü insanlar mı yaşıyor? Bize yazık değil mi ya! 6 gündür koskoca Downtown’u turluyorum ama bir tane bile McDonald’s veya Burger King’e rastlamadım. Oysa ki her köşe başı Starbucks, her merdiven altı, her yer ama her yer KAHVECİ! Ayy şu sokağa gireyim de Starbucks’tan kahve alayım diye düşünmene gerek yok. 1 metre sonra yine karşına Starbucks çıkıyor. Acaba yasaklı falan mı diye düşündüm ciddi ciddi. McDonald’s ve Burger King aşığı değilim; ama günlerdir Uzakdoğu yemekleri yiyince damak tadıma en yakın onlar diye düşünüp saldırmak istedim. Apple Store’daki üzüntümden sonra bu ikinci üzüntüm oldu bugün.
Ve gelelim tuvalet olayına! Ben bugün ilk defa okul dışındaki bir yerde tuvalete gittim. Sadece benim okula özel sanıyordum ben bu olayı, ne bileyim işte! Anam bunların tuvaletleri bir garip! Azıcık daha büyük yapamamışlar o kapıları! Dışarıdaki millet götünü görüyor resmen! Mahremiyet sıfır! Kapılar iki yandan da 2′şer santim falan aralık. YAW NİYE NİYE!!! Bir insan evladı bunu bana açıklasın: NEDEN GÖTÜMÜ GÖRMEK ZORUNDASINIZ?! Yaw kardeşim ne işine yarıyor o aralık senin, oradan bana tuvalet kağıdı mı uzatacaksın, kolay mı gelsin diyeceksin? Niye var lan o aralık! Götünü seven Kanada’ya gelmesin arkadaşlar!
Bugün böyle Kanada’nın gelmişine geçmişine saydırıp, eve giderken yolda Fatma Teyze ile karşılaştım! Yanında dünyalar güzeli iki torunu ile birlikte karşıdan karşıya geçiyordu benimle birlikte. Ben onun yüzünden falan Türk olduğunu anladım; ama yine de “Are you from Turkey?” diye sordum. Sonra biz gurbette karşılaşan her Türk gibi birbirimize sarıldık! Uzun süre cadde ortasında konuştuktan sonra, beni evine götürdü. Daha doğrusu oğlunun ve Kanadalı gelinin evine götürdü. Yakın oturuyormuşuz, bir cadde varmış aramızda. Günlerdir haşlanmış pirinç yemekten bıkan bana DOLMA VE AŞURE ikram etti. AŞURE DİYORUM YAHU, VANCOUVER’DA AŞURE!!! Yahu şaka gibi hâlâ inanamıyorum. Ne kadar şerbetli bir insanım. Ayy tahtalara vurayım! Fatma Teyze ben bunun fotoğrafını çekicem, annem görmeden inanmaz dedim.
Eve geldim ve sevgili homestay mothercığımın bana yemek ayırdığını gördüm. Şimdi yemezsem ayıp olacak; ama damak tadımı da bozmak istemiyorum. Ve çok tokum. Ayy ben aşure yedim Vancouver’da ya! Duygularımı tarif edemiyorum. Fotoğrafı da annem için değil kendim için çektim zaten. iPhone alamamam artık umurumda değil, zaten yarın gidip peşin parayla alıcam. Tuvalette milletin götümü görmesi de umurumda değil, BEN AŞURE YEDİM, VANCOUVER’DA!!!