ölürüm derdimden
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available

tannertan36

No title available
almost home
TVSTRANGERTHINGS
we're not kids anymore.
Cosimo Galluzzi
Stranger Things
Cosmic Funnies
Xuebing Du

祝日 / Permanent Vacation

Love Begins
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
noise dept.
hello vonnie

PR's Tumblrdome
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always
trying on a metaphor

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Switzerland
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Italy
seen from United States

seen from Australia

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@gua-luy
ölürüm derdimden
Kalbin aynası olan gözler, nasıl yalan söyler? Tüm kalpler mi kötüdür esasında? Gelmeyeni beklemek, aşk değil midir zaten?
I had met the absolute love of my life in you, from the moment I first saw you, i knew.
But I owed karma a debt, and I paid it in full.
Şimdilerde kimseyi ve hiçbir bulvarı, hiçbir evi kıskanmıyorum. Her yerde kalabilirim. Ama o bizim, önünü gecekonduların kapattığı evimizde bir gece bile oturamam. Hiç düşündünüz mü? Ölen bir insanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? Ölen bir okula gidebilir misiniz? Ölen bir evde uyuyabilir misiniz? O yıllar öldü. O yılları bizi öldürecek biçimde yaşattılar.
i will leave the light on
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. belki de çok az… O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum… Az…
Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi…
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, Her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir…
Baron hakkında yazarken kendimi iyi hissediyordum. Birine ihtiyaç duyuyordu insan. Etrafında öyle biri yoksa onu sen yaratmak zorundaydın, olması gerektiği gibi birini yaratırdın. İnsanın kendini aldatması, hile yapması gibi bir şey değildi bu. Aksini yapmak, etrafında Baron gibi biri olmadan yaşamak kendini aldatma olurdu.
Kalbini kırarken en çok kırılandı aslında benim kalbim
güneşe aşık kardelen çiçeği
Ama bir yarayı sevdiğin zaman iyileşmesine nasıl izin verirsin? Bir tümörü sevdiysen eğer seni öldürmesine izin vermelisin.
yedi kat eller yakınım oldu gel kavuşalım artık
beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni
İnsan acılarını bildiği birini sevmemeli. Çünkü birine şurada bir yaram vardı demekle birinin artık kapanan yaranın yerini bilmesi ve seninle konuşurken gözünün oraya takılması çok farklı şeylerdir.
Yüksekten düşmek.
Ayaklarının yerden kesilmesi.
Ya da aşık olmak.
Veya birine güvenmek.
Bana kalırsa hepsi aynı şeydi.
Çünkü o güne kadar dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan her insandan ne kadar nefret ettiğini hatırladı. Çevresi onlarla doluydu. Kuşatılmıştı. İnsanlarla. Yanından geçip giden insanlarla. Önlerine çıktığı için hızlı adımlarla etrafından geçtikleri, siyahlar içindeki kızı görmeyen ve acelesi olan insanlarla. Nasıl anlayamıyorlar, diye düşündü Derdâ. Yanlarından geçiyorum. Buradayım, aralarında. Ama hiçbirinin umrunda değilim. Görmüyorlar bile beni. Hepsi de kör olmuş. Ya da bu çarşaf, görünmezlik kumaşından…
Yalnızlığın güzel olduğuna dair okuduğum her roman, zihnimde büyük delikler açmıştı. Şimdiyse o delikleri doldurmayı başaran tek insani toprağa gömme sırasıydı. Bir çiçeği toprağa gömerdiniz ama bir insanı toprağa gömmek çok saçmaydı. İsmi Kardelen’di, evet, o benim çiçeğimdi ama neden onu toprağa gömmek zorundaydık ki.
Minel.
Beni neden sevmedin?
Beni neden hiç sevmedin?
Beni neden hiç sevmek istemedin?
Hayır Minel, beni neden sevemedin?
Yaralar iyileşirdi, izler dövmelerle kapatılırdı, emareler güzel anılara dönüşürdü, merhamet sen beni sevseydin kalbime uğrardı, korkularım senin sayende geçerdi; sen beni sevseydin, sevgini hissetseydim, ben zaten iyi bir adam olurdum.