Allah haksızlıktan sakınanları sever.
Sade Olutola

Origami Around
Fai_Ryy

roma★
Keni

Discoholic 🪩

No title available

No title available

oozey mess

❣ Chile in a Photography ❣
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Cosmic Funnies

PR's Tumblrdome
The Bowery Presents
No title available
Misplaced Lens Cap
No title available
he wasn't even looking at me and he found me
Jules of Nature

izzy's playlists!
seen from Bahrain
seen from Moldova
seen from Bangladesh
seen from Russia
seen from Türkiye

seen from Hungary

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Vietnam

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Canada

seen from United States
seen from Malaysia

seen from France

seen from Indonesia

seen from Belarus

seen from Netherlands
seen from Germany

seen from United Kingdom
@halemmsi
Allah haksızlıktan sakınanları sever.
bana kendimi bağışlamayı öğretebilirdin.
sana denk gelinmez, sana çabalanır. seninle güzel günlere dilek dilenmez, güzel günler için savaşılır.
kaçıp gitmek isteyen ama kalıp savaşmak zorunda olan o iki insanın hikayesi. bizim hikayemiz.
neden sahip olmadığım tek bir şeyin, sahip olduğum diğer her şeyle ilgili nasıl hissettiğimi etkilemesine izin veriyorum?
kendinden kendini doğuracaksın. bu sancının sebebi de o.
saklayıp gönlünde sır eyle beni.
her gece uykunda düş eyle beni.
sensiz şu âlemde bir hiç gibiyim,
sarıp da ruhuna yâr eyle beni.
bana dokunamadığı her an yangın,
dokunduğu her an olduğu gibi.
kimseye katlanamıyoruz artık. çünkü kendimize katlanmanın yolunu bulamadık henüz. gözümüzün ucunda sürekli bir idealize etme hali varken, gerçeğin o dağınık, o gürültülü hali bizi korkutuyor sanırım. "beni soğuttu" dediğin an, sorumluluktan kurtuluyorsun çünkü. onu anlamaya çalışmana, onunla o yokuşu çıkmana gerek kalmıyor. birini sevmek, onun çatlak sesine, tökezleyen adımlarına ve yarım kalmış cümlelerine yer açabilmek oysa. hatalı yönlerini bir silah olarak değil de bir hikâye olarak görebilme olgunluğudur sevmek.
birini sevmek, o pürüzlere elini sürebilme cesaretidir.
birisi boğuluyorsa o an ona yüzmeyi öğretmenin zamanı değildir. bu cümle gün boyu aklımda kaldı. çünkü bir insan zorlanırken, dağılırken, içi karışmışken etraf bir anda tavsiye verenlerle doluyor. herkes ne yapması gerektiğini, nasıl düşünmesi gerektiğini, nasıl güçlü olması gerektiğini anlatıyor. ama insan boğulurken bunları duyamaz. içeride fırtına varken dışarıdan gelen her yönlendirme gürültü gibi hissedilir.
senin o "anlamsız" görünen çaban, o batışların, o yalnızlığın... hepsi senin kendi dağlarına yürüyüşün. diğerleri sadece nefes alıyor, sen ise yaşıyorsun. o yüzden, geri dönmeyi aklından bile geçirme. düştüysen kalk. rotanı tekrar o zirveye çevir. ailene, atalarına ve en önemlisi kendi potansiyeline bir borcun var. hikayenin sonu henüz yazılmadı. ama kural belli: ölene kadar, tüm yenilgiler psikolojiktir.
yürümeye devam et.
Ahirette önde olanlar, dünyada fedakarlıkta da önde olanlardır.
dün akşam hemen karşımızda babam oturuyorken ve çay içiyorken :) erkek arkadaşımla yan yana oturuyorduk ve birbirimize masanın altından ayaklarımızı üst üste koyarak destek olduk. o an, o an sanki bir kitabın iki aşık karakteri gibi hissettim kendimi. bazen hayatın bazı kısımları kitap ya da film gibi geliyor insana. ve bu bazenleri benim için hep aşk üstüne kurulu.
ister şarkı söyleyin, ister ağlayın. yaşayacağınız hayatın süresi değişmeyecek.
bazı şeyler beni o kadar kırıyor ki, nasıl hâlâ bu kişilerle yaşadığıma hayret ediyorum. çekip gideceğime ettiğim yeminleri yutmuşum bağa olan sevgimden. o bağın beni yaraladığını bilirken hem de.
ya ölüm ya aşk istedim dudağından.
Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olamamıştır bizde. Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar hissedersiniz.