Güzel haftalar, Tumblr!
The Bowery Presents
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Hole
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Show & Tell
ojovivo
★
d e v o n

roma★

bliss lane
No title available
𓃗
taylor price
NASA
KIROKAZE
No title available
One Nice Bug Per Day

Kiana Khansmith

gracie abrams
Noah Kahan

seen from Türkiye

seen from Russia

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia

seen from Germany

seen from Singapore

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Saudi Arabia
seen from Thailand

seen from Singapore

seen from Singapore
seen from Saudi Arabia

seen from Germany
seen from Vietnam
seen from United States
@hazalbiri-blog
Güzel haftalar, Tumblr!
Kukushka - The cuckoo Eleştiri
The Cuckoo- Kukushka Eleştiri
Guguk kuşu başta uzun betimlemeler yapılan fakat daha sonra hızlı akan ve “Biraz daha oku, ilerleyen sayfalarda çok ilginç şeyler olacak” dediğimiz kitaplara benziyor bence. Yönetmenliğini Aleksandr Vladimiroviç Gorojkin’in yaptığı filmin yaklaşık ilk yarım saatini karakterlerimizi tanımak için bize fikir veren betimleyici sahneler süslüyor. Aynı zamanda bu sahneler izleyiciye savaş zamanının o gergin havasını, havanın kasvetiyle, zincirin çıkarttığı ses ve soğuk görünüşüyle biraz da olsa veriyor.
Bu savaş döneminde birbirine karşı iki devletin askerlerinin ve yerli halktan bir Lapon’un hayatı kesişiyor. Karakterlerimizin üçü de birbirinin dillini bilmeseler de ne dediklerini anlamasalar da bu zorlu dönemde birbirlerine destek olup her şeyden uzak doğal bir ortamda beraber yaşamayı sürdürürler. Bu birbirlerini anlayamama durumu zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olunca filmde absürt bir anlatıma neden olmuş.
Laponların bazı dini ritüellerini göreceğimiz sahnelerde yaşamı betimlerken ateşle yani sıcak, ruhun bedenden çıkmaya başladığı anı betimlerken ise soğuk renkler kullanılmış. Bunun yanında Kuzeyde geçen bir kurmaca olmasına rağmen ölüm Doğunun bakış açısıyla beyaz olarak alınmış.
Mevsim geçişini yansıtan eşsiz güzellikte bir manzaraya ve şaşırtıcı bir sona sahip olan film başlangıçta o soğuk sahnelerle başlasa da sıcak renklerle barışık bir şekilde bitiyor.
-Hazal
Hazal biri
Bu aslında 97 yılında başlamış bir hikaye. Daha tam olarak yazıya geçirilmedi. Hazal birinin hikayesi. Tüm düşünceleriyle, tüm duygularıyla, tüm eleştirisiyle, tüm fotoğraflarıyla Hazal biri.
Bazen sadece gözlerini kapayarak bir Ludovico Einaudi şarkısında bir sahne hayali. Tıpkı Dolan’ın “Mommy” de hayal ettiği gibi. Bazen sadece 4.boyutu anlamaya çalışmak gibi. Tıpkı Hawking’in “Zamanın Kısa Tarihi” ni yazdığı gibi. Bazen sadece bir fotoğraf. Tıpkı küçüklüğümü anneannemin “an”ların içine hapsettiği gibi. Bazense bir sarılmayla bin huzur olur “O” nun yanında. Tıpkı Tayfun’un başını başıma yaslaması gibi.
Yürüyerek, gözlerini kapayarak, dinleyerek... sadece sessizliği dinleyerek, bulursun ya bazen... Tıpkı öyle... Bir şeyleri bulmak için. Bir şeyleri anlatmak için. Bence doğru, bence yanlış. Sadece ne varsa hissettiğin bunu bir şekilde paylaşmak için. Bazen çok derinde hissettiğin şeyleri bir şekilde kelimelere dökmeye çalışarak. Sadece kelimelerle de değil, bir çizimle, bir açıyla ama hep sabırla. Denedik, deniyoruz, deneyeceğiz... Oklarımız bitine kadar efendim.
Hayal et. Merhaba.