Bazı insanları severek iyileştiremezsiniz. Çünkü onların kalbi doğuştan kapkaradır ve onlar zaten ölecektir. Sizi de öldürmesine izin vermeyin.
Cosmic Funnies
No title available
wallacepolsom
d e v o n
Mike Driver
hello vonnie

tannertan36

JVL
taylor price
macklin celebrini has autism
No title available
$LAYYYTER
Not today Justin
Fai_Ryy
No title available

titsay
Misplaced Lens Cap
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
Keni

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Czechia

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Türkiye

seen from India

seen from Canada

seen from Russia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Singapore
seen from Georgia
@hiraasu
Bazı insanları severek iyileştiremezsiniz. Çünkü onların kalbi doğuştan kapkaradır ve onlar zaten ölecektir. Sizi de öldürmesine izin vermeyin.
İki kare fotoğraf var elimde biri geçen zamanı bana, diğeri beni sana anlatan...
Tanıdık bir huzur arıyor gönlüm... Oysa herşey aynı ama sanki herkes yabancı...
Beni şimdi değil, seneler sonra hatırla.
Bir yerde otururken, adını “sevgili” koyduğun birinin sana karşı yaptığı bir hareketi bana benzet ve önce aklına, sonra kalbine düşür beni. Onun “ben gibi” olduğunu gör. O'nda beni aradığını gör. O'nda biz'i bulamadığını gör.
Beni şimdi değil, seneler sonra hatırla.
“Biri vardı” diyerek, ismim hiç aklından çıkmasa da, sen isim vermeden anlat birine beni. “Çok sevmişti beni” de. “Benim iyiliğimi, kendi iyiliğinden çok düşünmüştü inanabilir misin?” de.
Devam et anlatmaya. “Beni sevmek değildi yaptığı, güvenmekti ve bu onun için sevmekten daha önemliydi, değerini bilemedim” de. “Dış'ım umrunda olmaz, içimle ilgilenirdi ama ben onun sevgisini taşıyamadım” de. “Çok sevdiğini bildiğim halde, bir gün ona değerli hissettirmedim” de.
Beni şimdi değil, seneler sonra hatırla.
Seneler sonra hatırla ki, seneler sonra, her şeyin geç olduğunu fark ettiğinde, bir şeyleri mümkünken yapamamanın pişmanlığı hiç gitmesin yüreğinden…
🕊
-Saribiradam-
Söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde,
bir kaktüs bol sudan nasıl,
nasıl çürürse, öyle.
Benim seni güzel hatırlama gibi bir ihtimalim yok, nasıl gittiysen öyle kaldın içimde.
“Tahammül sınırım çoktan aşıldığından beri insanlarla daha az görüşmeye, hislerimi açmamaya ve tuğla tuğla duvar örmeye başladım. Beni sıkıntıya sokacak insanları ve durumları elimin tersiyle ittim, pişman değilim.”
ben bir acayip oldum. gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.
Varsın ,ipek ya da kadife perdesi penceremin. Camlarını bir basmayla kapatayım, gece olduğunda düşmana karşı.Varsın, loş olmasın ışık. Kırk mumluk ampul ile aydınlansın. Hani göz yorandan. Rahat olmasın. Etime batsın, oturduğum kanepe. Ama yorulduğumda, uyumak için uzandığımda, ruhum da göç etsin masal diyarlara. Afillisinden saten boya olmasın duvarları.Varsın biraz da rutubet süslesin duvarlarını. Süslesin ki; unutmayayım üşümeyi ve yoksulluğu. Yerleri parke, bilmem kaç metre kare olmasın. Gövdemin sığdığı, ruhumu da taşıyacak, hani bir dostu da ağırlayacak, şerefine vurulacak kadehlerin masasının sığacağı, çıplak ayaklarla basacağım taşları olan bir oda istiyorum. Güneşin sızdığı, yağmurların ıslattığı, penceresi olsun yeter. Hani, yıldızları da göreyim yattığım yerden. İlkbahar dan, yaz dan haberi olsun. Çok bir şey istemiyorum. Yaşamayı hak eden, bir oda istiyorum. Küçücük ama beni taşıyacak, kocaman yürekli bir oda istiyorum. Varsın, mutfağı küçük olsun. Pişirdiklerimin kokularıyla doysun duvarları. Çok tabak, çanak ta istemiyorum.Sevmiyorum bulaşık yıkamak. Az olsun, ama çiçekleri olsun tabaklarımın. Varsın, ince belli bardaklarım olmasın. Koca, koca bardaklarda içeyim çayımı.Sadece karnımı değil,ruhumu da doyuracak yemekleri pişireceğim mutfağı olan, bir oda istiyorum. Sadece saçlarımı ve bedenimi yıkayacağım değil, ruhumun da arınacağı sulardan geçeceğim banyosu olan, bir oda istiyorum. Penceresi küçük, mutfağı küçük, banyosu küçük, kocaman yürekli bu odanın, kapısı sağlam olsun. Kilit tutsun. Öyle canı sıkılınca hüzünler, ne zamandır merhaba diyemedik Cemile ‘ye diyen vedalar, çat kapı giremesin bu kapıdan. Dik dursun. Tavır yapsın. Eyvallahı olmasın kimseye, bu koca yürekli odanın kapısının. Şiir sevsin duvarları. E! Aciz şair yürekli bir kadın, nefes alacak bu odada çünkü. Dağınıklığıma kızmasın. Karalanmış ve yere atılmış kağıtlardan, rahatsız olmasın. Sevsin dinlediğim türküleri. Tütünüme karışmasın. İçtiğim kahveleri saymasın. İki kadeh içiyorum diye, bana ayyaş muamelesi yapmasın. Hem biraz da ayyaş olmak gerek. Yoksa çekilmiyor dünyanın kahrı. Ağladığım da bana sarılan, güldüğümde tebessüm eden duvarları olan ,bir oda istiyorum. Dünya’nın çirkinliklerinden haberi olmayan, yalanları, yolsuzlukları, insanların ucuzluğunu,kabul görmeyen duvarlara sahip,bir oda istiyorum. Yazacağım, çizeceğim, haksızlıklara ağız dolusu söveceğim, kimsenin ‘’-ş! sana yakışmaz’’ demeye hakkı olmadığı, bir oda istiyorum. Özlemini çektiğim kedinin tüylerinden rahatsız olmayan, bir oda istiyorum. Her şeyi unutmayı başarabildiğim, duvarlarında umutlarımı ve hayallerimi oynattığım, bir oda istiyorum. Işıktan nasibini almış, bugünü bugün gibi yaşamaya niyetli, yarından da umutlu duvarları olan, bir oda istiyorum. Tüm evlerin duvarları için;-’’Ah! bir dili olsa da konuşsa’’ denildi. Tüm evlerin duvarlarından, şahitliği beklendi. Ben, benimle aynı dili konuşan duvarları olan, bir oda istiyorum. Kimi zamanda, evlerin duvarları şahit gösterildi. ’’-İşte buraya yazıyorum’’deyip, tükürükle çentik atıldı duvarlara. Ben, mutluluklara şahitlik edecek, hüzünleri de göğsüne gömecek duvarları olan, bir oda istiyorum. #anonim
Yine seni izlerken arka planda çalıyormuşçasına...
Gecenin sıcak ayazı, yağmurun nağmeleri ve sokak lambasının aydınlatmaya yetmediği kaldırım taşları... Evet mevsim bahar, yeşeriyorsun kalbimde. Bilmem hangi uçsuz bucaksız diyalardan düştün dilime. Ve ben avuçlarında çırpınan bir serçe...
"İkimizde çok pişman olacağız. Birimiz çok sevdiği için yakacak yıllar sonra sigarasını, diğeri böyle çok seveni bıraktığı için."
Iste benim hikayem böyle başladı. Geldiginden haberim olmayan büyük bir sessizlik çığının altında ezilmek üzereyken... tipki basit bir tabure olan ağacın zımpara sesine karşı bagirmasi gibi. Oysa bağırmadan konuşacak olsa anlatabilirdi belki yaşamak için verdiği onca emeği ama o bağırmayı seçti. Diğerleri gibi insan oğluna boyun eğdirildi. Birileri şu ağaçlara bağırmadan konuşmayı öğretmeli. Ya da bir seçenek daha var savaş açmalıyız, herkes özgürce bağırabilmeli. Bir kırlangıcın kanadından düşen tüyün çıkardığı ses kadar yüksek olmalı çığlıklarımız. Karşı çıkmalıyız, herkes istediği kadar özgür olmalı.
Bu beynimin içinde bir başkaldiri, bu bir savaş çağrısı...
Yasamak bir kumardır ya oynayıp risk alırsın ya da olduğun yerde sayarsın. Ve bazen o riski almaktan başka çaren kalmaz. Bir ışık gördüğünü düşünürsün o yöne doğru yürürsün,kendinden eminsindir. Hic bir sekilde sorun olmayacagini dusundugun icin arkanda ekmek kirintilari birakmaktan cekinmezsin. Işler boylece sarpa sarar adim adim... o gün geldiğinde, kırıntılar yığınında boğulamana ramak kaldığını hissettiğinde, işte o an yanlız ve çaresiz olduğunu bir kere daha anlarsın.. kimse olamadığını çabaladıkça daha da battığını tam da o gün anlarsın.
Burası böyle bir karanlık, buraya düştüğünüzde çıkış olmadığını bilirsiniz. Ve burdaki renkler sadece siyahtır. Duyabileceğiniz tek ses ise kalp atışınız ve demir bir ranzanin gicirtisindan ibarettir. Tek kaçış yolunuz yazmak olur duvalara ,kağıtlara ve hatta birgun cikabileceginizi umut ettiğiniz o demir kapının üzerine. Unutmamak için renkleri, bir gok kuşağı çizebilirsiniz mesela gökyüzünüz olan tavanda yada geceleri kayan yıldızlar hayal edebilirsiniz. Umut edebilirsiniz avuç içi kadar küçük olan pencereden odanıza güneş doğabileceğini. Ya da bir sandalye ile lavobaya vurup, kırık mermer parçalarıyla bileklerinizi kesebilirsiniz. En iyi ihtimalle azrailinizle erken tanışırsınız.. Belkide hayatta kalarak(ki eminim benim yerimde olsaniz ölmüş olmayı yegelerdiniz) karanliginiza yeniden dönüşünüzü izlersiniz. Bu boktan dünyanın boktan kurallarına sadece masumların uymak zorunda olduğunu bir kere daha anlayarak... #HiraSu